Tekerrür, kişinin adli sicilinde birden fazla kayıt bulunmasından ibaret değildir. Önceki suç nedeniyle verilen hükmün kesinleşmesinden sonra, kanuni koşullar içinde yeni bir suç işlenmesi gerekir. TCK58 tekerrürün şartlarını; 5275 sayılı Kanun’un 108. maddesi ise başta koşullu salıverilme olmak üzere infaz sonuçlarını düzenler. Bu nedenle tekerrür incelemesinde önce mahkûmiyetlerin hukuki ve tarihsel bağlantısı, ardından infaz hesabı belirlenmelidir.[1][2] Bu konuda seri muhakeme kararının tekerrüre esas alınması başlıklı yazı da yol gösterici olabilir.
İkinci defa tekerrür bakımından 4 Haziran 2025’te yapılan değişiklik özellikle önemlidir. Önceki kategorik koşullu salıverilme yasağı kaldırılmış; süreli hapis cezalarında üçte dört oranı getirilmiştir. Bu değişiklik, ikinci tekerrür kararının bütünüyle ortadan kalktığı veya bütün hükümlülerin doğrudan tahliye edileceği anlamına gelmez. Hüküm, ceza türü, iyi hâl ve diğer infaz koşulları ayrı ayrı incelenir.[2]
Tekerrürün hukuki sonucu nedir?
Ceza miktarı ile infaz biçimi farklıdır
TCK58 sisteminde tekerrür, kural olarak yeni suç için belirlenen hapis cezasına doğrudan belirli bir miktar ekleyen genel artırım nedeni değildir. Bununla birlikte sonraki suçun kanuni yaptırımı seçimlik hapis veya adli para cezası ise hapis cezasının seçilmesi gerekir. Ayrıca mükerrirlere özgü infaz rejimi ve infaz sonrasında denetimli serbestlik uygulanır.[1]
Dolayısıyla “tekerrür cezayı hiç etkilemez” ifadesi de eksiktir. Hükümdeki cezanın miktarı değişmese bile kurumda geçirilmesi gereken süre ve infaz sonrası yükümlülükler değişebilir. Önceki adli para cezasının tekerrüre esas olabilmesi ile sonraki sonuç yaptırımına mükerrir infaz rejimi uygulanması farklı sorulardır; önceki kayıt ve yeni hüküm ayrı değerlendirilmelidir.
Tekerrür hükümde açıkça gösterilmelidir
TCK58/7, mükerrirlere özgü infaz rejimi ve infaz sonrasındaki denetimli serbestliğin mahkûmiyet kararında belirtilmesini öngörür. İkinci defa tekerrürün uygulanacağı da 108/3 gereğince hükümde gösterilmelidir. Adli sicilde çok sayıda kayıt bulunması, infaz aşamasında herhangi bir dayanak kararı olmaksızın ikinci tekerrür sonucu üretilmesini haklı kılmaz.[1][2]
Hükmün gerekçesi ile sonuç kısmında farklılık varsa veya tekerrüre esas ilamın kimliği belirsizse, uygulanacak yol bu belirsizliğin türüne göre belirlenir. Kesinleşmiş hükmün yorumlanması, hesap hatasının giderilmesi ve hükmün kanun yoluyla değiştirilmesi aynı işlem değildir.
İlk tekerrürün şartları nasıl incelenir?
Önceki kesinleşme yeni suçtan önce olmalıdır
TCK58/1’e göre önceki mahkûmiyetin kesinleşmesi yeterlidir; ilk tekerrür için cezanın infaz edilmiş olması aranmaz. Ancak hükmün verilme tarihi ile kesinleşme tarihi farklıdır. Yeni suç önceki karar verildikten sonra fakat kesinleşmeden önce işlenmişse, yalnız karar tarihinden hareketle tekerrür uygulanamaz.[1]
Varsayımsal örnekte ilk mahkûmiyet 10 Ocak’ta verilmiş, 20 Mart’ta kesinleşmiş ve yeni suç 1 Mart’ta işlenmiş olsun. İlk hükmün yeni suçtan önce verilmiş bulunması tek başına yeterli değildir; gerekli kesinleşme yeni suçtan sonradır. Bu örnek, suçun ve kararın diğer koşullarından bağımsız olarak yalnız tarih sırasını açıklamaktadır.
Üç ve beş yıllık süreler infazdan itibaren değerlendirilir
Önceki mahkûmiyet beş yıldan fazla hapis ise cezanın infazından itibaren beş yıl; beş yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası ise infazdan itibaren üç yıl geçtikten sonra işlenen suçlar için tekerrür uygulanmaz. Bu süreler mahkûmiyet kararının verildiği tarihten başlatılamaz.[1]
Önceki cezanın henüz infaz edilmemiş olması, TCK58/1’deki kural gereği tekerrürü kendiliğinden engellemez. İnfaz tarihinin önemi, ikinci fıkradaki süre sınırının hesabında ortaya çıkar. İnfaz belgesi, yalnız serbest bırakılma günüyle özdeş kabul edilmeden ilgili cezanın tamamlanması yönünden incelenmelidir.
Suç ve yaş bakımından istisnalar
Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar arasında ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür uygulanmaz. Fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış kişilerin suçları bakımından çocuklara ilişkin koruma vardır. Yabancı mahkeme hükümleri de kural olarak tekerrüre esas olmaz; TCK58/4’te sayılan kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu ticareti ve belirli sahtecilik suçları istisnadır.[1]
Bu ayrımlar adli sicil özetinden her zaman anlaşılamaz. Önceki hükmün suç maddesi, suç tarihi ve yaptırım türü getirtilmelidir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile kesinleşmiş mahkûmiyet, cezanın ertelenmesiyle de aynı kurum değildir. Kayıtta kullanılan kısa ifade yerine kararın hukuki niteliği esas alınmalıdır.
İkinci defa tekerrür ne zaman oluşur?
Birinci tekerrür uygulanmış hüküm de incelenir
İkinci defa tekerrür bakımından, önceki suçlar arasında yalnız sayı ilişkisi aranmaz. Birinci tekerrür uygulanmış mahkûmiyetin kesinleşmesi ve sonrasında yeniden tekerrür koşullarını doğuran suçun işlenmesi gerekir. Önceki hükmün gerçekten birinci tekerrüre dayanıp dayanmadığı ve bu uygulamanın hangi ilamla kurulduğu ortaya konulmalıdır.[2][6]
TCK58/9 kapsamındaki itiyadi suçlu, suçu meslek edinen veya örgüt mensubu suçlu hakkında aynı infaz rejiminin uygulanabilmesi, her durumda daha önce ilk tekerrür koşullarının oluştuğu anlamına gelmez. Aynı infaz sonucuna farklı hukuki sebeplerle ulaşılması, ikinci tekerrür incelemesinde dayanak sebebin araştırılmasını gerekli kılar.[1]
Önceki cezanın infaz edilmesi zorunlu mudur?
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun E. 2022/245, K. 2023/71, 08.02.2023 kararında tam olarak bu soru incelenmiştir. Başsavcılık, birinci tekerrüre ilişkin cezanın yeni suçtan önce infaz edilmesi gerektiği yönünde itiraz etmiştir. Genel Kurul ise TCK58/1’i esas alarak ikinci tekerrür için de önceki cezanın infaz edilmiş olmasının gerekmediğini kabul etmiş ve itirazı reddetmiştir.[6]
Kararın başındaki itiraz gerekçesi, Genel Kurulun vardığı sonuç değildir. Bu ayrım yapılmadan yalnız başlangıç bölümü okunursa kararın söylediğinin tersi aktarılabilir. Öte yandan kararda tarihsel kanun metni içinde yer alan ikinci tekerrürde koşullu salıverilmeme sonucu, 2025 değişikliğinden sonra güncel genel kural olarak kullanılamaz. Kararın kesinleşme ve infaz şartına ilişkin açıklamasıyla değişmiş yaptırım sonucu ayrılmalıdır.
İlk ve ikinci tekerrürde infaz oranları
İlk tekerrürde genel oran ve özel suçlar
108/1’e göre süreli hapis cezasında genel mükerrir oranı üçte ikidir. Suçun tabi olduğu koşullu salıverilme oranı daha yüksekse o oran uygulanır. Müebbet hapiste 33 yıl, ağırlaştırılmış müebbet hapiste 39 yıl öngörülür; birden fazla süreli hapis cezası ve diğer özel düzenlemeler ayrıca değerlendirilir.[2]
Bu oranı bütün suçlara tek başına uygulamak doğru değildir. Örneğin özel suçtan doğan üçte dört rejimi, ilk tekerrür bulunduğu için üçte ikiye düşmez. Aynı nedenle “tekerrür yoksa mutlaka yarı oranı” biçimindeki çıkarım da yanlıştır; özel suç rejimi tekerrürden bağımsız olabilir.
İlk tekerrürde eklenen süre için üst sınır
108/2’ye göre tekerrür nedeniyle koşullu salıverilme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan en ağır cezadan fazla olamaz. Bu nedenle ilk tekerrür hesabında yalnız yeni cezanın üçte ikisini bulmak yeterli olmayabilir. Genel rejime göre kurum süresi ile tekerrürün doğurduğu fark, dayanak cezanın miktarıyla birlikte incelenmelidir.[2]
Varsayımsal olarak genel yarı oranına tabi altı yıllık tek hapis cezasında temel süre üç yıl, üçte iki karşılığı dört yıldır. Tekerrüre esas en ağır ceza altı ay ise, yalnız bu varsayımlar altında bir yıllık farkın tamamı yerine kanuni altı aylık artış sınırı tartışılır. Örnek; özel suç, başka ilam ve mahsup bulunmadığı kabulüyle yöntemi gösterir. Takvim günü ve kişisel tahliye sonucu vermez.
İkinci tekerrürde 2025 sonrası düzenleme
4 Haziran 2025’te yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun, ikinci tekerrürde kategorik koşullu salıverilme yasağını kaldırmıştır. Güncel 108/3, süreli hapis cezalarında üçte dört oranı öngörür. Ayrıca 108/2’deki artış sınırının ikinci defa tekerrürde uygulanmayacağı açıkça düzenlenmiştir.[2]
Bu sebeple ilk tekerrüre ilişkin “önceki en ağır ceza kadar artış” kuralı ikinci tekerrüre taşınamaz. Yeni düzenlemenin geçmiş tarihli hükümler üzerindeki etkisi TCK7 ve ilgili uyarlama usulü çerçevesinde ele alınmalıdır. Müebbet cezalar, iyi hâl ve diğer özel sınırlamalar bakımından yalnız süreli hapis oranını kullanmak yeterli değildir.
| İnceleme konusu | İlk tekerrür | İkinci tekerrür |
|---|---|---|
| Süreli hapiste temel oran | Kural olarak 2/3 | Güncel düzenlemede 3/4 |
| Daha yüksek özel suç oranı | Korunur | Suç ve özel infaz rejimi ayrıca incelenir. |
| 108/2 artış sınırı | Uygulanır. | Uygulanmaz. |
| Hükümde gösterilme | TCK58/7 gereği | 108/3 gereği ikinci tekerrür açıkça belirtilir. |
| Otomatik tahliye | Yoktur. | Yoktur. |
Gerçek Yargıtay kararları hangi ayrımları gösteriyor?
Eski koşullu salıverilme yasağının hükümden çıkarılması
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin E. 2024/25633, K. 2025/11241, 24.12.2025 kararında, uyuşturucu ticareti mahkûmiyetindeki ikinci tekerrür uygulaması incelenmiştir. Daire, 7550 sayılı Kanun sonrasında hükümdeki koşullu salıverilmeden yararlanamama ibaresini hukuka aykırı bularak çıkarmış ve hükmü düzelterek onamıştır.[4]
Burada kaldırılan, ikinci tekerrürün bütün sonuçları değildir. Eski kanuna dayanan kategorik yararlanamama ifadesi düzeltilmiştir. Başvurunun da “ikinci tekerrür tamamen silinsin” gibi dayanağı belirsiz bir taleple değil, uygulanacak güncel hükmün somut sonuçlarıyla kurulması gerekir.
Tekerrüre esas ilamın hukuki denetimi
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin E. 2025/7762, K. 2025/9628, 26.12.2025 tarihli, bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin kararında tekerrüre esas ilamın denetlenmesi ele alınmıştır. Daire, dayanak hükmün kesinleşmesi ve tekerrüre elverişliliğinin incelenmesini; gerekli hâllerde ilamın getirtilmesini açıklamıştır. Başka geçerli ilam varsa bunun etkisi ve aleyhe değiştirme yasağı da değerlendirilir.[5]
Karar, infaz hâkiminin her kesinleşmiş önceki hükmü kendiliğinden ortadan kaldırabileceği anlamına gelmez. Önceki hükmün kendi içindeki hukuka aykırılığın giderilmesi gerekiyorsa, o hükme ilişkin uygun olağan veya olağanüstü yolun işletilmesi gündeme gelebilir. Kanun yolu incelemesi ile infaz hesabının denetimi arasındaki görev sınırı korunmalıdır.
Tekerrür nedeniyle hangi başvuru yapılabilir?
Hüküm henüz kesinleşmemişse
İstinaf veya temyiz aşamasında suç ve kesinleşme tarihleri açık bir çizelgeyle gösterilmelidir. Önceki ilamın tekerrüre elverişli olmadığı iddiası; yaş, suçun kasıt veya taksir niteliği, infazdan sonraki süre ve hükmün geçerliliği gibi somut sebeplere bağlanmalıdır. İkinci tekerrürde önceki tekerrür kararı da dosyaya alınmalıdır.[1][5]
Adli sicil kaydındaki kısa bilginin yanlış veya eksik olduğu ileri sürülüyorsa, bu hususu gösterecek karar ve kesinleşme belgelerinin getirtilmesi istenir. Başka geçerli ilam ihtimali ve aleyhe değiştirme yasağının dosyaya etkisi de değerlendirilmelidir. Tek bir kaydın hatalı olması her zaman bütün tekerrür sonucunun kaldırılacağı anlamına gelmez.
Hüküm kesinleşmiş ve infaza geçilmişse
5275 sayılı Kanun’un 98. maddesi önemli bir görev ayrımı yapar. Mahkûmiyet hükmünün yorumundaki duraksama veya sonradan yürürlüğe giren kanunun TCK7 kapsamında değerlendirilmesi gerekiyorsa hükmü veren mahkemeden; çektirilecek cezanın hesabındaki duraksama ya da cezanın yerine getirilip getirilemeyeceği yönünden ise infaz hâkimliğinden karar istenir.[2]
Başvuru infazı kendiliğinden ertelemez. Mahkeme veya infaz hâkimliği olayın özelliklerine göre erteleme veya durdurma kararı verebilir. Talepte hangi hükmün değiştirilmesi, hangi hesabın düzeltilmesi ve hangi geçici kararın verilmesi istendiği ayrı açıklanmalıdır. İnfaz hâkimi kararına karşı tebliğden itibaren iki haftalık itiraz süresi takip edilir; savcılığın infaza ilişkin işlemine yönelik şikâyet ise 4675 sayılı Kanun’un 15 ve 30 günlük sınırlarına tabidir.[2][3]
Dosyada en azından güncel müddetname, sonuç hüküm, tekerrüre esas bütün ilamlar, kesinleşme şerhleri, infaz belgeleri ve suç tarihleri bulunmalıdır. Yalnız sicil kaydının silinmesini istemek, devam eden mahkûmiyetin infaz rejimini kendiliğinden değiştirmez.
İnfaz sonrası denetim ve diğer infaz kurumları
İnfazdan sonraki denetimin ayrı niteliği
108/4 kapsamında infaz hâkimi, cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlayacak ve bir yıldan az olmayacak denetim süresi belirler. Süre en fazla beş yıla kadar uzatılabilir. Kanunda düzenlenen yükümlülük ve yasaklara aykırılık, 15 günden üç aya kadar disiplin hapsine yol açabilir.[2]
Bu tedbir, koşullu salıverilmeden önceki 105/A denetimli serbestliğiyle aynı değildir. Hangi denetimin söz konusu olduğu belirtilmeden yalnız “denetimli serbestliğim bitti” denilmesi, devam eden başka yükümlülüklerin gözden kaçmasına neden olabilir.
Açık kurum ve erteleme bakımından ayrı koşullar
İkinci tekerrürde koşullu salıverilme imkânının tanınması, doğrudan açık kurumda infaz veya belirli bir tarihte kurum dışına ayrılma sonucunu tek başına sağlamaz. 5275 sayılı Kanun’un 14. maddesindeki doğrudan açık infaz koşulları ve ilgili diğer şartlar ayrı değerlendirilmelidir.[2]
Hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesini düzenleyen 17. maddede mükerrirler için istisna vardır. Bu istisna, 16. maddedeki sağlık ve yaşam hakkına bağlı değerlendirmeye otomatik olarak taşınamaz. Başvuru türünün doğru seçilmesi, yalnız süre hesabında değil sağlık ve ailevi durumlara dayalı taleplerde de belirleyicidir.
Olağan yollar sonrasında anayasal bir şikâyet söz konusuysa ceza davasında AYM bireysel başvurusu ve AYM başvuru süresi ayrıca incelenmelidir. Anayasal başvuru, kaçırılmış olağan kanun yolunun yerine geçmez.
Konuyla bağlantılı ayrıntılar için birden fazla cezanın infazı ve içtima, koşullu salıverilmenin geri alınması ve koşullu salıverilme şartları ve infaz oranları yazılarımıza da bakabilirsiniz.
Sonuç
Tekerrür incelemesinin başlangıç noktası, sicildeki kayıt sayısı değil ilamların hukuki niteliği ve tarih sırasıdır. İlk ve ikinci tekerrürün şartları belirlendikten sonra güncel infaz oranı, artış sınırı, lehe kanun ve denetim sonuçları hesaplanmalıdır. Etkili başvuru; hükümdeki hukuka aykırılığı infaz hesabındaki hatadan ayırır, doğru merciye yönelir ve her iddiayı ilgili ilamla destekler.
Ceza yargılaması ve infaz süreçlerinde hukukî destek için ceza avukatlık hizmetlerimize göz atabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
İki mahkûmiyet kaydı mutlaka tekerrür anlamına gelir mi?
Hayır. Önceki kesinleşmenin yeni suçtan önce olması, süre ve istisna koşulları gerekir. Sicildeki kayıt sayısı tek başına yeterli değildir.
İlk tekerrür için önceki cezanın çekilmiş olması gerekir mi?
Hayır. TCK58/1 bunu aramaz. İnfaz tarihi, infazdan sonra geçen üç veya beş yıllık sınırın hesabında önemlidir.
İkinci tekerrür için önceki cezanın infazı zorunlu mudur?
Ceza Genel Kurulunun 08.02.2023 tarihli 2023/71 sayılı kararında zorunlu olmadığı kabul edilmiştir. Önceki tekerrür uygulaması, kesinleşme ve yeni suç sırası ayrıca incelenir.
İkinci kez mükerrir artık koşullu salıverilebilir mi?
Güncel düzenleme süreli hapislerde üçte dört oranı öngörmektedir. İyi hâl, hüküm ve diğer özel koşulların oluşması gerekir.
İlk tekerrürdeki artış sınırı ikinci tekerrüre uygulanır mı?
Hayır. Güncel 108/2, ikinci defa tekerrürde bu sınırın uygulanmayacağını açıkça belirtir.
Tekerrür kararı infaz hâkimliğince her durumda kaldırılabilir mi?
Hayır. Hükmün kesinliği, hatanın türü ve 98. maddedeki görev ayrımı dikkate alınmalıdır. Hesap düzeltimi, mahkûmiyet hükmünün her yönden değiştirilmesi değildir.
Mükerrir hastalık nedeniyle infaz ertelemesi isteyebilir mi?
Sağlık nedeniyle 16. maddeye dayalı inceleme, 17. maddedeki kişisel istemle ertelemeden farklıdır. 17. maddenin mükerrir istisnası sağlık rejimine otomatik uygulanamaz.
Ceza bittikten sonra denetim devam edebilir mi?
Evet. 108. madde, infazın tamamlanmasından sonra başlayacak ayrı bir denetim tedbiri düzenler. Karardaki süre ve yükümlülükler takip edilmelidir.
Kaynakça
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, özellikle m.7 ve 58. Kontrol: 13.10.2026.
- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m.14, 16–17, 98, 105/A, 107–108; 7550 sayılı Kanun değişikliği. Kontrol: 13.10.2026.
- 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu, m.4–6. Kontrol: 13.10.2026.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2024/25633, K. 2025/11241, 24.12.2025, II-B ve III. Karar.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/7762, K. 2025/9628, 26.12.2025, gerekçe ve sonuç, özellikle 9–12 numaralı değerlendirmeler.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/245, K. 2023/71, 08.02.2023, V-B ve VI. Karar. Karardaki eski koşullu salıverilme yasağı güncel hüküm olarak kullanılmamıştır.