Adli sicil kaydının silinmesi ile arşiv kaydının tamamen kaldırılması farklı işlemlerdir. Cezanın infazının tamamlanması çoğu durumda kaydın sicilden çıkarılarak arşive alınmasını sağlar; arşivden silinme ise mahkûmiyetin niteliğine göre ayrı koşullara bağlıdır. Başvuru hazırlanırken kararın kesinleşmesi, infazın tamamlanması ve arşive alınma koşullarının oluşması tarihleri ayırt edilmelidir. Her dosyaya uygulanabilecek tek bir “beş yılda silinir” kuralı yoktur. [1]
İşe girişte veya bir mesleğin icrasında istenen adli sicil belgesinin içeriği, kişinin gündelik yaşamını doğrudan etkileyebilir. Ancak belgedeki kaydın varlığı, mahkûmiyetin bugün hangi hukuki sonucu doğurduğu ve ilgili kurumun bu kayda erişme yetkisi ayrı sorulardır. Sağlıklı değerlendirme, mahkûmiyet dosyası ile infaz kayıtlarının birlikte incelenmesiyle başlar.
Adli sicil ile arşiv kaydı arasındaki fark
Adli sicilde hangi bilgiler bulunur?
5352 sayılı Kanun, kesinleşmiş mahkûmiyet kararları ve kanunda gösterilen bağlantılı kararların kaydını düzenler. Hapis cezası yanında adli para cezası da kayıt konusu olabilir. Ceza ertelenmiş olsa bile, ertelemenin mahkûmiyeti kendiliğinden ortadan kaldırdığı varsayılamaz. Sicil belgesindeki mahkeme, esas ve karar numarası ile ceza türü bu nedenle önem taşır. [1] Ayrıca bkz. Seri muhakeme usulü ve adli sicil sonuçları.
Bir soruşturmanın açılması, şüpheli sıfatı kazanılması veya hakkında şikâyet bulunması, tek başına kesinleşmiş mahkûmiyet kaydı anlamına gelmez. Benzer biçimde, henüz kesinleşmeyen bir karar ile infazı tamamlanan karar aynı kayıt statüsünde ele alınamaz. Belgede yanlış kişi veya dosya bilgisi yer alıyorsa silme koşullarından önce düzeltme gereği gündeme gelebilir.
Arşiv kaydı neyi ifade eder?
Adli sicilden çıkarılan bir mahkûmiyetin bilgisi, kanuni şartlar oluşana kadar arşivde tutulabilir. Bu nedenle belgede “adli sicil kaydı yoktur” yazması ile “adli sicil arşiv kaydı yoktur” yazması aynı hukuki tespit değildir. Hangi belgenin istendiği ve hangi amaçla kullanılacağı açıklığa kavuşturulmalıdır.
Arşiv kaydı, herkesin sınırsız erişimine açık bir kayıt değildir. 5352 sayılı Kanun’un 10. maddesi; kişinin kendisi veya açık yetkili vekili, soruşturma ve kovuşturma kapsamında yargı mercileri, yetkili seçim kurulları ve özel kanunlarda gösterilen kamu kurumları yönünden erişimi düzenler. Kanun’un 11. maddesi gizlilik ve veriliş amacı dışında kullanım yasağını içerir. [1]
Adli sicil kaydı hangi hâllerde silinir?
İnfazın tamamlanması ve arşive alınma
5352 sayılı Kanun’un 9/1. maddesine göre cezanın veya güvenlik tedbirinin infazı tamamlandığında kayıt, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek arşive alınır. Mahkûmiyeti bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, ceza zamanaşımının dolması ve genel af da maddede sayılmıştır. [1]
Burada “infazın tamamlanması” belgelendirilmelidir. Cezaevinden çıkış günü her zaman bu tarih değildir. Koşullu salıverilen kişinin cezasının infaz edilmiş sayılması, 5275 sayılı Kanun’daki denetim süreciyle birlikte değerlendirilir. Denetimli serbestlik kapsamında kurum dışında infaz da cezanın kendiliğinden tamamen sona erdiği anlamına gelmez. [2] Bu başlıkla ilgili ayrıca ceza zamanaşımı ve infazın sona ermesi yazısı incelenebilir.
Adli para cezasında ödemenin dosyaya işlenmesi ve infazın tamamlanmasına ilişkin kaydın oluşması kontrol edilmelidir. Sadece dekontun elde bulunması, merkezî kaydın doğru güncellendiğini göstermez. Ödeme ve infaz sorunu varsa Adli Para Cezasının Ödenmemesi ve Hapse Çevrilmesi makalesiyle birlikte değerlendirme yapılabilir.
Ertelenmiş hapis cezası
TCK’nın 51/8. maddesi, denetim süresinin yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli geçirilmesi durumunda cezanın infaz edilmiş sayılmasını düzenler. Bu nedenle üç ayrı tarih karıştırılmamalıdır: hükmün verildiği gün, kesinleşme günü ve denetim sürecine göre infazın tamamlandığı gün. Sicil işleminin dayanağı yalnız hükümde “erteleme” yazması değildir. [3] Bu konuyla bağlantılı olarak infaz düzenlemelerinden yararlanma, suç tarihi ve geçiş hükümleri yazısı da okunabilir.
Birden fazla mahkûmiyet varsa her kayıt için ilgili infaz durumu belirlenmelidir. Bir dosyadaki cezanın sona ermesi, farklı bir mahkûmiyet kaydını otomatik olarak silmez. Başvuruya bütün kayıtların karışık biçimde eklenmesi yerine kayıt bazında açıklama yapılması incelemeyi kolaylaştırır.
Arşiv kaydı kaç yılda silinir?
Beş, on beş ve otuz yıllık süreler
5352 sayılı Kanun’un 12/1. maddesi, arşiv kayıtlarını farklı gruplara ayırır. Başlangıç ölçütü, kural olarak kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihtir. İdari sisteme geç işlenen kayıt nedeniyle fiilî giriş tarihiyle hukuki başlangıç tarihi birbirine karıştırılmamalıdır. [1]
| Mahkûmiyet grubu | Arşivden silinme koşulu | Sürenin başlangıcı |
|---|---|---|
| Anayasa m.76 veya TCK dışındaki kanunlarda hak yoksunluğu doğuranlar | Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararıyla on beş yıl | Arşive alınma koşullarının oluştuğu tarih |
| Aynı grupta, hakların geri verilmesi kararı aranmayan yol | Otuz yıl | Arşive alınma koşullarının oluştuğu tarih |
| Diğer mahkûmiyetler | Beş yıl | Arşive alınma koşullarının oluştuğu tarih |
On beş yıllık süre, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının tarihinden itibaren yeniden başlatılan ayrı bir süre değildir. Kanunun gösterdiği başlangıç esas alınır; ayrıca geri verme kararının bulunması gerekir. Buna karşılık, geri verme kararı alınması bütün arşiv kayıtlarını hemen sildirmez.
Hangi mahkûmiyetin özel hak yoksunluğu doğurduğu suç adı, ceza ve ilgili özel kanun üzerinden incelenmelidir. Genel bir internet listesinden hareketle her mahkûmiyeti beş yıllık gruba yerleştirmek güvenilir bir yöntem değildir.
Süre hesabını gösteren iki örnek
Birinci varsayım: Arşive alınma koşullarının 10 Mart 2020’de oluştuğu ve kaydın beş yıllık grupta bulunduğu kabul edilsin. Süre koşulu 10 Mart 2025’te oluşur. Kaydın sisteme 2022’de işlenmiş olması, kanuni başlangıcı kendiliğinden 2022’ye taşımaz. Gerçek başvuruda 2020 tarihini kanıtlayan infaz belgesi sunulmalıdır.
İkinci varsayım: Aynı başlangıç tarihi, özel hak yoksunluğu doğuran bir mahkûmiyet için geçerli olsun. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmışsa on beş yıllık süre 10 Mart 2035’te; bu karar aranmayan otuz yıllık yol ise 10 Mart 2050’de süre bakımından tamamlanır. Bu örnekler yalnız kanuni süre ayrımını gösterir; somut bir kişinin silinme tarihinin hesaplandığı anlamına gelmez.
Bekleme sürelerinden farklı silme nedenleri
Fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması hâlinde, ilgili mahkûmiyetin sicil ve arşiv kayıtları talep aranmaksızın tamamen silinir. Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen beraat ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi de önceki mahkûmiyet kaydının tamamen silinmesi sonucunu doğurur. Akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ait kayıtlar, infaz tamamlandığında tamamen silinir. İlgilinin ölümü de kanunda ayrı silme nedeni olarak düzenlenmiştir. [1]
Bu hâllerde başvuru, genel beş yıllık süreye dayandırılmamalıdır. Sonraki kararın kesinleşmesi veya fiilin suç olmaktan çıkarılması gibi özel neden açıkça gösterilmelidir. Özellikle kanun yararına bozma kararı verilmesi ile bozma sonrasında kesinleşmiş beraat kararı bulunması aynı aşama değildir.
1 Haziran 2005 öncesi suçlar
Eski kayıtlar yönünden 5352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi ve önceki kanuna ilişkin geçiş düzeni ayrıca değerlendirilir. Yalnız başvurunun bugün yapılması, eski kayıtların bütün yönleriyle yeni süre şemasına tabi olacağı anlamına gelmez. Suç tarihi, mahkûmiyetin türü ve ilgili geçiş fıkrası belirlenmelidir. [1]
Eski mahkûmiyet dosyalarında infaz belgesinin arşivden getirtilmesi gerekebilir. Belgeye erişim güçlüğü, tahmini tarih yazılarak giderilemez; mahkeme ve infaz savcılığı kayıtları üzerinden araştırma istenmelidir.
Başvuru nereye ve nasıl yapılır?
e-Devlet üzerinden silme ve düzeltme talebi
e-Devlet’te Adalet Bakanlığının Adli Sicil Silme ve Düzeltme Talebi hizmeti bulunmaktadır. Hizmet, yetkili makamın değerlendirmesine sunulacak başvuru ve takip kanalıdır; sisteme talep girilmesi kaydın aynı anda veya mutlaka silineceği anlamına gelmez. [4]
Başvuru öncesinde güncel sicil ve arşiv belgesi alınmalı, hangi kaydın hangi nedenle silinmesi veya düzeltilmesinin istendiği belirlenmelidir. Başvuru numarası, gönderilen belgeler ve gelen yanıt saklanmalıdır. Elektronik kanal kullanılmıyorsa talep, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün güncel başvuru usulleri gözetilerek iletilir. [1]
Dosyada bulunması gereken belgeler
- Başvuranın kimlik bilgileri ve gerekiyorsa açık yetki içeren vekâletname.
- Güncel adli sicil ve arşiv belgesi.
- Mahkûmiyet kararı ve kesinleşme kaydı.
- İnfazın tamamlandığını gösteren belge; gerekiyorsa ödeme veya denetim kayıtları.
- Varsa yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı ve kesinleşme şerhi.
- Önceki başvurular, cevaplar ve tebliğ belgeleri.
Dilekçede üç husus açık olmalıdır: işleme konu kayıt, uygulanacak silme veya düzeltme nedeni ve bu nedeni kanıtlayan belge. “Sabıkamın temizlenmesini istiyorum” biçimindeki genel ifade yerine, örneğin belirli mahkûmiyetin infazının tamamlandığı tarih ve dayanak belge gösterilmelidir.
Talep reddedilirse hangi yol izlenir?
Önce ret gerekçesi ayrıştırılır. İnfazın tamamlanmaması, süre dolmaması, yanlış kayıt grubu veya eksik belge aynı sorun değildir. Başvurunun yalnız yeni bir başvuru numarası alınarak tekrarlanması, hukuki eksikliği gidermez. Hatalı infaz tarihi söz konusuysa ilgili infaz işlemi; hakların geri verilmesi kararı eksikse mahkeme süreci ayrıca ele alınmalıdır.
Genel Müdürlüğün kayıt işlemi ile ceza mahkemesinin yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin kararı aynı yargısal yola tabi değildir. İdari nitelikteki ret işleminin denetiminde idari yargı kuralları; ceza mahkemesi kararında ise ilgili ceza kanun yolu hükümleri incelenir. İdari yargıda genel dava açma süresi, özel hüküm bulunmadıkça yazılı bildirimden itibaren altmış gündür. Cevapsız başvurularda 2577 sayılı Kanun’un 10. maddesi ve yeniden başvurunun etkisi ayrıca değerlendirilmelidir. Her yeni dilekçenin geçmiş dava süresini canlandırdığı varsayılmamalıdır. [5] Konunun ayrıntıları için yasaklanmış hakların geri verilmesi yazısına bakılabilir.
Gerçek yargı kararları
AYM’nin 2011 tarihli arşiv kararı
AYM, E.2008/44, K.2011/21, 20 Ocak 2011 kararında, o dönemde kayıtların ölüm veya seksen yıllık süreye kadar tutulmasını öngören kuralı değerlendirdi. Suçların niteliği ve ağırlığı gözetilmeksizin çok uzun süre saklamanın ölçülülük ve kişinin gelişimi bakımından sorunlarını belirleyerek ilgili hükümleri iptal etti. [6]
Bu karar tarihsel mevzuata ilişkindir. Bugün doğrudan “AYM bütün arşiv kayıtlarını sildi” biçiminde kullanılamaz. Güncel başvuruda 2012 değişikliği sonrasındaki 5352 sayılı Kanun metni esas alınır.
Yargıtay’ın 2026 tarihli kararı
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E.2025/3798, K.2026/1330, 9 Şubat 2026 kararında dolandırıcılıktan para cezasına mahkûmiyet sonrasında yapılan yasaklanmış hakların geri verilmesi talebini inceledi. Mahkûmiyet hükmünde açık hak yoksunluğu bulunmadığı gerekçesiyle ret verilmesini yeterli görmedi; 5352 sayılı Kanun’un 12 ve 13/A maddelerindeki koşulların değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kanun yararına bozma kararı verdi. [7]
Karar, para cezasının hiçbir hak sonucu doğurmayacağı varsayımının hatalı olabileceğini gösterir. Bununla birlikte her para cezasının aynı hak engelini doğurduğu veya karar alınmadan bütün arşiv kayıtlarının silineceği sonucu çıkarılamaz.
Silinen kayıt ve mesleki haklar
Sicil belgesinin değişmesi, özel kanunda mahkûmiyete bağlanan bütün sonuçları kendiliğinden ortadan kaldırmayabilir. Meslek, kamu görevi veya ruhsat başvurusunda, ilgili özel kanun ve başvuru tarihindeki koşullar ayrıca incelenir. Yasaklanmış hakların geri verilmesi, bu nedenle kayıt silme işleminden ayrı bir hukuki yol olarak düzenlenmiştir. [1] Konuya ilişkin ayrı bir değerlendirme için hükmün açıklanmasının geri bırakılması yazısına göz atılabilir.
Aynı şekilde resmî sicil kaydının silinmesi, internetteki haberin, arama sonucunun veya başka bir kurumda hukuka uygun tutulan bütün kayıtların otomatik silinmesi anlamına gelmez. Bu alanlarda dayanak ve başvuru konusu ayrı belirlenir. İnfaz sonrası hukuki durumun bütünlüğü bakımından İnfaz Hukuku ve Adli Sicil İşlemleri sayfası da incelenebilir. Ayrıntılı bilgi için tekerrür ve mükerrirlere özgü infaz rejimi başlıklı yazıya başvurulabilir.
Sonuç
Adli sicil ve arşiv işlemlerinde belirleyici olan, mahkûmiyetin hukuki niteliği ile infazın tamamlanmasına ilişkin doğru tarihtir. Kayıt türü, silme nedeni ve varsa hak yoksunluğu ayrı değerlendirilerek başvuru hazırlanmalıdır. Belgenin “temiz” görünmesine odaklanmak yerine, kaydın hangi hukuki sebeple tutulduğunu ve ilgili hakkın hangi koşullarda kullanılabileceğini açıklığa kavuşturmak gerekir.
İlgili yazılar: Hapis Cezasının Ertelenmesi.
Sıkça Sorulan Sorular
Adli sicil kaydı her durumda beş yılda silinir mi?
Hayır. Sicilden arşive alınma ile arşivden tamamen silinme farklıdır. Arşiv için mahkûmiyet grubuna göre beş, on beş veya otuz yıllık süreler ve özel silme nedenleri bulunmaktadır.
Süre, cezaevinden çıktığım gün mü başlar?
Her zaman değil. İnfazın tamamlanması ve arşive alınma koşullarının oluşması araştırılır. Koşullu salıverilme veya denetimli serbestlikle çıkış, bu tarihlerle otomatik olarak aynı sayılmaz.
Memnu hakların iadesi kararı arşivi hemen siler mi?
Hayır. İlgili grupta on beş yıllık silme yolunun koşullarından biri olabilir. Kanundaki süre ve başlangıç ayrıca incelenir.
İdari para cezası adli sicile yazılır mı?
5352 sayılı Kanun’un 5. maddesine göre idari para cezaları adli sicile kaydedilmez. Bunlar mahkemenin verdiği adli para cezasıyla karıştırılmamalıdır.
HAGB kararı olağan sabıka kaydıyla aynı mıdır?
5352 sayılı Kanun’un 6. maddesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar için özel kayıt ve erişim düzeni öngörür. Bu kayıt, olağan kesinleşmiş mahkûmiyet kaydıyla aynı şekilde değerlendirilmez. Somut kararın güncel usul durumu ayrıca kontrol edilir.
Yanlış kişiye ait kayıt için de yıllarca beklemek gerekir mi?
Yanlış kişi veya dosya eşleştirmesi düzeltme konusudur. Doğru mahkûmiyetin kanuni silinme süresiyle karıştırılmamalı; kimlik ve dosya belgeleriyle yanlışlık açıklanmalıdır.
Kaynakça
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu, m.4–14 ve geçici m.2. Güncel metin kontrolü: 13.10.2026.
- 5275 sayılı Kanun, özellikle m.105/A ve 107.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m.51 ve 53.
- e-Devlet, Adli Sicil Silme ve Düzeltme Talebi, kamuya açık hizmet tanıtımı.
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m.2, 7, 10 ve 11.
- AYM, E.2008/44, K.2011/21, 20.01.2011, esas incelemesi ve hüküm; tarihsel norm denetimi kararı.
- Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E.2025/3798, K.2026/1330, 09.02.2026, gerekçe ve karar. Kaynaklara son erişim: 13.10.2026.