İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Velayet ve Kişisel İlişki

Türkiye’de Verilen Velayet ve Kişisel İlişki Kararı Yurt Dışında Nasıl Uygulanır?

Türk Velayet Kararı Yurt Dışında başlıklı görselde bir hukukçu, anne ve çocuğun yanında Türkiye velayet kararı dosyasını yabancı mahkeme görevlisine sunuyor.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 9 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Türkiye’de verilmiş velayet veya kişisel ilişki kararı, yabancı ülkede kullanılmadan önce hedef ülke, kararın niteliği ve uygulanabilir uluslararası sözleşme bakımından incelenmelidir. Kararın tanınması, o ülkede hukuki sonuç doğurmasıdır; fiilen uygulanması ise gerektiğinde yerel icra veya çocuk koruma mekanizmalarının devreye girmesini gerektirir. Bu iki aşama aynı değildir.

1996 Lahey Çocuk Koruma Sözleşmesi kapsamındaki kararlar için kendiliğinden tanıma esası bulunur. Ancak zorla uygulama gerekiyorsa, kural olarak hedef ülkede icra edilebilirlik beyanı veya icra için tescil usulü izlenir. Apostil, tercüme veya Türk kararının kesinleşmiş olması tek başına bütün bu işlemlerin tamamlandığı anlamına gelmez.

Önce kararın yurt dışında hangi amaçla kullanılacağı belirlenmeli

Velayet belgesini çocuğun okuluna sunmak, bir sağlık işleminde temsil yetkisini göstermek, karara rağmen teslim edilmeyen çocuğu almak ve engellenen görüşme günlerini uygulatmak aynı işlem değildir. İlk iki örnekte kararın hukuki etkisinin kabulü ve temsil yetkisinin belgelenmesi yeterli olabilir. Diğerlerinde yabancı ülkenin yetkili makamlarından icra veya uygulama talep edilmesi gerekebilir.

Başvuru hazırlanırken “kararı tanıtmak istiyorum” yerine hangi sonucun istendiği açıkça yazılmalıdır: çocuğun belirli kişiye teslimi, tatil döneminde birlikte kalması, görüntülü görüşmenin düzenli yürütülmesi veya belirli bir kurumda temsil yetkisinin kabulü. Bu açıklık hem doğru makamın seçilmesini hem de gereksiz belge ve işlem maliyetinin önlenmesini sağlar.

Türkiye’de tenfiz davası açmak Türk kararını dışarıda uygulanabilir hale getirir mi?

MÖHUK m.50 ve devamındaki tanıma ve tenfiz hükümleri, yabancı kararların Türkiye’de sonuç doğurmasına ilişkindir. Türkiye’de verilmiş bir kararın Almanya’da veya başka ülkede uygulanması, hedef ülkenin usulü ve uygulanabilir sözleşmeler çerçevesinde ele alınır. Türkiye’de ikinci bir “tenfiz” kararı alınmasının bütün yabancı ülkelerde otomatik sonuç doğuracağı düşüncesi doğru değildir. [1]

Hangi uluslararası yol kullanılabilir?

Velayet ve kişisel ilişki bakımından 1996 Lahey Sözleşmesi önemli bir başlangıç noktasıdır. Türkiye için yürürlük tarihi 1 Şubat 2017’dir. Bununla birlikte hedef ülkenin taraflığı, iki ülke arasındaki yürürlük, karar tarihi, ülkesel kapsam ve varsa ilgili beyanlar incelenmelidir. Sözleşme m.53 uyarınca zaman bakımından kapsam da önem taşır; daha eski bir karar için aynı mekanizma varsayılamaz. [2] [3]

Olayın özelliklerine göre çocukların velayetine ilişkin kararların tanınması ve tenfiziyle ilgili 1980 Avrupa Sözleşmesi, diğer anlaşmalar veya hedef ülkenin iç hukuku gündeme gelebilir. Adalet Bakanlığının açıklamaları bu sözleşmelerin farklı işlevlerini ve merkezî makam kanallarını ayırmaktadır. Her dosyada tüm yolların birlikte kullanılacağı veya birinin her zaman daha hızlı olduğu söylenemez. [4]

Almanya, Birleşik Krallık ve ABD bakımından başlangıç farkı

Hedef ülkeİlk hukuki kontrolUygulamada dikkat
Almanya1996 Sözleşmesi kapsamında tanıma ve icra yoluYetkili yerel makam, belge dili ve uygulanacak usul
Birleşik Krallık1996 Sözleşmesi ve ilgili hukuk bölgesinin usulüİngiltere ve Galler, İskoçya, Kuzey İrlanda ayrımı
Amerika Birleşik DevletleriResmî HCCH tablosunda onay/yürürlük kaydı bulunmadığından farklı tanıma temeliİlgili eyaletin hukuku ve varsa başka uygulanabilir düzenleme

Bu tablo ülke bazında kesin sonuç veya eksiksiz işlem listesi değildir. Almanya ve Birleşik Krallık için taraflık bilgisi, ABD için imza ile onay arasındaki fark, başvurunun başlangıcında yeniden kontrol edilmelidir. Hedef ülkenin Avrupa Birliği üyesi olması da Türk kararına AB içi karar dolaşımı mekanizmalarının kendiliğinden uygulanacağı anlamına gelmez. [3] [5]

Kendiliğinden tanıma ile icra edilebilirlik arasındaki fark

1996 Sözleşmesi m.23, kapsam içindeki koruma tedbirlerinin diğer taraf devletlerde kanun gereği tanınmasını öngörür. Bu, her durumda önceden ayrı bir tanıma davasının zorunlu olmadığı anlamına gelir. Ancak ilgili kurum kararın niteliği veya etkisi konusunda tereddüt edebilir; karşı taraf da tanımaya itiraz edebilir. Sözleşme m.24 uyarınca tanıma veya tanımama konusunda karar istenebilmesi, bu belirsizliğin önceden giderilmesini sağlayabilir.

Zorla uygulama gerekiyorsa m.26 çerçevesinde, kararın verildiği devlette icra edilebilir olan tedbir için hedef devlette icra edilebilirlik beyanı veya icra amacıyla tescil talep edilir. m.28 uyarınca fiilî uygulama o devletin hukukuna göre yürütülür. Türk kararındaki hak korunurken teslim yerinin, uygulama görevlisinin veya yerel işlem biçiminin hedef ülkede farklılaşması mümkündür. [2]

Geçici velayet veya kişisel ilişki kararı da kullanılabilir mi?

“Geçici” başlığı taşıyan bütün kararlar kapsam dışı değildir. Sözleşmenin koruma tedbiri sistemi içinde geçici veya acil kararlar da değerlendirilebilir. Fakat yetki dayanağı, kararın yürürlükte olup olmadığı, Türkiye’de uygulanabilirliği ve yer bakımından etkisi incelenmelidir. Süresi bitmiş veya sonraki kararla kaldırılmış bir tedbirin yalnız eski nüshasının sunulması yeterli olmaz.

Bu nedenle her dosyaya “kesinleşme şerhi mutlaka alınır” biçiminde tek liste uygulanmamalıdır. Nihai kararın kesinleşmesi gereken durumlar ile uygulanabilir bir geçici tedbir farklıdır. Hedef makama kararın niteliğini ve mevcut icra edilebilirliğini doğru gösteren belge sunulmalıdır.

Tanıma veya icra talebi hangi nedenlerle reddedilebilir?

Sözleşme kapsamında kararın esası yeniden yargılanmaz; m.27 bunu sınırlar. Ancak tanıma engelleri incelenir. Kararı veren makamın yetkisinin Sözleşme’nin ilgili kurallarına dayanmaması, ebeveyn sorumluluğu etkilenen kişinin gerekli biçimde dinlenmemiş olması veya çocuğun üstün yararı dikkate alındığında açık kamu düzeni aykırılığı önemli örneklerdir.

Çocuğun dinlenmesi bakımından m.23/2-b’nin özel koşulu gözetilir: acil durumlar dışında, talep edilen devletin temel usul ilkeleri ihlal edilerek çocuğa dinlenme imkânı verilmemiş olması söz konusudur. Bu hüküm, her yaştaki çocuğun mutlaka aynı yöntemle mahkemede ifade vermesi gerektiği şeklinde okunmamalıdır. Diğer ret nedenleri arasında Sözleşme’nin belirttiği nitelikte sonraki tedbirle bağdaşmazlık ve sınır aşan koruyucu yerleştirmede m.33 usulünün ihlali de bulunur. [2]

Tebligat ve dinlenilme hakkı neden başlangıçta önemlidir?

Türkiye’deki yargılama sırasında karşı tarafın davadan usulüne uygun haberdar edilmesi ve savunma imkânının sağlanması, yurt dışındaki kullanım açısından da önem taşır. Yalnız gerekçeli kararın tercümesini hazırlamak bu sorunu sonradan ortadan kaldırmaz. Tebligat ve duruşma kayıtlarının saklanması, hangi fırsatların tanındığının gerektiğinde gösterilmesini sağlar.

Karşı tarafın duruşmaya gelmemiş olması ile kendisine hiç dinlenilme imkânı verilmemesi aynı değildir. Benzer biçimde velayet sonucunu beğenmemesi, kararın esasını başka ülkede baştan tartışma hakkı vermez. Başvuru dosyası bu ayrımları gösterecek açıklıkta hazırlanmalıdır.

Başvuru dosyasında hangi belgeler bulunmalı?

Kesin belge listesi hedef makama ve seçilen yola göre belirlenir. Bununla birlikte aşağıdaki hazırlık, kararı ve istenen sonucu doğru anlatan bir dosyanın temelini oluşturur. Belgelerin gereksiz kişisel veri içeren kısımları gelişigüzel çoğaltılmamalı; gizli adres veya koruma bilgileri için güvenli iletim yöntemi kullanılmalıdır.

Belge veya bilgiİşleviKontrol edilecek nokta
Kararın tam ve yetkili makamdan alınmış nüshasıHakkın ve yükümlülüğün kapsamını gösterirEkler, sonraki değişiklikler, hüküm bölümü
Gereken kesinleşme veya uygulanabilirlik belgesiKararın mevcut hukuki durumunu açıklarNihai hüküm ile geçici tedbir ayrımı
Tebligat ve dinlenilme kayıtlarıUsul güvencelerinin yerine getirildiğini gösterirDoğru kişi, adres, tarih ve usul
Çocuğun ve tarafların gerekli kimlik bilgileriKararın ilgili kişilere bağlanmasını sağlarAd farklılıkları, doğum tarihi, çeviri tutarlılığı
Hedef makamın kabul ettiği tercümeKararın anlaşılmasını sağlarDil, onay şartı ve bütünlük
Somut uygulama talebi ve olay çizelgesiHangi işlemin istendiğini belirtirEngellenen görüşmeler, teslim ve dönüş tarihleri

Apostil her durumda gerekli mi?

Hayır. 1996 Sözleşmesi m.43, Sözleşme kapsamında gönderilen veya teslim edilen belgeleri tasdik ve benzeri işlemlerden muaf tutar. Başka bir yol kullanılıyorsa apostil, konsolosluk tasdiki veya farklı bir muafiyet ayrıca değerlendirilir. Önce işlem yolu belirlenmeli, sonra belge şekli hazırlanmalıdır. Apostil gerekse bile kararın içeriğini doğru veya yabancı ülkede icra edilebilir hale getiren bir onay değildir.

Tercümede nelere dikkat edilmeli?

Velayet, ebeveyn sorumluluğu, kişisel ilişki, geçici tedbir ve icra edilebilirlik gibi kavramlar hedef dilin hukuki kullanımına uygun çevrilmelidir. Türkçe hükümdeki tarih, saat, tatil ve teslim yükümlülüğü daraltılmamalı veya genişletilmemelidir. Sözleşme m.54’teki iletişim dilleri ile hedef mahkemenin kendi tercüme şartları birbirine karıştırılmamalıdır; dil çekinceleri ayrıca kontrol edilir.

1996 Sözleşmesi m.40 belgesi ne sağlar?

Yetkili makamın verebileceği bu belge, kişinin hangi sıfatla hareket ettiğini ve yetkilerini gösterebilir. Okul veya kurum önündeki temsil yetkisinin açıklanmasına yardımcı olabilir. Ancak bütün devletlerde zorunlu tek form olduğu veya m.26’daki icra sürecinin yerine geçtiği varsayılmamalıdır. Başvuru yapılacak makamın yetkisi ve belgeyi düzenleme koşulları kontrol edilmelidir.

Merkezî makamlar ve yerel avukatın rolü nedir?

Adalet Bakanlığının açıklamasına göre 1996 Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de merkezî makam görevini Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü yürütür; görev Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile koordinasyon içinde yerine getirilir. Merkezî makamlar arasındaki iş birliği, bilgi aktarımı ve uygun başvuru yolunun belirlenmesi için önemlidir. [4]

Merkezî makam başvurusu ile yabancı mahkemede icra edilebilirlik veya uygulama talebi aynı işlem değildir. Yetkili makama doğrudan başvuru imkânı ve yerel temsil ihtiyacı hedef ülkenin usulüne göre değerlendirilir. Konsolosluk da tek başına yabancı ülkede çocuk teslimini gerçekleştiren icra makamı değildir. Avukatla temsil, tercüme, harç ve hukuki yardım koşulları ülkeye göre değişir; her dosyanın ücretsiz olacağı söylenemez.

Başvuruda çocuğun bulunduğu yer, uygulanacak karar, istenen işlem ve varsa güvenlik riski anlaşılır biçimde açıklanmalıdır. Dosya her makama yeniden ve kontrolsüz biçimde dağıtılmamalıdır. Özellikle gizli adres veya şiddet riski bulunan olaylarda bilgi paylaşımının çocuğu ya da aile bireyini tehlikeye düşürmemesi gözetilir.

Karar tanındığı halde görüşme veya teslim gerçekleşmezse ne yapılır?

Önce hangi aşamanın tamamlandığı belirlenmelidir: karar yalnız hukuken kabul edilmiş olabilir; icra edilebilirlik henüz alınmamış olabilir; bu aşama geçildiği halde yerel uygulama talebi eksik kalmış olabilir. Başvuru ve karar tarihlerini, verilen cevapları ve yapılmayan işlemleri gösteren düzenli kayıt tutulması gerekir. “Dosya sürüyor” açıklamasıyla yetinmek yerine hangi makamdan hangi işlemin beklendiği somutlaştırılmalıdır.

AİHM’in Shaw/Macaristan kararı neyi gösteriyor?

AİHM, 26.07.2011 tarihli Shaw/Macaristan kararında (B. No.6457/09), Fransa’dan Macaristan’a götürülen çocuğun iadesi ve babayla ilişkisi bakımından makamların yeterince süratli ve etkili davranmamasını değerlendirdi; aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Özellikle uygulanabilir iade kararı sonrasındaki yetersiz işlemler ve uzayan ilişkisizlik dönemi önem taşıdı. [6]

Bu dava doğrudan Türk kararının 1996 Sözleşmesi uyarınca tanınması hakkında değildir; olayda 1980 Lahey Sözleşmesi ve dönemin AB düzenlemesi rol oynamıştır. Buradaki sınırlı uygulama dersi, karar elde etmenin tek başına yeterli olmadığı ve gecikmenin ebeveyn–çocuk bağında kalıcı sonuç yaratabileceğidir. Çocuğun yararı ve ölçülülük, uygulama aşamasında da korunmalıdır.

Çocuk kaçırma ve kararın değiştirilmesi hangi aşamada ayrılır?

Çocuk hukuka aykırı götürülmüş veya geri getirilmemişse, koşulları bulunan 1980 Lahey iade yolu ayrıca ve gecikmeden değerlendirilmelidir. Yalnız velayet kararını tanıtma işlemi yürütmek iade başvurusunun yerini her olayda tutmaz. İade talebi ile velayetin esası farklı meselelerdir; iade kararının kendisi de otomatik olarak velayeti bir ebeveyne vermez.

Çocuğun hukuka uygun biçimde başka ülkede yaşam kurması ve koşulların değişmesi halinde, mevcut düzenin değiştirilmesi gündeme gelebilir. 1996 Sözleşmesi m.14 uyarınca önceki tedbirin devamı ile yeni yetkili makamın değişiklik yetkisi birlikte incelenir. Tenfiz veya icra incelemesi, esas velayet kararını yeniden kurmanın genel yolu değildir. Çocuğun artık daha farklı bir takvime ihtiyacı varsa uygun yetkili makamdan yeni düzenleme talep edilmelidir.

Örnek: Türk kişisel ilişki kararının Almanya’da uygulanması

Türk mahkemesinin yaz tatilinde üç hafta kişisel ilişki kurduğu, çocuğun Almanya’da yaşadığı varsayımsal bir olay düşünelim. Önce kararın kapsamı ve güncelliği, uluslararası yetki temeli ve Sözleşme’nin zaman bakımından uygulanabilirliği kontrol edilir. Ardından hedef makamın istediği nüsha, uygulanabilirlik bilgisi ve tercüme hazırlanır. Gönüllü uyum yoksa gerekli icra edilebilirlik ve yerel uygulama adımları değerlendirilir.

Uçak bileti alınmış olması çocuğun o gün teslim edileceğini garanti etmez. Teslim noktası, refakat, pasaport ve yolculuk belgeleri ile geri dönüş yükümlülüğü önceden açıklığa kavuşturulmalıdır. Çocuğun okul takvimi karardaki tarihlerle sürekli çatışıyorsa, uygulayıcı makamdan kararı fiilen yeniden yazması beklenmemeli; uygun yargısal değişiklik yolu düşünülmelidir.

Sonuç

Türk velayet veya kişisel ilişki kararının yurt dışında uygulanması, doğru ülke ve doğru başvuru yolu üzerinden planlanmalıdır. Tanıma, icra edilebilirlik ve fiilî uygulama birbirini tamamlayan farklı aşamalardır. Kararın güncel nüshası, uygulanabilirlik bilgisi, usul güvenceleri ve hedef ülkeye uygun belge hazırlığı birlikte ele alınırsa başvurunun hangi aşamada ilerlediği ve neyin eksik olduğu görülebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Türk velayet kararı bütün ülkelerde otomatik geçerli mi?

Hayır. Uygulanabilir sözleşme ve hedef ülke hukuku incelenir. 1996 Sözleşmesi kapsamındaki kendiliğinden tanıma ilkesi de bütün ülkeler ve bütün kararlar için sınırsız bir kural değildir.

Apostil alırsam çocuğu teslim alabilir miyim?

Apostil tek başına teslim yetkisi veya yabancı ülkede icra edilebilirlik sağlamaz. Hatta 1996 Sözleşmesi kapsamındaki belgelerde tasdikten muafiyet bulunabilir. Önce başvuru yolu belirlenmelidir.

Konsolosluk çocuğun teslimini sağlayabilir mi?

Konsolosluk yabancı ülkenin mahkemesi veya icra makamı yerine geçmez. Bilgilendirme ve ilgili işlemlerde yardım söz konusu olabilir; zorunlu teslim için yetkili yerel usul izlenir.

Geçici karar için mutlaka kesinleşme şerhi mi gerekir?

Kararın niteliğine göre değerlendirilir. Uygulanabilir geçici tedbir ile nihai karar ayrılmalı, hedef makama kararın mevcut hukuki durumu doğru belgelenmelidir.

Yurt dışında uygulama kaç ay sürer?

Hedef ülke, yol, tebligat, itiraz, belge eksikleri ve yerel uygulama koşulları sonucu değiştirir. Bütün ülkeler için güvenilir tek süre verilemez. Acil ihtiyaç ve gecikmenin çocuk üzerindeki etkisi başvuruda somutlaştırılmalıdır.

Yabancı mahkeme velayet konusunu baştan inceler mi?

1996 Sözleşmesi kapsamında tanıma ve icra incelemesinde esasın yeniden değerlendirilmesi kural olarak yapılamaz. Ret nedenlerinin incelenmesi ile yeni koşullar nedeniyle yetkili makamdan karar değişikliği istenmesi farklı işlemlerdir.

Kaynakça

1 — 5718 sayılı MÖHUK, m.50–59. Resmî metin; bu hükümler yabancı kararın Türkiye’deki etkisine ilişkindir.

2 — HCCH, 1996 Lahey Çocuk Koruma Sözleşmesi; özellikle m.14, 23–28, 29–38, 40–43 ve 53–54. Resmî metin.

3 — HCCH, 1996 Sözleşmesi taraflık, yürürlük, beyan ve makam kayıtları.

4 — Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, Çocuk Kaçırma ve Velayet.

5 — Kuzey İrlanda Adalet Bakanlığı, 1996 Hague Convention; Birleşik Krallık yürürlük bilgisi ve Sözleşme çerçevesi.

6 — AİHM, Shaw/Macaristan, 26.07.2011, B. No.6457/09; özellikle §§65–78, kesinleşme 26.10.2011. HUDOC karar kaydı.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları