İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Anayasa Mahkemesi ve AİHM Başvuruları

Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı: Yakalama, Gözaltı, Tutuklama ve Başvuru Yolları

Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı — koruma alanı
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 12 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Yakalama, gözaltı ve tutuklamada kişi hürriyeti güvenceleri; güncel itiraz süreleri, tazminat yolları ve AYM kararlarıyla başvuru hazırlığı.

Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, kişinin ancak kanunda gösterilen nedenlerle ve usule uygun biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılabilmesini güvence altına alır. Yakalama, gözaltı ve tutuklama birbirinden farklı işlemlerdir. Her aşamada ayrı koşullar, denetim yolları ve süreler vardır. Hukuka aykırılığı sona erdirmek için yapılacak başvuru ile geçmişteki haksız işlem nedeniyle istenecek tazminat birbirinin yerine geçmez. [1; 2]

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. İşlemin tarihi, suçun niteliği, kişinin yaşı, tutmanın devam edip etmediği ve başvurulan merci dosya üzerinde birlikte değerlendirilmelidir.

Hakkın kapsamı ve özgürlüğün kısıtlanması

Anayasa’nın 19. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesi, fiziksel özgürlüğü korur. Bir yerde kalmanın zorunlu tutulması, resmî işlem başka adla anılsa da bu güvenceyi gündeme getirebilir. Değerlendirmede tedbirin adı kadar süresi, yoğunluğu, denetim biçimi ve kişinin bulunduğu yerden ayrılıp ayrılamadığı önemlidir. Her seyahat sınırlaması ise özgürlükten yoksun bırakma değildir. [1; 4]

Hapis cezasının infazı, suç şüphesi nedeniyle tutma ve yabancılar hakkında idari gözetim aynı hukuki rejime tabi değildir. Ceza soruşturmasında CMK uygulanırken, geri gönderme merkezindeki idari gözetim için 6458 sayılı Kanun’daki özel yol değerlendirilir. Ceza dosyasında kullanılan bir itiraz dilekçesi, idari gözetimin dayanağını kendiliğinden çürütmez. İdari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine başvuru mümkündür; bu başvuru idari gözetimi kendiliğinden durdurmaz. [9]

Kanuni dayanak tek başına yeterli midir?

Hayır. Kanunun izin verdiği bir tedbir, somut olayda gereksiz veya ölçüsüz olabilir. Tutma nedeninin gerçekten mevcut olması, kişinin neden bu tedbire tabi tutulduğunun açıklanması ve etkili denetim imkânı birlikte aranır. Soruşturmanın ciddiyeti, her şüpheli için otomatik tutuklama gerekçesi değildir. Mahkûmiyet kararı da önceki gözaltı veya tutuklama işlemindeki bütün usulsüzlükleri geriye dönük olarak hukuka uygun hâle getirmez.

Yakalama ve gözaltında hangi güvenceler vardır?

Yakalama, kişinin fiilen denetim altına alınmasıdır. Gözaltı ise yakalanan kişinin soruşturmanın tamamlanması için kanuni koşullarla tutulmasıdır. CMK’nın 90 ve 91. maddeleri, yakalama yetkisini ve gözaltı kararının koşullarını düzenler. Gözaltı, soruşturma yönünden zorunluluk ve suç işlendiği şüphesini gösteren somut deliller gerektirir. [2]

Genel gözaltı süresi, en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmek için zorunlu süre hariç yakalama anından itibaren yirmi dört saattir. Gönderme için zorunlu süre on iki saati aşamaz. Bu on iki saat, her olayda otomatik kullanılabilecek ek bekletme süresi değildir. Toplu suçlarda kanundaki koşullarla, her defasında bir günü geçmeyen yazılı uzatma emirleriyle üç gün daha uzatma mümkündür. CMK 91/4’te sayılan suçüstü hâlleri için ayrı kolluk yetkisi ve üst süreler vardır; genel kural bütün dosyalara tek başına uygulanamaz. [2, m. 91]

Yakalama zamanı tutanakta gerçek fiilî başlangıcı göstermelidir. Karakola giriş saati ile fiilen serbestçe hareket etmenin sona erdiği saat farklıysa bu fark belgelenmelidir. Hakların bildirilmesi, müdafi yardımından yararlanma, yakınlara haber verilmesi ve sağlık muayenesi gibi işlemler dosyada izlenebilir olmalıdır. Çocuklar ve zorunlu müdafilik kapsamındaki kişiler yönünden ek güvenceler ayrıca uygulanır. [2, m. 95, 147–150]

Gözaltına karşı nereye başvurulur?

Yakalama işlemine, gözaltına alma ve uzatma emrine karşı Cumhuriyet savcısının işlemine yönelik olarak sulh ceza hâkimine başvurulabilir. CMK 91/5; yakalanan kişiye, müdafiine, kanuni temsilcisine, eşine ve birinci veya ikinci derece kan hısımına başvuru imkânı tanır. Hâkim incelemeyi derhâl ve en geç yirmi dört saat içinde sonuçlandırır. Buradaki süre, genel tutuklama itiraz süresiyle karıştırılmamalıdır. [2]

Tutuklamanın koşulları nasıl denetlenir?

CMK 100 uyarınca kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller ile bir tutuklama nedeni bulunmalıdır. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri bakımından ölçüsüz tutuklama kararı verilemez. Kaçma veya delilleri karartma riskinin dosyadaki hangi davranış ve olgulara dayandığı açıklanmalıdır. [2]

Katalog suç düzenlemesi, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil ve ölçülülük değerlendirmesini ortadan kaldırmaz. Sadece suç adını, cezanın ağırlığını veya dosyanın kapsamını tekrarlayan bir gerekçe; kişinin yerleşik hayatını, delillerin toplanmış olmasını ve adli kontrol seçeneklerini tartışmadığında anayasal sorun doğurabilir.

Adli kontrol neden ayrıca tartışılmalıdır?

Tutuklama kararında adli kontrolün neden yetersiz kalacağı hukuki ve fiilî nedenleriyle gösterilmelidir. Müdafi, yalnız “sabit ikametgâhı vardır” demekle yetinmemeli; çalışma durumu, bakmakla yükümlü olunan kişiler, önceki çağrılara uyum, delillere erişim imkânının bulunmaması ve önerilen tedbirin riski nasıl azaltacağı arasında bağlantı kurmalıdır. Konutu terk etmeme de ağır bir tedbirdir; her dosyada hafif bir çözüm gibi sunulmamalıdır. [2, m. 101, 109] İfade açıklamasıyla bağlantılı adli kontrol yükümlülükleri ise adli kontrol ve ifade özgürlüğü yazısında ayrıca değerlendirilmiştir.

Tutukluluğun devamı kararlarında zamanın etkisi ayrıca önem taşır. Başlangıçta geçerli görülen bir neden, aylar sonra aynı ağırlıkta olmayabilir. Delillerin toplanması ve tanıkların dinlenmesi, karartma riskini değiştirebilir. Kanuni azami süre içinde kalmak, somut tutukluluğun mutlaka makul olduğu anlamına gelmez.

Başvuru yolu ve süre tablosu

İşlem veya talep Başvuru yolu Dikkat edilecek nokta
Yakalama, gözaltı ve uzatma CMK 91/5 uyarınca sulh ceza hâkimi Tutma devam ederken süratli denetim istenir.
Tutuklama veya devam kararı CMK 267–268 uyarınca itiraz Güncel genel süre, kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır; geçiş hükümleri eski kararlar için ayrıca önemlidir.
Tahliye istemi Soruşturma veya kovuşturma aşamasındaki yetkili yargı mercii İtirazdan ayrı olarak CMK 104 kapsamında istenebilir.
Haksız koruma tedbirinden doğan zarar CMK 141–142 ve 6384 sayılı Kanun Tazminat nedeni, görevli merci ve geçiş hükümleri birlikte belirlenir.
Anayasal şikâyet AYM bireysel başvurusu İlgili etkili yol tüketilir; otuz günlük başvuru süresi ayrı hesaplanır.

İtiraz, kararı veren mercie dilekçe verilerek veya tutanağa geçirilmek üzere beyanda bulunularak yapılır. İnceleme mercii, kararı veren makam ve karar türüne göre CMK 268’de belirlenir. Her sulh ceza hâkimliği kararı için aynı inceleme makamının görevli olduğu varsayılmamalıdır. [2]

Haksız tutma nedeniyle tazminat

CMK 141, farklı tazminat nedenleri öngörür. Kanuni koşullar dışında yakalama veya tutuklama ile usulüne uygun tutulduktan sonra kovuşturmaya yer olmadığına yahut beraate karar verilmesi aynı neden değildir. Birinci durumda tedbirin hukuka aykırılığı, ikinci durumda kanunun sonuca bağladığı özel tazminat güvencesi tartışılır. [2]

7499 sayılı Kanun sonrasında CMK 141/1’in (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler bakımından Tazminat Komisyonunun görevi gündeme gelir. Diğer koruma tedbiri tazminatı nedenleri yönünden ağır ceza mahkemesi yolu devam eder. Komisyona birlikte sunulan istemlerden görev alanı dışında kalanlar ayrılarak ağır ceza mahkemesine gönderilir; 6384 sayılı Kanun’un 5/B maddesi bu durumda Komisyona başvuru tarihinin korunmasını düzenler. Geçiş hükümleri ayrıca kontrol edilmelidir. “Bütün haksız tutuklama davaları artık Komisyona açılır” sonucu doğru değildir. [2, m. 142; 10]

CMK 142’deki genel süre, ilgili karar veya hükmün kesinleştiğinin tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşmeyi izleyen bir yıldır. Bununla birlikte her tazminat nedeni aynı anda doğmaz; kesinleşme gerekliliği, devam eden tedbir ve talebin türü ayrıca incelenir. Gelir kaybı, gider ve diğer maddi zarar kalemleri belgeye bağlanmalı; manevi tazminat için tutulmanın süresi ve kişisel etkileri somutlaştırılmalıdır.

AYM kararları hangi ayrımı gösteriyor?

Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013 kararında AYM, başlangıçtaki tutuklamanın hukuki olmadığı şikâyetini açıkça dayanaktan yoksun bulurken, tutukluluğun makul süreyi aşması ve siyasi temsil hakkına etkisi yönünden ihlal sonucuna ulaşmıştır. Bu karar, tek dosyada farklı şikâyetlerin farklı sonuçlanabileceğini gösterir. Uzun tutukluluk iddiası, ilk tutuklama kararının hukuksuzluğu iddiasından ayrı gerekçelendirilmelidir. [5, §§ 94–119, 132–134 ve hüküm]

Hikmet Kopar ve diğerleri, B. No: 2014/14061, 8/4/2015 kararı, tutuklamaya ilişkin her anlaşmazlığın otomatik anayasal ihlal sayılmadığını gösteren kabul edilebilirlik değerlendirmeleri içerir. Başvurunun hangi tedbire, hangi tarihteki karara ve hangi somut eksikliğe yöneldiği önemlidir. Kararın olay tarihindeki usul düzeni, güncel itiraz sürelerinin yerine kullanılmamalıdır. [6]

Başvuru dosyası nasıl hazırlanır?

Dosyada işlem ve kararlar kronolojik sıraya konulmalıdır. Yakalama tutanağı, gözaltı kararı ve uzatmalar, sorgu tutanağı, tutuklama ve devam kararları, itirazlar, ret kararları, öğrenme kayıtları ve zarar belgeleri ayrı gösterilmelidir. Her ihlal iddiası ilgili belgeye bağlanmalıdır.

Karşı tarafın en güçlü gerekçesi özellikle ele alınmalıdır. Örneğin kaçma riski ileri sürülüyorsa yalnız kişisel bağlar değil, savcılığın gösterdiği seyahat, saklanma veya çağrıya uymama olgularına cevap verilmelidir. Delil karartma riski bakımından hangi delilin hâlen toplanmadığı ve başvurucunun ona etkisi tartışılmalıdır. Soyut hak listesi yerine somut gerekçeye verilen cevap daha anlamlıdır.

AYM başvurusu, ilgili etkili olağan yol tüketildikten sonra kural olarak otuz gün içinde yapılır. Süreyi başlatan öğrenme, dosyanın tümünün kesinleşmesiyle her zaman aynı değildir. Devam eden tutukluluk şikâyetinde esas ceza davasının sonunu beklemek hak kaybı yaratabilir. Avukatlar 1 Ekim 2025’ten beri UYAP Avukat Portalı üzerinden de başvurabilir; gönderim ve kayıt işleminin tamamlandığı kontrol edilmelidir. [3; 8]

Başvuru formunda ihlalin tespiti, devam eden sonuçların giderilmesi ve varsa tazminat talepleri açıklanır. Bireysel başvuru kendiliğinden tahliye sağlamaz. AYM, temyiz mahkemesi gibi suçluluk değerlendirmesini baştan yapmaz. Kabul edilebilirlik koşulları ve olağan başvurular için AYM başvuru rehberi ile haksız tutma tazminatı yazısı birlikte okunabilir.

Konutu terk etmeme tedbirinin ağırlığı

Öğretide Hüseyin Turan, konutu terk etmeme tedbirinin yalnız adli kontrol başlığı altında düzenlenmesine bakılamayacağını; fiilî etkisinin kişi hürriyeti güvencelerini gündeme getirdiğini açıklamaktadır. Bu ayrım, başvuruda tedbirin günlük yaşama etkisini belgelemeyi gerektirir. Konuttan çıkış yasağının süresi, izin koşulları ve denetimi gösterilmeli; tedbirin kaldırılması talebiyle zararların giderilmesi talebi ayrı kurulmalıdır. [11]

Tutuklama dosyasında avukatın ayrı ayrı denetlemesi gereken konular

Suç şüphesi ile tutuklama nedeni birbirinin yerine kullanılamaz

Bir belgede kişinin adının geçmesi, iletişim kaydının bulunması veya başka bir kişinin onu suçlaması önce suç şüphesi bakımından değerlendirilir. Ardından kaçma, delilleri yok etme ya da tanık üzerinde baskı kurma tehlikesinin dayanakları ayrıca gösterilmelidir. Müdafi bu iki tartışmayı tek bir “delil yoktur” cümlesinde birleştirmemelidir. Suç şüphesine ilişkin belgenin kişiyi fiille nasıl ilişkilendirdiği; tutuklama nedeni yönünden ise hangi davranışın hangi riski oluşturduğu sorgulanmalıdır. Mahkemenin iki farklı koşulu aynı kalıp ifadeyle açıklaması itirazda görünür kılınmalıdır. [2, m. 100–101]

Dosyaya erişim sınırlanmışsa müdafi, tutuklamanın dayanağını öğrenebilmek için yaptığı başvuruları, kendisine verilen belgeleri ve erişemediği belge gruplarını kaydetmelidir. İtirazın hazırlanmasını engelleyen eksiklik, belgenin adı ve savunmaya etkisiyle anlatılır. Dosyanın her belgesine derhâl erişim talebiyle, özgürlükten yoksun bırakılmanın hukuka uygunluğunu etkili biçimde tartışabilmek için gerekli bilgiye erişim aynı sorun değildir. Somut kısıtlamanın denetimi bu ayrım üzerinden kurulmalıdır. [1; 2, m. 153; 4, m. 5]

Tahliye sonrasında şikâyetin konusu yeniden belirlenir

Serbest bırakılma, geçmişteki tutmanın hukuka uygun olduğunu göstermez; fakat devam eden tutmayı sona erdirme talebinin konusu değişir. Avukat tahliye tarihini, önceki itirazların sonucunu ve tazminat yolunun hangi şikâyet için etkili olduğunu yeniden değerlendirmelidir. Başvurunun konusu değiştirilmeden eski tahliye dilekçesinin AYM formuna aktarılması, giderim talebini belirsiz bırakabilir. Tahliye öncesi ve sonrası işlemler aynı kronolojide gösterilmeli; tazminat isteniyorsa tutmanın hukuka aykırılığı ile zarar arasındaki bağ açıklanmalıdır. [2; 3]

Tutuklama itirazında en sık yapılan hatalar

Yalnız suçsuzluk savunması yapmak, tutuklamanın neden gerekli olmadığını açıklamamak; bütün şüpheliler için aynı metni kullanmak; önceki ret kararındaki gerekçeyi tartışmamak ve daha hafif tedbirin somut riski nasıl azaltacağını göstermemek başvurunun etkisini zayıflatır. İş, aile ve sağlık belgeleri de yalnız dosyaya eklenmemeli, ilgili iddiayla bağlantıları kurulmalıdır. Sağlık durumuna dayanılıyorsa güncel raporun neyi gösterdiği, hangi bakımın gerektiği ve tutmanın bu bakım üzerindeki etkisi açıklanmalıdır.

Başvurunun sonuç kısmında istenen karar açıkça ayrılır: Öncelikle tahliye; bunun kabul edilmemesi hâlinde somutlaştırılmış adli kontrol seçeneği; gerekli belge ve kayıtların getirtilmesi. AYM aşamasında ise ilgili ihlalin tespiti ve sonuçlarının giderilmesi talep edilir. Böylece olağan yargı merciinin yetkisiyle anayasal denetimin işlevi birbirine karıştırılmaz.

Tutmanın denetiminde dosyaya erişim ve savunmanın etkili olması

Tutuklama kararının denetlenebilmesi, müdafiin yalnızca kararın sonuç bölümünü öğrenmesine bağlı değildir. Savunmanın, tutmanın dayandığı esaslı olguları anlayabilmesi ve bunlara karşı açıklama yapabilmesi gerekir. Örneğin iletişim kaydı, tanık anlatımı veya dijital inceleme tutuklamanın temel dayanağıysa, itirazda bu dayanağın hangi kısmının bilinmediği ve bilinmemesinin savunmayı nasıl engellediği gösterilmelidir. Dosyada gizlilik bulunduğunu söylemek tek başına yeterli bir anayasal açıklama oluşturmaz. Erişilemeyen belge ile tutuklama gerekçesi arasındaki ilişki kurulmalıdır. [1, 2, 4]

CMK m.153, müdafiin dosyayı inceleme yetkisini ve soruşturma aşamasındaki kısıtlama koşullarını düzenler. Kısıtlama, kanunda belirtilen koşullara ve hâkim kararına bağlıdır; soruşturmanın tamamı için kendiliğinden doğan bir yasak değildir. Şüphelinin ifadesini içeren tutanak, bilirkişi raporları ve yakalanan kişinin veya şüphelinin hazır bulunmaya yetkili olduğu işlemlere ilişkin tutanaklar bakımından aynı maddenin istisnaları ayrıca dikkate alınmalıdır. Avukatın, inceleme talebinin tarihini, hangi belgelere erişemediğini ve ret gerekçesini dosyada görünür hâle getirmesi önem taşır. [2, m.153]

Bu konuda hazırlanacak dilekçenin talebi de açık olmalıdır. Belgenin örneğinin verilmesi, belirli bir raporun incelenmesi veya tutmanın esasını değerlendirmeye elverişli bilginin açıklanması birbirinden farklı taleplerdir. Tutuklama itirazında erişim sorunu anlatılırken, eldeki bilgilerle yapılabilen savunma da sunulmalıdır. Aksi hâlde esaslı bir delile yönelik somut itiraz, yalnız usule ilişkin genel bir yakınmanın içinde kaybolabilir. Bu yaklaşım, dosya inceleme talebinin reddedilmesi ile tutmanın hukuka aykırılığı iddialarını birbirinden koparmadan değerlendirmeyi sağlar.

İlk tutuklama ile devam kararlarının gerekçesi neden değişmelidir?

İlk tutuklama sırasında mevcut bir riskin aylar sonra aynı ağırlıkta sürdüğü varsayılamaz. Tanıklar dinlenmiş, arama tamamlanmış, dijital veriler güvenceye alınmış veya suç vasfı değişmiş olabilir. Bu gelişmelerin her biri, kaçma ya da delillere müdahale riskinin güncel değerlendirmesini etkileyebilir. Savunma, önceki itirazı aynen tekrar etmek yerine son incelemeden bu yana değişen koşulları göstermelidir. Mahkemenin de devam kararını bu güncel tabloyla ilişkilendirmesi gerekir. [1, m.19; 2, m.100–101, 108]

Örneğin tüm tanıkların dinlendiği bir dosyada delilleri etkileme tehlikesine dayanılmaya devam ediliyorsa, henüz korunması gereken delilin ne olduğu sorulabilir. Bununla birlikte bazı delillerin toplanmış olması, diğer bütün tutuklama nedenlerinin ortadan kalktığını kendiliğinden göstermez. Doğru itiraz, dosyanın lehine ve aleyhine unsurlarını birlikte ele alır; kalan riskin neden adli kontrolle yönetilebileceğini somutlaştırır. Sabit ikamet, çalışma ilişkisi veya aile bağı da tek başına tahliye garantisi değil, kişiselleştirilmiş incelemenin parçalarıdır.

Mustafa Ali Balbay kararından çıkarılabilecek sınır

Mustafa Ali Balbay kararında ilk tutuklamanın hukuka aykırı olduğu iddiası ile tutukluluğun uzunluğu aynı sonuca bağlanmamıştır. Bu ayrım, başlangıçta yeterli görülen bir tedbirin zaman içinde ölçüsüz hâle gelebileceğini gösterir. Savunmada yalnız toplam gün sayısını yazmak yerine yargılamanın hangi döneminde hangi işlemlerin yapıldığı, beklemenin nedeni ve devam kararlarının içeriği açıklanmalıdır. Kararın siyasi temsil boyutu ise milletvekili olmayan bütün başvuruculara aynen aktarılamaz; somut dosyada karşılığı bulunan gerekçeler kullanılmalıdır. [5]

Tahliye talebi ile tazminat talebinin delilleri

Devam eden tutmada öncelikli talep özgürlüğün geri kazanılmasıdır. Geçmişte kalan tutma nedeniyle tazminat isteniyorsa, hukuka aykırılığın yanında zararın niteliği de açıklanır. İş kaybı iddiası için çalışma ve gelir kayıtları; yapılan zorunlu giderler için ödeme belgeleri; tutmanın kişisel etkileri için somut olay anlatımı önemlidir. Her zarar kalemi ile tedbir arasındaki neden ilişkisi kurulmalıdır. Tazminat miktarı, yalnız tutulan gün sayısına mekanik bir bedel uygulanarak kesinleştirilemez. [2, m.141–144; 10]

Başvurunun hazırlanmasında yakalama, gözaltı, tutuklama, tahliye ve kesinleşme tarihleri ayrı sütunlarda izlenmelidir. Bir tedbirin sona erdiği gün başka bir yolun süresini başlatabilir; ceza davasının bitmesini beklemek bütün şikâyetler için güvenli değildir. Avukat, her iddianın hangi olağan yolla giderilebileceğini ve o yolun somut tarihler bakımından açık olup olmadığını ayrı değerlendirmelidir. Bu çalışma, özgürlük şikâyetinin yalnız mahkûmiyet kararına karşı temyiz dilekçesine bırakılması hatasını önler.

Konunun ayrıntıları için işkence ve kötü muamele yasağı yazımıza da bakabilirsiniz. Büromuzun bu alandaki çalışmaları için Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvuruları sayfasına bakabilirsiniz.

Sonuç

Özgürlüğün korunması, yakalama anından başlayan bir denetim gerektirir. Doğru başvuru; tedbirin güncel nedenlerini sorgular, daha hafif seçenekleri açıklar ve her karar için ayrı süre hesabı yapar. Tahliye istemiyle tazminat talebinin ayrılması, hem devam eden müdahalenin sona erdirilmesi hem geçmiş zararın giderilmesi bakımından belirleyicidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Beraat, tutuklamanın baştan hukuka aykırı olduğunu gösterir mi?

Tek başına göstermez. Ancak CMK’nın beraat sonucuna bağladığı özel tazminat imkânı ayrıca değerlendirilebilir.

Tutuklama itirazı için yedi gün mü vardır?

Güncel CMK 268’de genel süre iki haftadır. Eski kararlar ve özel hükümler yönünden karar tarihi ile geçiş kuralları ayrıca kontrol edilir.

Katalog suçta tutuklama zorunlu mudur?

Hayır. Somut delil, tutuklama nedeni ve ölçülülük değerlendirmesi yapılmalı; adli kontrolün neden yetersiz kalacağı açıklanmalıdır.

AYM’ye başvurunca tahliye olunur mu?

Başvuru kendiliğinden tahliye sonucu doğurmaz. İlgili olağan yollar kullanılmalı ve anayasal ihlal somutlaştırılmalıdır.

Yabancıların idari gözetimi aynı usule mi tabidir?

Hayır. 6458 sayılı Kanun’daki özel karar, denetim ve başvuru hükümleri uygulanır.

Avukat AYM başvurusunu elektronik ortamda yapabilir mi?

Evet. UYAP Avukat Portalı üzerinden başvuru mümkündür; taslak kaydıyla tamamlanmış başvuru birbirinden ayrılmalıdır.

Kaynakça

1 — Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 13, 19, 36, 148. Güncel metin.

2 — 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 90–109, 141–142, 267–268. Güncel metin.

3 — 6216 sayılı Kanun, m. 45–50. Güncel metin.

4 — Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, m. 5, 35. AİHM resmî Türkçe metni.

5 — AYM, Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013. Karar.

6 — AYM Genel Kurulu, Hikmet Kopar ve diğerleri, B. No: 2014/14061, 8/4/2015. Karar.

8 — AYM, UYAP Avukat Portal Üzerinden Bireysel Başvuru Kılavuzu. Kılavuz.

9 — 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, m. 57. Güncel metin.

10 — 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun. Güncel metin.

11 — Hüseyin Turan, “Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı Perspektifinden Adli Kontrol Bağlamında Konutu Terk Etmeme Tedbiri”, Adalet Dergisi, 2024/73, s. 165–197. Çalışma.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları