Tapulu bir taşınmazdan yol geçirilmesi, arsanın okul bahçesine katılması veya araziye enerji nakil hattı kurulması, mülkiyet hakkını doğrudan etkiler. İdarenin kamu hizmeti yürütmesi, taşınmazı bedelsiz kullanabilmesi anlamına gelmez. Kamulaştırma usulü tamamlanmadan gerçekleşen kalıcı müdahalede malik, koşullarına göre el atmanın önlenmesini veya mülkiyetin devri karşılığında taşınmaz bedelini isteyebilir.
Kamulaştırmasız fiilî el atma davasında sonuç; müdahalenin tarihine, kapladığı alana, sorumlu idareye ve istenen hukuki korumaya göre belirlenir. Taşınmaz bedeli, geçmiş kullanım için ecrimisil ve faiz ayrı ayrı değerlendirilir. Davanın kazanılması da tahsil işlemlerinin kendiliğinden tamamlandığı anlamına gelmez.
Bu makale, Türkiye’de özel mülkiyetteki taşınmazlara fiilen el atılmasını, 13 Ekim 2026 itibarıyla incelenen mevzuat ve kararlar çerçevesinde ele almaktadır. Özellikle 1956 öncesi tahsislere ilişkin yeni geçici 20. madde, 2026 tarihli faiz içtihadı ve icranın geri bırakılmasındaki teminat muafiyetine ilişkin iptal kararı dikkate alınmıştır.
Kamulaştırmasız fiilî el atma nedir?
Kamulaştırmasız fiilî el atma; idarenin, usulüne uygun kamulaştırma yapmadan veya gerekli işlemleri tamamlamadan, özel mülkiyetteki taşınmazı kamu hizmeti için kalıcı biçimde kullanmasıdır. Yol, park, okul, su tesisi, kanal ve enerji iletim tesisi yapılması tipik örneklerdir. Müdahale, taşınmazın tamamını kapsayabileceği gibi bir bölümüne veya irtifak hakkına konu kullanıma da ilişkin olabilir. Acele el koyma ile fiilî el atma arasındaki ayrım için Acele Kamulaştırma ve Acele El Koyma yazısına bakılabilir.
Anayasa’nın 35. maddesi mülkiyet hakkını; 46. maddesi kamulaştırmanın kamu yararı ve bedel güvencelerini düzenler. Fiilî kullanımın bu güvenceler işletilmeden başlaması, kamu hizmeti gerekçesiyle kendiliğinden hukuka uygun hâle gelmez. Bununla birlikte her inşaat faaliyeti veya komşu kamu tesisinden kaynaklanan zarar aynı dava türüne girmez.
Kalıcı el atma, geçici kullanım ve hizmet zararı nasıl ayrılır?
İdarenin parselden kalıcı yol geçirmesi ile yol çalışmasında kısa süreli depolama yapması farklıdır. Geçici kullanımda da tazminat veya müdahalenin önlenmesi gündeme gelebilir; ancak bunun doğrudan taşınmazın tam bedelini gerektiren bir edinim olduğu söylenemez. Müdahalenin amacı, süresi, taşınmazdaki tesis ve kullanımın devamlılığı araştırılır.
Taşınmaza girilmeksizin yol kotunun değişmesi nedeniyle erişimin zorlaşması gibi olaylarda ise kamu hizmetinin yürütülmesinden doğan zarar söz konusu olabilir. Bu ayrım görevli yargı kolunu etkiler. “Belediye zarar verdi” açıklaması tek başına fiilî el atmayı ispatlamaz; belediyenin hangi alanı, hangi tarihten beri, nasıl kullandığı somutlaştırılmalıdır.
İmar planındaki kamu hizmeti kararı fiilî el atma sayılır mı?
Parselin yalnızca imar planında okul, yol veya park alanında kalması, üzerinde fiilî kullanım başlamamışsa farklı bir hukuki sorundur. Plan kısıtlılığına dayalı hukuki el atma ile fiziksel müdahaleye dayalı fiilî el atmanın başvuru, görev ve gider kuralları birbirine aktarılmamalıdır.
Örneğin planda yol olan parselin bir şeridi asfaltlanmış, geri kalanı boş bırakılmış olabilir. Böyle bir dosyada asfaltlanan bölümün ölçümü ile kalan kısmın hukuki durumu ayrı incelenir. Bütün parseli aynı nitelendirmeyle dava etmek, bedel ve görev yönünden hataya yol açabilir.
El atmanın tarihi hangi kuralların uygulanacağını belirler?
Tapunun edinildiği tarih ile idarenin el atma tarihi aynı değildir. Taşınmazı yeni satın alan kişi, yıllar önce yapılmış bir yol nedeniyle uyuşmazlık yaşayabilir. Esas alınacak müdahale tarihi; hava fotoğrafları, tesisin açılış kayıtları, ihale dosyaları, belediye arşivi ve tanık anlatımları birlikte değerlendirilerek belirlenir.
| Müdahale dönemi | İncelenecek temel düzenleme | Dosyadaki önemi |
|---|---|---|
| 8 Ekim 1956 tarihine kadar fiilî kamu hizmeti tahsisi | 2942 sayılı Kanun geçici m.20 | Kamulaştırılmış sayılma ve taleplere ilişkin özel sınırlamalar |
| 9 Ekim 1956–4 Kasım 1983 arasındaki el koymalar | Geçici m.6 | Uzlaşma dava şartı, özel bedel ve tahsil kuralları |
| 4 Kasım 1983 sonrasındaki fiilî el atmalar | İçtihadı birleştirme kararları ve ilgili güncel hükümler | Genel bedel davası; geçici m.19 gibi ödeme hükümleri ayrıca incelenir |
1956 öncesi tahsislerde 2026 düzenlemesi ne getirdi?
2 Temmuz 2026 tarihli 7588 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle eklenen geçici 20. madde, 8 Ekim 1956 tarihine kadar kamulaştırma işlemlerine dayanmaksızın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş taşınmazlar için özel bir düzenleme getirmiştir. Kanundaki koşullar varsa taşınmaz, tahsis tarihinde ilgili idare adına kamulaştırılmış sayılır. Kamu hizmetinin niteliğine uygun tesis veya yapı yapılması fiilî tahsis olarak kabul edilir.[1][2]
Madde, 12 Ocak 1963 sonrasında ileri sürülen bedel dâhil taleplerin kabul edilmemesini ve bu kuralın görülmekte olan davalara da uygulanmasını düzenler. Bu nedenle yalnızca eski 221 sayılı Kanun’a veya genel “bedel davasında zamanaşımı yoktur” açıklamasına dayanmak yeterli değildir.
Ancak idarenin “bu yol çok eskidir” demesi, yeni hükmün uygulanmasını tek başına sağlamaz. Dava konusu alanın gerçekten belirtilen tarihe kadar kamu hizmetine tahsis edildiği gösterilmelidir. Eski bir yolun 1990 yılında genişletilmesiyle alınan yeni şerit, ilk yolun yaşı gerekçe gösterilerek aynı döneme sokulamaz. Harita çakıştırması ve tarihli hava fotoğrafları bu nedenle belirleyicidir.
1956–1983 döneminde uzlaşma zorunlu mudur?
Geçici 6. madde kapsamındaki el koymalarda öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır. Kanun; başvurudan veya idarenin davetinden itibaren en geç altı ay içinde görüşmeye daveti, hukuki veya fiilî engel yoksa davete katılmadan itibaren en geç altı ay içinde görüşmelerin sonuçlandırılmasını öngörür. Bunlar aynı başlangıca bağlı tek bir süre değildir.[1]
Uzlaşma sağlanamazsa kanunda, uzlaşmazlık tutanağının düzenlenmesinden itibaren üç aylık dava süresi yer alır. Başvurunun cevapsız bırakılması, görüşmeye çağrılmama veya tutanak düzenlenmemesi ayrıca değerlendirilmelidir; her olayda aynı tarih üzerinden süre hesabı yapılamaz. Başvuru belgesi, tebliğ kayıtları ve görüşme tutanağı saklanmalıdır.
Bu dönemde değerleme, dava tarihindeki değer esas alınırken taşınmazın el koyma tarihindeki niteliklerinin gözetilmesini gerektirir. Maktu harç ve vekâlet ücreti ile özel ödeme ve haciz hükümleri de aynı rejimin parçalarıdır. Bu hükümler, 1983 sonrasındaki bütün müdahalelere genellenemez.
1983 sonrası el atmalarda beş yıl beklemek gerekir mi?
Fiilî el atmada, imar planı kısıtlılığına ilişkin beş yıllık süreyi beklemek şeklinde genel bir koşul yoktur. Geçici 6. maddedeki uzlaşma dava şartı da sırf idare taraf olduğu için 1983 sonrası müdahalelere uygulanmaz. Bununla birlikte dava öncesinde arşiv ve kullanım bilgilerinin yazılı olarak istenmesi, doğru davalı ve kapsamın belirlenmesini kolaylaştırır.
Mülkiyete dayanan bedel talebi bakımından yerleşik içtihat, olağan haksız fiil zamanaşımının uygulanmayacağını kabul eder. Ancak bu sonuç; ecrimisilin, özel tarihsel rejimlerin ve kesinleşmiş karardan doğan takip işlemlerinin tüm sürelerden bağımsız olduğu anlamına gelmez.[3]
Hangi mahkemede, kime karşı dava açılır?
Kamulaştırmasız fiilî el atmaya dayanan bedel ve mülkiyetin devri uyuşmazlığı adli yargıda, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde görülür. Taşınmazın aynına ilişkin kesin yetki kuralı gözetilir. Yalnız ecrimisil istenen bir davanın yetkisi ise aynî hakka ilişkin dava varmış gibi otomatik belirlenmemelidir. Hat geçişlerinde irtifak hakkı ve mahkeme ayrımı Enerji Nakil Hattı ve Boru Hattı Kamulaştırması yazısında ayrıca ele alınmıştır.
Davalı, müdahaleden hukuken sorumlu idaredir. Yolun bulunduğu yerin belediye sınırında olması, her durumda ilçe belediyesinin sorumlu olduğu anlamına gelmez. Büyükşehir belediyesi, Karayolları Genel Müdürlüğü, su ve kanalizasyon idaresi veya başka bir kamu kurumu ilgili olabilir. Tesisin mülkiyeti, yapım ve işletme kayıtları, devir protokolleri ve görev paylaşımı incelenmelidir.
İdarenin müteahhit kullanması da sorumluluk incelemesini ortadan kaldırmaz. Projeyi yaptıran idare ile yüklenicinin proje dışındaki bağımsız eylemleri ayırt edilmelidir. Tüzel kişiliği bulunmayan bir müdürlüğün davalı gösterilmesi ayrıca sorun yaratabilir. Nitekim Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 9 Ocak 2025 tarihli kararında, sorumlu Millî Eğitim Bakanlığı yerine il millî eğitim müdürlüğünün karar başlığında gösterilmesi, önceki bozma nedenlerinden biridir.[3]
Paylı mülkiyette bedel talebi, kural olarak davacının payına göre kurulur. Mirasçılık, elbirliği mülkiyeti ve temsil gereksinimi ayrıca incelenir. Taşınmaz sonradan edinilmişse geçmiş ecrimisil alacaklarının da kendiliğinden yeni malike geçtiği varsayılmamalı; hak sahipliği ve varsa alacak devri araştırılmalıdır.
Taşınmaz bedeli mi, el atmanın önlenmesi mi istenir?
Mülkiyeti koruma ile bedel isteme arasındaki seçim
16 Mayıs 1956 tarihli, E.1956/1, K.1956/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, malikin müdahalenin önlenmesini isteyebilmesi yanında fiilî duruma razı olup mülkiyetin devri karşılığında bedel talep edebilmesini kabul eder. Kararın ilgili bölümü, aşağıda bağlantısı verilen 2025 tarihli Yargıtay kararının tam metninde de aktarılmaktadır.[3]
Bedel istemi, tapu hakkının hiçbir değişiklik olmadan korunacağı bir para talebi değildir. Kabul hâlinde el atılan bölümün idare adına tescili veya yol niteliği gibi duruma göre terkini gündeme gelir. İrtifak niteliğindeki müdahalede ise hakkın kapsamına uygun değerlendirme yapılır.
El atmanın önlenmesi talebinde mevcut tesisin durumu, müdahalenin kapsamı ve hukuki korunmanın koşulları incelenir. Kamu tesisi bulunması, mülkiyet hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; buna karşılık her dosyada tesisin kaldırılacağı da peşinen söylenemez. Birbiriyle bağdaşmayan taleplerin aynı bölüm için birlikte ve belirsiz biçimde ileri sürülmesi yerine dava sonucu açık kurulmalıdır.
Talep miktarı ve yargılama sırasında artırılması
Bedelin bilirkişiyle hesaplanması, her davanın kendiliğinden belirsiz alacak davası sayılmasını sağlamaz. HMK’nın 107. maddesindeki koşullar, dava açılırken miktarın objektif olarak belirlenebilirliği ve talebin niteliği dikkate alınmalıdır. Kısmi dava, belirsiz alacak ve ıslah farklı usul sonuçları doğurur.
Özellikle ecrimisil talebinde artırılan bölümün zamanaşımı yönünden ayrıca incelenmesi gerekebilir. Dilekçede yalnız “fazlaya ilişkin haklar saklıdır” denilmesi, bütün parasal kalemler bakımından sürelerin korunduğu sonucunu doğurmaz. Bedel, ecrimisil dönemi, faiz türü ve başlangıcı ayrı gösterilmelidir.
Kamulaştırmasız el atma bedeli nasıl hesaplanır?
Arsa ve tarım arazisi için farklı değerleme yapılır
Arsa niteliğindeki taşınmazlarda uygun satış emsalleriyle karşılaştırma yapılır. Emsalin konumu, satış tarihi, büyüklüğü, imar durumu, ulaşımı ve altyapısı değerlendirilir. İnternet ilanı bir araştırma başlangıcı olabilir; ancak tapu satış kaydı ve işlem koşulları incelenmeden ilan fiyatı doğrudan gerçek satış bedeli kabul edilmemelidir. Olağan kamulaştırmada bedelin nasıl belirlendiği için Kamulaştırma Bedelinin Tespiti ve Tescil Davası yazısı ile karşılaştırma yapılabilir.
Tarım arazisinde ürün deseni, verim, ürün fiyatı, üretim gideri ve kapitalizasyon oranı gibi unsurlarla net gelir yaklaşımı uygulanır. Sulu veya kuru tarım niteliği, resmî tarım verileri ve yerel koşullar önemlidir. Tapuda “tarla” yazması da tek başına bütün değerleme tartışmasını bitirmez; taşınmazın hukuken ve fiilen taşıdığı özellikler araştırılır.[1]
Yapı, ağaç ve diğer bütünleyici unsurların değeri ayrı incelenebilir; aynı unsurun iki kez hesaba katılmaması gerekir. İmar parseli ile kadastro parselinin karşılaştırılmasında düzenleme ortaklık payına ilişkin farklılıklar da gerekçelendirilmelidir. Her taşınmaz bedelinden otomatik olarak yüzde 45 kesilmesi doğru bir yöntem değildir.
Hangi tarihteki değer esas alınır?
Genel fiilî el atma bedel davasında dava tarihindeki değer önem taşır. Geçici 6. madde kapsamındaki dosyalarda ise dava tarihindeki değer ile el koyma tarihindeki nitelikler birlikte gözetilir. Bu ayrım, yıllar içinde imar ve altyapı koşulları değişen taşınmazlarda sonucu önemli ölçüde etkileyebilir.[1][3]
Birleştirilmiş veya ek davalarda hangi talebin hangi tarihte ileri sürüldüğü ayrıca değerlendirilmelidir. “Bilirkişi bugün keşfe geldi; bugünkü piyasa değeri alınır” yaklaşımı doğru değildir. Keşif tarihi ile hukuken esas alınan değerleme tarihi farklı olabilir.
Kalan bölüm kullanılamıyorsa tamamının bedeli alınabilir mi?
Bir bölümün yol yapılması, parselin geri kalanını işe yaramaz hâle getirebilir. Ancak her kısmi müdahalede bütün parselin bedeli ödenmez. Kalan alanın yüzölçümü, şekli, ulaşımı, imar bakımından kullanılabilirliği ve ekonomik bütünlüğü teknik olarak incelenir. Tamamen kullanılamazlık ile yalnız değer azalması farklı sonuçlar doğurabilir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 17.06.2025, E.2024/12963, K.2025/8948: Yol olarak kullanılan bölümden arta kalan 1.305,16 m² alanın geometrik durumu ve büyüklüğü nedeniyle kullanılamaz hâle geldiği önceki bozma kararında değerlendirilmiş; bu bölümün bedelinin de hesaba katılması istenmiştir. Bozmaya uyularak verilen tazminat hükmü onanmıştır. Aynı kararda ecrimisile ilişkin temyiz, parasal sınır nedeniyle reddedilmiştir; bu kısım esastan onama gibi sunulmamalıdır.[4]
Enerji hattında da direk yerinin mülkiyet bedeliyle hattın oluşturduğu irtifak ve değer kaybı birbirinden ayrılmalıdır. Hattın geçtiği her metrekarenin tam mülkiyet bedelinin ödeneceği varsayılamaz.
Ecrimisil istenebilir mi, hangi dönem için hesaplanır?
Ecrimisil, koşulları oluştuğunda taşınmazın haksız kullanımından kaynaklanan tazminattır. Taşınmaz bedeli mülkiyet kaybına; ecrimisil geçmiş kullanım dönemine ilişkindir. Kamu kurumunun taşınmaz üzerinde ticari kazanç sağlamaması, tek başına kullanım tazminatını ortadan kaldıran bir gerekçe değildir.
Beş yıllık zamanaşımı nasıl uygulanır?
Yerleşik içtihatta ecrimisil için dava tarihinden geriye doğru beş yıllık zamanaşımı esas alınır. Bu süre, idarenin ilk el attığı günden başlayıp beş yıl sonra bütün kullanım tazminatlarını sona erdiren tek bir süre olarak anlaşılmamalıdır. Talep edilen dönem, davanın açılması, artırılan miktar ve zamanaşımı savunması birlikte incelenir.[5]
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 09.11.2020 tarihli, E.2020/3054, K.2020/9584 sayılı kararında, ilk davada saklı tutulan ecrimisil bölümünün daha sonra ek davayla istenmesi değerlendirilmiştir. Süresinde yapılan zamanaşımı savunması nedeniyle ek dava tarihinden beş yıl önceki dönemin ayrıca incelenmesi gerektiği kabul edilerek hüküm bozulmuştur. Böylece ilk davanın, saklı tutulan bütün alacaklar için süreyi otomatik korumadığı somutlaşmaktadır.[5]
Arsada kullanımın niteliğine uygun kira emsalleri; tarım arazisinde ilgili dönemlerin ürün ve net gelir verileri gerekir. Bugünkü aylık kira bedelini geçmişteki bütün yıllarla çarpmak, dönemsel farkları yok sayar. Taşınmazın her yıl aynı gelir olanağına sahip olduğu da varsayılmamalıdır.
Bedel davası açıldıktan sonra ecrimisil işlemeye devam eder mi?
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 09.01.2025, E.2024/6318, K.2025/348: Maliklerin bedel davasını 9 Aralık 2009 tarihinde açmaları, mülkiyetin idareye devrine razı olmaları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu tarihten sonraki dönem için ecrimisil istenemeyeceğine ilişkin bozma üzerine verilen kısmen kabul kararı onanmıştır.[3]
Kararın pratik sonucu, ecrimisil hesabının mutlaka bedelin ödendiği veya tapunun değiştiği güne kadar sürdürülememesidir. Örneğin bedel davası 2022’de açılmış, ödeme 2026’da yapılmışsa aradaki dört yılın otomatik olarak yeni ecrimisil dönemi olduğu söylenemez. Gecikmenin parasal etkisi faiz ve koşulları varsa diğer hukuki yollar bakımından değerlendirilir. Önceki dava ve hüküm dosyaya getirilmeli, dönemler çakıştırılmamalıdır.
Kamulaştırmasız el atma tazminatına hangi faiz uygulanır?
2026 tarihli Yargıtay kararı ne söylüyor?
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 20.05.2026, E.2025/18008, K.2026/9522, 1983 sonrası fiilî el atmaya ilişkin uyuşmazlıkta, dava tarihinden itibaren yasal faiz yerine Anayasa’nın 46. maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanması gerektiğini kabul etmiştir. Hükümdeki faiz ifadesi değiştirilerek karar düzeltilerek onanmıştır.[6]
Bu nedenle eski tarihli “kesinleşmeye kadar her durumda yasal faiz uygulanır” açıklaması, güncel bir genel kural olarak kullanılmamalıdır. Faiz istemi kurulurken bu kararın konusu ve tarihi, talebin kapsamı, dosyanın aşaması ve uygulanacak özel hükümler birlikte değerlendirilmelidir.
Karar, kesinleşmiş bütün eski hükümleri kendiliğinden değiştirmez. İcra aşamasında mahkeme hükmündeki faiz türü tek taraflı olarak başka türe çevrilemez. Ayrıca ecrimisil alacağına, taşınmaz bedeline ilişkin yüksek faiz kuralı otomatik aktarılmamalıdır.
Kanuni faiz hakkındaki AYM iptali neyi kapsıyor?
Anayasa Mahkemesi, 27.06.2024, E.2024/4, K.2024/129, geçici 19. maddenin birinci fıkrasındaki taksitli ödemelerde kanuni faiz öngören dördüncü cümleyi iptal etmiştir. Karar 9 Aralık 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Mahkeme, Anayasa’nın 46. maddesindeki yüksek faiz güvencesine rağmen bu alacaklara kanuni faiz uygulanmasını Anayasa’ya aykırı bulmuştur. İptal, maddenin bütün ödeme hükümlerinin kaldırıldığı anlamına gelmez.[7]
Faiz hesabında değişen oranlar ilgili dönemlere uygulanmalı; ana para, başlangıç tarihi ve yapılan ödemeler ayrı gösterilmelidir. Sabit bir yüzdeyi bütün yıllara uygulamak veya faize otomatik bileşik faiz yürütmek doğru değildir. Faizi aşan zarar iddiası varsa bunun hukuki dayanağı, ispatı ve daha önce hükme bağlanan kalemlerle ilişkisi ayrıca kurulmalıdır.
Keşif, bilirkişi raporu ve belgeler nasıl hazırlanmalıdır?
Dosya, tapu kaydı ve birkaç fotoğrafla sınırlı tutulmamalıdır. Mahkemenin müdahalenin yerini, tarihini ve ekonomik etkisini denetleyebilmesi gerekir. Aşağıdaki belgeler farklı sorulara cevap verir:
| Belge veya inceleme | Açıklığa kavuşturduğu konu |
|---|---|
| Güncel ve tedavüllü tapu, kadastro paftası | Hak sahibi, pay, eski ve yeni parsel ilişkisi |
| Fen bilirkişi krokisi ve yerinde ölçüm | El atılan bölüm, kalan alan, tesisin sınırı |
| Tarihli hava fotoğrafı, proje ve yapım kayıtları | İlk el atma ve sonradan genişleme tarihleri |
| Kamulaştırma, ödeme, terk ve devir belgeleri | Müdahalenin hukuki dayanağı ve sorumlu idare |
| Emsal satışlar, kira sözleşmeleri, tarım verileri | Bedel ve ecrimisilin ayrı hesapları |
İdare; geçerli kamulaştırma yapıldığını, bedelin ödendiğini, rızai terk bulunduğunu, yanlış kurumun davalı gösterildiğini veya müdahalenin daha eski olduğunu savunabilir. Bu savunmaların her biri belge üzerinden incelenmelidir. Yalnız kamu yararı kararı, bütün kamulaştırma sürecinin tamamlandığını kanıtlamaz; buna karşılık mevcut tescil ve ödeme belgeleri de yok sayılmamalıdır.
Bilirkişi raporuna itiraz, yalnız “bedel düşüktür” cümlesinden ibaret olmamalıdır. Yanlış emsal, ölçüm hatası, sulu tarımın gözden kaçırılması, kalan bölümün değerlendirilmemesi veya hatalı değerleme tarihi açıkça gösterilmelidir. HMK m.281 uyarınca raporun tebliğinden itibaren iki haftalık itiraz süresi gözetilmeli; koşulları varsa ek süre talebi süresinde yapılmalıdır.[9]
Harç, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri nasıl belirlenir?
Geçici 6. madde kapsamındaki davalarda maktu harç ve vekâlet ücreti öngörülür. 1983 sonrası fiilî el atmalarda ise nispi harç ve vekâlet ücretine ilişkin uygulama dikkate alınmalıdır. Ek 4. maddedeki maktu harç düzenlemesini bütün fiilî el atmalara uygulamak doğru değildir. Mayıs 2026 tarihli faiz kararında da 1983 sonrası müdahale bakımından nispi harç ve vekâlet ücreti uygulayan hüküm bu yönüyle korunmuştur.[1][6]
Bedel talebiyle ecrimisil talebinin reddedilen bölümleri, husumetten ret ve davanın diğer sonuçları gider hesabını farklı etkileyebilir. Avukatla yapılan ücret sözleşmesi ile mahkemenin karşı tarafa yüklediği vekâlet ücreti aynı değildir. Keşif, bilirkişi ve tebligat giderleri de bütçeye dâhildir. Somut tutarlar, işlem ve karar tarihinde yürürlükteki tarife ve mevzuata göre hesaplanmalıdır.
Mahkeme kararından sonra tazminat nasıl tahsil edilir?
Yazılı ödeme başvurusu ve icra takibi
Karar alındıktan sonra hükmedilen bedel, faiz, gider ve vekâlet ücreti kalemleri ayrıştırılmalıdır. Ek 4. maddenin kapsamına giren kararlarda, davacı veya vekilinin banka hesap numarasını idareye yazılı bildirmesi ve otuz günlük ödeme süresi düzenlenmiştir. Bildirimin ulaştığı tarih kanıtlanmalı; takip hazırlığında ilamın niteliği ve uygulanacak özel hükümler kontrol edilmelidir.[1]
“İdare istinafa gitti, hiçbir işlem yapılamaz” veya “bütün kararlar hemen ve koşulsuz icra edilir” şeklindeki iki genelleme de sakıncalıdır. İlamın parasal ve aynî hükümleri, kesinleşme gereksinimi, özel dönem düzenlemeleri ve varsa icranın geri bırakılması kararı ayrı incelenir. Kesinleşmiş bedel hükmü de kendiliğinden banka hesabına ödeme yapılmasını sağlamaz.
Bütçe ve taksit hükümleri her dosyada aynı mıdır?
Geçici 6. maddede kapsamındaki alacaklar için özel bütçe, taksit ve haciz hükümleri bulunur. Ayrıca geçici 19. madde, 4 Kasım 1983–28 Temmuz 2021 arasındaki müdahalelerden doğan ve maddede belirtilen ödeme kapsamına giren dosyalarda ayrı bir bütçe ve taksit düzenlemesi içerir. Bu nedenle “1983 sonrasındaki hiçbir dosyada özel ödeme kuralı yoktur” denilemez.[1]
Bununla birlikte bir döneme ait haciz yasağı başka döneme otomatik taşınamaz. Kamu mallarının haczedilmezliği, idarenin hukuki statüsü ve ilgili diğer kanunlar ayrıca incelenir. İdarenin yalnızca bütçe yetersizliğini ileri sürmesi de her uyuşmazlıkta süresiz ödememe yetkisi vermez.
2026 AYM kararı teminat muafiyetini nasıl değiştirdi?
Anayasa Mahkemesi, 13.05.2026, E.2026/24, K.2026/106, 2942 sayılı Kanun’un ek 4. maddesinin ikinci fıkrasını, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları yönünden iptal etmiştir. 7 Ağustos 2026 tarihli ve 33333 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan karar, idarenin icranın geri bırakılmasını isterken bu hükme dayanarak teminat göstermemesine ilişkindir.[8]
İptal hükmünde ayrıca yürürlük ertelemesi bulunmamaktadır. Ancak karar, İcra ve İflas Kanunu’ndaki bütün teminat hükümlerini veya diğer muafiyetleri kaldırmaz. Bu yüzden her kamu kurumunun her dosyada mutlaka teminat yatıracağı sonucu çıkarılamaz; artık iptal edilen özel hükme dayanılarak muafiyet tanınamayacağı, diğer düzenlemelerle birlikte değerlendirilir.
Sonuç
Kamulaştırmasız fiilî el atma davasında sağlıklı değerlendirme, önce müdahalenin yerini ve tarihini belirlemekle başlar. Doğru idareye yöneltilmiş talep; tapu geçmişi, ölçüm, kullanım ve değerleme verileriyle desteklenmelidir. Parselin kalan bölümündeki kayıp, geçmiş kullanım tazminatı ve faiz birbirinden ayrı hesaplanmalıdır.
2026 itibarıyla özellikle üç başlık güncel inceleme gerektirir: 1956 öncesi tahsislerde geçici 20. madde, fiilî el atma bedeline uygulanacak faiz hakkındaki yeni kararlar ve tahsilde teminat muafiyetinin iptali. Dava stratejisi, yalnız mahkemenin vereceği bedeli değil, mülkiyetin devrini ve kararın nasıl tahsil edileceğini de kapsamalıdır.
İlgili yazılar: Kamulaştırma Bedelinde Geç Ödeme, Faiz ve 2026 AYM Kararı.
Sıkça Sorulan Sorular
Belediyenin tapulu arsamdan yol geçirmesi dava açmam için yeterli midir?
Fiilî kullanım önemli bir başlangıçtır; ancak geçerli kamulaştırma, ödeme veya rızai terk bulunup bulunmadığı araştırılır. Yolun sorumlusu ve el atılan alan da belirlenmelidir. Sadece tapunun adınıza görünmesi bütün hukuki incelemenin yerine geçmez.
Kamulaştırmasız el atma davasında beş yıl beklenir mi?
Fiilî el atma için genel bir beş yıl bekleme koşulu yoktur. Plan kısıtlılığına ilişkin sürelerle karıştırılmamalıdır. Geçici 6. madde kapsamındaki eski müdahalelerde ise uzlaşma ve özel dava süreci vardır.
Yıllar önce el atılan taşınmaz için bugün bedel istenebilir mi?
Mülkiyete dayalı bedel talebinde genel yaklaşım zamanaşımı uygulanmamasıdır. Ancak el atmanın tarihi mutlaka araştırılmalıdır. Özellikle 1956 öncesi tahsislerde geçici 20. madde, 1956–1983 döneminde geçici 6. madde sonucu değiştirebilir.
Bedel ile geçmiş kira kaybı birlikte istenebilir mi?
Koşulları varsa bedel ve ecrimisil birlikte talep edilebilir. Ecrimisilin dönemi, zamanaşımı ve gelir hesabı ayrıca gösterilir. Bedel davasından sonraki dönem için ecrimisilin otomatik devam ettiği varsayılamaz.
Arsamın yalnız bir bölümüne el atıldıysa kalan kısmın bedelini de alabilir miyim?
Kalan bölümün kullanılamazlığı veya değer kaybı teknik olarak ortaya konulmalıdır. Her kısmi el atma bütün parselin bedelini gerektirmez. Fen krokisi, imar koşulları ve bilirkişi değerlendirmesi önemlidir.
Kamulaştırmasız el atma tazminatına yasal faiz mi uygulanır?
20 Mayıs 2026 tarihli Yargıtay kararında, 1983 sonrası fiilî el atma bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması kabul edilmiştir. Talep, özel hükümler ve dosyanın aşaması ayrıca incelenir; eski kesinleşmiş hükümler kendiliğinden değişmez.
2026 AYM kararı bütün kamu mallarının haczini mümkün kıldı mı?
Hayır. Karar, ek 4. maddedeki özel teminat muafiyetini belirtilen dava grubu yönünden iptal etmiştir. Kamu mallarına ilişkin haciz hükümleri ve diğer muafiyetler ayrı değerlendirilir.
Kaynakça
Mevzuat ve kararlar
- 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, resmî güncel metin: özellikle m.11–12, 15, 29, ek m.4, geçici m.6, 19 ve 20. Değerlendirme tarihi: 13.10.2026.
- 7588 sayılı Kanun, TBMM kabul metni, kabul: 02.07.2026, m.8; 2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici m.20.
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 09.01.2025, E.2024/6318, K.2025/348, tam karar metni. Metinde YİBBGK’nin 16.05.1956 tarihli E.1956/1, K.1956/6 ve E.1954/1, K.1956/7 sayılı kararlarının ilgili bölümleri de aktarılmaktadır.
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 17.06.2025, E.2024/12963, K.2025/8948, tam karar metni: arta kalan bölüm, takyidatlar ve ayrı kanun yolu değerlendirmesi.
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 09.11.2020, E.2020/3054, K.2020/9584, tam karar metni: ecrimisilde beş yıllık zamanaşımı, ek dava ve 25.05.1938 tarihli 29/10 sayılı içtihadı birleştirme kararına atıf.
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 20.05.2026, E.2025/18008, K.2026/9522, tam karar metni: fiilî el atmada faiz yönünden düzelterek onama.
- Anayasa Mahkemesi, 27.06.2024, E.2024/4, K.2024/129, resmî karar PDF’si, RG: 09.12.2024, sayı 32747; özellikle §§24–26 ve hüküm bölümü.
- Anayasa Mahkemesi, 13.05.2026, E.2026/24, K.2026/106, resmî karar PDF’si, RG: 07.08.2026, sayı 33333; özellikle hüküm bölümü.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, resmî metin: özellikle m.12, 26, 107 ve 281; ayrıca 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu, resmî metin, m.683 ve 995.
Konu karşılaştırmasında yararlanılan yazılar
- Av. Gökhan Bilgin, “Kamulaştırma-Hukuki El Atma”: fiilî ve hukuki el atmanın ayrımı ve tarihsel tartışma için.
- Liman Hukuk, “Kamulaştırmasız El Atma Davalarında Uygulanması Gereken Faiz”: faiz tartışmasının gelişimi için; yazıdaki dönemsel oranlar ve uygulama açıklamaları güncel genel kural olarak aktarılmamıştır.
Kararlar bağlantılardaki tam metinlerden değerlendirilmiş; üçüncü taraf sitelerin otomatik özetleri karar gerekçesi yerine kullanılmamıştır. Bu yazı genel bilgilendirme niteliğindedir; somut dosyanın belgeleri ve işlem tarihleri ayrıca incelenmelidir.