İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Ceza Hukuku ve Ceza Yargılaması

İnfaz Hâkimliğine Başvuru ve İtiraz: Ceza İnfazındaki İşlemlere Karşı Hukuki Koruma

İnfaz dosyasının incelenmesini temsil eden masa, evrak ve arka planda güvenlikli kurum kapısı.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 16 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Cezaevi işlemlerine şikâyet, müddetname hesabının düzeltilmesi ve infaz hâkimliği kararına itiraz farklı sürelere tabidir. Rehber; mercii, süreleri ve başvuruda hazırlanacak belgeleri açıklar.

Ceza infaz kurumunda verilen bir disiplin cezası, reddedilen hastane sevki veya hatalı düzenlenen müddetname, kişinin özgürlüğünü ve temel haklarını doğrudan etkileyebilir. Mahkûmiyet kararının kesinleşmesi, infaz sürecindeki bütün işlemleri hukuka uygun hâle getirmez. Bu işlemlerin kanuna uygunluğunu denetleyen temel yargı mercii infaz hâkimliğidir.

İnfaz hâkimliğine başvuruda ilk mesele, hangi hukuki yolun kullanılacağını doğru belirlemektir. Cezaevi idaresinin işlemine karşı şikâyet, cezanın hesabındaki duraksamanın giderilmesi ve infaz hâkimliği kararına itiraz farklı usullere tabidir. Genel şikâyet süresi öğrenmeden itibaren 15 gün, her durumda işlem tarihinden itibaren 30 gündür. Hâkimlik kararına itirazda güncel süre ise tebliğden itibaren iki haftadır. Müddetnamedeki infaz hesabının düzeltilmesi bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken önemli bir istisna bulunmaktadır. [1] [2] [5]

Bu ayrımlar; doğru merciin seçilmesini, sürenin korunmasını ve talebin uygulanabilir bir karara dönüştürülmesini sağlar. Etkili bir başvuru, hukuka aykırılığı ileri sürmenin yanında, hangi belgenin hangi iddiayı desteklediğini ve hâkimden tam olarak hangi kararın istendiğini de ortaya koymalıdır.

İnfaz hâkimliği hangi uyuşmazlıklara bakar?

Ceza infaz kurumundaki işlem ve faaliyetlerin denetimi

4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 4. maddesi; kuruma kabul, yerleştirme, barındırma, beslenme, sağlık, dışarıyla ilişkiler ve çalıştırılma gibi konulardaki şikâyetleri infaz hâkimliğinin görev alanına almaktadır. Açık cezaevine ayrılma, izin, sevk, nakil ve tahliye işlemleri ile disiplin tedbirleri ve cezaları da bu kapsamda değerlendirilir. Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kararları da yargısal denetime tabidir. [1]

Ziyaretin engellenmesi, telefon görüşmesinin sınırlandırılması veya bir sağlık talebinin sonuçsuz bırakılması bakımından inceleme, soyut bir memnuniyetsizlik üzerinden yürütülmez. İşlemi yapan makam, işlemin hukuki dayanağı, gerekçesi ve kişi üzerindeki etkisi belirlenmelidir. Kurum güvenliği gibi meşru bir amaç ileri sürülmesi, uygulanan sınırlamanın gerekliliğini ve ölçülülüğünü ayrıca inceleme ihtiyacını ortadan kaldırmaz.

İnfaz hâkimliği yalnızca şikâyet inceleyen bir merci değildir. Kanunun doğrudan hâkimlik kararını aradığı infaz meselelerinde de karar verir. Öğretide, özellikle 7242 sayılı Kanun sonrasındaki görev genişlemesi, infazın uzmanlaşmış bir yargısal denetim altında yürütülmesi bakımından ele alınmaktadır. [12]

Mahkûmiyetin esası ile infaz uyuşmazlığı birbirinden ayrılmalıdır

İnfaz hâkimliği, kesinleşmiş mahkûmiyetin delillerini yeniden değerlendirerek beraat kararı veren bir mahkeme değildir. Mahkûmiyetin hukuka aykırılığı ile cezanın yanlış infaz edilmesi farklı hukuki sorunlardır. Hükme yönelik denetim için ceza davasında temyiz ve Yargıtay incelemesi ile koşulları varsa olağanüstü kanun yolları değerlendirilir.

Aynı şekilde, devam eden bir soruşturma veya kovuşturmada tutuklama kararının kaldırılması talebi, sırf kişi cezaevinde bulunduğu için infaz hâkimliğine yöneltilemez. Tutukluluk kararının denetimi CMK’daki ilgili usule; tutuklunun cezaevindeki yaşam koşullarına ilişkin şikâyet ise niteliğine göre infaz hâkimliği denetimine tabidir.

Başvuru türüne göre hangi merci görevlidir?

Başvurunun başlığı kadar içeriği de önemlidir. Aynı dilekçede “infaza itiraz” denilerek birbirinden farklı taleplerin sıralanması, görev ve usul sorunlarını görünmez hâle getirebilir.

Uyuşmazlığın niteliğiBaşvurunun temel yönüGörev ayrımında dikkat edilecek nokta
Cezaevi işlemi veya savcının infaza ilişkin kararı4675 sayılı Kanun kapsamında şikâyetİşlemin hukuka uygunluğu infaz hâkimliğince incelenir.
Çektirilecek cezanın hesabındaki duraksama5275 sayılı Kanun m.98/1-b kapsamında karar talebiHesap ve yerine getirilecek ceza infaz hâkimliğince değerlendirilir.
Mahkûmiyet hükmünün yorumu veya sonradan yürürlüğe giren lehe kanun5275 sayılı Kanun m.98/1-a kapsamında talepBu konularda hükmü veren mahkemenin görevi korunmuştur.
İnfaz hâkimliğinin verdiği kararİtirazİncelemeyi görevli ağır ceza mahkemesi yapar.

Yer bakımından yetkide kural, infaz işleminin yapıldığı yere bağlıdır. Cezaevi işlemlerinde, işlemin gerçekleştiği kurumun bulunduğu yargı çevresi dikkate alınır. Bu nedenle her başvuru, mahkûmiyet hükmünü veren mahkemenin bulunduğu yerdeki infaz hâkimliğine yapılmaz. Nakil yaşanmışsa işlem tarihi ve işlemi yapan kurum ayrıca belirlenmelidir. [1]

Cezaların toplanması gibi konularda özel yetki kuralları bulunmaktadır. Örneğin 5275 sayılı Kanun’un 101/2. maddesindeki düzenleme, genel yer kuralından ayrı incelenmelidir. Görevli merci yalnızca hükümlünün o gün bulunduğu cezaevine bakılarak belirlenmemelidir. [2]

İnfaz hâkimliğine kimler, nasıl başvurabilir?

Başvuru hakkı bulunan kişiler

4675 sayılı Kanun’un 5. maddesi, kendisiyle ilgili olmak kaydıyla hükümlü veya tutuklunun; ayrıca eşinin, annesinin, babasının, ayırt etme gücüne sahip çocuğunun veya kardeşinin başvurusuna imkân tanır. Müdafi, kanuni temsilci ve ceza infaz kurumu ve tutukevi izleme kurulu da kanunda belirtilen başvuru sahipleri arasındadır. [1]

Bu düzenleme, bütün akrabalara sınırsız başvuru yetkisi verildiği anlamına gelmez. Dilekçede başvuran kişinin sıfatı, ilgili hükümlü veya tutukluyla ilişkisi ve itiraz edilen işlemle bağlantısı açıkça gösterilmelidir. Avukatla başvuru zorunlu olmamakla birlikte, özellikle özgürlüğü etkileyen hesap ve tahliye uyuşmazlıklarında doğru hukuki nitelendirme belirleyicidir.

Dilekçenin verileceği yer ve başvuru kaydı

Şikâyet doğrudan infaz hâkimliğine sunulabileceği gibi Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. Hâkimlik dışında bu kanuni kanallara verilen başvuruların hemen, en geç üç gün içinde hâkimliğe gönderilmesi gerekir. Sözlü şikâyet tutanağa bağlanır ve bir örneği başvurana verilir. [1]

Teslim edilen dilekçenin kayıt numarası, tarihi ve alındı belgesi saklanmalıdır. Cezaevi aracılığıyla başvuruda, kurum kayıtları dilekçenin ne zaman verildiğini gösterebilir. Başvurunun hâkimliğe geç gönderilmesi ile başvuranın dilekçeyi geç vermesi aynı durum değildir.

İdarenin ilk kez karar vermesini gerektiren bir konuda önce yetkili kuruma somut talep yöneltilmesi ve bunun sonucunun belgelenmesi gerekebilir. Buna karşılık mevcut bir işleme karşı şikâyet süresi işlerken aynı makama yeniden dilekçe verilmesi, sürenin kendiliğinden durduğu veya yeniden başladığı varsayımına dayandırılmamalıdır. CİMER başvurusu veya genel nitelikli yazışmalar da kanuni şikâyet yolunun yerine geçirilmemelidir.

