Cezaevinde kalabalık koğuşta tutulmaya ilişkin bir başvurunun gücü, yalnızca kurumun kapasitesini aştığının gösterilmesine dayanmaz. Kişinin hangi tarihlerde, hangi odada, kaç kişiyle kaldığı; kendisine ayrılan kapalı alan, uyku yeri, temizlik ve havalandırma imkânları birlikte ortaya konulmalıdır. Hukuki değerlendirme, özgürlükten yoksun bırakılmanın kaçınılmaz sıkıntılarını aşan bir yükün oluşup oluşmadığı üzerinde yoğunlaşır. İyi hazırlanmış bir dosya, barınma koşullarının düzeltilmesini isteyen somut taleplerle bunları doğrulayan kayıtları birbirine bağlar. Konunun ayrıntıları için cezaevinde din ve ibadet özgürlüğü yazısına bakılabilir.
Anayasa Mahkemesinin kişisel alan hesabına ilişkin güncel yaklaşımı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 5 Mayıs 2026 tarihli Yasak/Türkiye Büyük Daire kararı, meselenin yalnızca metrekare hesabına indirgenemeyeceğini göstermektedir. Aşağıdaki değerlendirme, hükümlü ve tutukluların barınma koşullarına ilişkindir; mahkûmiyetin doğruluğuna veya tutuklamanın hukuka uygunluğuna ilişkin kanun yollarının yerine geçmez. [1] [5] [7]
İnsan onuruna uygun barınma devletin yükümlülüğüdür
Anayasa’nın 17. maddesi, ceza infaz kurumlarında bulunan kişilerin maddi ve manevi varlığını ve kötü muameleye karşı korunmasını güvence altına alır. 5275 sayılı Kanun’un 6. maddesinde de infazın insan onuruna saygıyı koruyan maddi ve manevi koşullarda yürütülmesi esas kabul edilmiştir. Mahpusun yaşamının kurum tarafından düzenlenmesi, sağlığı ve esenliği yönünden devlete somut yükümlülükler yükler. Kaynak yetersizliği veya kurum nüfusunun artması, koşulların hak ihlali oluşturup oluşturmadığının incelenmesini ortadan kaldırmaz. [1] [2] Yakın bir konu olarak cezaevinde arama ve insan onurunun korunması yazısı da değerlendirilebilir.
Kurum kapasitesi ile kişisel alan farklı verilerdir
Bir kurumun proje kapasitesi, mevcut nüfusu ve belli bir koğuşun fiilen kullanılabilir alanı aynı şeyi anlatmaz. Kurumun toplam yüzölçümünü toplam mahpus sayısına bölmek; koridor, idari bölüm veya kişinin kullanamadığı alanları hesaba katmak yanlış sonuç doğurabilir. Değerlendirme, şikâyetçinin gerçekten yerleştirildiği oda ve orada geçirdiği dönem üzerinden yapılmalıdır. Aynı kurumda kalan iki kişinin oda ölçüleri, kişi sayısı ve barınma süresi farklı olabilir.
Kapasite aşımı önemli bir başlangıç verisidir. Ancak bu veri, yatak sayısı, tuvalet ve duşların kullanım yoğunluğu, yemek yeme alanı, temiz havaya erişim ve günlük hareket imkânıyla ilişkilendirilmelidir. Başvuruda genel cezaevi istatistiklerinden önce kişinin kendi koşullarına yer verilmesi bu nedenle önemlidir. [5] [7] İlgili süreç cezaevinde çalışma, ücret ve sigorta hakları yazısında ayrıca ele alınmıştır.
Her rahatsızlık aynı ağırlıkta değerlendirilmez
Kötü muamele yasağı yönünden asgari ağırlık değerlendirmesinde koşulların süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri, yaş, sağlık durumu ve diğer kişisel özellikler dikkate alınır. Kısa süreli bir aksaklık ile aylar boyunca süren uyku ve hijyen sorunu aynı değildir. Kronik hastalığı bulunan kişinin yerde yatması veya tuvalete erişmekte zorlanması, başvurunun ayrıca tıbbi belgelerle desteklenmesini gerektirebilir. Bir sağlık sorununun yalnızca adının yazılması yeterli olmaz; barınma düzeniyle bağlantısı açıklanmalıdır. [5] Konuya ilişkin ayrı bir değerlendirme için cezaevinde sağlık ve tedavi hakkı yazısına göz atılabilir.
Kişisel alan hesabı nasıl yapılır
Güncel yaklaşımda üç metrekare ve hesaplama yöntemi
AYM, Levent Cantekin kararında içtihadını güncelleyerek çok kişilik koğuşlarda kişi başına en az 3 m² zemin alanını esas almıştır. Hesapta havalandırma bahçesi ile banyo ve tuvalet gibi sıhhi bölümler dışarıda bırakılır; mobilyaların kapladığı alan ise yüzey alanına dâhil edilir. Bunun yanında her mahpusun ayrı uyku yerinin bulunması ve mobilyalar arasında serbestçe hareket edilebilmesi ayrıca değerlendirilir. Dolayısıyla dolap ve ranzanın yüzey hesabına dâhil olması, hareket imkânının önemsiz olduğu anlamına gelmez. [5]
Önceki bazı kararlarda havalandırma bahçesinin belirli koşullarla hesaba katıldığı ve 4 m² ölçütünün kullanıldığı görülür. Güncel bir başvuruda eski sayı ile yeni hesaplama yöntemini birleştirmek doğru değildir. Kararın tarihi kadar hangi alanları hesaba kattığı da kontrol edilmelidir. Levent Cantekin kararının 33–35. paragrafları bu değişikliğin açık dayanağıdır.
Üç metrekarenin altında güçlü ihlal karinesi
Kişi başına alanın 3 m²’nin altına düşmesi, ihlal yönünde güçlü bir karine oluşturur. Bu karinenin ortadan kaldırılması için azalmanın kısa süreli, küçük çaplı ve ara sıra olması; yeterli koğuş dışı dolaşım ve etkinlikle desteklenmesi; kurumun genel koşullarının uygun olması ve ek ağırlaştırıcı unsur bulunmaması birlikte aranır. Aylar süren yoğunluğu yalnızca gün içinde bahçeye çıkıldığı gerekçesiyle açıklamak yeterli değildir. Bu ölçütler çok kişilik barınmaya ilişkindir; tek kişilik oda için aynı hesap otomatik uygulanmamalıdır. [5] [6]
Üç metrekarenin üzerinde de ihlal doğabilir
3–4 m² aralığında kişisel alan, diğer koşullarla birlikte incelenir. Daha geniş alan bulunması da uzun süreli uyku yoksunluğunu, tuvalet mahremiyetinin bulunmamasını veya ciddi hijyen sorununu hukuken önemsiz hâle getirmez. Alan hesabı incelemenin başlangıç noktalarından biridir; tek başına hukuka uygunluk sonucu doğurmaz. [5] [7]
| İncelenecek unsur | Dosyada bulunması yararlı kayıt |
|---|---|
| Kapalı yaşam alanı | Ölçülü kroki, oda planı ve sıhhi bölümlerin ayrı ölçüsü |
| Değişen kişi sayısı | Tarih aralıklarına göre koğuş mevcudu ve yerleştirme kayıtları |
| Uyku koşulları | Ranza ve yatak sayısı, yerde yatılan dönem, dönüşümlü kullanım açıklaması |
| Hijyen ve hava | Su kesintileri, duş imkânı, temizlik talepleri ve bahçeye çıkış saatleri |
| Sağlığa etkisi | Muayene kayıtları, raporlar ve önerilen barınma düzeni |
Yatak hijyen ve havalandırma sorunlarının birlikte incelenmesi
Kişiye yatak verilmiş olmasıyla uygun bir uyku yerinin sağlanması her olayda aynı değildir. Yerdeki yatağın konumu, ortamın gece aydınlatılması, sürekli geçiş ve gürültü, yatağın gün içinde kaldırılma zorunluluğu ve bu düzenin ne kadar sürdüğü açıklanmalıdır. Benzer biçimde kurumda duş bulunması, duşun yeterli sıklıkta ve makul sürede kullanılabildiğini tek başına göstermez. [5] [7]
Sorunun sıklığı ve süresi kayda geçirilmelidir
Başvuruya hazırlıkta tarihli bir çizelge tutulması yararlıdır. Örneğin sıcak suyun hiç bulunmadığı dönem ile belli günlerde sınırlı verildiği dönem ayrılmalıdır. Havalandırma bahçesine çıkışın kâğıt üzerindeki süresi ile fiilî kullanımın neden farklılaştığı açıklanmalıdır. Bilinmeyen ölçüler tahminle kesinleştirilmemeli; hangi bilginin gözleme dayandığı, hangisinin kurumdan istenmesi gerektiği belirtilmelidir.
Kurumdaki delillere erişim talebi somutlaştırılmalıdır
Mahpusun mimari plan veya geçmiş koğuş mevcuduna erişememesi olağandır. Bu durumda başvuru, belgeler yok diye soyut bırakılmamalıdır. Hangi tarihlere ilişkin hangi kayıtların kurumdan getirtilmesinin istendiği açıkça yazılabilir. Eldeki tutanak, dilekçe teslim belgesi, sağlık raporu ve aynı koşulları gözleyen kişilerin açıklamaları birbirini tamamlayabilir. Yasak kararında da delillere daha iyi erişen kamu makamlarının somut iddialara yeterli açıklama ve kanıt sunmasının önemi görülmektedir. [7]
Gerçek yargı kararlarının gösterdiği sınırlar
Levent Cantekin kararında aynı dosyada farklı sonuçlar
AYM Genel Kurulunun 9 Ekim 2024 tarihli, 2019/34408 başvuru numaralı kararında başvurucuya toplam 102 gün 3 m²’nin altında alan sağlandığı saptanmış ve bu dönem yönünden kötü muamele yasağının ihlaline karar verilmiştir. Buna karşılık 3–4 m² aralığındaki dönem, diğer barınma koşullarıyla birlikte değerlendirilmiş ve bu dönem bakımından ihlal bulunmamıştır. [5]
Karar, bütün tutma süresini tek bir ortalamaya indirgememenin önemini gösterir. Sağlık raporuna rağmen yeni yatak verilmediğine ilişkin iddia, ilgili merciler önünde ileri sürülmemesi ve raporun sunulmaması nedeniyle değerlendirilmemiştir. Kıyafet teslimine ilişkin ayrı şikâyet de yeterince temellendirilmediği için kabul edilemez bulunmuştur. Güçlü bir barınma iddiasının varlığı, diğer bütün iddiaları kendiliğinden kanıtlamaz.
Mehmet Yakut kararında uzun süren alan yetersizliği
AYM’nin 4 Kasım 2025 tarihli, 2019/31733 başvuru numaralı Mehmet Yakut kararında toplam 374 gün 3 m²’nin altında kişisel alan tespit edilmiştir. Bazı azalmaların 55, 65, 102 ve 114 gün aralıksız sürmesi nedeniyle bunlar kısa, küçük ve arızi sayılamamış; ilgili dönem için ihlal sonucuna ulaşılmıştır. Yaklaşık dört aylık 3–4 m² döneminde ise diğer koşullar değerlendirilerek ihlal bulunmamıştır. [6]
Başvurucunun artık şikâyet edilen kurumda bulunmaması nedeniyle yeniden yargılamada hukuki yarar görülmemiş ve 225.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Bu miktar bir gün hesabı tarifesi değildir. Başka dosyalarda süre, koşullar, zarar ve giderim ihtiyacı farklı olacağından aynı tutarın alınacağı varsayılamaz. Ayrıntılı bilgi için cezaevinden başka kuruma nakil başlıklı yazıya başvurulabilir.
Yasak kararında metrekarenin ötesine geçen inceleme
AİHM Büyük Dairesi, Yasak/Türkiye kararında (17389/20, 5 Mayıs 2026) barınma koşulları yönünden Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine 9’a karşı 8 oyla karar vermiştir. Kişisel alanın 3,6–6 m² aralığında olduğu değerlendirilmiş; 3 m² altına bağlı güçlü karine uygulanmamıştır. Buna rağmen yaklaşık dört yıllık kalabalık ortam, toplam yaklaşık on dört ay ortak alanda yerde yatma, gece ışığı, gürültü ve diğer koşulların birikimli etkisi ihlal sonucunda belirleyici olmuştur. [7]
Karşıoy, alanın 3 m²’nin altına inmediği ve bazı genel koşulların uygun olduğu bir dosyada çoğunluğun değerlendirmesine katılmamıştır. Bu ayrılık çoğunluk hükmünü değiştirmez; ancak dosyanın bütün olgularıyla okunması gerektiğini gösterir. 2024 tarihli Daire değerlendirmesiyle yetinilmemeli, 2026 Büyük Daire kararı dikkate alınmalıdır. Kararın suç ve cezanın kanuniliğine ilişkin ayrı bölümü bu makalenin kapsamı dışındadır. Bu başlıkla ilgili ayrıca cezaevinde eğitim ve sınava katılma hakkı yazısı incelenebilir.
Başvuru yolu ve süreler nasıl korunur
Devam eden koşullar için infaz hâkimliğine şikâyet
4675 sayılı Kanun’un 4. maddesi, barındırılma ve kurum içindeki yaşam koşullarına ilişkin işlemlerin denetlenmesini infaz hâkimliğinin görevleri arasında düzenler. Şikâyet, öğrenmeden itibaren on beş gün ve her hâlde işlem veya faaliyetin yapılmasından itibaren otuz gün içinde yapılır. Süreklilik gösteren koşullarda başlangıç ve şikâyetin konusu ayrıca değerlendirilmelidir; sorunun devam ettiği düşüncesiyle başvuruyu belirsiz süre ertelemek doğru değildir. [3]
İdareye verilen dilekçede yalnızca “koğuş kalabalık” denilmemeli; barınma düzeninin düzeltilmesi, uygun uyku yeri sağlanması, sağlık durumuna uygun yerleştirme ve gerekli kayıtların incelenmesi gibi talepler belirtilmelidir. İdare başvurusunun her durumda kanuni şikâyet süresini durdurduğu varsayılmamalıdır. Usulün ayrıntıları için infaz hâkimliğine başvuru ve itiraz rehberimiz incelenebilir.
İtiraz ve geçici koruma
İnfaz hâkimliği kararına karşı güncel düzenlemede tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz mümkündür. Şikâyet kendiliğinden uygulamayı durdurmaz. Giderilmesi güç veya imkânsız sonuç ile açık hukuka aykırılık koşulları birlikte mevcutsa erteleme veya durdurma istenebilir. Yaşam alanının yetersizliğiyle ilgili talepte, hangi geçici önlemin fiilen koruma sağlayacağı da gösterilmelidir. [3] Ayrıntılı açıklama için cezaevinde disiplin cezalarına şikâyet ve itiraz yazısına bakılması yararlı olur.
Bireysel başvuru ve tazminatın ayrı değerlendirilmesi
Olağan ve etkili başvuru yolları tüketildikten sonra, nihai kararın öğrenilmesinden itibaren otuz günlük AYM süresi gözetilir. Başvuruda olayların kronolojisi, önceki mercilerde ileri sürülen iddialar, kararlar ve tebliğ veya öğrenme kayıtları bulunmalıdır. AYM’ye ilk kez sunulan bağımsız bir şikâyet, yollar tüketilmediği için incelenmeyebilir. [4]
Şikâyet edilen koşullar sona ermişse giderim ihtiyacı değişir. Nakil veya salıverilme tarihi, daha önce kullanılan yollar ve talep edilen zarar türü, tazminat bakımından ayrıca incelenir. Burada aktarılan AYM kararlarında tazminata hükmedilmiş olması, her kişinin olağan yargı yollarını atlayarak doğrudan AYM’den para isteyebileceği anlamına gelmez. Barınma koşullarının hukuka aykırılığı ile haksız tutuklama tazminatının koşulları da birbirine karıştırılmamalıdır.
Etkili dosyada olay belge ve talep bağlantısı
Başvurunun ilk bölümü odalar ve tarih aralıkları üzerinden kurulmalıdır. İkinci bölümde her sorun için mevcut belge ve getirtilmesi istenen kayıt gösterilmelidir. Üçüncü bölümde istenen koruma açıklanmalıdır. Kişi sayısının azaltılması talebini destekleyen koğuş kayıtlarıyla, ortopedik rahatsızlık nedeniyle uygun yatak talebini destekleyen rapor aynı genel iddia içinde kaybolmamalıdır.
Varsayımsal bir örnekte, sıhhi bölümler çıkarıldıktan sonra 60 m² kapalı alanda 24 kişi kalıyorsa kişi başına alan 2,5 m² olur. Koğuşun 40 m² bahçesi bu hesaba eklenmez. Bununla birlikte bahçeye erişim, değerlendirmede ayrı bir koşul olarak önemini korur. Kişi sayısı daha sonra 18’e düşmüşse yeni dönem ayrı hesaplanır. Bu örnek gerçek bir dosyanın tespiti veya ihlal garantisi değildir; kullanılacak yöntemi gösterir. [5]
Başvurunun hedefi yalnızca geçmişe ilişkin bir hukuka aykırılık tespiti olmayabilir. Sorun devam ediyorsa uygun koşulların sağlanması; sona ermişse etkili giderimin belirlenmesi gerekir. Bu ayrım, infaz hukuku alanındaki hukuki değerlendirmede dosyanın başlangıcında yapılmalıdır.
Sonuç
Kalabalık koğuş şikâyetinde güçlü dosya, güncel kişisel alan hesabını uyku, hijyen, sağlık ve havalandırma koşullarıyla birleştirir. Metrekareyi tek başına kesin sonuç gibi sunmak da genel kurum yoğunluğuyla yetinmek de eksik kalır. Koşulların dönemlere ayrılması, kurum kayıtlarının istenmesi ve kanun yolu sürelerinin korunması, ihlalin ortaya konulması kadar etkili bir giderim elde edilmesi bakımından da belirleyicidir. Bu konuyla bağlantılı olarak cezaevinde kamera kaydı ve mahremiyet yazısı da okunabilir.
İlgili yazılar: Cezaevinde Tek Kişilik Oda, Tecrit ve İtiraz.
Sıkça Sorulan Sorular
Cezaevinde kişi başına üç metrekare bulunması yeterli midir
Tek başına yeterli değildir. Uyku yeri, hareket imkânı ve diğer barınma koşulları ayrıca değerlendirilir. Yasak Büyük Daire kararı, 3 m² üzerindeki alanlarda da koşulların birikimli etkisinin ihlal oluşturabileceğini göstermektedir.
Havalandırma bahçesi kişisel alan hesabına eklenir mi
Levent Cantekin kararında güncellenen yöntemde eklenmez. Banyo ve tuvalet de dışarıda bırakılır; mobilyaların kapladığı alan yüzey hesabına dâhil edilir.
Yerde yatmak tek başına otomatik tazminat sebebi midir
Otomatik sonuç doğurmaz. Süre, yatağın konumu, uyku kalitesi, mahremiyet ve diğer koşullar somut olarak incelenir. Tazminat için uygun başvuru yolu ve zarar iddiası da değerlendirilir.
İnfaz hâkimliği kararına itiraz süresi ne kadardır
Güncel 4675 sayılı Kanun’a göre tebliğden itibaren iki haftadır. Eski kaynaklardaki yedi günlük süre güncel başvurulara aynen uygulanmamalıdır.
Başka kuruma nakledilmek ihlal iddiasını ortadan kaldırır mı
Geçmişte yaşandığı ileri sürülen ihlali kendiliğinden ortadan kaldırmaz; istenecek giderimi etkiler. AYM, Mehmet Yakut kararında yeniden yargılamada yarar görmeyerek manevi tazminata hükmetmiştir.
Kaynakça
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, özellikle m. 17, 36 ve 40.
- 5275 sayılı Kanun, özellikle m. 6, 63, 64 ve 71.
- 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu, m. 4–6.
- 6216 sayılı Kanun, m. 45, 47, 48 ve 50.
- AYM, Levent Cantekin [GK], B. No. 2019/34408, 9.10.2024, özellikle §§ 21–23 ve 29–47.
- AYM, Mehmet Yakut, B. No. 2019/31733, 4.11.2025, özellikle §§ 18–33.
- AİHM, Yasak/Türkiye [BD], No. 17389/20, 5.5.2026, özellikle §§ 229–247 ve ilgili karşıoy; resmî Fransızca tam metin.