Ceza davasında bilirkişi raporuna etkili itiraz, raporun sonucunu kabul etmediğini söylemekten ibaret değildir. Savunma; hangi verinin yanlış veya eksik olduğunu, kullanılan yöntemin neden yetersiz kaldığını, bu sorunun suçlamanın ispatını nasıl etkilediğini ve hangi işlemin yapılmasını istediğini birlikte açıklamalıdır. Raporun belirli sayfasına, dayanak kayda ve somut bir soruya bağlanan itiraz, mahkemenin inceleyebileceği bir uyuşmazlık ortaya koyar.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 67. maddesi, rapor tamamlandıktan sonra ilgililere itirazlarını bildirmeleri ve yeni bilirkişi incelemesi istemeleri için süre verilmesini öngörür. Maddede sabit bir iki haftalık itiraz süresi yoktur. Bilirkişinin duruşmada dinlenmesi, kendisine soru yöneltilmesi ve uzmanından bilimsel mütalaa alınması da savunmanın kullanabileceği araçlardır. Hangi aracın seçileceği, rapordaki sorunun niteliğine ve dosyanın aşamasına bağlıdır. [1]
Bilirkişi raporu ceza davasında neyi belirler?
Bilirkişiye, çözümü uzmanlık, özel veya teknik bilgi gerektiren bir sorunun açıklığa kavuşturulması için başvurulur. Genel bilgi ve tecrübeyle veya hâkimin hukuki bilgisiyle çözülebilecek konular bilirkişiye bırakılamaz. Görevlendirme soruşturmada Cumhuriyet savcısı, kovuşturmada hâkim veya mahkeme tarafından yapılabilir. Taraflar inceleme yapılmasını isteyebilir; bilirkişiyi yargısal görevle atama yetkisi kendilerine ait değildir. [1, CMK m.63]
Bir rapor, kullanılan belgeyi, ölçümü veya teknik bulguyu anlaşılır hâle getirerek yargılamaya katkı sağlar. Bunun için ulaşılan sonucun dayanağı izlenebilmelidir. Raporda bir cihazın incelendiğinin yazılması, hangi kayıtların hangi yöntemle çözümlendiği açıklanmıyorsa yeterli bir teknik gerekçe oluşturmaz. Bilirkişilik Yönetmeliği’nin 55. maddesinde inceleme yöntemi, bilimsel ve teknik dayanaklar ile gerekçeli sonuç raporun unsurları arasında sayılır. [2]
Rapor mahkemenin yerine hüküm kurmaz. Teknik tespitlerin dosyadaki diğer delillerle ilişkisini, hukuka uygunluğunu ve suçun unsurlarını ispat edip etmediğini mahkeme değerlendirir. CMK m.217 uyarınca karar, duruşmaya getirilmiş ve tartışılmış delillere dayanır; suç ancak hukuka uygun elde edilmiş delillerle ispat edilebilir. Raporun kurumsal antet taşıması veya birden fazla kişi tarafından imzalanması, bu incelemenin yerini tutmaz. [1, 2]
Bu nedenle savunmanın hedefi her raporu bütünüyle dışlamak olmamalıdır. Bazen raporun ölçüm kısmı doğru, bu ölçümden çıkarılan sonuç sorunludur. Bazen sonuç sanık lehinedir fakat gerekçe yetersizdir. Sağlam bir savunma, kabul ettiği tespitleri açıkça ayırır ve tartışmayı davanın sonucunu etkileyen noktalarda toplar.
Bilirkişi raporuna itiraz süresi ve ilk yapılacak işlemler
CMK’da iki hafta ve üç gün ne anlama gelir?
Hukuk davalarında HMK m.281’de raporun tebliğinden itibaren iki haftalık süre düzenlenir. Bu hüküm ceza dosyasına doğrudan taşınamaz. Ceza muhakemesinde CMK m.67/5, itiraz veya yeni inceleme istemi için ilgililere süre verilmesini emreder; gün sayısını sabitlemez. Somut dosyada verilen kararın içeriği, raporun ve eklerinin erişilebilir olması, bildirim şekli ve belirlenen sürenin başlangıcı birlikte incelenmelidir. [1, 3]
Aynı fıkradaki üç gün, tarafın rapora itiraz süresi değildir. İstemlerin reddedilmesi hâlinde gerekçeli karar verilmesine ilişkin süredir. İtiraz dilekçesine internetten alınmış bir kalıpla “üç günlük yasal süre içinde” veya “iki haftalık kesin süre içinde” yazmak, dosyadaki gerçek usul durumunu yanlış gösterebilir.
Sabit kanuni gün sayısı bulunmaması, itirazın ertelenebileceği anlamına gelmez. Rapor öğrenildiğinde verilen süre ve duruşma tarihi kayda alınmalı; teknik yardım gerekiyorsa çalışma hemen başlatılmalıdır. Raporun yeni teslim edilmesi, eklerinin eksikliği veya incelemeye erişim sorunu varsa bunlar somut biçimde belirtilerek savunmanın hazırlanabilmesi için uygun süre talep edilmelidir. CMK m.67/6 ise yalnızca bilimsel mütalaa alınacak olmasını ayrıca süre istemek için yeterli görmez. Bu iki durum birbirine karıştırılmamalıdır. [1]
Rapor gelir gelmez hangi belgeler birlikte okunmalı?
İlk okuma, sonuç paragrafından önce görevlendirme kararından başlamalıdır. Bilirkişiden ne sorulduğu bilinmeden, verdiği cevabın yeterliliği değerlendirilemez. Ardından raporun bütün sayfaları, ekleri, önceki raporlar ve incelemenin dayandığı kayıtlar bir araya getirilir. Eksik ek varsa hangi ekin bulunmadığı ve hangi sonucun denetlenemediği yazılır.
Çalışma dosyasına özellikle şunlar alınmalıdır: görevlendirme kararı; raporun tarih ve imza bilgileri; rapor örneğinin verildiği veya bildirildiği kayıt; tanınan süreye ilişkin karar; inceleme konusu belge ve nesnelerin teslim kayıtları; önceki itirazlar ve varsa bilimsel mütalaa. Bilirkişiye mühür altında teslim edilen şeylerin listesi ve sayımı ile mühürlerin açılıp yeniden konulmasının tutanakla belgelenmesi CMK m.66/7’de ayrıca düzenlenir. [1]
Etkili itirazın omurgası: bulgu, dayanak, etki ve talep
“Rapor denetime elverişli değildir” ifadesi, hangi denetimin neden yapılamadığını açıklamazsa soyut kalır. Daha yararlı bir anlatım şöyledir: “Raporun hesap tablosunda kullanılan başlangıç tutarı, ekstredeki tutardan farklıdır; bu farkın kaynağı açıklanmamıştır. Sonuç hesabı bu başlangıç tutarına bağlı olduğundan, ilgili kayıt gösterilerek hesabın yeniden yapılmasını istiyoruz.” Burada sorun, dayanak, sonuç üzerindeki etki ve istenen işlem birlikte görünür.
Aşağıdaki tablo, dosyaya özgü itirazların hazırlanmasında kullanılabilecek bir çalışma düzenidir. Örnekler varsayımsaldır; her satır her rapora uygulanmaz.
| İnceleme noktası | Dosyada gösterilecek somut sorun | Uygun inceleme veya talep |
|---|---|---|
| Veri kaynağı | Sonucu taşıyan kaydın dosya yeri veya eki açıklanmamış | Kaydın getirtilmesi, tarafların incelemesine açılması ve raporla eşleştirilmesi |
| Yöntem | Ölçüm ya da hesap adımları gösterilmemiş | Yöntemin, girdilerin ve işlemlerin açıklanması |
| Hesap | Aynı işlem iki kez toplam içine alınmış | İşlem kimlikleriyle mükerrerliğin denetlenmesi ve hesabın yenilenmesi |
| Varsayım | İspatı tartışmalı bir olay kesin kabul edilmiş | Alternatif olgu kabulünün teknik sonuca etkisinin ayrı değerlendirilmesi |
| Çelişki | Aynı veriden önceki raporun tersine sonuç çıkarılmış | Değişen veri veya yöntemin açıklanması; giderilemiyorsa yeni inceleme |
| Uzmanlık | Görevin esas kısmı bilirkişinin belgelenen uzmanlığı dışında | Uygun uzmanlık dalının belirlenmesi ve gerekçeli yeni görevlendirme talebi |
| Hukuki sınır | Teknik bulgudan doğrudan suçluluk sonucuna geçilmiş | Hukuki değerlendirmenin mahkemece yapılması; teknik dayanağın ayrıca incelenmesi |
Bu düzen, çok sayfalı dilekçenin ilk sayfasında kısa bir özet olarak da kullanılabilir. Ancak tablo açıklamanın yerine geçmez. Her önemli itirazın altında, ilgili belge ve rapor bölümü gösterilmeli; sorun giderildiğinde suçlamanın hangi yönünün değişebileceği anlatılmalıdır. Mahkeme, taleple uyuşmazlık arasındaki bağı bu sayede görebilir.
Veri, yöntem ve hesap hataları nasıl araştırılır?
Raporun kullandığı veri gerçekten dosyadaki veri mi?
İnceleme konusu belgenin tarihi, sürümü, ait olduğu kişi veya işlem ve rapora alınan bölümün kapsamı kontrol edilmelidir. Bir hesap raporunda aynı açıklamayı taşıyan iki satır iki ayrı işlem olabileceği gibi, tek işlemin farklı dökümlerde görünmesi de mümkündür. Savunma, benzer görünümden hemen mükerrerlik sonucu çıkarmak yerine işlem numarası, tarih, tutar ve kayıt kaynağını eşleştirmelidir.
Dijital incelemede de önce hangi cihazın veya kopyanın incelendiği sorulur. NIST’in adli bilişim rehberi, kopyanın bütünlüğünün özet değerler üzerinden denetlenmesini teknik incelemenin bir parçası olarak ele alır. Bu denetim, belirli aşamalardaki veri bütünlüğü hakkında bilgi sağlar; dosyayı hangi kişinin oluşturduğunu veya içeriğin maddi gerçeği yansıttığını tek başına kanıtlamaz. Teknik bütünlük ile kişiye aidiyet ayrı sorulardır. [8] Süreç ve belgeler yönünden Ceza yargılamasında dijital deliller yazısı da incelenebilir.
Raporun bir kaydı eklememesi, o kaydın mutlaka değiştirilmiş olduğunu göstermez. Doğru talep, incelemeyi mümkün kılan kaydın ve açıklamanın sağlanmasıdır. Veri bozulması iddiası ileri sürülüyorsa bunun somut dayanağı, etkilediği bulgu ve önerilen kontrol işlemi belirtilmelidir. Olasılık ile gerçekleşmiş olay aynı dille sunulmamalıdır.
Yöntem, veriye ve soruya uygun mu?
Yöntemin adı kadar, bu dosyadaki veriye nasıl uygulandığı da önemlidir. Savunma şu soruları ayırmalıdır: Hangi işlem yapılmıştır? Kullanılan girdiler nereden alınmıştır? Sonuca ulaşmak için hangi varsayımlar kabul edilmiştir? Eksik veri nedeniyle yapılamayan bir kontrol var mıdır? Raporda kesin ifade edilen sonuç, açıklanan incelemenin gerçekten izin verdiği kapsamda mıdır?
Teknik uzmanın görevi bu soruları kendi alanının bilgisiyle cevaplamaktır. Avukatın görevi, açıklanmayan adımı ve bunun hukuki önemini görünür hâle getirmektir. Avukat uzmanlık gerektiren bir hesabı kendi kanaatiyle kesin doğru ilan etmemeli; yeniden incelemeyi mümkün kılacak soruyu kurmalıdır. Bilirkişilik Yönetmeliği’nin yöntem ve gerekçeli sonuç düzeni bu yaklaşımın hukuki dayanağını oluşturur. [2, m.55]
Bir raporda “tespit edilemedi”, “uyumlu bulundu” ve “kesin olarak belirlendi” ifadeleri aynı anlamı taşımaz. Savunma, raporun ihtiyatlı bulgusunun iddianamede veya mütalaada kesin bilgiye dönüştürülüp dönüştürülmediğini incelemelidir. Teknik raporun söylemediği bir sonuç, yalnızca rapora atıf yapılarak ona söyletilemez.
Hesap hatasının sonuca etkisi gösterilmeli
Yanlış toplama, birim dönüşümü, tarih aralığı veya aynı verinin iki kez kullanılması kolay fark edilen sorunlar olabilir. Buna rağmen her hata davanın sonucunu değiştirmez. Örneğin toplamda küçük bir aritmetik fark bulunması, suçun varlığıyla ilgili temel kabulü etkilemeyebilir; fakat zarar miktarı veya başka bir hukuki değerlendirme açısından önem taşıyabilir.
İtiraz bu nedenle iki katmanlı kurulmalıdır: önce hesabın neden yanlış olduğu, ardından doğru hesapla hangi değerlendirme alanının değişeceği açıklanır. Miktar değişikliği üzerinden hukuki sonuç ileri sürülecekse, o sonucun ilgili suç tipindeki dayanağı ayrıca gösterilmelidir. Teknik hata ile hukuki sonuç arasında atlanan bir basamak bırakılmamalıdır.
Bilirkişinin görev sınırı: teknik açıklama ile suçluluk değerlendirmesi
CMK m.67/3, bilirkişinin uzmanlık alanı dışına çıkmasını ve hâkimin yapması gereken hukuki nitelendirme ile değerlendirmelerde bulunmasını yasaklar. Aynı sınır 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m.3’te de yer alır. Bilirkişi teknik veriyi açıklayabilir; sanığın hangi suçtan mahkûm edilmesi gerektiğini belirleyemez. [1, 4]
Örneğin bir mühendis, makinenin güvenlik düzenini, çalışma koşullarını veya belirli bir önlemin teknik etkisini inceleyebilir. Bu tespitlerin belirli sanığın ceza sorumluluğuna nasıl bağlanacağı; görev, davranış, nedensellik ve ilgili suçun unsurlarıyla birlikte mahkemenin değerlendirmesidir. Rapordaki bir kusur yüzdesi, bu hukuki muhakemenin tamamı olarak kabul edilemez.
Savunma, görev sınırını aşan cümleyi tam yeriyle göstermeli ve teknik tespitten neden ayrı olduğunu anlatmalıdır. Bir raporda hukuki değerlendirme bulunması, içindeki her ölçümün kendiliğinden yok sayılması sonucunu doğurmaz. Tartışma, hangi kısmın teknik inceleme değeri taşıdığı ve hangi kısmın yargısal yetki alanına girdiği üzerinde kurulmalıdır.
Görevlendirme kararının kendisi yalnızca “sanık kusurlu mudur?” gibi geniş bir sorudan oluşuyorsa, savunma teknik soruların somutlaştırılmasını isteyebilir. Hangi davranışın, hangi koşul altında, hangi sonuç üzerinde etkili olduğu araştırıldığında hem bilirkişinin görev alanı hem de mahkemenin karar sorumluluğu belirginleşir.
Çelişkili raporlar: ek rapor mu, yeni bilirkişi mi?
İlk rapor ile ek rapor arasındaki farklılık, önce neyin değiştiği sorularak incelenmelidir. Yeni bir belge dosyaya girmiş, önceki veri düzeltilmiş veya yöntem yeniden değerlendirilmiş olabilir. Açıklanan ve denetlenebilen değişiklik ile hiçbir gerekçe gösterilmeden ters sonuca varılması aynı durum değildir. Savunma, eski ve yeni raporu yalnız sonuç cümleleri üzerinden değil, dayanakları üzerinden karşılaştırmalıdır.
6754 sayılı Kanun m.3/7, aynı konuda bir kez rapor alınmasını esas kabul eder; eksiklik veya belirsizlik için ek rapor alınmasına izin verir. CMK m.67/5 ise yeni bilirkişi incelemesi istemini açıkça düzenler. Bu hükümler birlikte okunduğunda, istenen sonuca ulaşıncaya kadar rapor alınması anlayışı benimsenemez; yeni incelemenin neden gerekli olduğu açıklanmalıdır. [1, 4]
| Sorunun niteliği | Öncelikle düşünülebilecek işlem | Talebin gerekçesi |
|---|---|---|
| Bir hesap adımı veya ifade anlaşılmıyor | Yazılı açıklama veya duruşmada açıklama | Mevcut incelemenin nasıl yapıldığının anlaşılması |
| Görevlendirmedeki soru cevapsız kalmış | Soruları belirlenmiş ek rapor | İncelemenin eksik bölümünün tamamlanması |
| Gerekli uzmanlık alanı incelemede yok | Uygun uzmanla yeni inceleme | Eksikliğin yalnız mevcut raporu açıklamakla giderilememesi |
| Esaslı teknik çelişki açıklanamıyor | Yeni bilirkişi veya uygun uzmanlıkları içeren heyet | Aynı olgu hakkındaki uyuşmazlığın bağımsız teknik denetimi |
| Savunmanın teknik eleştirisi hazırlanacak | Uzmanından bilimsel mütalaa | İtirazın bilimsel dayanağının ve sınırlarının gösterilmesi |
Tablo, zorunlu ve her dosyada aynı sırayla işleyen bir merdiven değildir. Bazen doğrudan yeni inceleme istemek gerekir. Bazen ayrıntılı bir ek rapor yeterlidir. “Yeni heyet istiyoruz” talebini güçlendiren unsur, mevcut bilirkişinin neden aynı eksikliği gideremeyeceğinin somutlaştırılmasıdır. Heyet isteniyorsa kişi sayısından önce gerekli uzmanlık dalları açıklanmalıdır.
Yargıtay: her farklı sonuç yeni rapor gerektirmez
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 5 Nisan 2016 tarihli, E.2015/1149, K.2016/182 sayılı kararı bu ayrımı gösterir. İki kişinin öldüğü bir iş kazasında, raporlarda sanığın asli veya tali kusurlu sayılması yönünden farklılık bulunuyordu. Kurul çoğunluğu, olayın gerçekleşme biçimi ve taksirli davranışlar yönünden teknik bir çelişki bulunmadığını; hukuki kusur değerlendirmesindeki farklılığın yeni incelemeyi zorunlu kılmadığını kabul ederek Başsavcılık itirazını reddetti. Dokuz üye itirazın kabulü yönünde oy kullandı. [5]
Bu karar, bütün rapor çelişkilerinin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Savunma açısından çıkarılabilecek sonuç şudur: çelişkinin teknik olguda mı, varsayımda mı, yoksa hukuki sonuçta mı bulunduğu gösterilmelidir. Teknik sorun yeterince aydınlanmışsa yalnız farklı sonuç cümlelerini yan yana koymak yeni inceleme için yeterli olmayabilir. Kararın eski mevzuat aktarımları ise bugünkü kanun metni yerine kullanılmamalıdır.
Uzman mütalaası savunmaya ne kazandırır?
CMK m.67/6, yargılama konusu olay veya bilirkişi raporu hakkında uzmanından bilimsel mütalaa alınmasına imkân verir. Bu, mahkemenin bilirkişi atamasından farklıdır. Savunmanın seçtiği uzmanın görüşü de gerekçesi, kullandığı veri ve inceleme yöntemi üzerinden değerlendirilir. Ücretini tarafın ödemesi görüşü kendiliğinden değersiz kılmadığı gibi, akademik unvan da görüşün kendiliğinden doğru sayılmasını sağlamaz. [1]
Uzmana verilecek görev, “raporu çürütün” gibi sonucu önceden belirleyen bir talimat olmamalıdır. İncelenecek sorun, erişilebilen belgeler ve cevaplanması istenen teknik sorular açıkça yazılmalıdır. Uzman, savunma lehine veya aleyhine bulgularla birlikte değerlendirmesinin sınırlarını da göstermelidir. Dosyanın belirleyici kaydına erişememişse bu eksiklik gizlenmemelidir.
Avukatlar İçin El Kitabı II’nin bilirkişi raporlarına ilişkin bölümünde, savunmanın konuya soruşturma aşamasından itibaren dikkat etmesi; bilimsel mütalaa, ek rapor, yeni inceleme ve soru yöneltme imkânlarını birlikte değerlendirmesi önerilir. Bu öneri, teknik hazırlığın duruşma gününe bırakılmamasının önemini gösterir. [6, s.100–101]
Mütalaa alındığında dilekçeye yalnız eklenmesiyle yetinilmemelidir. Hangi bulgusunun mahkeme raporuyla çatıştığı, neden önemli olduğu ve hangi incelemeyi gerektirdiği açıklanmalıdır. Gerektiğinde görüşü hazırlayan uzmanın duruşmada dinlenmesi CMK m.68/3 kapsamında istenebilir. Yalnız bilimsel mütalaa alınacağı gerekçesiyle ek süre verileceği varsayılmamalıdır. [1]
Bilirkişiye duruşmada nasıl soru sorulur?
CMK m.68, mahkemenin bilirkişiyi açıklama için duruşmaya çağırabilmesini düzenler. CMK m.201 ise müdafi veya vekil sıfatıyla katılan avukata, duruşma disiplinine uygun biçimde bilirkişiye doğrudan soru yöneltme hakkı tanır. Sanık ve katılan sorularını mahkeme başkanı veya hâkim aracılığıyla yöneltir. Soruya itiraz edilirse sorulup sorulmayacağına mahkeme başkanı karar verir. [1]
Çağırma talebinde, yazılı raporun hangi noktasının açıklamaya ihtiyaç duyduğu belirtilmelidir. Bilirkişinin dinlenmesi her istem üzerine otomatik olarak gerçekleşen bir işlem değildir. Cevaplanması beklenen soruların dosyanın sonucuyla ilişkisini göstermek, talebin gerekliliğini anlaşılır kılar.
İkna gücü yüksek soru sıralaması
Soru dizisi, anlaşılabilir ve denetlenebilir cevaplar üretmelidir. İlk aşamada incelenen kayıt ve görev sınırı belirlenir. Ardından yöntem, varsayım, kontrol ve sonuç üzerinde durulur. Her soruda tek mesele bulunması, verilen cevabın kayda geçirilmesini ve sonraki soruyla bağ kurulmasını kolaylaştırır.
| Amaç | Örnek soru | Cevapta izlenecek nokta |
|---|---|---|
| Veri kaynağını belirlemek | Hesapta kullandığınız başlangıç tutarı hangi belgenin hangi satırında yer alıyor? | Kaydın dosyada bulunması ve tutarın eşleşmesi |
| Yöntemi açıklatmak | Rapordaki toplamı hangi işlem adımlarıyla elde ettiniz? | Sonucun yeniden hesaplanabilmesi |
| Varsayımı ayırmak | İşlemi sanığın yaptığı kabulünüz teknik bulguya mı, size bildirilen olay anlatımına mı dayanıyor? | Teknik tespit ile olgu varsayımının ayrılması |
| Eksik incelemeyi göstermek | Ek listedeki bu kaydı incelemenize dâhil ettiniz mi? | Dâhil edilmediyse gerekçesi ve olası etkisi |
| Çelişkiyi açıklatmak | İlk raporunuzdan sonra sonucu değiştirmenize yol açan yeni veri hangisidir? | Değişikliğin açıklanabilir dayanağı |
| Sonucun sınırını belirlemek | Belirttiğiniz kayıt bulunmadan aynı kesinlikte sonuca ulaşabilir misiniz? | Bilirkişinin açıklayabildiği kesinlik düzeyi |
Sorunun kısa olması, cevabın da mutlaka “evet” veya “hayır”a sıkıştırılması anlamına gelmez. Bir teknik mesele açıklama gerektiriyorsa bilirkişinin açıklamasını dinlemek gerekir. Savunma daha sonra cevabı tek bir somut noktada daraltabilir: “O hâlde bu hesapta ilgili kaydı kullanmadığınızı mı belirtiyorsunuz?” Böyle bir takip sorusu, önceki cevaba gerçekten dayanmalıdır.
Etkili sözlü savunma, bilirkişinin itibarına saldırmak yerine çıkarımın sınırını gösterir. Ses yükseltmek veya aynı soruyu cevap alınmış olmasına rağmen tekrarlamak, teknik uyuşmazlığı aydınlatmaz. Bilirkişinin kabul ettiği bir sınırlılık varsa avukat bunu abartmadan mahkemeye aktarabilir: “Açıklama, rapordaki toplamın eksik kayıtla oluşturulduğunu gösteriyor; bu nedenle bütün kayıtlarla yeniden hesap yapılmasını talep ediyoruz.”
Soru engellendiğinde tartışmayı kişiselleştirmek yerine sorunun tam içeriği, hangi hususu aydınlatacağı ve ret kararının gerekçesi üzerinde durulmalıdır. CMK m.219–222 çerçevesinde, önemli soru ve cevapların, istemlerin ve kararların tutanağa doğru yansıması sonraki denetim açısından önem taşır. Avukatın özel notları, duruşma tutanağının yerini almaz. [1]
Teknik veriye erişim ve AYM’nin savunma güvencesi
Bir raporun sonucunu tartışabilmek, yalnız sonuç sayfasını görmekten daha fazlasını gerektirebilir. İnceleme temel veriye bağlıysa, savunmanın bu veriyi inceleyebilmesi veya etkili bir teknik denetim yaptırabilmesi önemlidir. Erişim talebi; istenen kayıt, yapılacak inceleme ve suçlamayla bağlantı belirtilerek kurulmalıdır.
AYM’nin Yankı Bağcıoğlu ve diğerleri, B. No: 2014/253, 9 Ocak 2015 tarihli kararında, mahkûmiyetin dayanağı dijital veriler üzerinde inceleme yaptırılması veya imajların verilmesi taleplerinin reddi ele alındı. AYM; verilerin doğruluğuna yönelik savunmanın etkili biçimde ileri sürülememesini, yargılamanın bütünü içinde silahların eşitliği yönünden değerlendirdi ve başvuruları kabul edilebilir bulunan kişiler bakımından ihlal sonucuna ulaştı. Yeniden yargılama için kararın ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedildi. [7, §§55–78, 82 ve hüküm]
Karar, her bilirkişi talebinin kabulünü veya her erişim sınırlamasının ihlal sayılmasını emretmez. AYM, teknik incelemenin gerekliliğini ilk elden belirleme görevinin derece mahkemelerinde olduğunu; erişim sınırlamalarının ise gerekli güvencelerle birlikte incelenmesi gerektiğini açıklar. Savunmanın göstereceği husus, somut kısıtlamanın belirleyici delili sınama imkânını nasıl etkilediğidir. İhlal kararı da tek başına beraat hükmü değildir.
Varsayımsal bir dosyada itiraz nasıl kurulur?
Bir ceza dosyasında, bilirkişinin işlem dökümlerinden hareketle toplam tutar hesapladığını varsayalım. Raporda aynı işlem numarasını taşıyan iki satır toplam içine alınmış; bunlardan biri ana dökümde, diğeri ek listede görünmüş olsun. Ayrıca rapor, bu tutarın tamamını belirli bir sanığın işlemine bağlasın. Bu örnekte iki ayrı sorun vardır: kayıtların gerçekten iki ayrı işlem olup olmadığı ve hesaplanan tutarın sanıkla ilişkisinin hangi veriye dayandığı.
Savunma önce kayıtların tümünü incelemelidir. Aynı numaranın farklı sistemlerde farklı işlemler için kullanıldığı ortaya çıkarsa mükerrerlik iddiası terk edilmelidir. Tek işlemin iki görünümü olduğu doğrulanırsa, işlem kimliği ve belge yerleri gösterilerek toplamın yeniden hesaplanması istenir. Aidiyet sorunu ise ayrı başlıkta ele alınır; toplam doğru olsa dahi işlemi yapan kişinin ayrıca belirlenmesi gerekebilir.
Duruşmadaki açıklama şu sırayla yapılabilir: “Raporda tartıştığımız iki nokta var. Birincisi, şu işlem toplamda iki kez görünüyor. İkincisi, rapor hesapladığı tutarı sanığa bağlarken hangi kaydı kullandığını açıklamıyor. İlgili kayıtların getirtilmesini, mükerrerlik ihtimalinin denetlenmesini ve aidiyet kabulünün dayanağının açıklanmasını istiyoruz.” Bu anlatım, teknik sorunu mahkemenin karar verebileceği taleplere dönüştürür.
Dilekçede kullanılabilecek gerekçeli talep örneği
Aşağıdaki örnek, yalnızca açıklanan varsayımsal hesap uyuşmazlığına ilişkindir; somut dosyadaki tarih, sayfa, kayıt ve talepler doğrulanarak uyarlanmalıdır.
“İtiraza konu raporun hesap bölümünde, aynı işlem numarasını taşıyan ana döküm kaydı ile ek liste kaydı ayrı işlemler kabul edilerek toplama dâhil edilmiştir. Kayıtların iki ayrı işleme ait olduğunu gösteren açıklama raporda bulunmamaktadır. Bu ayrım toplam tutarı ve sanığa isnat edilen işlemlerin kapsamını etkilediğinden, ilgili kayıtların kaynağından getirtilmesini ve tarafların incelemesine açılmasını talep ediyoruz.
Kayıtların tek işleme ait olduğunun anlaşılması hâlinde mükerrer tutarın çıkarılarak hesabın yenilenmesini; ayrı işlemlere ait olduğunun ileri sürülmesi hâlinde bu ayrımın dayanak belgeleri ve işlem kimlikleriyle açıklanmasını istiyoruz. Ayrıca raporda sanığa ait kabul edilen işlemlerin hangi veriyle sanığa bağlandığının her işlem yönünden ayrı gösterilmesi gerekmektedir.
Bu hususlarda soruları belirlenmiş ek rapor alınmasını ve gerekli görülecek açıklamalar için bilirkişinin duruşmada dinlenmesini; mevcut incelemenin uzmanlık veya veri kapsamı nedeniyle eksikliğin bu yolla giderilemeyeceği anlaşılırsa uygun uzmanlık alanında yeni inceleme yaptırılmasını talep ediyoruz. İstemlerimiz hakkında gerekçeli karar verilmesini istiyoruz.”
Bu örneğin değeri, uzunluğunda değildir. İtirazın doğrulanabilir kayda dayanması, aksi açıklamaya açık olması ve talebin belirlenen sorunu çözmeye yönelmesi önemlidir. Teknik eksiklik giderildiğinde sonuç sanık aleyhine de çıkabilir; etkili savunma bu ihtimali göz ardı etmeden dosyanın gerçek durumuna göre kurulmalıdır.
Rapora itiraz, bilirkişinin reddi ve şikâyet farklı yollardır
Rapora itiraz, incelemenin içeriği veya yapılma biçimi üzerindedir. Bilirkişinin reddi ise CMK m.69’da düzenlenen, hâkimin reddini gerektiren sebeplerle bağlantılı ayrı bir istemdir. Reddini isteyen kişi, sebebini ve dayandığı olguları göstermekle yükümlüdür. Yalnız aleyhe rapor verilmiş olması, bilirkişinin taraflı olduğunu kanıtlamaz. [1]
Bilirkişilik bölge kuruluna başvuru da yargılama içindeki teknik itirazın yerine geçmez. 6754 sayılı Kanun m.14/3–4 uyarınca bölge kurulları raporun özel veya teknik bilgi yönünden doğruluğunu denetleyemez; bu içeriğe ilişkin başvurular incelenmeksizin reddedilir. Tutum, davranış ve mevzuata uygunluk denetimiyle, ceza mahkemesinin raporu değerlendirmesi ayrı işlemlerdir. Ayrıca özel kanunla bilirkişilik hizmeti veren kurumlar bakımından Kanun’un kapsam istisnası gözetilmelidir. [4, m.1/3 ve 14]
Gerçeğe aykırı rapor iddiası da bilimsel görüş ayrılığıyla aynı değildir. Bilirkişilik Yönetmeliği m.58, kasten gerçeğe aykırı mütalaa bakımından cezai sorumluluğa işaret eder. Bunun için somut olguların ilgili suçun şartları yönünden ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Savunma, teknik sorularına istediği cevabı alamadığı için şikâyet tehdidini baskı aracı olarak kullanmamalıdır. [2]
İtiraz reddedilirse savunma nasıl sürdürülür?
Önce ret gerekçesi incelenmelidir: mahkeme sorunun zaten açıklandığını mı, talebin karara etkisinin bulunmadığını mı, yoksa yalnızca davayı uzatma amacına yöneldiğini mi kabul etmiştir? Savunmanın sonraki açıklaması, bu gerekçedeki somut noktaya cevap vermelidir. Aynı dilekçeyi değişiklik yapmadan sunmak yerine, incelenmemiş kaydı veya yeni bulguyu göstermek daha işlevseldir.
CMK m.207, delilin ortaya konulması isteminin yalnızca geç bildirilmiş olması nedeniyle reddedilemeyeceğini düzenler. Bununla birlikte CMK m.206’daki hukuka aykırılık, karara etkisizlik ve yalnız davayı uzatma amacıyla istemde bulunma sebepleri ayrıca değerlendirilir. Bu hükümler, rapora itiraz için verilen süreyi önemsiz kılmaz; gecikmenin nedeni ve incelemenin gerekliliği açıkça anlatılmalıdır. [1]
Rapora itiraz bir kanun yolu başvurusu değildir. Ret kararı verildiğinde ayrı itiraz yolunun açık olup olmadığı, kararın türü ve ilgili özel hüküm üzerinden değerlendirilir; her ret için otomatik olarak üst mahkemeye başvurulabileceği söylenemez. Mahkeme kararlarına itiraz bakımından CMK m.267’deki çerçeve gözetilir. Nihai hüküm aleyhine başvurulabilecek kanun yolunda ise reddedilen teknik incelemenin hükmü nasıl etkilediği açıklanmalıdır. [1]
Esas hakkındaki savunmada teknik itiraz yeniden hukuki sonuca bağlanır. Raporun hangi kısmının ispat gücünün zayıfladığı, diğer delillerin bu eksikliği giderip gidermediği ve suçun hangi unsurunun sabit olmadığı gösterilmelidir. Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği sabit değilse CMK m.223/2-e kapsamında beraat değerlendirmesi gündeme gelir; bunun adı delil yetersizliği nedeniyle “davanın düşmesi” değildir. Hükmün gerekçesinde delillerin tartışılması ve reddedilen delillerin gösterilmesi de CMK m.230 çerçevesinde önem taşır. [1]
Konuyla bağlantılı ayrıntılar için HTS ve baz istasyonu kayıtları yazımıza da bakabilirsiniz.
Konunun ayrıntıları için malpraktis davasında bilirkişi ve adli tıp raporuna itiraz yazımıza bakabilirsiniz.
Sonuç
Ceza davasında bilirkişi raporuna etkili itiraz, teknik incelemeyi hukuki muhakemeye bağlayan bir savunma çalışmasıdır. Raporun dayandığı veri görülmeli, yöntem anlaşılmalı, çelişki doğru yerde gösterilmeli ve eksikliğin suçlamanın ispatını nasıl etkilediği açıklanmalıdır. Ardından soruna uygun olarak açıklama, ek rapor, yeni inceleme veya bilimsel mütalaa yolu seçilmelidir.
Duruşmadaki ikna gücü de bu hazırlıktan doğar. Tek meseleye odaklanan sorular, raporun sınırını aşmayan yorumlar ve tutanağa doğru yansıyan talepler savunmayı somutlaştırır. Güçlü itirazın ölçüsü, rapora ne kadar sert karşı çıkıldığı değil; mahkemeye hangi teknik sorunun neden çözülmesi gerektiğinin açıkça gösterilebilmesidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Ceza davasında bilirkişi raporuna kaç gün içinde itiraz edilir?
CMK m.67/5 sabit gün sayısı belirlemez; itiraz veya yeni inceleme istemi için süre verilmesini öngörür. Dosyadaki süre kararı ve bildirim kayıtları incelenmelidir. Hukuk davalarındaki iki haftalık süre ceza dosyasına doğrudan uygulanmaz. [1, 3]
Kanundaki üç günlük süre sanığın itiraz süresi mi?
Hayır. CMK m.67/5’teki üç gün, istemlerin reddedilmesi hâlinde gerekçeli karar verilmesine ilişkindir. Savunmanın süresi, incelemeyi yaptıran merciin verdiği karar üzerinden belirlenir. [1]
Bilirkişi raporuna itiraz edilmezse rapor kesinleşir mi?
Rapor bir hüküm gibi kesinleşmez; mahkemenin değerlendirmesine tabidir. Buna rağmen itirazın zamanında ve somut biçimde sunulmaması, teknik sorunun yargılamada açıklığa kavuşturulmasını güçleştirebilir. Verilen süreye uyulmalıdır. [1, 2]
Mahkeme her itirazda yeni bilirkişi atamak zorunda mı?
Hayır. Eksiklik açıklama veya ek raporla giderilebilir; bazı farklar ise yeni teknik inceleme gerektirmeyebilir. Yeni bilirkişi talebinde, mevcut incelemenin neden yeterli olmadığı ve hangi sorunun çözülemediği gösterilmelidir. [1, 4, 5]
Savunma kendi uzmanından rapor alabilir mi?
CMK m.67/6 kapsamında uzmanından bilimsel mütalaa alabilir. Bu görüş mahkemenin atadığı bilirkişi raporuyla aynı görevlendirmeye dayanmaz. Görüşün yöntem ve verileri açıklanmalı; gerektiğinde uzmanının dinlenmesi istenmelidir. [1]
Uzman görüşü almak için mutlaka ek süre verilir mi?
Hayır. CMK m.67/6, yalnız bu nedenle ayrıca süre istenemeyeceğini belirtir. Raporun eklerine erişilememesi gibi savunmanın hazırlanmasını etkileyen başka bir sorun varsa, bu sorun kendi somut gerekçesiyle ileri sürülmelidir. [1]
Avukat bilirkişiye doğrudan soru sorabilir mi?
Müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat, CMK m.201 uyarınca duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilir. Bilirkişinin duruşmaya çağrılması CMK m.68 çerçevesinde mahkemeden istenebilir. [1]
Bilirkişinin hukuki değerlendirme yapması bütün raporu geçersiz kılar mı?
Bilirkişinin hukuki nitelendirme ve değerlendirme yapması yasaktır. Ancak raporun teknik tespitleri ile yetki sınırını aşan ifadeleri ayrı incelenmelidir. Raporun tamamının hiçbir değer taşımadığı sonucu her olayda otomatik olarak çıkmaz. [1, 2, 4]
Bölge kuruluna şikâyet rapora teknik itirazın yerine geçer mi?
Hayır. Bölge kurulu, raporun özel veya teknik bilgi yönünden içeriğini denetleyemez. Teknik uyuşmazlık dosyaya bakan yargı merciinde ileri sürülmelidir; tutum, davranış ve mevzuata uygunlukla ilgili başvurunun kapsamı ayrıca değerlendirilir. [4]
Raporda hata bulunması beraat için yeterli mi?
Her hata tek başına beraat gerektirmez. Hatanın hangi bulguyu etkilediği ve dosyadaki bütün delillerin suçun unsurlarını ispat edip etmediği değerlendirilir. Suçun sanık tarafından işlendiği sabit değilse CMK m.223/2-e uygulanır. [1]
Kaynakça
[1] 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu; özellikle m.63–69, 201, 206–207, 215–217, 219–223, 230 ve 267. Adalet Bakanlığı metni.
[2] Bilirkişilik Yönetmeliği, 3 Ağustos 2017 tarihli ve 30143 sayılı Resmî Gazete; özellikle m.5, 55–56, 58–60. Bilirkişilik Daire Başkanlığı metni.
[3] 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.281; hukuk ve ceza yargılamasındaki süre ayrımı için. UYAP Mevzuat kaydı.
[4] 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu; özellikle m.1/3, 3 ve 14. Bilirkişilik Daire Başkanlığı metni.
[5] Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 5.4.2016, E.2015/1149, K.2016/182; bilirkişi raporları arasındaki farklılık ve yeni incelemenin gerekliliği. Karar tam metni kaydı.
[6] Avukatlar İçin El Kitabı II: Savunma Stratejisinin Belirlenmesi ve Dilekçe Yazma; AB–Avrupa Konseyi ortak programı, “Bilirkişi Raporları Konusunda İzlenecek Stratejiler”, s.100–101. Adalet Bakanlığındaki PDF.
[7] AYM, Yankı Bağcıoğlu ve diğerleri [GK], B. No: 2014/253, 9.1.2015; özellikle §§55–78, 82 ve hüküm. Resmî karar kaydı; incelenen tam metin.
[8] NIST, Guide to Integrating Forensic Techniques into Incident Response, SP 800-86, Ağustos 2006, §4.2.2; veri kopyalarının bütünlüğünün denetlenmesi. NIST yayını. Türk hukukunda bağlayıcı bir usul kuralı olarak kullanılmamıştır.