Medeni Hukuk ve Miras Hukuku

Miras Hukuku ve Miras Davaları

Her zaman herkesi ve her aileyi ilgilendiren Miras Hukuku, insanların ölümlerinden sonra malları üzerinde yapmak istedikleri ölüme bağlı tasarrufları ve ölümleri halinde, gaipliğine karar verilmesinden sonra veya ölüm karinesinin varlığı halinde mirasa konu mallarının (tereke) yasal mirasçılar ve diğer mirasçılar arasında ne şekilde paylaştırılacağını, borçlarının nasıl ve hangi sırayla ödeneceğini inceleyen Miras Hukuku, Medeni Hukukun bir alt dalıdır.

Her bir gerçek kişinin ölümü veya gaipliğinin ardından murisin (miras bırakanın) malvarlığının ne şekilde, hangi oranlarda ve kimlere paylaştırılacağı, mirasın yasal, adil ve hakkaniyetli miras paylarına göre dağılımı ve özellikle vasiyetnameler ile kendi isteği ve iradesi ile mirasçılara düşecek payların oranını ve paylarını değiştirmesi ve etkilemesi ile geçmişten günümüze, etki eden değişkenlerin de çokluğu sebebiyle insanlar ve aile bireyleri arasında çeşitli sorulara, sorunlara ve husumetlere sebebiyet vermektedir. Bu sonuçlara bir de miras hukuku alanında davaların oldukça çeşitli ve karmaşık olduğu düşünülürse, miras hukuku kendi başına insan yaşamını her yönü ile doğrudan etkileyen önemli bir hukuk dalı haline gelmiştir. Dolayısıyla bu yönleriyle ve davalarıyla Miras Hukuku, uzmanlık gerektiren bir hukuk disiplinidir.

Miras Hukukunda uzman veya miras davalarında uzman bir avukattan veya hukuk bürosundan hizmet alınmadığı takdirde hak kayıplarının yaşanabileceği ve mahrumiyetler yaşanabileceği kuvvetle muhtemeldir. Onun için Miras davalarında uzman bir avukattan veya hukuk bürosundan destek alınması oldukça önemli ve mirasçı yararınadır. Çünkü konusunda uzman ve deneyimli bir miras avukatı, mirasçının miras davası sürecinde mirasçıya hukuki anlamda destek sağlayacağı gibi, miras paylaşımında olası yaşanacak hak kayıplarının ve mahrumiyetlerinin önüne de geçecektir.

Antalya ve Türkiye’de konusunda uzman ve deneyimli Miras Hukuku avukatlarıyla Güneş & Güneş Hukuk Bürosu, 23 yıldan bu yana yerli yabancı müvekkillerine miras haklarına kavuşmasında, miras sorunlarının giderilmesinde, miras davalarının yürütülmesinde en iyi hukuk ve avukatlık hizmetini vermeye devam etmektedir.

Neden Güneş & Güneş Hukuk Bürosu?

23 Yıllık Tecrübe

1999 yılından beri müvekkillerimize hukuki danışmanlık hizmeti sağlamaktayız.

20 Kişilik Ekip

Farklı çalışma alanlarında uzman olan avukatlarımız ve yardımcı ekip arkadaşlarımızla 20 kişilik bir aileyiz.

4 Dilde Hizmet

Uluslararası olarak Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça dillerinde ana dil seviyesinde hukuki danışmanlık sağlamaktayız.

33 Farklı Çalışma Alanı

Bir çok farklı çalışma alanında müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.

23 Yılı Aşkın Deneyimiyle Miras Hukuku ve Miras Davalarında Yetkin Ve Uzman Avukatlık Ve Hukuk Büromuzun Antalya Ve Türkiye Genelinde Yerli Ve Yabancı Müvekkillerine Miras Hukuku ve Miras Davalarında Vermiş Olduğu Başlıca Avukatlık Hizmetleri Şunlardır:

  • Miras Hukuku Dava Türleri Olan; Mirasçılık Belgesi Verilmesi Davası, Atanmış Kişiye Mirasçılık Belgesi Verilmesi Davası, Mirasçılık Belgesinin İptali Ve Yeni Mirasçılık Belgesi Verilmesi Davası, Mirasın Yoksun (Mahrum) Kişiye Mirasçılık Belgesi Verilmesi Davası, Mirasın Reddi Halinde Mirasçılık Belgesi Verilmesi Davası Mirastan Yoksunluğun Tespiti Davası, Terekenin Mevcudunun Tespitine İlişkin Dava, Terekenin Korunmasına İlişkin Dava, Muris Muvazaasına Dayalı Tapu İptal Ve Tescil Davası, Saklı Paylı Mirasçıların Tenkis Talebine İlişkin Tenkis Davası, Miras Sözleşmelerinden Doğan Dava, Mirasın Paylaştırılması Yoluyla Ortaklığın Giderilmesi Davası, Miras Hukukunda Terekeye Dahil Aile Konutunun Sağ Kalan Eşe Özgülenmesine İlişkin Dava, Tereke Borcunu Ödeyen Mirasçının Diğer Mirasçılara Rücu Etmesine İlişkin Dava, Miras Payının Temlikinden Doğan Dava, Vasiyetnamenin İptali Davası, Vasiyetnamenin İfası Davası, Mirasın Mirasçılar Tarafından Gerçek Reddine İlişkin Dava, Mirasın (Terekenin) Borca Batık Olduğunun Tespiti Davası, Mirasın Reddi Kararının İptali Davası, Mirasçılıktan Çıkarma Tasarrufunun İptali Davaları Olmak Üzere Tüm Miras Davalarının Miras Avukatı Olarak Açılması, Dava Süreçlerinin Yürütülmesi Ve Davaların Sonuçlandırılarak Miras Haklarının Kazandırılmasına Yönelik Miras Danışmanlığı Ve Miras Avukatlık Hizmeti,
  • Terekenin Mevcudunun Tespitine İlişkin Dava, Terekenin Korunmasına İlişkin Dava, Tapu Kütüğündeki Kişi İle Miras Bırakanın Aynı Kişi Olduğunun Tespitine Yönelik Dava, Mirasta Denkleştirme Ve Terekeye İade Davası, Saklı Paylı Mirasçıların Tenkis Talebine İlişkin Tenkis Davası, Terekenin Resmi Defterinin Tutulması Davası, Mirasta İstihkak Davası, Miras Sözleşmelerinden Doğan Dava, Miras Sözleşmesinin Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Dava, Mirasın İflas Hükümlerine Göre Tasfiyesinin Yapılmasına İlişkin Dava, Alacağın Tereke Masasına Kayıt Ve Kabulüne İlişkin Dava, Alacaklıların Mirasın Reddinin İptaline İlişkin Dava, İflas İdaresinin Mirasın Reddinin İptaline İlişkin Davalar Olmak Üzere Tüm Miras Davalarının Miras Avukatı Olarak Açılması, Dava Süreçlerinin Yürütülmesi Ve Davaların Sonuçlandırılarak Miras Haklarının Kazandırılmasına Yönelik Miras Danışmanlığı Ve Miras Avukatlık Hizmeti,
  • Mirasçının Gaipliğine Karar Verilmesi Davası, Miras Bırakanın Gaipliğine Karar Verilmesi Davası, Gaiplik Ve Malvarlığının Hazineye İntikali Davası, Mirasın Paylaştırılması Talebine İlişkin Dava, Mirasın Paylaştırılması Yoluyla Ortaklığın Giderilmesi Davası, Miras Ortaklığına Temsilci Atanması Davası, Miras Hukukunda Terekeye Dahil Aile Konutunun Sağ Kalan Eşe Özgülenmesine İlişkin Dava, Borçlu Olan Mirasçıya Kayyım Atanmasına İlişkin Dava, Miras Taksim Sözleşmesinin İptali Davası, Tereke Borcundan Dolayı Mirasçıların Müteselsil Sorumluluğuna İlişkin Dava, Mirasın Paylaşılmasından Sonra Tereke Borcundan Dolayı Mirasçının Sorumluluğuna İlişkin Dava, Tereke Borcunu Ödeyen Mirasçının Diğer Mirasçılara Rücu Etmesine İlişkin Davalar Olmak Üzere Tüm Miras Davalarının Miras Avukatı Olarak Açılması, Dava Süreçlerinin Yürütülmesi Ve Davaların Sonuçlandırılarak Miras Haklarının Kazandırılmasına Yönelik Miras Danışmanlığı Ve Miras Avukatlık Hizmeti,
  • Miras Payının Temlikinden Doğan Dava, Vasiyetnamenin Açılması Ve İlgililere Okunmasına İlişkin Dava, Belirli Mal Vasiyetinin Yerine Getirilmesine İlişkin Dava, Vasiyetnamenin İptali Davası, Vasiyetnamenin İfası Davası, Vasiyetnamenin Açılmasına Dair Yabancı Mahkeme Kararının Tanınması Ve Tenfizine İlişkin Dava, Mirastan Feragat Sözleşmesinin Geçersizliğinin Tespitine İlişkin Dava, Mirasın Mirasçılar Tarafından Gerçek Reddine İlişkin Dava Yakın Mirasçılarca Mirasın Reddi Halinde Mirasın Tasfiye Edilmesine İlişkin Dava, Mirasın (Terekenin) Borca Batık Olduğunun Tespiti Davası, Mirasın Reddi Kararının İptali Davası, Mirasçılıktan Çıkarma Tasarrufunun İptali Davası, Mirasın Resmi Defterinin Tutulmasına İlişkin Dava, Ön Mirasçı/Art Mirasçı Atanmasından Kaynaklanan Dava, Yabancı Mahkemelerden Verilen Aile Hukukuna Ve Miras Hukukuna İlişkin Kararların Tanınması Ve Tenfizi Davaları Olmak Üzere Davaları Olmak Üzere Tüm Miras Davalarının Miras Avukatı Olarak Açılması, Dava Süreçlerinin Yürütülmesi Ve Davaların Sonuçlandırılarak Miras Haklarının Kazandırılmasına Yönelik Miras Danışmanlığı Ve Miras Avukatlık Hizmeti ,
  • Miras Sözleşmesinin Düzenlenmesi Ve Resmi Şekilde Yapılması, Mirastan Feragat Sözleşmesinin Hazırlanması İvazlı Veya İvazsız Mirastan Feragat Sözleşmesinin Düzenlenmesi Ve Hazırlanması Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Hazırlanması, Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinden Kaynaklanan Uyuşmazlıklara (Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin İptali, Feshi Ve Ölünceye Kadar Sözleşmesi İle Verilen Taşınmazlar İçin Tapu İptal Ve Tescil Davaları Vs) İlişkin Miras Hakkına İlişkin Olarak Miras Hukukundan Kaynaklanan Her Türlü Davanın Açılması, Sürecin Takibi Ve Sonuçlandırılmasına İlişkin Miras Avukatlık Hizmeti,
  • Yerli Ve Yabancı Müvekkillerimiz İçin Yabancı Ülkelerde Yapılmış Olan Vasiyetnamelerin Türk Mahkemesi Nezdinde Açılması, Yabancı Müvekkillerimize Antalya Veya Türkiye’de Vasiyetname Yapması Ve Düzenlenmesi Sürecinde Danışmanlık, Miras Kalan Bir Taşınmazın Satışı, Murisin Ortağı Ve Sahip Olduğu Bir Şirketin Veya Şirketi Hisselerinin Mirasçılarına İntikali, Miras Reddi, Resmi Defterlerin Tutulması, Mirasçılar Arası Müzakereleri De Barındıran Kompleks Bir Miras Uyuşmazlığının Çözülmesi, Yabancı Uyruklu Murisin Banka Hesaplarındaki Paranın Varislere İntikali Ve Çekilmesi, Yabancıların Türkiye’de Mirası, Yabancılık Unsuru Taşıyan Mirasın Açılması, İktisabı Ve Taksimine İlişkin Davalarda, Mirasa İlişkin Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması Ve Tenfizi, Yabancılar Vasiyetnameler İle Yabancı Ülkelerde Düzenlenmiş Vasiyetnamelerin Açılması Ve Yerine Getirilmesine İlişkin Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanıma Ve Tenfizine Yönelik Avukatlık Ve Dava Hizmeti, Yabancıların Türkiye’de Mirasçılık (Veraset) Belgesi Alması, Taşınmaz Mallar Hakkında Yabancı Mahkemeden Alınan Mirasçılık Belgesinin Veya Yabancı Mahkemece Açılmış Bulunan Vasiyetnamenin Türk Mahkemelerince Tanınması Ve Tenfizi, Yabancı Tüzel Kişilerin Türkiye’de Miras Yoluyla Gayrimenkul Edinmesi Ve Yabancı Gerçek Kişilerin Türkiye’de Miras Yoluyla Taşınır (Araba / Bankada Para) Edinmesi, Taşınır Veya Taşınmaz Miras Paylarını Mirasçıların Adlarına Tescili İçin Gerekli İşlemlerin Yapılması, Yabancı Ülkede Bulunan Miras Hakları İçin Miras Hakkının Bulunduğu Ülkede Gerekli Hukuki Sürecin Başlatılması Ve Takibi, Miras Hakkından Kaynaklanan İntikal, Veraset Ve Harç İşlemlerinin Yürütülmesi Veraset İntikal Vergisinin Ödenmesine İlişkin Hukuki Danışmalık Ve Yabancı Miras Avukatlık Destek Hizmeti,
  • Mirasçıların Terekeden Alacakları Pay Ve Oranlara İlişkin Mirasçılık Belgesi Dava Ve İşlemlerinde Vekaleten Temsil, Vasiyetname Hazırlanması, Miras Taksim Sözleşmelerinin Hazırlanması, Miras Bırakanın Sağlığında Yada Ölüme Bağlı Tasarrufta Bulunmak Suretiyle, Saklı Paylı Mirasçıların Saklı Paylarını İhlal Ettiği Durumlarda, Tenkis Davası Açılması Ve Vekaleten Temsil, Terekenin Tespiti Davalarının Hazırlanması Ve Davalarda Vekaleten Temsil, Miras Bırakanın, Yasal Koşulların Varlığı Halinde Saklı Paylı Mirasçısını Mirasçılıktan Çıkarabilmesine İlişkin Ölüme Bağlı Tasarrufta Bulunabilmesine İlişkin, Hukuki Destek Verilmesi, Murisin Yasal Mirasçılarını, Terekesinden Mahrum Bırakmak Amacıyla, Gerçeğe Aykırı Şekilde Muvazaalı Olarak Yaptığı Devir İşlemlerinin İptali İçin Muris Muvazaası Davasının Açılması Ve Vekaleten Temsil, Mirasçılıktan Çıkarma, Vasiyetname İle Yapıldığından, İptal Davası Şartları Bulunduğunda, İptal Davası Açılması Ve Vekaleten Temsil, Miras Sözleşmesinin Sona Ermesine, İptaline İlişkin Sürecin Hazırlanması Ve Yürütülmesi, Miras Payına İlişkin Denkleştirme Davalarının Açılması Ve Vekaleten Temsil, Mirasın Reddine İlişkin Davaların Açılması Ve Vekaleten Temsil, Vasiyetnamenin İptaline İlişkin Davaların Açılması Ve Vekaleten Temsil, Mevcut Vasiyetnameden Dönülmesi Sürecinin Hazırlanması Ve Yürütülmesi Sürecine İlişkin Hukuki Danışmalık Ve Miras Avukatlığı Hizmeti,
  • Mirasın Adınıza Geçmesi İçin Gerekli İşlemlerin Yapılması, Tapuların Adınıza Geçirilmesi Ve Tapu Veraset Tescil İşlemeleri, Miras Kalan Malların Ve Terekenin Araştırılması (Tapular, Taşınır Ve Taşınmaz Mallar, Bankalardaki Paralar), Miras Kalan Mallarla İlgili Raporlar Hazırlanması (Kalan Malların Bedelinin Tespiti, Ekspertiz Raporları Düzenlenmesi) ,Mirasa Konu Taşınmazların İntikali (Mirasın Taraflara Geçmesi), Miras Mallarının Satılması Ve Bu Konuda Hukuki Temsil Ve Danışmanlık, Bankada Kalan Paraların Çekilmesi, Miras Vergilerinin Ödenmesi, Mirastan Kaçırılan Mallara İlişkin Davalar, Miras Bırakanın Sağlığında Diğer Mirasçılardan Mal Kaçırmak İçin Mallarını Başkalarına Hileli Satışlarla Devretmesi Durumunda Davalar Açılması (Muris Muvazaası Ve Tapu İptal Tescil Davaları), Türkiye’de Miras Ve Mirasçılık İşlemlerine İlişkin Hukuki Danışmalık Ve Miras Avukatlığı Hizmeti,
  • Borçlu Olan Mirasçıya Kayyım Atanmasına İlişkin Dava, Tereke Borcundan Dolayı Mirasçıların Müteselsil Sorumluluğuna İlişkin Dava, Mirasın Paylaşılmasından Sonra Tereke Borcundan Dolayı Mirasçının Sorumluluğuna İlişkin Dava, Tereke Borcunu Ödeyen Mirasçının Diğer Mirasçılara Rücu Etmesine İlişkin Dava, Miras Payının Temlikinden Doğan Dava, Yakın Mirasçılarca Mirasın Reddi Halinde Mirasın Tasfiye Edilmesine İlişkin Dava, Mirasın (Terekenin) Borca Batık Olduğunun Tespiti Davasına ilişkin Türkiye’de Miras Ve Mirasçılık İşlemlerine İlişkin Hukuki Danışmalık Ve Miras Avukatlığı Hizmeti,

“23 YILDIR HAKLARINIZI ÖNEMSİYORUZ.”

Medeni Hukuk ve Miras Hukuku ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Mal rejimi, evliliğin, boşanma, iptal, ölüm gibi nedenlerle sona ermesinde tarafların sahip oldukları malları nasıl paylaştıracakları konusunda yaptıkları sözleşme biçimidir.

Medeni Kanunumuzda DÖRT mal rejimi vardır:

  • Edinilmiş mallara katılma rejimi, (md. 218- yasal mal rejimi)
  • Mal ayrılığı rejimi, (md. 242)
  • Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi, ( md. 244)
  • Mal ortaklığı rejimi (md. 256)
    • Sınırlı mal ortalığı
    • Edinilmiş mallarda ortaklık
Taraflar, evlenirken veya evlendikten sonra yukarıdaki mal rejimlerinden birini seçip sözleşme yapmamışlarsa yasal mal rejimine tâbi olurlar.
Hayır, yoktur. Herhangi bir mal rejimi seçilmediği takdirde otomatik olarak yasal mal rejimi seçilmiş sayılır.
Eşler, yeni Medeni Kanunun dolayısı ile bu mal rejimlerinin kabul edildiği tarih olan 1 Ocak 2002‘ye kadar geçen süre için eski rejime, ondan sonra edindikleri mallar için yeni rejime tâbi olacaklardır. Yani bu mal rejimi, mevcut evlilikler içinde 1 Ocak 2002;ye kadar edinilmiş malları kapsamamaktadır.
Mal Rejimi sözleşmeleri, özel olarak avukatlar aracılığı ile yapılabilir ve sonra Notere onaylattırılır. Doğrudan doğruya Noterde yapılabilir, Nüfus Müdürlüklerinde hangi mal rejiminin seçildiği belirtilebilir.
  • Kişisel Mallar:
    • Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya ( kadınların takıları, makyaj malzemeleri, erkeklerin kol düğmeleri, tarafların giyecekleri gibi)
    • Tarafların emek vermeden sahip oldukları mallar ( bağış, miras gibi)
    • Tarafların evlenmeden ÖNCE sahip oldukları mallar
    • Mânevi tazminat gibi tarafların alacakları,
    • Kişisel malların yerine geçenler ( örneğin evlenmeden önce sahip olunan veya miras yolu ile gelen bir evi satıp yerine yenisinin alınması gibi)
    • Tarafların aralarında; kişisel mal; olarak kabul edileceğini kararlaştırdıkları mallardır.
  • Edinilmiş Mallar:
    • Tarafların evlenmelerinden başlayarak emekleri karşılığında edindikleri mallar ( Yâni yaptıkları iş ve meslek dolayısı ile elde ettikleri kazançlardan edindikleri mallar)
    • Sosyal güvenlik ve sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler ( emekli ikramiyesi gibi)
    • Çalışma gücünün kaybı nedeni ile ödenen tazminatlar,
    • Kişisel malların gelirleri,
    • Edinilmiş malların yerine geçen değerler.
  • Boşanma ile,
  • Evliliğin iptali ile
  • Ölümle,
  • Başka bir mal rejiminin kabulü ile sona erer.

Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır. ( md. 226 ve devamı)

Boşanma tazminatı maddi ve manevi olabilir. Medeni Kanunun 174. maddesine göre; Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Kusursuz veya daha az kusurlu olan eş mevcut ya da beklediği bir yararı, boşanma yüzünden kaybediyorsa, kusurlu olan eşten maddi tazminat isteyebilir. Örneğin, evlilik sırasında eşinin çalışmasına ya da öğrenimini tamamlamasına izin vermemesi maddi tazminat nedenidir. Boşanmaya neden olan olaylar kusursuz veya daha az kusurlu eşin kişilik haklarını ağır şekilde zedelemişse, manevi tazminata hükmedilebilir. Örneğin dayak, kötü muamele, hakaret, sadakatsizlik gibi olaylar yaşanmışsa bunlardan mağdur olan taraf manevi tazminat isteyebilir.

Boşanma davası öncesinde veya dava sırasında eş ve reşit olmayan çocuklar yararına hükmedilecek nafakadır.

Boşanma davası öncesi ayrı bir dava olarak açılabilir. Bu durumda nafaka isteyen eşin ayrı yasamakta haklı olduğunu ispat etmesi gerekmektedir. (dayak, terk, aldatma v.b.)Tedbir nafakası, dava tarihinden başlayıp hükmün kesinleştiği tarihe kadar geçerlidir.

Boşanma sonucu yoksulluğa düşecek eşin kusuru daha ağır olmaması koşuluyla diğer taraftan mali gücü oranında isteyebileceği nafakadır.

Eşit kusur halinde nafakaya hükmedilebilir. Hakim kendiliğinden yoksulluk nafakasına hükmedemez. Bunun için açık bir talep gereklidir. Yoksulluk nafakasını eşlerin her ikisi de isteyebilir. Hakim bu nafakaya eşlerin maddi durumunu araştırdıktan sonra hükmedebilir. Ayrıca yoksulluk nafakasına süreli olarak hükmedilemez (1 yıl, 5 yıl gibi.). Ayrıca boşanan eşler her zaman bu nafakanın yeniden gözden geçirilmesini artırılmasını, azaltılmasını ya da tamamen kaldırılmasını isteyebilirler. Yoksulluk nafakası Boşanma davası içinde istenebileceği gibi, boşanma kararından sonra ayrı bir dava olarak da talep edilebilir.

Boşanma kararının verilmesinden sonra çocukların velayeti kendisine verilmemiş olan eşin çocukların bakım, eğitim, sağlık gibi ihtiyaçları için vermesi gereken nafaka çeşididir.

İştirak nafakasını hakim talep olmasa dahi kendiliğinden düzenler ve her çocuğun durumunu ayrı ayrı değerlendirerek karar verir. İştirak nafakasının başlangıcı boşanma kararının kesinleşme tarihidir. Bitişi ise çocuğun reşit olduğu tarihtir. Reşit çocuk için nafakaya hükmedilemez. Ancak eğitimleri devam ediyorsa eğitimleri bitene kadar, kız çocuklarına ise evleninceye kadar iştirak nafakası ödenir. Boşanma kararıyla iştirak nafakasına karar verilmemiş ise daha sonra dava açılabilir.

Eşlerden biri diğer eşin bir mal edinmesine, sahip olduğu malın iyileştirilmesine veya korunmasına HİÇ VEYA BİR KARŞILIK ALMAKSIZIN katkıda bulunmuşsa,

tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için KATKISI ORANINDA alacak hakkına sahip olur. Bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır. Bir değer kaybı söz konusu olmuşsa katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. (md.227)

Kural olarak sağ kalan eş birlikte mirasçı olduğu gruba göre mirastan pay alır.

Sağ kalan eş;
– çocuklarla birlikte mirasçı olmuşsa mirasın ¼ ünü,
– miras bırakanın ana-baba veya kardeşleri ile birlikte mirasçı olmuşsa ½ sini,
– miras bırakanın büyük ana ve büyük babası veya onların çocukları ile birlikte mirasçı olmuşsa mirasın ¾ ünü,
– bunların hiç biri yoksa tamamını alır. (md. 499)

Eğer taraflar arasında yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanıyorsa o zaman:

– sağ kalan eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir. (md.236) Yâni sağ kalan eş artık değerin yarısını alır sonra kalan yarının (çocuklarla birlikte mirasçı ise) ¼ nü alır böylece ¾ nü almış olur.
– Ayrıca sağ kalan eş , eski yaşamını sürdürmek istiyorsa ölen eşi ile birlikte yaşadıkları ev ve eşyaların kendisine tahsisini isteyebilir. Ancak bunu için diğer mirasçıların payını ödemesi gerekir. Ödemeyi de ya kendi katılma payını diğer mirasçılara bırakarak ve yetmezse üstüne para ekleyerek yapabilir.(md.240)

Paylaşmalı mal ayrılığında sağ kalan eş gene paylaşma konusu olan mallar arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; bunlar üzerinde kendisine miras ve paylaşmadan doğan hakkına mahsup edilmek ve yetmezse bir bedel eklemek suretiyle mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. (md.255)

Mal ayrılığı rejiminde ise kişisel ve ortaklık malları ayrımı yapılmadın sağ kalan eş çocuklarla birlikte mirasçı olmuşsa mirasın ¼ nünü alır. Diğer miras payları burada aynen uygulanır.

Mal Ortaklığında ise eşlerden biri diğerinin rızası olmadan ortaklık mallarına girecek olan bir mirası reddedemeyeceği gibi tereke borca batıksa kabul de edemez.(md.265)

Eşlerden birini ölümü veya diğer bir mal rejiminin kabulü ile mal ortaklığı rejiminin sona ermesi halinde her eşe veya mirasçılarına ortaklık mallarının yarısı verilir.(md.276)

Mal rejiminin tasfiyesinden doğan dava ve talepler boşanmanın eki niteliğinde olmayıp, uygulamada boşanma davasında talep edilmesi halinde tefrik edilerek, bekletici mesele yapılmaktadır.

Bu konudaki… içtihatlar oturmuş olup örneğin Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2005/1208 E., 2005/4267 K. ve 17.03.2005 tarihli kararında “Davacı-davalı kadının istediği eşya, borsa hesabı, mal rejimi nedeniyle binadan alacak, araca katkı bedeli ile ilgili istem, boşanmanın eki niteliğinde olmayıp, bu istemler ancak boşanma davası ile ilgili hüküm kesinleşip tasfiye gündeme geldiğinde karara bağlanabilir. Bu nedenle bu konudaki dava ve istemler tefrik edilerek boşanma ile ilgili davanın bekletici mesele yapılması ve sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.” denilmektedir.

Bu davalar alacak davaları olup, kural olarak bu tür davalarda ayni talepte bulunulamaz. Mal rejiminin tasfiyesi neticesinde ortaya çıkan alacak “katılma alacağı” olup, katılma alacağı kanundan doğan bir alacak hakkıdır.

Kural olarak ayni talepte bulunulamayacağı için dava dilekçelerinde “taşınmazın 1/2 hissesinin iptali ve tescili, taşınmazın müşterek mülkiyete çevrilmesi” gibi talepler yanlış taleplerdir. Talep edilecek olan mal rejiminin tasfiyesi ve müvekkil lehine doğacak …….. TL katılma alacağının tahsilidir.

Teorik olarak tasfiye çift taraflıdır. Ancak usul hukuku açısından usulüne uygun bir dava veya karşılık dava açmayan eş yönünden artık değer ve katılma alacağı hesabı yapılmaz.

Aynı şekilde davalı olarak değer artış payı talebimiz varsa karşı dava açılması gerekmektedir.

Anlaşmalı boşanmalarda mal rejimi tasfiyesi şu şekilde belirtilebilir: “Eşler, müşterek haneden kendilerine ait eşyaları aldıkları gibi evlilik birliğinin devamı süresince edindikleri malların tamamını işbu protokolde görüldüğü şekil ve şartlarda paylaşmış bulunmaktadır.

Her iki taraf da birbirlerinden edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamındaki katılma alacağı, değer artış payı alacağı veya mal ayrılığı rejimi dönemindeki katkı payı alacağı veya herhangi başka bir alacak talebinde bulunmayacaklarını kabul ve taahhüt ederler.”

Anlaşmalı boşanma davasında yapılan boşanmanın eki niteliğindeki istemlere ilişkin açıklamalar boşanma davasının eki niteliğinde olmayan mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağı yönünden bağlayıcı nitelikte değildir.

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 59 hükmüne göre “Yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder”

kuralına dayanarak edinilmiş mallara katılma rejiminin tanıma ya da tenfizine karar verilen yabancı mahkeme kararının dava tarihinden değil yabancı mahkeme kararının tanıma ya da tenfizi kararının kesinleştiği andan itibaren sona ereceği savunulmuştur.
Ancak Yargıtay 8. H.D. yabancı boşanma davasının açıldığı tarihte mal rejiminin sona erdiği görüşündedir. (Y. 8. H.D. 19.10.2009, 2342-4941 ve Y.8 H.D. 20.10.2009, 3620-5010)

Mal rejiminin tasfiyesi davasında her tür delilden yararlanılabilir, tanıkla ispat edilebilir.

Yasal mal rejimi kuralları içinde katılma alacağına ilişkin özel bir zamanaşımı süresi yer almamaktadır.

Bu konuda bunun Borçlar Kanunu kapsamında bir alacak hakkı olduğundan yola çıkarak zamanaşımının da 10 yıl olduğunu savunanlar olduğu gibi (B.K. 125) M.K. 178 gereği 1 yıllık zamanaşımı olması gerektiğini savunanlar da vardır.
En son Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin verdiği kararda zamanaşımı 1 yıl olarak kabul edilmiştir. (YARGITAY 8. H.D. 2009/873 E., 2009/2621 K., Tarihi: 26.05.2009)

“Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir. Ayni ödemede malların sürüm değeri esas alınır.”
Bu hak borçluya kanun gereği tanınan seçim hakkıdır. Alacaklının buna itiraz hakkı, hakkın kötüye kullanılması dışında yoktur.

“Katılma alacağının ve değer artış payının derhal ödenmesi kendisi için ciddi güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerinin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir.
Ayni ödeme ve erteleme için talep gerekmektedir ancak takas re’sen hakim tarafından göz önünde tutulur.

Değer Artış Payı, katkı payı talebinin yeni adıdır. Daha önce katkı payı alacağı Yargıtay içtihatları ile şekillenmişti. Bu madde ile aile hukukunda özel bir alacak talep hakkı getirilmiştir.

Katkı payı ile değer artış payı arasındaki fark; değer artış payında malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesap yapılır, katkı payında ise malın dava tarihindeki değerine göre hesap yapılır.
Örneğin 100.000 TL’ye alınan bir taşınmaza davacının 10.000 TL katkısı vardır ve dava tarihinde taşınmazın değeri 200.000 TL, tasfiye (karara en yakın tarih) tarihinde ise taşınmaz 250.000 TL’dir. Katkı payı hesabı yapılacaksa;
Katkı Oranı= 10.000/100.000
Katkı Oranı=1/10
Katkı Payı= 200.000 x 1/10
Katkı Payı= 20.000 TL
Değer Artış Payı Hesabı Yapılacaksa;
Katkı Oranı= 10.000/100.000
Katkı Oranı=1/10
Değer Artış Payı= 250.000 x 1/10
Değer Artış Payı= 25.000 TL

Değer artış payı alacağı bir eşin, diğer eşin herhangi bir malına yapmış olduğu katkıyı ifade eder. Denkleştirme ise bir eşin kendi malları arasındaki değer kaymalarını ifade eder.

“Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir.”
Katkı oranı değer artış payından olduğu gibi hesaplanacaktır. Denkleştirme hesabı yapılırken katkı yapılan malın değeri düşmüş ise bu takdirde değer artış payından farklı olarak değer azalması dikkate alınır.
Örneğin, eşlerden biri 40.000 TL’ye alınan bir mala edinilmiş mala, miras yolu ile kendisine kalan 15.000 TL’yi eklemiş ve tasfiye tarihinde bu malın değeri 30.000 TL’ye düşmüşse,
Katkı Oranı= 15.000/40.000
Katkı Oranı=%37,5
Denkleştirme Alacağı= 15.000 x %37,5
Denkleştirme Alacağı= 11.250 TL

Edinilmiş maldan bahsedebilmek için kural olarak o malın mülkiyetinin eşlerden birinde olması gerekir. Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi aşamasında hesaba katılacak olan mallar ve değerler, eşlerin mal rejimin sona ermesi anındaki mülkiyet durumlarına göre değerlendirilir.

Yasal mal rejiminde evlilik devam ettiği sürece eşler kural olarak tüm malları üzerinde mülkiyet, yönetim ve tasarruf yetkisine sahiptir. Bu sebeple mal rejimi devam ederken eşlerin edinilmiş malı tasarruf etmesine engel bir durum yoktur. Hatta bu emredici hükümdür, eşler bazı malvarlıklarını elden çıkarmayacakları, diğer eşin rızası ile tasarrufta bulunacakları konusunda sözleşme yapamazlar. Ancak bir eşin mülkiyetinde bulunmadığı halde bazı malvarlığı değerleri “eklenecek değerler”den kabul edilebilir. Bu istisnai hüküm dışında, mal rejiminin sona ermesi anında, bir eşin mülkiyetinde bulunmayan mallar tasfiyede dikkate alınmayacaktır.

Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer olarak eklenir:

  1. Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar,
  2. Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler.
    Eşin burada ispatlaması gereken kötüniyet ve kasıttır. İşlemin muvazaa nedeni ile geçersiz olup olmadığı tartışılmayacaktır.
    Böyle bir durum olduğunda malın devredildiği tarihteki sürüm değeri esas alınır. (Satış değeri değil sürüm değeri)
    Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.
    Bu konuda benzer bir diğer madde de “üçüncü kişilere karşı dava”dır. “Tasfiye sırasında, borçlu eşin malvarlığı veya terekesi, katılma alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eş veya mirasçıları, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir.”
    Bu madde karşılık alınarak yapılan devirler için uygulanmaz.
    Dava hakkı, alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.

Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi bitmeden bir eşin katılma alacağı hakkı henüz belirlenmemiş olup, bir beklenen hak niteliğindedir. Bu sebeple tasfiye sona erinceye kadar borçlu eşin alacaklıları bu katılma alacağı beklenen hakkını takip edemeyeceklerdir.

Buna karşılık mal rejimi sonlandıktan sonra eşlerin tasfiyeyi talep etmeleri halinde borçlu eşin alacaklısının tasfiye sonucu oluşacak katılma alacağına başvurması olanaklı olmakla, katılma alacağı müstakbel alacak olarak haczedilebilir.

“Zina veya hayata kast nedeni ile boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir”

Bu düzenleme İsviçre Medeni kanununda bulunmamaktadır. Meclisteki tartışmalar sonucunda eklenmiştir. Bu düzenleme edinilmiş mallara katılma rejimin mantığına aykırıdır. Yasal mal rejiminin mantığı eşlerin evlilik süresince karşılığını vererek elde ettikleri mallarda diğer eşin de emek ya da katkısının olduğudur. Eşler arasında paylaşımın kusura bağlanması doğru değildir. Ancak bu maddenin uygulanması için boşanma kararının TMK m. 161 veya m. 162’ye dayanılarak karar verilmelidir.
İleride mal rejiminin tasfiyesinde bu maddeden yararlanmak isteyen eş, boşanma davasını terditli olarak da açabilir.

Ölüm halinde öncelikle mal rejimin tasfiyesi yapılır daha sonra miras payları belirlenir. Miras payından doğan ve Sulh Mahkemelerinde görülen davalarda, Aile Mahkemesindeki tasfiye davası bekletici mesele yapılacaktır.

Bize mesaj gönderin!
Whatsapp
Merhaba, size nasıl yardımcı olabiliriz?