İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Kamulaştırma Davaları

Tapusuz Taşınmazın Kamulaştırılması: Zilyedin Bedel Hakkı, İlan, İtiraz ve Dava

Arazi belgelerini tutan çiftçi; zilyetlik konulu temsilî sahne.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 8 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Tapusuz taşınmazda kamulaştırma bedeli, zilyetliğin ispatı, ilan süreleri, Hazine itirazı ve bedele istihkak davası hakkında bilgi alın.

Tapu kaydının bulunmaması, kamulaştırma bedelinin hiçbir durumda alınamayacağı anlamına gelmez. Ancak taşınmazı fiilen kullanmak da tek başına bedelin tamamına hak kazandırmaz. 2942 sayılı Kanun’un 19. maddesinde, taşınmazın kamu malı olup olmadığı ve zilyedin kamulaştırma tarihinde mülkiyeti kazanma şartlarını taşıyıp taşımadığı araştırılır. Hak sahipliği çekişmeliyse ödeme ayrı bir usule tabi olur.

Tapusuz taşınmaz ile tapusu başkası adına olan yer aynı mıdır?

Bir kişinin elinde tapu senedi bulunmaması, taşınmazın tapu sicilinde kayıtlı olmadığını göstermez. Kayıt mirasbırakan, başka bir kişi veya Hazine adına olabilir. Kadastro tespiti yapılmış fakat işlem henüz kesinleşmemiş de olabilir. İlk adım, tapu ve kadastro araştırmasıyla taşınmazın hukuki kimliğini belirlemektir.

Köyde kullanılan mevki adı, eski parsel numarası ve fiilen çevrili alan birbirinden farklı olabilir. Sınırların harita üzerinde uygulanması gerekir. Ailenin “yıllardır bizim” beyanı, hangi alanın hangi hukuki sebebe dayanılarak kullanıldığını açıklamadan yeterli değildir. Kamulaştırma paftasının eski kayıtlarla eşleştirilmesi bu nedenle önemlidir.

Harici satış senedi tapu yerine geçer mi?

Tapusuz yerlerde bir devir belgesi, kullanımın kimden ve ne zaman devralındığı yönünden delil olabilir. Ancak her belge kendiliğinden mülkiyet doğurmaz. Taşınmazın gerçekten tapusuz olması, devrin niteliği ve kazanma koşulları araştırılır. Tapulu taşınmazın resmî şekle aykırı satışını, tapusuz taşınmazın zilyetliğinin devriyle aynı kabul etmek doğru değildir.

Vergi, elektrik, su veya tarımsal destek kayıtları da tek başlarına mülkiyet belgesi değildir. Kullanımın tarihini ve biçimini destekleyebilirler. Birbiriyle çelişen kayıtlar varsa bunlar dosyada açıklanmalı; yalnız lehe görünen tek kayıt üzerinden hak sahipliği sonucu çıkarılmamalıdır.

19. madde kapsamında idare hangi araştırmayı yapar?

İdare önce taşınmazın Kadastro Kanunu’nun 16. maddesinde belirtilen kamu mallarından olup olmadığını araştırır. Kamu malı olmadığı ve zilyetlikle kazanım iddiası bulunduğu anlaşıldığında mahallî inceleme yapılır. Taşınmazın yüzölçümü, zilyedin kimliği, vergi kaydı, kullanımın başlangıcı ve mülkiyeti kazanma şartları tutanakta gösterilir.

Bu araştırma sonunda belgeler, bedelin tespiti ve idare adına tescil istemiyle taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine sunulur. İdarenin tuttuğu tutanak mahkemenin incelemesini gereksiz kılmaz. Hak iddia eden kişinin hatalı kimlikle yazılması veya alanın eksik gösterilmesi zamanında bildirilmelidir.

İdare listesinde adım yoksa hakkım biter mi?

Listeye alınmamak tek başına bütün hakların sona erdiği anlamına gelmez. Fakat süreci izlememek, ilan ve ödeme aşamalarının başka bir kişi üzerinden ilerlemesine yol açabilir. Hak iddiası hem idareye hem dava açılmışsa ilgili mahkemeye belgeleriyle iletilmelidir. Başvuru kayıtları ve eklerin teslim edildiği tarih saklanmalıdır.

Hangi mahkemede dosya bulunduğu öğrenilmeden yalnız idareye dilekçe verilmesi yeterli olmayabilir. Mahkemenin ilanı, bilirkişi raporu ve ödeme ara kararları ayrıca takip edilir. İdareyle yazışma, yargısal başvuru veya itiraz için işlemekte olan süreyi kendiliğinden durdurmaz.

Zilyetliğin hangi özellikleri ispatlanmalıdır?

Zilyetlik, fiilî hâkimiyettir; fakat mülkiyet kazandıran zilyetlik için bundan fazlası gerekir. Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesi kapsamında tapusuz taşınmazlarda malik sıfatıyla, davasız ve aralıksız yirmi yıllık zilyetlik ile diğer kanuni koşullar önem taşır. Taşınmazın kazanmaya elverişli olması da zorunludur.

Kiracı, ortakçı veya izinle kullanan kişinin kullanım sıfatı farklıdır. Başkasının üstün hakkını kabul ederek kullanım ile kendi adına malik sıfatıyla kullanım aynı değildir. Önceki zilyedin süresinden yararlanılacaksa devrin veya mirasın bağlantısı gösterilmelidir. Takvimde yirmi yıl geçmiş olması tek başına yeterli görülmemelidir.

Hangi tarih esas alınır?

19\. madde bakımından zilyedin taşınmazı kamulaştırma tarihinde kazanmış olduğunun değerlendirilmesi önemlidir. Kamulaştırmadan sonra geçen süreyi otomatik olarak ekleyerek eksik kazanma şartını tamamlamak doğru değildir. Kamulaştırma kararı, önceki kullanım başlangıcı ve varsa kesinti tarihlerinin tek çizelgede gösterilmesi yararlıdır.

Miras yoluyla kullanım devam etmişse mirasbırakanın ne zamandan beri ve hangi sıfatla kullandığı araştırılır. Birden fazla mirasçı bulunması hâlinde fiilen arazide çalışan kişinin bütün bedeli almaya yetkili olduğu sonucu çıkarılmaz. Temsil, miras payları ve kişisel hak iddiaları ayrı ele alınır.

Kamu malı ve orman iddiasında nasıl araştırma yapılır?

Orman, mera, yol veya başka kamu malı niteliği söz konusuysa uzun kullanımın mülkiyet doğurduğu kabul edilemez. Bununla birlikte kaydın adı kadar taşınmazın gerçek ve tarihsel niteliği de incelenir. Orman ve mera belgeleri, eski hava fotoğrafları, kadastro paftaları ve komşu kayıtlar birbirine uygulanmalıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15 Şubat 2012 tarihli E.2011/714, K.2012/78 kararında, taşınmazların mera olmadığının belirlenmesiyle yetinilmesi yeterli bulunmamıştır. Orman niteliği, zilyetlikle kazanılabilirlik, tapu uygulaması ve bağlantılı dosyalar yönünden eksik araştırma nedeniyle direnme kararı bozulmuştur. Bu, doğrudan kamulaştırma bedeline hükmeden bir karar değildir; hak sahipliği araştırmasının kapsamı için önemlidir. Gerekçe ve bozma sonucu.

İlan ve itiraz süreleri nasıl izlenir?

19\. madde uyarınca yerel gazete, internet haber sitesi ve ülke genelinde yayımlanan gazetede ilan öngörülür. İlanın sadece taşınmazın bulunduğu yerde sözlü olarak duyurulmasıyla kanuni süreç tamamlanmış sayılmaz. Dosyada hangi mecrada, hangi içerikle ve hangi tarihte ilan yapıldığı kontrol edilir.

Kanun, savunma ve delillerin bildirilmesi için ilan tarihinden itibaren on günlük süreye yer verir. Hak sahiplerinin itirazı ve zilyede ödeme aşaması bakımından ise son ilan tarihi ayrıca önemlidir. Metinde bir ay ve otuz gün ifadeleri farklı cümlelerde yer aldığından, bunlar kontrol edilmeden takvim ayı veya otuz gün hesabı birbirinin yerine kullanılmamalıdır. Somut dosyada güvenli süre takibi en erken sona erebilecek tarih esas alınarak yapılmalıdır.

Süresinde itiraz edilmezse başka hak sahibi artık dava açamaz mı?

Kanun, bedelin zilyede ödenmiş olmasının, hak iddia edenlerin genel hükümlere göre zilyet aleyhine bedele istihkak davası açma hakkını düşürmediğini açıkça düzenler. Dolayısıyla ilan itirazının kaçırılması ile bütün maddi hakların ortadan kalkması aynı değildir. Ancak sonradan açılacak davanın şartları, süresi, ispatı ve tahsil riski ayrıca vardır.

Bu nedenle “sonradan da dava açarım” düşüncesiyle ilan aşamasını izlememek doğru değildir. Para başka kişiye ödendikten sonra uyuşmazlık farklı taraf ve taleplerle devam edebilir. Hak iddiası öğrenildiğinde dosya ve banka işlemleri gecikmeden incelenmelidir.

Hazine veya üçüncü kişi itiraz ederse bedel ne olur?

İtiraz hâlinde kanundaki özel usul uyarınca bedel, ileride hak sahipliğini ispatlayacak kişiye ödenmek üzere bankada vadeli hesaba yatırılır ve idare adına tescil süreci yürüyebilir. Hak sahipliği çekişmesi, kamu hizmetine ilişkin bütün işlemlerin zorunlu olarak durduğu anlamına gelmez. Buna karşılık paranın doğrudan listedeki kişiye verilmesi de beklenmemelidir.

Burada iki inceleme ayrıdır: Taşınmazın değeri ile bedeli almaya kimin yetkili olduğu. Zilyet, bedelin düşük hesaplandığını ileri sürerken hak sahipliği delillerini ihmal etmemelidir. Yüksek bedel tespit edilmesi, bu bedelin o kişiye ödeneceğini kendiliğinden garanti etmez.

Tapusuz yerde yalnız irtifak kurulacaksa

Mülkiyetin bütünüyle idareye geçmesi yerine irtifak kurulacaksa tescil ilişkisi ayrıca çözülmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2 Şubat 2000 tarihli E.2000/18-48, K.2000/38 kararında tapusuz taşınmaz üzerinde irtifak tesisi için hak sahipliği ve tapuya tescil sorununun giderilmesi gereği tartışılmış, direnme kararı bozulmuştur. Kararın tam aktarımı.

Bu karar 19. maddenin 2001 değişikliğinden önceki döneme aittir. Eski fıkra numaraları ve o tarihteki usul bugünkü dosyaya aynen uygulanmamalıdır. Karardan çıkarılabilecek sınırlı sonuç, tapusuz taşınmazdaki irtifakın mülkiyet ve sicil meselesi çözülmeden sıradan tapulu parsel işlemi gibi ele alınamayacağıdır.

Dava ve delil dosyası nasıl hazırlanır?

Belge veya araştırmaAmacı
Tapu ve kadastro cevaplarıGerçekten tapusuz olup olmadığını belirlemek
Eski hava fotoğrafları ve haritalarKullanımın başlangıcı ve niteliğini incelemek
Devir belgeleri ve mirasçılık kayıtlarıÖnceki zilyetle hukuki bağlantıyı göstermek
Vergi ve tarımsal üretim kayıtlarıFiilî kullanım iddiasını desteklemek
Orman, mera ve kamu tahsis belgeleriKazanmaya elverişliliği araştırmak
İlan nüshaları ve tebliğ belgeleriSüre başlangıçlarını belirlemek
Banka ve mahkeme ödeme kayıtlarıBedelin kimin adına, hangi şartla tutulduğunu görmek

Tanıklar, kullanımın hangi yıllarda ve hangi sınırlar içinde gerçekleştiğini doğrudan bilgileriyle anlatabilmelidir. “Herkes buranın ona ait olduğunu bilir” biçimindeki genel ifade yerine, somut kullanım ve devir olayları araştırılır. Teknik bilirkişinin sınır uygulamasıyla tanık anlatımının aynı taşınmaza ilişkin olduğu denetlenir.

Bağımsız mülkiyet, kadastro veya bedele istihkak uyuşmazlığında görevli mahkeme, taraflar ve uygulanacak süreler talebin niteliğine göre belirlenir. Devam eden kadastro davası varken genel görev varsayımıyla yeni bir dosya açılmamalıdır. Kamulaştırma işleminin hukuka uygunluğuna ilişkin idari dava ise bu özel hukuk uyuşmazlıklarından ayrıdır.

Yapı ve ağaç bedeli ayrıca istenebilir mi?

Araziyi mülkiyet olarak kazanma koşulları gerçekleşmemiş olsa bile 19. maddenin son fıkrasındaki yapı ve ağaç bedeli düzenlemesi ayrıca incelenebilir. Bunun için muhdesatı meydana getiren kişi, unsurun niteliği ve uygulanacak özel hukuk belirlenmelidir. Arazi bedelinin reddedilmesi ile bütün muhdesat taleplerinin reddi aynı sonuç değildir.

Bina için asgarî levazım bedeli ile ağaçların 11. madde kapsamındaki değeri farklı hesaplara tabidir. Bu taleplerin açıkça ayrılması, arazi mülkiyetine dair iddianın kabul edilmemesi hâlinde hangi alternatif hukuki değerlendirmenin istendiğini de anlaşılır kılar. Aynı zarar için mükerrer ödeme istenmemelidir.

Sonuç

Tapusuz taşınmazın kamulaştırılmasında temel soru yalnız kullanımın uzunluğu değildir. Taşınmazın hukuki niteliği, zilyetliğin sıfatı, kamulaştırma tarihinde kazanma şartları ve ilan süreci birlikte incelenir. Bedelin miktarı ile hak sahipliği ayrı takip edilmeli; ödeme yapılmadan önce iddia ve deliller dosyaya sunulmalıdır. Arazi, muhdesat ve irtifak talepleri doğru hukuki zeminde ayrıldığında uyuşmazlık daha denetlenebilir hâle gelir.

İlgili yazılar: Zilyetlikle Kazandırıcı Zamanaşımı ve Tapu Tescili; Yapı, Ağaç ve Muhdesat Bedeli; Kamulaştırma Bedelinin Tespiti ve Tescil Davası; Hisseli ve Miras Kalan Taşınmazların Kamulaştırılması

Sıkça Sorulan Sorular

Yirmi yıldır kullandığım her arazi için bedel alabilir miyim?

Hayır. Malik sıfatıyla, kesintisiz ve davasız kullanım yanında taşınmazın kazanmaya elverişliliği ve diğer şartlar aranır.

Vergi makbuzu tapu yerine geçer mi?

Hayır. Kullanımı destekleyen delil olabilir; tek başına mülkiyet ve ödeme hakkını kanıtlamaz.

Hazine itiraz ederse kamulaştırma tamamen durur mu?

Her durumda durmaz. Bedelin hak sahipliği çözülene kadar vadeli hesapta tutulduğu özel usul uygulanabilir.

Bedel başka kullanıcıya ödendiyse hiçbir hakkım kalmaz mı?

Kanun genel hükümlere göre bedele istihkak davasını saklı tutar. Dava şartları ve süreler ayrıca incelenmelidir.

Tapum yoksa ağaç bedelini de alamaz mıyım?

Arazi mülkiyeti ile ağaç bedeli ayrı değerlendirilir. 19. maddenin son fıkrasının koşulları araştırılmalıdır.

Kaynakça

  1. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu: m.9, 10, 14, 18 ve 19.
  2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: m.713 ve zilyetliğe ilişkin hükümler.
  3. Yargıtay HGK, E.2011/714, K.2012/78, 15.02.2012: zilyetlik ve taşınmazın niteliğine ilişkin karar aktarımı.
  4. Yargıtay HGK, E.2000/18-48, K.2000/38, 02.02.2000: tarihsel karar; 2001 öncesi usulü doğrudan güncel kabul edilmemiştir.

Mevzuat ve kaynak kontrol tarihi: 15 Ekim 2026.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları