İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Ceza Hukuku ve Ceza Yargılaması

Cezaevinde Çalışma Ücret ve Sigorta Hakları

Boş dikiş atölyesinde makineler ve koruyucu gözlük; cezaevinde çalışmayı temsil eden görsel
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 11 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

İşyurdu gündeliği, kurum içi hizmet, çalışma süresi, emeklilik primi ve iş kazası hakları; güncel kanunlar ve gerçek yargı kararları.

Ceza infaz kurumunda çalışmanın ücret ve sosyal güvenlik sonuçları, yapılan işin hukuki niteliğine göre belirlenir. İşyurdunda üretim, kurumun iç hizmetlerinde görevlendirme, kurum dışında çalışma ve kamuya yararlı bir işte çalıştırma aynı rejime tabi değildir. Bu ayrım yapılmadan “cezaevinde çalışan herkes asgari ücret alır”, “bütün çalışma günleri emekliliğe sayılır” veya “kurum içindeki bütün işler ücretsizdir” denilemez.

Doğru inceleme; görevlendirme kararı, çalışma türü, kişinin hükümlü veya tutuklu olması, uygulanacak gündelik kararı, fiilen çalışılan günler ve sigorta bildirimleri üzerinden yürütülür. Çalışmanın infazın bir parçası olması, sağlık ve güvenlik yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Ancak başvuru yolu da uyuşmazlığın konusuna göre seçilmelidir: kurumun çalıştırma işlemiyle SGK’nın sigortalılık işlemi her zaman aynı yargısal yolda incelenmez.

Çalışmanın hukuki türü neden belirleyicidir?

İşyurdunda üretim ve meslek edinme

5275 sayılı Kanun’un 29. maddesi, sağlık durumu çalışmaya elverişli hükümlülerin işyurtlarında çalıştırılmasını düzenler. Düzenlemenin amacı yalnızca üretim değildir; meslek ve sanat öğrenilmesi, çalışma alışkanlığının geliştirilmesi ve tahliye sonrasındaki yaşamın desteklenmesi de önem taşır. Meslek sahibi olanların istekliliği, kurumun imkânları ve işe uygunluk koşulları birlikte değerlendirilir.[2] Konuya ilişkin ayrı bir değerlendirme için koşullu salıverilme şartları yazısına göz atılabilir.

Bu çerçeve, kişinin istediği herhangi bir işte veya istediği tarihte çalıştırılması yönünde koşulsuz bir hak oluşturmaz. Bununla birlikte işe kabul, işten çıkarma veya görev değişikliğine ilişkin işlemler de somut ve hukuka uygun gerekçelere dayanmalıdır. Sağlık durumuyla bağdaşmayan bir işe sevk edilmesi, yalnızca üretim ihtiyacıyla açıklanamaz.

Kurum içi hizmet ile işyurdu görevi

Kurumun temizlik, yemek dağıtımı veya benzeri günlük hizmetlerinde görev almakla işyurdu bünyesinde üretim yapmak arasında ayrım vardır. 5275 sayılı Kanun’un 31. maddesi, kurum içi hizmetlerde görevlendirmeyi düzenler; hükümlünün, kurum görevlilerinin kişisel işlerinde çalıştırılmasını yasaklar.[2]

İşin günlük adı hukuki statüyü tek başına göstermez. Örneğin yemek hizmetinde çalışan kişinin hangi birim adına, hangi kararla ve hangi ödeme rejimiyle görevlendirildiği belirlenmelidir. İşyurtları yönetmeliğinin 32. maddesindeki koşullu ödeme düzenlemesi nedeniyle kurum içi hizmetlerin tamamının her durumda ücretsiz olduğu söylenemez. Buna karşılık böyle bir görevlendirme kişiyi kendiliğinden bütün işyurdu hükümlerine tabi kılmaz.[5]

Kurum dışında çalışma

5275 sayılı Kanun’un 30. maddesi, kurum dışında çalışmanın koşullarını ve farklı uygulamalarını düzenler. Açık ceza infaz kurumunda bulunanlar ile kanunda belirtilen koşullardaki diğer hükümlüler bakımından çalışma yeri, gözetim ve işverenle ilişki ayrı ayrı değerlendirilir.

Maddenin beşinci fıkrasındaki, açık kurumlarda bulunan ve istekli olan hükümlülerin belirli kamu kurum ve kuruluşlarında gece barındırılmak suretiyle çalıştırılması özel bir düzenlemedir. Bu kapsamdaki ücret kuralı, kurum dışında yapılan her işe genellenemez. Aynı maddenin yedinci fıkrası ise sosyal güvenlik yönünden 5510 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine gönderme yapar. Çalışma yerinin cezaevi duvarlarının dışında olması, tek başına olağan iş sözleşmesine veya tam emeklilik sigortasına tabi olunduğunu göstermez.[2] [3] Bu başlıkla ilgili ayrıca hükümlü izinleri yazısı incelenebilir.

Tutuklular ve çocuklar bakımından özel güvenceler

Tutuklu çalışmaya zorlanabilir mi?

5275 sayılı Kanun’un 114. maddesine göre tutuklular çalışmaya mecbur tutulamaz. Kendi istekleriyle çalışmaları hâlinde, çalışmaları ve ücretleri bakımından hükümlülere ilişkin düzenlemeler uygulanır. Hükümlünün infaz statüsüyle tutuklunun henüz kesinleşmiş mahkûmiyete dayanmayan durumu bu noktada ayrılır.[2]

İstekli çalışma, kişinin sağlıkla bağdaşmayan görevi kabul etmek veya çalışma sırasında ortaya çıkan sorunlara katlanmak zorunda olduğu anlamına gelmez. İlk kabul iradesiyle daha sonra ortaya çıkan sağlık ve güvenlik ihtiyacı ayrı değerlendirilmelidir. Görev değişikliği talebinde işin hangi bölümünün hangi sağlık sorunu yarattığı açıklanmalıdır.

Çocukların çalışması eğitim amacıyla sınırlıdır

Çocuk hükümlülerin çalıştırılmasında mesleki eğitim amacı ve eğitim hakkı belirleyicidir. Örgün eğitime devam eden çocuk ve genç hükümlülerin öğretim yılı içindeki durumuna ilişkin özel yasaklar ayrıca gözetilir. Kurum içi hizmetlerde çocukların kendi yaşam ve eğitim alanlarıyla sınırlı düzeni, yetişkinlerin görevlendirmesiyle aynı kapsamda yorumlanamaz.[2] Konunun ayrıntıları için cezaevinde eğitim ve sınava katılma hakkı yazısına bakılabilir.

Çalışma süresi, görevin niteliği ve eğitim programına etkisi birlikte incelenmelidir. “Meslek öğretimi” adı verilmesi, fiilen eğitimden koparan veya sağlık açısından elverişsiz bir uygulamayı kendiliğinden hukuka uygun kılmaz.

Ücret, gündelik ve bordro nasıl incelenir?

Her çalışma için aynı ücret tarifesi yoktur

5275 sayılı Kanun’un 32. maddesi, çalışan hükümlülere ücret ödenmesini ve sosyal haklardan yararlanmayı düzenler. İşyurtları yönetmeliğinde ise gündelikler, ilgili kararlar ve çalışma kategorileri üzerinden somutlaşır. Staj, çıraklık, kalfalık ve ustalık ayrımı; yapılan iş ve uygulanacak dönemsel karar önem taşıyabilir.[2] [5]

Güncel tutar, ilgili döneme ait İşyurtları Kurumu Yüksek Kurulu kararı görülmeden kesin rakamla ifade edilmemelidir. İnternette yer alan önceki yıla ait bir gündelik, yeni dönem için otomatik olarak kullanılamaz. Uyuşmazlıkta doğru sorular şunlardır: Hangi karar uygulanmıştır, kişi hangi kategoride gösterilmiştir, fiilen yaptığı işle bu kategori uyumlu mudur ve kararın yürürlük tarihi nedir?

Puantaj, bordro ve emanet hesabı birlikte okunmalıdır

Puantaj fiilen çalışılan günleri; bordro hesaplamayı; emanet hesabı ise tahakkuk eden ödemenin hesaba aktarılmasını gösterir. Bu kayıtlar birlikte incelenmeden yalnızca hesap bakiyesinden hareketle ücretin eksiksiz veya eksik ödendiği sonucuna varılamaz. Yönetmeliğin 33. maddesindeki ödeme ve iaşe bedeline ilişkin hükümler ayrıca gözetilmelidir.[5]

Örneğin bir kişinin yirmi iki gün çalıştığını, bordroda ise yirmi gün bulunduğunu ileri sürdüğü varsayımsal uyuşmazlıkta önce iki günlük farkın hangi tarihlere ilişkin olduğu belirlenir. Görev listesi, üretim kaydı, puantaj ve izin veya sağlık kayıtları karşılaştırılır. Bundan sonra doğru gündelik ve varsa hukuki dayanağı bulunan kesintiler üzerinden hesap yapılır. Çalışılmayan gün için ödeme doğmamasıyla çalışılan günün kayda alınmaması farklı sorunlardır.

Fazla çalışma, prim ve kâr payı ayrı kalemlerdir

Normal gündelik, fazla çalışma ücreti, üretim primi ve kâr payı birbirinin yerine geçmez. 4301 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile ilgili yönetmelik hükümleri, bu ödemelerin kendi koşulları içinde değerlendirilmesini gerektirir. Bir kalemin varlığı, her çalışan bakımından diğer bütün kalemlere otomatik hak kazanıldığı anlamına gelmez.[5] [10]

Üretim düşüklüğüne dayanan kesintilerde de gerekçe ve usul incelenmelidir. Yönetmeliğin 36–38. maddeleri çerçevesindeki değerlendirmelerde, kişinin açıklamasının alınması ve kararın bildirilmesi gibi güvenceler göz ardı edilmemelidir. Sağlık sorunu, işe yeni başlama veya üretim aracındaki aksaklık, kişiye yüklenebilecek kusurla aynı şey değildir. Düşük üretim kaydı tek başına her kesintinin hukuka uygun olduğunu göstermez.

Çalışma saatleri ve fazla çalışma kaydı

İşyurtları yönetmeliğinin 25. maddesi, kendi uygulama alanında günlük çalışma süresini bir saatten az, yedi buçuk saatten fazla olmayacak şekilde; haftalık süreyi ise kırk beş saat sınırıyla düzenler. Fazla çalışma için günlük üç saat, yıllık doksan gün ve iki yüz yetmiş saat sınırları ayrıca yer alır. Bu kurallar farklı çalışma türlerine kapsam incelemesi yapılmadan otomatik biçimde taşınmamalıdır.[5]

Hesapta ceza infaz kurumunda geçirilen toplam süreyle fiilî çalışma süresi karıştırılmamalıdır. Göreve başlama ve bitiş, ara süreleri ve fazla çalışmanın hangi talimatla yapıldığı belirlenmelidir. Düzenli kayıt, hem ücret hem sağlık yönünden incelemeyi mümkün kılar.

Cezaevinde çalışma emeklilik günü kazandırır mı?

Kısa vadeli sigorta ile emeklilik ayrımı

5510 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, hizmet akdiyle çalışmamakla birlikte ceza infaz kurumları ve tutukevleri bünyesindeki tesis, atölye ve benzeri ünitelerde çalışan hükümlü ve tutuklular hakkında iş kazası, meslek hastalığı ve analık sigortasının uygulanmasını öngörür. Bu kişiler maddede belirtilen kapsamda 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır.[3]

Ancak bu gönderme, bütün uzun vadeli sigorta kolları için prim ödendiği veya bütün çalışma günlerinin yaşlılık aylığına esas gün sayısına eklendiği anlamına gelmez. Kısa vadeli sigorta korumasıyla malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası ayrı konulardır. Somut durum, hizmet dökümündeki bildirim türü ve prim kolları üzerinden incelenmelidir.

Kişinin başka bir statüden devam eden sigortalılığı, isteğe bağlı sigorta imkânı veya belirli bir borçlanma düzenlemesi varsa bunların koşulları ayrıca değerlendirilir. Cezaevinde çalışılmış olması tek başına genel bir borçlanma hakkı yaratmaz.

Kurum dışında çalışma sigortayı kendiliğinden değiştirmez

5275 sayılı Kanun’un 30. maddesinin yedinci fıkrası, ilgili kurum dışı çalışma bakımından da 5510 sayılı Kanun’un 5/1-a hükmüne gönderme yapar ve primlerin çalıştıran kurum ve kuruluşlarca ödenmesini düzenler. Bu nedenle “kurum dışında çalıştım, bütün süreler emekliliğe sayılmalıdır” iddiası yalnızca çalışma yerinden hareketle kurulamaz.[2]

Çalışma veya kayıtKendiliğinden çıkarılamayacak sonuç
İşyurdunda çalışmaHerkesin aynı gündeliği veya asgari ücreti alacağı
5510 sayılı Kanun’un 5/1-a kaydıBütün günlerin yaşlılık sigortası primiyle bildirildiği
Kurum dışında görevlendirmeOlağan iş sözleşmesinin ve tüm uzun vadeli primlerin bulunduğu
Kurum içi hizmetGörevin her durumda ücretsiz olduğu
Kamuya yararlı işte çalışmaBütün işyurdu ücret ve sigorta hükümlerinin aynen uygulanacağı

Çalışma güvenliği ve sağlık yükümlülükleri

İşe uygun sağlık değerlendirmesi

Çalışmaya elverişlilik, yalnızca genel olarak sağlıklı bulunmakla sınırlı değildir. Görevin gerektirdiği yük kaldırma, uzun süre ayakta durma, makine kullanma veya kimyasal maddelerle temas gibi özellikler değerlendirilmelidir. 5275 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile yönetmeliğin 24. maddesindeki sağlık çerçevesi bu açıdan önemlidir.[2] [5]

Çalışma sırasında yeni bir rahatsızlık ortaya çıkmışsa yeniden muayene, görev uyarlaması veya uygun işe geçiş talep edilebilir. Acil durumda sağlık hizmetine erişim önceliklidir. Olayın tarihi, görev, kullanılan araç ve sağlık başvuruları, daha sonraki hukuki inceleme için kaydedilmelidir.

İş sağlığı ve güvenliği istisnası devletin sorumluluğunu kaldırmaz

6331 sayılı Kanun’un 2. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi, hükümlü ve tutuklulara yönelik infaz hizmetleri sırasında iyileştirme kapsamında yapılan işyurdu, eğitim, güvenlik ve meslek edindirme faaliyetlerini Kanun’un kapsamı dışında tutar. Bu istisna, cezaevinde görev yapan bütün personelin ve her türlü çalışmanın aynı biçimde kapsam dışında olduğu anlamına gelmez.[4]

Daha önemlisi, kapsam istisnası yaşamın, beden bütünlüğünün ve sağlığın korunmasına ilişkin yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. Anayasal güvenceler ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanmaya devam eder. Çalışmanın nerede ve hangi statüyle yapıldığı, hangi koruyucu yükümlülüklerin doğduğunu belirlemek bakımından önemlidir.[1] [6]

Gerçek yargı kararları ne söylüyor?

AYM kararında farklı rejim ve sağlık güvencesi

AYM, 3/4/2013 tarihli E. 2012/97, K. 2013/51 sayılı norm denetimi kararında, 6331 sayılı Kanun’daki ilgili kapsam istisnasına yönelik iptal talebini reddetmiştir. Çoğunluk değerlendirmesinde, hükümlü ve tutukluların çalışmalarının infaz ve iyileştirme süreciyle bağlantısı ile farklı hukuki düzenlemeler dikkate alınmıştır.[6]

Karar, sağlık ve güvenlik önlemlerinin gereksiz olduğu şeklinde okunamaz. Engin Yıldırım’ın karşıoyunda, iş kazası ve meslek hastalığı riskleri karşısında bu gruptaki kişilerin de genel korumadan yararlanması gerektiği yönündeki yaklaşım özellikle vurgulanmıştır. Karşıoy, çoğunluk kararını veya yürürlükteki kuralı değiştirmez; ancak uyuşmazlığın anayasal boyutunu anlamak bakımından önemlidir.

Bu bir norm denetimi kararıdır. Belirli bir iş kazasında kusuru, zararı veya ödenecek tazminatı karara bağlamamıştır. Somut kazadaki sorumluluk, olayın ve uygulanacak hukuki yolun ayrıca incelenmesini gerektirir.

Stummer kararında emeklilik sistemi ve zorla çalıştırma

AİHM Büyük Dairesi, Stummer/Avusturya kararında (B. No: 37452/02, 7/7/2011), cezaevinde çalışmanın yaşlılık sigortasına dâhil edilmemesini incelemiştir. Mahkeme, Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesiyle bağlantılı ayrımcılık yasağı yönünden on oya karşı yedi oyla; Sözleşme’nin 4. maddesi bakımından ise on altı oya karşı bir oyla ihlal bulunmadığına karar vermiştir.[7]

Karar, Avusturya’daki sosyal koruma düzeninin bütünü ve devletlerin bu alandaki takdir payı içinde verilmiştir. Mahkemenin değerlendirmesi, cezaevi çalışmasının hiçbir zaman sosyal güvenlik hakkı doğurmayacağı veya her çalışma biçiminin zorla çalıştırma yasağıyla uyumlu olduğu anlamına gelmez. Türkiye’deki somut sigorta uyuşmazlığında öncelikle yürürlükteki 5510 sayılı Kanun ve kişinin kayıtları incelenmelidir. Ayrıntılı bilgi için iyi hâl değerlendirmesi ve İdare ve Gözlem Kurulu kararına itiraz başlıklı yazıya başvurulabilir.

Hangi belgelerle hangi yola başvurulmalıdır?

Ücret uyuşmazlığında hesap tablosu

Başvurunun başlangıcında görevlendirme kararı, işyurdu veya hizmet birimi, çalışma kategorisi, uygulanacak gündelik kararı, puantaj, bordro ve emanet hesabı bir araya getirilmelidir. Eksik olduğu ileri sürülen günler ve ödeme kalemleri ayrı satırlarda gösterilmelidir. “Ücretim eksik” ifadesi yerine hangi dönemde, hangi hesapla ve ne kadar fark bulunduğu açıklanmalıdır.

Kişinin elinde bulunmayan bordro veya kurul kararı bakımından, belgenin kurumdan getirtilmesi istenebilir. Prim, fazla çalışma ve kâr payı iddiaları normal gündelik hesabına karıştırılmamalıdır. Böylece hem talep hem idarenin cevabı denetlenebilir hâle gelir.

İnfaz hâkimliği ve sosyal güvenlik yolu ayrımı

Kurumun çalıştırma ve infaza ilişkin işlemlerine yönelik şikâyetlerde 4675 sayılı Kanun’daki görev alanı dikkate alınır. Şikâyet süresi, öğrenmeden itibaren on beş gün ve her hâlde işlemden itibaren otuz gündür. İnfaz hâkimliği kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir.[8]

Buna karşılık SGK’nın sigortalılık ve prim işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda, 5510 sayılı Kanun’un 101. maddesi ve uyuşmazlığın niteliği ayrıca değerlendirilmelidir. Her talebin infaz hâkimliğine yöneltilmesi doğru değildir. Kurum işlemine şikâyet, sosyal güvenlik başvurusu veya tazminat talebi için geçerli süreleri kendiliğinden durdurmaz. Ayrıntılı usul için infaz hâkimliğine başvuru ve itiraz ve infaz hukuku incelemeleri birlikte değerlendirilebilir. Bu konuyla bağlantılı olarak denetimli serbestlikten yararlanma şartları yazısı da okunabilir.

İş kazasında olay ve sorumluluk kayıtları

Kaza tarihi ve saati, yapılan görev, kullanılan makine, eğitim ve gözetim düzeni, koruyucu donanım, ilk müdahale ve sağlık belgeleri önemlidir. Mevcut kamera kaydının korunması isteniyorsa olay yeri ve zaman aralığı mümkün olduğunca açık belirtilmelidir. Çalışma düzenine ilişkin idari işlem, sigorta yardımları, tazminat sorumluluğu ve suç şüphesi farklı hukuki değerlendirmelere konu olabilir.

Bireysel başvuruda ise etkili yolların tüketilmesi ve nihai kararın öğrenilmesinden itibaren otuz günlük süre gözetilir. Salt alacak talebinin reddedilmiş olması, tek başına anayasal ihlal açıklaması değildir. Sağlığın korunmaması, belirleyici bir iddianın değerlendirilmemesi veya başka bir anayasal sorun, olay ve belgelerle ilişkilendirilmelidir.[9]

Sonuç

Cezaevinde çalışma uyuşmazlıklarında ilk adım, çalışmanın hukuki statüsünü doğru belirlemektir. Ücret hesabı gündelik kararı ve fiilî kayıtlarla; sosyal güvenlik sonucu bildirilen sigorta kollarıyla; sağlık ve güvenlik sorunu ise görevin somut riskleriyle değerlendirilir. Bu ayrımları koruyan bir dosya, hem gereksiz genellemeleri önler hem de talebin görevli mercie, doğru belgelerle ve süresinde yöneltilmesini sağlar.

İlgili yazılar: Cezaevi Nakil Talebi.

Sıkça Sorulan Sorular

Tutuklu çalışmaya zorlanabilir mi?

Hayır. Tutukluların çalışması isteğe bağlıdır. Çalışmayı kabul etmeleri hâlinde çalışma ve ücret bakımından ilgili hükümlere tabi olurlar.

Cezaevinde çalışan herkes asgari ücret alır mı?

Hayır. Çalışma türü, kanundaki özel düzenleme ve ilgili gündelik kararı belirleyicidir. Belirli kurum dışı çalışma için öngörülmüş bir kural bütün işlere genellenemez.

İşyurdunda geçen süreler emekliliğe otomatik olarak sayılır mı?

Hayır. 5510 sayılı Kanun’un 5/1-a kapsamındaki kısa vadeli sigorta koruması, bütün uzun vadeli sigorta primlerinin ödendiği anlamına gelmez. Bildirim türü ve diğer sigortalılık koşulları incelenmelidir.

Kurum içi temizlik görevi her durumda ücretsiz midir?

Bu şekilde kesin bir genelleme yapılamaz. Görevlendirmenin hukuki niteliği ve yönetmelikteki ödeme koşulları değerlendirilmelidir.

6331 sayılı Kanun’daki istisna iş kazasında sorumluluğu kaldırır mı?

Hayır. Kanunun kapsam istisnası, yaşamı ve sağlığı koruma yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Somut olayda uygulanacak diğer hükümler ve uygun başvuru yolu ayrıca belirlenir.

Kaynakça

  1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 17, 18, 49, 56 ve 60.
  2. 5275 sayılı Kanun, m. 29–32 ve 114.
  3. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, m. 5/1-a ve 101.
  4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, m. 2/2-d.
  5. İşyurtları Kurumu resmî mevzuat sayfası, Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu ve İşyurtlarının İdare ve İhale Yönetmeliği, özellikle m. 20–25 ve 32–38.
  6. AYM, E. 2012/97, K. 2013/51, 3/4/2013, 6331 sayılı Kanun’un 2/2-d hükmüne ilişkin değerlendirme ve Engin Yıldırım’ın karşıoyu.
  7. AİHM Büyük Daire, Stummer/Avusturya, B. No: 37452/02, 7/7/2011, özellikle §§ 99–111 ve 127–136.
  8. 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu, m. 4–6.
  9. 6216 sayılı Kanun, m. 45, 47 ve 48.
  10. 4301 sayılı İşyurtları Kurumuna İlişkin Bazı Mali Hükümlerin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, m. 8.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları