Tutuklu veya hükümlünün hastaneye güvenlik görevlileri eşliğinde götürülmesi, sağlık hizmetinin niteliğini değiştirmez: kişi muayene, teşhis ve tedavi sırasında hasta haklarına sahiptir. Sevk sırasında alınan güvenlik tedbirinin muayene odasında otomatik olarak aynen sürdürülmesi, ayrı bir hukuki inceleme gerektirir. Kelepçe, muayene mahremiyeti ve tedaviye erişim sorunları aynı dosyada bağlantılı olsa da her biri somut olgularla açıklanmalıdır.
Hastanede kelepçe kullanımı her durumda hukuka uygun mudur?
5275 sayılı Kanun’un 50. maddesi, kelepçe ve bedensel hareketleri kısıtlayıcı araçları belirli koşullara bağlar; bunların ceza olarak kullanılmasına izin veren sınırsız bir yetki tanımaz. Tıbbi nedenlerle kullanım ile kaçma veya zarar verme riskine ilişkin güvenlik tedbirleri aynı hukuki değerlendirme değildir. [1]
Nakil güvenliği ile tıbbi işlemin koşulları ayrılmalıdır
Cezaevinden hastaneye yolculukta mevcut olan güvenlik ihtiyacı, hastanedeki her aşamada aynı şekilde devam etmeyebilir. Bekleme alanı, muayene odası, yapılan tetkik ve görevli sayısı farklıdır. Bu nedenle başvuruda “hastaneye kelepçeyle götürüldü” bilgisiyle yetinilmemeli; asıl şikâyetin yolculuk, bekleme, muayene veya tedavinin hangi bölümüne ilişkin olduğu belirtilmelidir.
Kelepçenin ne kadar süre kullanıldığı, çıkarılmasının istenip istenmediği, verilen cevap, sağlık personelinin görüşü ve muayenenin tamamlanıp tamamlanmadığı önem taşır. Her uygulamanın otomatik ihlal olduğu veya hiçbir zaman ihlal oluşturmayacağı yönündeki genellemeler hukuki değerlendirmeyi zayıflatır.
Hekimin değerlendirmesi neden önemlidir?
Hekim, yapılacak muayene veya tedavinin tıbbi gerekliliklerini değerlendirir. Güvenlik görevlisinin ise kendi görev alanındaki riskleri açıklaması gerekir. Kelepçenin muayeneye, hareket gerektiren tetkike veya cihaz kullanımına etkisi tıbbi değerlendirme gerektirir. Bu etki yalnızca idari tutanakla varsayılmamalıdır.
İnfaz Yönetmeliği’nin ilgili düzenlemeleri ve hasta hakları güvenceleri birlikte ele alınmalıdır. [2] Somut talep, güvenlik görevlisinin bütün tedbirleri bırakması değil; gerekli güvenliğin hastanın onurunu ve tıbbi hizmeti koruyacak uygun yöntemle sağlanmasıdır. Daha hafif bir tedbirin mümkün olup olmadığı da değerlendirmeye dâhildir.
Muayene mahremiyeti nasıl korunur?
Muayene odasında görevli bulunması
Sağlık bilgilerinin ve beden mahremiyetinin korunması, ceza infaz kurumundan sevk edilen kişiler için de önemlidir. Muayene sırasında kimlerin odada bulunduğu, neden bulunduğu ve görüşmenin ne ölçüde duyulabildiği ayrı ayrı incelenir. Güvenlik gerekçesinin varlığı ileri sürülüyorsa bu gerekçenin somutluğu ve daha az müdahaleci düzenleme ihtimali değerlendirilmelidir.
Hastanın hekime anlatacağı her bilginin doğrudan güvenlik görevlilerine açıklanmasını gerektiren genel bir kural varmış gibi davranılmamalıdır. Aynı şekilde sağlık çalışanının güvenliğinin önemsiz olduğu da söylenemez. Hukuki inceleme, somut ortamda sağlık hizmeti ve güvenliğin nasıl birlikte sağlanabileceğine yönelmelidir.
Sağlık bilgileri aileye nasıl aktarılır?
Hasta dosyası, tanı ve tedavi bilgileri kişisel veridir. Ailenin yakını için endişelenmesi anlaşılır olsa da bu durum bütün sağlık kayıtlarının sınırsız paylaşılmasına otomatik yetki vermez. Hastanın rızası, temsil durumu ve ilgili hukuki gereklilikler değerlendirilmelidir. Avukat aracılığıyla belge incelemesinde de yetki ve gizlilik sınırları korunur.
Aile, tıbbi ayrıntıları kamuya açıklamadan sağlık hizmetine erişim sorununu bildirebilir. Örneğin planlanan tetkikin yapılmadığı, yeni randevu verilmediği veya muayene talebinin cevapsız kaldığı hususları başvuru konusu olabilir. Belge paylaşımında gerekli bilgiyle sınırlı kalınmalıdır.
Tedaviyi reddetme tutanağı tek başına yeterli midir?
Kişinin tedaviyi tümüyle reddetmesi ile belirli bir güvenlik uygulamasına itiraz etmesi farklı olgulardır. “Muayene olmak istemedi” şeklindeki kısa kayıt, uyuşmazlığın bütününü açıklamayabilir. Kişinin hangi koşula itiraz ettiği, kendisine hangi alternatiflerin sunulduğu ve sağlık personelinin ne değerlendirme yaptığı ortaya konulmalıdır.
Sağlığı riske atmadan hukuki itiraz
Hukuki başvuru, hastayı tedaviyi kesmeye yönlendirmemelidir. Öncelik gerekli sağlık hizmetinin sürdürülmesidir. İtiraz edilen uygulamanın tutanağa geçirilmesi, sağlık personelinden tıbbi gerekliliğin açıklanmasının istenmesi ve sonrasında uygun başvuru yollarının kullanılması değerlendirilebilir. Acil sağlık ihtiyacında normal dilekçe cevabının beklenmesi uygun değildir.
Bir tutanakta yanlış veya eksik anlatım varsa buna hangi husus bakımından itiraz edildiği açıkça yazılmalıdır. Belgeyi hiç görmeden imza veya beyan hakkında kesin sonuç çıkarılmamalıdır. Tutanakla hasta dosyası arasında farklılık varsa bu çelişki ayrıca araştırılmalıdır.
Deniz Şah (5) kararı: çoğunluk görüşü ve karşıoy ayrımı
AYM’nin Deniz Şah (5), B. No: 2020/13465, 21 Kasım 2023 kararında, kalp rahatsızlığı nedeniyle hastaneye sevk edilen başvurucunun holter işlemi sırasında kelepçeye itirazı incelenmiştir. Çoğunluk, kötü muamele yasağının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Güvenlik değerlendirmesi ve uygulamanın tetkike, tedaviye veya ruhsal duruma etkisini gösteren bilginin bulunmaması gerekçede önem taşımıştır. [3]
Karşıoylar sonuç kararı gibi aktarılmamalıdır
İki üye, hekimin görüşünün alınması ve soruşturmanın yeterliliği üzerinde durarak çoğunluğa katılmamıştır. Bu görüşler hukuki tartışma bakımından değerlidir; ancak dosyanın sonucunu ihlal kararı hâline getirmez. Çoğunluk, maddi boyutta ihlal bulmamış; bu sonuç nedeniyle usul boyutunu ayrıca değerlendirmeye gerek görmemiştir.
Karardan çıkarılabilecek pratik sonuç, her iki yöndeki değerlendirmeyi okuyarak somut güvenlik riskini ve tıbbi etkiyi belgelendirmektir. Ne bu karar bütün kelepçeli muayeneleri onaylar ne de karşıoylar tek başına her olayda ihlal sonucunu garanti eder.
Başvuru için hangi belgeler gerekir?
| Belge | Hukuki değerlendirmedeki işlevi |
|---|---|
| Sevk ve görev tutanağı | Yer, zaman ve güvenlik gerekçesinin belirlenmesi |
| Hasta dosyası ve tetkik istemi | Yapılması gereken tıbbi işlemin gösterilmesi |
| Hekim veya sağlık personeli kaydı | Kısıtlamanın tıbbi işleme etkisinin açıklanması |
| Muayene veya tedavi ret tutanağı | Ret beyanının gerçek kapsamının incelenmesi |
| Sonraki randevu ve sağlık kayıtları | Gecikmenin ve sonuçlarının değerlendirilmesi |
“Tıbbi etki” nasıl somutlaştırılır?
Yapılamayan tetkikin adı, planlandığı tarih, sonradan yapılıp yapılmadığı ve gecikme nedeniyle ortaya çıkan durum gösterilmelidir. Kişi veya avukat tıbbi nedensellik konusunda uzman yerine geçmemelidir. Gerekirse uzman görüşü veya ilgili sağlık kuruluşundan açıklama istenmelidir. Sadece kelepçe fotoğrafının bulunması, tedavi üzerindeki bütün etkileri ortaya koymaz.
Başvurulabilecek merciler nasıl ayrılır?
Devam eden sağlık hizmeti sorunu kurum sağlık birimi ve ilgili hastane önünde takip edilebilir. Kurum işlemi bakımından infaz hâkimliğinin görevi, olayın niteliğine göre değerlendirilir. Görevlinin suç oluşturduğu ileri sürülen davranışı savcılık incelemesine konu edilebilir. Hastane hasta hakları birimine başvuru ise tıbbi hizmet ve mahremiyet yönünden yararlı olabilir; diğer kanuni süreleri kendiliğinden durdurmaz.
Sık sorulan sorular
Kelepçeli muayene mutlaka hak ihlali midir?
Her dosyada uygulamanın gerekçesi, süresi, yöntemi, tıbbi etkisi ve kişinin durumu birlikte değerlendirilir. Otomatik sonuç çıkarılamaz.
Hekim görüşü bulunmaması neden önemlidir?
Kısıtlamanın teşhis veya tedaviye etkisinin tıbbi olarak değerlendirilip değerlendirilmediğini gösterir. Dosyadaki diğer kayıtlarla birlikte incelenmelidir.
Aile yalnızca telefonla başvurabilir mi?
Acil bilgi telefonla iletilebilir; ancak tarihli yazılı kayıt, başvurunun takibini kolaylaştırır. Hangi yetkiliye ne bildirildiği saklanmalıdır.
Başvuru yolları ve süreler nasıl korunur?
Kurum işlemi için infaz hâkimliğine şikâyet
4675 sayılı Kanun kapsamındaki karar, işlem veya faaliyetin hukuka aykırılığı ileri sürülüyorsa görevli infaz hâkimliğine şikâyet yolu değerlendirilir. Genel süre öğrenmeden itibaren on beş gün, her hâlde işlem tarihinden itibaren otuz gündür. İnfaz hâkimliği kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz öngörülür. Yetki, başvurabilecek kişi ve süre başlangıcı somut işleme göre kontrol edilmelidir. [4]
Şikâyet işlemi kendiliğinden durdurmaz. Kanundaki koşullar varsa erteleme veya durdurma talebi ayrıca gerekçelendirilir. Süregelen durumlar, yenilenen kararlar ve tek seferlik olaylar aynı süre hesabıyla ele alınmamalıdır. Önceki başvurunun cevaplandırılmasını beklerken diğer başvuru sürelerinin durduğu varsayılmamalıdır.
Suç iddiası için savcılık başvurusu
Görevlilerin suç oluşturduğu ileri sürülen davranışı yönünden Cumhuriyet başsavcılığına başvuru değerlendirilebilir. Bu yol, kurum işleminin kaldırılması talebiyle aynı değildir. Olay, delil, araştırma talebi ve başvurucunun hukuki konumu açıkça belirtilmelidir. CMK m.173 kapsamında kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı suçtan zarar görenin tebliğden itibaren iki haftalık itiraz süresi ayrıca gözetilir. [5]
AYM başvurusu olağan yolların yerine geçen ilk başvuru değildir. Şikâyetin niteliğine göre etkili yolların tüketilmesi ve kabul edilebilirlik koşulları incelenir. Her olayın doğrudan Anayasa Mahkemesine taşınabileceği veya her başvuruda aynı yolun tüketilmesinin yeterli olduğu söylenemez. Olağanüstü başvuruların süreleri kendiliğinden yenilediği de varsayılmamalıdır.
İlgili yazılar: Cezaevinde Üst, Oda ve Detaylı Arama: Hukuki Sınırlar ve Şikâyet Yolları; Cezaevi Sevk ve Nakil Araçlarında Kötü Muamele: Koşullar, Deliller ve Başvuru; Cezaevinde Tek Kişilik Odada Tutulma: Tecrit, Hücre Cezası ve Başvuru Yolları; Cezaevinde Sağlık ve Tedavi Hakkı: Hastaneye Sevk, İlaç Temini ve Hukuki Başvuru Yolları.