Müddetnamede cezanın hesabına ilişkin hata bulunduğunda, 5275 sayılı Kanun’un 98/1-b maddesi uyarınca infaz hâkimliğinden karar istenebilir. Bu başvuru, cezaevi işlemlerine karşı şikâyetteki 15 ve 30 günlük sürelerle aynı değildir. Buna karşılık infaz hâkiminin kararına itiraz için güncel süre, tebliğden itibaren iki haftadır. Başvuru kendiliğinden tahliye veya infazın durması sonucunu doğurmaz; hatanın, belgelerin ve istenen düzeltmenin birlikte gösterilmesi gerekir. [1] [2] [4]
Bir mahkûmiyetin ne zaman sona ereceği, yalnız hükümde yazılı yıl ve ayların toplanmasıyla belirlenmez. Suçun tarihi ve niteliği, tekerrür, tutuklulukta geçen süreler, başka ilamlar ve uygulanabilecek geçici hükümler aynı hesap üzerinde etkili olabilir. Bu nedenle müddetname denetimi, aritmetik kontrol kadar hukuki nitelendirme gerektirir. İncelemenin amacı, kesinleşmiş hükmü yeniden tartışmak değil, o hükmün hukuka uygun biçimde yerine getirilmesini sağlamaktır.
Müddetname nedir ve hangi bilgileri gösterir?
Süre belgesinin hukuki işlevi
5275 sayılı Kanun’un 20/4 maddesi, hükümlüye ceza infaz kurumuna alındığı ve salıverileceği tarihleri, ceza süresini ve cezanın hangi hükme ilişkin olduğunu gösteren, Cumhuriyet başsavcılığınca düzenlenmiş bir belge verilmesini öngörür. Uygulamada müddetname olarak adlandırılan bu belge, infazın denetlenmesini mümkün kılar. Kesinleşmiş mahkûmiyetin yerini alan yeni bir ceza kararı değildir. [1]
Belgenin üzerinde tek bir tahliye tarihi aranması yanıltıcıdır. Koşullu salıverilme tarihi ile hak ederek, diğer adıyla bihakkın tahliye tarihi farklı hukuki sonuçları gösterir. Denetimli serbestlik tedbiri altında infaz imkânı ise ayrıca kendi koşullarına bağlıdır. Hesaplanan bir tarihin gelmesi, iyi hâl ve gerekli yargısal kararlar gibi diğer şartları kendiliğinden sağlamaz. [1]
İncelemede yalnız son sayfa yeterli değildir
Müddetname, dayanağı olan belgelerle birlikte okunmalıdır. Hüküm özeti ile gerekçeli karar arasında suç adı veya ceza miktarı farklı görünüyorsa öncelikle bu farklılık açıklığa kavuşturulmalıdır. Birden fazla ceza varsa toplama kararı ve bu karara giren her ilam incelenmelidir. Eski müddetnameyle yenisi arasındaki tarih değişikliğinin hangi yeni belge veya hukuk kuralından doğduğu gösterilebilmelidir.
Pratik olarak üç ayrı soruya cevap aranır: Hangi ceza infaz edilmektedir? Bu cezaya hangi infaz rejimi uygulanmaktadır? Daha önce özgürlüğün kısıtlandığı hangi süreler hesaba katılmıştır? Bu sorulardan birinin cevabı belirsizken yalnız sonuç tarihini tartışmak, uyuşmazlığın gerçek nedenini gizleyebilir.
Müddetname hesabı nasıl kontrol edilir?
Her ilam için ayrı bir hesap satırı oluşturulması
İnfaz incelemesine, her kesinleşmiş hükmün ayrı satırda gösterildiği bir ilam tablosuyla başlanması yararlıdır. Toplam ceza miktarı, tek tek hükümlerin özelliklerini görünmez hâle getirmemelidir. 5275 sayılı Kanun’un 99. maddesine göre her ceza bağımsızlığını korur; toplama, özellikle koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanması için yapılır. [1]
| Kontrol alanı | Karşılaştırılacak belge | Hatanın olası etkisi |
|---|---|---|
| Suç tarihi ve suçun hukuki niteliği | Kesinleşmiş hüküm, gerekçeli karar | Yanlış geçiş hükmü veya infaz oranı |
| Ceza miktarı ve kesinleşme | Hüküm fıkrası, kesinleşme şerhi | Yanlış miktarın veya kesinleşmemiş cezanın hesaba alınması |
| Tekerrür ve özel infaz rejimi | Hüküm ve uygulanabilir mevzuat | Daha ağır rejimin ilgisiz cezalara yayılması |
| Mahsup günleri | Yakalama, gözaltı, tutuklama ve tahliye kayıtları | Eksik indirim veya aynı sürenin iki kez kullanılması |
| Toplama kararı | İçtima kararı ve ilam listesi | Eksik, mükerrer veya yanlış aşamadaki cezanın eklenmesi |
| Tarih hesabı | Ayrıntılı hesap dökümü | Ay, yıl, artık gün veya başlangıç tarihi yanlışı |
İnfaz oranı ile indirim oranının ayrılması
Bir kararın “cezanın üçte ikisinin infazı” demesiyle “üçte bir indirim” demesi aynı ilişkinin iki farklı anlatımı olabilir. Ancak üçte iki indirim, bambaşka bir sonuç doğurur. Başvuruda kullanılan oran, açıkça “kurumda geçirilmesi gereken bölüm” veya “indirilen bölüm” olarak belirtilmelidir.
Genel kuraldan hareketle bütün suçlar için aynı oran kullanılamaz. 5275 sayılı Kanun’un 107 ve 108. maddeleri, özel kanunlar ve geçici hükümler birlikte değerlendirilir. Suç tarihi, failin yaşı, suçun niteliği ve hükümdeki tekerrür uygulaması açıklanmadan yapılan çevrim içi hesap, somut dosyanın hukuki denetiminin yerine geçmez. [1] [3]
Mahsup önce belgeyle doğrulanmalıdır
Gözaltı ve tutukluluk dönemleri gün gün belirlenmeli, aynı dönemin başka bir hesapta kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalıdır. Konutu terk etmeme tedbirinin hesabı da tutuklulukla aynı değildir: CMK 109/6, bu tedbir altında geçen her iki günün bir gün olarak dikkate alınmasını düzenler. Sadece elektronik kelepçe bulunması, tedbirin hukuki türünü göstermeye yetmez. Kararın kendisi incelenmelidir. [3] [6]
Tahliye tarihi hesabında mahsup, koşullu salıverilme bakımından geçirilmesi gereken süreye nasıl yansıtıldığıyla birlikte denetlenmelidir. “Tutukluluk düşülmüş” açıklaması yeterli olmayabilir; hangi tarihler arasındaki kaç günün, hangi aşamada indirildiği görülebilmelidir.
Artık yıl hesabında hangi noktaya dikkat edilmelidir?
Takvim yılı ile sabit gün toplamı aynı işlem değildir
TCK 61/6 uyarınca bir gün 24 saat, bir ay 30 gündür; yıl ise resmî takvime göre hesap edilir. Bu düzenleme, bütün takvim işlemlerinin tek bir sabit çarpanla yapılabileceği anlamına gelmez. Önce ceza ve infaz rejimi belirlenmeli, ardından sürelerin takvime nasıl yerleştirildiği denetlenmelidir. Şubat ayının 29 gün olduğu yılların hesabı açıklanmalı; aynı artık gün iki ayrı aşamada yeniden düşülmemelidir. [3] [5]
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 31 Mayıs 2024 tarihli kararı
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2023/8221 E., 2024/4058 K. sayılı kararında, farklı infaz rejimlerine tabi cezalar ve mahsup süreleri içeren bir müddetname incelenmiştir. Daire, nihai gerekçesinde artık yılların hükümlü lehine dikkate alınması gerektiğini belirtmiş; itiraz merciinin kararını kanun yararına bozmuştur. [5]
Kararı okurken Bakanlık istemindeki hesap anlatımı ile Dairenin kendi değerlendirmesi ayrılmalıdır. İstemde yer alan her cümle, Yargıtayın kabul ettiği gerekçe değildir. Bu kararın uygulamadaki karşılığı, başvuruda sadece “artık yıl indirimi yapılmadı” denilmesi yerine, hesaba giren takvim aralıklarının ve sonuca etkisinin gösterilmesidir. Karardaki somut tarihler, başka hükümlünün dosyasına hazır tahliye tarihi olarak aktarılamaz.
Müddetnameye itiraz hangi mercie yapılır?
Hesap uyuşmazlığı ile hükmün yorumlanması ayrımı
5275 sayılı Kanun’un 98/1-b maddesi, çektirilecek cezanın hesabındaki duraksama ile cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceğine ilişkin iddialarda infaz hâkimliğini görevli kılar. Buna karşılık 98/1-a kapsamındaki mahkûmiyet hükmünün yorumunda duraksama veya sonradan yürürlüğe giren kanunun TCK 7 bakımından değerlendirilmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir. [1]
Bu ayrım, “hata var” ifadesinin somutlaştırılmasını gerektirir. Hükümde açıkça yazılı iki yıllık cezanın müddetnameye üç yıl aktarılması bir hesap veya kayıt sorunudur. Kesinleşmiş hükümdeki suç vasfının yanlış olduğu ileri sürülüyorsa mesele, müddetname hesabının sınırlarını aşabilir. Böyle bir iddia, koşullarına göre hükme ilişkin kanun yolları veya başka özel usuller içinde incelenir. İnfaz başvurusu, kaçırılmış istinaf veya temyizin genel ikamesi değildir.
Hükmün denetlenmesine ilişkin ayrı açıklamalar için ceza davasında istinaf ve ceza davasında temyiz incelemeleri birlikte okunabilir.
Başvuru dosyası ve yetki kontrolü
Hesap hatası infazı yürüten Cumhuriyet başsavcılığına da belgeleriyle bildirilebilir. Bununla birlikte savcılığa verilen düzeltme talebi, verilmiş bir infaz hâkimliği kararına karşı itiraz süresini kendiliğinden korumaz. Yargısal karar varsa o kararın kanun yolu ayrıca takip edilmelidir.
Başvurunun başlığında ilgili infaz dosyası, müddetnamenin tarihi ve sayısı ile istemin dayanağı gösterilmelidir. Görevli ve yetkili infaz hâkimliği, infazın yürütüldüğü yer ve kanunun özel yetki hükümleri üzerinden belirlenir. Birden fazla hükmün toplanması isteniyorsa 5275 sayılı Kanun’un 101. maddesindeki özel yetki düzenlemesi ayrıca değerlendirilir. [1] [2]
Müddetnameye itiraz süresi var mıdır?
İlk hesap başvurusunda 15 günlük süre uygulanmaz
4675 sayılı Kanun’un 5. maddesindeki şikâyette, öğrenmeden itibaren 15 gün ve her hâlde işlem veya faaliyetten itibaren 30 gün söz konusudur. Buna karşılık 5275 sayılı Kanun’un 98/1-b maddesine dayanan ceza hesabı başvurusu için aynı sınırlama öngörülmemiştir. Başvurunun hukuki niteliği, kullanılan “itiraz” kelimesinden değil, konusu ve talebinden anlaşılır. [1] [2] [4]
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 7 Kasım 2024 tarihli, 2024/6621 E., 2024/7422 K. sayılı kararında bu ayrım belirleyicidir. Müddetname tebliğinden sonra 15 gün geçtiği gerekçesiyle esasa girilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. Daire, hesap başvurusu için süre belirlenmediğini kabul ederek ret kararını kanun yararına bozmuştur. Ancak hükümlünün istediği infaz oranının mutlaka uygulanacağına karar vermemiştir; başvurunun esasının incelenmesini sağlayan usul hatasını gidermiştir. [4]
Bu imkân, hatanın bekletilmesini haklı kılmaz. Tahliye tarihi yakınsa eksik günlerin her biri özgürlüğe doğrudan etki edebilir. Ayrıca aynı dilekçede cezaevi işlemi, disiplin kararı ve hesap uyuşmazlığı birlikte ileri sürülüyorsa her talebin süresi ayrı değerlendirilmelidir.
İnfaz hâkiminin kararına itiraz iki haftadır
Güncel 4675 sayılı Kanun’un 6. maddesine göre infaz hâkiminin kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. İnceleme, infaz hâkimliğinin yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesince yapılır. Eski kaynaklardaki yedi günlük süre, güncel başvurular için esas alınmamalıdır; geçmiş tarihli kararlar bakımından değişikliğin yürürlük ve geçiş düzeni ayrıca kontrol edilir. [2]
İtiraz dilekçesi yalnız ilk başvurunun tekrarı olmamalıdır. Ret gerekçesi gösterilmeli, bu gerekçenin hangi kayıt veya hukuk kuralıyla bağdaşmadığı açıklanmalıdır. Özellikle değerlendirilmemiş mahsup belgesi, yanlış kesinleşme tarihi veya bütün cezalara yayılan tekerrür uygulaması gibi noktalar ayrı ayrı ele alınmalıdır.
Başvuru infazı durdurur veya tahliye sağlar mı?
5275 sayılı Kanun’un 98/2 maddesi uyarınca başvuru kendiliğinden infazı durdurmaz. Mahkeme veya infaz hâkimliği, olayın özelliklerine göre erteleme veya durdurma kararı verebilir. Dolayısıyla dilekçenin sunulmuş olması, mevcut infaz işlemlerine uyulmamasını haklı kılmaz. [1]
Acil talep nasıl gerekçelendirilir?
Hatalı hesabın düzeltilmesi hâlinde hukuken tahliye şartlarının oluştuğu ileri sürülüyorsa, yeni hesabın hangi sonuca ulaştığı açıklanmalı ve dayanak belgeler eklenmelidir. Başka bir dosyadan tutuklama veya infaz kaydı varsa bunun varlığı da dikkate alınır. Bir ilamdaki sürenin tamamlanması, kişinin bütün dosyalar bakımından serbest bırakılmasıyla her zaman aynı şey değildir.
Örneğin tamamen varsayımsal bir olayda, kuruma girişten önceki 90 günlük tutukluluğun hiçbir yerde mahsup edilmediği anlaşılabilir. Talep, yalnız “90 gün indirilsin” şeklinde bırakılmamalıdır. Tutuklama ve tahliye kararları, bu sürenin başka cezaya sayılmadığını gösteren kayıtlar ve düzeltmenin koşullu salıverilme hesabına etkisi sunulmalıdır. Koşullu salıverilmenin diğer şartları ayrıca değerlendirilir; bu örnek otomatik tahliye vaadi içermez.
Etkili bir müddetname başvurusu nasıl hazırlanır?
Olay, hata, belge ve sonuç bağlantısı
Dosyayı taşıyan temel ilişki şudur: belirli bir hesap kalemi, belirli bir belge nedeniyle yanlıştır; uygulanacak kural da belirli bir düzeltmeyi gerektirir. Bu ilişki kurulamıyorsa uzun bir dilekçe dahi denetlenebilir olmayabilir. Her hata başlığı altında mevcut kayıt, doğru olduğu ileri sürülen kayıt ve sonuç farkı yan yana gösterilmelidir.
- Güncel müddetname ve önceki sürümleri eklenmelidir.
- Kesinleşmiş hükümler, kesinleşme şerhleri ve toplama kararları ayrı dizinlenmelidir.
- Mahsup dönemleri, kaynak dosya numarasıyla kronolojik tabloda gösterilmelidir.
- Kullanılan oran ve geçiş hükmünün hangi ilama uygulandığı belirtilmelidir.
- İstenen düzeltme, gerekiyorsa infazın durdurulması ve şartları oluşmuşsa tahliye talebi ayrı kurulmalıdır.
Başvuru örneğinin sınırları
Uygun bir talep düzeni; hesap uyuşmazlığının incelenmesi, eksik kayıtların ilgili mercilerden getirtilmesi, hukuka aykırı hesap kaleminin düzeltilmesi ve buna uygun müddetname düzenlenmesi şeklinde kurulabilir. Somut ve güncel özgürlük kaybı riski varsa geçici koruma istemi ayrıca gerekçelendirilir. Her dosyada aynı tarih, oran veya merci yazan hazır dilekçeler kullanılmamalıdır.
İdarenin veya savcılığın karşı görüşü de değerlendirilmelidir. İleri sürülen günlerin başka ilamda kullanıldığı, cezanın özel rejime tabi olduğu veya talebin hesap düzeltmesini aşıp kesin hükmü değiştirmeyi amaçladığı söylenebilir. Etkili başvuru, bu olasılıkları belgeyle ele alır. Lehe yapılmış eski hesap hatasının değişmez hak sağladığı varsayımıyla hareket edilmesi de uygun değildir; her durumda hukuka uygun hesap ve gerekçeli karar istenmelidir. [1] [5]
Olağan başvurulardan sonra anayasal inceleme
İnfaz hesabındaki her hukuka aykırılık kendiliğinden anayasal ihlal oluşturmaz. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına etkisi, başvurucunun iddialarının nasıl değerlendirildiği ve olağan yolların tüketilip tüketilmediği önemlidir. AYM’ye başvuru, sıradan bir üçüncü hesap denetimi değildir. Başvuru süresi ve kabul edilebilirlik şartları ayrıca gözetilmelidir.
AYM Genel Kurulunun Burhan Yaz (3) kararında, konutu terk etmeme tedbirindeki 90 günün 45 gün olarak mahsubu ölçülü bulunmuş ve bu şikâyet yönünden ihlal olmadığına karar verilmiştir. Karar, her özgürlük sınırlamasının aynı oranda mahsup edilmek zorunda olmadığını gösterir. Özel hayata ilişkin ayrı şikâyetin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulunması da farklı iddiaların sürelerinin ayrı ele alınması gerektiğini ortaya koyar. [6]
Bu aşamaya ilişkin ayrıntılar ceza davasında Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ve bireysel başvuruda 30 günlük süre yazılarında açıklanmaktadır.
Konuyla bağlantılı ayrıntılar için adli para cezasının ödenmemesi ve hapse çevrilmesi ve infazın ertelenmesi yazılarımıza da bakabilirsiniz.
Yeni müddetnamede değişen kalemler nasıl izlenir?
Eski ve yeni hesabı aynı tarihte karşılaştırmak
Yeni ilam, mahsup kararı veya infaz rejimine ilişkin düzeltme nedeniyle düzenlenen müddetname, önceki belgenin yalnız sonuç tarihini değiştiren bir çıktı olarak değerlendirilmemelidir. Eski ve yeni sürümün düzenleme tarihleri, kapsamındaki ilamlar ve hesap başlangıçları yan yana gösterilmelidir. Böylece gerçek bir hukuki değişiklik ile belgenin yeniden düzenlenmesinden kaynaklanan görünüm farkı ayrılır.
Örneğin önceki belgede 120 gün mahsup varken yeni belgede 90 gün görünmesi, tek başına 30 günün hukuka aykırı biçimde silindiğini kanıtlamaz. Önceki 30 günlük bölümün başka ilama aktarıldığı, mükerrer kaydın düzeltildiği veya gerçekten atlandığı araştırılmalıdır. Başvuruda eski ve yeni sütun yanında değişikliğin dayanağını gösteren üçüncü bir sütun bulunması incelemeyi kolaylaştırır. Bu yöntem, somut dosya incelemesine ilişkin öneridir; mevzuatta zorunlu bir dilekçe biçimi öngörüldüğü anlamına gelmez.
Para cezasından çevrilen hapsin ayrı gösterilmesi
Doğrudan hapis cezası ile adli para cezasından çevrilen hapsin aynı belgede görünmesi, ikisinin aynı koşullu salıverilme oranına tabi olduğu anlamına gelmez. 5275 sayılı Kanun’un 99 ve 106. maddeleri gereğince para cezasına ilişkin infaz aşaması ve özel sınırlar ayrıca belirtilmelidir. Kamuya yararlı çalışma aşamasında bulunan dosyayla kurumda infaz aşamasına ulaşmış dosya aynı satır altında eritilmemelidir. Bu ayrımın ayrıntıları, birden fazla hapis cezası ile para cezasından çevrilen hapsin birlikte infazı incelemesinde açıklanmaktadır. [1]
Hesap uyuşmazlığı ile işlemin hukuka aykırılığını ayırmak
Dilekçede hem yeni müddetname hesabı hem de ayrı bir infaz işlemi tartışılıyorsa her talebin hukuki niteliği belirtilmelidir. Hesap uyuşmazlığındaki süre rejimi, başka işleme ilişkin şikâyetin süresini ortadan kaldırmaz. Ayrıca 5275 m.98/2’deki durdurma veya erteleme yetkisi ile 4675 m.5’teki şikâyete bağlı durdurma düzenlemesi aynı metin değildir. Birinin koşullarını diğerine açıklamasız taşımak yerine geçici koruma isteminin hangi başvuruya bağlı olduğu gösterilmelidir. [1] [2]
Sonuç
Müddetname denetimi, ceza miktarından tahliye tarihine uzanan bütün işlemlerin izlenebilir olmasını gerektirir. Doğru merciye başvurmak, ilk hesap talebiyle karara itirazın sürelerini ayırmak ve her iddiayı belgeye bağlamak sonuca etkili unsurlardır. Özellikle mahsup, farklı infaz rejimleri ve artık yıl hesabı içeren dosyalarda, yalnız toplam süre üzerinden yapılan değerlendirme yeterli değildir. Hukuki korunmanın merkezinde, somut hatayı ve bu hatanın özgürlüğe etkisini açıklayan bir dosya bulunur.
Ceza yargılaması ve infaz süreçlerinde hukukî destek için ceza avukatlık hizmetlerimize göz atabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Müddetname tebliğinden 15 gün geçtiyse başvuru hakkı kaybolur mu?
Cezanın hesabına ilişkin 5275 sayılı Kanun’un 98/1-b maddesi kapsamındaki başvuruda bu süre sınırlaması uygulanmaz. Ancak başka işlem veya kararlara karşı şikâyet ve itiraz süreleri ayrı değerlendirilir. [4]
İnfaz hâkimliği kararına itiraz süresi nedir?
Güncel düzenlemeye göre tebliğden itibaren iki haftadır. İlk hesap başvurusunun süreye bağlı olmaması, verilen yargısal karara itirazın da süresiz olduğu anlamına gelmez. [2]
Müddetnamede yazan koşullu salıverilme tarihinde kesin tahliye olur mu?
Tarihin yanında iyi hâl, uygulanacak infaz rejimi, gerekli karar ve başka dosyalardaki kayıtlar da incelenir. Müddetname tek başına bütün koşulların gerçekleştiğini göstermez. [1]
Artık yıl için her dosyada aynı sayıda gün indirilebilir mi?
Hayır. Hesabın kapsadığı dönem, sürelerin takvime aktarılması ve günlerin daha önce hesaba katılıp katılmadığı kontrol edilmelidir. Karar metninden alınan sabit bir gün sayısı bütün dosyalara uygulanamaz. [3] [5]
Başvuru yapılınca infaz durur mu?
Kendiliğinden durmaz. Durdurma veya erteleme konusunda ayrıca karar verilmesi gerekir. Tahliye istemi de kendi koşullarıyla değerlendirilir. [1]
Savcılığa yazılan dilekçe itiraz süresini korur mu?
Bir infaz hâkimliği kararı verilmişse, bu karara karşı usulüne uygun itiraz ayrıca yapılmalıdır. Salt düzeltme talebinin kanun yolu süresini durdurduğu varsayılmamalıdır.
Hatalı hesap nedeniyle fazla infaz için tazminat istenebilir mi?
Somut özgürlükten yoksun bırakmanın dayanağı, hatanın niteliği ve ilgili başvuru yolları incelenmelidir. Hesap düzeltmesi ile tazminat talebi farklı işlemlerdir; her hata otomatik ve aynı tutarda tazminat doğurmaz. İlgili çerçeve için haksız tutuklama ve gözaltı tazminatı incelemesine bakılabilir.
Kaynakça
1. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, özellikle m.20, 98–101, 105/A, 107–108 ve ilgili geçici hükümler; ilgili hükümler ve değişiklik kayıtları.
2. 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu, özellikle m.4–6; güncel itiraz süresi ve yürürlük dipnotları.
3. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m.7, 61/6, 63; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m.109/6.
4. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 7.11.2024, 2024/6621 E., 2024/7422 K., gerekçe ve hüküm; resmî UYAP tam metni.
5. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 31.05.2024, 2023/8221 E., 2024/4058 K., özellikle II. Gerekçe, bent 2 ve III. Karar; tam metin doğrulanmıştır. De Jure bağlantısı oturum gerektirebilir.
6. AYM Genel Kurulu, Burhan Yaz (3), B. No: 2021/7919, 29.05.2024, özellikle §§ 44–49, 51–54 ve hüküm.