Denetimli serbestlik ihlali nedeniyle cezaevine iade kararı, yalnızca bir yükümlülüğün yerine getirilmediği bilgisine dayanılarak değerlendirilemez. İhlalin türü, mazeret, kast, uyarıların içeriği ve tebliği, olayların tarihleri ve yetkili infaz hâkimliğinin kararı birlikte incelenmelidir. 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında düzenlenen gönderme, güncel hükme göre açık ceza infaz kurumuna yöneliktir. [1][2]
Bu makale, kesinleşmiş hapis cezasının 105/A kapsamında denetimli serbestlikle infazı sırasındaki ihlalleri ele almaktadır. Adli kontrol, TCK 191 kapsamındaki tedbir ve koşullu salıverilme sonrasındaki denetim aynı hukuki rejime tabi değildir.
Önce hangi denetimin ihlal edildiği belirlenmelidir
Aynı imza işlemi farklı hukuki sonuç doğurabilir
İmza atma, görüşmeye katılma veya belirli yerde bulunma yükümlülüğü farklı hukuki kararların uygulanması sırasında görülebilir. Bu nedenle ilk belge, kişiye yükümlülük getiren karar ve buna dayanan denetim planıdır. Kararın hangi kanun maddesine dayandığı belirlenmeden “üç ihlal hakkı vardır” şeklinde bir değerlendirme yapılamaz. [1][2]
Özellikle adli kontrolde Yönetmelik’in 44. maddesi, mazeretsiz ve kasıtlı ihlal durumunda uyarı yapılmamasını ayrıca düzenler. 105/A kapsamındaki ısrar kurallarını adli kontrole taşımak ciddi bir hata olur. Bu ayrım için adli kontrol ve ev hapsi kararlarına itiraz konulu inceleme önem taşır. [2]
Dosyanın kapatılması ile cezaevine gönderme kararı
İnfaz işlemleri değerlendirme komisyonunun dosyanın kapatılması yönünde işlem başlatması, tek başına infaz hâkiminin cezaevine gönderme kararı yerine geçmez. Yönetmelik’in 87. maddesine göre komisyon kararı üzerine infaz hâkiminden gönderme talep edilir. Hâkim kararı gelinceye kadar denetimli serbestliğin infazına devam edilir. [2]
Bu ara dönemde yükümlülükleri bırakmak, kişinin hukuki durumunu ağırlaştırabilir. Dilekçe verilmiş veya dosya hâkime gönderilmiş olması, kendiliğinden izin ya da yükümlülükten muafiyet sağlamaz.
Cezaevine iade sebepleri nelerdir?
Beş gün içinde müdürlüğe başvurmamak
Kurumdan ayrıldıktan sonra talepte belirtilen denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içinde başvurmamak, 105/A’nın altıncı fıkrasında bağımsız bir gönderme sebebidir. Bu durumda ilk başvurunun yapılıp yapılmadığı, hangi tarihte yapılması gerektiği ve gecikmenin belgelenebilir nedeni incelenir. Başlangıç başvurusunu, daha sonra düzenlenen programdaki bir randevuyla aynı sayım içinde değerlendirmek doğru değildir. [1][2]
Yükümlülüklere uymamakta ısrar
Kanun, yükümlülüklere, hazırlanan denetim ve iyileştirme programına veya görevli personelin bu kapsamda yaptığı uyarı ve önerilere uymamakta ısrarı düzenler. Israr, yalnızca dosyada birkaç olumsuz kayıt bulunmasıyla kabul edilemez. Yönetmelik’teki sayım, mazeret, kast ve uyarı şartları somut olaylar üzerinden denetlenir. [1][2]
Kendi isteğiyle kuruma dönmek
Hükümlünün ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi de ayrıca düzenlenmiştir. Bu talep, yükümlülük ihlalinden farklı bir hukuki sebeptir. Çalışma saatleriyle programın uyuşmaması gibi bir sorun varsa önce uygun uyarlama olanağı araştırılmalı; kuruma dönüş talebinin sonuçları açık biçimde değerlendirilmelidir. [1][2]
Yeni bir suç iddiasıyla kamu davası açılması
Denetimli serbestlik uygulanmaya başlandıktan sonra işlendiği iddia edilen, cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis olan kasıtlı suçtan kamu davası açılması hâlinde infaz hâkimi açık kuruma gönderme kararı verebilir. Salt ihbar, soruşturma veya her türlü yeni suç isnadı bu hükümle aynı değildir. [1]
Kovuşturma sonunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi hâlinde denetimli serbestlikle infaza devam edilmesine karar verilir. Yeni iddianın tarihi, suçun alt sınırı ve davanın usulî durumu başvuruda gösterilmelidir. Hâkimin kanundaki yetkisi, koşulların varlığını incelemeksizin otomatik iade anlamına gelmez. [1]
Üç ihlal ve uyarı şartı nasıl değerlendirilir?
Yetişkinler için genel düzenleme
Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 44. maddesine göre bir yıl içinde mazeretsiz ve kasıtlı olarak üç ihlal, yükümlülüğe uymamakta ısrar sayılır. İkinci uyarıdan sonra üçüncü ihlal tespit edildiğinde dosyanın kapatılması süreci başlatılır. Uyarı yazılı olarak tebliğ edilmeli; tekrar ihlalin sonucu açıkça bildirilmelidir. [2]
İhlallerin mutlaka üç kez aynı imza işleminden kaynaklanması gerekmez. Farklı yükümlülüklere ilişkin olaylar da koşulları varsa birlikte değerlendirilebilir. Bununla birlikte tebliğ edilmemiş bir program, geçerli mazeret veya olayların tarihine ilişkin hata bulunduğunda sayı tek başına belirleyici değildir.
Çocuklara ilişkin farklı düzenleme
Çocuklar ile denetimli serbestlik kararının infazına çocukken başlanıp bu süreçte on sekiz yaşını dolduranlar bakımından üçüncü uyarıdan sonra dördüncü ihlal üzerinden dosyanın kapatılması süreci düzenlenmiştir. Yetişkinler için kullanılan üç ihlal değerlendirmesi bu kişilere doğrudan uygulanamaz. [2]
Burada suç tarihindeki çocukluk ile denetimli serbestlik infazına başlanırken çocuk olma durumu ayrılmalıdır. Kişinin suçu on sekiz yaşından önce işlemiş olması, yıllar sonra yetişkin olarak başladığı denetimli serbestlikte mutlaka çocuklara özgü sayımdan yararlanacağı anlamına gelmez.
Yargıtayın 5 Mart 2026 tarihli kararı
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin E.2024/5596, K.2026/1704, 5 Mart 2026 tarihli kararında imza, bireysel görüşme ve grup/seminer yükümlülüklerine ilişkin üç ayrı ihlal incelenmiştir. İki uyarının usulüne uygun tebliğ edildiği ve kişinin denetimli serbestlik infazına başlarken çocuk olmadığı belirlenmiştir. Daire, çocuklara ilişkin kurala dayanılarak iadenin kaldırılmasını hukuka aykırı bulmuştur. [4]
Bu kararın önemi, yalnızca ihlal sayısında değildir. İnfaza başlama tarihindeki yaş, farklı yükümlülüklerin birlikte değerlendirilmesi ve uyarı tebligatlarının sırası sonucu belirlemiştir. Karar, her üçüncü kaydın koşulsuz iade doğurduğunu söylemez; somut olayda mazeretsiz ve kasıtlı ihlal ile uyarı şartlarının oluştuğunu kabul eder.
Mazeret nasıl ileri sürülür?
Belgenin olay günüyle bağlantısı kurulmalıdır
Mazeret açıklamasında hangi yükümlülüğün hangi gün ve saatte yerine getirilemediği belirtilmelidir. Ardından engelin niteliği, ne zaman ortaya çıktığı ve yükümlülüğün yerine getirilmesini neden önlediği açıklanır. Hastane başvuru kaydı, acil servis belgesi, ulaşımı engelleyen resmî kayıt veya somut olaya uygun başka belgeler bu bağlantıyı destekleyebilir.
Sağlık raporunun bulunması her olayda yeterli olmadığı gibi, yalnızca raporun kısa olması da mazeretin önemsiz olduğunu göstermez. Belgenin içerdiği bulgu, olayın zamanıyla ilişkisi ve kişinin yükümlülüğe erişme olanağı birlikte değerlendirilir. Mazeret mümkün olan en kısa sürede ilgili müdürlüğe bildirilerek başvuru ve eklerinin kayıt numarası alınmalıdır. [2]
Çalışma ve ikamet koşulları için plan değişikliği
İş vardiyası, düzenli tedavi, bakım sorumluluğu veya ikamet değişikliği devamlı bir uyumsuzluk yaratıyorsa, yalnızca her olaydan sonra mazeret ileri sürmek yerine denetim planının uyarlanması istenmelidir. İşveren yazısı, çalışma çizelgesi ve tedavi programı talebin somut dayanakları olabilir. [2]
Yönetmelik’in 45. maddesinde karar veya yükümlülüklerin değiştirilmesine ilişkin yollar bulunmaktadır. Talep, kararın niteliğine göre ilgili komisyon veya yargısal süreçte değerlendirilir. Değişiklik isteğinin kabul edildiği varsayılarak mevcut program terk edilmemelidir.
İade işlemi sırasında geçen süre cezadan sayılır mı?
İhlal tarihi ile karar tarihi farklı işlevler taşır
Denetimli serbestlikte hukuka uygun biçimde infaz edilen dönemin tamamının silinmesi şeklinde bir genel kural yoktur. Ancak son ihlal ile iade kararının müdürlüğe ulaşması arasındaki dönemin nasıl değerlendirileceği, yükümlülüklerin fiilen sürdürülüp sürdürülmediğine bağlı olabilir. Bu dönem ayrı belge incelemesi gerektirir. [5]
Yargıtayın 13 Mart 2026 tarihli kararı
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin E.2025/451, K.2026/1976, 13 Mart 2026 tarihli kararında bu ayrım açıkça yapılmıştır. İade süreci başladıktan sonra hâkim kararı müdürlüğe ulaşıncaya kadar yükümlülüklerini tamamen yerine getiren hükümlü bakımından, bu tarihe kadar geçen dönemin denetimli serbestlikte infaz edilen süre olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. [5]
Buna karşılık bu ara dönemde yükümlülükler yerine getirilmemiş ve tedbir fiilen uygulanmamışsa, ikinci uyarıdan sonraki ihlal tarihinin esas alınması gerektiği açıklanmıştır. Dolayısıyla yalnızca eski müddetnamedeki koşullu salıverilme tarihinin geçmiş olması, iadenin her durumda hukuken imkânsızlaştığı sonucunu doğurmaz. [5]
Başvuruda imza kayıtları, görüşme tutanakları, program katılım çizelgeleri ve kararın müdürlüğe ulaştığı tarih birlikte sunulmalıdır. İstenen sonuç yalnızca iadenin kaldırılması değil, alternatif olarak infazda sayılması gereken dönemin doğru belirlenmesi de olabilir.
AYM kararları hangi ihlallere dikkat çekiyor?
Mehmet Öztop: Kanuni sebep ve usul birlikte denetlenir
AYM İkinci Bölümünün Mehmet Öztop, B. No: 2022/87258, 27 Kasım 2024 tarihli kararında denetimli serbestliğin kaldırılması ve açık kuruma iade nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Olayda, izin nedeniyle henüz başlamamış yükümlülüklerin ihlal edildiği kabul edilmiş; yetki, müdürlüğün başvurusu ve ısrar değerlendirmesi yönünden önemli sorunlar bulunmuştur. [6]
AYM, farklı yerdeki infaz hâkimliğinin karar vermesini tek başına anayasal ihlal saymamıştır. İhlal, olayın bütünündeki ağır ve açık usulsüzlük üzerinden belirlenmiştir. Bu nedenle kararın “yetkisiz hâkimliğin her işlemi otomatik tazminat doğurur” şeklinde aktarılması doğru değildir. Karar, kanuni iade sebebinin ve usulün somut olarak gösterilmesi gerektiğini ortaya koyar. [6]
Çağlar Güder: Kabul edilebilirlik ile esas ayrılmalıdır
AYM Birinci Bölümünün Çağlar Güder, B. No: 2023/99726, 22 Temmuz 2026 tarihli kararında yurt dışında yaşayan başvurucunun denetim yükümlülükleri ve iade kararıyla ilgili şikâyeti incelenmiştir. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden belirleyici nokta, iade kararının uygulanmamış ve fiilî özgürlükten yoksun bırakmanın gerçekleşmemiş olmasıdır. Bu şikâyet açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. [7]
Bu sonuç, yükümlülüklerin içerik ve ağırlığının her bakımdan hukuka uygun bulunduğu anlamına gelmez. Yurt dışında yaşama nedeniyle değişiklik isteniyorsa somut yaşam koşulları ve istenen uyarlama iç hukuk başvurusunda açıklanmalıdır. Karar ayrıca, anayasal şikâyette ileri sürülen hakkın somut müdahaleyle doğru ilişkilendirilmesinin önemini gösterir.
İtirazın süresi, mercii ve durdurma talebi
Müdürlük işlemi ile hâkim kararını ayırın
Müdürlüğün denetim planı, raporu veya uyarısı gibi işlemlerine karşı müdürlüğe itiraz ya da infaz hâkimliğine şikâyet gündeme gelebilir. Şikâyette öğrenmeden itibaren on beş gün, her hâlde işlemden itibaren otuz gün kuralı dikkate alınır. Müdürlük içinde yapılan başvurunun yargısal süreleri kendiliğinden koruduğu varsayılmamalıdır. [2][3]
İnfaz hâkiminin iade kararına karşı güncel itiraz süresi, tebliğden itibaren iki haftadır. Dilekçe kararı veren infaz hâkimliğine sunulur; itirazı ilgili ağır ceza mahkemesi inceler. Eski kaynaklardaki yedi günlük genel anlatım, güncel 4675 sayılı Kanun’un yerine kullanılmamalıdır. [3][8] Konunun ayrıntıları için konutta, hafta sonu ve gece infaz yazısına bakılabilir.
Başvuru icrayı kendiliğinden durdurmaz
Şikâyet veya itiraz verilmesi, işlemin uygulanmasını otomatik olarak durdurmaz. İdari işleme şikâyette, açık hukuka aykırılık ile giderilmesi güç veya imkânsız sonuç koşulları birlikte açıklanarak durdurma istenebilir. Hâkim kararına itirazda da CMK 269 kapsamındaki geri bırakma imkânı ayrıca değerlendirilir. [2][3][8]
Durdurma talebi, esas itirazın tekrarı olmamalıdır. Örneğin henüz başlamamış yükümlülüğe dayanılması, uyarı tebligatının bulunmaması veya açık tarih hatası iddia ediliyorsa ilgili belge hemen gösterilmelidir. Talep hakkında karar verilmeden işlemin durduğu kabul edilmemelidir.
Beş gün ve iki gün kuralları neden karıştırılmamalıdır?
105/A’nın sekizinci fıkrası, müdürlüğe başvuru süresinin bitiminden sonra iki gün daha geçmiş olmasına rağmen başvurmayanlar ile kuruma iade kararı sonrasında iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayanlar hakkında TCK 292 ve 293 hükümlerinin uygulanmasını düzenler. Bu düzenleme, ilk beş günlük başvuru süresini serbestçe uzatan bir izin değildir. [1][9]
Ceza sorumluluğunda kararın bildirimi, ihtar, öğrenme ve kast gibi unsurlar ayrıca incelenir. Bir tebligat eksikliği iddiasının ileri sürülmesi, yürürlükteki teslim yükümlülüğünün görmezden gelinmesini haklı kılmaz. İade kararının uygulanması ile karara karşı hukuki başvuru birlikte yönetilmelidir.
İtiraz dosyasında hangi belgeler bulunmalıdır?
| İtiraz konusu | Temel belge | Açıklanması gereken bağlantı |
|---|---|---|
| Programın bilinmemesi | Denetim planı ve tebliğ belgesi | Hangi yükümlülüğün ne zaman bildirildiği |
| Israr sayımının hatalı olması | İhlal tutanakları ve uyarılar | Olay sırası, bir yıllık dönem ve uyarı tebliğleri |
| Mazeret | Tarihli sağlık veya diğer resmî kayıtlar | Engelin ilgili yükümlülüğü neden önlediği |
| Çocuklara ilişkin kural | Kimlik ve infaza başlama kaydı | İnfaz başlangıcındaki yaş |
| Sürenin eksik sayılması | İmza ve program katılım çizelgeleri | İade sürecinde fiilî infazın devamı |
| Yetki ve usul | Müdürlük yazısı, komisyon ve hâkim kararları | Talep eden birim, karar mercii ve kanuni sebep |
Dilekçenin talep bölümünde, olayın durumuna göre iade kararının kaldırılması, itiraz sonuçlanıncaya kadar icranın geri bırakılması, eksik belgelerin getirtilmesi ve infazda geçen sürenin doğru hesaplanması ayrı biçimde istenebilir. Talepler arasındaki öncelik ve alternatiflik açıkça belirtilmelidir.
Olağan yollar tüketildikten sonraki anayasal başvuru için AYM bireysel başvurusu ve otuz günlük başvuru süresinin belirlenmesi konuları birlikte incelenmelidir. AYM başvurusu, kaçırılan olağan itiraz süresini kendiliğinden gidermez.
Konuyla bağlantılı ayrıntılar için iyi hâl ve idare ve gözlem kurulu kararına itiraz yazımıza da bakabilirsiniz.
İhlal dosyasında tarih çizelgesi nasıl kurulmalıdır?
Tek bir tarih bütün hukuki sonuçları açıklamaz
İhlal günü, uyarının düzenlendiği gün, uyarının tebliğ tarihi, komisyonun işlem tarihi, infaz hâkiminin karar tarihi, kararın müdürlüğe ulaştığı tarih ve hükümlüye bildirildiği tarih farklı olaylardır. İade kararının kesinleşmesi de bunlardan ayrı bir aşamadır. Belgeler tek bir “iade tarihi” altında birleştirilirse hem ısrar değerlendirmesi hem süre hesabı hatalı kurulabilir. Özellikle 2026/1976 sayılı kararda önem taşıyan, hâkim kararının müdürlüğe ulaştığı tarihtir; bu tarihin otomatik olarak kararın verildiği veya hükümlüye tebliğ edildiği gün olduğu varsayılamaz. [5]
| Tarih veya dönem | Kontrol edilecek kayıt | Hukuki değerlendirme |
|---|---|---|
| Yükümlülüğün başlaması | Plan ve tebliğ belgesi | Kişinin hangi programa uyması beklendiği |
| Her ihlal | Olay tutanağı ve mazeret belgesi | Kast, mazeret ve gerçekleşme durumu |
| Her uyarının bildirimi | Tebliğ mazbatası veya teslim kaydı | Sonraki ihlalden önce uyarının bulunması |
| Dosyanın hâkime gönderilmesi | Komisyon kararı ve gönderi kaydı | İade talebinin sebebi ve kapsamı |
| Ara dönemdeki katılım | İmza, görüşme ve çalışma kayıtları | Tedbirin fiilen uygulanıp uygulanmadığı |
| Hâkim kararının müdürlüğe gelişi | Gelen evrak kaydı | İade sürecindeki süre hesabı |
| Hükümlüye bildirim | Tebliğ, öğrenme ve ihtar kayıtları | İtiraz ve teslim yükümlülüklerinin değerlendirilmesi |
Bu çizelge, süreleri kendiliğinden hesaplayan bir formül değildir. Her tarih ilgili belgeden alınmalı; bilinmeyen bir tarih yaklaşık yazılmamalıdır. Müdürlüğe ulaşma kaydı başvurucuda yoksa kaydın getirtilmesi açıkça talep edilebilir. İnfaz hesabındaki değişiklik ayrıca müddetname üzerinde gösterilmelidir.
İhlal türü değiştiğinde süre hesabı da yeniden incelenir
Yükümlülüğe uymamakta ısrar nedeniyle başlatılan iade sürecindeki değerlendirme, yeni kasıtlı suçtan kamu davası açılmasına dayanan 105/A-7 sürecine doğrudan taşınmamalıdır. İlkinde ihlal ve uyarı kayıtları ile fiilî uyum; ikincisinde isnat edilen fiilin tarihi, kanuni ceza alt sınırı ve kamu davasının açılması belirleyicidir. Sırf birinci gruptaki kararda müdürlüğe ulaşma tarihi esas alındığı için bütün iade nedenlerinde aynı tarihi uygulamak doğru olmaz. [1] [5]
Dosyadaki eksik belge itirazı nasıl etkiler?
Örneğin üçüncü ihlal olarak gösterilen gün hastane başvurusu varsa, başvuru saati ile yükümlülüğün yerine getirilmesi gereken saat karşılaştırılmalıdır. Belgede yalnız poliklinik tarihi görünüyorsa müdürlükten olay kaydı, hastaneden ilgili başvuru ve işlem bilgisi istenmesi gerekebilir. Bu örnek, her hastane kaydının mazereti otomatik doğruladığı anlamına gelmez; iddianın araştırılabilir biçimde kurulmasını sağlar.
Kişi, yükümlülüğün hiç ihlal edilmediğini ileri sürüyorsa imza çizelgesindeki eksik kayıt veya yanlış kimlik eşleştirmesi ayrıca gösterilmelidir. İhlal gerçekleşmiş fakat haklı engel bulunmuşsa savunmanın konusu farklıdır. Birbirine alternatif bu açıklamalar, birbirini belirsizleştirmeden kurulmalıdır. Dilekçede yalnız genel hakkaniyet talebi yerine hangi olayın neden ihlal sayılamayacağı belirtilmesi, incelemenin somutlaşmasını sağlar.
Sonuç
Denetimli serbestlik ihlali dosyasında etkili hukuki koruma, olayları doğru sıraya koymakla başlar. Yükümlülüğün kaynağı, uyarı ve tebligatlar, mazeret, infaza başlama yaşı ve iade sürecindeki fiilî uyum birlikte değerlendirilmelidir. Başvuru, yalnızca cezaevine dönüşe itiraz etmeye değil, kanuni şartların oluşmadığını veya infaz süresinin yanlış belirlendiğini somut belgelerle göstermeye yönelmelidir.
Ceza yargılaması ve infaz süreçlerinde hukukî destek için ceza avukatlık hizmetlerimize göz atabilirsiniz.
İlgili yazılar: Denetimli Serbestlik İhlalinde Mazeret ve Sağlık Raporu.
Sıkça Sorulan Sorular
Bir kez imza atmazsam hemen cezaevine gönderilir miyim?
105/A kapsamında program ihlalinde ısrar için genel olarak mazeretsiz ve kasıtlı üç ihlal ile gerekli uyarılar incelenir. Bununla birlikte kuruma çıktıktan sonra ilk başvuruyu yapmama ve yeni kamu davası gibi farklı sebepler ayrı kurallara tabidir. [1][2]
Üç ihlalin hepsi imza ihlali mi olmalıdır?
Hayır. Yargıtayın 2026/1704 sayılı kararında imza, bireysel görüşme ve seminere ilişkin farklı ihlaller birlikte değerlendirilmiştir. Her olay bakımından mazeret ve usul koşulları ayrıca aranır. [4]
Suçu çocukken işleyen herkes dört ihlal kuralına tabi midir?
Hayır. Denetimli serbestlik infazına başlanırken çocuk olma durumu belirleyicidir. Suç tarihindeki yaş tek başına yeterli değildir. [2][4]
İade talebi yapıldıktan sonra imzaya devam edilmeli midir?
Hâkim kararı gelinceye kadar denetimli serbestliğin infazına devam edilir. Bu dönemde uyumun belgelenmesi, sürenin infazda sayılması bakımından da önemlidir. [2][5]
İtiraz edersem teslim yükümlülüğü durur mu?
İtiraz kendiliğinden durdurma sonucu doğurmaz. Ayrı durdurma veya icranın geri bırakılması kararı bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir. [3][8]
İade her durumda kapalı cezaevine mi yapılır?
Hayır. 105/A’nın altıncı ve yedinci fıkraları açık ceza infaz kurumuna göndermeyi düzenler. Başka tutuklama, firar veya farklı infaz sebepleri varsa bunların sonuçları ayrıca değerlendirilir. [1]
Kaynakça
- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m.105/A, özellikle f.6–8.
- Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği, özellikle m.43–48, 87–88. Resmî mevzuat bağlantısı.
- 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu, m.5–6.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E.2024/5596, K.2026/1704, 5.3.2026, gerekçe 4–6 ve hüküm. İnfaz başlangıcındaki yaş, üç farklı ihlal ve uyarı tebligatları; kanun yararına bozma.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E.2025/451, K.2026/1976, 13.3.2026, özellikle gerekçe 8–10. İade sürecindeki fiilî infazın süre hesabına etkisi; kanun yararına bozma.
- AYM İkinci Bölüm, Mehmet Öztop, B. No: 2022/87258, 27.11.2024, §§40–54 ve hüküm. Sonuç: kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali.
- AYM Birinci Bölüm, Çağlar Güder, B. No: 2023/99726, 22.7.2026, §§14–18 ve hüküm. Fiilî özgürlükten yoksun bırakma bulunmaması nedeniyle açıkça dayanaktan yoksunluk; kabul edilemezlik.
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m.267–271, özellikle m.269.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m.292–293.