İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Velayet ve Kişisel İlişki

Uluslararası Çocuk Kaçırma ve Sınır Aşan Velayet: Lahey Sözleşmesi ve Çocuğun İadesi

Havalimanında bir yetişkinin elini tutarken geriye bakan çocuk; uluslararası çocuk kaçırma konulu temsili görsel.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 19 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Çocuğun başka ülkeye götürülmesi veya orada tutulması hâlinde iade şartları, başvuru yolları, süreler ve velayetle ilgili temel ayrımlar.

Uluslararası çocuk kaçırma, çocuğun mutat meskeninin bulunduğu ülkeden, o ülke hukukuna göre mevcut velayet veya koruma hakkı ihlal edilerek başka bir ülkeye götürülmesi ya da başka ülkede hukuka aykırı biçimde tutulmasıdır. Koşulları varsa 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi uyarınca çocuğun mutat mesken ülkesine iadesi istenebilir. İade davası, velayetin hangi ebeveyne verileceğini belirleyen bir dava değildir. Öncelikle, çocuğun tek taraflı bir davranışla değiştirilen yaşam yerinin hukuken eski hâline döndürülüp döndürülmeyeceği incelenir. [1][2]

Bu süreçte çocuğun vatandaşlığından önce olaydan hemen önceki yaşam merkezi, ebeveynlerin hukuki yetkileri, seyahate verilen iznin kapsamı ve ilgili devletler arasındaki sözleşme ilişkisi araştırılır. Çocuğun bulunduğu ülkeye göre başvuru makamı, mahkeme süreci ve kararın uygulanması değişir. Türkiye’den götürülen çocuk ile Türkiye’ye getirilip burada alıkonulan çocuk için aynı başvuru güzergâhı izlenmez.

Mevzuat ve kaynak kontrolü: 11 Ekim 2026. Bu yazı genel hukuki bilgilendirme içerir; belirli bir dosyada izlenecek yol, ilgili ülkelerin hukuku ve somut deliller birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Uluslararası çocuk kaçırma hangi durumlarda söz konusu olur?

Hukuka aykırı götürme ile alıkoyma arasındaki fark

Hukuka aykırı götürme, çocuğun bulunduğu ülkeden çıkarılmasının baştan itibaren koruma hakkını ihlal etmesidir. Hukuka aykırı alıkoyma ise başlangıçta izinli olan bir seyahatin sonradan izinsiz kalışa dönüşmesiyle de ortaya çıkabilir. Bu nedenle çocuğun sınırdan usulüne uygun geçmesi veya bir seyahat belgesinin bulunması, sonraki kalışın mutlaka hukuka uygun olduğunu göstermez. [1, m. 3]

Örnek olarak, yalnızca okul tatili boyunca başka ülkede kalmasına izin verilen çocuğun kararlaştırılan dönüş tarihinde geri getirilmemesi düşünülebilir. Bu varsayımsal olayda izin belgesi, dönüş bileti ve ebeveynlerin yazışmaları birlikte incelenir. Alıkoymanın hangi tarihte hukuka aykırı hâle geldiği, süre hesabı açısından ayrıca belirlenmelidir. Her olayda uçuş tarihi ile ihlal tarihi aynı değildir.

Anne veya baba da çocuğu hukuka aykırı biçimde götürebilir mi?

Evet. Sözleşmedeki kavram, yalnızca yabancı bir kişinin çocuğu kaçırmasını ifade etmez. Anne veya babanın davranışı da diğer hak sahibinin çocuğun bakımına veya yaşayacağı yere ilişkin yetkisini ihlal edebilir. Ebeveyn olmak, diğer ebeveynin mevcut haklarını tek taraflı olarak ortadan kaldırma yetkisi vermez. Bununla birlikte, her rıza uyuşmazlığı otomatik olarak iade koşullarını oluşturmaz; hangi kişinin hangi hakka sahip olduğu ilgili hukuk uyarınca saptanır. [1, m. 3–5]

Lahey Sözleşmesi medeni hukuk alanında bir iade mekanizması kurar. Ceza sorumluluğu ayrı kurallara bağlıdır. Suç duyurusunda bulunulması tek başına uluslararası iade sürecinin başlatıldığı veya tamamlandığı anlamına gelmez. Dosyada ceza soruşturması varsa bunun iade talebi, koruma tedbirleri ve güvenli dönüş üzerindeki etkileri ayrıca değerlendirilmelidir.

Seyahat izni için çocuğun yurt dışına çıkarılması ve muvafakatname, kalıcı yerleşme için velayet sahibi ebeveynin çocukla yurt dışına yerleşmesi yazılarımıza bakılabilir.

Lahey Sözleşmesi kapsamında çocuğun iadesi için hangi şartlar aranır?

Çocuğun 16 yaşını doldurmamış olması

1980 tarihli Sözleşme, 16 yaşını doldurmamış çocuklara uygulanır. Çocuk 16 yaşına ulaştığında Sözleşmenin uygulanması sona erer; yalnızca kaçırılma tarihinde bu yaşın altında olması yeterli değildir. Bu nedenle yaklaşan doğum günü, başvurunun ve yargılamanın takibinde önem taşır. Yaş sınırının aşılması, çocuğun diğer koruma yollarından yararlanamayacağı anlamına gelmez. [1, m. 4][2, m. 3]

İlgili devletler arasında sözleşmenin uygulanabilir olması

İki ülkenin genel taraf devletler listesinde yer almasıyla yetinilmemelidir. Özellikle Sözleşmeye sonradan katılımda, ilgili devletler arasındaki kabul ve yürürlük ilişkisi araştırılır. Sözleşmenin zaman bakımından kapsamı da önemlidir: ilgili devletler arasında yürürlüğe girişten önceki olaylara aynı mekanizmanın uygulanabileceği varsayılamaz. [1, m. 35 ve 38]

Bu kontrol, Lahey Milletlerarası Özel Hukuk Konferansının (HCCH) güncel statü tablosu ve katılımların kabul kayıtları üzerinden yapılır. Başvuruda ülke adı yanında ihlal tarihi de belirtilmelidir. Sabit bir ülke listesini yıllarca güncellemeden kullanmak, dosyanın yanlış usulle başlatılmasına yol açabilir. [3]

Koruma hakkının ihlali ve fiilen kullanılması

Sözleşmedeki koruma hakkı, çocuğun bakımına ilişkin yetkilerin yanında özellikle yaşayacağı yeri belirleme hakkını kapsar. Bu hak kanundan, mahkeme veya idari makam kararından ya da ilgili hukukta geçerli bir anlaşmadan doğabilir. Başvurudan önce mutlaka tek başına velayet kararı alınmış olması aranmaz. Ortak kullanılan haklar da korunabilir. [1, m. 3 ve 5]

Hak, götürme veya alıkoyma sırasında fiilen kullanılıyor olmalı yahut ihlal gerçekleşmeseydi kullanılacak bulunmalıdır. Başvurucu, bakım ve eğitim kararlarına katılımını, düzenli ilişkiyi ve mevcut hukuki yetkisini gösterebilir. Ayrı evlerde yaşamak veya çocuğun günlük bakımını diğer ebeveynin üstlenmesi tek başına hakkın kullanılmadığını kanıtlamaz. Karşı tarafın bu yöndeki savunması da somut yaşam düzeni içinde değerlendirilir.

Mutat mesken nedir, nasıl belirlenir?

Mutat mesken, çocuğun yaşamının fiilî merkezini ifade eder. Nüfusa kayıtlı olunan yer, vatandaşlık, ebeveynin tercihi veya bir adres bildirimi bu değerlendirmeyi tek başına çözmez. Esas alınan dönem, iddia edilen hukuka aykırı götürme veya alıkoymadan hemen önceki dönemdir. [1, m. 3–4]

Hangi yaşam kayıtları önemlidir?

Çocuğun yaşı ve somut koşulları dikkate alınarak okul veya kreş düzeni, bakım ilişkileri, sağlık takibi, kalışın süresi ve niteliği, sosyal çevre ve taşınmanın koşulları incelenebilir. Çok küçük bir çocukta bakım ortamı daha belirleyici olurken okul çağındaki çocukta eğitim ve sosyal hayat daha fazla veri sunabilir. Her dosyada geçerli sabit bir “altı ay yaşama” şartı bulunduğu söylenemez.

Pratikte yalnızca son adres belgesini sunmak yerine zaman çizelgesi hazırlanması yararlıdır: Çocuk nerede doğdu, hangi dönemlerde nerede kaldı, okula ne zaman başladı, seyahatin amacı neydi ve dönüş nasıl kararlaştırıldı? Bu kronoloji, kalıcı taşınma savunması ile geçici ziyaret iddiasının aynı belgeler üzerinden sınanmasını sağlar.

Çifte vatandaşlık veya Türkiye’de nüfus kaydı sonucu değiştirir mi?

Çocuğun Türk vatandaşı veya çifte vatandaş olması, yabancı ülkedeki mutat meskenine iadesini kendiliğinden engellemez. Aynı şekilde yabancı vatandaşlık da otomatik iade sebebi değildir. İnceleme; çocuğun yaşam merkezi, koruma hakkı, ihlal ve istisnalar üzerinde yürür. Vatandaşlığa dayanarak diğer koşulların araştırılmasından vazgeçilmemelidir.

İade davası ile velayet davası arasındaki fark nedir?

KonuÇocuğun iadesiVelayetin esasının belirlenmesi
Temel soruÇocuk, Sözleşme uyarınca mutat mesken ülkesine dönmeli mi?Bakım ve karar verme yetkileri nasıl düzenlenmeli?
İncelemeMutat mesken, koruma hakkının ihlali, uygulama koşulları ve istisnalarYetki ve uygulanacak hukuka göre çocuğun gelecekteki bakım düzeni
Kararın etkisiİade kararı velayeti başvurucuya vermezİlgili hak ve yükümlülükleri düzenler
Türkiye’de birlikte açılan davalarİade incelemesi önceliklidirKanundaki koşullarda iade davasının sonucu beklenir

1980 tarihli Sözleşmenin 19. maddesi ve 5717 sayılı Kanunun 12. maddesi bu ayrımı korur. Çocuğun bir ülkeye dönmesi, mutlaka diğer ebeveynin evine ve korumasız biçimde teslim edilmesi anlamına gelmez. Dönüşten sonraki bakım, barınma ve güvenlik düzeni ayrıca ele alınmalıdır. [1][2]

Türkiye’de iade başvurusundan sonra alınan velayet kararı, iade talebinin reddine gerekçe oluşturmaz. İade davası görülürken açılan velayet davası bekletilir; davalar birleştirilmişse ayrılarak önce iade uyuşmazlığı sonuçlandırılır. İade reddedildiğinde ise Türkiye’de velayet hakkında karar verilebilmesi, milletlerarası yetki kurallarının da değerlendirilmesini gerektirir. İadenin reddi, tek başına her velayet uyuşmazlığında Türkiye’nin yetkili olduğu sonucunu doğurmaz. [2, m. 12–15][6]

Çocuk yurt dışında yaşıyorken Türkiye’de velayet davası açılabilmesi konusu çocuk yurt dışında yaşıyorsa Türkiye’de velayet davası yazımızda anlatılmıştır.

Çocuğun iadesi için nereye başvurulur?

Çocuk Türkiye’den başka bir ülkeye götürüldüyse

Türkiye’de merkezî makam Adalet Bakanlığıdır; ilgili işlemler Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü tarafından yürütülür. Başvurucu, Sözleşmenin öngördüğü merkezî makam kanallarından yararlanabilir. Türkiye üzerinden yapılan başvuruda belgeler ilgili yabancı merkezî makama iletilir; çocuğun bulunduğu ülkedeki yer tespiti, gönüllü dönüş ve yargılama o ülkenin yetkili makamlarınca yürütülür. [1, m. 7–8][4]

Türkiye’deki bir mahkemeden alınan kararın yabancı ülkede kendiliğinden uygulanacağı düşünülmemelidir. Başvuru dosyasının yabancı dilde hazırlanması, o ülkede avukat gerekip gerekmediği, adli yardım ve acil tedbirler ayrı kontrol edilir. Merkezî makama yapılan başvurunun tarihi ile yabancı ülkede yargısal veya idari iade sürecinin başlama tarihi ayrıca izlenmelidir.

Çocuk başka ülkeden Türkiye’ye getirildiyse veya Türkiye’de tutuluyorsa

Çocuğun önceki mutat mesken ülkesinin merkezî makamına, Türk merkezî makamına veya Sözleşmenin izin verdiği diğer merkezî makamlara başvurulabilir. Türkiye’de merkezî makam, mahallî Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla çocuğun yerinin tespiti, korunması ve gönüllü dönüş için işlem yapar. Çözüm sağlanamazsa iade davası merkezî makam adına mahallî Cumhuriyet başsavcılığınca açılır. [2, m. 4–7][4]

Bu özel davaname usulü, sıradan bir velayet dilekçesi verilmesiyle karıştırılmamalıdır. Başvurucunun avukatla temsil edilmesi, delil sunması ve kanun yoluna başvurabilmesi ayrı hususlardır. Sözleşmenin 29. maddesindeki doğrudan başvuru imkânı değerlendirilirken Türkiye’de 5717 sayılı Kanunun özel dava açma düzeni mutlaka dikkate alınmalıdır.

Hangi mahkeme görevlidir ve süreç nasıl ilerler?

Türkiye’de görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerde, ilgili düzenleme uyarınca belirlenen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Yetkili mahkeme, başvuru sırasında çocuğun oturduğu veya kanuni koruma tedbiri kapsamında bulunduğu yer mahkemesidir. [2, m. 6]

Süreç genel olarak şu aşamalardan oluşur:

  • Uygulanabilir sözleşmenin, ihlal tarihinin ve başvuru belgelerinin belirlenmesi.
  • Merkezî makamlar üzerinden çocuğun yerinin tespiti ve gerekli koruma işlemleri.
  • Güvenli ve gönüllü dönüş veya sulh ihtimalinin değerlendirilmesi.
  • Çözüm sağlanamazsa yetkili mahkemede iade incelemesi.
  • Karar, kanun yolu ve kesinleşme işlemleri.
  • Uygun teslim ve dönüş düzeninin yetkili makamlarla uygulanması.

Mahkeme, esasa girmeden önce uzmanlardan yararlanarak sulhu teşvik eder. Bu düzenleme, başvuru öncesinde her dosyada zorunlu arabuluculuk bulunduğu anlamına gelmez. Görüşmeler yürütülürken süre ve güvenlik tedbirleri ihmal edilmemelidir. [2, m. 8–9]

Başvuru için hangi belgeler hazırlanmalıdır?

Başvurunun amacı yalnızca olay anlatmak değil, her hukuki koşulu denetlenebilir bir belge veya bilgiyle ilişkilendirmektir. Elde olmayan bir belgenin varmış gibi gösterilmesi yerine, hangi kurumdan istenebileceği belirtilmelidir. Çocuğun tam adresi bilinmese de bilinen konum ve iletişim bilgileri başvuruda açıklanabilir. [1, m. 8][2, m. 5 ve 7]

İspatlanacak konuYararlı belge veya bilgiİncelemede dikkat edilecek nokta
Kimlik ve yaşDoğum belgesi, nüfus kaydı, kimlik veya pasaport örneğiÇocuğun 16 yaş sınırına yakınlığı
Koruma hakkıVelayet kararı, geçerli anlaşma, ilgili yabancı hukuk bilgisiHakkın kapsamı ve birlikte kullanım durumu
Mutat meskenOkul, sağlık, bakım ve konut kayıtlarıOlaydan hemen önceki yaşam düzeni
İhlal tarihi ve rızaSeyahat izni, bilet, dönüş planı, yazışmalarGeçici seyahat ile kalıcı taşınma ayrımı
Hakkın kullanılmasıEğitim ve sağlık kararlarına katılım, ilişki kayıtlarıSalt resmî sıfat yerine fiilî kullanım
Çocuğun yeriBilinen adres, okul, yakınlar ve güncel fotoğrafKesin bilgi ile tahminin ayrılması
İade riski veya güvenceKoruma kararları, sağlık ve uzman raporları, barınma planıİadeyle bağlantılı somut risk ve uygulanabilir tedbir

Yazışmalar mümkün olduğunca tarih, gönderici ve bağlamıyla korunmalıdır. Tek cümlelik bir ekran görüntüsü, önceki ve sonraki konuşmadan koparıldığında farklı anlam taşıyabilir. Delillerin hukuka uygun elde edilmesi ve çocuğa ait sağlık, kimlik ve okul bilgilerinin yalnızca gerekli mercilerle paylaşılması gerekir.

Sözleşme kapsamında tasdik ve benzeri şekil şartlarına ilişkin kolaylıklar bulunur; merkezî makamdan gelen belgeler için 5717 sayılı Kanunda da tasdik aranmaması düzenlenmiştir. Buna karşılık tercüme gereksinimi ortadan kalkmaz. Kullanılacak dil, ilgili devletin beyanları ve talep edilen belgenin niteliği kontrol edilmelidir. [1, m. 23–24][2, m. 7]

Bir yıllık süre ve altı haftalık süre ne anlama gelir?

Bir yıl geçince iade hakkı sona erer mi?

Hayır. Sözleşmenin 12. maddesindeki bir yıl, iade istemini kendiliğinden ortadan kaldıran bir hak düşürücü süre değildir. Bir yıldan sonra da iade gündeme gelir; ancak çocuğun yeni çevresine yerleşmiş olması ayrıca ret sebebi olarak değerlendirilebilir. Bir yıl dolmadan başlatılan süreçte de 13. ve 20. maddelerdeki diğer istisnalar incelenebilir. [1]

Süre, hukuka aykırı götürme veya alıkoymadan, çocuğun bulunduğu devletteki yetkili adli veya idari makam önünde iade işlemlerinin başlatılmasına kadar değerlendirilir. Merkezî makama ilk dilekçenin verilmesini her ülkede otomatik olarak aynı başlangıç kabul etmek güvenli değildir. Başvurunun ilgili ülkede hangi tarihte ve hangi usulle işleme konulduğu belgeyle takip edilmelidir.

İade davası mutlaka altı haftada biter mi?

Hayır. Sözleşmenin 11. maddesi süratli hareket edilmesini öngörür. İlgili makamın işlemlerin başlamasından itibaren altı hafta içinde karar vermemesi hâlinde gecikmenin nedenlerinin açıklanması istenebilir. Bu düzenleme, bütün dosyaların kanun yolları ve fiilî teslim dâhil altı haftada tamamlanacağına ilişkin garanti değildir. Türkiye’de davalar öncelikli ve acele görülür; adli tatilde de yürütülür. [1][2, m. 9 ve 16]

Zaman konusuHukuki veya pratik etkisiYapılması gereken takip
İhlal tarihiBir yıllık incelemenin temelidirGötürme ve alıkoyma tarihlerini ayırmak
Bir yıllık dönemSonrasında yeni çevreye yerleşme istisnası gündeme gelebilirYetkili makam önündeki başlangıcı doğrulamak
Altı haftaKarar verilmezse gecikme nedenleri sorulabilirDosya aşamasını ve eksik işlemleri izlemek
16. doğum günü1980 Sözleşmesinin uygulanması sona ererYaş hesabını başvurudan itibaren gözetmek
Kanun yoluTebliğ ve ilgili usule bağlı süreler işlerKararı, tebliği ve güncel usulü birlikte incelemek

Çocuğun iadesi hangi durumlarda reddedilebilir?

İlk olarak Sözleşmenin uygulanma koşulları araştırılır. Örneğin ihlal edilmiş bir koruma hakkı bulunmaması ile mevcut iade yükümlülüğüne karşı bir istisna ileri sürülmesi aynı hukuki mesele değildir. Koşullar mevcutsa ret istisnaları dosyaya özgü biçimde değerlendirilir; sırf bir ebeveynin diğer ülkede yaşamayı istememesi yeterli olmaz. [1, m. 12–13 ve 20]

Hakkın kullanılmaması, önceden izin veya sonradan kabul

İadeye karşı çıkan kişi, başvurucunun koruma hakkını fiilen kullanmadığını, götürmeye veya alıkoymaya önceden izin verdiğini ya da sonradan bunu kabul ettiğini ileri sürebilir. İzin veya kabulün kapsamı açıkça belirlenmelidir. Tatil izni, her durumda kalıcı yerleşme izni değildir; çocuğu görmek amacıyla yapılan geçici düzenlemeler de tek başına kalıcı kalışı benimseme anlamına gelmeyebilir. [1, m. 13/1-a]

Başvurucu açısından gerekli karşılık, yalnızca “rıza vermedim” demek değil; izin tarihini, süresini, şartlarını ve dönüş taleplerini ortaya koymaktır. Karşı taraf ise kalıcı taşınma konusunda anlaşmaya varıldığını savunuyorsa bunu bağlamı korunmuş belgelerle açıklamalıdır. Mahkeme, tarafların sonraki davranışlarını da somut olay içinde değerlendirir.

Çocuk için ciddi fiziksel veya psikolojik tehlike

İade, çocuğu fiziksel veya psikolojik zarara uğratacak ciddi bir risk doğuracak ya da katlanılamaz bir duruma sokacaksa 13/1-b maddesindeki istisna gündeme gelir. Bu inceleme, hangi ebeveynin daha yüksek gelirli olduğu veya hangi ülkede daha iyi okul bulunduğu karşılaştırmasına indirgenemez. [1]

Şiddet, istismar, ciddi ihmal veya bakımın güvenli biçimde sağlanamaması iddialarında, riskin çocuk üzerindeki etkisi ve geri dönüşle bağlantısı açıklanmalıdır. Sağlık kayıtları, önceki koruma kararları, kolluk bilgileri ve uzman değerlendirmeleri birlikte önem taşıyabilir. Ebeveyne yönelen şiddetin çocuk üzerinde yaratacağı tehlike de göz ardı edilmemelidir.

İade isteyen tarafın yalnızca “orada hiçbir sorun olmaz” demesi yerine barınma, bakım, gerekiyorsa güvenli temas ve koruma tedbirleri hakkında somut bilgi sunması gerekir. Tedbirin kâğıt üzerinde bulunmasıyla, dönüş ülkesinde zamanında ve etkili uygulanabilmesi ayrı konulardır. Ciddi risk iddiası araştırılmalı; güvence önerisi de uygulanabilirliği bakımından sınanmalıdır. [7, §§ 106–108 ve 115–118]

Çocuğun geri dönmeye itiraz etmesi

Görüşüne önem verilmesini haklı kılan yaş ve olgunluğa ulaşan çocuğun iadeye karşı çıkması ret değerlendirmesine konu olabilir. Sözleşme bunun için bütün çocuklar açısından geçerli sabit bir 8, 10 veya 12 yaş eşiği koymaz. Ayrıca bir ebeveynle yaşamayı tercih etmek ile belirli ülkeye dönmeye itiraz etmek aynı değildir. [1, m. 13/2]

Görüşün nedenleri, bağımsız biçimde oluşup oluşmadığı ve olgunluk düzeyi uygun yöntemlerle değerlendirilmelidir. Çocuğa sonucu belirleme sorumluluğu yüklenmemeli; tarafların savunmalarını tekrar etmeye zorlayan bir görüşme yapılmamalıdır. Uzman desteği, görüşün bağlamını anlamaya yardımcı olur; nihai hukuki değerlendirme mahkemeye aittir.

Bir yıldan sonra yeni çevreye yerleşme ve temel haklar

Bir yıllık sürenin geçmesinden sonra başlatılan süreçte çocuğun yeni çevresine yerleştiği ispatlanırsa 12. maddedeki istisna gündeme gelebilir. Yalnızca takvim süresinin dolması yeterli değildir; yaşam düzeninin gerçekten kurulup kurulmadığı incelenir. [1]

Sözleşmenin 20. maddesi ise iadenin, talep edilen devletin insan hakları ve temel özgürlüklerin korunmasına ilişkin temel ilkelerine aykırılığına ilişkindir. Bu hüküm, her kültür, eğitim veya hukuk sistemi farklılığını genel bir ret sebebine dönüştürmez. İleri sürülen engelin ilgili temel hakla ve somut dönüş koşullarıyla bağlantısı gösterilmelidir. [1]

AİHM içtihadı iade incelemesine nasıl yön verir?

X/Letonya kararında etkili inceleme ve gerekçe

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin X/Letonya, başvuru no. 27853/09, 26 Kasım 2013 kararında, çocuğun Avustralya’ya dönüşü konusunda ileri sürülen ciddi risk iddiasının yeterince incelenmemesi ele alınmıştır. Psikolog değerlendirmesiyle desteklenen iddiaların etkili biçimde araştırılmaması, aile hayatına saygı hakkı bakımından ihlal sonucuna yol açmıştır. [7, §§ 109–120]

Kararın uygulamadaki önemi, her psikolojik raporun iadeyi engellemesi değildir. Mahkeme, Sözleşmedeki istisnalara girebilecek savunmaları gerçekten incelemeli ve kabul veya ret gerekçesini dosyanın özellikleriyle açıklamalıdır. Sürat yükümlülüğü bu incelemeyi ortadan kaldırmaz. Karar ayrıca, bilinen bir risk varsa dönüş ülkesindeki somut koruma önlemlerinin değerlendirilmesini gerektirir. [7, §§ 106–108 ve 118]

Çocuğun üstün yararı ile hızlı dönüş nasıl birlikte değerlendirilir?

Çocuğun üstün yararı, iade mekanizmasının hem amacı hem de istisnalarının yorumunda dikkate alınan unsurdur. Bununla birlikte, iade yargılamasını sınırsız bir velayet incelemesine dönüştürmek de doğru değildir. AİHM’nin resmî konu rehberi; otomatik karar verilmemesini, dosyaya uygun gerekçeyi ve sürecin etkili yürütülmesini öne çıkarır. Rehber, kararların anlaşılmasına yardımcı olan bir derlemedir; kendisi mahkeme kararı değildir. [8]

Dava sırasında çocuğun korunması için hangi tedbirler alınabilir?

5717 sayılı Kanun, çocuğun yeniden başka bir yere götürülmesini önlemeye ve yüksek yararını korumaya yönelik geçici tedbirlere imkân verir. Mahkeme, koşullarına göre talep üzerine veya kendiliğinden karar alabilir. Tedbir isteminde riskin ne olduğu ve istenen önlemin bu riski nasıl azaltacağı açıklanmalıdır. [2, m. 10 ve 24]

  • Çocuğun yurt dışına çıkışının geçici olarak durdurulması.
  • Çocuk adına pasaport alınması veya yenilenmesinin durdurulması.
  • Kanunda belirtilen okul, muhtarlık veya nüfus kayıtları işlemlerinin durdurulması.
  • Pasaport veya kimlik kayıtlarına yönelik kanuni tedbirler ve çocuğun belirli aralıklarla kontrolü.
  • Gerektiğinde uygun bakım, yerleştirme veya tedavi tedbirleri.
  • Başvurucu ile çocuk arasında dava süresince geçici kişisel ilişki kurulması.

Pasaport belgesinin aile içinde saklanmasıyla yetkili makamın kararı ve ilgili birimlere bildirimi aynı şey değildir. Özellikle birden fazla seyahat belgesi ihtimali bulunan olaylarda, tedbirin kapsamı ve uygulanması takip edilmelidir. Tedbirler çocuğun durumuna uygun ve ölçülü olmalı; ebeveynler arasındaki uyuşmazlık çocuğun eğitimini ve bakımını gereksiz biçimde kesintiye uğratmamalıdır.

Aile uyuşmazlıklarında uluslararası arama kayıtlarının hukuki niteliği için İnterpol ve Kırmızı Bülten Nedir? rehberimize bakılabilir.

İade kararına karşı başvuru ve kararın uygulanması

Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tanınması ve tenfizi için yabancı velayet kararının tanınması ve tenfizi yazımıza bakılabilir.

Kanun yolu ve kesinleşme

Türkiye’de iade veya kişisel ilişki kararlarına karşı merkezî makam, başvurucu ve davalı kanun yoluna başvurabilir. İade ve kişisel ilişki kararları kesinleştiğinde yerine getirilir. Bu özel hüküm, geçici koruma tedbirlerinin kendi usulüne göre uygulanmasından ayrılmalıdır. [2, m. 17–18]

Kanun yolu incelemesinde örneğin mutat meskenin yanlış belirlenmesi, belirleyici bir delilin değerlendirilmemesi veya ciddi risk savunmasına yeterli gerekçe verilmemesi tartışılabilir. Başvuru yolu ve süresi; kararın niteliği, tebliğ bilgileri ve uygulanan usul üzerinden kontrol edilmelidir. Altı haftalık sürat düzenlemesi, kanun yolu süresi yerine geçmez.

Teslim işlemlerini hangi kurum yürütür?

5717 sayılı Kanunun 2021’de değiştirilen hükümleri uyarınca iade ve kişisel ilişki ilamları, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun ilgili hükümlerine göre, teslim emri tebliğ edilmeksizin yerine getirilir. Güncel yapı adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri üzerinden işler. Eski metinlerdeki icra müdürlüğü anlatımı güncel başvuru yolu gibi kullanılmamalıdır. [2, m. 18–22][5]

Teslim sırasında çocuğun fiziksel ve ruhsal bütünlüğü korunmalı; ilgili uzman desteği sağlanmalıdır. Başvurucunun veya belirlediği kişi ya da kurum yetkilisinin hazır bulunmasına ilişkin düzenleme de gözetilir. Uzmanın, teslimin çocuğun fiziksel ve duygusal gelişimini ağır tehlikeye düşüreceğini tespit etmesi hâlinde, kanundaki koşullarla teslim işlemleri ertelenebilir. Bu aşamadaki erteleme, iade davasındaki ciddi risk istisnasıyla aynı işlem değildir. [2, m. 21–23]

Güvenli dönüş nasıl planlanır?

Fiilî dönüş öncesinde yolculuk belgeleri, çocuğa eşlik edecek kişi, teslim yeri, sağlık ihtiyaçları, varışta bakım ve barınma düzeni açıklığa kavuşturulmalıdır. Varsa koruma kararlarının hangi makam tarafından ve ne zaman uygulanacağı belirlenmelidir. Bu bilgiler, bir mahkeme kararının günlük yaşamda güvenli biçimde uygulanmasını sağlar.

Sınır aşan dosyalarda merkezî makamlar arasındaki iş birliği önemlidir. Gerektiğinde yetkili hâkimler arasındaki usulüne uygun adli iletişim de koruma tedbirleri ve dönüş koşullarının açıklığa kavuşturulmasına yardımcı olabilir. Bu iletişim, tarafların dinlenilme ve usul güvencelerinin yerine geçmez. [1, m. 7][9]

Sınır aşan velayet ve yabancı mahkeme kararları nasıl ele alınır?

1996 tarihli Lahey Çocuk Koruma Sözleşmesinin rolü

1980 Sözleşmesi iade mekanizmasına odaklanırken, 1996 tarihli Lahey Çocuk Koruma Sözleşmesi velayet sorumluluğu ve çocuğun korunmasına ilişkin yetki, uygulanacak hukuk, tanıma, tenfiz ve iş birliği konularını düzenler. Yaş kapsamı da farklıdır: 1996 Sözleşmesi doğumdan 18 yaşına kadar olan çocuklarla ilgilidir. [6, m. 1–2]

Bu düzenlemede temel yetki bağlantısı mutat meskendir. Ancak hukuka aykırı götürme veya alıkoyma, eski mutat mesken makamlarının yetkisini kendiliğinden sona erdirmez; 7. maddedeki koşullar ayrıca incelenir. Çocuğun bulunduğu devletin acil koruma tedbirleri alabilmesi de ayrı bir imkândır. Dolayısıyla “çocuk artık burada, bütün davalar burada görülür” yaklaşımı güvenli değildir. [6, m. 5, 7 ve 11]

Yabancı velayet kararı Türkiye’de otomatik uygulanır mı?

Uygulanabilir milletlerarası sözleşme öncelikle belirlenir. 1996 Sözleşmesinin kapsamındaki koruma tedbirleri için tanıma ile fiilen icra edilebilir hâle getirme farklı işlemlerdir; Sözleşmenin 23–28. maddeleri ve ilgili usul hükümleri dikkate alınır. Sözleşme dışındaki olaylarda diğer anlaşmalar ve milletlerarası özel hukuk kuralları ayrıca araştırılır. [6]

Yabancı bir velayet kararının bulunması, tek başına 1980 Sözleşmesine göre iade kararı verildiği anlamına gelmez. Aynı şekilde iade kararı da bütün velayet meselelerini çözmez. Genel velayet düzenlemeleri hakkında velayet avukatlık hizmetleri sayfası ilgili hizmet kapsamını açıklar; sınır aşan bir olayda ülke ve sözleşme incelemesi ayrıca yapılmalıdır.

Sözleşme uygulanmıyorsa ve yalnız görüşme hakkı ihlal edilmişse ne yapılır?

1980 Sözleşmesinin iki ülke arasında uygulanamaması, hiçbir hukuki yol bulunmadığı anlamına gelmez. Çocuğun bulunduğu ülkedeki koruma ve velayet başvuruları, varsa diğer sözleşmeler, yabancı kararların tanınması ve uygulanması ayrı değerlendirilir. Konsolosluk desteği de mahkeme kararının veya özel hukuk başvurusunun yerine geçmez.

Yalnızca çocukla görüşme hakkının engellenmesi de ayrıca ele alınmalıdır. Sözleşmenin 21. maddesi, kişisel ilişki hakkının düzenlenmesi veya etkili kullanımının sağlanması için merkezî makama başvuru imkânı tanır. Türkiye’de 5717 sayılı Kanunun 11. maddesi uygulanır. Salt kişisel ilişki hakkı ile çocuğun yaşayacağı yeri belirleme yetkisi aynı değildir; iade talebi için hangi koruma hakkının ihlal edildiği ayrıca gösterilmelidir. [1][2]

İade sürecinin masrafları ve adli yardım

5717 sayılı Kanunun uygulanmasından doğan dava ve işler harca tabi değildir. Yargılama masraflarının karşılanması ve sonunda davayı kaybedene yükletilmesi kanunda düzenlenir. Ancak başvurucu adına avukat veya müşavir katılımından kaynaklanan giderler ile çocuğun iadesi sebebiyle doğan giderler için aynı bütçe kuralı geçerli değildir. “Harç yok” ifadesi, bütün sürecin her koşulda ücretsiz olduğu anlamına gelmez. [2, m. 27]

Başvurucu adli yardımdan yararlanabilir. Yabancı ülkede yürüyen bir dosyada ise o ülkenin adli yardım sistemi, Sözleşmeye ilişkin çekinceleri ve tercüme veya temsil koşulları ayrıca değerlendirilir. Başlangıçta tercüme, temsil ve seyahat kalemlerinin ayrılması, sürecin mali olarak planlanmasını kolaylaştırır. [1, m. 25–26][2, m. 28]

Sonuç

Uluslararası çocuk kaçırma uyuşmazlığında doğru başlangıç, çocuğun olaydan önceki mutat meskenini, ihlal edilen koruma hakkını ve ilgili ülkeler arasındaki sözleşme ilişkisini belirlemektir. Ardından iade başvurusu, deliller ve geçici koruma tedbirleri birlikte ele alınmalıdır. Gecikme, özellikle bir yıllık dönem ve 16 yaş sınırı bakımından değerlendirmeyi etkileyebilir.

Etkili bir dosya, hızlı başvuru kadar doğru hukuki ayrımlara dayanır. İade ile velayetin esası, geçici seyahat izni ile kalıcı taşınma rızası, ciddi risk iddiası ile genel yaşam tercihi birbirinden ayrılmalıdır. Hedef, çocuğun güvenliğini ve aile bağlarını gözeten, ilgili ülkelerde uygulanabilir bir hukuki çözüm oluşturmaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

Eşim çocuğumu yurt dışına götürdü. İlk olarak nereye başvurmalıyım?

Öncelikle çocuğun bulunduğu ülke ve uygulanabilir sözleşme belirlenerek merkezî makam başvurusu değerlendirilmelidir. Türkiye’de merkezî makam Adalet Bakanlığıdır. Acil güvenlik ihtiyacı veya yeniden götürme riski varsa koruma tedbirleri de eş zamanlı ele alınmalıdır. Ayrıntılar: başvuru yolları.

Tatil için verdiğim izin, çocuğun başka ülkede kalmasına da izin sayılır mı?

Her durumda sayılmaz. İznin süresi, amacı, dönüş planı ve yazışmalar birlikte incelenir. Başlangıçta izinli seyahat, sonradan hukuka aykırı alıkoymaya dönüşebilir. Ayrıntılar: götürme ve alıkoyma ayrımı.

Çocuk Türk vatandaşıysa Türkiye’den iade edilebilir mi?

Evet. Vatandaşlık tek başına iadeyi engellemez. Önceki mutat mesken, koruma hakkının ihlali ve Sözleşmedeki istisnalar incelenir. Ayrıntılar: mutat mesken.

Bir yıl geçtiyse artık başvuru yapılamaz mı?

Başvuru yapılabilir. Bir yıl geçmesi talebi kendiliğinden sona erdirmez; çocuğun yeni çevresine yerleşmiş olması ayrıca değerlendirilebilir. Diğer uygulama koşulları da bulunmalıdır. Ayrıntılar: süreler.

Çocuk dava devam ederken 16 yaşını doldurursa ne olur?

1980 tarihli Sözleşmenin uygulanması sona erer. Bu nedenle yalnızca kaçırma tarihindeki yaşa bakılmaz. Diğer koruma ve velayet yollarının koşulları ayrıca araştırılır. Ayrıntılar: iade şartları.

Türkiye’de velayet kararı almam iade talebini engeller mi?

İade başvurusundan sonra alınan velayet kararı, tek başına iadenin reddine gerekçe oluşturmaz. İade ile velayetin esasına ilişkin incelemeler farklıdır. Ayrıntılar: iade ve velayet ayrımı.

Çocuğun “Dönmek istemiyorum” demesi yeterli midir?

Tek başına otomatik ret sonucu doğurmaz. Yaş, olgunluk, görüşün bağımsızlığı ve ülkeye dönmeye yönelen itirazın niteliği değerlendirilir. Sözleşmede herkes için geçerli sabit bir dinlenilme yaşı yoktur. Ayrıntılar: ret sebepleri.

Şiddet iddiası varsa çocuk yine de iade edilir mi?

Şiddet iddiasının çocuk açısından ciddi risk oluşturup oluşturmadığı ve dönüşte etkili koruma sağlanıp sağlanamayacağı araştırılır. Ne otomatik iade ne de iddianın ileri sürülmesiyle otomatik ret söz konusudur. Ayrıntılar: AİHM içtihadı.

Mahkeme kararından sonra teslim için icra dairesine mi gidilir?

5717 sayılı Kanunun güncel sisteminde işlem, 5395 sayılı Kanunun ilgili hükümleri çerçevesinde adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri üzerinden yürür. İade kararının kesinleşmesi ve özel teslim usulü gözetilir. Ayrıntılar: kararın uygulanması.

Sadece çocuğumla görüşemiyorsam Lahey Sözleşmesinden yararlanabilir miyim?

Kişisel ilişki hakkının korunması için de merkezî makam başvurusu mümkündür. Ancak bu hakla çocuğun iadesini gerektiren koruma hakkı ihlali aynı değildir. Ayrıntılar: kişisel ilişki ve diğer yollar.

İade süreci ücretsiz midir?

Türkiye’de kanun kapsamındaki dava ve işler harçtan muaftır; avukat, tercüme, seyahat ve diğer giderler kendi kurallarına göre değerlendirilir. Adli yardım imkânı ve yabancı ülke uygulaması ayrıca incelenmelidir. Ayrıntılar: masraflar ve adli yardım.

Kaynakça

[1] HCCH, 25 Ekim 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme, özellikle m. 3–5, 7–13, 16–29, 35 ve 38. Resmî tam metin.

[2] 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun, RG 4 Aralık 2007, sayı 26720; 7343 sayılı Kanunla değiştirilen hükümler dâhil. Mevzuat Bilgi Sistemi; erişim karşılaştırması için Kore Cumhuriyeti Mevzuat Bakanlığının Türkçe mevzuat kopyası.

[3] HCCH, 1980 Çocuk Kaçırma Sözleşmesi statü tablosu ve katılımların kabul kayıtları. Güncel resmî kayıt. Belirli iki devlet arasındaki ilişki ve yürürlük tarihi dosya özelinde kontrol edilmelidir.

[4] T.C. Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, Çocuk Kaçırma ve Velayet. Başvuru ve merkezî makam açıklamaları.

[5] T.C. Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Görevlerimiz ve çocuk teslimine ilişkin düzenlemeler. Kurumsal görev açıklaması; yönetmelik bağlantıları.

[6] HCCH, 19 Ekim 1996 tarihli Velayet Sorumluluğu ve Çocukların Korunması Hakkında Tedbirler Yönünden Yetki, Uygulanacak Hukuk, Tanıma, Tenfiz ve İşbirliğine Dair Sözleşme, özellikle m. 1–2, 5, 7, 11 ve 23–28. Resmî tam metin.

[7] AİHM Büyük Daire, X/Letonya, başvuru no. 27853/09, 26 Kasım 2013, özellikle §§ 106–120. HUDOC resmî karar kaydı; resmî tam metin.

[8] AİHM Yazı İşleri Müdürlüğü, Ana Tema — 8. madde: Uluslararası Çocuk Kaçırma, 31 Ağustos 2025 güncellemeli Türkçe rehber. Resmî rehber.

[9] Ali Gümrah Toker, Uluslararası Lahey Hâkimler Ağı ve Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesi Kapsamında Doğrudan Adli İletişim Süreci, İzmir Barosu Dergisi, yıl 90, sayı 2, Ağustos 2025, s. 583–623. Akademik makale.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları