Yabancı mahkemenin velayet kararının Türkiye’de kullanılması için izlenecek yol, kararın hangi ülkede ve ne zaman verildiğine, uygulanacak milletlerarası sözleşmeye ve Türkiye’de istenen sonuca bağlıdır. 1996 Lahey Çocuk Koruma Sözleşmesi kapsamındaki kararlar bakımından kanun gereği tanıma esastır; zorla uygulama için ayrıca icra edilebilirlik kararı gerekir. Bu rejimin dışında kalan dosyalarda diğer milletlerarası anlaşmalar ve 5718 sayılı MÖHUK’un tanıma ve tenfiz hükümleri değerlendirilir. [1] [2]
Bu nedenle, yabancı velayet kararı için yalnızca tercüme yaptırmak veya boşanmayı nüfusa işletmek her ihtiyacı karşılamaz. Çocuğun kim tarafından temsil edileceğinin kabulü, çocuğun teslimi, görüşme takviminin uygulanması ve velayetin değiştirilmesi farklı taleplerdir. Başvurunun doğru kurulması, önce bu taleplerin birbirinden ayrılmasını gerektirir.
Yabancı velayet kararında tanıma ve tenfiz ne anlama gelir?
Yurt dışındaki boşanma kararının tescili için yurt dışındaki boşanmanın Türkiye’de tanınması ve tenfizi, çocuğun yurt dışında yaşadığı hâllerde Türkiye’de velayet davası için çocuk yurt dışında yaşıyorsa Türkiye’de velayet davası yazılarımıza bakılabilir.
Tanıma: kararın hukuki etkisinin kabulü
Tanıma, yabancı kararın Türkiye’de hukuki sonuç doğurmasının kabul edilmesidir. MÖHUK bakımından yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisinin kabulü, Kanun’daki şartların mahkemece tespitine bağlıdır. 1996 Lahey Sözleşmesi ise kapsamına giren çocuk koruma tedbirleri için farklı bir yöntem öngörür: tanıma, kural olarak ayrıca dava açılmadan kanun gereği gerçekleşir. Bu farklılık, her yabancı velayet kararına aynı işlem listesinin uygulanmasını engeller. [1, m. 58–59] [2, m. 23–24]
Örneğin, çocuğu temsil etme yetkisinin bir kurum önünde gösterilmesi ile diğer ebeveynin teslim yükümlülüğüne zorlanması aynı değildir. İlk durumda kararın tanınma rejimi ve temsil yetkisinin kapsamı incelenir. İkinci durumda kararın Türkiye’de icra edilebilir hâle getirilmesi ve ardından uygun teslim usulünün işletilmesi gerekir. Okul, sağlık veya pasaport işlemlerinin kendi belge ve izin şartları da ayrıca geçerlidir.
Tenfiz: uygulanabilir bir hükmün Türkiye’de yerine getirilmesi
Tenfiz, yabancı kararın icra gerektiren hükümlerinin Türkiye’de uygulanabilmesine imkân verir. Bunun için hüküm fıkrasındaki yükümlülük anlaşılır olmalıdır. Yalnız velayetin kime ait olduğunu bildiren bir karar ile belirli tarihlerde görüşme, çocuğu teslim etme veya belirli davranıştan kaçınma emri içeren karar ayrı değerlendirilir. Kararda bulunmayan teslim şekli veya yeni bir görüşme takvimi, tenfiz incelemesinde kendiliğinden eklenemez. [1, m. 50–56] [2, m. 26–28]
| Türkiye’de amaçlanan sonuç | Öncelikle değerlendirilecek yol | Dikkat edilmesi gereken ayrım |
|---|---|---|
| Velayet veya temsil yetkisinin kabulü | Uygunsa 1996 Lahey m. 23; gerektiğinde m. 24 kararı | Kanun gereği tanıma, her kurum işleminin belgesiz yapılması demek değildir. |
| Çocuğun teslimi veya görüşme hükmünün uygulanması | Uygunsa 1996 Lahey m. 26; diğer hâllerde ilgili tenfiz rejimi | Tanıma tek başına zorla uygulama yetkisi sağlamaz. |
| Sonradan değişen şartlarla velayetin değiştirilmesi | Milletlerarası yetkili makam önünde yeni koruma veya velayet talebi | Tenfiz, velayet uyuşmazlığının baştan görülmesi değildir. |
| Hukuka aykırı götürülen veya tutulan çocuğun dönüşü | Şartları varsa 1980 Lahey iade mekanizması | İade kararı, velayetin esasını kesin olarak belirlemez. |
Önce hangi hukuk uygulanır: Lahey Sözleşmesi mi, MÖHUK mu?
Kararın ülkesi, tarihi ve kapsamı birlikte incelenir
MÖHUK m. 1/2, Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmeleri saklı tutar. Dolayısıyla inceleme doğrudan genel kanun şartlarından başlatılmamalıdır. Önce kararın konusu, çocuğun yaşı, kararı veren makamın yetki dayanağı ve devletler arasındaki sözleşme ilişkisi belirlenir. Bir devletin sözleşmeyi yalnız imzalamış olması, sözleşmenin o devletle Türkiye arasında uygulanmasına yetmez. Yürürlük tarihi, katılıma itirazlar, ülkesel uygulama ve ilgili beyanlar kontrol edilmelidir. [1] [2] [3]
1996 Lahey Sözleşmesi Türkiye bakımından 1 Şubat 2017’de yürürlüğe girmiştir. Bununla birlikte bütün eski yabancı kararların bu tarihten sonra otomatik olarak aynı rejime girdiği söylenemez. Sözleşmenin 53. maddesindeki zaman bakımından uygulama kuralı uyarınca, tanıma ve tenfizde kararın verildiği devlet ile talep edilen devlet arasındaki yürürlük ilişkisi ve tedbir tarihi karşılaştırılır. [2, m. 53] [3]
1996 Lahey Sözleşmesinin kapsamı
Sözleşme, doğumdan 18 yaşın doldurulmasına kadar çocuklara uygulanır. Velayet, çocuğun yerleşeceği yeri belirleme yetkisi, kişisel ilişki ve çeşitli koruma tedbirleri kapsamındadır. Nafaka, evlat edinme ve soybağının kurulması gibi konular ise kapsam dışında bırakılmıştır. Aynı yabancı boşanma ilamında velayet ve nafaka bulunması, bu iki hükmün mutlaka aynı sözleşmeyle inceleneceği anlamına gelmez. [2, m. 2–4]
Yabancı karardaki “custody”, “parental responsibility” veya “guardianship” sözcükleri de içerikleri görülmeden tek biçimde çevrilmemelidir. Ebeveynler arasındaki velayet düzenlemesi ile vasi atanması farklı hukuki kurumlar olabilir. Bu ayrım, görevli mahkemeyi ve istenecek hukuki sonucu etkiler.
1980 Lüksemburg Sözleşmesi ve diğer anlaşmalar
Çocukların velayetine ilişkin kararların tanınması, tenfizi ve velayetin yeniden tesisi hakkındaki 1980 Lüksemburg Avrupa Sözleşmesi de uygun dosyalarda araştırılmalıdır. Bu metin, aynı yıl kabul edilen Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesinden farklıdır. Lüksemburg Sözleşmesinin çocuk tanımı, taraf devlet ilişkisi ve özel ret hükümleri ayrıca kontrol edilir; 1996 Lahey Sözleşmesinin 18 yaş sınırı buraya taşınamaz. Birden fazla anlaşma gündeme geldiğinde aralarındaki ilişki hükümleri birlikte okunur. [4] [2, m. 52]
1996 Lahey Sözleşmesinde karar kendiliğinden tanınır mı?
Kanun gereği tanıma ve mahkemeden açıklık sağlanması
Sözleşmenin 23. maddesi, bir taraf devlet makamının aldığı koruma tedbirinin diğer taraf devletlerde kanun gereği tanınmasını öngörür. Buna rağmen kararın varlığı, kapsamı ve güncelliği ortaya konulmalıdır. Belgenin sunulması gereği ile ayrı tanıma davası açılması gereği birbirinden farklıdır. [2]
Tanıma konusunda uyuşmazlık varsa veya hukuki belirsizliğin giderilmesinde menfaat bulunuyorsa 24. madde uyarınca kararın tanınması ya da tanınmaması hakkında karar istenebilir. Örneğin, çocuğun Türkiye’ye hukuka uygun taşınması planlanırken kişisel ilişki düzeninin kabul edilip edilmeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gerekebilir. Öğretide de bu yolun, kanun gereği tanımaya rağmen ilgilinin önceden hukuki güvence elde etmesine hizmet ettiği açıklanmaktadır. [2] [9, s. 984–986]
Tanınan kararın zorla uygulanması ayrı aşamadır
Diğer ebeveyn karara gönüllü uymuyorsa ve Türkiye’de yerine getirme işlemi gerekiyorsa 26. madde devreye girer. Kararın verildiği devlette icra edilebilir olması gerekir; Türkiye’de de ilgili kişinin talebi üzerine icra edilebilirlik sağlanır. Sözleşme basit ve hızlı usul ister, ancak belirli gün içinde sonuç veya doğrudan çocuk teslimi garantisi vermez. [2]
Bu aşamada MÖHUK’un bütün maddi şartları Sözleşmeye eklenemez. Özellikle Sözleşme kapsamındaki tenfiz için ayrıca genel karşılıklılık şartı üretilemez. Ret nedenleri, Sözleşmenin 23/2. maddesinde gösterilen çerçevede değerlendirilir; usulün iç hukukça düzenlenmesi, uygulanacak uluslararası rejimi değiştirmez. [2, m. 26/2–3]
Çocuğun iadesi başvurusu ayrıca uluslararası çocuk kaçırma ve çocuğun iadesi yazımızda ele alınmıştır.
Geçici velayet kararı ve kesinleşme şartı nasıl değerlendirilir?
MÖHUK ile Sözleşmenin şartları karıştırılmamalıdır
MÖHUK m. 50, yabancı mahkeme ilamının verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş olmasını arar. 1996 Lahey Sözleşmesinde ise koruma tedbirleri bakımından aynı genel kesinleşme şartı kurulmamıştır; tenfizde tedbirin kaynak devlette icra edilebilir olması belirleyicidir. Bu yüzden geçici velayet kararını sırf “tedbir” başlığı taşıdığı için baştan dışlamak doğru değildir. [1] [2]
Ancak her geçici kararın Türkiye’de uygulanabileceği sonucu da çıkarılamaz. Tedbirin hangi yetkiyle alındığı, yürürlükte kalıp kalmadığı, sonraki kararla kaldırılıp kaldırılmadığı ve ülkesel etkisi incelenir. Özellikle Sözleşmenin 12. maddesindeki ülkesel etkisi sınırlı geçici tedbirler ile diğer koruma tedbirleri aynı kabul edilemez. Başvuruya, kararın hâlen geçerli ve gerekiyorsa icra edilebilir olduğunu gösteren güncel kayıtlar eklenmelidir. [2, m. 11–14, 26]
Yargıtay’ın 25 Mart 2024 tarihli kararı ne gösteriyor?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.03.2024 tarihli, E. 2023/8407, K. 2024/2047 sayılı kararında, Almanya’da boşanma sürecinde verilen geçici velayet düzenlemesinin Türkiye’deki etkisi tartışılmıştır. İlk derece mahkemesi, Sözleşmedeki kanun gereği tanımaya dayanarak velayet yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiş; bölge adliye mahkemesi ise somut dosyada hukuki yararı değerlendirerek velayet hükmünün tenfizine karar vermiştir. Yargıtay bu kararı onamıştır. [8]
Karar, geçici velayet düzenlemelerinin Sözleşme çerçevesinde ayrıca incelenmesi gerektiğini gösterir. Bununla birlikte bölge adliye mahkemesinin gerekçesinde yabancı tedbirin kesinleşmesine ilişkin tespit de bulunmaktadır. Dolayısıyla bu tek karardan, kesinleşmemiş bütün tedbirlerin her koşulda tenfiz edileceği sonucu çıkarılamaz. İçtihadın pratik değeri, kararın başlığından hareket etmek yerine hukuki yarar, tedbirin etkisi ve uygulanacak rejimin birlikte değerlendirilmesidir. [8]
MÖHUK’a göre tanıma ve tenfiz şartları nelerdir?
Uygulanabilir özel sözleşme bulunmadığında MÖHUK m. 50–59 temel çerçeveyi oluşturur. Yabancı mahkemenin hukuk davasında verdiği ve kendi hukukuna göre kesinleşmiş bir ilam bulunmalıdır. Tenfiz isteyen kişi hukuki yararını ve hangi hükmün uygulanmasını talep ettiğini açıklamalıdır. [1]
Karşılıklılık yalnız genel rejimdeki tenfiz için aranır
MÖHUK m. 54/1-a bakımından Türkiye ile kararın verildiği devlet arasında anlaşma, kanun veya fiilî uygulamaya dayanan karşılıklılık araştırılır. Buna karşılık m. 58, tanımada bu şartın uygulanmayacağını açıkça belirtir. Sadece tanıma istenen dosyayı “iki ülke arasında tenfiz anlaşması yok” gerekçesiyle sonuçsuz görmek bu ayrımı gözden kaçırır. [1]
Tenfizde de yalnız anlaşma bulunmaması, karşılıklılığın mutlaka yokluğu anlamına gelmez; kanuni veya fiilî karşılıklılık ihtimali araştırılmalıdır. Federal devletlerde kararın çıktığı yargı çevresi ve ilgili uygulama önem kazanabilir. Genel ülke listeleri yerine dosyaya uygun güncel inceleme yapılmalıdır.
Yetki, kamu düzeni ve savunma hakkı
Kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmemiş olması gerekir. Davalının itirazı üzerine, uyuşmazlık veya taraflarla gerçek ilişkisi bulunmayan bir devlet mahkemesinin kendisini yetkili sayması da değerlendirilir. Çocuğun Türk vatandaşı olması veya Türkiye’de bulunması, bu şartların yerine otomatik bir ret gerekçesi olarak konulamaz. [1, m. 54/1-b]
Kamu düzenine açık aykırılık ile usulüne uygun çağrılmama, temsil edilmeme veya hukuka aykırı yoklukta yargılama itirazları ayrıca incelenir. MÖHUK m. 54/1-ç kapsamındaki savunma hakkı eksiklikleri, karşı tarafın bu hususlara dayanarak itiraz etmesi çerçevesinde önem taşır. Duruşmaya katılmamış olmak tek başına usulsüz tebligat veya savunma hakkı ihlali demek değildir; katılma ve savunma imkânının sağlanıp sağlanmadığı araştırılır. [1]
Tanıma veya tenfiz talebi hangi nedenlerle reddedilebilir?
1996 Lahey Sözleşmesindeki sınırlı ret nedenleri
Sözleşme kapsamında ret değerlendirmesi yapılırken aşağıdaki nedenlerin kendi koşulları korunmalıdır:
- Kararı veren makamın yetkisinin Sözleşmenin II. Bölümündeki esaslara dayanmaması.
- Acil durum dışında, çocuğa dinlenme imkânı verilmemesinin talep edilen devletin temel usul ilkelerine aykırı olması.
- Ebeveyn sorumluluğunun ihlal edildiğini ileri süren kişinin talebi üzerine, acil durum dışında kendisine dinlenme imkânı verilmemiş olması.
- Çocuğun üstün yararı da gözetilerek kamu düzenine açık aykırılık bulunması.
- Çocuğun mutat meskeni olan taraf olmayan devlette sonradan alınmış, tanınma şartlarını taşıyan tedbirle bağdaşmazlık bulunması.
- Sınır aşan yerleştirmelerde 33. maddenin danışma ve onay usulüne uyulmaması. [2, m. 23/2]
Bu liste, sonradan verilmiş her kararın önceki kararı kendiliğinden etkisiz kıldığı şeklinde okunmamalıdır. Kararların tarihleri, konu kapsamları, yetki dayanakları ve birbirleriyle ilişkisi somut olarak gösterilmelidir. Yetkinin dayandığı maddi vakıa tespitleri konusunda 25. maddenin bağlayıcılığı da gözetilir.
Çocuğun üstün yararı, esasa yeniden girme yetkisi vermez
Sözleşmenin 27. maddesi uyarınca sınırlı denetimin ötesinde yabancı kararın esası yeniden incelenemez. “Diğer ebeveyn daha az ilgiliydi” şeklindeki genel iddia, tek başına yeni bir velayet yargılaması başlatmaz. Buna karşılık somut şiddet veya ciddi güvenlik riski gibi olgular, ilgili ret nedeni ya da acil koruma talebiyle bağlantısı kurularak sunulmalıdır. [2]
Ortak velayet bakımından da düzenlemenin Türk hukukundaki bir uygulamadan farklı olması tek başına değerlendirmeyi bitirmez. Kamu düzeni incelemesi, kararın somut etkileri ve çocuğun korunması üzerinden yapılır. Sözleşmede “ortak velayet” adı altında ayrı ve otomatik bir ret nedeni yoktur. Çocuğun dinlenmesi konusunda ise Sözleşmede bütün dosyalara uygulanan sabit bir “12 yaş” eşiği yer almaz; dinlenme hakkı, olgunluk ve ilgili usul ilkeleri birlikte ele alınır. [2, m. 23, 27]
Görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?
Velayet kararlarında aile mahkemesinin görevi
Aile hukukuna ilişkin yabancı velayet kararlarının tanınması ve tenfizinde aile mahkemesi görevlidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar. Bu sonuç, MÖHUK’un genel görev hükmü ile 4787 sayılı Kanun’un özel görev düzenlemesinin birlikte okunmasından çıkar. Yabancı karar aslında vesayete ilişkinse aynı görev sonucu otomatik uygulanmamalıdır. [1, m. 51, 64/2] [5, m. 2, 4]
Dava hangi yerde açılır?
MÖHUK m. 51’e göre dava, aleyhine tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yerinde; bu yoksa sakin olduğu yerde açılır. Bunların ikisi de yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri seçilebilir. Çocuğun Türkiye’de bulunduğu şehir veya başvurucunun avukatının büro adresi, tek başına bu sıranın yerini almaz. [1]
Sözleşme kapsamındaki mahkeme başvurularında da görev ve uygulanacak iç usul kuralları belirlenmelidir. Tanıma veya tenfiz mahkemesinin yer bakımından yetkisi ile velayetin esasını değiştirmeye milletlerarası yetkili makam aynı mesele değildir. Acil koruma ve çocuk iadesi başvurularının özel kuralları ayrıca incelenir.
Yabancı velayet kararı için hangi belgeler gerekir?
Belge listesi kararın niteliğine göre hazırlanır
MÖHUK m. 53, yabancı ilamın usulüne göre onanmış aslı veya onanmış örneği ile onanmış tercümesini; ayrıca kesinleşmeyi gösteren belge ve onanmış tercümesini düzenler. Sözleşme kapsamındaki taleplerde ise kararın niteliğine uygun geçerlilik ve icra edilebilirlik kayıtları değerlendirilir. Sadece son sayfanın fotoğrafı, kararın gerekçesini, kapsamını ve ek hükümlerini değerlendirmeye çoğu zaman yetmez. [1] [2]
| Belge veya bilgi | Neyi gösterir? | Başvurudan önce kontrol |
|---|---|---|
| Kararın tamamı ve onaylı örneği | Makamı, tarafları, gerekçeyi ve hükmü | Ek kararlar, düzeltmeler ve sonraki değişiklikler mevcut mu? |
| Kesinleşme veya icra edilebilirlik kaydı | İlgili rejimin aradığı hukuki etkiyi | Belge, velayet hükmüne mi yalnız boşanmaya mı ilişkin? |
| Türkçe tercüme ve gereken onaylar | İçeriğin doğru anlaşılmasını | İsimler, tarihler, adresler ve hukuki terimler tutarlı mı? |
| Tebligat ve dinlenme kayıtları | Savunma ve katılım imkânını | Çağrı, temsil, teslim belgesi ve tutanaklar birbiriyle uyumlu mu? |
| Çocuğun yaşam düzenine ilişkin kayıtlar | Gerektiğinde mutat mesken ve koruma ihtiyacını | Okul, bakım ve sağlık kayıtları iddiayla ilgili mi? |
| Kimlik, adres ve temsil belgeleri | Tarafları, tebligat yerini ve vekil yetkisini | Güncel adres, soyadı değişikliği ve vekâlet kapsamı açık mı? |
Delil listesi, velayet davasındaki bütün özel hayat belgelerinin yeniden toplanması anlamına gelmez. Sunulan belgenin ret nedeni, yetki, güncel tedbir veya uygulanacak hükümle bağlantısı açıklanmalıdır. Çocuğun sağlık ve kimlik verileri yalnız gerekli kapsamda, uygun hukuki usulle paylaşılmalıdır.
Apostil her dosyada zorunlu mudur?
Hayır. 1996 Lahey Sözleşmesinin 43. maddesi, Sözleşme uyarınca iletilen veya teslim edilen belgeleri tasdik ve benzeri formalitelerden muaf tutar. Başka sözleşmelerden kaynaklanan muafiyetler de bulunabilir. Bu nedenle bütün yabancı velayet dosyalarında istisnasız apostil aranacağı söylenemez. Hangi belgenin hangi başvuru rejiminde sunulduğu kontrol edilmelidir. [2]
Muafiyet bulunmayan dosyalarda belgenin kullanılacağı usule ve devletler arasındaki anlaşmalara göre apostil veya diğer tasdik işlemleri gündeme gelebilir. Apostil, kesinleşme belgesi değildir; kararın içeriğini doğru veya çocuğun yararına uygun hâle getirmez. Tercüme, tasdik, kesinleşme ve icra edilebilirlik birbirinin yerine kullanılmamalıdır. MÖHUK’taki ayrı belge gereklilikleri de bu ayrımı yansıtır. [1, m. 53]
Başvuru nasıl hazırlanır, yargılama nasıl ilerler?
Dilekçede istenen sonuç açıkça gösterilmelidir
Önce yabancı kararın tarihi, dosya numarası, makamı ve velayete ilişkin hüküm fıkrası belirlenir. Ardından uygulanacak sözleşme veya kanun, başvurucunun hukuki yararı, karşı taraf ve yetki bağlantısı açıklanır. Kararın yalnız belirli bir bölümünün uygulanması isteniyorsa o bölüm açıkça gösterilir. MÖHUK, kısmen veya tamamen tenfiz kararı verilmesine imkân tanır. [1, m. 52, 56]
Örneğin, boşanma daha önce Türkiye’de kayda geçirilmişse sırf velayet hükmünü uygulatmak için boşanmayı tekrar tanıtma talebi otomatik eklenmemelidir. Buna karşılık velayet hükmü ayrı bir yabancı kararda bulunuyorsa yalnız boşanma ilamını sunmak yeterli olmayabilir. Taleple belge arasındaki bu uyum, gereksiz tartışmayı azaltır.
Tebligat, savunma ve kanun yolu
MÖHUK m. 55 uyarınca başvuru basit yargılama usulüyle incelenir; dilekçe ve duruşma günü karşı tarafa tebliğ edilir. Kanundaki hasımsız çekişmesiz yargı istisnası saklıdır. Yurt dışı tebligatında güncel adres ve ilgili uluslararası usul önem taşır. Yabancı yargılamadaki tebligat ile Türkiye’deki tanıma veya tenfiz davasının tebligatı iki ayrı aşamadır. [1]
Karşı taraf, uygulanan rejimin ret nedenlerini ve ilgili usuli itirazlarını somutlaştırmalıdır. MÖHUK rejiminde hükmün yerine getirilmiş olması veya yerine getirmeye engel sebep ortaya çıkması da ileri sürülebilir. Kabul kararı üzerine doğrudan uygulamaya geçmeden önce kanun yolu ve icra durumu kontrol edilir; MÖHUK m. 57/2 temyizin yerine getirmeyi durdurduğunu düzenler. Süreler, tebliğ ve başvuru yolu üzerinden dosyaya özgü hesaplanmalıdır. [1]
Dava ne kadar sürer; masraf ve teminat gerekir mi?
Her yabancı velayet dosyası için geçerli sabit bir bitiş süresi yoktur. Belgelerin yabancı makamdan temini, tercüme, uluslararası tebligat, itirazların kapsamı ve kanun yolu süreci toplam süreyi etkiler. 1996 Lahey Sözleşmesindeki hızlı usul yükümlülüğü, bütün dosyaların tek duruşmada sonuçlanacağı anlamına gelmez. [2, m. 26]
| Süreci etkileyen aşama | Gecikmeye yol açabilecek sorun | Hazırlıkta yapılabilecek işlem |
|---|---|---|
| Yabancı belgelerin temini | Eksik hüküm veya yanlış kesinleşme kaydı | İstenen velayet bölümünü belirterek tam belge istemek |
| Tercüme ve onay | Hukuki terim, isim veya tarih uyumsuzluğu | Karar, ekler ve kimlik kayıtlarını birlikte karşılaştırmak |
| Tebligat | Güncel olmayan veya eksik yurt dışı adres | Ülke, posta kodu ve teslim bilgilerini doğrulamak |
| Mahkeme ve kanun yolu | Rejim, yetki veya ret nedenleri üzerinde uyuşmazlık | Her iddiayı ilgili hüküm ve belgeyle ilişkilendirmek |
Mahkeme giderleri, tebligat ve tercüme masrafları ile avukatlık ücreti ayrı kalemlerdir. Yabancı gerçek veya tüzel kişilerin açtığı davalarda MÖHUK m. 48’deki teminat düzenlemesi ve karşılıklılık veya anlaşmalardan kaynaklanan muafiyetler değerlendirilir. Teminat, yabancı olmakla her durumda aynı tutarda ve istisnasız uygulanacak bir ödeme değildir. [1]
Çocuk teslimi aşamasındaki gider rejimi ise ayrıdır: 5395 sayılı Kanun m. 41/H, ilgili yerine getirme işlemlerini harçtan istisna tutar ve avukatlık ücreti dışındaki masrafların Bakanlık bütçesinden karşılanmasını düzenler. Bu hüküm, tanıma ve tenfiz yargılamasının bütün giderlerinin ücretsiz olduğu şeklinde genişletilemez. [6]
Karar kabul edilince çocuk teslimi nasıl yapılır?
Türkiye’de uygulanabilir hâle getirilen çocuk teslimi ve kişisel ilişki hükümleri bakımından güncel sistem, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri üzerinden yürütülür. 5395 sayılı Kanun m. 41/A ve devamı, çocuğun üstün yararını esas alan, uzmanların görev aldığı bir yerine getirme usulü düzenler. Müdürlük bulunmayan yerlerde Bakanlığın belirlediği hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü görev yapar. [6]
Hak sahibi, uygulanabilir karar ve gerekli belgelerle yetkili birime başvurur. Çocuk teslimine ilişkin yükümlülük gönüllü yerine getirilmezse Kanun’daki bildirim ve teslim emri usulü izlenir. Kişisel ilişki kararında gün, saat, yer, refakat ve diğer koşulların anlaşılır olması uygulama açısından önemlidir. Çocuğun yerleşim yeri müdürlüğünün yetkisi, tanıma veya tenfiz davasının hangi mahkemede açılacağı kuralından ayrıdır. [6, m. 41/A–41/C]
Yabancı kararın varlığı, ebeveyne çocuğu kendi girişimiyle zorla alma yetkisi vermez. Uygulamada uyuşmazlık, güvenlik riski veya karara aykırılık doğarsa ilgili başvuru ve koruma yolları kullanılmalıdır. Özellikle sınır aşan yeni bir götürme işlemi, başka bir hukuki uyuşmazlık yaratabilir.
Boşanmanın nüfusa tescili velayet kararını da kapsar mı?
Yabancı boşanmanın idari yoldan aile kütüğüne tescili, medeni hâl bakımından sonuç doğurur. İlgili Yönetmeliğin 9/5. maddesi, komisyon kararının velayet, iştirak nafakası, çocukla kişisel ilişki ve diğer tenfize konu hükümler bakımından sonuç doğurmadığını açıkça düzenler. Dolayısıyla nüfusta “boşanmış” görünmek, velayet hükmünün Türkiye’de icra edilebilir olduğu anlamına gelmez. Nafaka türleri ve şartları nafaka türleri ve şartları yazısında ayrıca açıklanmıştır. [7]
Bununla birlikte idari tescilin sınırlı etkisi, 1996 Lahey Sözleşmesinin bağımsız kanun gereği tanıma kuralını ortadan kaldırmaz. Velayet hükmü ayrıca kendi rejimi içinde incelenir. Yabancı boşanma kararında velayete ilişkin hiçbir hüküm yoksa da tenfiz mahkemesi mevcut olmayan bir hükmü tamamlamaz; gerekiyorsa yetkili makam önünde yeni velayet düzenlemesi istenir.
Çocuk Türkiye’ye geldiyse velayet değişir mi; iade davası gerekir mi?
Mutat mesken, acil koruma ve velayetin değiştirilmesi
Çocuğun Türkiye’ye gelmesi, yabancı velayet kararını kendiliğinden hükümsüz kılmaz. 1996 Lahey Sözleşmesinde temel yetki bağlantısı çocuğun mutat meskenidir. Bu kavram, vatandaşlık veya nüfustaki adresle aynı değildir; çocuğun fiilî yaşam merkezi değerlendirilir. Hukuka aykırı götürme veya alıkoymada 7. madde, önceki mutat mesken makamlarının yetkisini özel şartlarla korur. [2]
Karardan sonra bakım düzeni, güvenlik veya sağlık koşulları esaslı biçimde değişmişse velayetin değiştirilmesi yahut yeni koruma tedbiri talebi gündeme gelebilir. Önce bu talebi hangi devlet makamının inceleyebileceği belirlenmelidir. Sözleşmenin 14. maddesi kapsamındaki tedbirler, yetkili makamca değiştirilene, kaldırılana veya sona erdirilene kadar kendi koşullarına göre etkisini sürdürebilir. Acil durumda çocuğun bulunduğu taraf devlet makamları 11. madde çerçevesinde gerekli korumayı sağlayabilir. [2]
1980 Lahey iadesi ile velayet kararının tenfizi farklıdır
Çocuğun başka ülkeye hukuka aykırı götürülmesi veya orada tutulması hâlinde 1980 Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesi kapsamında iade başvurusu değerlendirilebilir. Bu mekanizma velayeti kimin daha iyi kullanacağını baştan belirlemek için kurulmamıştır. İade kararı velayetin esasına ilişkin karar sayılmaz; iade başvurusu için her durumda önce yabancı velayet kararının Türkiye’de tenfiz edilmiş olması aranmaz. [10, m. 14, 19]
Türkiye’de bir velayet kararının bulunması veya tanınabilir olması da tek başına iadeyi reddetme nedeni değildir. İade, tanıma, tenfiz ve acil koruma talepleri aynı aile içinde gündeme gelse bile her birinin konusu ve hukuki sonucu açıklanmalıdır. 1980 Lahey Sözleşmesinin 16 yaş sınırı ile 1996 Sözleşmesinin 18 yaş sınırı da birbirine karıştırılmamalıdır. [10, m. 4, 17] [2, m. 2]
Sonuç
Yabancı velayet kararının Türkiye’de etkili biçimde kullanılmasında ilk adım, uygulanacak uluslararası rejimi ve istenen sonucu doğru belirlemektir. Kanun gereği tanıma, mahkemeden tanıma kararı alınması, tenfiz ve çocuk teslimi aynı aşama değildir. Ülke ve tarih kontrolü yapılmadan hazırlanan standart bir dilekçe veya her dosyaya uygulanan apostil listesi, bu ayrımları karşılamayabilir.
Kararın tamamı, geçerlilik ve icra edilebilirlik kayıtları, dinlenme ve tebligat belgeleri ile sonraki tedbirler birlikte incelenmelidir. Çocuğun üstün yararı, hem sınırlı tanıma denetiminde hem de uygulanacak koruma ve teslim usulünde gözetilir. Genel velayet uyuşmazlıkları ve temsil seçenekleri hakkında ayrıca velayet avukatlık hizmetleri sayfası incelenebilir. Somut dosyada izlenecek yol, yabancı ilam ve güncel koşullar üzerinden belirlenir.
İlgili yazılar: Küçük ve Vesayet Altındaki Yabancı Mirasçı.
Sıkça Sorulan Sorular
Almanya’dan alınan velayet kararı Türkiye’de geçerli olur mu?
Olabilir. Önce kararın tarihi ve niteliği ile 1996 Lahey Sözleşmesinin uygulanma koşulları incelenir. Almanya ve Türkiye’nin taraf olması tek başına bütün dosyaları aynı sonuca götürmez. Kapsamdaki kararlar kanun gereği tanınabilir; zorla uygulama için ayrıca icra edilebilirlik gerekir. [2] [3]
Yabancı velayet kararı için mutlaka dava açmak gerekir mi?
1996 Lahey Sözleşmesi kapsamındaki kanun gereği tanıma bakımından her durumda ayrı dava gerekmez. Tanıma konusunda hukuki belirsizlik varsa 24. madde uyarınca karar istenebilir. Zorla uygulama talebi ise 26. madde çerçevesinde ayrıca değerlendirilir. [2]
Apostil ile kesinleşme şerhi aynı belge midir?
Hayır. Tasdik işlemi, kararın kesinleştiğini gösteren belgenin yerini almaz. Ayrıca Sözleşme kapsamındaki bazı belgeler tasdikten muaftır. Belge ihtiyacı, uygulanacak rejime göre belirlenir. [1, m. 53] [2, m. 43]
Geçici velayet kararı Türkiye’de uygulanabilir mi?
Kararın tabi olduğu rejime, yetki dayanağına, güncelliğine ve icra edilebilirliğine bağlıdır. 1996 Lahey kapsamında koruma tedbirleri incelenebilir; MÖHUK’un genel kesinleşme şartı bütün sözleşme dosyalarına aynen taşınamaz. [1] [2]
Diğer ebeveyn davayı kabul etmezse başvuru yapılamaz mı?
Karşı tarafın rızası bütün dosyalar için zorunlu bir tanıma veya tenfiz şartı değildir. Usulüne uygun tebligat yapılır; ileri sürülen savunmalar uygulanacak rejimin ret nedenleri çerçevesinde incelenir. [1] [2]
Ortak velayet kararı otomatik olarak reddedilir mi?
Sözleşmede ortak velayet için bağımsız, otomatik bir ret nedeni yoktur. Yetki, dinlenme hakkı, kamu düzeni ve çocuğun üstün yararı bakımından somut değerlendirme yapılır. [2, m. 23, 27]
Boşanmayı konsoloslukta kaydettirdim; velayet için de yeterli mi?
İdari boşanma tescili, velayet ve kişisel ilişki hükümlerinin tenfizi sonucunu doğurmaz. Bu hükümler, ilgili sözleşme veya kanun uyarınca ayrıca değerlendirilir. [7]
Çocuk Türkiye’de yaşıyorsa dava onun bulunduğu şehirde mi açılır?
Tanıma ve tenfizde mahkemenin yer bakımından yetkisi MÖHUK m. 51 çerçevesinde belirlenir. Çocuk teslimini yerine getirecek müdürlüğün yetkisi ve acil koruma başvuruları farklı kurallara tabidir. [1] [6]
Yurt dışından avukat aracılığıyla takip mümkün mü?
Uygun kapsamlı vekâletnameyle dava ve belge işlemleri avukat aracılığıyla yürütülebilir. Temsil belgesinin düzenlenme ve tasdik şartları ayrıca kontrol edilir. Mahkemenin kişisel dinleme veya başka usul işlemi istemesi ihtimali nedeniyle hiç katılım gerekmeyeceği taahhüt edilemez.
Tenfiz kararı alınca çocuk doğrudan teslim edilir mi?
Önce kararın uygulanabilirliği ve kanun yolu durumu kontrol edilir. Gönüllü teslim gerçekleşmezse çocuk teslimi veya kişisel ilişki için 5395 sayılı Kanun’daki yetkili müdürlük ve yerine getirme usulü izlenir. [1] [6]
Tanıma davasında velayet yeniden bana verilebilir mi?
Tanıma ve tenfiz, yabancı velayet davasını baştan görmek için kullanılmaz. Değişen şartlar nedeniyle yeni velayet düzenlemesi isteniyorsa bunun milletlerarası yetkili makam önünde uygun taleple ileri sürülmesi gerekir. [2, m. 5–14, 27]
Çocuk kaçırılmışsa tenfiz sonucunu beklemek gerekir mi?
1980 Lahey Sözleşmesinin koşulları varsa iade mekanizması ayrıca değerlendirilebilir. İade için her durumda önceden tenfiz kararı alma zorunluluğu yoktur; iade ve velayet kararının uygulanması farklı hukuki yollardır. [10]
Kaynakça
[1] 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, özellikle m. 1/2, 48, 50–59 ve 64/2. Mevzuat Bilgi Sistemi, güncel metin.
[2] 19 Ekim 1996 tarihli Lahey Çocuk Koruma Sözleşmesi, özellikle m. 2–5, 7, 11–14, 23–28, 33, 43, 52–54. HCCH, sözleşme metni; Adalet Bakanlığı, Türkçe metin.
[3] HCCH, 1996 Sözleşmesi taraflık ve yürürlük tablosu; Türkiye’nin beyan ve çekinceleri. Statü tablosu; Türkiye beyan ve çekinceleri. Erişim: 11.10.2026.
[4] Avrupa Konseyi, Çocukların Velayetine İlişkin Kararların Tanınması ve Tenfizi ile Çocukların Velayetinin Yeniden Tesisine İlişkin Avrupa Sözleşmesi, Lüksemburg, 20.05.1980, ETS No. 105; özellikle m. 1, 7–10, 19–20. Sözleşme metni; taraflık bilgileri.
[5] 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, m. 2 ve 4. Mevzuat Bilgi Sistemi, güncel metin.
[6] 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, m. 41/A–41/İ; özellikle çocuk teslimi, kişisel ilişki ve giderler. Mevzuat Bilgi Sistemi, güncel metin.
[7] Yabancı Ülke Adlî veya İdarî Makamlarınca Verilen Kararların Nüfus Kütüğüne Tescili Hakkında Yönetmelik, m. 9/5. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, metin.
[8] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 25.03.2024, E. 2023/8407, K. 2024/2047. Karar metni, Son Karar arşivi. İkincil karar arşivi aktarımı; erişim oturum gerektirebilir.
[9] Ulusu Karataş, Ayşe Elif (2017). “Velayet Sorumluluğu ve Çocukların Korunması Hakkında Tedbirler Yönünden Yetki, Uygulanacak Hukuk, Tanıma, Tenfiz ve İşbirliğine Dair 1996 Tarihli Lahey Sözleşmesi ve Türk Milletlerarası Özel Hukukuna Etkisi.” Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, 37(2), 911–1003; özellikle s. 979–988. Yayın kaydı; tam metin.
[10] 25 Ekim 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi, özellikle m. 3–4, 14, 16–19. HCCH, sözleşme metni.