Cezaevinde arama, kurum güvenliğini sağlamak için başvurulabilen bir işlemdir; ancak arama yetkisinin bulunması, her arama yönteminin her durumda hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Üst ve oda araması ile kişinin mahremiyetine daha ağır müdahale eden detaylı arama ayrı koşullarla değerlendirilir. Etkili bir başvuru, işlemin adından önce nedenini, nasıl uygulandığını ve hangi güvencelerin işletildiğini ortaya koymalıdır.
Cezaevinde hangi aramalar yapılabilir?
5275 sayılı Kanun’un 36. maddesi, kurumlarda oda ve eklentilerinde, hükümlülerin üst ve eşyasında habersiz arama yapılabilmesini düzenler. Bu hüküm, güvenlik için arama yapılabilmesinin temel dayanaklarından biridir. Tutuklular yönünden uygulanacak hükümler de ilgili statü ve mevzuat çerçevesinde değerlendirilir. [1]
Üst ve eşya araması
Üst araması, kişinin üzerinde taşınan yasak madde veya eşyanın tespitine yöneliktir. Eşya aramasında giysiler, kişisel eşyalar ve kurumda bulundurulabilen nesneler kontrol edilebilir. Aramanın hukuka uygunluğu; yetki, amaç, usul ve uygulamanın somut biçimiyle değerlendirilir. Arama yetkisi, kişisel eşyanın sebepsiz yere tahrip edilmesini veya kişiye aşağılayıcı davranılmasını meşru kılmaz.
Arama sonucunda bir eşya alındıysa neyin, kimden, hangi gerekçeyle ve hangi işlem kapsamında alındığı önemlidir. Kurumda bulundurulması yasak eşyanın muhafazası, eşyanın suç delili olarak adli makama gönderilmesi ve kişinin malına zarar verilmesi farklı hukuki meselelerdir. Başvuruda bu işlemler birbirine karıştırılmamalıdır.
Oda ve ortak alan araması
Oda aramasına ilişkin şikâyette yalnızca aramanın kişinin yokluğunda yapılması veya önceden haber verilmemesi belirtilerek kesin hukuka aykırılık sonucu çıkarılamaz. Kanunun habersiz aramaya izin veren düzenlemesi dikkate alınmalıdır. Buna karşılık aramanın süresi, kullanılan yöntem, eşyalara verilen zarar, belgelerin incelenme biçimi ve tutanakların doğruluğu ayrıca denetlenebilir.
Savunmayla ilgili belge ve avukat yazışmalarında mesleki sır ve savunma hakkının özel güvenceleri gözetilir. Her kâğıdın yalnızca kişinin elinde bulunması nedeniyle sınırsızca okunabileceği veya alıkonulabileceği varsayılamaz. Belgenin niteliği, işlemin dayanağı ve varsa özel karar ayrıca incelenmelidir.
Detaylı arama ile genel arama arasındaki fark
Uygulamada “çıplak arama” ifadesiyle anılan işlemler bakımından güncel yönetmelikte kullanılan terim detaylı aramadır. Terimin değişmiş olması, işlem üzerindeki hukuki denetimi ortadan kaldırmaz. İnfaz Yönetmeliği’nin 34. maddesindeki koşulların ve mahremiyet güvencelerinin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılır. [2]
Makul ve ciddi emare, başka yöntem ve amir değerlendirmesi
Düzenleme; yasak madde veya eşya bulunduğuna ilişkin makul ve ciddi emareleri, bunun başka suretle tespitinin olanaksız olmasını ve kurumun en üst amirinin gerekli görmesini esas alır. Bu sebeple kuruma giren herkes için hiçbir bireysel değerlendirme yapılmaksızın aynı ağır müdahalenin otomatik uygulanması, genel arama yetkisine dayanılarak açıklanamaz.
Başvuruda hangi emarenin gösterildiği, daha az müdahaleci yöntemlerin değerlendirilip değerlendirilmediği ve yetkili amirin kararının bulunup bulunmadığı sorulmalıdır. CTE’nin uygulamaya ilişkin açıklamalarında da gerekçenin ve yazılı talimatın önemi vurgulanmaktadır. [3] Bunlar işlem sonrasında dosyadan istenebilecek temel kayıtlardır.
Mahremiyet ve görevli bakımından güvenceler
Aramanın kişinin onurunu koruyacak biçimde, mahremiyete özen gösterilerek ve ilgili usule uygun yapılması gerekir. Üst ve beden aramalarında aynı cinsten görevli güvencesi ile detaylı aramanın kendine özgü yöntem kuralları önem taşır. Beden çukurlarında arama ise sıradan üst aramasıyla aynı işlem değildir; yönetmelikte hekim tarafından yerine getirilmesine ilişkin özel düzenleme bulunur.
Bir şikâyet dosyasında aramanın ayrıntıları gerekli ölçüde yetkili makama anlatılmalıdır. Kişinin mahrem görüntülerinin kamuoyuna açıklanması veya arama alanının her koşulda görüntüye alınmasının istenmesi doğru bir genel çözüm değildir. Araştırılacak kamera kayıtları, mevcut ve hukuka uygun kayıtların olayla ilgili bölümünü kapsamalıdır; özellikle mahremiyet ayrıca korunmalıdır.
Arama sırasında güç kullanılması nasıl değerlendirilir?
Aramaya ilişkin uyuşmazlıkta güç kullanımının neden gerekli olduğu ve uygulanan gücün bu nedenle orantılı olup olmadığı ayrıca araştırılır. Bir tutanakta “direndi” yazması, her güç kullanımını kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez. Direncin biçimi, olayın gelişimi, görevli sayısı, yaralanmalar ve mevcut kayıtlar birlikte değerlendirilmelidir.
Şikâyet etmek ile fiilen direnmek farklıdır
Kişinin hukuki itirazını dile getirmesi, gerekçeyi sorması veya sonradan şikâyet yoluna başvurması ile fiilî davranışları ayrı incelenir. Hukuki destek, kişiyi fiziksel çatışmaya yönlendirmeyi içermez. Olayın güvenli biçimde sonlandırılması, sağlık ihtiyacının giderilmesi ve mevcut kayıtların korunması önceliklidir. Disiplin kararı verilmişse bu kararın ayrıca ve süresinde incelenmesi gerekir.
Mulla Zincir kararı: arama sırasında şiddet ve soruşturma eksikliği
AYM’nin Mulla Zincir, B. No: 2021/40061, 3 Temmuz 2025 kararı, kuruma giriş sırasında çıplak aramayı kabul etmeyen tutukluya uygulandığı ileri sürülen fiziksel ve sözlü şiddete ilişkindir. Mahkeme adli raporu ve soruşturmanın eksikliklerini değerlendirmiş; insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiğine karar vermiştir. Yeniden soruşturma yapılması için kararın ilgili makama gönderilmesi öngörülmüştür. [4]
Bu karar neyi kanıtlamaz?
Karar, her aramanın yasak olduğu veya aramayı kabul etmeyen herkesin otomatik olarak haklı sayılacağı anlamına gelmez. Somut olayda kullanılan güç ve soruşturmanın yeterliliği değerlendirilmiştir. Kararın güncel bir dosyaya uygulanmasında yaralanma bulguları, tutanaklar, başvuru tarihleri ve araştırılmayan hususlar ayrı ayrı gösterilmelidir.
Şikâyet dosyası nasıl hazırlanır?
| İnceleme konusu | İstenebilecek kayıt veya açıklama |
|---|---|
| Aramanın dayanağı | Talimat, karar, somut emare ve tutanak |
| İşlemin uygulanması | Tarih, saat, yer, görevli ve tanık bilgileri |
| Güç kullanımı | Olay tutanağı, adli rapor, mevcut görüntü kayıtları |
| Eşya veya belge alınması | Eşyanın tanımı, teslim veya muhafaza kaydı |
| Başvuru yolu | Şikâyet dilekçesi, alındı, karar ve tebliğ belgesi |
Tarihler neden belirleyicidir?
Aramanın tarihi, yaralanmanın tespit edildiği tarih ve ilk şikâyetin kuruma verildiği tarih birbirinden farklı olabilir. İlk dilekçe işleme konulmadıysa bunu gösterecek teslim veya kayıt bilgisi saklanmalıdır. Sonradan yapılan yeni başvuru, önceki başvurunun varlığını ve içeriğini açıklamalıdır. Her yeni dilekçenin geçmişte kaçırılan bütün süreleri yeniden başlattığı düşünülmemelidir.
Delilin kişide bulunmaması başvuruya engel midir?
Kurum kayıtlarına erişememek, somut olayı anlatmaya engel değildir. Başvurucu kendisinde bulunan belgeleri sunabilir; erişemediği kayıtların kimde olduğunu ve neden önemli bulunduğunu açıklayarak teminini talep edebilir. Ancak belirsiz suçlamalar yerine olayın yeri, zamanı ve gelişimi mümkün olduğu ölçüde netleştirilmelidir.
Sık sorulan sorular
Her kurum girişinde detaylı arama yapılabilir mi?
Genel güvenlik kontrolü ile detaylı arama aynı değildir. Detaylı aramanın özel koşulları ve somut gerekçesi incelenmelidir.
Arama sonrası disiplin cezası verilirse yalnızca savcılığa şikâyet yeterli mi?
Hayır. Suç iddiası ve disiplin kararına karşı başvuru farklı yollardır. Disiplin kararının süresi ayrıca korunmalıdır.
Fiziksel iz bulunmaması bütün şikâyetleri geçersiz kılar mı?
Hayır. İddianın niteliğine göre diğer kayıtlar ve tanık anlatımları da önemlidir. Bununla birlikte olayın somutlaştırılması ve mevcut delillerle desteklenmesi gerekir.
Başvuru yolları ve süreler nasıl korunur?
Kurum işlemi için infaz hâkimliğine şikâyet
4675 sayılı Kanun kapsamındaki karar, işlem veya faaliyetin hukuka aykırılığı ileri sürülüyorsa görevli infaz hâkimliğine şikâyet yolu değerlendirilir. Genel süre öğrenmeden itibaren on beş gün, her hâlde işlem tarihinden itibaren otuz gündür. İnfaz hâkimliği kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz öngörülür. Yetki, başvurabilecek kişi ve süre başlangıcı somut işleme göre kontrol edilmelidir. [5]
Şikâyet işlemi kendiliğinden durdurmaz. Kanundaki koşullar varsa erteleme veya durdurma talebi ayrıca gerekçelendirilir. Süregelen durumlar, yenilenen kararlar ve tek seferlik olaylar aynı süre hesabıyla ele alınmamalıdır. Önceki başvurunun cevaplandırılmasını beklerken diğer başvuru sürelerinin durduğu varsayılmamalıdır.
Suç iddiası için savcılık başvurusu
Görevlilerin suç oluşturduğu ileri sürülen davranışı yönünden Cumhuriyet başsavcılığına başvuru değerlendirilebilir. Bu yol, kurum işleminin kaldırılması talebiyle aynı değildir. Olay, delil, araştırma talebi ve başvurucunun hukuki konumu açıkça belirtilmelidir. CMK m.173 kapsamında kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı suçtan zarar görenin tebliğden itibaren iki haftalık itiraz süresi ayrıca gözetilir. [6]
AYM başvurusu olağan yolların yerine geçen ilk başvuru değildir. Şikâyetin niteliğine göre etkili yolların tüketilmesi ve kabul edilebilirlik koşulları incelenir. Her olayın doğrudan Anayasa Mahkemesine taşınabileceği veya her başvuruda aynı yolun tüketilmesinin yeterli olduğu söylenemez. Olağanüstü başvuruların süreleri kendiliğinden yenilediği de varsayılmamalıdır.
İlgili yazılar: Hastanede Kelepçeli Muayene ve Hasta Mahremiyeti: Tutuklu ve Hükümlülerin Hakları; Cezaevi Sevk ve Nakil Araçlarında Kötü Muamele: Koşullar, Deliller ve Başvuru; Cezaevinde Tek Kişilik Odada Tutulma: Tecrit, Hücre Cezası ve Başvuru Yolları; Cezaevinde Arama ve İnsan Onurunun Korunması; Cezaevinde Disiplin Cezalarına Şikâyet ve İtiraz: Savunma, Süreler ve Hukuki Denetim.