İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Boşanmada Mal Paylaşımı

Boşanma ve Mal Rejiminin Tasfiyesi Davaları: Dava Stratejisi, Değerleme ve Yargıtay Kararları

Ahşap masada ev maketi, anahtarlar ve iki alyans; iki yanda dosyalarının üzerinde elleri görünen iki kişi. Boşanma ve mal rejimi tasfiyesini anlatan temsilî görsel.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 23 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Mal rejimi tasfiyesinde dava zamanı, kişisel mal ispatı, banka devirleri, değerleme ve Yargıtay kararlarının uygulamadaki etkileri.

Boşanma kararı, eşler arasındaki edinilmiş malların kendiliğinden yarı yarıya tapuda paylaştırılması anlamına gelmez. Mal rejiminin tasfiyesi, boşanmadan ayrı bir alacak yargılamasıdır; ancak boşanma hükmünün kesinleşmesi, bu alacak hakkında hüküm kurulabilmesinin temel ön koşullarındandır. Malın hangi tarihte mevcut olduğu, hangi tarihteki özelliklerinin dikkate alınacağı ve hangi tarihteki sürüm değerinin esas alınacağı birbirinden ayrılmalıdır. Özellikle banka transferleri, üçüncü kişilere devirler, 2002 öncesi katkılar, kişisel mal savunmaları ve ihtiyati tedbir talepleri doğru değerlendirilmediğinde hesap hataları veya önemli hak kayıpları doğabilir. 31 Temmuz 2026’da değişen dava açma kuralları da taleplerin usulüne uygun biçimde ileri sürülmesi bakımından ayrıca önem taşır.

Boşanma davası ile mal rejiminin tasfiyesi aynı dava değildir

Boşanma davasında hâkim, Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 161–166 kapsamındaki boşanma sebeplerini, evlilik birliğinin sona erdirilmesini ve somut talebe göre velayet, kişisel ilişki, nafaka ile TMK m. 174'teki maddi ve manevi tazminatı değerlendirir. Mal rejiminin tasfiyesi ise eşlerin malvarlığındaki edinilmiş ve kişisel değerlerden kaynaklanan katılma alacağı, değer artış payı veya dönemin hukukuna göre katkı payı alacağı gibi talepleri konu edinir. Tasfiye, kural olarak para alacağına yönelir; tek başına taşınmazın yarısının tapuda tescilini sağlamaz. Paylı mülkiyete ilişkin TMK m. 226/2 gibi özel hükümler ve ayni nitelikli bağımsız uyuşmazlıklar saklıdır. [1]

Mal rejimine dayalı talep, boşanmanın fer'î sonucu sayılamaz. Bu ayrım usule, harca, zamanaşımına, ispat yüküne, dava değerinin belirlenmesine ve hükmün icrasına doğrudan yansır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.04.2013 tarihli kararı da katılma alacağının boşanmanın fer'î sonucu değil, kanundan doğan bağımsız bir alacak olduğu saptaması üzerinde durmuştur. [10]

İlgili yazılar: Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? Mal Rejimi Davaları Rehberi.

Mal rejimi hangi tarihte sona erer?

TMK m. 225 gereğince eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulü ile mal rejimi sona erer. Boşanma, evliliğin iptali yahut hâkim kararıyla mal ayrılığına geçilmesi hâlinde ise ilgili davanın açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erme sonucu doğar. Boşanma sebebiyle tasfiye yapılacaksa rejimin sona erdiği tarih çoğunlukla boşanma dava tarihidir; fakat mal rejiminin boşanma ile sona erdiğinin kesin olarak değerlendirilmesi boşanma hükmünün kesinleşmesine bağlıdır. Bu nedenle sona erme tarihi ile tasfiye alacağı hakkında hüküm kurulabilme anı aynı kavram değildir. [1]

Boşanma talebi reddedilirse, o davanın açıldığı tarih sırf dava açıldığı için kesin bir mal rejimi bitiş tarihine dönüşmez. Başka sona erme nedeni, sonradan açılan dava veya rejim sözleşmesi bulunup bulunmadığı ayrıca incelenir. Hangi dava tarihinin sonuç doğuracağı dosyanın bütün usulî geçmişine göre belirlenir.

Boşanma sürerken açılan mal rejimi davasında bekletici mesele ve usulî sonuçlar

Boşanma davası derdestse HMK m. 165/1 uygulanmalıdır

Mal rejiminin sona ermesi, katkı payı, değer artış payı ve katılma alacağı davalarının Yargıtay kararlarında görülebilirlik ön koşulu olarak ifade edilir. Boşanma davası açılmış, ancak boşanma hükmü kesinleşmemişse tasfiye mahkemesi kural olarak esas hakkında nihai hesap hükmü kuramaz; HMK m. 30'daki usul ekonomisi ilkesi ve HMK m. 165/1 uyarınca boşanma dosyasının sonucunu bekletici mesele yapmalıdır. Boşanmayla birlikte mal rejimi isteminde bulunulmuşsa davaların ayrılması ve tasfiyeye ilişkin yargılamanın boşanma hükmünün kesinleşmesine kadar bekletilmesi usulen değerlendirilebilir. Bu süreçte delillerin kaybolmaması için gereken işlemler ayrıca talep edilebilir. [3] [13]

Usulî bakımdan 7589 sayılı Kanun m. 24 ile değiştirilen HMK m. 168 de dikkate alınmalıdır: ilk derece mahkemesinin ayırma kararına karşı istinaf kanun yoluna ancak hükümle birlikte başvurulabilir; ayırma kararı tek başına hükmün kaldırılması veya bozma sebebi sayılamaz. Bu düzenleme, aynı dilekçede ileri sürülen boşanma ve tasfiye taleplerinin tefrikine ilişkin kanun yolu stratejisinde önem taşır. [17]

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.09.2024 tarihli, 2023/6050 E., 2024/6103 K. sayılı kararı bu ayrımı somutlaştırır. O dosyada Türkiye'deki tasfiye davası, yurt dışında boşanma davası açılmadan önce açılmıştır. Buna rağmen tasfiye yargılaması sırasında yabancı ülkede boşanma davasının açıldığı ve sonrasında boşanma ile tanıma kararlarının kesinleştiği anlaşılmıştır. Daire, derdest boşanma davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini; hüküm anında başlangıçtaki dava şartı noksanlığı giderilmişse HMK m. 115/3 uyarınca bu eksikliğe dayanılarak usulden ret kararı verilemeyeceğini belirterek bozma kararı vermiştir. [3]

Bu karar “boşanma henüz yokken her koşulda tasfiye davası açılabilir” sonucunu doğurmaz. Somut olayda daha sonra açılan boşanma davası, kesinleşme ve hüküm anında oluşan usulî durum belirleyicidir. Tasfiye davasının açıldığı tarih, o anda herhangi bir sona erme sebebi bulunup bulunmadığı ve eksikliğin hüküm anına kadar giderilip giderilmediği ayrı ayrı incelenmelidir.

Yurt dışındaki boşanma kararı ayrıca tanıma bakımından incelenir

Yabancı mahkemece verilmiş boşanma kararının Türkiye'de hüküm ve sonuç doğurması bakımından 5718 sayılı MÖHUK'un tanıma hükümleri veya koşulları varsa nüfus siciline idarî tescil usulü gündeme gelebilir. Somut kararda, yabancı boşanma ve tanıma kararlarının kesinleştiği nüfus kayıtlarından saptanmıştır. Bu nedenle yabancı ülkedeki boşanma tarihi, yabancı kararın kesinleşmesi, Türkiye'deki tanıma/tescil ve tasfiyede esas alınacak tarih birbirine karıştırılmamalıdır. [3]

İlgili yazılar: Yurt Dışında Boşanan Eşlerin Türkiye’de Mal Paylaşımı: Uygulanacak Hukuk ve Tanıma; Yurt Dışında Boşandıktan Sonra Türkiye’de Mal Paylaşımı Davası.

Görevli ve yetkili mahkeme, dava değeri ve talep türü

Tasfiye yargılamasında görevli mahkeme kural olarak aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yargı çevresinde ilgili asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapabilir. Yetki bakımından TMK m. 214 özel hükümdür: boşanma veya evliliğin iptali sebebiyle sona ermede bu davalarda yetkili mahkeme; ölümle sona ermede ölenin son yerleşim yeri mahkemesi; diğer hâllerde davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi esas alınır. Yabancılık unsuru varsa milletlerarası yetki ve uygulanacak hukuk ayrıca değerlendirilmelidir. [1]

Tasfiyeden doğan para alacakları nispi harç ve yargılama gideri bakımından boşanmanın fer'î taleplerinden ayrılır. Dava dilekçesinde hangi mal veya alacak kalemi için, hangi hukuki nedenle ve hangi miktarın istendiği belirlenmelidir. Talep sonucunun, dava değerinin ve ilerideki artırım ihtimalinin doğru kurulması özellikle 31.07.2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun değişikliği sebebiyle önemlidir. [13] [17]

31 Temmuz 2026 sonrası HMK: belirsiz alacak davasının kaldırılması ve kısmi davada yeni artırım imkânı

7589 sayılı Kanun m. 19, HMK m. 107'yi yürürlükten kaldırmıştır. Bu nedenle 31.07.2026 ve sonrasında açılan yeni mal rejimi alacak davaları bakımından artık eski HMK m. 107'ye dayanarak belirsiz alacak davası açılması mümkün değildir. Aynı Kanun'un 20. maddesiyle HMK m. 109'a eklenen dördüncü fıkra uyarınca, alacağın yalnız bir bölümünün dava edildiği kısmi davada talep, aynı davada bir defaya mahsus ve tahkikat sona erinceye kadar, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın artırılabilir. Bu durumda artırılan bölüm bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Talep artırımının açık biçimde yapılması ve buna bağlı harç yükümlülükleri ayrıca yerine getirilmelidir. [17]

Geçiş hükmü önemlidir: 7589 sayılı Kanun'la eklenen geçici m. 1/10, yürürlükten kaldırılan HMK m. 107'nin kaldırılma tarihinden önce açılmış davalarda uygulanmaya devam edeceğini belirtir. Dolayısıyla dosyanın başlangıç tarihi, davanın ilk açıldığı tür, dava değerinin nasıl gösterildiği ve talep artırımı/ıslahın hangi hukukî hükme dayandığı ayrıca incelenmelidir. Eski bir Yargıtay kararında belirsiz alacak davasından söz edilmiş olması, yeni açılacak dava bakımından mülga m. 107'nin uygulanabileceğini göstermez. HMK m. 176 ve devamındaki ıslah düzenlemelerinin kapsamı ve yeni m. 109/4 ile ilişkisi de somut işlem türüne göre değerlendirilmelidir. [17] [13]

Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 26.11.2025 tarihli, 2024/6615 E., 2025/10316 K. sayılı çoğunluk kararı, güncel sürüm değerine göre yeniden hesap yapılması gereğine ve ilgili dosyanın belirsiz alacak/ıslah durumuna dikkat çekmiştir. Kararda karşı oy bulunduğundan, usulî kazanılmış hak ve hükmedilecek miktar bakımından kararın çoğunluk gerekçesi ile karşı oyun ayrı değerlendirilmesi gerekir. Karar, HMK m. 107’nin 31.07.2026 tarihinde kaldırılmasından önce verilmiştir; belirsiz alacak davasına ilişkin usulî açıklamaları ancak geçiş hükümleri dikkate alınarak kullanılabilir. [7]

1 Ocak 2002 öncesi ve sonrası mal rejimleri farklı incelenir

4721 sayılı TMK, 01.01.2002'de yürürlüğe girmiştir. Eşler başka bir rejim kararlaştırmamışsa bu tarihten itibaren edinilmiş mallara katılma rejimi yasal rejimdir (TMK m. 202). Önceden evli olanlar bakımından 4722 sayılı Uygulama Kanunu m. 10 uyarınca 01.01.2002 öncesindeki mal rejiminin türü ve o dönemde edinilen malın hukuki durumu ayrı belirlenir; tarafların usulüne uygun farklı mal rejimi sözleşmesi veya geçiş anlaşması bulunuyorsa sonucuna göre işlem yapılır. [1] [2]

Bu dönem ayrımı önemlidir: 2002 öncesi mal ayrılığı rejiminde diğer eşin edinime fiilî veya ekonomik katkısı varsa eski hükümler ve borçlar hukuku ilkeleri kapsamında katkı payı alacağı araştırılabilir. 2002 sonrasındaki edinilmiş mallara katılma rejiminde ise kanuni katılma alacağı hakkı için mutlaka doğrudan para veya gelir katkısı ispatı gerekmez. Aynı taşınmazın farklı dönemlerdeki kredi taksitleri veya inşaat harcamaları, her iki dönemin hukukuyla bağlantılı olabileceğinden tek tarih üzerinden otomatik paylaşım hatalı olabilir.

Edinilmiş mal, kişisel mal ve ispat karinesi

Edinilmiş mallar nelerdir?

TMK m. 219'a göre edinilmiş mal, eşin rejim süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değeridir. Çalışma karşılığı ücret ve kazanç; sosyal güvenlik, sosyal yardım ve personele yardım sandıklarının yaptığı ödemeler; çalışma gücü kaybı tazminatları; kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler başlıca örneklerdir. Bununla birlikte sosyal güvenlik toptan ödemelerinin rejim sonrasına düşen kısmı bakımından TMK m. 228/2'de özel hesaplama hükmü bulunduğu unutulmamalıdır. [1]

Kişisel mallar ve sözleşmesel istisnalar

TMK m. 220'ye göre yalnız kişisel kullanıma yarayan eşya, rejim başlangıcında mevcut mallar, sonradan miras veya karşılıksız kazanma yoluyla edinilen değerler, manevi tazminat alacakları ve kişisel mal yerine geçen değerler kişisel maldır. Ayrıca TMK m. 221, belirli mesleki/işletmesel kazanımların kişisel mal sayılması veya kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil edilmemesi konusunda mal rejimi sözleşmesi imkânı tanır. Dolayısıyla yalnız m. 220'deki listeyi okumak her dosyada yeterli değildir. [1]

TMK m. 222 karinesi ve kişisel mal iddiasının ispatı

TMK m. 222 gereğince bir malın eşlerden hangisine ait olduğunu iddia eden taraf, bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Kime ait olduğu ispatlanamayan mallar paylı mülkiyette sayılır; bir eşin tüm malları aksi ispatlanıncaya kadar edinilmiş mal kabul edilir. Tapunun yalnız bir eş adına olması, o malın katılma hesabına hiç girmeyeceği anlamına gelmez. Bunun tersi olarak, evlilik içinde alınan her malın otomatik ortak mülkiyet hâline geldiği de söylenemez. [1]

Kişisel mal savunmasında miras intikal kaydı, bağış belgesi, önceki malın satış evrakı, para transferi, ödeme dekontu, edinim tarihleri ve ikame değerin izlenebilirliği önemlidir. Ziynet eşyasının bozdurularak taşınmaza harcandığı iddiasında ziynetin aidiyeti, bozdurulma veya teslim olgusu ve ödemenin ilgili edinime yöneldiği birlikte araştırılır. Tanık dahil hukuken caiz deliller somut iddianın niteliğine göre değerlendirilir; belirli bir delil türü her olay için tek kabul edilebilir ispat aracıymış gibi gösterilemez.

Tasfiye hesabında üç farklı alacak hakkı birbirine karıştırılmamalıdır

Katılma alacağı: artık değerin yarısı

TMK m. 231–236 uyarınca her eşin edinilmiş mal kesimi için, eklemeler ve denkleştirmeler yapıldıktan sonra ilgili borçlar düşülür; ortaya çıkan artık değerin kural olarak yarısı diğer eşin katılma alacağına temel olur. İki eşin alacakları takas edilir. Rejime ilişkin geçerli sözleşme, TMK m. 236/2 istisnası veya özel normlar sonucu değiştirebilir. Katılma alacağı için hak sahibi eşin ücretli çalıştığını yahut mala para yatırdığını ayrıca kanıtlama zorunluluğu bulunmaz. [1] [5]

Bu düzenleme, evlilik süresince kazanılmış her malın brüt piyasa değerinin eşit paylaştırılması değildir. Kredi, edinime ilişkin borç, kişisel maldan yapılan ödeme, malın niteliği, aynî hak veya şirket payı gibi unsurlar net hesaplamayı değiştirir. Tek bir malın fiyatına doğrudan %50 uygulanması ancak somut hesabın bütün diğer unsurları dikkate alındığında mümkün olabilir.

Değer artış payı: somut katkı oranına bağlıdır

TMK m. 227, bir eşin diğer eşe ait malın edinilmesi, iyileştirilmesi veya korunmasına uygun karşılık almaksızın katkı vermesi hâlinde değer artış payı alacağı düzenler. Katkı miktarı ve oranı ile malın tasfiye sırasındaki değeri ilişkilendirilir; değer kaybı hâlinde kanundaki başlangıç değeri güvencesi dikkate alınır. Mal daha önce elden çıkarılmışsa m. 227/2 uyarınca hâkim hakkaniyete uygun değer belirler. Taraflar yazılı anlaşmayla bu paydan vazgeçebilir veya oranı değiştirebilir. [1]

Doğrudan katkı iddiası ile kanundan kaynaklanan katılma alacağı aynı hukuki neden değildir. Bir mal kesiminin başka kesime katkısı ayrıca TMK m. 230 denkleştirme hükümleriyle değerlendirilmelidir; aynı ödeme iki kez alacağa dönüştürülmemelidir.

Katkı payı, ziynet ve eşler arası diğer alacaklar

Özellikle 01.01.2002 öncesi mal ayrılığı döneminde ortaya çıkan katkı payı istemi, edinilmiş mallara katılma rejiminin kanuni yarı pay kuralından farklıdır. Ziynet iadesi veya bedeli, bağımsız borç ve alacak iddiaları, paylı mülkiyette ortaklığın giderilmesi ve TMK m. 226 kapsamında geri alma/özgüleme meseleleri de her zaman tek “mal paylaşımı” istemine indirgenemez. Dava açılırken talebin hukuki niteliği, tarafı, harcı ve ispatı ayrıca kurulmalıdır.

Artık değerin hesaplanmasında eklenecek değerler ve borçlar

TMK m. 229'un iki ayrı koruma mekanizması

Mal rejimi sürerken bir eş kural olarak kendisine ait malları yönetebilir ve tasarruf edebilir (TMK m. 223). Bununla birlikte TMK m. 229, belirli işlemlerin mülkiyeti geri döndürmeksizin hesapta değer olarak eklenmesini öngörür: [1] [11] [12]

  • m. 229/1: Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde, diğer eşin rızası olmadan ve olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmalar.
  • m. 229/2: Mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler. Bu ikinci ihtimalde kanunda tek yıllık süre sınırı yoktur; ancak kast ve işlem olgusunun somut delillerle ortaya konulması gerekir.

Bu iki bent aynı ispat kuralına indirgenemez. Üçüncü kişiye yapılan devir, kendiliğinden muvazaalı veya kanuna aykırı sayılmaz. Bedel, akrabalık ilişkisi, hesap hareketi, işlem zamanı, ekonomik gerekçe, gerçek ödeme, fiilî kullanım ve boşanmaya giden süreç birlikte değerlendirilebilir. TMK m. 229'un uygulanması, kendiliğinden tapu iptali ve tescil sonucu doğurmaz. TMK m. 229 son fıkradaki ihbar koşulu ile TMK m. 241'deki üçüncü kişi alacak sorumluluğu da birbirinden farklıdır. [1] [8]

2025 Yargıtay kararları: banka hesabı hareketinin ispatı

Yargıtay 2. HD, 2024/6166 E., 2025/4216 K., 22.04.2025 kararında, ayrı yaşama ve geçimsizlik döneminde vadeli hesaplar kapatılarak yakınlara ve başka hesaplara yapılan önemli aktarımların katılma alacağını azaltmaya yönelik devirler olarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Karar, yalnız boşanma dava tarihindeki hesap bakiyesine bakılmasının her olayda yeterli olmadığını ortaya koyar. [5]

Buna karşılık Yargıtay 2. HD, 2024/7440 E., 2025/9632 K., 06.11.2025 kararında boşanma dava tarihinden yaklaşık iki yıl önce çekilmiş, o tarihte hesapta bulunmayan paranın TMK m. 229 koşullarıyla elden çıkarıldığının ispat edilememesi nedeniyle hesaba katılması hatalı bulunmuştur. Dolayısıyla her para çekme veya havale işlemi otomatik olarak eklenecek değer değildir; her iki ihtimal somut işlem belgeleriyle ayrılmalıdır. [6]

Yargıtay 2. HD, 2025/9563 E., 2026/7000 K., 23.06.2026 kararı da aynı ispat sınırını araç devrine uygulamıştır. Mal rejiminin sona ermesinden yaklaşık dört yıl önce satılan araç ve kayınvalide adına aynı dönemde alınan başka araç yönünden, katılma alacağını azaltma kastıyla devir yapıldığının dosyadaki delillerle ispat edilememesi nedeniyle önceki aracın eklenecek değer sayılması hukuka aykırı bulunmuştur. Akrabalık veya işlemler arasındaki zaman ilişkisi, tek başına kastın kesin delili değildir. [16]

Borçların, kredi ödemelerinin ve denkleştirmenin hesabı

TMK m. 230 ve 231 gereğince edinilmiş mala ilişkin borçlar çıkarılır, kişisel mal kesiminden edinilmiş mala veya tersi yönde yapılan ödemeler için denkleştirme araştırılır. Taşınmazın satın alındığı tarih, peşinatın kaynağı, banka kredisi ödeme planı, taksitlerin rejim süresinde veya sona ermesinden sonra hangi mal kesiminden ödendiği, borcun niteliği ve tarihler birlikte incelenmelidir. Borcun sırf davalı tarafından ileri sürülmesi yeterli olmayabilir; hesap dökümleri ve sözleşmeler belirleyicidir. Kredi bakiyesi, rehin ve üçüncü kişi borçları yönünden bilirkişi raporunun gerekçesi ayrıca denetlenmelidir.

Değerleme tarihi: üç farklı zamanın birbirine karıştırılması önemli hata doğurur

Mevcut mallarda bitiş tarihindeki durum, tasfiye tarihindeki değer

TMK m. 228, eşlerin kişisel ve edinilmiş mallarının mal rejiminin sona erdiği andaki durumlarına göre ayrılacağını düzenler. TMK m. 235/1 mevcut edinilmiş malların tasfiye anındaki değerini; TMK m. 232 de malların sürüm değerini esas alır. Yargıtay uygulamasında tasfiye tarihi karar tarihidir; Bölge Adliye Mahkemesi yeniden esas hakkında tasfiye kararı veriyorsa onun kararına en yakın tarih üzerinden güncel değer gerekir. [1] [4]

Örneğin tasfiye kapsamındaki taşınmazın mal rejimi sona erdiğinde natamam olup olmadığı, ruhsat ve yapı seviyesi, bağımsız bölümün niteliği veya aracın o tarihteki modeli, yaşı, kilometresi ve teknik durumu belirlenmelidir. Bu fiziki ve hukuki durum esas tutularak karara en yakın tarihteki piyasa değeri araştırılmalıdır. Boşanma davasının açıldığı günkü fiyatı nihai hesap değeri olarak dondurmak veya karar tarihindeki sonradan oluşmuş imar/yapı değişikliklerini gerekçesiz eklemek doğru değildir.

Hesap konusuDurum ve özellikler için esas alınan anParasal karşılık için esas alınan an
Mal rejimi sona ererken mevcut edinilmiş malKural olarak mal rejiminin sona erdiği tarihTasfiye/karar tarihine en yakın sürüm değeri
TMK m. 229 uyarınca hesaba eklenecek devredilmiş malDevir tarihindeki durum ve niteliklerİncelenen Yargıtay uygulamasında karar tarihine en yakın sürüm değeri
TMK m. 227 kapsamındaki, elden çıkarılmış katkı konusu malKatkı, devir ve hakkaniyet esasları somut olaya göreTMK m. 227/2'deki hakkaniyete uygun belirleme
Banka mevcudu veya geçmiş hesap hareketleriRejim sonu bakiye ve gerekiyorsa m. 229 kapsamında geçmiş devirlerin niteliğiParasal hakkın türü ve somut içtihat doğrultusunda güncel hesabın yöntemi ayrıca gerekçelendirilir

Tarımsal işletmelerde gelir değeri ve özel hesap istisnası

Her malvarlığı değeri için yalnız genel piyasa satış bedelinin kullanılması da doğru değildir. TMK m. 233, koşulları oluşan tarımsal işletmelerde değer artış payı ve katılma alacağı bakımından gelir değerinin göz önünde tutulmasını düzenler. Tarımsal işletmenin maliki veya mirasçılarının kanundaki sürüm değeri isteme imkânı ile TMK m. 234'teki özel hâllerde değer artırımı da ayrıca değerlendirilir. Ticari dükkân işletmesine ilişkin 2024 tarihli Yargıtay kararındaki değerleme yöntemi, bu özel tarımsal işletme hükümlerini ortadan kaldırmaz. [1]

Devredilmiş mallarda TMK m. 235/2 lafzı ve Yargıtay yorumu

TMK m. 235/2, edinilmiş mallara hesapta eklenecek değerlerde devredildiği tarihin esas alınacağını söyler. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.06.2024 tarihli 2023/3557 E., 2024/4924 K. sayılı kararında, boşanma öncesinde yakın akrabaya devredilmiş Eminönü'ndeki dükkân işletmesinin devir bedeli üzerinde durulmuştur. İlgili uyuşmazlıkta salt devir bedelinin TÜİK verileriyle güncellenerek kullanılması yeterli görülmemiş; devir tarihindeki işletme nitelikleri korunarak, verilecek karara en yakın tarihteki sürüm değerinin bilirkişi aracılığıyla belirlenmesi istenmiştir. Karar, her eklenecek değer için yalnız devir bedeline enflasyon uygulamanın hukuken yeterli sayılamayacağını göstermektedir. [4]

Karardaki bu değerleme yaklaşımı, TMK m. 235/2'nin sözel ifadesi ile Yargıtay'ın somut tasfiye hesabında benimsediği yöntemin ayrıca açıklanmasını gerektirir. Devir tarihindeki fiziki ve ekonomik nitelikler ile güncel piyasa rayici ayrı veri alanları olarak bilirkişiye sorulmalı; değerlemede karşılaştırılabilir işletme, taşınmaz veya araç örnekleri, varsayımlar ve hesap yöntemi gösterilmelidir.

2025 çoğunluk kararı: güncelliğini kaybeden bilirkişi raporu ve usulî kazanılmış hak

Yargıtay 2. HD, 2024/6615 E., 2025/10316 K., 26.11.2025 kararında çoğunluk; TMK m. 232 ve 235 kapsamında karara yakın güncel sürüm değerinin belirlenmesi gerektiğini, somut dosyada önceki kararda kullanılan değer ve usulî kazanılmış hak değerlendirmesiyle bunun engellenemeyeceğini belirtmiştir. Bununla birlikte karşı oy, önceki hükümde miktar yönünden oluştuğu düşünülen usulî kazanılmış hakkın korunması gerektiğini savunmuştur. Karar, değerleme kadar talep ve kanun yolu kapsamının da önemli olduğunu gösterir; çoğunluk görüşünün her usulî kazanılmış hak itirazını genel olarak ortadan kaldırdığı söylenemez. [7]

Zina veya hayata kast katılma alacağını hangi şartlarda etkiler?

Kural olarak TMK m. 236/1 kapsamındaki katılma alacağı, boşanmaya yol açan kusurun ağırlığına göre otomatik olarak değişmez. TMK m. 236/2 yalnız zina (m. 161) veya hayata kast (m. 162) nedeniyle boşanma hâlinde, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hâkim tarafından hakkaniyete uygun azaltılmasına veya kaldırılmasına olanak tanır. Bu, her sadakatsizlik veya şiddet iddiasında uygulanan genel bir malvarlığı yaptırımı değildir. [1]

Uygulamada belirleyici olan, özel boşanma sebebinin ileri sürülmesinin yanında kesinleşen boşanma hükmünün zina veya hayata kast nedenine dayanmasıdır. Salt fiilin boşanma dosyasında tartışılması fakat hükmün TMK m. 166 kapsamında kurulması, genel olarak m. 236/2 indirimi için yeterli görülmemektedir. Yargıtay 8. HD'nin 2013/5044 E., 2013/16861 K., 18.11.2013 sayılı kararı da sadakatsizliğe dayalı şiddetli geçimsizlik sebebiyle verilen boşanma hükmünde m. 236/2 indirimi yapılmasını uygun bulmamıştır. [14]

Mal rejimi sözleşmeleri yönünden TMK m. 237–238 hükümleri ayrıca önem taşır. Artık değere katılmada farklı oran veya esas kararlaştırılması mümkün olmakla birlikte, boşanma, iptal veya hâkim kararıyla mal ayrılığına geçiş hâllerinde kanuni düzenden farklı anlaşmanın uygulanabilmesi için bunun mal rejimi sözleşmesinde açıkça öngörülmüş olması gerekir. Bu nedenle kanuni yarı pay ve m. 236/2 istisnası tartışılırken geçerli sözleşme hükümleri de incelenmelidir. [1]

İndirimin kapsamı da sınırlıdır: TMK m. 236/2, mal ayrılığı dönemine ilişkin katkı payı alacağına veya TMK m. 227'deki değer artış payı alacağına genel olarak uygulanamaz. Hâkim indirimi otomatik yapmaz; kusurun ilgili özel boşanma sebebi kapsamında sabit olması ve hakkaniyetin somut olarak gerekçelendirilmesi gerekir. [14]

İlgili yazılar: Aldatma ve Hayata Kast Mal Paylaşımını Etkiler mi? Kusurun Sınırları.

İhtiyati tedbir, şirket hisseleri ve üçüncü kişiye karşı talepler

Tedbir bütün hesap ve mallara kendiliğinden uygulanamaz

Davanın sürmesi malvarlığı üzerinde otomatik koruma sağlamaz. HMK m. 389 ve devamına göre ihtiyati tedbir değerlendirilirken uyuşmazlık konusu mal, yaklaşık ispat, korunacak hukuki yarar, tehlike, ölçülülük ve teminat konuları gerekçelendirilmelidir. Tasfiye davasının şahsi alacak davası olması sebebiyle bankadaki bütün paralara, herhangi bir taşınmaza ve ilgisiz üçüncü kişi mallarına kapsamı belirsiz tedbir istenmesi risklidir. Para alacağının tahsilini güvenceye almak için koşullarına göre İcra ve İflas Kanunu'nun ihtiyati haciz hükümleri ayrıca ele alınabilir. [13] [8]

Yargıtay 2. HD, 2025/49 E., 2025/923 K., 04.02.2025 kararında, bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi kapsamında, tasfiye konusu varlığın davalı eşin şirket hissesi ve paya bağlı malvarlıksal hakları olduğu; ayrı tüzel kişiliği bulunan ve davada taraf olmayan şirket adına kayıtlı taşınır ve taşınmazlara sırf bu sebeple ihtiyati tedbir konulamayacağı kabul edilmiştir. Hisse üzerindeki koruma ihtiyacı ile şirketin doğrudan varlıklarına tedbir konulması farklı taleplerdir. [8]

TMK m. 241 uyarınca üçüncü kişi sorumluluğu bağımsız koşullara bağlıdır

TMK m. 229'un eklenecek değer hesabı, işlemden yararlanan kişiyi kendiliğinden alacak borçlusu yapmaz. TMK m. 241, tasfiye sırasında borçlu eşin malvarlığı veya terekesinin katılma alacağını ödemeye yetmemesi hâlinde, karşılıksız kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiye eksik kalan miktarla sınırlı başvuru imkânı tanır. Bu davada öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre düzenlenmiştir. Bu özel süre, eşe karşı açılan asli katılma alacağı davasının genel zamanaşımıyla karıştırılmamalıdır. [1]

2026 Yargıtay kararı: kesin aciz vesikası ve üçüncü kişiye yönelme koşulu

Yargıtay 2. HD, 2025/7573 E., 2026/7318 K., 29.06.2026 sayılı kararında, TMK m. 241 kapsamında üçüncü kişinin sorumluluğu için borçlu eşten tahsil imkânının bulunmadığının somut olarak saptanması gerektiğini vurgulamıştır. Karara göre, hükme dayanak yapılan geçici aciz vesikası niteliğindeki haciz tutanağı yeterli değildir; bu somut uyuşmazlık bakımından kesin aciz vesikası bulunması aranmıştır. Eş ve üçüncü kişiye birlikte dava yöneltilmişse, üçüncü kişi yönünden tefrik ile asıl tasfiye davasının ve tahsil durumunun HMK m. 165 kapsamında bekletici mesele yapılması gerektiği de açıklanmıştır. Bu karar, üçüncü kişiye başvurunun otomatik bir mal kaçırma yaptırımı değil, koşullu ve tâli bir tahsil yolu olduğunu göstermektedir. [15]

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2023/618 E., 2025/231 K., 16.04.2025 kararı ayrıca, mal kaçırma iddiasıyla TBK m. 19'a dayanan muvazaa davasında tasfiye alacağının varlığının belirlenmesinin önemini ve eldeki tasfiye davasının bekletici mesele yapılmasını irdelemiştir. İlgili yargılama, tapu iptal ve tescili istemiyle başlatılmış olsa da Kurulun benimsediği yaklaşım, alacağın tahsili için haciz ve satış isteme yetkisiyle ilgilidir. Bu yol ile TMK m. 229'daki hesap eklemesi ve TMK m. 241'deki üçüncü kişi davasının hukuki sebepleri, koşulları ve sonuçları ayrı incelenmelidir. [9]

Mal rejiminden doğan alacakta zamanaşımı ve faiz

Genel katılma alacağında on yıllık zamanaşımı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.04.2013 tarihli, 2013/8-375 E., 2013/520 K. kararıyla edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan katılma alacağının, TMK m. 178'deki bir yıllık süreye değil TMK m. 5 atfıyla TBK m. 146'daki on yıllık genel zamanaşımına tabi olduğu kabul edilmiştir. Boşanma hükmünün kesinleşmesi ve eşler arasında zamanaşımının işlemesine ilişkin TBK m. 153 hükümleri birlikte değerlendirilmelidir. Yurt dışındaki boşanma veya farklı mal rejimi sona erme sebeplerinde kesin başlangıç tarihi dosyanın niteliğiyle birlikte incelenir. [10]

Mirasçıların durumu, farklı mal rejimleri, daha önce açılan dava, icra takibi, ıslah ve talep artırımı bakımından süre savunmaları ayrı önem taşır. Ayrıca m. 241 uyarınca üçüncü kişiye yönelik hak düşürücü süreler aynı on yıllık sürenin uzantısı değildir.

Faiz ve ödeme

TMK m. 239 uyarınca aksine anlaşma bulunmadıkça katılma ve değer artış payı alacağına tasfiyenin sona ermesinden itibaren faiz yürütülür. Uygulamada bu tarih, tasfiye hükmünün verildiği karar tarihi ekseninde tartışılır; talep sonucundaki başlangıç tarihi ve talebin hukuki niteliği titizlikle yazılmalıdır. Borçlu eş, derhâl ödemenin kendisi için ciddi güçlük yaratması hâlinde uygun süreyle erteleme isteyebilir. Kanunun izin verdiği hâllerde aynî ödeme ve güvence imkânları da değerlendirilir. Katılma alacağının ifa zamanı, takası, aynî ödeme ve erteleme meseleleri 2026 tarihli akademik çalışmada da ayrıca ele alınmaktadır. [1] [18]

İlgili yazılar: Mal Paylaşımı Alacağı Nasıl Tahsil Edilir? Faiz, Kesinleşme, İcra ve Haciz.

Dava hazırlığında deliller ve bilirkişi incelemesi nasıl yapılandırılmalı?

Tasfiye davası, yalnız tapu kayıtlarının celbi ile tam sonuçlandırılamayabilir. Her malvarlığı kalemi için edinim tarihi, mülkiyet sahibi, kaynak para, kredi, rejim bitiş tarihindeki durum, güncel değer ve olası devirler ayrı kayıtlanmalıdır. Davaya konu edilmesi düşünülen kayıtlara erişim, hukuki dayanak ve kişisel veri sınırları gözetilerek mahkemeden ilgili kurumlara müzekkere yazılması talep edilebilir.

  • Tapu kayıtları, resmi senetler, edinim ve devir silsilesi, varsa imar ve yapı belgeleri.
  • Banka hesaplarının ilgili dönem ekstreleri, vadeli hesap kapama, havale/EFT, kredi ve taksit ödeme kayıtları.
  • Araç tescil, edinim, devir, değer ve hasar kayıtları; şirket pay defteri, finansal tablolar ve pay devir belgeleri.
  • Miras, bağış, ziynet, kişisel mal ikamesi ve karşılıksız katkı iddialarını destekleyen belgeler.
  • Mal rejiminin sona ermesi, boşanma kararı ve kesinleşme; yabancı karar varsa tanıma/tescil kayıtları.
  • Eski ve yeni bilirkişi raporları, emsal satışlar, değerleme yöntemleri ve hesaplamada kullanılan tarihlerin karşılaştırılması.

Bilirkişiye yalnız “bugünkü değeri hesaplayın” biçimindeki soyut bir görev verilmesi yerine, her malın hangi tarihteki durumu, hangi tarihteki rayici, hangi eklemeler ve borçlarla hesaba katılacağı ayrı açıklatılmalıdır. Özellikle devredilmiş işletmelerde devir bedeliyle işletmenin rayiç değerinin farklı olup olmadığı; geçmiş banka hareketlerinde ise gerçek tasarruf ve TMK m. 229 koşulları denetlenmelidir. Denetime elverişli olmayan, eski tarihli veya yanlış tarih esaslı bilirkişi raporlarına usulüne uygun sürede somut itiraz ileri sürülmelidir.

Sonuç

Boşanma davasının sonucu ile mal rejiminin tasfiyesi arasında yakın bir usulî bağ bulunmakla birlikte iki dava aynı hukuki nitelikte değildir. Başarılı bir tasfiye incelemesinin merkezinde üç ayrı sorunun doğru cevaplanması yer alır: Hangi mal veya değer hesaba girecektir, hangi tarihteki durumu esas alınacaktır ve hangi tarih itibarıyla ne kadar sürüm değeri belirlenecektir? Buna malvarlığından çıkarılan değerlerin ispatı, 2002 öncesi dönemin ayrı hukuku, üçüncü kişiler yönünden özel şartlar ve doğru geçici koruma talebi eşlik eder. Her dosyada alacak türleri, deliller, talep sonucu, süreler ve güncel içtihat birlikte değerlendirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

2026’da mal rejimi tasfiyesi davası belirsiz alacak davası olarak açılabilir mi?

31.07.2026 ve sonrasında açılan davalarda hayır. 7589 sayılı Kanun HMK m. 107'yi kaldırmıştır. Kısmi dava bakımından HMK m. 109/4'te bir defalık talep artırımı öngörülmüştür; ancak 31.07.2026 öncesi açılan belirsiz alacak davalarında eski m. 107 geçiş hükmü uyarınca uygulanmaya devam eder. [17]

Boşanma kesinleşmeden mal rejiminin tasfiyesi davası açılabilir mi?

Tasfiye davası boşanma devam ederken açılabilir; ancak tasfiye alacağı hakkında esas yönünden karar verilmesi için mal rejiminin sona ermesi ön koşulu değerlendirilir. Derdest boşanma davasının kural olarak HMK m. 165 kapsamında bekletici mesele yapılması gerekir. Başlangıçta sona erme sebebinin hiç bulunmadığı dosyalar ayrıca değerlendirilir. [3]

Boşanmada evin yarısı otomatik olarak diğer eşe geçer mi?

Hayır. Edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan hak kural olarak diğer eşin artık değerinin yarısına ilişkin bir alacak hakkıdır. Tapu mülkiyeti ve TMK m. 226/2 gibi özel özgüleme talepleri ayrıca incelenir. [1]

Ev sadece bir eş adına tescilliyse diğer eşin hakkı yok mudur?

Tapunun tek eş adına olması tek başına katılma alacağını ortadan kaldırmaz. Edinilmiş mal/kişisel mal ayrımı, malın edinim tarihi, bedel kaynağı, sözleşme ve TMK m. 222 karinesi dikkate alınır. [1]

Eş, boşanmadan hemen önce malını sattıysa ne olur?

Satışın varlığı tek başına devir işlemini geçersiz yapmaz. TMK m. 229/1 veya 229/2 koşulları kanıtlanırsa değer tasfiye hesabına eklenebilir. Muvazaa ve üçüncü kişi sorumluluğunun hukukî şartları ayrıca incelenir. [1] [9]

Malın boşanma dava tarihindeki fiyatı mı karar tarihindeki fiyatı mı esas alınır?

Mevcut tasfiye malının boşanma dava tarihindeki durumu, kural olarak tasfiye kararına en yakın tarihteki sürüm değeri temel alınır. Devredilmiş mallarda devir tarihindeki durum ve ilgili Yargıtay uygulaması ayrıca incelenir. [4]

Bankadan para çekmek mutlaka mal kaçırma sayılır mı?

Hayır. TMK m. 229 koşullarının ispatı gerekir. 2025 tarihli iki Yargıtay kararı, yakınlara yapılan yüksek tutarlı aktarımlar ile kastı ispatlanamayan eski çekimleri farklı sonuçlara bağlamıştır. [5] [6]

Eşin şirketindeki malların tümüne tedbir konulabilir mi?

Sırf eş şirket ortağı diye şirketin adına kayıtlı bütün mallara tasfiye davasında tedbir konulamaz. Şirket hissesi ve ona bağlı haklar ile bağımsız tüzel kişiliğin malvarlığı farklıdır; Yargıtay 2. HD'nin 04.02.2025 tarihli kararı bu ayrımı vurgular. [8]

Aldatma ispatlanırsa katılma alacağı kendiliğinden kaldırılır mı?

Hayır. TMK m. 236/2, ancak zina veya hayata kast nedeniyle boşanma kararı bağlamında, kusurlu eşin artık değerdeki payına ilişkin hâkime hakkaniyet takdiri verir. Genel boşanma sebebine dayalı karar aynı sonucu kendiliğinden doğurmaz; ayrıca değer artış payı ve katkı payı alacakları bu hükümden farklıdır. [1] [14]

Eşten tahsil edilemeyen katılma alacağı üçüncü kişiden istenebilir mi?

TMK m. 241 şartlarıyla ve eksik kalan tutarla sınırlı olarak istenebilir. Yargıtay'ın 29.06.2026 tarihli kararı, eşten tahsil edilememe durumunun kesin aciz vesikasıyla belirlenmesi gerektiğine hükmetmiştir. Üçüncü kişiye yöneltilecek davanın özel hak düşürücü süreleri ayrıca incelenmelidir. [15]

Mal rejimi tasfiyesi alacağı için süre kaç yıldır?

Katılma alacağı yönünden genel uygulama on yıllık zamanaşımıdır; kesinleşme ve durma sebepleri önemlidir. Ancak TMK m. 241 kapsamında üçüncü kişiye açılacak dava bakımından ayrı bir ve beş yıllık hak düşürücü süreler vardır. [10] [1]

Kaynakça

  1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, özellikle m. 202, 214, 219–241. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayımlanan kanun metni.
  2. 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, m. 10. TBMM kanun metni.
  3. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 19.09.2024, 2023/6050 E., 2024/6103 K. Yayımlanan tam karar metni.
  4. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 27.06.2024, 2023/3557 E., 2024/4924 K. Yayımlanan tam karar metni.
  5. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 22.04.2025, 2024/6166 E., 2025/4216 K. Tam karar metni.
  6. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 06.11.2025, 2024/7440 E., 2025/9632 K. Tam karar metni.
  7. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 26.11.2025, 2024/6615 E., 2025/10316 K. (oy çokluğu; karşı oy mevcut). Karar künyesi ve tam metne erişim.
  8. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.02.2025, 2025/49 E., 2025/923 K. (5235 sayılı Kanun m. 35 kapsamında uyuşmazlığın giderilmesi). Karar künyesi ve tam metne erişim.
  9. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 16.04.2025, 2023/618 E., 2025/231 K. (muvazaa, katılma alacağı ve bekletici mesele). Karar künyesi ve tam metne erişim.
  10. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.04.2013, 2013/8-375 E., 2013/520 K. (katılma alacağında zamanaşımı). Adalet Bakanlığı içtihat kaydı.
  11. Zorlu, Süheyla, “Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Eklemenin Konusu Olan Değerler (TMK m. 229) ve Yargıtay Uygulaması”, Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2021, 11(2). DergiPark makale kaydı.
  12. Yenice Ceylan, Özge, “Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Eklenecek Değerler”, Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi, 2018/2 DergiPark makale kaydı.
  13. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 30, 107, 109, 114–115, 165, 176 ve devamı, 389 ve devamı. Konsolide kanun metni.
  14. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 18.11.2013, 2013/5044 E., 2013/16861 K. (zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hükmü ve TMK m. 236/2). Karar künyesi ve metnine erişim.
  15. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 29.06.2026, 2025/7573 E., 2026/7318 K. (TMK m. 241; kesin aciz vesikası ve bekletici mesele). Yayımlanan tam karar metni.
  16. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23.06.2026, 2025/9563 E., 2026/7000 K. (araç devirlerinde TMK m. 229 kastının ispatı). Yayımlanan tam karar metni.
  17. 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, RG 31.07.2026, sayı 33326; özellikle m. 19 (HMK m. 107'nin kaldırılması), m. 20 (HMK m. 109/4), geçici m. 1/10 ve yürürlük m. 26. TBMM resmî kabul metni.
  18. Doğan, Burak, “Katılma Alacağı ve Ödenmesi”, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, c. 8, sy. 1, 30.06.2026. DergiPark makale kaydı.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları