İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Velayet ve Kişisel İlişki

Çocuk Yurt Dışında Yaşıyorsa Türkiye’de Velayet Davası Açılabilir mi?

Türkiye’de velayet başvurusunu temsil eden dava dosyası, yurt dışı okul kaydı ve pasaport; arka planda çocuk valizi
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 19 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Çocuk yurt dışında yaşıyorsa Türkiye’de velayet davası bazı koşullarda açılabilir. Ancak çocuğun veya anne ve babanın Türk vatandaşı olması, Türk mahkemelerini her durumda yetkili kılmaz.

Araştırma ve mevzuat kontrolü: 11 Ekim 2026

Çocuk yurt dışında yaşıyorsa Türkiye’de velayet davası bazı koşullarda açılabilir. Ancak çocuğun veya anne ve babanın Türk vatandaşı olması, Türk mahkemelerini her durumda yetkili kılmaz. Öncelikle çocuğun mutat meskeni, uygulanacak milletlerarası sözleşme, mevcut kararlar ve yer değişikliğinin hukuka uygunluğu belirlenir. 1996 Lahey Çocuk Koruma Sözleşmesi’nin uygulandığı hâllerde temel yetki, çocuğun mutat meskeninin bulunduğu taraf devletin makamlarına aittir; Türkiye’de görülen boşanma, özel yetki devri veya acil koruma gibi durumlar ayrıca değerlendirilir. [1–3]

Bu nedenle doğru başlangıç sorusu yalnızca “Hangi şehirde dava açmalıyım?” değildir. Önce Türkiye’nin bu çocuk hakkında istenen kararı verme yetkisinin bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Türkiye’de boşanabilmek, yabancı velayet kararını burada tanıtmak ve çocuğun velayetini yeniden düzenletmek farklı hukuki ihtiyaçlardır.

Yurt dışında yaşayan çocuk için hangi ülkenin mahkemesi yetkilidir?

Milletlerarası yetki, uyuşmazlığı hangi devletin makamlarının inceleyebileceğini; yer itibarıyla yetki ise o devlet içinde hangi yerdeki mahkemeye başvurulacağını belirler. Görev, aile mahkemesi gibi mahkeme türünü gösterir. Uygulanacak hukuk da ayrı bir sorudur: Türk mahkemesinin yetkili olması, bütün meselelerin mutlaka Türk maddi hukukuna göre çözüleceği anlamına gelmez.

MÖHUK m.1/2, Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmeleri saklı tutar. Bu sebeple yetki incelemesine doğrudan MÖHUK m.40 veya m.41 ile başlamak yerine, uyuşmazlığa uygulanabilecek sözleşme araştırılmalıdır. 1996 Lahey Sözleşmesi, Türkiye bakımından 1 Şubat 2017’de yürürlüğe girmiştir. Çocuğun kişiliğini ve malvarlığını koruyan tedbirleri, velayet sorumluluğunu ve kişisel ilişkiyi kapsar; doğumdan 18 yaşına kadar uygulanır. Nafaka yükümlülükleri ise bu sözleşmenin kapsamı dışındadır. [1–3]

Temel kural: Çocuğun mutat meskeni

Sözleşmenin m.5 hükmüne göre çocuğun mutat meskeni bir taraf devletteyse esas yetki o devletin adli veya idari makamlarındadır. Çocuk Türkiye’de tatilde bulunduğu, burada nüfusa kayıtlı olduğu veya ebeveynlerden biri Türk olduğu için bu kural kendiliğinden değişmez. Sözleşmenin yetki sisteminin geçerli olduğu bir olayda, iç hukukta daha elverişli görünen bir yetki hükmüne dayanılarak sistem aşılamaz. [1, 4]

Örneğin, mutat meskeni sözleşmeye taraf başka bir ülkede bulunan çocuk için Türkiye’de dava açmak isteyen ebeveyn, yalnız kendi Türk vatandaşlığını değil, Türk makamlarının yetkisini kuran somut sözleşme hükmünü ve bu hükmün koşullarını açıklamalıdır. Karşı tarafın “Çocuğun okulu ve günlük hayatı başka ülkede” savunması, bu nedenle esaslı bir yetki meselesidir.

Önce hangi ihtimal araştırılmalıdır?

Çocuğun durumuna göre ilk yetki incelemesi
Çocuğun durumuİlk incelenecek hukuki dayanakBaşvuru bakımından sonuç
Mutat meskeni başka bir taraf devlette1996 Sözleşmesi m.5 ve özel yetki hükümleriTürkiye’de esas hakkında karar için ayrıca yetki temeli gerekir.
Türkiye’den hukuka aykırı götürülmüş veya dönmesi engellenmiş1996 m.7; iade için ayrıca 1980 SözleşmesiÖnceki mutat meskenin yetkisi korunabilir; iade ve velayet birlikte planlanır.
Türkiye’de boşanma davası sürüyor1996 m.10Boşanma mahkemesinin velayet yetkisi ek koşullara bağlıdır.
Çocuk Türkiye’de ve acil tehlike altında1996 m.11 ve ilgili koruma hükümleriGerekli koruma sağlanabilir; bu, sürekli velayet yetkisi demek değildir.
Mutat meskeni 1996 Sözleşmesi’ne taraf olmayan devletteUygulanabilir diğer sözleşmeler; gerektiğinde MÖHUKSözleşmelerin ve iç hukukun kapsamı ayrı ayrı belirlenir.

Tablo, dava açılabileceğine ilişkin tek başına sonuç vermez. İlgili devletler arasındaki yürürlük, katılıma itirazlar, zaman bakımından uygulama ve talep edilen tedbirin niteliği ayrıca kontrol edilmelidir. Bir ülkenin sözleşmeyi yalnız imzalamış olması, o sözleşmenin Türkiye ile ilişkide yürürlükte olduğunu göstermez. [1, 2, 4]

Mutat mesken nasıl belirlenir; ikametgâh kaydı yeterli midir?

Mutat mesken, çocuğun hayatının fiilen merkezlendiği yeri belirlemeye yarayan bir bağlantıdır. Nüfus kaydı, oturum kartı, vatandaşlık ve yerleşim yeri kavramıyla birebir aynı değildir. Çocuğun kaldığı yerin sürekliliği, okul ve bakım düzeni, sosyal ve ailevi ilişkileri, yaşı, taşınmanın amacı ve koşulları birlikte değerlendirilir. Ebeveynlerin niyeti önem taşıyabilir; ancak çocuğun gerçek yaşamını dışlayan tek taraflı bir beyan yeterli değildir. [4]

Mutat mesken için her olayda uygulanacak otomatik bir “altı ay” kuralı yoktur. Boşanma davalarının yerel yetkisine ilişkin TMK m.168’deki altı aylık birlikte oturma ölçütü, çocuğun mutat meskenini belirleyen genel süreye dönüştürülemez. Pasaporttaki giriş tarihi de tek başına yaşam merkezinin değiştiğini kanıtlamaz. [1, 5]

Geçici seyahat ile yerleşme nasıl ayrılır?

Varsayımsal olarak, ailesiyle başka ülkede yaşayan bir çocuğun yaz tatilini Türkiye’de geçirmesi ve dönüş bileti bulunması, Türkiye’yi kendiliğinden mutat mesken yapmaz. Buna karşılık hukuka uygun kalıcı taşınma, önceki evin kapatılması, sürekli bakım düzeninin değişmesi ve yeni okul hayatının başlaması birlikte değerlendirildiğinde farklı sonuca ulaşılabilir.

Uyuşmazlık çıkınca yalnız yeni okul kaydını sunmak yeterli olmayabilir. Karşı taraf, kaydın üzerinde uzlaşılan dönüş tarihinden sonra tek taraflı yapıldığını ileri sürebilir. Bu durumda mahkeme, yeni yaşam düzeni kadar seyahatin başlangıçtaki kapsamını, rızayı ve alıkoymanın hukuka uygunluğunu da incelemelidir. Tatil izni ile kalıcı yerleşme rızası aynı kabul edilmemelidir. [1, 8]

Dava sürerken mutat mesken değişirse ne olur?

1996 Sözleşmesi bakımından yetkiyi, dava açıldığı tarihte sonsuza kadar sabitlenmiş saymak doğru değildir. Hukuka uygun biçimde başka bir taraf devlette yeni mutat mesken oluşursa m.5/2 uyarınca yetki de değişebilir. Hukuka aykırı götürme için m.7, özel yetki devri için m.8–9 ayrıca değerlendirilir. Buna karşılık önceki yetkili makamın aldığı tedbirler, m.14 koşullarıyla etkisini sürdürebilir. Mahkemenin yetkisinin devamı ile verilmiş kararın etkisinin devamı farklıdır. Bu ayrım öğretide de özellikle vurgulanmaktadır. [1, 13]

Çocuk başka ülkedeyken Türkiye’de velayet kararı hangi hâllerde verilebilir?

Türkiye’de boşanma davası açılması yeterli midir?

Hayır. Çocuğun mutat meskeni başka bir taraf devletteyse, 1996 Sözleşmesi m.10 kapsamında boşanma, ayrılık veya evliliğin iptali davasını gören Türk mahkemesinin çocuk hakkında koruma tedbiri alabilmesi için belirli koşullar birlikte aranır:

  • Türk hukuku, o mahkemenin bu tedbirleri almasına imkân tanımalıdır.
  • Yargılama başladığında ebeveynlerden birinin mutat meskeni Türkiye’de bulunmalı ve ebeveynlerden biri çocuk üzerinde velayet sorumluluğuna sahip olmalıdır.
  • Ebeveynler ile velayet sorumluluğuna sahip diğer kişiler bu yetkiyi kabul etmelidir.
  • Yetkinin kullanılması çocuğun üstün yararına uygun olmalıdır. [1]

Dolayısıyla “İkimiz de Türküz ve boşanmayı Türkiye’de istiyoruz” açıklaması her dosyada yeterli değildir. Örneğin bütün aile başka ülkede yaşıyorsa, ebeveynlerden birinin Türkiye’de mutat meskeni bulunması koşulu ayrıca sorun oluşturabilir. Kabul beyanı da yalnız boşanmaya razı olmakla karıştırılmamalı; çocuk hakkındaki yetki yönünden değerlendirilmelidir.

Bu yetki, sözleşmenin m.5–9 hükümlerindeki yetkileri ortadan kaldırmaz. Ayrıca boşanma veya benzeri yargılama sona erdiğinde m.10’a dayanan özel yetki de sona erer. Yıllar önce Türkiye’de boşanılmış olması, sonradan açılacak her velayet değişikliği davasını aynı mahkemeye bağlamaz. [1, 13]

Yurt dışında yaşayan eşler için boşanma davasının yürütülmesi yurt dışında yaşayanlar ve yabancı eşler için Türkiye’de boşanma yazımızda anlatılmıştır.

Çocuk Türk vatandaşıysa yetki Türkiye’ye devredilebilir mi?

1996 Sözleşmesi m.8–9, istisnai olarak çocuğun yararını belirli bir meselede daha iyi değerlendirebilecek başka bir taraf devletin makamlarına yetki devrine imkân verir. Çocuğun vatandaşlığı, malvarlığının bulunduğu yer, ebeveynlerin evlilik davasının görüldüğü ülke veya çocukla esaslı bağlantı bu incelemede önem taşıyabilir.

Ancak vatandaşlık otomatik yetki değil, devir değerlendirmesinde kullanılabilecek bir bağlantıdır. İlgili makamların sözleşmede öngörülen usulle hareket etmesi gerekir. Ebeveynler, yalnız aralarında “Türkiye yetkilidir” yazan bir protokol imzalayarak bu süreci tamamlayamaz. Devir isteyen taraf, delillerin neden Türkiye’de daha iyi toplanabileceğini ve bunun çocuk bakımından yararını somutlaştırmalıdır. Diğer ebeveyn ise çocuğun mevcut çevresindeki uzman incelemesinin daha elverişli olduğunu savunabilir. [1]

Mülteci veya mutat meskeni belirlenemeyen çocuklarda durum nedir?

Sözleşmenin m.6 hükmü, mülteci çocuklar ile ülkelerindeki karışıklıklar nedeniyle uluslararası düzeyde yerlerinden edilmiş çocuklar için bulundukları taraf devletin makamlarına yetki tanır. Mutat meskeni belirlenemeyen çocuklar bakımından da özel düzenleme vardır. Bu hüküm, her yabancı çocuk veya her göçmen aile için aynı biçimde uygulanacak genel bir istisna değildir; somut koşullarının gösterilmesi gerekir. [1]

Çocuk Türkiye’den yurt dışına kaçırılmışsa velayet davası yeterli olur mu?

Velayet kararı ile çocuğun fiilen geri getirilmesi aynı sonuç değildir. Çocuk Türkiye’den hukuka aykırı götürülmüşse veya izinli seyahat sonrasında kararlaştırılan dönüş engellenmişse, 1996 Sözleşmesi m.7 önceki mutat mesken devletinin yetkisini koruyabilir. Bu durumda çocuğun artık başka ülkede bulunması, Türk makamlarının yetkisinin hemen sona erdiği anlamına gelmez. [1]

İade başvurusunun şartları için uluslararası çocuk kaçırma ve çocuğun iadesi yazımıza bakılabilir.

Hukuka aykırı götürme yetkiyi ne zaman değiştirir?

Madde 7’deki değerlendirme, götürmeden veya alıkoymadan hemen önceki mutat mesken hukukuna göre mevcut koruma haklarına dayanır. Bu hakların fiilen kullanılması veya götürme olmasaydı kullanılacak olması önemlidir. Hak, yalnız bir velayet ilamından değil, kanundan ya da hukuken etkili bir anlaşmadan da doğabilir.

Önceki devletin yetkisinin sona ermesi için önce yeni bir mutat mesken oluşmalıdır. Bunun yanında, koruma hakkı sahiplerinin tümünün götürmeye veya alıkoymaya sonradan razı olması ya da m.7/1-b’deki koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir. İkinci ihtimalde; hak sahibinin çocuğun bulunduğu yeri öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği tarihten itibaren çocuk yeni devlette en az bir yıl yaşamış olmalı, bu dönem içinde yapılmış ve hâlen derdest bir iade başvurusu bulunmamalı ve çocuk yeni çevresine yerleşmiş olmalıdır. Sadece bir yılın geçmesi, yetkiyi otomatik değiştirmez. [1]

İade başvurusu ve görüşme hakkı nasıl korunur?

1980 Lahey Sözleşmesi, koşulları varsa 16 yaşını doldurmamış çocuğun iadesi için ayrı yol sağlar. İade kararı, velayetin esası hakkında nihai karar değildir. Türkiye’deki merkezî makam kanalıyla başvuru, çocuğun bulunduğu ülkedeki işlemler ve gerekiyorsa oradaki acil koruma yolları birlikte ele alınmalıdır. Adalet Bakanlığının açıklaması, çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin başvuruları da ayrıca belirtir. [8, 9]

Buradaki süreler birbirine karıştırılmamalıdır: 1980 Sözleşmesi m.12’deki bir yıllık değerlendirme, hukuka aykırı götürme veya alıkoymadan itibaren ilgili yargısal ya da idari makam önünde işlemlerin başlamasına ilişkindir. 1996 Sözleşmesi m.7’deki bir yıllık koşulun başlangıcı ve işlevi farklıdır. İade için bir yıl beklenmez; bir yıl geçince de her başvuru kendiliğinden düşmez. [1, 8]

Çocukla görüşme hakkının yurt dışından kullanılması için yurt dışında yaşayan ebeveynin çocukla görüşme hakkı yazımız ayrıca incelenebilir.

Çocuğun yaşadığı ülke 1996 Lahey Sözleşmesi’ne taraf değilse ne olur?

Bu durumda “Türk mahkemeleri kesinlikle yetkisizdir” veya “Türk vatandaşı olan herkes Türkiye’de dava açabilir” sonuçlarına doğrudan ulaşılamaz. Önce uygulanabilir diğer milletlerarası sözleşmeler ve ikili düzenlemeler araştırılır. 1996 Sözleşmesi’nin 1961 tarihli Lahey düzenlemesiyle ilişkisi de ilgili devletler ve konu yönünden incelenmelidir. Ardından, kapsamı elverdiği ölçüde MÖHUK hükümlerine başvurulur. [1, 3]

Ayrıca başka devletin taraf olmaması, 1996 Sözleşmesi’nin bütün hükümlerini etkisiz kılmaz. Örneğin Türkiye’de bulunan çocuk için acil koruma yetkisi ve sözleşmenin uygulanacak hukuka ilişkin hükümleri farklı kapsam kurallarına sahiptir. Öğretide de, sözleşmeye dayalı yetkiyle alınan tedbir ile yalnız iç hukuk yetkisine dayanan tedbirin diğer devletlerde doğuracağı etkinin aynı olmadığı açıklanmaktadır. [1, 14]

MÖHUK m.40 ve m.41 nasıl uygulanır?

MÖHUK m.40, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini kural olarak iç hukukun yer itibarıyla yetki kurallarına bağlar. Türklerin kişi hâllerine ilişkin m.41 ise yabancı ülkede açılmamış veya açılamayan davalar için kademeli bir düzenleme getirir: Önce Türkiye’de yer itibarıyla yetkili mahkeme; yoksa ilgilinin sakin olduğu yer; Türkiye’de sakin değilse Türkiye’deki son yerleşim yeri değerlendirilir. Bunlar da bulunmuyorsa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri söz konusu olur. [3]

Ankara, İstanbul ve İzmir ilk ve sınırsız seçim seçenekleri değildir. Madde 41’in kişi ve konu bakımından şartları, yabancı derdest dava ve sözleşme önceliği araştırılmalıdır. Türkiye’de aile mahkemesinin görevi belirlendikten sonra, aile mahkemesi bulunmayan yerde görevlendirilmiş asliye hukuk mahkemesinin aile mahkemesi sıfatıyla bakması gündeme gelir. Bağımsız velayet işi, boşanmanın içindeki velayet düzenlemesi ve tanıma talebi için aynı yerel yetki gerekçesi kopyalanmamalıdır. [3, 6, 7]

Yargıtayın 5 Aralık 2022 tarihli kararı neyi gösteriyor?

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 05.12.2022, E.2022/13987, K.2022/17422 sayılı kararında, Pertek Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ankara 19. Aile Mahkemesi arasındaki yetki uyuşmazlığını incelemiştir. Anne, baba ve çocukların sistemde yurt dışı adreslerinin bulunduğu olayda TMK m.21 ve MÖHUK m.41 değerlendirilmiş; kesin ve özel yetki bulunmadığı ve ilk açılan mahkemeye süresinde yetki itirazı yapılmadığı belirtilerek Pertek Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla yargı yeri olarak belirlenmiştir. [10]

Bu karar, yurt dışı bağlantılı velayet uyuşmazlıklarında yerel yetki ve itirazın önemini gösterir. Ancak yayımlanan gerekçede 1996 Sözleşmesi’nin uygulanma koşulları incelenmemektedir. Bu nedenle karardan, sözleşme kapsamındaki her olayda tarafların sessizliğinin Türk mahkemelerine yetki kazandırdığı sonucu çıkarılamaz.

Türk mahkemesi hangi ülkenin hukukunu uygular?

1996 Sözleşmesi m.15 uyarınca, sözleşmedeki yetkisini kullanan makam kural olarak kendi hukukunu uygular; çocuğun korunması gerektiriyorsa, esaslı bağlantı bulunan başka devletin hukukunu istisnaen uygulayabilir veya dikkate alabilir. Kanun gereği doğan ebeveyn sorumluluğu ise m.16’daki ayrı bağlama kurallarıyla değerlendirilir. Bu nedenle mevcut sorumluluğun kime ait olduğu ile mahkemenin yeni tedbiri hangi hukuka göre alacağı aynı soruya indirgenmemelidir. [1]

Sözleşmenin uygulanacak hukuka ilişkin bölümünde gösterilen hukukun taraf olmayan bir devlete ait olması, o hukukun uygulanmasını engellemez. Bu evrensel uygulama kuralı m.20’de düzenlenir. Sözleşmenin yerini almadığı alanda MÖHUK m.14/3 gibi hükümler ayrıca önem kazanabilir: Boşanmadaki velayet meselesinin bağlandığı hukuk, m.14/1’deki müşterek millî hukuk, müşterek mutat mesken hukuku ve son olarak Türk hukuku sırasıyla belirlenir. Bu sıra, 1996 Sözleşmesi göz ardı edilerek bütün sınır aşan velayet dosyalarına uygulanamaz. [1, 3]

Yabancı velayet kararının tanınması ile değiştirilmesi aynı şey midir?

Hayır. Tanıma, yabancı kararın hukuki etkilerinin kabul edilmesine; tenfiz veya sözleşmedeki icra edilebilirlik işlemleri, gerekli olduğunda kararın zorla uygulanabilmesine ilişkindir. Velayetin değiştirilmesi ise yeni koşullar nedeniyle çocuğun bakım ve karar düzeninin yeniden değerlendirilmesidir. [1, 3]

1996 Sözleşmesi’nin tanıma rejimi uygulanıyorsa m.23 gereğince tedbirler kural olarak kanun gereği tanınır; tanımama sebepleri saklıdır. İlgili kişi m.24 kapsamında tanıma veya tanımama konusunda karar verilmesini isteyebilir. Zorla uygulama gerektiğinde m.26’daki icra edilebilirlik veya kayıt yolu ayrıca değerlendirilir. Her yabancı velayet kararına mutlaka aynı MÖHUK tanıma-tenfiz davası uygulanacağı söylenemez. Sözleşmenin zaman bakımından uygulanması da m.53 uyarınca kontrol edilmelidir. [1]

Sözleşme dışındaki MÖHUK rejiminde ise m.50 ve devamındaki koşullar önem kazanır. Kesinleşme ve diğer şartlar bu rejime göre incelenir; tanımada karşılıklılık aranmazken tenfizde m.54/1-a ayrıca gündeme gelir. Bir kararın apostilli olması, bu hukuki değerlendirmelerin yapılmış olduğu anlamına gelmez. [3]

Tanıma veya icra talebinde kararın esasının yeniden incelenememesi, gelecekte yetkili makam önünde hiçbir değişiklik istenemeyeceği anlamına da gelmez. Değişiklik talebinde önce o tarihte hangi devletin yetkili olduğu, sonra yeni olguların çocuğun yararı bakımından ne ifade ettiği incelenir. Türk hukukunun uygulandığı hâllerde TMK m.183 bu yeni olgular bakımından önem taşır; ancak tek başına milletlerarası yetki yaratmaz. [1, 5]

Tanıma ve tenfiz şartları ayrıntılı olarak yabancı velayet kararının tanınması ve tenfizi yazımızda anlatılmıştır.

Türkiye’de ve yurt dışında aynı anda dava açılırsa ne olur?

İlk başvuran ebeveynin her durumda üstünlük sağlayacağı düşüncesi yanlıştır. 1996 Sözleşmesi m.13, m.5–10 uyarınca yetkili başka bir taraf devlet makamında karşılık gelen tedbirin önceden istenmiş ve hâlen incelemede olması durumunu düzenler. Önceki makam yetkisini kullanmaktan vazgeçmedikçe diğer yetkili makamın yetki kullanmaktan kaçınması gerekebilir. Her yabancı dosya, konusu ve yetki dayanağı incelenmeden otomatik engel sayılmaz. [1]

Dilekçeye yabancı dosyanın mahkemesi, açılış tarihi, talepleri, geçici kararları ve güncel aşaması eklenmelidir. Gizlenen bir dosyanın sonradan ortaya çıkması, çelişkili kararlar ve uygulama güçlüğü doğurabilir. İade davası varsa, velayetin esası hakkında karar verilmesini sınırlayan 1980 Sözleşmesi m.16 da ayrıca dikkate alınmalıdır. [8]

Türk mahkemesi dosyayı doğrudan yabancı mahkemeye gönderir mi?

Milletlerarası yetkisizlik nedeniyle ret ile Türkiye içindeki iki mahkeme arasında dosya gönderilmesi farklı işlemlerdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.09.2023 tarihli, E.2022/11-772, K.2023/865 sayılı kararı, Türk mahkemelerinin yetkisizliği itirazında yabancı yetkili mahkemenin gösterilmesinin zorunlu olmadığına ve mahkemenin başka bir ülke mahkemesine gönderme kararı veremeyeceğine ilişkin açıklamalar içerir. Kurul, somut olayda direnme kararını bozmuştur. [11]

Bu karar velayet değil, uluslararası sigorta uyuşmazlığına ilişkindir; burada yalnız genel usul ayrımı için kullanılmaktadır. 1996 Sözleşmesi m.8–9’daki makamlar arası özel yetki devri, bu olağan ret ve gönderme meselesinden ayrıca değerlendirilir. Yanlış ülkede dava açıldıktan sonra dosyanın kendiliğinden doğru yabancı mahkemeye taşınacağı varsayımıyla süreler geçirilmemelidir.

Acil koruma, çocuğun dinlenmesi ve deliller nasıl ele alınır?

Çocuk tehlikedeyse hangi makama başvurulur?

Çocuk Türkiye’de bulunuyorsa, 1996 Sözleşmesi m.11 gereğince gerekli acil koruma tedbirleri gündeme gelebilir. Esas hakkında yetkili makamın uygun tedbirleri almasıyla acil tedbirin devamı yeniden değerlendirilir. Madde 12’deki ülkesel etkili geçici tedbirler de koşulları ve sınırlarıyla ayrıdır. Acil koruma sağlanması, kalıcı velayet yetkisinin otomatik olarak Türkiye’ye geçtiğini göstermez. [1]

Çocuk yurt dışında tehlikedeyse, bulunduğu yerdeki acil koruma makamlarına erişim öncelikle değerlendirilmelidir. Türkiye’deki bir dosyanın sonucu beklenirken çocuğun güvenliği ertelenmemelidir. Merkezî makam iş birliği, bilgi ve belge temini için kullanılabilir; ancak iş birliği kanalı, yabancı ülkedeki mahkemenin veya acil hizmetin yerine geçmez. [1, 9]

Çocuğun görüşü neden önemlidir?

Yetki sorunu çözüldükten sonra velayetin esası; günlük bakım, eğitim, sağlık, güvenlik, ebeveynlerle bağ ve sürdürülebilir yaşam düzeni üzerinden değerlendirilir. Çocuğun görüşü, yaşı ve olgunluğuna uygun yöntemle alınmalı; çocuk ebeveynler arasında karar vermeye zorlanmamalıdır. Yalnız yüksek gelir veya yabancı ülkede daha iyi okul bulunduğu iddiası, bütün değerlendirmeyi sonuçlandırmaz. [5, 7]

AYM, Pervin Hazan Yağcı, B. No:2022/60016, 30.04.2024 kararında; çocuğun babasıyla Kıbrıs’a gitmesinden sonra açılan velayet değişikliği ve kişisel ilişki uyuşmazlığını incelemiştir. Uzman raporları, çocuğun beyanı, tarafların katılımı ve gerekçe değerlendirilmiş; başvuru açıkça dayanaktan yoksun olduğu için kabul edilemez bulunmuştur. Çocuğun yargılama sırasında Türkiye’ye döndüğü olgusu da dosyada yer almaktadır. [12]

Bu karar, çocuğun koşullarının somut incelenmesini ve gerekçeyi açıklamak için önemlidir. Yurt dışında yaşayan her çocuk hakkında Türk mahkemelerinin yetkili olduğu veya her taşınmanın hukuka uygun sayıldığı yönünde bir karar değildir.

Başvuru öncesinde hangi belgeler hazırlanmalıdır?

Başvuru öncesi belge ve delil kontrolü
İncelenecek meseleYararlı belge ve kayıtlarTek başına çıkarılamayacak sonuç
Gerçek yaşam merkeziOkul devamı, sağlık takibi, bakım ve konut kayıtlarıBir okul kaydı mutat meskeni kesinleştirmez.
Seyahatin ve kalışın kapsamıMuvafakat, bilet, dönüş tarihi, tam yazışma akışıTatil izni kalıcı taşınma izni sayılmaz.
Ebeveyn sorumluluğuTam karar, anlaşma ve ilgili yabancı hukukKararın yalnız “velayet” başlığı bütün yetkileri göstermez.
Devam eden yargılamaDilekçeler, tebligatlar, ara kararlar ve aşama bilgisiDosya numarası, başka davanın kapsamını açıklamaz.
Acil riskSağlık ve sosyal inceleme raporları, olay kayıtlarıSoyut endişe bütün koruma taleplerini haklı kılmaz.
Çocuğun gelecekteki düzeniBakım, eğitim, konut ve sınır aşan görüşme planıEbeveynin gelir üstünlüğü otomatik velayet hakkı vermez.

Belgeler tarih sırasına konulmalı; çocuğun nerede, kiminle ve hangi rızaya dayanarak yaşadığı anlaşılır olmalıdır. Yabancı resmî belgelerin tercümesi ve tasdiki, belgenin türüne ve uygulanacak sözleşmeye göre belirlenir. HMK m.224’teki genel kuralın yanında 1996 Sözleşmesi m.43 kapsamında gönderilen veya teslim edilen belgelerin tasdik muafiyeti gözden kaçırılmamalıdır. Bütün belgelere koşulsuz apostil zorunluluğu eklemek de bütün belgeleri muaf saymak da yanlıştır. [1, 6]

Yabancı hukuk uygulanacaksa içeriğinin araştırılması mahkemenin görevidir; tarafların ilgili mevzuat, karar ve çevirilerle yardımcı olması mümkündür. MÖHUK m.2 uyarınca gerekli araştırmaya rağmen içeriğin belirlenememesi ile yabancı hukukun hiç araştırılmaması aynı durum değildir. Çocuğun adresi ve sağlık kayıtları yalnız gerekli mercilerle, güvenli yoldan paylaşılmalıdır. Sözleşmenin m.37 ve m.41–42 hükümleri bilgi aktarımında güvenlik, amaçla sınırlılık ve gizlilik bakımından önem taşır. [1, 3]

Dava süreci, masraflar ve kanun yolları nasıl planlanır?

Başvurudan önce talep açıklaştırılmalıdır: İlk velayet düzenlemesi mi, mevcut kararın değiştirilmesi mi, kişisel ilişki mi, acil tedbir mi, tanıma ve icra mı, yoksa iade mi isteniyor? Taraf sıfatı, ebeveyn sorumluluğu ve temsil buna göre belirlenir. Çocukla yasal temsilci arasında menfaat çatışması varsa temsil kayyımı ihtiyacı ayrıca incelenir. Yurt dışından avukata vekâlet verilmesi işlemleri kolaylaştırabilir; vekâletname mahkemeye milletlerarası yetki kazandırmaz. [3, 5, 6]

Harç, tebligat, tercüme, belge tasdiki, uzman incelemesi ve yabancı ülkedeki işlemler toplam maliyeti etkiler. Sabit bir dava bedeli veya sonuçlanma ayı vermek doğru değildir. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşı bakımından HMK m.84–85; yabancı kişi bakımından MÖHUK m.48 çerçevesindeki teminat hükümleri ve muafiyetler değerlendirilir. HMK m.85’te yalnız küçüğün menfaatini korumaya yönelik davalar için düzenlenen muafiyet, bu konuda özellikle gözden geçirilmelidir. Adli yardım koşulları da ayrıca araştırılır. [3, 6]

Başvuru sürelerinde hangi ayrımlar önemlidir?

Kanun yolu ve dosya gönderme süreleri
İşlemGenel süre veya başlangıçDikkat edilecek ayrım
HMK m.345 kapsamındaki istinafKararın usulen tebliğinden itibaren iki haftaÖzel hüküm ve kararın kanun yoluna açıklığı kontrol edilir.
Çekişmesiz yargı kararına istinafHMK m.387 uyarınca öğrenmeden itibaren iki haftaHukuki yararı bulunan ilgililer ve özel hükümler dikkate alınır.
Türkiye içindeki görevsizlik veya yetkisizlik sonrası gönderme talebiHMK m.20’deki başlangıçtan itibaren iki haftaBaşlangıç; kararın kesinliği, tebliği ve kanun yolu sonucuna göre değişir.

HMK m.20’de, verildiği anda kesin karar için tebliğ; kanun yoluna gidilmeyerek kesinleşen karar için kesinleşme; başvurunun reddinde ret kararının tebliği esas alınır. Bu işlem yabancı mahkemeye otomatik dosya gönderme yolu değildir. Ayrıca bağımsız çekişmesiz yargı işi ile boşanma hükmü içindeki velayet düzenlemesi kanun yolu bakımından aynı kabul edilmemelidir. HMK m.362’deki sınırlamalar nedeniyle her karar Yargıtay incelemesine açık değildir. [6]

Kararın uygulanacağı ülke de dava açılmadan düşünülmelidir. Türkiye’de karar alınması, yurt dışındaki çocuğun doğrudan teslimini sağlamaz. İlgili sözleşme veya yabancı ülke hukuku uyarınca tanıma, icra ya da ayrı bir başvuru gerekebilir. Türkiye’de çocuk teslimi ve kişisel ilişkiye ilişkin kararların uygulanmasında 5395 sayılı Kanun m.41/A ve devamındaki adli destek ve mağdur hizmetleri sistemi dikkate alınır. Yabancı ülkedeki uygulama ise o ülkenin makamları üzerinden yürür. [1, 15]

Velayetin genel kapsamına ilişkin Velayet Hakkı Nedir? yazısı ve velayet uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki hizmet açıklaması, konunun iç hukuk çerçevesini tamamlar. Bu rehber genel bilgilendirme amacı taşır; somut başvuru, ilgili devletler, tarihler ve mevcut kararlar üzerinden değerlendirilmelidir.

Sonuç

Çocuğun yurt dışında yaşaması Türkiye’de velayet davasını her durumda engellemez; Türk vatandaşlığı da tek başına dava açılabilecek yetkili makamı belirlemez. Sağlıklı bir başvuru, önce uygulanacak sözleşmeyi ve çocuğun mutat meskenini, ardından özel yetki koşullarını ortaya koymalıdır. Türkiye’de boşanma, yabancı kararın tanınması, velayetin değiştirilmesi ve iade talepleri kendi şartlarıyla incelenmelidir.

Uygulamada belirleyici hazırlık; çocuğun yaşam kronolojisini çıkarmak, bütün kararları toplamak, seyahat rızasının kapsamını açıklamak ve alınacak kararın nerede uygulanacağını belirlemektir. Böylece uygun olmayan mahkemede yürütülecek bir süreç nedeniyle zaman kaybı azaltılabilir; çocuğun güvenliği, istikrarı ve ebeveynleriyle ilişkisinin korunmasına yönelik talepler doğru makam önüne taşınabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Çocuğum Türk vatandaşı ama yurt dışında yaşıyor; Türkiye’de dava açabilir miyim?

Bazı koşullarda mümkündür. Ancak vatandaşlık tek başına yeterli değildir. Önce uygulanacak sözleşme, çocuğun mutat meskeni ve Türk makamlarının yetki dayanağı belirlenmelidir. İlgili açıklama

Türkiye’de boşanırsam çocuğun velayeti de burada karara bağlanır mı?

Her durumda değil. Çocuğun mutat meskeni başka bir taraf devletteyse, 1996 Sözleşmesi m.10’daki ebeveynin mutat meskeni, velayet sorumluluğu, yetkinin kabulü ve çocuğun yararı gibi koşullar ayrıca incelenir. İlgili açıklama

Çocuğun Türkiye’de nüfus kaydı bulunması yeterli midir?

Hayır. Nüfus kaydı mutat meskenle aynı değildir. Çocuğun fiilî bakım, okul, konut ve sosyal yaşamının nerede sürdüğü birlikte değerlendirilir. İlgili açıklama

Çocuk kaçırıldıktan sonra bir yıl geçerse Türk mahkemeleri yetkisiz mi olur?

Otomatik olarak olmaz. 1996 Sözleşmesi m.7’de yeni mutat mesken, hak sahibinin bilgisi, iade başvurusunun durumu ve yeni çevreye yerleşme gibi koşullar birlikte düzenlenmiştir. İade başvurusundaki bir yıllık değerlendirme de bundan ayrıdır. İlgili açıklama

Yabancı velayet kararını tanıtmak, velayeti bana geçirir mi?

Hayır. Tanıma, mevcut kararın hukuki etkileriyle ilgilidir. Velayetin size verilmesini isteyen bir değişiklik talebi, yetkili makam önünde yeni koşullar ve çocuğun yararı bakımından ayrıca incelenir. İlgili açıklama

Anne ve baba anlaşırsa Türkiye’deki mahkeme her zaman yetkili olur mu?

Hayır. Ebeveynlerin anlaşması tek başına bütün yetki koşullarının yerine geçmez. Boşanma mahkemesinin yetkisi ve sözleşmedeki özel yetki devri farklı şartlara bağlıdır. İlgili açıklama

Başka ülkede dava sürerken Türkiye’de de başvuru yapılabilir mi?

Talebin niteliğine ve uygulanacak kurala göre değişir. Önceki dosyanın yetkisi, konusu ve aşaması incelenir. 1996 Sözleşmesi m.13 veya iade sürecine ilişkin özel hükümler ikinci makamın işlem yapmasını etkileyebilir. İlgili açıklama

Çocuğum Türkiye’de tatildeyken acil koruma isteyebilir miyim?

Somut acil tehlike varsa, esas velayet yetkisinden ayrı koruma yolları değerlendirilebilir. 1996 Sözleşmesi m.11 kapsamında alınan acil tedbir, Türkiye’ye otomatik sürekli velayet yetkisi vermez. İlgili açıklama

Yurt dışında yaşarken avukat aracılığıyla süreci takip edebilir miyim?

Uygun vekâletnameyle temsil mümkündür. Vekâletnamenin biçimi ve gereken özel yetkiler kontrol edilir. Mahkemenin kişisel katılım veya çocuğun dinlenmesi ihtiyacını ayrıca değerlendirmesi mümkündür. İlgili açıklama

Türkiye’de aldığım karar çocuğun yurt dışından hemen teslimini sağlar mı?

Tek başına sağlamaz. Kararın çocuğun bulunduğu ülkede tanınması ve uygulanması, ayrıca koşulları varsa iade süreci gerekebilir. Bu nedenle karar sonrası uygulama yolu baştan planlanmalıdır. İlgili açıklama

Kaynakça

  1. HCCH, 19 Ekim 1996 tarihli Velayet Sorumluluğu ve Çocukların Korunması Hakkında Tedbirler Yönünden Yetki, Uygulanacak Hukuk, Tanıma, Tenfiz ve İşbirliğine Dair Sözleşme, özellikle m.2–16, 20, 23–28, 34–37, 41–43, 50–53. Resmî tam metin.
  2. HCCH, 1996 Çocuk Koruma Sözleşmesi taraflık ve yürürlük tablosu, Türkiye kaydı. Resmî durum tablosu.
  3. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, özellikle m.1–2, 14, 40–41, 48, 50–59. Resmî konsolide metin.
  4. HCCH, Practical Handbook on the Operation of the 1996 Hague Child Protection Convention, 2014, özellikle §§3.10–3.13, 4.4–4.11. Resmî el kitabı.
  5. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu, özellikle m.21, 168, 182–183, 323–326, 339, 342, 426. Resmî konsolide metin.
  6. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m.19–20, 74, 84–85, 224, 334 ve devamı, 345, 362, 382–387. Resmî konsolide metin.
  7. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, m.2, 4–5. Resmî konsolide metin.
  8. HCCH, 25 Ekim 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Sözleşme, özellikle m.3–5, 12–13, 16, 19, 21. Resmî tam metin.
  9. Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, Çocuk Kaçırma ve Velayet. Merkezî makam açıklaması.
  10. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 05.12.2022, E.2022/13987, K.2022/17422. Adalet Bakanlığı karar kaydı ve tam metni.
  11. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 27.09.2023, E.2022/11-772, K.2023/865, özellikle gerekçe §§23–30. Karamercan Hukuk’ta yayımlanan tam metin — ikincil yayın.
  12. Anayasa Mahkemesi, Pervin Hazan Yağcı, B. No:2022/60016, 30.04.2024, özellikle §§9, 25–31 ve hüküm. Resmî karar kaydı; Hukuki Haber’de yayımlanan tam metin — ikincil yayın.
  13. Ayşe Elif Ulusu Karataş, “Velayet Sorumluluğu ve Çocukların Korunması Hakkında Tedbirler Yönünden Yetki, Uygulanacak Hukuk, Tanıma, Tenfiz ve İşbirliğine Dair 1996 Tarihli Lahey Sözleşmesi ve Türk Milletlerarası Özel Hukukuna Etkisi”, MHB, 37(2), 2017, s.911–1003; özellikle s.931–933, 939–940. Dergi tam metni.
  14. Dilara Kaynar, “Türk Mahkemelerinin Aile Hukukundan Doğan Uyuşmazlıklarda Milletlerarası Yetkisi”, Karatekin Hukuk Dergisi, sayı 9, 2026, s.1–39; özellikle s.25–27. DOI:10.70011/kahd1953708. Dergi tam metni.
  15. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, m.41/A ve devamı. Resmî konsolide metin.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları