Kamulaştırma, idarenin kanuna uygun şekilde yürüttüğü ve taşınmazın gerçek karşılığını ödemesi gereken bir mülkiyet edinme işlemidir; kamulaştırmasız el atma ise bu güvenceler işletilmeksizin mülkiyete fiilen müdahale edilmesi veya kullanım yetkisinin uzun süre hukuken kısıtlanmasıdır. Taşınmazın yol veya tesis olarak kullanılması ile imar planında kamu hizmetine ayrılıp kamulaştırılmaması aynı uyuşmazlık değildir. Bedel davasının yargı yolu, el atmanın tarihi, idari plan işlemlerine karşı iptal davası, ecrimisil, uzlaşma ve faiz ayrı değerlendirilmelidir. 2025–2026 tarihli Anayasa Mahkemesi, Uyuşmazlık Mahkemesi ve Yargıtay kararları, özellikle hukuki el atma, gerçek karşılığın ödenmesi ve kanun yolu bakımından önceki açıklamaların güncellenmesini zorunlu kılmaktadır.
Mülkiyet hakkı ve kamulaştırma neden sıkı anayasal güvencelere bağlıdır?
Mülkiyet hakkı, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınmıştır. Bu hak mutlak değildir; kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Bununla birlikte kamulaştırma, taşınmazın malikin rızası olmaksızın kamu mülkiyetine geçirilmesini mümkün kıldığı için ayrıca Anayasa m.46’daki özel güvencelere tabidir. Kamu yararı, kanuni usul, gerçek karşılık ve ilke olarak peşin ve nakden ödeme bu sistemin temelidir. Anayasa m.46’nın öngördüğü sınırlı taksitle ödeme istisnaları bütün kamulaştırmalara genellenemez. [1]
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, kamu yararı kararından satın alma girişimine, bedel tespiti ve tescile, özel acele kamulaştırma usulünden idareler arası devre kadar farklı süreçler düzenler. Buna karşılık idare kanuni kamulaştırma sürecini işletmeden özel mülkiyetteki bir taşınmazı fiilen yol, park, enerji hattı veya tesis olarak kullanabilir; yahut malik taşınmazına fiilen dokunulmadığı hâlde imar planında kamu donatısı ayrılması nedeniyle yıllarca olağan tasarruflarını gerçekleştiremez. Bunların hukuki nitelikleri ve başvuru yolları farklıdır.
Her kamusal müdahale otomatik olarak kamulaştırmasız el atma değildir. Taşınmaza geçici zarar verilmesi, komşu kamu tesisinin oluşturduğu rahatsızlık, uygulama imar planının iptali istemi, imar düzenleme ortaklık payı işlemi, kamulaştırma şerhi, irtifak hakkı tesisi ve usulüne uygun acele kamulaştırma ayrı hukuki sebeplere dayanabilir. Davanın adı değil, maddi olgu ve istenen hukuki koruma belirleyicidir.
Fiilî el atma, hukukî el atma ve idarenin hizmet kusuru birbirinin yerine kullanılamaz
Fiilî el atmada idare taşınmaz üzerinde eylemli hâkimiyet kurar veya malikin kullanmasını somut ve kalıcı biçimde engeller. Yol yapılması, kamu tesisi inşa edilmesi veya bir parselin fiilen kamu hizmetine dahil edilmesi tipik görünümlerdir. Her geçici iş makinesinin girişi ya da münferit zarar ise kendiliğinden mülkiyetin bedeline hükmedilmesini gerektirmez; el atmanın kapsamı, kalıcılığı, proje ile bağlantısı ve kullanım üzerindeki etkisi incelenir.
Hukukî el atmada taşınmazın zilyetliği kural olarak malikte kalırken uygulama imar planı taşınmazı yol, okul, park veya başka kamu hizmetine ayırır; idarenin uzun süre kamulaştırma, imar uygulaması veya kısıtlamayı kaldırıcı işlem yapmaması mülkiyet yetkilerini aşırı ölçüde sınırlar. Planın içeriği, süresi, taşınmaza yüklediği gerçek kısıtlama, yapılan sonraki değişiklikler ve malikin yararlanma imkânları belirleyicidir. [2] [3]
İdarenin hizmet kusurundan veya planın iptalinden kaynaklanan başka bir istem, kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyetin bedele dönüştürülmesi talebinden farklıdır. Bu nedenle yalnız “imar planı var” veya “idare aleyhine dava” gerekçesiyle görevli yargı yolu kesinleştirilemez.
Usulüne uygun kamulaştırma nasıl yapılır?
Kamu yararı kararı, taşınmazın belirlenmesi ve satın alma önceliği
İdare önce kamu hizmeti ihtiyacını ve hukuki yetkisini belirler; uygulanabilir kamulaştırma kararı ve taşınmaz kayıtlarını oluşturur. 2942 sayılı Kanun m.8, tapuda kayıtlı taşınmazlarda satın alma usulünün öncelikle uygulanmasını esas kabul eder. İdare bünyesinde kıymet takdir komisyonu ve uzlaşma komisyonu oluşturulur. Malik, davet, değer tespiti, taşınmazın niteliği ve görüşme tutanakları bakımından bilgilendirilir. Uzlaşma sağlanırsa ilgili usule göre devir işlemleri yürütülür. [4]
Satın alma girişiminin amacı salt bir yazı göndermek değil, taşınmazı idari görüşmeyle edinme imkânını gerçek biçimde araştırmaktır. Bununla birlikte “her durumda ve istisnasız önce pazarlık yapılmazsa hiçbir kamulaştırma işlemi yapılamaz” şeklinde bir ifade doğru değildir: acele kamulaştırma ve özel kanun hükümleri ayrıca incelenmelidir. Dosyada m.8 görüşmeleri hiç yapılmamışsa, tarafın bu eksikliğin kamulaştırma sürecine etkisini ileri sürmesi gerekir.
Bedel tespiti ve tescil davasında görevli mahkeme, keşif ve depo
Satın alma usulünde anlaşmaya varılamayan olağan kamulaştırmada idare, 2942 sayılı Kanun m.10 gereğince yetkili asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açar. Mahkeme usulüne uygun davetiye gönderir, tarafları bedelde anlaşmaya çağırır; uzlaşılamazsa gerekli keşif ve bilirkişi incelemesini yaptırır. Bilirkişi kurulu m.11’deki nesnel kıstasları, m.12’deki kısmen kamulaştırmanın etkilerini ve m.15’teki uzmanlık kurallarını uygulamak zorundadır. [5]
Bedel, sırf belediyenin emlak vergisi değeri veya idarenin ilk teklifi değildir. Taşınmazın gerçek karşılığını belirlemeye yarayan nitelik, yüzölçümü, fiili durum, emsal satışlar, yapı değeri, imar koşulları, tarımsal gelir ve varsa kalan parçada oluşan değer değişimi belgeleri birlikte araştırılır. Hak sahibi ile idare farklı raporlara dayanıyorsa mahkeme soyut takdirle değil, somut ve denetlenebilir gerekçeyle sonuca ulaşmalıdır.
Mahkemece belirlenen bedelin kanunda gösterilen şekilde depo edilmesi üzerine tescil ve ödeme kararı verilir. 2942 sayılı Kanun m.10’daki “tescil hükmü kesin” ibaresi hakkındaki 2026 iptal kararı aşağıda açıklanmıştır; iptal kararı ile yürürlük tarihi aynı değildir.
Kamulaştırma işleminin iptali ile bedel itirazı ayrı yargılama konularıdır
Kamulaştırmanın dayandığı idari kararın hukuka uygunluğu ile kamulaştırma bedelinin yeterliliği ayrı meselelerdir. 2942 sayılı Kanun m.14, kural olarak m.10 çerçevesinde mahkemece yapılan tebligat veya kanuni ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde idari yargıda kamulaştırma işlemine karşı iptal davası açılmasını öngörür; maddi hata düzeltimi için adli yargıda ayrı yol bulunmaktadır. Bildirimin geçerliliği, gerçek muhatap ve işlemin niteliği somut dosyada önemlidir. [6]
İptal davasının açılması ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesi aynı şey değildir. Kamulaştırma bedelinin tespiti davasının varlığı, idari işlem iptaline ilişkin hakları kendiliğinden korumaz. İdari yargıda yürütmenin durdurulması kararı verilmesinin m.10 yargılamasına etkisi ayrıca değerlendirilir.
Acele kamulaştırma, kısmen kamulaştırma ve irtifak hakkı
2942 sayılı Kanun m.27’deki acele kamulaştırma, olağan prosedürün tüm güvencelerinden feragat anlamına gelmez. Acele el koyma kararı, nihai kamulaştırma ve gerçek karşılığın tespiti işlemlerinin yerine geçmez. Gerekli acelelik koşulları, kararın hukuki dayanağı, somut kamu yararı, yetki ve sonraki işlemler ayrı incelenmelidir.
Kısmen kamulaştırmada yalnız alınan alanın metrekare karşılığına bakılamaz: geride kalan bölümün erişimi, biçimi, imar koşulları, tarım işletmesi bütünlüğü ve kullanışlılığı m.12 bakımından araştırılır. Kamulaştırma sonucunda irtifak hakkı tesis ediliyorsa taşınmazın tamamının bedeli değil, hakkın doğurduğu değer kaybı ve ilgili kanuni unsurlar hesaplanır.
Kamulaştırmasız fiilî el atma: haklar, dava türleri ve yargı yolu
Fiilî el atmanın varlığı hangi delillerle anlaşılır?
Malikin tapu kaydı veya kadastro tutanağı tek başına yeterli olmayabilir. El atılan yerin hangi tarihten beri, hangi idare tarafından, ne büyüklükte ve ne şekilde kullanıldığı belirlenmelidir. Belediye, Karayolları, DSİ, enerji/altyapı idareleri ve diğer kamu kuruluşları arasında hangi kurumun yapıyı tesis ettiği ile güncel yararlanma ve sorumluluk ilişkisi ayrıştırılır. Uygulanan proje, kabul tutanakları, hava fotoğrafları, ortofoto görüntüler, imar paftaları, kadastro çapı ve yerinde keşif birlikte değerlendirilebilir.
Fiilen el atılan alanın tümü ile sadece projeyle sınırlı kısım arasındaki fark harita mühendisi bilirkişi tarafından koordinat ve kroki üzerinde gösterilmelidir. Geçici kullanım ve onarılabilir zarar varsa doğrudan bütün parselin mülkiyet bedelinin istenmesi hukuki nitelendirme hatasına yol açabilir.
Malik hangi taleplerde bulunabilir?
Kamulaştırmasız fiilî el atmanın klasik dayanakları Yargıtay’ın 16.05.1956 tarihli E.1956/1, K.1956/6 ve E.1956/1, K.1956/7 sayılı içtihadı birleştirme kararlarıdır. Haksız fiil niteliği ve adli yargı ayrımı ise 11.02.1959 tarihli E.1958/17, K.1959/15 sayılı kararda geliştirilmiştir. Malikin, el atma tarihi ve tabi olunan rejime göre, TMK m.683 kapsamında müdahalenin önlenmesini ve eski hâle getirmeyi yahut bedel üzerinden mülkiyetin devrini sağlayacak hukuki korumayı talep edebilmesi mümkündür. Bu seçeneklerin birlikte ileri sürülme biçimi ve birbiriyle bağdaşan talepler somut olayda incelenmelidir. [7]
El atılan bölümün bedelinin istenmesi, fiilen kullanılan dönem için koşulları varsa ecrimisil ve ayrıca farklı bir zararın giderilmesi istemleri aynı maddi olgudan kaynaklanabilir; ancak aynı dönem ve aynı zarar iki kez tazmin edilemez. Ecrimisil talebinin hangi tarihe kadar sürdüğü, bedelin hangi değerleme tarihine göre belirlendiği ve varsa tescil tarihi mahkeme kararında açık olmalıdır.
Görev, yetki, taraf ve pasif husumet
Fiilî el atma nedeniyle taşınmaz bedeli, el atmanın önlenmesi ve buna bağlı özel hukuk talepleri bakımından temel görevli yargı yeri adli yargı, asliye hukuk mahkemesidir. Taşınmazın aynına veya zilyetliğine yönelik istemlerde HMK m.12 kapsamındaki taşınmazın bulunduğu yer yetkisi öncelikle değerlendirilir. Birden fazla taşınmaz, farklı idare veya yalnız para alacağı talebi varsa görev ve yetki bağlantısı yeniden kontrol edilir.
Davalı, müdahaleden hukuken sorumlu ve taşınmazı kamu hizmetine tahsis eden ilgili idare olmalıdır. “Yolu belediye yapmıştır” iddiası her durumda doğru hasmı göstermez; yolun niteliği, görev paylaşımı, imar programı, ilgili altyapı kararları ve protokoller incelenmelidir. Dava açıldıktan sonra yapılan devir veya idareler arası görev değişikliği de taraf sıfatı bakımından değerlendirilir.
El atma tarihi değişince hukukî rejim de değişir: 2026 itibarıyla üç dönem
Fiilî el atmanın ne zaman başladığı, zamanaşımı tartışmasından önce özel kanunun uygulanıp uygulanmayacağını belirler. 2026’da yapılan değişiklik nedeniyle eski rehberlerin “kamulaştırmasız fiilî el atmada hiçbir zaman süre yoktur” şeklindeki mutlak cümleleri risklidir.
8 Ekim 1956'ya kadar fiilen kamu hizmetine tahsis: 2026 Geçici Madde 20
7588 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Geçici m.20, mülga 6830 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08.10.1956 tarihine kadar kamulaştırma yapılmadan, kamulaştırma kanunlarının amaçlarına uygun biçimde fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş taşınmazları tahsis tarihinde kamulaştırılmış saymaktadır. Madde, tapu ve zilyetlik durumuna bağlı dar bedel talebi koşulları, 12.01.1963 tarihiyle ilişkili derdest davalar ve tescil sonuçları öngörmektedir. [8]
Bu düzenleme, 1956 öncesi olayların bugünkü dava hakkı bakımından ağır sonuçlar doğurabileceğini gösterir. Ancak önce taşınmazın gerçekten belirtilen tarihten önce ve kamusal tahsis niteliğinde kullanıldığı somut belgelerle ispatlanmalıdır. İlgili yeni hükmün geçmişe uygulanması, anayasal denetim ihtimali ve derdest davalara etkisi somut olay çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. Sırf yolun bugün eski görünmesi, 1956 öncesi tahsis olgusunun kanıtı değildir.
9 Ekim 1956 – 4 Kasım 1983: Geçici Madde 6 ve uzlaşma şartı
2942 sayılı Kanun Geçici m.6, 09.10.1956–04.11.1983 arasında kamulaştırma işlemleri tamamlanmadan veya hiç yapılmadan fiilen kamu hizmetine ayrılmış taşınmazlar için özel bir tasfiye rejimi getirir. Bu döneme giren bedel taleplerinde önce uzlaşma yolunun işletilmesi dava şartıdır. İlgili maddenin öngördüğü idari davet/başvuru, altı aylık görüşme süreci ve uzlaşmazlık tutanağından veya kanuni sürenin sonuçsuz kalmasından sonra başlayan üç aylık dava süresi kontrol edilmelidir. [9]
Uzlaşmanın ismiyle değil gerçekten usulün işletilmesiyle ilgilenilmelidir: doğru idareye başvuru, tebligat, taşınmaz ve mirasçılarla ilgili kimlik kayıtları, teklifte kullanılan değerleme yöntemi ve görüşmelerin sonucu dosyada bulunmalıdır. Bu dönemin harç, vekâlet ücreti, ödeme ve tahsil hükümleri ile AYM iptallerinden etkilenen kısımları, 1983 sonrası genel rejime otomatik taşınmamalıdır.
4 Kasım 1983 sonrası: genel içtihat rejimi ve ayrı alacak süreleri
1983 sonrasındaki kamulaştırmasız fiilî el atmalarda, mülkiyet hakkından doğan bedel veya müdahalenin önlenmesi istemleri yönünden eski 2942 m.38’deki 20 yıllık hak düşürücü süreye dayanılması mümkün değildir: bu düzenleme AYM’nin 10.04.2003 tarihli E.2002/112, K.2003/33 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bununla birlikte taleplerin bütünü süresiz değildir; ecrimisil, bağımsız haksız fiil zararları ve diğer alacaklar kendi zamanaşımı ve başlangıç koşulları bakımından incelenmelidir. [10]
Ecrimisil bakımından yargısal uygulama, geçmişe dönük beş yıllık dönem sınırı uygular. Bedel isteminin süresiyle ecrimisilin geriye dönük süresini birleştirmek, önemli tutarda alacağın kaybına veya gereksiz usul tartışmasına yol açabilir. Bedelin dava günündeki gerçek karşılık üzerinden hesaplanması ile el atma tarihindeki niteliklerin değerlemeye etkisi de ayrı konudur.
| Fiilî el atma dönemi | Öncelikle kontrol edilecek hukuk | Temel dava/başvuru riski |
|---|---|---|
| 08.10.1956'ya kadar | 2942 Geçici m.20; tarihsel tahsis ve 2026 yürürlük hükümleri | Kamulaştırılmış sayılma ve son derece sınırlı tarihsel bedel yolları |
| 09.10.1956–04.11.1983 | 2942 Geçici m.6 ve ilgili AYM iptalleri | Uzlaşma dava şartı, uzlaşmazlıktan sonraki özel süre ve ödeme/harç rejimi |
| 04.11.1983 sonrası | Mülkiyet koruması, ilgili içtihadı birleştirme kararları, özel hükümler | Bedel ile ecrimisil/diğer zararların farklı süre ve hesap kuralları |
Kamulaştırmasız hukukî el atma: imar planı ile uzun süren kısıtlama
Her kamu alanı işareti bedel hakkı doğurur mu?
Hayır. 3194 sayılı İmar Kanunu m.10, belediyelerin imar planlarının yürürlüğünden itibaren en geç üç ay içinde beş yıllık imar programı hazırlamasını ve program kapsamındaki kamu hizmeti alanlarının ilgili kamu kuruluşlarınca program süresinde kamulaştırılmasını düzenler. 2942 sayılı Kanun Ek m.1 de uygulama imar planındaki kısıtlamaların beş yıllık süre içinde kamulaştırma, imar uygulaması veya kısıtlamayı kaldırıcı plan değişikliğiyle giderilmesi amacını taşır. [2] [11]
Buna rağmen yalnız planın üzerinde yeşil renk, “park” veya “sosyal donatı” ibaresi görülmesi, kendiliğinden tazminat hakkının doğduğu anlamına gelmez. Kısıtlamanın mülkiyet hakkının özüne dokunacak ağırlıkta olması, devam süresi, onaylı uygulama imar planı, planın yürürlüğü ve değişiklikleri, kamulaştırma sorumluluğu, imar uygulamasının gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve malikin hâlen kullanabileceği haklar araştırılmalıdır.
Nitekim Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 24.02.2026 tarihli E.2025/7595, K.2026/3211 sayılı kararında, planların yargısal iptali sonrasında taşınmazın plansız alanda kalması ve salt kentsel dönüşüm proje sınırında bulunmasının, ayrıca ve kendiliğinden hukukî el atma bedeli istemini haklı kılmayacağı vurgulanarak kabul hükmü bozulmuştur. Müdahalenin devam ettiği varsayımı yerine güncel plan ve karar durumunu ispat etmek zorunludur. [12]
Hukukî el atmada görevli yargı: 2025 AYM iptali ve 2026 Uyuşmazlık Mahkemesi kararı
Bu konu 2026 hukukunda en çok dikkat gerektiren ayrımdır. Eskiden 2942 Ek m.1’in farklı metinleri ve Yargıtay–Uyuşmazlık Mahkemesi yaklaşımı arasında yargı yoluna ilişkin değişiklikler yaşanmıştır. 7421 sayılı Kanun’un 3. maddesi, hukukî el atmaya dayalı mülkiyet bedeli davalarının adli yargıda görüleceğini söyleyen cümleyi eklemişti. AYM’nin 16.01.2025 tarihli E.2024/135, K.2025/20 sayılı kararı bu cümleyi iptal etmiş; iptal 30.01.2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İptal gerekçesi, yalnız mahkeme türü değil, kamu idaresinin gerçek bedel peşin ödenmeden mülkiyet elde etmesine imkân veren tasfiye yönteminin Anayasa m.46 ile bağdaşmaması üzerinedir. [13]
Bununla birlikte Uyuşmazlık Mahkemesinin 09.03.2026 tarihli E.2026/22, K.2026/141 sayılı kararında, imar planında yol/yeşil alana ayrılma nedeniyle taşınmaz bedeli istenen davanın, iptalin yargı yolunu kendiliğinden değiştirmediği de gözetilerek adli yargıda görülmesi gerektiği kabul edilmiştir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen 24.02.2026 tarihli kararı da kanuni iptal sonrasında mülkiyet bedeline yönelik uyuşmazlığın adli yargıda incelenmesi yaklaşımını yansıtır. [12] [14]
Sonuç olarak “hukukî el atmanın bütün davaları zorunlu olarak idari yargıdadır” denilemez. Ancak imar planının iptali, plan değişikliği talebinin reddi, düzenleyici idari işlem veya hizmet kusuruna dayanan bağımsız tam yargı istemleri kendi işlem ve zarar sebepleri gereği idari yargıya tabi olabilir. Mahkeme görevini belirlerken hükmedilmesi istenen şeyin taşınmazın gerçek karşılığı mı, idari işlemin kaldırılması mı, yoksa bağımsız bir hizmet kusuru tazminatı mı olduğu açıkça yazılmalıdır.
İmar planı iptali ve idareye başvuruda süre nasıl hesaplanır?
İmar planının kendisine karşı dava ile uzun süreli kısıtlama nedeniyle mülkiyet bedeli istemi aynı dava değildir. 3194 sayılı Kanun m.8’deki askı–ilan süreci, 2577 sayılı İYUK m.7’deki genel dava süresi ve m.11 kapsamındaki itirazın dava süresine etkisi birlikte değerlendirilir. İYUK m.10 kapsamında yeni işlem yapılması talebine 30 gün içinde cevap verilmemesi zımni ret sonucu doğurabilir; buna karşılık her başvuru geçmişte kesinleşmiş bütün planlar için yeni ve sınırsız bir iptal süresi başlatmaz. [15]
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E.2024/2424, K.2025/73 sayılı kararında, askı süresinden çok sonra yapılan plan değişikliği başvurusunun, önceki plan için kaçırılmış iptal davası süresini kendiliğinden canlandırmayacağı incelenmiştir. Plan değişikliğine ilişkin güncel ve bağımsız bir idari işlem varsa bunun dava edilebilir niteliği ayrıca araştırılır. [15]
Bu nedenle tek satırlık “idareye dilekçe verilir, 30 gün sonra her durumda 60 gün içinde tazminat davası açılır” formülü güvenilir değildir. Başvurunun amacı, cevap tarihi, zımni ret, planın askı takvimi, kesinleşen işlemler ve talep edilen hukuki koruma ayrı ayrı gösterilmelidir.
AİHM ve AYM: uzun süreli belirsizliğin mülkiyet hakkına etkisi
AİHM’nin Sporrong ve Lönnroth / İsveç kararı 23.09.1982 tarihlidir, 1981 değil. Mahkeme, uzun süre yürürlükte kalan kamulaştırma izinleri ve yapı yasaklarının malike yüklediği aşırı külfeti, mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil denge bağlamında değerlendirmiştir. Karar, her imar kısıtlılığının kendiliğinden mülkiyetten yoksun bırakma olduğu sonucunu doğurmaz; sürenin ve gerçek yükün tartışılmasını gerektirir. [16]
Anayasa Mahkemesi de Hüseyin Ünal (B. No: 2017/24715, 20.09.2018) kararında, taşınmazın kamu hizmetine ayrıldığı planın uzun yıllar uygulanmamasını, kamulaştırma yapılmamasını ve yeterli giderim sağlanmamasını mülkiyet hakkına müdahalenin ölçülülüğü yönünden incelemiştir. [17]
Kısmi el atma, proje bütünlüğü ve kalan taşınmazın durumu
Bir taşınmazın yalnız bir bölümünden yol geçirilmiş olması, kalan bölüm yönünden hiçbir zararın bulunmadığı anlamına gelmez. Kalan alanın yola erişimi, geometrik şekli, yapılaşma kabiliyeti, tarımsal işletme bütünlüğü, irtifak ve altyapı kısıtları m.12 ve somut müdahalenin niteliği kapsamında bilirkişiyle belirlenmelidir.
Bu nedenle Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında somut dava konusuna göre farklı sonuçlar bulunmaktadır. 11.04.2016 tarihli E.2016/160, K.2016/207 sayılı kararda, taşınmazın çok küçük bir bölümüne fiilî el atılmış, kalan bölüm için açılan davanın da bağlantılı koşullarda adli yargıda görülmesi gerektiği kabul edilmiştir. Buna karşılık 16.09.2022 tarihli E.2022/183, K.2022/424 sayılı kararda, fiilen el atılmış kısım hakkındaki tazminat davasının kesinleşmesinden sonra yalnız fiilen el atılmayan kısım için açılan bağımsız tazminat davasının idari yargının görevinde olduğu sonucuna varılmıştır. Kararlar aynı meseleye koşulsuz tek görev kuralı vermemektedir. Fiilî müdahaleye ilişkin önceki davanın akıbeti, taraflar, dava konusu ve kalan alandaki güncel hukuki kısıtlama birlikte incelenmelidir. [18]
Önemli ayrım: Görevli yargı yerinin parsel bütünlüğü nedeniyle adli yargı olması, fiilen el atılmayan bütün kalan alanın bedelinin koşulsuz ödenmesi demek değildir. Yargı yolu, müdahalenin kapsamı ve tazminatın konusu farklı incelemelerdir.
Bedel nasıl hesaplanır? Arsa, arazi, yapı ve değer kaybı
Arsa: emsal satış yöntemi ve somut karşılaştırma
2942 sayılı Kanun m.11 uyarınca arsa vasfındaki taşınmazın bedeli, kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlar dikkate alınarak belirlenir. Emsal seçimi yalnız metrekare fiyatına indirgenemez. İmar koşulları, plan lejandı, yola cephesi, ulaşım, topoğrafya, eğim, altyapı, alan büyüklüğü, manzara ve satışın piyasa koşulları dikkate alınır. Gerçek karşılaştırma aynı bölgedeki satışların tapu akit tabloları ve gerektiğinde belediye/vergi bilgilerinin çapraz kontrolüyle yapılmalıdır.
Değer artışı yalnız kamu projesinden doğuyorsa bunun bedele dahil edilmesine ilişkin kanuni sınır ayrıca uygulanır. Ancak hukuken dikkate alınması gereken mevcut objektif nitelikler salt bu gerekçeyle dışarıda bırakılamaz.
Arazi: net tarımsal gelir ve resmî veriler arasındaki çelişkilerin giderilmesi
Tarım arazisinde mevki, sulama, ekim sistemi, münavebe, ürün verimi, satış fiyatı ve üretim giderleri dikkate alınarak net gelir yöntemi uygulanır. Resmî Tarım ve Orman Müdürlüğü verisi, keşif sonucu, fiilî nitelik ve ürün deseninin değerlendirme yılı bakımından tutarlı olması gerekir. Tek bir rakamın başka bir dosyada kullanılmış olması, o rakamı bütün dosyalarda doğru kılmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2026 tarihli E.2025/750, K.2026/229 ve E.2025/116, K.2026/228 sayılı kararlarında, farklı resmî veri tablolarına dayanan tarımsal gelir hesabındaki çelişkilerin giderilmesi ve denetlenebilir bilirkişi incelemesi zorunluluğu vurgulanmıştır. Üretim gideri, dekar başına verim veya satış fiyatları çelişkiliyse yalnız raporda “uygundur” yazılması yeterli değildir. [19]
Yapı, ağaç, müştemilat ve kalan kısım zararları
Yapılarda resmî birim fiyatları, yapı maliyet hesapları, yıpranma payı ve yapının hukuki/fizikî nitelikleri; ağaç, dikili ürün, tesis ve müştemilat bakımından ilgili özel hesap yöntemleri kullanılır. Muhdesatın hangi kişiye ait olduğu, tapu malikinin hakları, yapı ruhsatı durumu ve aidiyet çekişmesi bedel alacaklısını etkileyebilir.
Kısmi kamulaştırmada veya kısmi el atmada kalan taşınmazın değer kaybı ayrı gösterilmelidir. Erişim yolu kesilmiş veya imar bütünlüğü bozulmuşsa yalnız alınan metrekareyle hesap yapılması gerçek karşılığı vermeyebilir. Öte yandan kalan alanın değeri artmışsa bunun da ilgili madde ve sınırlar içinde incelenmesi gerekir.
Kamulaştırmasız el atmada değerleme tarihi niçin değişebilir?
Olağan kamulaştırmada ve 1983 sonrası genel kamulaştırmasız fiilî el atma davalarında dava tarihindeki gerçek değer önemli temel noktadır. Ancak el atma tarihi, taşınmazın niteliklerinin hangi tarih itibarıyla belirleneceğini ve özel Geçici m.6 veya Geçici m.20 rejiminin uygulanmasını etkiler. Geçici m.6 kapsamında taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri ve başvuru/dava dönemine göre öngörülen özel değerleme düzeni ayrıca gözetilir; tarihsel dönemler arasında tek hesap yöntemi kullanılmaz. [9] [20]
İdari plan kısıtlılığı nedeniyle açılan başka tür tam yargı davalarında zararın doğumu ve değerleme günü farklı tartışılabilir. “Hukuki el atmada her durumda karar veya keşif tarihi rayici geçerlidir” şeklindeki kategorik ifade, somut dava türü ve yürürlük hükümleri doğrulanmadan kullanılmamalıdır.
Ecrimisil, faiz, harç ve kararın icrası
Ecrimisil taşınmaz bedelinden farklı bir alacaktır
Kamulaştırmasız fiilî işgal nedeniyle kötü niyetli zilyedin geçmiş kullanımı için TMK m.995 kapsamında ecrimisil veya ilgili zarar istemi gündeme gelebilir. Ecrimisil, taşınmazın kamulaştırma bedeliyle aynı şey değildir. Ecrimisil uygulamasında geçmişe yönelik beş yıllık zamanaşımı kabul edilmektedir. Taraf sıfatı, talep edilen dönem, kullanım biçimi, ihtar ve idarenin haksız zilyet niteliği somut olayda belirlenmelidir.
Taşınmaz bedeli istenmesi ile ecrimisil talebinin bir arada bulunması mümkün olsa da aynı dönemin kaybına mükerrer tazminat verilmesi istenemez. Bedelin değerleme veya tescil tarihi ile geçmiş kullanım süresinin sonu ve varsa faiz başlangıçları birbirine uymalıdır.
Faiz: yasal faiz, kamu alacaklarına uygulanan faiz ve değer kaybı
Kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma uyuşmazlıklarında faiz türü ve başlangıcı, davanın açıldığı yıl, ilişkinin niteliği, 2942 sayılı Kanun’un özel hükümleri ve AYM iptalleri bakımından ayrı belirlenir. Anayasa m.46 uyarınca peşin ödenmeyen kamulaştırma bedelleri ve kesin hükme bağlanan artırım bedelleri için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz güvencesi ayrıca önem taşır. AYM’nin 27.06.2024 tarihli E.2024/4, K.2024/129 sayılı kararı, Geçici m.19’daki bazı taksitli alacaklara kanuni faiz öngören hükmü iptal etmiştir. [21]
Faiz hesabında dava tarihinden itibaren otomatik olarak tek bir oranı her dosyaya uygulamak doğru değildir. Özellikle önceki mevzuatın hangi tarihte yürürlükte olduğu, iptal kararının kesinleşmemiş dosyalara etkisi ve hükmedilen tutarın hangi döneme ait olduğu gerekçelendirilmelidir. Faiz veya paranın değer kaybına ilişkin taleplerde somut yargılama döneminin güncel içtihadı esas alınmalıdır.
Harçlar ve yargılama giderlerinde 2026 değişikliği
7584 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle 2942 sayılı Kanun m.29, 2026 Haziranında değiştirilmiştir. Kamulaştırmasız el koyma ve tazminat davaları sonucunda idare adına tescile yönelik kesinleşen kararların infazında veya idareyle uzlaşma tutanağının uygulanmasında doğan tapu harçları dahil belirli giderlerin idarece ödeneceği açıkça düzenlenmiştir. [22]
Davanın hangi tarihsel rejime bağlı olduğu, 1983 sonrası davalara Geçici m.6’nın sınırlayıcı gider/harç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ve dava değerinin bütün unsurları (bedel, ecrimisil, kalan kısım) ayrı kontrol edilir. Dava harcı, vekâlet ücreti ve icra harcı aynı kalem değildir.
2026: İcranın geri bırakılmasında idarenin teminat muafiyetine iptal
AYM’nin 13.05.2026 tarihli E.2026/24, K.2026/106 sayılı kararı, 2942 Ek m.4’ün ikinci fıkrasında düzenlenen idarenin icranın geri bırakılması için teminat göstermeme ayrıcalığını, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları yönünden iptal etmiştir. Karar 07.08.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bunun anlamı, her ilamın hiçbir usul işlemi olmadan derhâl ve her koşulda tahsil edileceği değildir; icra işlemi, İİK m.36 ve somut borçlu idarenin tabi olduğu hükümler kapsamında yürütülür. [23]
2942 Ek m.4'te yer alan yazılı banka hesabı bildiriminden sonra 30 gün içinde ödeme düzenlemesinin, iptal edilen ikinci fıkrayla karıştırılmaması gerekir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasındaki maktu harç hükmünün bütün 1983 sonrası davalara uygulanacağı da kabul edilmemelidir; dönem ve içtihat kontrolü gerekir.
2026–2027 kanun yolu değişiklikleri: üç tarih birbirinden ayrılmalı
Tescil hükmünün kesinliği hakkındaki 2026 iptali
AYM, 12.02.2026 tarihli E.2025/190, K.2026/38 sayılı kararıyla 2942 m.10/8’deki “Tescil hükmü kesin olup, …” ibaresini iptal etmiştir. Gerekçe, gerçek karşılık henüz kanun yolu denetimiyle kesinleşmeden taşınmazın mülkiyetinin kamu idaresine geçmesine imkân tanınmasının Anayasa m.46’daki peşin ve gerçek karşılık güvencesiyle bağdaşmamasıdır. Karar 21.05.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve iptalin yürürlüğü dokuz ay ertelenmiştir: 21.02.2027. Dolayısıyla 17.10.2026 itibarıyla yürürlüğe girmemiş bir iptalin sonuçları bugünkü bütün tescil dosyalarına gerçekleşmiş gibi taşınamaz. [24]
Kamulaştırma bedelinin tespitinde temyiz kesinlik sınırı: 20 Ekim 2026
AYM’nin 08.10.2025 tarihli E.2025/124, K.2025/203 sayılı kararı, HMK m.362/1-a’daki parasal temyiz sınırlamasını kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalar yönünden iptal etmiştir. İptalin yürürlüğe giriş tarihi 20.10.2026 olarak gösterilmiştir. Dolayısıyla bu makalenin araştırma tarihi olan 17.10.2026, söz konusu yürürlüğe girişten üç gün öncedir. Devam eden davalarda ve bu tarihten sonraki karar/kanun yolu başvurularında geçiş hükümleri, kanun yolu incelemesinin tarihi ve güncel mevzuat ayrıca kontrol edilmelidir. [25]
Norm iptali ile eski kararın kendiliğinden değişmesi aynı şey değildir
AYM norm denetimi kararları belirli bir kanun hükmünü ve yürürlük tarihini etkiler. Bir normun iptal edilmesi, geçmiş bütün tapu kayıtlarının, kesinleşmiş yargı kararlarının veya tamamlanmış ödemelerin hiçbir usul işlemi olmadan ortadan kalktığı anlamına gelmez. Derdestlik, usulî kazanılmış hak, kesin hüküm, anayasal bireysel başvuru koşulları ve ilgili zaman bakımından uygulama ayrı incelenir.
Kamulaştırma ile kamulaştırmasız el atmanın karşılaştırılması
| Ölçüt | Olağan kamulaştırma | Kamulaştırmasız fiilî el atma | Kamulaştırmasız hukukî el atma |
|---|---|---|---|
| Ana olgu | Kanuni kamu yararı ve kamulaştırma işlemi | Fizikî müdahale veya kalıcı eylemli hâkimiyet | Uzayan uygulama imar planı kısıtlaması |
| Temel dayanak | Anayasa m.46; 2942 m.8–15 | TMK m.683; YİBK; uygulanıyorsa 2942 Geçici m.6/20 | 3194 m.10; 2942 Ek m.1; AYM ve Uyuşmazlık kararları |
| Bedel davası | İdare açar; m.10 | Malik veya hak sahibi başvurur | Malik, sürekli kısıtlılığın koşullarını ispatla başvurur |
| Bedel isteminde temel yargı yolu | Asliye hukuk | Asliye hukuk | 2026 Uyuşmazlık/Yargıtay kararlarında adli yargı; talep niteliği mutlaka ayrılır |
| İdari işlem iptali | Kamulaştırma işlemi için idari yargı | Varsa ayrı idari işlem kendi yolunda | İmar planı veya ilgili ret işlemi için idari yargı |
| Değerleme | m.11–12; somut dava tarihi ve kanuni ölçütler | El atma tarihindeki rejime göre değerleme | Davanın hukuki nitelendirmesi, güncel plan durumu ve değerleme ölçütleri |
| Özel süre ve ön başvuru | m.14 iptal davasında 30 gün; m.8 satın alma | 1956–1983: Geçici m.6 uzlaşma/özel süre; geçmiş ecrimisil 5 yıl | Planın ilanı/itiraz/İYUK başvuruları ile bedel talebinin ayrımı |
| Hükmün icrası | Bedel depo–tescil ve güncel kanun yolu | Bedel, ecrimisil, faiz ve icra hükümleri | İhlalin giderimi, tescil/bedel ilişkisinin anayasal güvenceleri |
Dava öncesinde hangi belgeler ve hangi işlemler kontrol edilmeli?
Aşağıdaki belgeler, talebin türüne göre önem kazanır. Hepsinin her dosyada zorunlu olduğu söylenemez; ancak uyuşmazlığın belirleyici vakıalarını ortaya koyabilecek olanlar ispat planında eksik bırakılmamalıdır.
- Mülkiyet ve taraf sıfatı: Güncel ve tarihsel tapu kayıtları, takyidatlar, mirasçılık belgesi, pay oranları, kadastro tutanakları, irtifak hakkı belgeleri.
- Müdahalenin süresi ve alanı: Tarihli ortofoto/hava fotoğrafı, hâlihazır harita, aplikasyon krokisi, fen bilirkişi tespiti, proje dosyası, yapım/kabul kayıtları, kazı ve altyapı izinleri.
- İmar kısıtlılığı: 1/1000 uygulama ve 1/5000 nazım planı, onay/askı/itiraz kayıtları, plan değişiklikleri, imar uygulaması, beş yıllık program, kamusal kullanım kararları, ruhsat/imar durumu başvuruları.
- Kamulaştırma işlemi: Kamu yararı kararı, kıymet takdir komisyonu, m.8 tebligatı ve görüşme tutanakları, m.10 dava dosyası, bloke/depo makbuzu, tescil ve tebliğ kayıtları.
- Bedele ilişkin kayıtlar: Karşılaştırılabilir tapu satışları, emlak/arsa değeri verileri, resmî tarımsal gelir ve maliyet tabloları, bina ruhsatları, yapı birim fiyatları, ağaç ve muhdesat bilgileri, kısmi alanda oluşan değer kaybına ilişkin teknik tespitler.
- Usul ve süreler: Başvuru dilekçesi ve idarece evraka alındı tarihi, cevap/tebligat, uzlaşmazlık tutanağı, eski dava dosyaları, istinaf–temyiz başvuruları, kesinleşme ve icra belgeleri.
Davaya hazırlıkta takip edilecek işlem sırası
- Önce hak sahibi, tapu ve güncel kullanım durumu tespit edilir.
- Müdahale fizikî mi, imar kaynaklı mı, karma mı; bağımsız hizmet kusuru mu, belirlenir.
- Fizikî müdahale varsa fiilî el atmanın başlangıç tarihi saptanır ve Geçici m.20, Geçici m.6 veya 1983 sonrası rejim seçilir.
- Talep bedel, el atmanın önlenmesi, eski hâle getirme, ecrimisil, plan iptali veya farklı tazminat olarak ayrı tanımlanır; birlikte isteneceklerin hukuki uyumu kontrol edilir.
- İlgili idare veya idareler ve hangi hukuki sebebe göre sorumlu oldukları belirlenir.
- Dava şartı, idari başvuru, özel süre, görevli ve yetkili mahkeme kontrol edilir.
- Her değerleme dönemi için uygun emsal, resmî teknik veri ve keşif talepleri hazırlanır.
- Faiz, yargılama gideri, harç, vekâlet ücreti, icra ve kanun yolu sonuçları davanın türüne ve tarihine bağlanır.
İlgili yazılar: Kamulaştırılan taşınmazın geri alınması; Tapudaki kamulaştırma şerhinin kaldırılması; İdarenin kamulaştırmadan vazgeçmesi; Tapusuz taşınmazın kamulaştırılması.
Sonuç
Kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davalarında hak kaybını önleyen ilk işlem, taşınmazın değerini tahmin etmek değil müdahalenin hukuki niteliğini ve uygulanacak tarihsel rejimi doğru saptamaktır. Bedel, ecrimisil, planın iptali, el atmanın önlenmesi ve idari eylemden doğan zarar istemlerinin birbirinden ayrılması; görevli yargı yeri, dava şartı, başvuru süresi ve faiz hesabında belirleyicidir.
Özellikle 2025–2026 AYM iptalleri, 2026 Uyuşmazlık Mahkemesi kararı, 1956 öncesi el atmalara ilişkin yeni Geçici m.20 ve yaklaşan kanun yolu değişiklikleri, geçmiş yıllara ait kısa ve kategorik açıklamaların artık yeterli olmadığını göstermektedir. Mülkiyet hakkının korunması, idarenin yalnız kamu yararını ileri sürmesiyle değil, gerçek karşılığın hukuka uygun usulle tespit ve ödenmesiyle sağlanır.
Sıkça Sorulan Sorular
Kamulaştırmasız el atma ile olağan kamulaştırma arasında en temel fark nedir?
Olağan kamulaştırmada idare kamu yararı ve kanuni usulle taşınmazın gerçek karşılığının belirlenmesi/ödenmesi sürecini yürütür. Kamulaştırmasız el atmada bu süreç işletilmeksizin fizikî müdahale veya uzun süreli ciddi hukukî kısıtlama oluşur. Her iki durumda dava türü ve deliller farklıdır.
Taşınmaz imar planında park olarak görünüyorsa bedel davası kesin kazanılır mı?
Hayır. Uygulama planının yürürlüğü, hangi süre geçtiği, planın sonraki değişiklikleri, kamulaştırma veya imar uygulaması yapılıp yapılmadığı ve mülkiyet hakkına getirilen gerçek kısıtlama incelenmelidir. 2026 tarihli Yargıtay kararı, sonradan kaldırılan plan kısıtlılığının değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Hukukî el atmada 2026 yılında hangi mahkeme görevli?
Taşınmaz bedelinin istenmesine ilişkin davalarda, 2026 Uyuşmazlık Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında adli yargı yönünde değerlendirme bulunmaktadır. Ancak planın iptali veya bağımsız idari işlem/eylemsizlik zararına ilişkin talep idari yargı kapsamında olabilir; talebin konusu kesinleştirilmeden yalnız “hukukî el atma” etiketiyle mahkeme seçilemez.
1956–1983 arasındaki el atmalarda uzlaşma zorunlu mu?
2942 sayılı Kanun Geçici m.6 kapsamındaki bedel taleplerinde uzlaşma usulü dava şartıdır. Uzlaşma başvurusu ve sonucu ile kanunun altı aylık görüşme ve üç aylık dava süresi hükümleri somut dosyada kontrol edilmelidir.
1956 yılından önce yapılan yol veya tesis için bugün bedel istenebilir mi?
7588 sayılı Kanun'la 2026’da eklenen Geçici m.20, 08.10.1956 tarihine kadarki belirli kamu hizmeti tahsislerini kamulaştırılmış sayan özel hükümler getirmiştir. Tahsisin tarihi, taşınmazın hukuki durumu, tarihsel dava/ödeme koşulları ve varsa anayasal itirazlar incelenmeden genel bir evet veya hayır yanıtı verilemez.
Kamulaştırmasız el atma davası için her durumda beş yıllık süre var mı?
Hayır. Beş yıl, özellikle geriye dönük ecrimisil bakımından önemlidir. Taşınmaz bedeline dayalı mülkiyet koruması ile tarihsel Geçici m.6/20 koşulları ayrı düzenlemelerdir.
Malik hem taşınmaz bedelini hem de ecrimisili talep edebilir mi?
Uygun somut olaylarda farklı hukuki sebeplere dayalı olarak bu iki talep birlikte ileri sürülebilir. Ancak haksız kullanım dönemi, bedelin değerleme tarihi ve tescil/ödeme ilişkisi belirlenerek aynı zarar için çifte tahsil önlenmelidir.
Kamu yolu yalnız parselin küçük bir bölümünden geçiyorsa tüm parselin bedeli istenebilir mi?
Otomatik olarak hayır. Yolun kalan kısmın kullanımına, erişimine, imarına ve ekonomik bütünlüğüne etkisi araştırılır. Proje ve parsel bütünlüğü, görevli yargı yeri ve tazminatın hesabı bakımından ayrı ayrı değerlendirilir.
Kamulaştırma bedeli nasıl belirlenir?
Arsa için karşılaştırılabilir satışlar; tarım arazisi için net tarımsal gelir; yapı, ağaç ve diğer unsurlar için özel değerleme ölçütleri kullanılır. Emsal, resmî veriler ve bilirkişi raporu somut, gerekçeli ve denetlenebilir olmalıdır.
Kamulaştırma işleminin iptali ile bedel davası aynı mı?
Hayır. Olağan kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal için m.14’te özel 30 günlük süre öngörülürken bedel tespiti m.10 uyarınca asliye hukuk mahkemesinde yapılır. İmar planının iptali de ayrıca İYUK sürelerine tabidir.
2026’da tescile ilişkin AYM kararı hemen uygulanır mı?
2942 m.10’daki tescil hükmünün kesinliğiyle ilgili iptal kararının yürürlüğü 21.02.2027 tarihine ertelenmiştir. 17.10.2026 itibarıyla bu hüküm henüz yürürlüğe girmemiştir. Derdest dosya ve kanun yolu bakımından uygulama tarihi ayrıca incelenmelidir.
İdare kamulaştırmasız el atma ilamını icra aşamasında teminatsız durdurabilir mi?
AYM’nin 07.08.2026’da yayımlanan E.2026/24, K.2026/106 kararı, idareye tanınan özel teminat muafiyetini kamulaştırmasız el atma tazminatı davaları yönünden iptal etmiştir. Somut icra sürecinde İİK m.36 ve diğer uygulanabilir hükümler dikkate alınmalıdır.
Kaynakça
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m.35 ve m.46; Mevzuat Bilgi Sistemi.
- 3194 sayılı İmar Kanunu, m.10; güncel metin.
- 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, Ek m.1; Adalet Bakanlığı Mevzuat.
- 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, m.8; güncel metin ve uygulama.
- 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, m.10, m.11, m.12, m.15; Adalet Bakanlığı Mevzuat.
- 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, m.14; madde metni.
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu, 16.05.1956, E.1956/1, K.1956/6 ve K.1956/7; 11.02.1959, E.1958/17, K.1959/15; tarihsel hukuki değerlendirmeler için AYM Kararlar Dergisi.
- 7588 sayılı Kanun m.8 ile eklenen 2942 sayılı Kanun Geçici m.20 (2026); mevzuat metni.
- 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu Geçici m.6; mevzuat.
- Anayasa Mahkemesi, E.2002/112, K.2003/33, 10.04.2003; AYM karar özeti.
- 2942 sayılı Kanun Ek m.1 ve 3194 sayılı Kanun m.10; mevzuat.
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E.2025/7595, K.2026/3211, 24.02.2026; kararın tam metni, De Jure (üyelik gerekebilir).
- Anayasa Mahkemesi, E.2024/135, K.2025/20, 16.01.2025, RG 30.04.2025; AYM duyurusu ve karar dayanağı.
- Uyuşmazlık Mahkemesi, E.2026/22, K.2026/141, 09.03.2026; kararın tam metni, De Jure (üyelik gerekebilir).
- 2577 sayılı İYUK, m.7, m.10, m.11; Danıştay İDDK, E.2024/2424, K.2025/73; karar metni.
- AİHM, Sporrong and Lönnroth v. Sweden, B. No.7151/75 ve 7152/75, 23.09.1982; HUDOC özgün karar PDF.
- Anayasa Mahkemesi, Hüseyin Ünal, B. No.2017/24715, 20.09.2018; AYM mülkiyet hakkı emsal kararları.
- Uyuşmazlık Mahkemesi, E.2016/160, K.2016/207, 11.04.2016 ve E.2022/183, K.2022/424, 16.09.2022; 2016 tarihli kararın tam metni, 2022 tarihli kararın tam metni (De Jure üyeliği gerekebilir).
- Yargıtay HGK, E.2025/750, K.2026/229 ve E.2025/116, K.2026/228, 08.04.2026; karar 2026/229, karar 2026/228 (De Jure üyeliği gerekebilir).
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E.2023/11617, K.2024/6945, 04.06.2024; tam karar için Yargıtay karar arama.
- Anayasa Mahkemesi, E.2024/4, K.2024/129, 27.06.2024; AYM basın duyurusu.
- 7584 sayılı Kanun m.16 ve 2942 sayılı Kanun m.29; güncel düzenleme.
- Anayasa Mahkemesi, E.2026/24, K.2026/106, 13.05.2026, RG 07.08.2026; kararın tam metni, De Jure (üyelik gerekebilir).
- Anayasa Mahkemesi, E.2025/190, K.2026/38, 12.02.2026, RG 21.05.2026; AYM resmi duyurusu.
- Anayasa Mahkemesi, E.2025/124, K.2025/203, 08.10.2025; AYM özgün karar PDF.