İlk yayın: 25 Mayıs 2025 | Bu sürümün araştırma ve içerik güncelleme tarihi: 13 Ekim 2026
Kırmızı bülten, kişinin yerinin belirlenmesi ve iade veya benzeri hukuka uygun bir işlem amacıyla geçici olarak yakalanmasının istenmesi için INTERPOL kanallarından yayımlanan bildirimdir. Tek başına uluslararası tutuklama emri, mahkûmiyet veya iade kararı değildir. Buna rağmen bulunduğunuz ülkenin hukukuna göre yakalama ve özgürlüğün kısıtlanması sonucunu doğurabilir. Kaydın INTERPOL kurallarına uygunluğu CCF’de, ulusal yakalama ve iade işlemleri ise ilgili ülkenin yetkili makamlarında ayrı ayrı incelenir. (S3, S4, S6)
Güncel başvuru bilgisi: CCF’ye yeni başvurularda 26 Mart 2026’dan itibaren güvenli çevrim içi portal esas alınmaktadır. Eski yazılarda yer alan e-posta veya Lyon adresine posta gönderme yöntemi genel başvuru yolu olarak kullanılmamalıdır. Portalın kullanılamadığı istisnai durumlarda farklı yöntem için Komisyonun izni gerekir. (S8, S9)
INTERPOL’ün görevi ve hukuki statüsü
INTERPOL, tam adıyla Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı, ülkelerin kolluk birimleri arasında bilgi paylaşımını ve uluslararası polis iş birliğini kolaylaştıran hükümetler arası bir örgüttür. Resmî açıklamasına göre 196 üye ülkesi bulunmaktadır. Genel Sekreterlik, üye ülkelerdeki Millî Merkez Büroları ve güvenli iletişim altyapısı aracılığıyla çalışır. Suçla ilgili bilgilerin karşılaştırılması, kimlik tespiti, aranan kişilerin bulunması ve sınır aşan soruşturmalarda koordinasyon temel faaliyetlerindendir. (S1)
INTERPOL görevlileri, bir ülkeye giderek o ülkenin yetkili makamlarından bağımsız biçimde kişileri tutuklayan bir dünya polisi değildir. Yakalama, gözaltı, tutuklama, arama ve iade gibi yetkiler ilgili devletlerin hukukuna ve uygulanabilir uluslararası düzenlemelere dayanır. Bu nedenle bir INTERPOL kaydının varlığını öğrenmek, kişinin bulunduğu ülkedeki işlem dosyasını inceleme ihtiyacını ortadan kaldırmaz. (S1, S6)
Kuruluş geçmişi bugünkü yetkileri nasıl açıklar?
Örgütün kökeni 1923’te kurulan Uluslararası Kriminal Polis Komisyonuna dayanır. Bugünkü ICPO-INTERPOL adı ve yenilenen Ana Tüzük 1956’da kabul edilmiştir. BM ile ilişkilerdeki tarihsel statü tartışması, örgütün kuruluş biçimi ile hükümetlerin üyelik, temsil ve finansmandaki rolünün nasıl değerlendirileceği üzerinde yoğunlaşmıştır. (S2, S17)
BM Hukuk İşleri Ofisinin 14 Aralık 1982 tarihli değerlendirmesi, INTERPOL’ün başlangıçta hükümet dışı kuruluşlara ilişkin danışma düzeninde yer aldığını; 1956’daki anayasal değişiklikler, ECOSOC düzenlemeleri ve hükümetlerin rolü sonucunda hükümetler arası kuruluş olarak kabul edildiğini açıklar. Belge, statüyü yalnız kuruluş metninin biçimine indirgemez. Buradan Ana Tüzüğün niteliği hakkında bütün doktrinel tartışmaların bittiği sonucu çıkarılmamalıdır. Güncel başvuruda belirleyici olan, yürürlükteki INTERPOL kuralları ve somut verinin bu kurallara uygunluğudur. (S17, s.179–180)
İnsan hakları ve tarafsızlık sınırı
INTERPOL Ana Tüzüğü’nün 2. maddesi, iş birliğini ülkelerin kanunları ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin ruhuyla ilişkilendirir. 3. madde ise örgütün siyasi, askerî, dinî veya ırksal nitelikte müdahale ve faaliyetlerini yasaklar. Bu hükümler suç isnadının başlığına bakılarak mekanik biçimde uygulanmaz; isnadın dayandığı olaylar, kişinin konumu, kaynağın niteliği ve dosyanın bütünü değerlendirilir. (S3; S4, m.34)
Örneğin siyasi görüşü bulunan bir kişinin her adi suç isnadı siyasi sayılamayacağı gibi, suçlamaya “dolandırıcılık” veya “terör” adı verilmesi de siyasi amaç iddiasını kendiliğinden bertaraf etmez. Hukuki değerlendirme, adlandırma ile fiilin gerçek niteliğini birbirinden ayırmalıdır. (S4, m.34)
INTERPOL bültenleri ve difüzyon arasındaki fark
Bültenler farklı amaçlarla kullanılır. Her renk yakalama veya iade talebi anlamına gelmez. Güncel resmî listede geleneksel renkli bültenlerin yanında Gümüş Bülten pilotu ve INTERPOL–BM Güvenlik Konseyi Özel Bülteni de yer almaktadır. Bu nedenle sistemi yalnız “yedi tür bülten” diye kapalı bir listeye indirgemek güncel kapsamı eksik bırakır. (S5)
| Bildirim | Temel amaç | Karıştırılmaması gereken nokta |
|---|---|---|
| Kırmızı | İade, teslim veya benzeri işlem için kişinin bulunması ve geçici yakalanmasının istenmesi | Uluslararası tutuklama emri değildir. |
| Mavi | Ceza soruşturmasıyla ilgili kişinin kimliği, yeri veya faaliyetleri hakkında ek bilgi | Tek başına kırmızı bültenin işlevini taşımaz. |
| Yeşil | Kamu güvenliği bakımından tehdit oluşturabileceği değerlendirilen kişinin suç faaliyetleri hakkında uyarı | Soyut bir “suça eğilimli kişi” etiketi olarak anlatılmamalıdır. |
| Sarı | Kayıp kişilerin bulunması veya kendisini tanıtamayan kişinin kimliğinin belirlenmesi | Kayıp kişi ile suç şüphelisi aynı statüde değildir. |
| Siyah | Kimliği belirlenemeyen cesetler hakkında bilgi | Yaşayan kişinin yakalanması amacı taşımaz. |
| Turuncu | Kamu güvenliği için ciddi ve yakın tehlike oluşturan olay, kişi, nesne veya yöntem hakkında uyarı | Bir mahkûmiyet belgesi değildir. |
| Mor | Suç işleme yöntemleri, araçları ve gizleme teknikleri hakkında bilgi | Kişi arama işlevinden farklıdır. |
| Gümüş, pilot | Suçla bağlantılı malvarlığının belirlenmesi ve izlenmesi | Tek başına müsadere veya el koyma kararı değildir. |
| INTERPOL–BM Güvenlik Konseyi Özel Bülteni | BM yaptırım komitelerinin hedefindeki kişi ve kuruluşlara ilişkin bildirim | Renkli bültenlerle aynı hukuki dayanağa indirgenmez. |
Difüzyon kaydı neden ayrıca araştırılmalıdır?
Difüzyon, bir Millî Merkez Bürosunun bazı veya bütün üye ülkelere doğrudan ilettiği polis iş birliği bildirimidir. Kırmızı bülten ise Genel Sekreterlik tarafından yayımlanır. Yakalama amaçlı kırmızı difüzyonlar da INTERPOL kurallarına tabidir ve uygunluk incelemesinden geçirilir. Dolayısıyla difüzyonu “hukuken önemsiz”, “resmî olmayan” veya “hiç denetlenmeyen” mesaj olarak nitelemek doğru değildir. (S5; S4, m.97–100)
Uygulamada yalnız kamuya açık kırmızı bülten sayfasının kontrol edilmesi yetersizdir. Başvuruda, kişinin durumuna göre kırmızı bültenin yanında difüzyon ve ilgili diğer INTERPOL verilerinin de ele alınması istenebilir. Bununla birlikte 2025’te değiştirilen CCF Statüsü, Millî Merkez Büroları arasında doğrudan paylaşılan bilgilerin denetimi bakımından özel bir yetki sınırı öngörür. Ciddi INTERPOL kuralı ihlali bildirimi istisnası saklıdır; her ikili polis yazışmasının sıradan bir veri silme talebiyle CCF tarafından inceleneceği varsayılmamalıdır. (S7, m.3, 19, 28)
Çalıntı seyahat belgeleri, çalıntı sanat eserleri veya ceza analiz kayıtları da ayrı amaçlara sahip veri alanlarıdır. Kırmızı bültene ilişkin olumlu bir kararın, başka amaçla tutulan bütün kayıtları kapsadığı kabul edilmemelidir. Hangi verinin hangi amaçla işlendiği baştan belirlenmelidir. (S4; S12)
Bildirim türlerinin tamamı için INTERPOL bildirim türleri, difüzyon ile kırmızı bülten arasındaki ayrım için difüzyon ile kırmızı bülten arasındaki farklar yazılarımıza bakılabilir.
Kırmızı bülten hangi şartlarla yayımlanabilir?
Kırmızı bültenin amaç ve koşulları özellikle Verilerin İşlenmesine İlişkin Kurallar’ın, kısaca RPD’nin, 82 ve 83. maddelerinde düzenlenir. Kural olarak ciddi bir adi suç, yeterli kimlik ve adli bilgi, geçerli yakalama kararı veya aynı etkiye sahip yargısal karar ve uluslararası polis iş birliği amacı gerekir. Sadece borç bulunduğunun veya kişiyle uyuşmazlık yaşandığının ileri sürülmesi yeterli değildir. (S4, m.82–83)
Kırmızı bültenin uluslararası yakalama emri olup olmadığı sorusu ayrıca Kırmızı bülten uluslararası yakalama emri sayılır mı? başlıklı yazımızda incelenmiştir.
Ceza eşiğinde alt sınır ile üst sınır ayrımı
Kişi yargılama amacıyla aranıyorsa fiil için öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırının en az iki yıl olması veya daha ağır bir ceza söz konusu olması aranır. Bu ölçüt “cezanın alt sınırı iki yıl olmalıdır” anlamına gelmez. Kişi cezasını çekmek üzere aranıyorsa en az altı aylık hapis cezasına mahkûmiyet ve/veya infazı gereken en az altı aylık süre ölçütü uygulanır. (S4, m.83/1-a-ii)
RPD m.83/1-b, uluslararası polis iş birliği bakımından özel önem taşıyan durumlarda, ilgili Millî Merkez Büro ile görüşülerek maddede belirtilen suç ve/veya ceza ölçütleri bakımından istisnai yayıma imkân tanır. Bu hüküm, insan hakları ve tarafsızlık sınırlarını ortadan kaldıran sınırsız bir yetki olarak okunamaz. Birden fazla suç bulunduğunda ise en az bir suçun ilgili ölçütleri karşılaması yanında diğer suçların da INTERPOL kurallarına uygun olması gerekir. (S4, m.83/1-b–c)
Kimlik ve suç anlatımı somut olmalıdır
İsim benzerliği, farklı alfabelerde yazım, doğum tarihi veya pasaport numarası farklılıkları kimlik eşleştirmesinde önem taşır. Kurallar yeterli kimlik belirleyicileri arar; her olayda fotoğraf, parmak izi ve DNA bilgisinin birlikte bulunması gerektiğini söylemez. Başvuru bu nedenle hem doğru kişiyi hem de yanlış eşleştirme ihtimalini gösterebilecek belgelerle hazırlanmalıdır. (S4, m.83/2-a)
Adli bilgiler ise isnat edilen kişisel fiili, olayın zaman ve yerini, suçlamayı, uygulanabilir ceza hükmünü ve yakalama kararının dayanağını açıklamalıdır. Yalnız suç adının yazılması ile kişinin hangi davranışla suçlandığının anlatılması aynı şey değildir. Birden çok kişi bulunan dosyalarda başvurucunun rolünü diğer kişilerden ayıran bilgi özellikle önem kazanır. (S4, m.83/2-b; S13, §§27–30)
Cinayet, insan ticareti, uyuşturucu ticareti, örgütlü suç, silah kaçakçılığı, ağır dolandırıcılık, kara para aklama veya ciddi siber suçlar, koşulları bulunursa kırmızı bültene konu olabilir. Bu örnekler kapalı bir suç listesi oluşturmaz. İnsan ticareti ile göçmen kaçakçılığı da aynı suç değildir; isnadın unsurları ve bireysel bağlantı ayrıca incelenmelidir. (S4, m.83)
Hangi durumlarda kırmızı bülten kurallara aykırı olabilir?
Bir kaydın kaldırılması talebi, yalnız kişinin suçu işlemediğini belirtmesine dayanmaz. İstenen şey, INTERPOL aracılığıyla uluslararası veri işlemenin hangi kurala aykırı olduğunu göstermek olmalıdır. Suç isnadının esasına ilişkin savunma ile INTERPOL verisinin hukuka uygunluğuna ilişkin itiraz birbirini destekleyebilir; yetkili mercileri ve inceleme kapsamları farklıdır. (S7, m.33; S13, §30)
Siyasi, askerî, dinî veya ırksal nitelik
Siyasi ağırlık değerlendirmesinde isnadın niteliği, olaylar, başvurucunun statüsü, kaynak ülke, diğer devlet veya uluslararası kuruluşların tutumu ve genel bağlam birlikte ele alınır. Gazetecilik faaliyeti, barışçıl ifade, muhalif kimlik veya ayrımcı takip iddiası somut belgelerle açıklanmalıdır. Siyasi kimlik taşıyan herkesin her ceza soruşturmasında otomatik korunduğu sonucu kurulamaz. (S3, m.3; S4, m.34)
Askerî mahkemede yargılanmış olmak da tek başına bütün isnatları kapsam dışına çıkarmaz. Asıl soru, faaliyetin askerî karakterinin mi yoksa ciddi adi suç niteliğinin mi baskın olduğudur. Aynı biçimde dinî veya etnik kimliğe ilişkin ayrımcılık iddiası, isnat ve takip süreciyle bağlantısı gösterildiğinde anlamlı bir inceleme zemini oluşturur. Genel ülke eleştirileri kişisel dosyanın yerini tutmaz. (S4, m.34; S12, §§14–16)
Bu konuda siyasi nitelikli suçlamalar nedeniyle çıkarılan kaydın iptali yazımıza bakılabilir.
İnsan hakları ve adil yargılanma sorunu
İşkence veya kötü muamele riski, temel savunma güvencelerinin ortadan kalkması ve ciddi insan hakları sorunları Ana Tüzük m.2 bakımından önemlidir. Mahkeme kararları, uluslararası koruma belgeleri, olayla bağlantılı tıbbi kayıtlar ve güvenilir kurumsal raporlar birlikte değerlendirilebilir. Ancak her usul hatasının otomatik silme sebebi olduğu veya CCF’nin yabancı ceza mahkemesinin yerine geçerek delilleri yeniden tartacağı ileri sürülmemelidir. (S3, m.2; S13, §§30, 35–37)
Bir kişinin mahkûm olmuş olması, verisinin INTERPOL kurallarına uygun işlenmesini isteme hakkını ortadan kaldırmaz. Buna karşılık kaydın silinmesi, o mahkûmiyetin iptal edildiği anlamına da gelmez. Başvurunun kuvveti, kişinin lehindeki ve aleyhindeki kayıtları saklamadan, kural ihlalini belgelerle göstermesine bağlıdır.
Bu başvuru gerekçesinin sınırları işkence riski ve adil yargılanma gerekçesiyle kaydın silinmesi yazımızda ayrıca ele alınmıştır.
Özel hukuk, aile uyuşmazlığı ve suç isnadı
RPD m.83, aile veya özel yaşamla ilgili belirli meseleler ile idari düzenleme ihlallerinden ya da özel uyuşmazlıklardan doğan belirli suçlamaları kapsam dışında tutar. İdari düzenleme veya özel uyuşmazlık kategorisinde ciddi suçu kolaylaştırma ya da örgütlü suç bağlantısına ilişkin istisna ayrıca incelenir. Dolayısıyla “ticari ilişki varsa kırmızı bülten olamaz” genellemesi de “borç ödenmediyse kırmızı bülten çıkar” yaklaşımı da yanlıştır. (S4, m.83/1-a-i)
Sözleşmenin ifa edilmemesi ile başlangıçtan itibaren hileli suç faaliyeti iddiası ayrılmalıdır. Sözleşmeler, ödemeler, teslim kayıtları, yazışmalar ve kişinin işlemdeki rolü bu ayrımı aydınlatabilir. CCF’ye sunulacak anlatım, ticari uyuşmazlık bulunduğunu söylemekle yetinmemeli; isnadın hangi yönüyle INTERPOL veri koşullarını karşılamadığını açıklamalıdır.
Aile uyuşmazlığında da velayet çekişmesi ile bağımsız ciddi suç isnadı aynı kabul edilmez. Çocuk kaçırma iddiası, birden fazla ülkenin çelişen velayet kararları ve çocuğun yerinin biliniyor olması ayrı ayrı değerlendirilir. Sarı bültenin amacı da kırmızı bültenden farklı olduğundan iki kayda aynı gerekçe otomatik uygulanmaz. (S11, §§23–34)
Zamanaşımı, beraat, kararın kaldırılması ve veri kalitesi
Yakalama kararının kaldırılması, davanın sona ermesi, kesinleşmiş beraat, cezanın infaz edilmesi, af veya zamanaşımı gibi gelişmeler kaydın dayanağı ve güncelliği bakımından önemlidir. Hangi suçun ve hangi kararın sona erdiği belirlenmeden, başka isnatları da kapsayan toplu bir silme sonucu çıkarılamaz. Kararın kesinleşme durumu ve varsa devam eden kanun yolu belgelenmelidir. (S4, m.10–12, 46, 49–51, 81–83)
Kaynak ülkenin güncelleme yapması istenebilir; koşulları varsa CCF’ye düzeltme veya silme başvurusu yapılabilir. CCF kararı beklenirken ulusal yakalama kararına karşı başvuru imkânı da incelenmelidir. Bir ülkenin iade talebini reddetmesi, ret sebebi değerlendirilmeden dünya çapında aramanın amacını kesin olarak yitirdiği anlamına gelmez. Vatandaşlığın iade engeli olması ile isnadın dayanaksız bulunması aynı gerekçe değildir. (S7, m.28/2; S13, §§31–37)
Ayrıntılar için beraat veya takipsizlik sonrasında kırmızı bültenin kalkıp kalkmadığı ve iade talebinin reddedilmesinin etkisi konulu yazılarımıza bakılabilir.
Mülteci veya uluslararası koruma statüsü kaydı nasıl etkiler?
INTERPOL’ün mülteci politikasında, statünün yetkili ülke tarafından doğrulanması ve bildirimin kişinin zulüm korkusu duyduğu ülkeden kaynaklanması belirleyicidir. Resmî açıklama, bu koşullardaki bülten veya difüzyonun silinmesini öngörür. Statünün reddedilmesi veya geri alınması hâlinde verinin, diğer INTERPOL koşullarına da uygun olmak kaydıyla, korunması veya yeniden işlenmesi gündeme gelebilir. (S10)
Sığınma başvurusu yapmak, tanınmış mülteci statüsüne sahip olmak ve başka bir ikamet izni taşımak farklı durumlardır. Koruma kararının hangi ülkeye karşı ve hangi gerekçeyle verildiği açıklanmalıdır. Üçüncü bir ülkenin araması, statünün kapsamı ve olası dolaylı geri gönderme riski birlikte incelenir. CCF 2023/05 örneğinde bu ayrım açık biçimde görülmektedir. (S13, §§33–37)
Koruma statüsü, CCF dosyası ile iade dosyasında ayrı ayrı sunulmalıdır. Türkiye’de ayrıca 6458 sayılı Kanun’un geri gönderme yasağı ve sınır dışı edilmeye ilişkin hükümleri değerlendirilir. İade ve göç işlemlerinden yalnız birinde belge sunulmuş olması, diğer makamın dosyayı bildiği anlamına gelmez. (S14, m.11–12; S15, m.4, 53, 55)
Hakkınızda INTERPOL kaydı olup olmadığını nasıl öğrenebilirsiniz?
INTERPOL’ün kamuya açık aranan kişiler sayfası bütün kırmızı bültenleri göstermez. Kamuya açıklanması istenmeyen kayıtlar ve difüzyonlar nedeniyle, bir kişinin adını internet aramasında bulamamak kayıtsız olduğunu kanıtlamaz. Tersine kamuya açık bir kaydın bulunması da kişinin suçlu olduğuna ilişkin kesin hüküm değildir. (S6)
Pratik adımlar için hakkınızda INTERPOL kaydı olup olmadığını öğrenme yolları yazımıza bakılabilir.
CCF’ye erişim talebinin kapsamı
Kişi kendisi hakkında INTERPOL Bilgi Sistemi’nde veri işlenip işlenmediğini öğrenmek üzere CCF’ye erişim talebinde bulunabilir. Erişim, düzeltme ve silme talepleri birbirinden ayrılır; yeterli bilgi varsa talepler dosyanın durumuna uygun biçimde birlikte de kurulabilir. Her silme başvurusundan önce ayrı bir erişim dosyasının sonuçlanmasını zorunlu sayan genel bir kural yoktur. (S7, m.30–35; S8, kural 30)
Erişim hakkı sınırsız dosya açıklama hakkı değildir. Kamu veya ulusal güvenlik, soruşturmanın gizliliği, başvurucu veya üçüncü kişilerin hakları gibi nedenlerle bilgi paylaşımı sınırlandırılabilir. “Başvuru kabul edildi” ifadesi ile “bütün kayıtlar açıklanacak” sonucu aynı değildir. Bilginin paylaşılmaması da tek başına belirli bir suçlamanın doğrulandığını göstermez. (S7, m.35)
Başvuru türlerinin ayrıntıları CCF erişim, düzeltme ve silme başvurusu yazımızda anlatılmıştır.
“INTERPOL temiz belgesi” veya seyahat güvencesi var mı?
CCF başvurusu bir adli sicil belgesi, vize onayı veya gelecekte yakalanmama garantisi üretmez. Erişim cevabı, inceleme kapsamındaki veri durumu ve paylaşılabilir bilgiyle sınırlıdır. Ulusal yakalama emirleri, pasaport kayıtları, giriş yasakları veya başka uluslararası veri sistemleri ayrıca etkili olabilir. (S7, m.3, 28, 33; S6)
Özellikle seyahat, işe giriş veya banka işlemi öncesinde sorun yaşanacağından kuşkulanılıyorsa önce sorunun hangi kayıttan kaynaklandığı belirlenmelidir. Özel bir kuruluşun arama sonucu veya “arka plan kontrolü”, CCF incelemesinin ya da ilgili ülkenin yetkili makamından alınacak bilginin yerine geçmez. Resmî veriyle ilgisi belirsiz sitelere pasaport ve dosya belgeleri gönderilmemelidir.
CCF başvurusu nasıl yapılır?
CCF, INTERPOL Dosyalarının Kontrolü Komisyonudur. Bağımsız görev yapan bu denetim organı, Denetim ve Danışma Dairesi ile Talepler Dairesinden oluşur. Kişisel veriye erişim, düzeltme, silme ve koşulları varsa kararın yeniden incelenmesi başvuruları Talepler Dairesinin görev alanındadır. CCF, suç isnadı hakkında beraat kararı veren veya ulusal mahkemelerin kararlarını kaldıran bir ceza mahkemesi değildir. (S7, m.3, 6, 28, 33)
Güncel başvuru kanalı ve temsil
Başlangıç noktası, INTERPOL’ün resmî “How to submit a request” sayfasında bağlantısı verilen güvenli CCF portalıdır. 26 Mart 2026’da yürürlüğe giren Çalışma Kuralları uyarınca erişim, düzeltme/silme ve yeniden inceleme talepleri ile destekleyici belgeler portal üzerinden gönderilir. İstisnai alternatif iletişim yöntemi Komisyonun iznine bağlıdır. Portal öncesi başlayan dosyalarda ise CCF’nin ilgili dosyaya verdiği iletişim talimatı izlenmelidir. (S8, kural 25; S9)
Başvuru doğrudan kişi veya usulüne uygun yetkilendirilmiş temsilcisi tarafından yapılabilir. Avukat tutmak kabul edilebilirliğin genel zorunlu koşulu değildir. Temsilciyle başvuruda, kişinin INTERPOL dosyalarındaki bilgilerine erişim konusunda imzalı yetkilendirme gerekir. Güncel kural, bütün CCF vekâletnameleri için otomatik noter ve apostil şartı koymaz. Türkiye’de dava takibi için düzenlenecek vekâletnamenin şekil şartları ayrı değerlendirilir. (S8, kural 30/2–4)
Dil, imza ve belge şartları
Başvuru dili Arapça, İngilizce, Fransızca veya İspanyolca olabilir. Türkçe bu dört çalışma dili arasında değildir. Başvuruyu destekleyen ekler de bu dillerden birinde olmalı veya bu dillerden birine çevrilmelidir. Yalnız İngilizce ve Fransızca başvuru yapılabildiği yönündeki açıklama eksiktir. (S8, kural 30/3)
Başvuruya okunaklı ve karartılmamış kimlik belgesi eklenir. Temsil, küçüklük, vesayet veya tüzel kişilik söz konusuysa ilgili ek yetki ve ilişki belgeleri gerekir. Bu belgeler resmî başvuru ortamı için hazırlanır; kamuya açık makaleye veya herkese erişilebilir dosya bağlantısına konulmaz. Talebin erişim, düzeltme/silme veya yeniden inceleme olduğu açıkça belirtilmelidir. (S8, kural 30)
Düzeltme/silme ve yeniden inceleme taleplerinin gerekçe anlatımı on sayfayı aşmamalıdır. Bu sınır, destekleyici bütün belgelerin toplamının mutlaka on sayfaya indirilmesi demek değildir. Gerekçe metnine belge listesi eklenmeli ve iddialar belirli eklerle eşleştirilmelidir. Uzun dosyayı okunamaz küçük yazıyla sıkıştırmak yerine kronolojiyi ve hukuki gerekçeyi seçerek düzenlemek gerekir. (S8, kural 30/8)
| Belge grubu | Hangi meseleyi aydınlatır? | Hazırlarken kontrol edilecek nokta |
|---|---|---|
| Kimlik ve temsil | Doğru kişi ve geçerli başvuru yetkisi | İsim yazımları, doğum tarihi, okunaklı kimlik, imza ve yetki kapsamı |
| Yakalama ve ceza dosyası | Bildirimin dayanağı | Kararın tarihi, numarası, fiil, kişi rolü, geçerlilik durumu |
| Sonraki yargı kararları | Kaydın güncelliği | Beraat, düşme, kaldırma, infaz veya zamanaşımı; kesinleşme bilgisi |
| İade ve koruma belgeleri | Amaç, insan hakları ve geri gönderme sorunu | Ret gerekçesi, statünün kapsamı, yetkili makam doğrulaması |
| Kişisel ihlal delilleri | Siyasi saik veya insan hakları bağlantısı | Genel rapor ile kişisel olayı bağlayan somut bilgi |
| Kronoloji ve ek listesi | İncelemenin izlenebilirliği | Her iddianın tarih ve belge numarasıyla ilişkilendirilmesi |
Belge listesi için CCF başvurusunda gereken belgeler ve başvuru süresi yazımıza bakılabilir.
Dosya incelemesi ve gizlilik
Başvurunun alındığına dair bildirim, kabul edilebilirlik kararı ve esasa ilişkin sonuç farklı aşamalardır. CCF, Genel Sekreterlikten ve verinin kaynağı olan Millî Merkez Bürolardan açıklama isteyebilir. Başvurucuya ek bilgi için verilen süreler izlenmelidir. Kaynak ülkenin yanıt vermemesi, başvurucunun bütün iddialarının otomatik doğru kabul edilmesi anlamına gelmez. (S7, m.31–35; S8, kural 27, 31)
Komisyon dosyaları gizlidir; bununla birlikte incelemenin yürütülebilmesi için ilgili bilgiler yetkili birimlerle paylaşılabilir. Özellikle korunması istenen bilgi açıkça belirtilmeli, paylaşım kısıtının talebin araştırılmasını zorlaştırabileceği dikkate alınmalıdır. Başvuru yapmak bir seyahat güvencesi sağlamaz. CCF, kişisel veriyi incelerken ayrı bir ulusal işlemi kendiliğinden durdurmaz. (S7, m.20, 23, 33, 35)
Başvuru ücreti ve avukatın rolü
CCF başvurusunun kendisi ücretsizdir. Avukatlık, çeviri, belge temini ve ilgili ülkelerde yürütülecek ayrı işlemlerin giderleri bu ücretsiz başvuru hakkından farklıdır. Tek bir “INTERPOL silme bedeli” varmış gibi resmî ücret ile özel hizmet ücretini birleştirmek doğru değildir. (S7, m.30/3)
Hukuki yardım; doğru kayıt türünün belirlenmesi, ulusal dosyanın incelenmesi, gerekçelerin INTERPOL kurallarıyla ilişkilendirilmesi, belgelerin düzenlenmesi ve paralel başvuruların takibinde işlev görür. “INTERPOL avukatı” ifadesi, bu alanda çalışan avukatı anlatır; INTERPOL tarafından verilmiş özel bir unvan veya başvurunun kabul edileceği güvencesi değildir. Sonuç, dosyanın özellikleri ve yetkili makamların değerlendirmesine bağlıdır.
CCF başvurusu ne kadar sürer?
Süre hesabında başvurunun gönderilmesi, kabul edilebilir bulunması, kararın verilmesi, uygulanması ve kişiye bildirilmesi ayrılmalıdır. Aşağıdaki tablo güncel CCF Statüsü’nün aşamalarını gösterir; bütün dosyaların aynı takvimde biteceği anlamına gelmez. (S7, m.32–33, 40–42)
| İşlem | Başlangıç noktası | Statüdeki süre veya kural |
|---|---|---|
| Kabul edilebilirliğin bildirilmesi | Başvurunun Komisyona ulaşması | İlk fırsatta ve en geç bir ay içinde |
| Genel Sekreterliğin veri varlığını CCF’ye bildirmesi | Talepler Dairesinin sorgusu | 45 gün; başvurucuya nihai cevap süresi değildir |
| Erişim talebinin karara bağlanması | Kabul edilebilirlik | Dört ay |
| Düzeltme/silme talebinin karara bağlanması | Kabul edilebilirlik | Dokuz ay |
| Gerekçeli sürenin uzatılması | Dosyaya özgü durum | Makul uzatma; taraflara bildirim ve kararda açıklama |
| Yazılı kararın Genel Sekreterliğe iletilmesi | Kararın verilmesi | Bir ay içinde |
| Genel Sekreterliğin uygulaması | Kararı alması | Bir ay içinde; gerekli açıklama istenirse açıklamanın alınmasından itibaren bir ay |
| Erişim kararının başvurucuya bildirilmesi | Kararın kabulü | Bir ay içinde |
| Düzeltme/silme kararının başvurucuya bildirilmesi | CCF’nin uygulama bildirimini alması | Gecikmeksizin ve en geç bir ay içinde |
| Yeniden inceleme talebi | Sonucu etkileyebilecek yeni olgunun öğrenilmesi | Altı ay içinde |
2025 Statü değişikliği sonrasında Genel Sekreterlik aynı veri hakkında uygunluk incelemesi yürütüyorsa CCF’nin incelemesi, bu karar verildikten sonra ilerleyebilir. Bu durum süre uzatımını gerektiren nedenlerden biri olabilir. CCF’nin resmî oturum sayfası da iş yükünden kaynaklanan gecikmelere ilişkin açıklamalar içerir. Bu yüzden dört veya dokuz ayı “başvuru gününden itibaren kesin sonuç garantisi” olarak kullanmak doğru değildir. (S7, m.33/5, 40/3; S18)
Dosyadaki sürelerin takibi için başvuru alındısı, kabul edilebilirlik bildirimi, ek belge talepleri ve uzatma yazıları birlikte saklanmalıdır. Aynı tarih bütün işlemlerin başlangıcı değildir. Takip yazışması yapılırken dosya numarası ve CCF’nin belirlediği iletişim yöntemi kullanılmalıdır.
Acil durumda geçici tedbir istenebilir mi?
CCF Statüsü m.37, inceleme sırasında verinin işlenmesine ilişkin geçici tedbirlere imkân verir. Talep, yakın ve somut risk ile ilgili belgeleri göstermelidir. Yakalanma, devam eden iade süreci veya kişisel güvenliği etkileyen belirli bir gelişme varsa bunun tarihi ve dosya bilgisi açıklanmalıdır. Geçici tedbir talep edilmesi tedbirin verildiği anlamına gelmez. (S7, m.37, 41)
CCF’ye başvuru veya tedbir talebi, ulusal tutuklama kararını, iade yargılamasını ya da sınır dışı işlemini kendiliğinden durdurmaz. Kişi özgürlüğü kısıtlanmışsa bulunduğu ülkedeki avukat aracılığıyla ulusal başvuru ve geçici koruma yolları ayrıca değerlendirilmelidir. CCF cevabını beklerken yedi günlük sınır dışı dava süresi gibi başka sürelerin geçirilmesi ciddi hak kaybı yaratabilir. (S14; S15, m.53)
Henüz veri bulunmayan fakat somut biçimde kötüye kullanım tehlikesi ileri sürülen durumlarda CCF’ye sunulabilecek bilginin niteliği ayrıca incelenebilir. Bu tür bir ön bildirim, ileride bütün bildirimlerin yayımlanmasını önleyen kesin bir izin veya dokunulmazlık belgesi değildir. Statü m.33/3 kapsamındaki değerlendirme ile gelecekte ortaya çıkabilecek başka bir dosya aynı kabul edilmemelidir. (S7)
Kaydı bulunan kişinin seyahatine ilişkin riskler için havalimanı ve transit geçiş riskleri yazımıza bakılabilir.
Türkiye’de yakalama, geçici tutuklama ve iade süreci
Türkiye bakımından temel düzenleme 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu’dur. Türkiye’nin taraf olduğu anlaşmalar saklıdır; somut ilişkide ilgili anlaşmanın kapsamı ayrıca incelenir. Merkezî Makam Adalet Bakanlığıdır. Kırmızı bülten, iade şartlarının ve kişi özgürlüğüne müdahalenin ulusal hukuk bakımından incelenmesinin yerine geçmez. (S14, m.1–3, 10–19)
Sürecin aşamaları kırmızı bülten veya diffüzyon nedeniyle Türkiye’de yakalama ve iade süreci yazımızda ayrıca ele alınmıştır.
Kırmızı bülten eşiği ile iade eşiği aynı değildir
6706 sayılı Kanun m.10, soruşturma veya kovuşturma bakımından hem talep eden devlet hem Türk hukuku yönünden üst sınırı en az bir yıl hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçlara ilişkin bir eşik öngörür. Kesinleşmiş mahkûmiyet bakımından hükmolunan cezanın en az dört ay olması aranır. Birden fazla suçun birlikte ele alınmasına ilişkin hüküm saklıdır. Bunlar RPD m.83’teki iki yıl ve altı ay ölçütleriyle aynı düzenleme değildir. (S14, m.10; S4, m.83)
Bir dosyanın INTERPOL kurallarını karşılaması Türkiye’nin mutlaka iade edeceği anlamına gelmez. Tersine, CCF nezdindeki silme gerekçesinin kabul edilmemesi de Türk mahkemesinin iade ve tutuklama şartlarını ayrıca inceleme görevini ortadan kaldırmaz.
Geçici tutuklama ve adli kontrol
Kanunun 14. maddesine göre, iadeye elverişli suç yönünden kuvvetli şüphe bulunması hâlinde ve maddede düzenlenen koşullarla, iade talebi Merkezî Makama ulaşmadan önce geçici tutuklama gündeme gelebilir. Olağan çerçevede ilgili devletin talebi ve Merkezî Makamın uygun bulması aranır; kanunda ayrıca talep aranmayan özel durum düzenlenmiştir. (S14, m.14/1–2)
- madde kapsamındaki usulde yakalanan kişi, geçici tutuklama hakkında karar verilmesi için en geç yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkimi önüne çıkarılır. Geçici tutuklama yerine kaçmayı önlemeye yönelik adli kontrol de uygulanabilir. Süre, ilgili uluslararası anlaşmaya göre belirlenir; mütekabiliyet çerçevesinde en fazla kırk gündür. Bu kırk gün, bütün iade sürecindeki toplam tutukluluğun her olayda kesin üst sınırı olarak anlatılmamalıdır. (S14, m.14)
Süresinde iade evrakı gönderilmezse geçici tutuklama veya adli kontrol kaldırılır; daha sonra usulüne uygun iade talebi geldiğinde koruma tedbirleri yeniden değerlendirilebilir. İade süreci içindeki tutukluluk incelemesi ve toplam süre bakımından m.16’daki ayrı güvenceler uygulanır. Maddede en geç otuzar günlük inceleme, belirli aşamada bir yıllık sınır ve infaz süresiyle bağlantılı toplam sınır düzenlenmiştir. (S14, m.14/6, 16)
AYM: İade tutukluluğunda süre ve ölçülülük
Anayasa Mahkemesinin Samira Alakbarova, B. No: 2018/19302, 22/2/2022 kararında kırmızı bülten üzerine başlayan ve iade amacıyla devam eden tutukluluk incelenmiştir. Mahkeme, iade evrakının ulaşmasından önceki geçici tutuklama ile evrak geldikten sonraki iade tutukluluğunu ayırmıştır. Bu nedenle geçici tutuklamaya ilişkin kırk günlük sınır, bütün iade yargılamasını kapsayan tek süre olarak yorumlanamaz. (S19, §§54–59)
Somut olayda toplam tutukluluk bir yıl bir ay yirmi gün sürmüştür. AYM, ilk derece ve temyiz aşamalarında gecikme tespit etmemiş; buna karşılık kesinleşme bilgisinin Bakanlığa gönderilmesinden teslim gününe kadar geçen yedi aylık dönemde gerekli özenin gösterilmediğini değerlendirmiştir. Onay ve teslim aşamalarındaki açıklanmayan gecikmeler, otuz günlük tutukluluk incelemelerine uyulmaması ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağının gerekçelendirilmemesi birlikte ele alınmış; Anayasa m.19/2’deki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. (S19, §§64–70)
Kararın uygulamaya katkısı, iade dosyasında yalnız ilk tutuklama kararının dayanağının değil; sürecin özenle yürütülmesinin, düzenli incelemenin ve daha hafif tedbirlerin de denetlenmesi gerektiğini göstermesidir. Başvurucunun aile, ikamet ve çalışma bağları bu değerlendirmeye somut belgeyle taşınmalıdır. Aynı kararda adil yargılanma iddiası, iade yargılamasının niteliği nedeniyle konu bakımından yetkisizlikten kabul edilemez bulunmuştur. Bu sonuç, kişi özgürlüğü ve diğer temel hak güvencelerini ortadan kaldırmaz; karar da kendiliğinden INTERPOL kaydını silmez. (S19, §§68–79 ve hüküm)
Ağır ceza mahkemesi ve kanun yolu
İade talebini incelemeye kişinin bulunduğu yer ağır ceza mahkemesi; yer bilinmiyorsa Ankara ağır ceza mahkemesi yetkilidir. Normal iade usulünde mahkemenin kararına karşı temyiz yolu vardır. Kanun, Yargıtayın bu başvuruları üç ay içinde sonuçlandırmasını öngörür. Rızaya dayalı iade ise farklı usul ve sonuçlara sahiptir; kabul edilebilirlik kararına karşı itiraz düzenlenmiştir. Kişiye rızanın hukuki sonuçları açıklanmalıdır. (S14, m.15, 17–18)
Normal usulde iade talebinin kabul edilebilir bulunması, teslimin kendiliğinden gerçekleşmesi demek değildir. Kararın uygulanması, Dışişleri ve İçişleri bakanlıklarının görüşü alınarak Adalet Bakanının teklifi ve Cumhurbaşkanının onayına bağlıdır. Rızaya dayalı iadenin yerine getirilmesinde ise Merkezî Makamın onayına ilişkin özel hüküm uygulanır. Kanun yollarının somut başvuru süreleri, tebliğ ve yürürlükteki usul hükümleri üzerinden ayrıca hesaplanmalıdır. (S14, m.17/4, 19)
İadenin reddi hangi nedenlere dayanabilir?
Kanunun 11. maddesi; vatandaşlık, ayrımcı takip veya kötü muamele tehlikesi, düşünce ve siyasi suç niteliği, sırf askerî suç, Türkiye’nin yargılama yetkisi, zamanaşımı veya af, aynı fiil hakkında Türkiye’de verilmiş beraat veya mahkûmiyet kararı ve cezanın niteliği gibi nedenleri düzenler. Her başlık kendi şartlarıyla değerlendirilir. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar siyasi suç kabul edilmez. (S14, m.11)
Türk vatandaşının iadesi bakımından kanundaki Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülüklere ilişkin istisna lafzı saklıdır. Bu düzenleme, vatandaşlığın kaynak ülkedeki ceza dosyasını veya uluslararası kaydı otomatik sona erdirdiği anlamına gelmez. Ölüm cezası veya insan onuruyla bağdaşmayan ceza bakımından öngörülen yeterli teminat imkânı da işkence riskine ilişkin genel bir güvence olarak kullanılmamalıdır. (S14, m.11/1-a, b, d ve 11/3)
Yaş, uzun süre Türkiye’de bulunma ve aile durumu gibi kişisel nedenlerle iadenin orantısız mağduriyet yaratması da kanunda ayrıca değerlendirilmiştir. Bu olgular somut belgelerle sunulmalıdır; yalnız Türkiye’de aile veya iş sahibi olmak bütün dosyalarda iade engeli oluşturmaz. (S14, m.11/4)
İade, sınır dışı ve idari gözetim neden ayrı takip edilmelidir?
İade, ceza soruşturması, kovuşturması veya infazı için başka devlete teslim sürecidir. Sınır dışı ise yabancılar hukukunda ayrı bir idari işlemdir. 6706 sayılı Kanun m.12, iade sürecindeki yabancının ve iadesi reddedilen devlete gönderilmesi söz konusu olan kişinin sınır dışı işlemi bakımından Merkezî Makamın görüşüne ilişkin özel kurallar getirir. Bu görüş, geri gönderme yasağını bertaraf eden bir izin değildir. (S14, m.12; S15, m.4)
6458 sayılı Kanun m.53 uyarınca sınır dışı kararına karşı, tebliğden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurulabilir ve kararı veren makama da dava bildirimi yapılır. Yabancının rızası saklı kalmak üzere dava açma süresinde ve dava açılırsa yargılama bitene kadar sınır dışı edilmeme güvencesi düzenlenmiştir. Güncel metindeki mahkemenin karar süresi, dosyanın tekemmülü veya gerekli ara işlemlerin tamamlanmasıyla ilişkilidir; eski açıklamalardaki basit “dava açıldıktan sonra on beş gün” formülüyle karıştırılmamalıdır. (S15, m.53)
İdari gözetim kararına karşı başvuru ise sulh ceza hâkimine yapılır. Başvuru idari gözetimi kendiliğinden durdurmaz; incelemenin beş gün içinde sonuçlandırılması öngörülür. Gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden başvuru mümkündür. Sınır dışı davası açılması, idari gözetimden otomatik çıkış sağlamaz. (S15, m.57/6)
Tahdit, giriş yasağı veya ikamet işlemi bulunduğunda kararın gerçek dayanağı öğrenilmelidir. Her idari kayıt kırmızı bültenle aynı şey değildir; belirli bir tahdit kodunun bütün INTERPOL dosyalarında otomatik bulunduğu varsayılamaz. CCF silme kararının idari dosyaya sunulması önemli olabilir; işlemin kaldırılması veya düzeltilmesi için yetkili idare ve gerekiyorsa mahkeme önünde ayrıca işlem gerekebilir. Bu ayrı sürecin genel çerçevesi için sınır dışı edilme ve deport kararı hakkındaki açıklamalar da incelenebilir.
Sınır dışı işlemlerinin genel çerçevesi için Sınır Dışı Edilme (Deport) Kararı, idari gözetime itiraz için idari gözetim kararına itiraz yazılarına bakılabilir.
CCF karar örnekleri başvurunun nasıl kurulacağını gösterir
Aşağıdaki örnekler, CCF’nin resmî sitesinde yayımladığı anonimleştirilmiş karar kesitleridir. Bunlar mahkeme içtihadı olarak sunulmaz. Kurumun kamuya açtığı metinler incelenmiştir; gizlenen kişi, ülke, dosya veya gün/ay bilgileri tahmin edilmemiştir. Eski kararlardaki usul atıfları yerine başvuruda güncel Statü ve Çalışma Kuralları kullanılmalıdır.
2025/01: Çelişen velayet kararları ve sarı bültenin amacı
Bu örnekte bir ebeveyn için kırmızı, çocuklar için sarı bültenler incelenmiştir. CCF, iki ülkedeki velayet uyuşmazlığını, tarafların süreçlere katılımını ve çelişen kararları değerlendirerek kırmızı bültenin aile meselesinden kaynaklandığı sonucuna ulaşmıştır. Çocukların yeri ve durumu ilgili makamlarca bilindiği için sarı bültenlerin amacını da ayrıca incelemiştir. Verilerin silinmesine karar verilmiştir. (S11, §§23–34)
Kararın uygulama bakımından değeri, “aile uyuşmazlığı vardır” demekle yetinilmemesidir: Velayet kararları, katılım ve tebligat durumu, çocukların yerinin resmî makamlarca bilinmesi ayrı delil başlıklarıdır. Sonuç, bütün çocuk kaçırma iddialarının otomatik kapsam dışı olduğu şeklinde genişletilemez.
Çocuğun iadesi uyuşmazlıklarının Türk hukukundaki yeri uluslararası çocuk kaçırma ve çocuğun iadesi yazımızda ayrıca anlatılmıştır.
2024/03: Genel siyasi baskı iddiası tek başına yeterli değildir
Bu karar kırmızı bültenden farklı olarak, iptal edilmiş pasaportun SLTD veri tabanındaki kaydına ilişkindir. Başvurucu siyasi kötüye kullanım iddiasında bulunmuş; CCF, sunulan genel haber ve raporların kişisel olayla yeterince ilişkilendirilmediğini, kaynak makamın ise yargısal dayanak ve açıklama sağladığını değerlendirmiştir. İlgili veriler kurallara uygun bulunmuştur. (S12, §§8–16 ve hüküm)
Örnek, bütün başvuruların kabul edilmeyeceğini ve yanlış veri türüne odaklanmanın sakıncasını gösterir. Genel ülke raporu, kişisel olayı destekleyen delilin yerine geçmez. Pasaporta ilişkin kayıt, kırmızı bülten silinse bile ayrıca değerlendirme gerektirebilir.
2023/05: İade reddi, koruma statüsü ve insan hakları birlikte değerlendirilir
CCF bu örnekte iade reddi, kişinin mülteci statüsü ve isnat edilen fiille bağlantısına ilişkin bilgileri birlikte incelemiştir. İade isteyen ülkenin gerçekten iade girişiminde bulunması nedeniyle bültenin amacının sırf ret kararıyla sona ermediğini belirtmiştir. Mülteci politikasının doğrudan uygulanması bakımından kaynak ülke ile koruma kapsamı ayrımını yapmış; buna rağmen insan hakları bulguları ve dosyadaki diğer unsurlar nedeniyle verilerin silinmesine karar vermiştir. (S13, §§27–37)
Bu değerlendirme, başvuruda alternatif gerekçelerin açık kurulmasının önemini gösterir. Bir gerekçe tek başına yeterli görülmese de diğer somut olgularla birlikte sonuca etkili olabilir. İade ret kararının yalnız sonuç sayfası yerine gerekçeli metninin ve koruma kararının kapsamının sunulması bu nedenle önem taşır.
Silme veya ret kararından sonra hangi işlemler gerekir?
Kaldırma sürecinin genel akışı için INTERPOL kırmızı bülten ve diffüzyon kaydının nasıl kaldırılacağı yazımıza bakılabilir.
Silme kararının etkisi ve sınırı
CCF Talepler Dairesinin kararları INTERPOL ve başvurucu bakımından kesin ve bağlayıcıdır. Kararın uygulanması ve ilgili üyelere bildirim süreci Statü m.41’de düzenlenir. Silinen veya düzeltilen verinin kapsamı, kararın hüküm bölümü ve uygulama bildirimi üzerinden anlaşılmalıdır. “Kişiyle ilgili bütün bilgiler dünyadaki bütün veri tabanlarından silinir” sonucu çıkarılamaz. (S7, m.38–41)
INTERPOL kaydının kaldırılması; ulusal ceza davasını düşürmez, beraat kararı oluşturmaz, bağımsız ulusal yakalama emrini kaldırmaz ve her vize, pasaport veya banka işlemini otomatik düzeltmez. Aynı ülkenin başka bir suç veya yeni hukuki gelişme nedeniyle veri iletmesi ihtimali de ayrıca incelenir. Önceki silme kararının kapsamı ile yeni kaydın dayanağı karşılaştırılmalıdır.
Kararın ardından şu işler birlikte değerlendirilmelidir:
- CCF’nin gerekçeli kararı ve uygulama bildiriminin muhafazası; hangi kayıt ve suçları kapsadığının belirlenmesi.
- Kaynak ülkedeki ceza ve yakalama dosyasının güncel durumunun doğrulanması.
- Bulunulan ülkedeki iade, tutuklama, idari gözetim, giriş yasağı veya pasaport dosyasına kararın sunulması.
- Eski INTERPOL verisine dayanan ulusal kayıtların güncellenmesinin ilgili makamdan istenmesi; bağımsız dayanakların ayrıca araştırılması.
- Seyahat planında gidilecek ve transit geçilecek ülkeler bakımından mevcut engellerin değerlendirilmesi; silme kararının genel seyahat izni sayılmaması.
Silme sonrasında ulusal yakalama, tahdit ve göç kayıtlarının izlenmesi için INTERPOL kaydı silindikten sonra ulusal kayıtların düzeltilmesi yazımıza bakılabilir.
Ret kararında yeniden inceleme ile olağan itiraz farklıdır
CCF Statüsü m.42’deki yeniden inceleme, her ret kararına karşı otomatik ikinci inceleme hakkı değildir. Başvuru, ilk inceleme sırasında bilinseydi sonucu değiştirebilecek yeni olguların ortaya çıkarılmasına dayanmalıdır. Altı aylık süre ret kararının tebliğinden değil, bu yeni olgunun öğrenilmesinden itibaren hesaplanır. Öğrenme tarihi ve olgunun önceki sonuca etkisi açıkça gösterilmelidir. (S7, m.42; S8, kural 30/7)
Aynı iddiaların yeni bir başlıkla tekrar gönderilmesi yeterli değildir. Buna karşılık sonradan kaldırılan yakalama kararı, yeni bir kesinleşmiş yargı kararı veya sonucu etkileyebilecek doğrulanabilir gelişme, şartlarına göre yeniden inceleme talebinin dayanağı olabilir. Her yeni belgenin otomatik “yeni olgu” sayılmayacağı da dikkate alınmalıdır.
AİHM veya ulusal mahkemeye başvuru
CCF kararını bir ulusal istinaf kararı gibi AİHM’e temyiz etmek mümkün değildir. AİHM, Sözleşmeye taraf bir devletin yargı yetkisi içindeki işlem veya ihmallerden kaynaklanan ihlal iddialarını kendi kabul edilebilirlik koşulları içinde inceler. İade, tutma veya kötü muamele riskiyle ilgili ulusal işlemler bu nedenle ayrı değerlendirilir. İç hukuk yolları ve süreler, CCF başvurusu yapılmış olduğu gerekçesiyle ihmal edilmemelidir. (S16, m.1, 34–35)
Türkiye’de ilgili adli ve idari kanun yollarının yanında, koşulları varsa Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru gündeme gelebilir. Hangi yolun kullanılacağı, işlemi yapan makam, iddianın niteliği, tebliğ/öğrenme tarihi ve tüketilmesi gereken etkili yollar üzerinden belirlenir. Aynı dilekçeyi bütün kurumlara göndermek, görev ve süre sorunlarını çözmez.
Dosya hazırlığında izlenecek yol ve sık yapılan hatalar
İlk adım olayın ve kayıtların ortak kronolojisini oluşturmaktır. Bir sonraki adım hangi makamdan hangi sonucun isteneceğini ayırmaktır. Aşağıdaki yol haritası, CCF başvurusuyla ulusal işlemlerin birbirini bekleyen tek bir süreç olmadığını gösterir.
| İhtiyaç | İncelenecek yol | Talebin sınırı |
|---|---|---|
| INTERPOL verisini öğrenmek | CCF erişim talebi | Paylaşım kısıtları olabilir; seyahat garantisi vermez. |
| Hatalı veya kurallara aykırı veriyi kaldırmak | CCF düzeltme/silme; kaynak makamda güncelleme | Ulusal yargı kararını kendiliğinden kaldırmaz. |
| Türkiye’de geçici tutuklamaya karşı korunmak | Yetkili hâkim veya mahkemede adli başvuru | CCF sonucu beklenmeden değerlendirilir. |
| İade edilmemeyi istemek | 6706 sayılı Kanun ve ilgili anlaşma çerçevesinde savunma | İade engelleri somutlaştırılır. |
| Sınır dışı kararına karşı çıkmak | Tebliğden itibaren yedi günde idare mahkemesi | CCF’nin aylarla ifade edilen süresiyle karıştırılmaz. |
| İdari gözetimin sona ermesini istemek | Sulh ceza hâkimine başvuru | Başvuru kendiliğinden gözetimi durdurmaz. |
| Karar sonrasında eski kaydı düzeltmek | Kaydı tutan ilgili makam veya kuruluş | CCF kararının kapsamı ve ulusal hukuki dayanak birlikte incelenir. |
Varsayımsal örnek: Bir kişi ticari borçtan kaynaklandığını düşündüğü bir isnat nedeniyle Türkiye’de yakalanmış ve hakkında ayrıca sınır dışı kararı alınmış olsun. CCF’ye özel hukuk uyuşmazlığı gerekçesiyle başvurması, tutma ve sınır dışı dosyalarının sürelerini durdurmaz. Sözleşme ve ödeme belgeleriyle INTERPOL gerekçesi hazırlanırken, ulusal tutma tedbirine başvuru ve yedi günlük sınır dışı dava süresi ayrı takip edilmelidir. İsnadın gerçekten yalnız borç ilişkisinden mi yoksa somut hile iddiasından mı kaynaklandığı araştırılmadan sonuç söylenemez.
Sık yapılan hatalar; kamuya açık listede isim bulunmamasını kayıt yokluğu saymak, eski e-posta başvuru yöntemini kullanmak, gerekçe anlatımında on sayfa sınırını göz ardı etmek, siyasi iddiayı kişisel delille ilişkilendirmemek, eski bir kararın güncel olduğunu varsaymak ve bütün makamların aynı sonucu vereceğini kabul etmektir. Dosya bazlı belge haritası bu hataları azaltır; başvurunun kabulünü garanti etmez.
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Somut dosyada vatandaşlık, koruma statüsü, isnat edilen fiil, ilgili ülkeler, kararların güncelliği ve tebliğ tarihleri sonucu değiştirebilir.
Sonuç
Kırmızı bültenin değerlendirilmesinde önce INTERPOL kaydının türü ve dayanağı belirlenmeli; ardından CCF denetimi, ulusal ceza dosyası, iade ve göç işlemleri ayrı hukuki yollar olarak ele alınmalıdır. Etkili bir başvuru, soyut haksızlık iddiasından çok somut olay, doğru kural, güncel karar ve düzenli belge ilişkisine dayanır.
CCF’nin veriyi silmesi önemli bir hukuki sonuçtur; fakat kişinin bütün ülkelerdeki bütün engellerinin ortadan kalktığını göstermez. Başvuru öncesinde doğru kayıt ve süreyi belirlemek, karar sonrasında uygulamayı ve ilgili ulusal kayıtları takip etmek sürecin tamamlayıcı parçalarıdır.
INTERPOL kayıtları, iade ve uluslararası cezaî iş birliği hakkında INTERPOL Kırmızı Bülten, Suçluların İadesi ve Uluslararası Cezaî İş Birliği hizmet sayfamızdan bilgi alabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Kırmızı bülten uluslararası tutuklama emri midir?
Hayır. Uluslararası polis iş birliği kapsamında yayımlanan bir bildirimdir. Yakalama veya tutuklama bakımından bulunduğunuz ülkenin hukuku ve uygulanabilir anlaşmalar belirleyicidir. Ayrıntı için kırmızı bülten şartlarına bakınız.
Kırmızı bülten yayımlanmadan önce bana haber verilir mi?
Kişiye önceden bildirim yapılacağı varsayımıyla hareket edilmemelidir. Bültenin yayımlanması için kişinin onayı aranmaz. Kayıt kuşkusu varsa erişim talebi değerlendirilir; bunun kendisi yakalanmama güvencesi değildir.
Adım INTERPOL sitesinde yoksa kaydım yok mudur?
Hayır. Kamuya açık sayfa bütün kayıtları içermez. Kamuya açıklanmayan bülten veya difüzyon bulunabilir. Resmî kayıt sorgulama yolunun kapsamı ayrıca değerlendirilmelidir.
CCF’ye Türkiye’den veya başka bir ülkeden başvurabilir miyim?
Evet. Başvurunun Lyon’a bizzat gidilerek yapılması gerekmez. Güncel genel yöntem, resmî sayfadan ulaşılan çevrim içi portaldır. Başvuru şartları bulunduğunuz yere göre ortadan kalkmaz. Portal ve temsil bölümüne bakınız.
E-posta veya postayla yeni başvuru gönderebilir miyim?
Genel kural olarak hayır. 26 Mart 2026’dan itibaren portal kullanılır. Portalın kullanılamadığı istisnai durumda alternatif yöntem Komisyonun iznine bağlıdır. Önceden başlamış dosyada CCF’nin özel talimatı izlenir.
Avukat olmadan CCF’ye başvuru yapılabilir mi?
Evet. Kişisel başvuru mümkündür. İmza, kimlik, dil ve gerekçelendirme şartları yine yerine getirilmelidir. Avukat desteğinin işlevi ve resmî başvuru ücretinden ayrımı ücret ve avukat bölümündedir.
Başvuru dili Türkçe olabilir mi?
CCF’nin çalışma dilleri Arapça, İngilizce, Fransızca ve İspanyolcadır. Başvuru ve destekleyici ekler bu dillerden birinde sunulmalı veya uygun çeviri hazırlanmalıdır. Türkçe tek başına yeterli değildir.
Vekâletnamenin her durumda noterli ve apostilli olması gerekir mi?
CCF’nin güncel genel kuralı, temsilciye erişim yetkisi veren imzalı yetkilendirmedir; otomatik noter/apostil şartı değildir. Ulusal dava veya başka bir makam için kullanılacak vekâletname ayrıca değerlendirilir. Belge şartlarına bakınız.
CCF başvurusu anonim yapılabilir mi?
Hayır. Başvuru, ilgili kişinin kimliğini doğrulayacak belge ve geçerli imzayla sunulur. Dosyanın gizli olması, kimliksiz başvuru anlamına gelmez. İnceleme ve gizlilik kuralları uygulanır.
CCF başvurusu ücretli midir?
CCF başvurusunun kendisi ücretsizdir. Avukatlık, çeviri ve ulusal işlemlerin giderleri ayrı olabilir. Bunlar resmî “kayıt silme harcı” şeklinde sunulmamalıdır.
Kaydın silinmesi kaç ay sürer?
Düzeltme/silme taleplerinde Statüdeki temel karar süresi kabul edilebilirlikten itibaren dokuz aydır. Uzatma, uygulama ve bildirim aşamaları bulunduğundan kesin toplam süre garantisi verilemez. Erişim talebinin karar süresi ise dört aydır. Süre tablosu başlangıçları ayırır.
Başvuru yaptığımda yakalanma veya iade riski durur mu?
Hayır. Başvuru otomatik durdurma etkisi yaratmaz. CCF’de geçici tedbir, ilgili ülkede ise ulusal koruma ve itiraz yolları ayrı değerlendirilir. Acil durum bölümü bu ayrımı açıklar.
Ceza davası devam ederken kayıt silinebilir mi?
Koşulları varsa evet. Devam eden dava, INTERPOL kurallarına aykırı verinin tutulmasını zorunlu kılmaz. Silme kararı da ceza davasını sona erdirmez. Başvurunun silme gerekçeleri ile ilişkilendirilmesi gerekir.
Beraat veya yakalama kararının kaldırılması otomatik silme sağlar mı?
Kararın etkisi ve kapsamı doğrulanmalı, kaynak makamın güncellemesi ve gerekiyorsa CCF başvurusu takip edilmelidir. Başka suç veya geçerli karar kalmış olabilir. Güncelliğini yitiren kayıt bölümüne bakınız.
Mülteci statüsü bütün kırmızı bültenleri kaldırır mı?
Bu sonuç bütün kayıtlar için otomatik kurulamaz. Statünün doğrulanması, arayan ülke ve zulüm korkusunun ilişkisi önemlidir. Üçüncü ülkeden gelen aramalar ayrıca incelenir. Koruma statüsü bölümündeki ayrımlar uygulanır.
İran vatandaşının başvurusu için ayrı bir silme yöntemi var mı?
Yalnız İran vatandaşlığına bağlı ayrı bir otomatik silme yöntemi yoktur. Kaynak karar, isnadın niteliği, kişisel siyasi veya insan hakları iddiaları ve koruma statüsü somut belgelerle değerlendirilir. Belirli bir ülkenin bütün dosyalarının aynı olduğu varsayılamaz.
Ticari borç veya aile anlaşmazlığında kırmızı bülten çıkar mı?
Salt özel uyuşmazlık, kırmızı bülten için yeterli değildir. Ancak dosyadaki gerçek fiilin niteliği ve RPD’deki şartlar araştırılmalıdır. Ticari ilişki içinde ciddi suç isnadı bulunması ile sıradan ifa uyuşmazlığı aynı değildir. Özel hukuk ayrımı önem taşır.
Difüzyon kaydı da CCF başvurusuna konu olabilir mi?
INTERPOL Bilgi Sistemi’nde işlenen difüzyon verileri bakımından erişim, düzeltme veya silme talebi değerlendirilebilir. Doğrudan ikili bilgi paylaşımında CCF’nin özel yetki sınırı saklıdır. Difüzyon bölümüne bakınız.
Türkiye’ye girerken veya transit geçerken yakalanabilir miyim?
Somut kayıt ve uygulanabilir hukuk nedeniyle işlem yapılması mümkündür. Kırmızı bülten bulunması otomatik iade, bulunmaması da kesin güvenli geçiş anlamına gelmez. Ulusal kararlar, seyahat belgesi ve giriş işlemleri ayrıca incelenir.
Kayıt silinince serbestçe seyahat edebilir miyim?
Silme kararı tek başına böyle bir garanti vermez. Ulusal yakalama, pasaport, vize, giriş yasağı ve transit ülke kayıtları ayrıca etkili olabilir. Adres veya ikamet yükümlülükleri de kendiliğinden kalkmaz. Karar sonrası kontrol yapılmalıdır.
Kırmızı bülten pasaportu kendiliğinden iptal eder mi?
Kırmızı bülten ile pasaport iptali veya seyahat belgesinin SLTD kaydı ayrı işlemlerdir. Belgenin geçerliliği, iptal kararı ve kaydın kaynağı ayrıca belirlenir. CCF 2024/03 örneği, pasaport kaydının ayrı incelenebileceğini gösterir.
Kayıt silinince vize, banka ve iş sorunları da biter mi?
Otomatik olarak sona ereceği söylenemez. Kuruluşun dayandığı kayıt ve hukuki yetki araştırılmalı; gerekiyorsa karar sunularak güncelleme istenmelidir. CCF’nin yetkisi bütün özel ve ulusal veri tabanlarını kapsamaz.
CCF reddederse altı ay içinde itiraz edebilir miyim?
Statü m.42’deki yol, sonucu değiştirebilecek yeni olguya dayalı yeniden incelemedir. Altı ay yeni olgunun öğrenilmesinden başlar; ret tebliğine bağlı genel bir istinaf süresi değildir. Ret sonrası yol bölümüne bakınız.
Silme kararı bütün kişisel bilgilerimin tamamen silinmesi midir?
Kararın kapsadığı veri ve işlem esas alınır. Başka hukuki dayanakla tutulan ayrı kayıtlar veya Komisyonun kendi dosya saklama kuralları bulunabilir. Ulusal arşivlerin de otomatik silindiği kabul edilmez. Silmenin sınırı belirlenmelidir.
Aynı ülke yeniden kayıt iletebilir mi?
Yeni verinin dayanağı, önceki silme kararının kapsamı ve INTERPOL kuralları birlikte incelenir. Aynı veriyi değişmemiş gerekçeyle yeniden sunmak ile yeni ve farklı hukuki gelişme bulunması aynı durum değildir. Önceki karar mutlaka korunmalıdır.
CCF kararı nedeniyle ceza davası düşer mi?
Hayır. CCF ulusal ceza mahkemesinin yerine geçmez. Ulusal dava veya yakalama kararına karşı işlemler ilgili ülkenin hukukuna göre yürütülür. CCF kararı bu dosyalara sunulabilir; etkisi ayrıca değerlendirilir.
CCF ret kararını doğrudan AİHM’e götürebilir miyim?
AİHM CCF için olağan temyiz mercii değildir. Sözleşmeye taraf bir devletin işlemi veya ihmali bakımından, kabul edilebilirlik koşulları ve süreler içinde başvuru değerlendirilebilir. Yargısal başvuru ayrımı önemlidir.
Yakalandığımda ilk hangi belgeler önemlidir?
İşlemin dayanağı, yakalama ve tutma kararları, tebliğ belgeleri, kimlik bilgileri, varsa koruma veya iade ret kararı ve CCF yazışmaları önemlidir. Bulunulan ülkedeki hukuki yardım ve başvuru süreleri gecikmeden değerlendirilmelidir. CCF süreci ulusal işlemlerin yerine geçmez.
Kaynakça
Kaynaklara erişim ve bu sürümün araştırma tarihi: 13 Ekim 2026. CCF kararları resmî olarak yayımlanan anonim karar kesitleridir; gizli dosyaların tam nüshaları değildir. Aşağıdaki bağlantılar kaynak kurumların kendi yayınlarına gider.
S1 — INTERPOL, What is INTERPOL? Örgütün görevi, hükümetler arası niteliği ve 196 üye bilgisi. Kaynak bağlantısı
S2 — INTERPOL, Our history. 1923, 1956 ve sonraki kurumsal gelişmeler. Kaynak bağlantısı
S3 — INTERPOL, Constitution of the ICPO-INTERPOL, özellikle m.2, 3, 5 ve 36. Resmî güncel belge bağlantıları: Kaynak bağlantısı
S4 — INTERPOL, Rules on the Processing of Data, 2025 sürümü, özellikle m.10–12, 34, 46, 49–51, 81–87 ve 97–100. Kaynak bağlantısı
S5 — INTERPOL, About Notices. Renkli bültenler, Gümüş Bülten pilotu ve difüzyon. Kaynak bağlantısı
S6 — INTERPOL, Red Notices. Hukuki nitelik, kamuya açıklama ve uygunluk denetimi. Kaynak bağlantısı
S7 — INTERPOL, Statute of the Commission for the Control of INTERPOL’s Files, 27 Kasım 2025 değişikliklerini içeren metin, özellikle m.3, 6, 20, 23, 28, 30–45. Kaynak bağlantısı.pdf)
S8 — INTERPOL CCF, Operating Rules, son değişiklik 26 Mart 2026, özellikle kurallar 25–31. Kaynak bağlantısı
S9 — INTERPOL CCF, How to submit a request. Resmî portala erişim ve başvuru kanalı duyurusu. Kaynak bağlantısı
S10 — INTERPOL, Refugee Resolution; GA-2017-86-RES-09 çerçevesi. Kaynak bağlantısı
S11 — CCF, 2025 Decision Excerpt No.1, aile meselesi, bültenin amacı ve uluslararası ilgi; özellikle §§23–34 ve hüküm. Resmî karar listesi: Kaynak bağlantısı
S12 — CCF, Decision No.2024-03, Article 3 / Misuse of INTERPOL’s channels; özellikle §§8–16 ve hüküm. S11’deki resmî karar listesinde yayımlanmıştır.
S13 — CCF, Decision No.2023-05, Extradition / Refugee policy / Description of criminal activities / Due process; özellikle §§27–37 ve hüküm. S11’deki resmî karar listesinde yayımlanmıştır.
S14 — 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu, güncel konsolide metin, özellikle m.1–5 ve 10–21. Kaynak bağlantısı
S15 — 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, güncel konsolide metin, özellikle m.4, 53, 55, 57 ve 57/A. Kaynak bağlantısı
S16 — Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, özellikle m.1, 3, 5, 6, 34 ve 35. AİHM’nin Türkçe Sözleşme metni: Kaynak bağlantısı
S17 — United Nations Juridical Yearbook 1982, “Status of INTERPOL with the United Nations”, 14 Aralık 1982 tarihli değerlendirme, basılı s.179–180. Kaynak bağlantısı
S18 — INTERPOL CCF, CCF sessions and decisions. Oturum düzeni ve gecikmelere ilişkin resmî açıklama. S11’deki resmî sayfa.
S19 — Anayasa Mahkemesi, Birinci Bölüm, Samira Alakbarova, B. No: 2018/19302, 22/2/2022; özellikle §§54–70, 73–79 ve hüküm. Resmî Gazete, 20/4/2022, sayı 31815, kararın tam metni: Kaynak bağlantısı