Şikâyet ve itiraz süreleri nasıl hesaplanır?

Şikâyette 15 günlük süre ve 30 günlük üst sınır

Genel şikâyet süresinde iki tarih birlikte izlenir: işlemin yapıldığı tarih ve öğrenildiği tarih. Öğrenmeden itibaren 15 günlük süre bulunması, işlem tarihinden itibaren 30 günlük üst sınırın aşılabileceği anlamına gelmez. Bu süreler birbirine eklenerek 45 günlük başvuru süresi oluşturmaz. [1]

Öğrenmenin hangi belgeyle kanıtlanacağı da önemlidir. Tebliğ belgesi, imzalı karar örneği, dilekçe cevabı veya kurum kaydı somut olayda belirleyici olabilir. Süregelen bir faaliyet, yeni bir ret kararı ve geçmişte tamamlanmış tek bir işlem arasında ayrım yapılmalıdır. Aynı konunun tekrar dilekçeye yazılması her durumda yeni başvuru süresi doğurmaz.

Hâkimlik kararına itirazda güncel süre iki haftadır

4675 sayılı Kanun’un 6. maddesine göre infaz hâkimliği kararına tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. 7499 sayılı Kanun’un geçiş hükmü uyarınca bu değişiklik, 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır. Önceki kararlar bakımından eski düzenleme dikkate alınır. Güncel bir dosyada, eski kaynaklardaki yedi günlük sürenin esas alınması doğru değildir. [1] [5]

Hafta olarak belirlenen süreler ve son günün tatil gününe rastlaması CMK m.39 çerçevesinde değerlendirilir. Tebligatın usulüne uygunluğu ile sürenin başlangıcı ayrı ayrı incelenmelidir. Kusursuz bir engel nedeniyle sürenin kaçırıldığı ileri sürülüyorsa eski hâle getirme koşulları ayrıca değerlendirilir; mazeret bildirilmesi tek başına başvuruyu süresinde hâle getirmez. [3]

Müddetname ve infaz hesabında önemli istisna

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 7 Kasım 2024 tarihli, E.2024/6621, K.2024/7422 sayılı kararında, müddetnamedeki ceza hesabına ilişkin başvurunun 15 günlük süre geçirildiği gerekçesiyle reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Daire, 5275 sayılı Kanun’un 98/1-b maddesindeki hesap uyuşmazlığı bakımından kanunda süre sınırlaması öngörülmediğini esas almıştır. [6]

Bu karar, infaz hesabındaki hatanın genel şikâyet süresi gerekçe gösterilerek inceleme dışında bırakılamayacağını ortaya koyar. Ancak bütün infaz başvuruları süresiz değildir. Ayrıca hesap konusunda verilen infaz hâkimliği kararına karşı kullanılacak itiraz yolunun kendi süresi vardır. İlk hesap başvurusu ile verilen yargısal karara itiraz birbirine karıştırılmamalıdır.

BaşvuruTemel süre kuralı
4675 sayılı Kanun kapsamında genel şikâyetÖğrenmeden itibaren 15 gün; her durumda işlemden itibaren 30 gün
Güncel infaz hâkimliği kararına itirazTebliğden itibaren iki hafta
5275 m.98/1-b kapsamında infaz hesabının belirlenmesiAnılan Yargıtay kararına göre ilk hesap başvurusu için kanuni süre sınırlaması bulunmuyor
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruKural olarak olağan başvuru yollarının tüketilmesinden itibaren 30 gün; nihai kararın öğrenilmesi ayrıca izlenir

Başlıca infaz uyuşmazlıklarında hangi hususlar incelenmelidir?

Disiplin cezası ve savunma hakkı

Disiplin şikâyetinde isnat edilen fiil, uygulanan disiplin hükmü, soruşturma belgeleri ve savunma imkânı birlikte incelenmelidir. Tutanakta geçen fiilin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği kadar, bu fiilin uygulanan yaptırımın kanuni koşullarını oluşturup oluşturmadığı da tartışılmalıdır. [2]

Kamera kaydı, olay yerinde bulunan kişilerin anlatımları ve kurum kayıtları, birbiriyle çelişen tutanakları açıklığa kavuşturabilir. Talep edilen delilin neyi ortaya koyacağı belirtilmelidir. Örneğin yalnızca “kamera görüntüleri getirilsin” denilmesi yerine tarih, yaklaşık saat ve yer gösterilerek hangi iddianın bu kayıtla açıklanacağı yazılmalıdır.

İyi hâl, açık cezaevine ayrılma ve koşullu salıverilme

İyi hâl değerlendirmesinde kararın bireyselleştirilmiş gerekçesi önem taşır. 5275 sayılı Kanun’un 89. maddesindeki değerlendirme ölçütleri ile kişinin infaz sürecine ilişkin somut kayıtlar arasında bağlantı kurulmalıdır. Disiplin cezasının bulunmaması, diğer bütün koşulların kendiliğinden gerçekleştiğini göstermez; soyut olumsuz ifadeler de gerekçenin yeterliliğini tartışmaya açık bırakabilir. [2]

Başvuruda kurul kararının tamamı, gelişim ve değerlendirme raporları, eğitim veya iyileştirme çalışmalarına ilişkin kayıtlar ve önceki değerlendirmeler birlikte ele alınmalıdır. Kurumun güvenlik veya yeniden suç işleme riski yönündeki değerlendirmesine karşı, bu değerlendirmenin dayandığı olgular tartışılmalıdır.

Açık cezaevine ayrılma ve koşullu salıverilme, yalnızca takvim hesabından ibaret değildir. Suç, infaz rejimi, iyi hâl ve ilgili özel koşullar ayrı ayrı incelenir. Hatalı bir ret kararına karşı talep de kararın niteliğine göre kurulmalıdır; her başvuruda doğrudan tahliye sonucu doğacağı kabul edilemez.

Denetimli serbestlik işlemleri

Denetimli serbestlik müdürlüğünün idari işlemi ile infaz hâkimliğinin verdiği yargısal karar farklıdır. 5402 sayılı Kanun’un 18. maddesi, müdürlük ve koruma kurullarının idari işlem ve eylemlerine karşı şikâyet yolunu düzenler. Hâkimlik kararına karşı ise ilgili itiraz usulü işletilir. [4]

Yükümlülüğe uyulmadığı iddiasında, yükümlülüğün nasıl bildirildiği, uyarı kayıtları, ihlalin tarihleri ve ileri sürülen mazeretin belgeleri önemlidir. Hastane kaydı veya teknik aksaklık iddiası, ilgili zaman dilimiyle ilişkilendirilmelidir. Başka bir kişinin infaz dosyasındaki sonuç, farklı suç ve geçiş hükümleri nedeniyle bu dosyaya doğrudan uygulanamaz.

Sağlık, ziyaret ve haberleşme sorunları

Sağlık uyuşmazlığında muayene talebi, sevk kararı, randevu tarihi, mevcut raporlar ve gecikmenin etkisi ortaya konulmalıdır. Aciliyet ileri sürülüyorsa bunun tıbbi belgelerle açıklanması, hem esas incelemesini hem geçici koruma talebini güçlendirir.

Ziyaret ve haberleşme kısıtlamalarında ise kararın kapsamı, süresi, gerekçesi ve ilgili kişiyle bağlantısı incelenir. Kurum güvenliği gerekçesiyle getirilen sınırlamanın, somut olayda hangi tehlikeye dayandığı ve daha hafif bir uygulamanın neden yeterli görülmediği tartışılabilir. Talep, örneğin belirli bir görüşün engellenmesi veya belirli bir mektubun teslim edilmemesi gibi denetlenebilir bir işlem üzerinde kurulmalıdır.

Başvuru infazı durdurur mu, tahliye sağlar mı?

Şikâyet üzerine işlemin ertelenmesi veya durdurulması

Şikâyet başvurusu, kural olarak işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. 4675 sayılı Kanun m.5 uyarınca geçici koruma için, işlemin açıkça hukuka aykırı olması ile giderilmesi güç veya imkânsız sonuçların doğması koşullarının birlikte bulunması gerekir. [1]

Bu nedenle durdurma talebi iki ayrı soruya cevap vermelidir: Açık hukuka aykırılık hangi düzenleme ve belgeyle gösterilmektedir? Esas karar beklenirse hangi somut sonuç ortaya çıkacaktır? Yaklaşan işlem tarihi, sağlık riski veya sonradan giderilemeyecek hak kaybı varsa bunlar ayrıca açıklanmalıdır.

Ziyaret kısıtlamasına karşı başvuruda, mahkûmiyetin bütün sonuçlarının durdurulması şeklindeki geniş bir talep çoğu zaman uyuşmazlıkla örtüşmez. Geçici koruma, şikâyet edilen işlemin niteliğine ve korunmak istenen hakka göre kurulmalıdır.

İnfaz hesabı ve itiraz aşamasındaki durdurma talepleri

5275 sayılı Kanun m.98 kapsamındaki talep, cezanın infazını otomatik olarak ertelemez. Ancak mahkeme veya infaz hâkimliği olayın özelliğine göre erteleme veya durdurma kararı verebilir. Hatalı hesap nedeniyle cezaevinde fazladan kalındığı iddiasında, alternatif hesabın gün ve tarihleriyle gösterilmesi önemlidir. [2]

İnfaz hâkimliği kararına yapılan itiraz da kendiliğinden durdurucu etki doğurmaz. CMK m.269 uyarınca kararı veren makamdan veya itiraz merciinden kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması istenebilir. Şikâyetteki geçici koruma, hesap uyuşmazlığındaki erteleme ve itirazdaki geri bırakma aynı hukuki dayanağa bağlanmamalıdır. [3]

Disiplin cezalarında özel kesinleşme ve onay kuralları saklıdır. 5275 sayılı Kanun m.48, disiplin cezasının kesinleşmeden infazına başlanamayacağını düzenler; hücreye koyma bakımından infaz hâkimi onayı da öngörülmüştür. Genel “şikâyet durdurmaz” kuralı, bu özel güvenceleri ortadan kaldıracak biçimde yorumlanamaz. [2]

Hastalık nedeniyle erteleme ve konutta infaz ayrı taleplerdir

Hastalık nedeniyle infazın ertelenmesinde 5275 sayılı Kanun m.16’daki koşullar, rapor usulü ve Cumhuriyet başsavcılığının görevi; hükümlünün istemiyle ertelemede m.17’deki koşullar dikkate alınmalıdır. Bu talepler, her durumda ilk kez infaz hâkimliğinden istenecek geçici durdurma kararları değildir. Savcının infaza ilişkin kararının şikâyet konusu yapılması ise ayrı bir aşamadır. [2]

Konutta, geceleyin veya hafta sonları infaz gibi özel usuller m.110 kapsamında kendi koşullarına tabidir. Konutta infaz ile soruşturma veya kovuşturma sırasında uygulanan konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol farklı hukuki kurumlardır. Birinin koşullarının bulunması, diğerine doğrudan hak kazandırmaz.

Etkili başvuru dosyası nasıl hazırlanır?

Olay, belge ve talep arasında açık bağlantı kurulmalıdır

Başvuruda uzun bir olay anlatımı yerine, uyuşmazlığın çözümüne etkili olguların tarih sırasıyla açıklanması gerekir. Her iddia ilgili belgeye bağlanmalı; belgesi başvuranın elinde bulunmayan bir husus için belgenin nereden isteneceği belirtilmelidir.

  • İşlem: Kararı veren makam, tarih, sayı ve uygulamanın kapsamı.
  • Süre: İşlem, öğrenme veya tebliğ tarihi ile başvuru teslim kaydı.
  • Hukuka aykırılık: İlgili hüküm, uygulanmayan güvence ve somut etkisi.
  • Delil: Karar, rapor, tutanak, görüntü veya yazışmanın hangi iddiayı desteklediği.
  • Talep: İptal, hesap belirlenmesi, durdurma veya diğer kararın açık kapsamı.

Müddetname uyuşmazlığında kesinleşmiş hükümler, toplama kararları, mahsup bilgileri, önceki müddetnameler ve tartışılan hesabı gösteren ayrı bir çizelge önemlidir. Disiplin dosyasında ise soruşturma evrakı, savunma bildirimi, alınan savunma ve kararın gerekçesi öne çıkar. Farklı uyuşmazlıklarda aynı ek listesinin kullanılması dosyayı güçlendirmez.

Karşı gerekçe ve delil eksikliği nasıl ele alınmalıdır?

Kurumun kararındaki belirleyici gerekçe doğrudan tartışılmalıdır. “Güvenlik gerekçesi soyuttur” deniliyorsa hangi olayın açıklanmadığı gösterilmeli; “hesap yanlıştır” deniliyorsa yanlışlığın hangi tarih veya hukuki kabulden kaynaklandığı belirtilmelidir.

İstenen kamera kaydı mevcut olmayabilir veya belgeye erişim sınırlı olabilir. Bu durumda kayıtların saklanması ve getirtilmesi talebi geciktirilmemeli; bulunamadığı bildirilirse alternatif belgeler değerlendirilmelidir. Delile erişilememesi, iddianın kendiliğinden ispatlandığı anlamına gelmez. Buna karşılık sonucu etkileyebilecek bir araştırma talebinin gerekçesiz biçimde reddedilmesi, itirazda ayrıca ileri sürülebilir.

İnfaz hâkimliğinde inceleme ve savunma hakkı

4675 sayılı Kanun m.6, şikâyetin kural olarak dosya üzerinden bir hafta içinde karara bağlanmasını öngörür. Hâkim, gerekli araştırmayı yapabilir ve bilgi veya belge isteyebilir; ilgili Cumhuriyet savcısının yazılı görüşü de alınır. Kanundaki bir haftalık düzenleme, bu süre geçince başvurunun kabul edilmiş sayılacağı anlamına gelmez. [1]

Disiplin cezasına karşı şikâyette özel savunma güvencesi bulunmaktadır. Kanun, hükümlü veya tutuklunun savunmasının alınmasını ve talep edilen delillerin toplanıp değerlendirilmesini düzenlemektedir. Genel dosya üzerinden inceleme kuralı, bu güvenceyi etkisiz hâle getirecek biçimde uygulanmamalıdır.

AYM’nin Talet Şanlı kararı: Sözlü savunmanın önemi

Anayasa Mahkemesi, Talet Şanlı [GK], B. No: 2017/20526, 17/1/2023 kararında, disiplin cezasına yönelik şikâyette başvurucunun sözlü savunma ve tanıkların dinlenmesi yönündeki taleplerine rağmen dosya üzerinden karar verilmesini incelemiştir. Başvuruda duruşma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiş ve yeniden yargılama için dosyanın ilgili infaz hâkimliğine gönderilmesi öngörülmüştür. [7]

Karar, disiplin şikâyetinde sözlü savunma talebinin gerekçesiz biçimde göz ardı edilemeyeceğini gösterir. Ancak sözlü savunma hakkı ile her koşulda mahkeme salonuna fiziksel olarak getirilmeyi istemek aynı mesele değildir. Kanun, gerekli görüldüğünde savunmanın ceza infaz kurumunda alınmasına da imkân tanır.

AYM’nin Gökhan Gündüz kararı: SEGBİS her durumda ihlal oluşturmaz

Gökhan Gündüz (12), B. No: 2021/28429, 6/1/2026 kararında başvurucu, disiplin şikâyeti incelemesine SEGBİS üzerinden katılmış; duruşmada fiziksel olarak bulunmak istemiştir. AYM çoğunluğu, somut olayda etkili katılımı engelleyen teknik sorun veya fiziksel katılımın zorunluluğunu gösteren yeterli gerekçe ortaya konulmadığını değerlendirerek şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. [8]

Karşıoylarda ise fiziksel katılım isteğinin reddinde gerekliliği ortaya koyma sorumluluğunun mahkemeye ait olduğu vurgulanmıştır. Dolayısıyla karar, SEGBİS kullanımının her durumda uygun olduğu şeklinde okunamaz. Dosyada yüz yüze açıklama gerektiren çekişmeli olaylar, bağlantı sorunları veya avukatla iletişim güçlüğü varsa bunların somut olarak kayda geçirilmesi önem taşır. Bu karar ile Talet Şanlı kararı, savunmanın hiç dinlenmemesi ve katılımın yöntemi arasındaki ayrımı görünür kılar.

Ret kararına karşı itiraz nasıl hazırlanır?

Başvuru kararı veren hâkimlik aracılığıyla yapılır

İtirazı inceleyen merci, infaz hâkimliğinin yargı çevresinde bulunduğu görevli ağır ceza mahkemesidir. CMK m.268 uyarınca dilekçe kararı veren infaz hâkimliğine sunulur. Hâkimlik itirazı yerinde görürse kararını düzeltebilir; aksi durumda en çok üç gün içinde dosyayı incelemeye yetkili mercie gönderir. Kararı veren infaz hâkimi, itirazı inceleyen heyette yer alamaz. [1] [3]

İtiraz dilekçesi, ilk şikâyetin aynen tekrarıyla sınırlı tutulmamalıdır. Ret kararındaki süre, görev, delil veya hukuki değerlendirme hatası ayrı ayrı gösterilmelidir. Örneğin müddetname hesabına ilişkin talep genel şikâyet süresinden reddedilmişse, uyuşmazlığın neden m.98/1-b kapsamında olduğu açıklanmalıdır.

Hangi kararlar verilebilir?

Şikâyet yerinde görülmezse reddedilir. Yerinde görülürse ilgili karar veya işlem iptal edilebilir; faaliyetin durdurulması ya da ertelenmesi gündeme gelebilir. Kanunun hâkimliğe doğrudan karar yetkisi tanıdığı infaz konuları ayrıca değerlendirilir. Şikâyetin kabulü, her uyuşmazlıkta idarenin yerine geçilerek yeni bir işlem kurulacağı anlamına gelmez. [1]

İtiraz mercii kural olarak dosya üzerinden inceleme yapar. İtirazı yerinde bulursa itiraz konusu hakkında da karar verir. CMK m.271’deki kesinlik kuralı nedeniyle, bu sürecin devamında olağan bir istinaf veya temyiz aşaması bulunduğu varsayılmamalıdır. [3]

İnfaz işleminden doğan zarar için tazminat istenebilir mi?

İşlemin iptali ile zararın giderilmesi ayrı taleplerdir. İnfaz hâkimliğine yapılan şikâyetin kabul edilmesi, kendiliğinden tazminata hükmedildiği anlamına gelmez. Görevli yargı kolu ve başvuru usulü, zarara yol açtığı ileri sürülen işlemin niteliğine göre belirlenmelidir.

Uyuşmazlık Mahkemesi, 24/11/2025 tarihli, E.2025/603, K.2025/702 sayılı kararında, cezaevindeki açık ve kapalı görüş imkânlarından yararlandırılmamaya dayanan zarar iddiasını incelemiştir. Öncesinde infaz şikâyeti ve itiraz yollarının kullanılmış olması, tazminat davasını kendiliğinden adli yargının görevine sokmamış; somut uyuşmazlıkta idari yargı görevli bulunmuştur. [9]

Buna karşılık 2/12/2024 tarihli, E.2024/440, K.2024/518 sayılı kararda, uyarlama yargılamasındaki hatalı ceza belirlemesi nedeniyle yeniden cezaevine girildiği iddiasına dayanan tazminat davasında adli yargının görevli olduğu kabul edilmiştir. Mahkeme, adli yargı içindeki görevli merciin ayrıca belirlenmesi gerektiğini de belirtmiştir. [10]

Bu iki karar, tüm infaz zararlarının tek bir başvuru yoluna bağlanamayacağını gösterir. Haksız tutuklama ve gözaltı tazminatı kapsamında açıklanan usul de her cezaevi işlemi için doğrudan uygulanamaz. Zararın kaynağı, talebin hukuki temeli ve ilgili süreler ayrıca değerlendirilmelidir.

İtirazdan sonra Anayasa Mahkemesine başvurulabilir mi?

Temel hak ihlali iddiası varsa, etkili olağan başvuru yolları usulüne uygun tüketildikten sonra bireysel başvuru değerlendirilebilir. AYM’ye başvuru, infaz hesabının veya bütün delillerin yeniden inceleneceği ilave bir temyiz aşaması değildir. Savunmanın dinlenmemesi, belirleyici iddiaların gerekçesiz bırakılması veya haberleşmeye ölçüsüz müdahale gibi iddialar, ilgili anayasal hakla ilişkilendirilmelidir. [11]

Kural olarak 30 günlük bireysel başvuru süresi ayrıca izlenmelidir. Nihai kararın öğrenilmesi, tebligat ve dosyaya erişim kayıtları önem taşır. CMK m.309 kapsamındaki kanun yararına bozma girişiminin sonucunu bekleyerek bu sürenin durduğu varsayılmamalıdır. Süre ve belge düzeni için AYM bireysel başvuru süresinin hesaplanması ve ceza davasında Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru başlıklı incelemeler birlikte değerlendirilebilir.

Konuyla bağlantılı ayrıntılar için birden fazla cezanın infazı ve içtima, adli para cezasının ödenmemesi ve hapse çevrilmesi, denetimli serbestlik ihlali ve cezaevine iade, koşullu salıverilmenin geri alınması ve tekerrür ve mükerrirlere özgü infaz rejimi yazılarımıza da bakabilirsiniz.

Sonuç

İnfaz hukukunda etkili koruma, başvurunun doğru adlandırılmasıyla başlar; işlemin niteliği, görevli merci, süre ve talep sonucunun birlikte değerlendirilmesiyle tamamlanır. Özellikle 15 ve 30 günlük şikâyet süreleri, iki haftalık itiraz süresi ve infaz hesabına ilişkin özel başvuru imkânı aynı kurala indirgenmemelidir.

Dosyanın gücü, hukuka aykırılık iddiasının somut belgeye dayanmasından ve istenen kararın açık biçimde gösterilmesinden gelir. Disiplin savunması, sağlık, iyi hâl, hesap ve tahliye uyuşmazlıkları kendi koşulları içinde incelenmeli; geçici koruma ve tazminat talepleri için ayrıca hukuki dayanak kurulmalıdır.

Ceza yargılaması ve infaz süreçlerinde hukukî destek için ceza avukatlık hizmetlerimize göz atabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

İnfaz hâkimliğine başvuru için avukat zorunlu mu?

Hayır. Kanunda başvuru hakkı tanınan kişiler kendileri başvurabilir. Ancak sıfat, süre ve talep türü doğru gösterilmelidir; özellikle infaz hesabı ve tahliyeyi etkileyen dosyalarda hukuki inceleme önem taşır.

Cezaevindeki yakınım adına şikâyet edebilir miyim?

4675 sayılı Kanun m.5’te belirtilen kişiler arasında bulunmanız ve başvurunun kanundaki ilişki koşulunu taşıması gerekir. Eş, anne, baba, ayırt etme gücüne sahip çocuk ve kardeş açıkça sayılmıştır. Her akrabalık bağı başvuru yetkisi vermez.

İtiraz süresi yedi gün mü, iki hafta mı?

1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen infaz hâkimliği kararları bakımından süre tebliğden itibaren iki haftadır. Önceki kararlar için geçiş hükmü incelenmelidir.

Müddetnameye 15 gün geçtikten sonra başvurulabilir mi?

Ceza hesabına ilişkin m.98/1-b kapsamındaki talep bakımından, Yargıtay’ın E.2024/6621, K.2024/7422 sayılı kararında süre sınırlaması bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu sonuç bütün infaz şikâyetlerine uygulanmaz; hâkimlik kararına itiraz süresi ayrıca korunmalıdır.

Şikâyet veya itiraz tahliyeyi kendiliğinden sağlar mı?

Hayır. Tahliye sonucunun doğması için ilgili kanuni koşulların ve yetkili merci kararının bulunması gerekir. Başvurunun yapılması, kural olarak işlemi veya cezanın infazını kendiliğinden durdurmaz.

İnfaz hâkimliği bir haftada karar vermezse talebim kabul edilmiş sayılır mı?

Hayır. Kanundaki karar süresinin geçmesi, şikâyetin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Gecikmenin etkisi ve varsa acil koruma ihtiyacı dosyada ayrıca açıklanmalıdır.

Disiplin şikâyetinde mutlaka mahkeme salonuna getirilmem gerekir mi?

Her dosyada böyle bir sonuç çıkarılamaz. Savunmanın etkili biçimde alınması gerekir; fiziksel katılım ihtiyacı ise uyuşmazlığın özellikleri, katılım yöntemi ve somut güçlükler üzerinden değerlendirilir.

Ağır ceza mahkemesinin itiraz kararı doğrudan temyiz edilebilir mi?

İnfaz hâkimliği kararına itiraz üzerine verilen karar bakımından kural, olağan kanun yolu yönünden kesinliktir. Kanun yararına bozma ve bireysel başvuru, kendi koşulları bulunan farklı yollardır; olağan temyiz gibi kullanılmaz.

Kaynakça

1. 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu, özellikle m.1, 2, 4, 5 ve 6.

2. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, özellikle m.14, 16, 17, 47, 48, 89, 98–101, 105/A, 107 ve 110.

3. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m.39–41, 268, 269, 271 ve 309.

4. 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu, m.18.

5. 7499 sayılı Kanun, TBMM resmî metni, m.37/2 ve geçici m.1.

6. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 7/11/2024, E.2024/6621, K.2024/7422, UYAP resmî karar kaydı, özellikle “Değerlendirme” ve “Karar” bölümleri.

7. AYM, Talet Şanlı [GK], B. No: 2017/20526, 17/1/2023, özellikle §§45–55, 64–70 ve hüküm.

8. AYM, Gökhan Gündüz (12), B. No: 2021/28429, 6/1/2026, özellikle §§12–17, hüküm ve karşıoylar.

9. Uyuşmazlık Mahkemesi, 24/11/2025, E.2025/603, K.2025/702, özellikle §§27–35 ve hüküm.

10. Uyuşmazlık Mahkemesi, 2/12/2024, E.2024/440, K.2024/518, özellikle §§18–21 ve hüküm.

11. 6216 sayılı Kanun, AYM resmî mevzuat sayfası, m.45 ve 47; ayrıca AYM süre aşımı ölçütleri.

12. Bahattin Aras, “İnfaz Hukukuna Hâkim Olan İlkeler Işığında İnfaz Hâkimliklerinin Görev ve Yetkileri”, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2022, C.17, S.2, s.403–456. Öğreti kaynağı kurumsal çerçeve bakımından kullanılmış; güncel süreler yürürlükteki mevzuattan alınmıştır.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları