İlk araştırma: 11 Ekim 2026 · Esaslı içerik güncellemesi: 12 Ekim 2026
Yurt dışında boşanmış olmak, Türkiye’deki mal paylaşımı haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Türkiye’de dava açılıp açılamayacağı; yabancı kararın kapsamına, Türk mahkemelerinin yetkisine, mal rejimine uygulanacak hukuka ve zamanaşımına bağlıdır. Özellikle yabancı boşanmanın Türkiye’de tanınmasını beklemek, dava süresi bakımından güvenli bir tercih değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29 Kasım 2023 tarihli kararı, inceleme konusu alacakta on yıllık süreyi yabancı boşanma kararının kesinleşmesinden başlatmıştır. [1] [2]
Yabancı boşanma kararı mal paylaşımını da çözmüş sayılır mı?
Boşanma, evlilik bağının sona ermesine ilişkindir. Mal rejiminin tasfiyesi ise eşlerin malvarlığı bakımından birbirlerinden isteyebilecekleri alacakları konu alır. Yabancı kararın yalnızca boşanmaya hükmetmesi, Türkiye’de bulunan konutun, banka birikiminin veya şirket payının da paylaşıldığını göstermez. Kararın hüküm bölümü ile varsa onaylanan anlaşma birlikte okunmalıdır.
Dosyanın başında üç ihtimal ayrılır: malvarlığı hiç ele alınmamış olabilir; bazı mallar veya belirli bir ödeme karara bağlanmış olabilir; taraflar bütün mal rejimi taleplerini kapsayan bir anlaşma yapmış olabilir. Her ihtimalde Türkiye’de istenebilecek hukuki koruma farklıdır. Aynı alacağın daha önce hükme bağlanması, ödenmesi veya geçerli biçimde tasfiye edilmesi yeniden talep edilmesini etkiler.
Boşanmanın tanınması ile malvarlığı hükmünün tenfizi
Yabancı boşanma kararının Türkiye’de sonuç doğurması için koşullarına göre nüfusa idari tescil veya mahkemede tanıma yolu kullanılır. Kararda yer alan para ödeme yükümlülüğünün Türkiye’de cebren yerine getirilmesi ise tenfiz incelemesini gerektirebilir. Nüfusa tescil, yabancı karardaki malvarlığı hükümlerini kendiliğinden icra edilebilir hâle getirmez. [1] [3]
Türkiye’deki bir taşınmazın mülkiyetini doğrudan değiştiren yabancı hüküm ile eşlerden birine para ödenmesini öngören hüküm aynı değildir. Taşınmazın aynına ilişkin münhasır yetki ve Türk tapu sicilinde işlem yapılabilmesi ayrıca incelenir. Yalnızca para alacağına yönelik bir talep, taşınmazın adı geçtiği için otomatik olarak tapu davasına dönüşmez.
Konunun ayrıntıları için boşanma protokolüne dayalı tapu iptali ve tescil yazısına bakılabilir.
İşlem yollarının ayrıntıları yabancı boşanma kararının Türkiye’de tanınması ve tenfizi rehberinde ele alınmaktadır.
Yabancı anlaşmada “başka talebim yok” denmişse
Bu ifade tek başına bütün dosyalarda aynı sonucu doğurmaz. Beyanın hangi talepleri kapsadığı, hangi hukuka tabi olduğu, karara nasıl yansıdığı ve malvarlığının taraflarca bilinip bilinmediği araştırılır. Öte yandan imzalanmış bir tasfiye anlaşmasını hiçbir etkisi yokmuş gibi görmezden gelmek de doğru değildir. Karşı tarafın kesin hüküm, ödeme, ibra veya feragat savunması, belgenin tamamı üzerinden değerlendirilmelidir.
Türkiye’de hangi mahkemede mal paylaşımı davası açılır?
Mal rejiminin tasfiyesinden doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme kural olarak aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerde bu görev, belirlenen asliye hukuk mahkemesi tarafından aile mahkemesi sıfatıyla yerine getirilir. Milletlerarası yetki bakımından MÖHUK m.40 ve ilgili iç hukuk yetki kuralları birlikte uygulanır. [1] [4]
TMK m.214, mal rejiminin boşanma veya evliliğin iptali nedeniyle sona ermesi hâlinde bu davalarda yetkili mahkemeye işaret eder; diğer durumlar için de ayrı bağlantılar düzenler. Yurt dışında boşanılmış dosyada Türkiye’de hangi mahkemenin yetkili olduğu, eşlerin yerleşim yerleri ve talebin niteliği açıklanarak belirlenmelidir. “Mal Türkiye’deyse her şehirde dava açılır” veya “her dosya İstanbul’da açılır” şeklindeki genellemeler yanlıştır. [5]
Tapu iptali ve tescil gibi taşınmazın aynına ilişkin taleplerde HMK m.12’nin kesin yetki kuralı ayrıca önem kazanır. Buna karşılık katılma alacağı talebinin konusu çoğunlukla paradır. Dilekçede istenen sonucun alacak mı, ayni hak mı olduğu görev ve yetki değerlendirmesinden önce açıklaştırılmalıdır. [6]
Mal paylaşımına Türk hukuku mu, yabancı hukuk mu uygulanır?
Davanın Türkiye’de görülmesi, bütün mallara Türk hukukunun uygulanacağı anlamına gelmez. MÖHUK m.15, evlilik malları için boşanmadan ayrı bir bağlama kuralı getirir. Eşler, evlenme anındaki mutad mesken veya millî hukuklarından birini açıkça seçebilir. Geçerli seçim yoksa evlenme anındaki ortak millî hukuk; bu da yoksa o andaki ortak mutad mesken hukuku; bunun da bulunmaması hâlinde Türk hukuku esas alınır. [1]
Bu nedenle evlilik tarihi, o tarihteki vatandaşlıklar ve birlikte yaşanan ülke kaydedilmelidir. Eşlerin daha sonra Türkiye’ye taşınması, geçmişte geçerli olan mal rejimini kendiliğinden Türk rejimine dönüştürmez. MÖHUK m.15/3’teki yeni ortak hukuka tabi olabilme imkânı ve üçüncü kişilerin hakları ayrıca değerlendirilir.
Türkiye’deki ve yurt dışındaki taşınmazlar
MÖHUK m.15/2, tasfiyede taşınmazlar için bulundukları ülke hukukunu öngörür. Türkiye’deki konut ile Almanya’daki taşınmazın aynı hesapta yer alması, her ikisine de aynı maddi hukuk kuralının uygulanacağını göstermez. Mahkemenin yabancı taşınmaz üzerinde verebileceği hükmün etkisi ve yabancı ülkedeki sicil veya icra işlemleri de ayrıca ele alınır.
Yabancı banka hesabı ve şirket payı
Banka hesabının yurt dışında bulunması veya şirketin yabancı ülkede kurulması, tek başına alacağın tasfiye dışında kaldığını göstermez. Önce uygulanacak hukuk, sonra hakkın edinilme tarihi ve kaynağı belirlenir. Eşin şirketteki payı ile şirket tüzel kişiliğine ait malvarlığı birbirinden ayrılır. Şirketin her varlığının eşin şahsi malıymış gibi yarıya bölünmesi talep edilemez.
Hâkim yetkili yabancı hukuku kendiliğinden araştırıp uygular; tarafların yardımını isteyebilir. İlgili yabancı mevzuatın güvenilir metni, çevirisi ve uygulamasını açıklayan belgeler bu araştırmaya katkı sağlar. Zamanaşımı da MÖHUK m.8 gereğince esas ilişkiye uygulanan hukuka tabidir; aşağıdaki on yıllık açıklama Türk hukukunun uygulandığı tasfiye alacağı içindir. [1]
Türk hukukunda hangi mallar hesaba katılır?
Yasal edinilmiş mallara katılma rejiminde her eş, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde kural olarak alacak hakkına sahiptir. Bu, her malın tapusunun yarısının diğer eşe geçmesi demek değildir. Kişisel mal, edinilmiş mal, borç, denkleştirme, eklenecek değer ve değer artış payı ayrı hesap kalemleridir. [5]
| Mal veya değer | İlk hukuki inceleme | Özellikle gerekli belge |
|---|---|---|
| Evlilik içinde ücretle alınan konut | Rejim, edinme tarihi, kredi ve kişisel katkı | Tapu işlem kaydı, kredi dökümü, ödeme belgeleri |
| Miras veya bağış yoluyla gelen mal | Kişisel mal niteliği ve yerine geçen değer | Veraset, bağış ve banka transferi belgeleri |
| Banka birikimi | Paranın kaynağı ve rejimin sona erdiği andaki durum | Hesap açılışı, dönemsel ekstre ve transfer kayıtları |
| Şirket payı | Payın edinilmesi, sermaye kaynağı ve değeri | Pay defteri, ticaret sicili, bilanço ve uzman incelemesi |
Evlilikten önce edinilen mal, miras ve bağış kural olarak kişisel maldır. Buna karşılık kişisel malların gelirleri, kanuni rejimde edinilmiş mal sayılabilir; eşlerin kanunun izin verdiği sözleşme düzenlemeleri incelenmelidir. Bir malın yalnızca bir eş adına kayıtlı olması, diğer eşin tasfiye alacağı bulunmadığını ispatlamaz. Malın niteliği ve mülkiyeti bakımından TMK m.222’deki ispat kuralları dikkate alınır.
2002’den önce evlenenlerde dönem ayrımı
Türk hukukunun uygulandığı evliliklerde 1 Ocak 2002 öncesi dönem ile sonrası aynı rejime tabi olmayabilir. 4722 sayılı Kanun m.10’daki geçiş düzenlemesi ve tarafların mal rejimi seçimi araştırılır. Evlilik tarihinin eski olması, bütün malların otomatik olarak mal ayrılığına tabi kalacağı anlamına gelmez. Aynı şekilde, önceki dönemde alınmış bir malın sonraki dönemde ödenen kredisi de ayrı hesap gerektirebilir. [7]
Basitleştirilmiş hesap örneği
Türk hukukunun uygulandığı ve başka kişisel katkı, denkleştirme veya eklenecek değer bulunmayan varsayımsal bir dosyada, tasfiyeye giren edinilmiş değerin 2.000.000 TL, ilgili borcun 400.000 TL olduğu kabul edilsin. Bu varsayımla 1.600.000 TL artık değerin yarısı 800.000 TL’dir. Gerçek dosyada doğru değerleme tarihi, kredi dağılımı, karşılıklı alacaklar ve varsa sözleşme hesaba katılmadan bu örnek sonuca uygulanamaz.
Zamanaşımı ne zaman başlar? Yargıtay kararlarındaki ayrım
Türk hukukunda mal rejimi tasfiyesinden doğan alacak için genel on yıllık zamanaşımı kabul edilmektedir. TMK m.178’de boşanma nedeniyle doğan belirli dava hakları için yer alan bir yıllık süreyle bu alacak karıştırılmamalıdır. Ancak yabancı boşanma sonrasında on yılın hangi tarihten başlayacağı konusunda farklı Hukuk Genel Kurulu kararları vardır. [2] [8] [9]
HGK 7 Aralık 2021: Türkiye’de tanımanın kesinleşmesi
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 07.12.2021 tarihli, 2018/471 E., 2021/1586 K. sayılı kararında süre başlangıcı bakımından Türkiye’deki tanıma kararının kesinleşmesini esas alan yaklaşımı benimsemiştir. Çoğunluk, bu aşamadan önce eşler arasındaki evliliğin Türk hukuku yönünden sürmesinin ve zamanaşımının durması hükümlerinin etkisini değerlendirmiştir. Zamanaşımı nedeniyle ret yönündeki direnme kararı bozulmuştur. [8]
HGK 29 Kasım 2023: Yabancı boşanmanın kesinleşmesi
29.11.2023 tarihli, 2022/1205 E., 2023/1188 K. sayılı kararda ise çoğunluk farklı sonuca ulaşmıştır. Yabancı boşanma 16 Ocak 2007’de, Türkiye’deki tanıma 28 Eylül 2015’te kesinleşmiş; mal rejimi davası 18 Ekim 2017’de açılmıştır. Kurul, on yıllık süreyi yabancı boşanmanın kesinleşmesinden hesaplayarak zamanaşımı nedeniyle verilen ret kararındaki direnmeyi onamıştır. [2]
Bu yaklaşımda, mal rejimi davasının tanımadan önce açılabilmesi ve tanımanın bekletici mesele yapılabilmesi belirleyicidir. Çoğunluk, tanımanın henüz tamamlanmamasını alacağın dava edilmesine engel objektif bir neden saymamıştır. Karşı oylar ise tanıma öncesinde hakların kullanılabilmesi, evlilik devam ederken zamanaşımının durması ve hukuki güvenlik ekseninde itirazlar ileri sürmüştür. Karar oy çokluğuyla verilmiştir.
Pratik sonuç: Tanıma işlemi yeni tamamlandı diye on yıllık sürenin yeni başladığı kabul edilmemelidir. Dosya, daha erken tarih olan yabancı boşanmanın kesinleşmesi esas alınarak gecikmeden incelenmelidir. Bu yaklaşım, yabancı hukuk uygulanan her alacağın da mutlaka on yılda zamanaşımına uğrayacağı anlamına gelmez. İçtihat farklılığının akademik değerlendirmesi de bulunmaktadır. [10]
Birbirine karıştırılmaması gereken üç tarih
| Tarih | Türk hukuku bakımından işlevi | Dosyada yapılacak kontrol |
|---|---|---|
| Boşanma davasının açıldığı tarih | Boşanmaya hükmedilince rejimin sona ermesi bakımından esas alınır | Yabancı mahkemenin dava açılış belgesi |
| Yabancı boşanmanın kesinleştiği tarih | 2023 HGK kararındaki zamanaşımı başlangıcı | Kesinleşme kaydı ve ülke hukukundaki anlamı |
| Tasfiye/değerleme tarihi | Tasfiyeye giren malın hesabında değerleme işlevi görür | Uygulanacak rejime uygun bilirkişi incelemesi |
Bu tarihler aynı olmak zorunda değildir. Rejimin hangi gün sona erdiği, dava süresinin hangi gün işlemeye başladığı ve malın hangi değerden hesaba katılacağı ayrı sorulardır. Zamanaşımını kesen veya durduran somut olaylar da ayrıca incelenir; yalnızca karşı tarafa ihtar göndermenin her durumda süreyi keseceği varsayılmamalıdır. [5] [9]
Tanıma tamamlanmadan dava açılabilir mi?
2023 HGK kararında benimsenen yaklaşım, tasfiye davasının tanıma öncesinde açılmasına ve tanıma sonucunun bekletici mesele yapılmasına imkân tanır. Bu nedenle “önce tanıma kesinleşsin, sonra mal paylaşımını düşünürüz” şeklindeki işlem sırası süre kaybına yol açabilir. Davada yabancı boşanma, kesinleşme belgesi ve Türkiye’deki tanıma dosyasının durumu açıkça gösterilmelidir. [2]
Tanıma veya tescil işleminin etkisiyle mal rejimi davasının incelenebilirliği arasındaki ilişki dosyaya göre kurulmalıdır. Mal rejimi davasının açılmış olması, yabancı boşanmanın hiçbir inceleme olmaksızın Türkiye’de geçerli sayıldığı anlamına gelmez. Özellikle başka bir yabancı malvarlığı kararı varsa onun kapsamı ve Türkiye’deki etkisi de tartışılmalıdır.
Dava öncesinde hangi deliller hazırlanmalıdır?
Delil hazırlığı, malların yalnızca listesini çıkarmaktan ibaret değildir. Her malın ne zaman, hangi parayla ve hangi hukuki işlemle edinildiğini gösterecek bir kronoloji hazırlanmalıdır. Karşı tarafın kişisel mal, borç, ödeme veya önceden paylaşım savunmasını sınayabilmek için belge zinciri gerekir.
- Yabancı boşanma kararı, kesinleşme belgesi, dava açılış tarihi ve onaylanan protokol.
- Evlilik kaydı, evlilik tarihindeki vatandaşlık ve ortak yaşam yeri bilgileri, varsa mal rejimi sözleşmesi.
- Tapu ve araç kayıtları, banka hesap hareketleri, kredi ödeme planı, şirket payı ve sermaye belgeleri.
- Miras, bağış, aileden gönderilen para ve evlilik öncesi birikim iddialarını açıklayan kayıtlar.
- Mal devri, satış bedeli, alıcıyla yakınlık ve para hareketi gibi mal kaçırma iddiasını somutlaştıran veriler.
Yabancı belgeler bakımından tercüme, onay ve gerektiğinde apostil veya uygulanabilir anlaşmaya göre tasdik gereklilikleri kontrol edilir. Türkiye’deki mahkemenin yabancı bankaya yazdığı her yazı doğrudan yerine getirilmeyebilir; adli yardımlaşma, yabancı ülkenin veri kuralları ve yerel usuller önem taşır. Bilinmeyen bütün hesaplara sınırsız erişim sağlanacağı sözü verilemez.
Mal devrini önlemek ve alacağı doğru talep etmek
İhtiyati tedbir otomatik uygulanır mı?
HMK m.389 ve devamı uyarınca, mevcut durumun değişmesi nedeniyle hakkın elde edilmesinin zorlaşması veya ciddi zarar tehlikesi gibi koşullar açıklanmalıdır. Tedbirin hangi mal üzerinde ve neden gerekli olduğu gösterilir; yaklaşık ispat, ölçülülük ve teminat değerlendirilir. Para alacağı için her malvarlığı unsurunun koşulsuz biçimde dondurulması mümkün değildir. İhtiyati haciz ihtimali de kendi özel şartlarıyla ayrıca incelenir. [6]
Tedbir kararı alınması işlem takibini bitirmez. HMK m.393’teki bir haftalık uygulama talebi ve dava öncesi tedbirde m.397’deki iki haftalık dava açma ve belgelendirme düzenlemesi, başlangıç noktalarıyla birlikte izlenmelidir. Türkiye’deki tedbirin yabancı ülkedeki taşınmaz veya hesabı kendiliğinden bloke edeceği de kabul edilemez.
2026 değişikliği: Talep miktarı ve geçiş kuralı
31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, HMK m.107’deki belirsiz alacak davası düzenlemesini kaldırmış; m.109/4’e kısmi davada bir defalık talep artırımı imkânı eklemiştir. Düzenlemeye göre artırım tahkikat sona erinceye kadar yapılabilir ve artırılan kısım yönünden de zamanaşımı dava tarihinden kesilmiş sayılır. Yürürlükten önce açılan m.107 kapsamındaki davalar için geçiş hükmü vardır. [6] [11]
Dolayısıyla yeni açılacak davada eski tarihli örnek dilekçeyi aynen kullanmak doğru değildir. Hangi maldan hangi tür alacağın istendiği, talep miktarı, harç ve artırım işlemi güncel kurala göre kurulmalıdır. Yeni düzenleme, dava açılmadan önce dolmuş zamanaşımını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Eş malı üçüncü kişiye devretmişse ne yapılabilir?
Türk hukukuna tabi edinilmiş mallara katılma rejiminde malın elden çıkarılmış olması, değerinin tasfiye hesabından mutlaka çıkacağı anlamına gelmez. Ancak eşe karşı hesaplanan katılma alacağı, üçüncü kişiden istenebilecek ödeme ve tapu kaydına yönelik talep farklı hukuki temellere dayanır. Önce devrin tarihi, karşılıklı olup olmadığı, bedelin gerçekten ödenip ödenmediği ve devredilen malın rejim içindeki niteliği belirlenmelidir. [5]
TMK 229 kapsamında tasfiye hesabına eklenecek değerler
TMK m.229 iki durumu ayırır. İlki, mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan, olağan hediye dışındaki karşılıksız kazandırmalardır. İkincisi, rejim devam ederken diğer eşin katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirlerdir. İkinci ihtimalde kanun, devrin yalnızca son bir yılda gerçekleşmiş olmasını aramaz; azaltma kastının somutlaştırılması gerekir. [5]
Tapu işlem belgeleri, gerçek satış bedeli, banka hareketleri, devralanla ilişki, devirden sonra malı kimin kullandığı ve eşlerin o dönemdeki uyuşmazlıkları birlikte incelenir. Yakın akrabaya devir önemli bir belirti olabilir; tek başına her işlemin mal kaçırma amacı taşıdığını ispatlamaz. Karşı taraf gerçek bedelli satış, borç ödeme veya olağan hediye savunması yapabilir. Bedelin hangi hesaba girdiği ve nasıl kullanıldığı bu savunmanın değerlendirilmesini sağlar.
Hesaba ekleme, tapunun kendiliğinden iptali veya üçüncü kişinin otomatik olarak borçlu hâle gelmesi değildir. TMK m.229/3, ilgili uyuşmazlıktaki kararın kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişiye karşı da ileri sürülebilmesi için davanın ona ihbar edilmiş olmasını arar. İhbarın etkisi ile üçüncü kişiye karşı doğrudan hüküm kurulmasının şartları ayrı değerlendirilmelidir.
TMK 241 kapsamında üçüncü kişiden ödeme istenmesi
Tasfiye sırasında borçlu eşin malvarlığı veya terekesi katılma alacağını ödemeye yetmiyorsa, alacaklı eş veya mirasçıları, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmalardan yararlanan üçüncü kişilere başvurabilir. Talep, eksik kalan miktarla sınırlıdır. Her mal devri bu hükme girmez; karşılıksız kazandırma, alacak ve eksiklik koşulları gösterilmelidir. [5]
Örneğin, Türk hukukunun uygulandığı varsayımsal bir dosyada katılma alacağı 800.000 TL, borçlu eşin ödeme için kullanılabilecek malvarlığı 300.000 TL ise eksik tutar 500.000 TL’dir. Üçüncü kişiye yapılan kazandırma da hükmün kapsamına giriyorsa, talep bu eksiklik ve sorumluluğun diğer sınırları esas alınarak incelenir. Bu rakamlar yalnız hesabın mantığını gösterir; kazandırmanın varlığını veya üçüncü kişinin sorumluluğunu kendiliğinden ispatlamaz.
Bu davada TMK m.241/2 uyarınca, hakkın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Bunlar, eşe karşı katılma alacağında tartışılan on yıllık zamanaşımıyla aynı süreler değildir. Yabancı boşanmalı dosyada rejimin sona erme tarihi, tanımanın etkisi ve uygulanacak hukuk birlikte belirlenmelidir; Türkiye’de tanımanın yeni yapılmış olması bu sürelerin de yeni başladığı anlamına gelmez.
Üçüncü kişiye yönelik talebin hazırlanmasında katılma alacağının hesabı, borçlu eşin malvarlığı, kazandırmanın niteliği ve öğrenme tarihini gösteren belgeler önem taşır. Görünüşte satışın gerçekte bağış veya muvazaalı işlem olduğu ileri sürülüyorsa bunun hukuki sebebi ve ispatı ayrıca kurulmalıdır. Tapu iptali veya başka bir dava yolu, yalnızca TMK m.229’dan söz edilerek otomatik sonuca bağlanamaz.
Dava süresi, masraflar ve kararın tahsili
Yabancı tebligat, tanıma dosyası, bankalardan belge toplanması, yabancı hukuk araştırması ve bilirkişi incelemesi yargılama süresini etkiler. Her dosya için aynı ay sayısını vermek isabetli değildir. Harç ve gider hesabında talep miktarı, tercümeler, bilirkişi, tebligat ve gerekiyorsa yabancı ülkedeki işlemler ayrı gösterilmelidir.
Yabancı davacı açısından MÖHUK m.48’deki teminat ve anlaşmalara dayalı muafiyetler; yurt dışında yaşayan Türk vatandaşı açısından HMK’nın ilgili teminat hükümleri değerlendirilir. Maddi imkânı sınırlı kişi için adli yardım koşulları ayrıca incelenebilir. Avukatla takip genel olarak zorunlu olmamakla birlikte, iki ülke hukukunun ve sürelerin birlikte değerlendirilmesi dosyanın önemli kısmıdır.
Türkiye’de alınan alacak kararı, borçlunun Türkiye’deki malvarlığı üzerinde ilgili icra usulüyle uygulanır. Tahsil yabancı ülkede yapılacaksa o ülkenin tanıma, tenfiz veya anlaşmaya dayalı uygulama sistemi ayrıca gündeme gelir. Dava kazanılması ile fiilen tahsil edilebilir bir malvarlığı bulunması aynı şey değildir.
Sonuç
Yurt dışında boşanma sonrasında Türkiye’de mal paylaşımı için ilk adım, yabancı karar ve protokolün kapsamını belirlemektir. Ardından mahkemenin yetkisi, uygulanacak hukuk, malların edinilme biçimi ve zamanaşımı birlikte değerlendirilmelidir. Üçüncü kişiye devir varsa, tasfiye hesabına ekleme ile üçüncü kişinin sorumluluğu ve özel hak düşürücü süreler de aynı dosya hazırlığında ele alınmalıdır. Özellikle 2023 HGK kararı nedeniyle yabancı boşanmanın kesinleşme tarihi gözden kaçırılmamalı; tanıma sürecinin bitmesi beklenirken dava hakkı riske atılmamalıdır.
Sağlam bir dosya; her mala ilişkin belgeyi, hukuki talebi ve tahsil ihtimalini aynı çerçevede ele alır. Konunun genel hizmet kapsamı için mal paylaşımı avukatlık hizmetleri ve aile hukuku avukatlık hizmetleri sayfaları incelenebilir. Bu rehber genel bilgilendirme niteliğindedir; somut dosyadaki süre ve haklar belgeler üzerinden belirlenmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Almanya’da boşandım; Türkiye’deki ev için dava açabilir miyim?
Şartları varsa evet. Yabancı kararda ev hakkında hüküm bulunup bulunmadığı, Türk mahkemesinin yetkisi, uygulanacak hukuk ve süre incelenir. Taşınmazın Türkiye’de bulunması, her talebin otomatik olarak kabul edileceği anlamına gelmez. İlgili açıklama
Mal paylaşımı için tanıma kararını beklemeli miyim?
Beklemek süre riski yaratabilir. 2023 HGK kararı, tasfiye davası açılıp tanımanın bekletici mesele yapılabileceğini değerlendirmiştir. Yabancı boşanmanın kesinleşme tarihiyle birlikte derhâl süre incelemesi yapılmalıdır. İlgili açıklama
On yıllık süre Türkiye’de tanımayla mı başlar?
Bunu bütün dosyalar için söylemek güvenli değildir. 2021 ve 2023 HGK kararları farklıdır; 2023 kararı yabancı boşanmanın kesinleşmesini esas almıştır. Yabancı hukuk uygulanıyorsa süre de ayrıca o hukuka göre belirlenebilir. İlgili açıklama
Ev yalnızca eski eşimin adına kayıtlıysa hakkım biter mi?
Hayır. Tapuda malik olmamak, mal rejiminden kaynaklanan para alacağını tek başına ortadan kaldırmaz. Malın edinilme tarihi, kaynağı, rejim ve kişisel katkılar araştırılır. İlgili açıklama
Yurt dışında imzaladığım boşanma anlaşması bağlayıcı mı?
Belgenin kapsamı ve uygulanacak hukuk incelenir. Mal paylaşımını açıkça çözen bir anlaşma etkili olabilir; genel bir cümlenin bütün malları kapsayıp kapsamadığı ise ayrıca değerlendirilir. İlgili açıklama
Miras kalan ev de paylaşılır mı?
Türk kanuni rejiminde mirasla edinilen mal kural olarak kişisel maldır. Ancak gelirleri, diğer eşin katkısı ve yerine geçen değerler ayrı meselelerdir; dosyadaki her ekonomik değer aynı sonuca tabi değildir. İlgili açıklama
Eski eşimin yabancı banka hesapları araştırılabilir mi?
Somut hesap ve transfer bilgileri üzerinden delil talep edilebilir. Yabancı ülkedeki belgelerin sağlanması o ülkenin kurallarına ve adli yardımlaşma yollarına bağlıdır; sınırsız ve otomatik hesap taraması varsayılmamalıdır. İlgili açıklama
2026’da yeni dava açarken belirsiz alacak davası kullanılabilir mi?
HMK m.107, 31 Temmuz 2026 itibarıyla kaldırılmıştır. Yeni dava güncel m.109/4 ve diğer usul hükümlerine göre kurulmalı; daha önce açılmış davalarda geçiş hükmü dikkate alınmalıdır. İlgili açıklama
Eski eşim evi yakınına devrettiyse artık alacak isteyemez miyim?
Devir her durumda alacağı ortadan kaldırmaz. Türk hukuku uygulanıyorsa TMK m.229 kapsamında hesaba ekleme; özel koşulları varsa m.241 uyarınca üçüncü kişiye başvuru değerlendirilir. Üçüncü kişiye yönelik talebin bir ve beş yıllık hak düşürücü süreleri ayrıca incelenmelidir. İlgili açıklama
Kaynakça
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, özellikle m.2, 8, 15, 40, 48 ve 50–59. Mevzuat Bilgi Sistemi; erişim 11.10.2026.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.11.2023, 2022/1205 E., 2023/1188 K., çoğunluk gerekçesi ve karşı oylar. Adalet Bakanlığı resmî tam metni.
- 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, m.27/A.
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, m.2 ve 4.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, özellikle m.202–241, 214, 222 ve 225.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m.12, 84, 109, 165, 224, 334 ve 389–397; erişim 11.10.2026.
- 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, m.10.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 07.12.2021, 2018/471 E., 2021/1586 K., çoğunluk gerekçesi ve karşı oylar. Adalet Bakanlığı resmî tam metni.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, özellikle m.146, 149, 153 ve 154.
- Rumeysa Partalcı, “Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29.11.2023 Tarihli Kararı Kapsamında Yabancı Boşanma Kararı Nedeniyle Mal Rejiminin Tasfiyesinden Kaynaklanan Alacak Davalarında Zamanaşımının Başlangıç Tarihi”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 31(2), 2025, s.1541–1560; DOI: 10.33433/maruhad.1794110.
- 7589 sayılı Kanun, TBMM kabul metni, m.19–20, geçici m.1/10 ve m.26; Resmî Gazete 31.07.2026, sayı 33326.