Kamulaştırma işleminin iptali davası, taşınmazın kamu gücüyle edinilmesinin hukuka uygunluğunu idari yargıda denetletir. Bedelin düşük olması ile kamulaştırmanın hukuka aykırı olması farklı sorunlardır. Mülkiyetin korunması isteniyorsa doğru idari işlem süresinde dava konusu edilmeli; bedel ve tescil dosyasıyla bağlantı kurulmalı; gerekiyorsa yürütmenin durdurulması ayrıca talep edilmelidir.
İdarenin “kamu yararı var” demesi yargısal denetimi ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte malikin taşınmazını vermek istememesi de tek başına iptal sebebi değildir. İnceleme; yetki, şekil, sebep, konu, maksat ve ölçülülük yönlerinden somut belgelere dayanır. Bu yazının hukuki araştırma tarihi 14 Ekim 2026'dır.
İptal Davası ile Bedel Davası Aynı Sonucu Sağlamaz
Kamulaştırma Kanunu m.14 idari yargıda iptal, maddi hatalar için adli yargıda düzeltim yolunu düzenler. İdarenin m.10 kapsamında açtığı bedel ve tescil davası ise taşınmazın değerini ve mülkiyet devrini konu alır. Asliye hukuk mahkemesine sunulan “kamulaştırmayı kabul etmiyorum” beyanı, görevli idari yargı merciinde dava açılmış sayılmasını sağlamaz. [1]
| Malikin itirazı | Temel yol | İncelemenin konusu |
|---|---|---|
| Taşınmazın alınması hukuka aykırı | İdari iptal davası | Kamu yararı, yetki, gereklilik, ölçülülük |
| Önerilen değer düşük | Bedel ve tescil dosyasında savunma | Emsal, gelir, yapı, kalan bölüm, faiz |
| Belgede maddi hata var | Hatanın niteliğine uygun düzeltim | Kişi, kayıt veya hesap hatasının kapsamı |
| Acele el koyma gerekçesiz | Acelelik işlemine karşı idari dava | Olağan yöntemin neden beklenemediği |
Malik hem kamulaştırmaya hem bedele itiraz edebilir. Değerleme belgelerini sunmak, idari işlemi kabul ettiğini zorunlu olarak göstermez. Ancak uzlaşma, sulh, satış veya feragat içeren beyanların hukuki etkisi ayrıca incelenmelidir.
Dava Konusu İşlem ve Doğru Davalı Nasıl Belirlenir?
İşlem dosyası bir bütün olarak okunmalıdır
Kamu yararı kararı, onay, kamulaştırma kararı, taşınmaz listesi, proje, imar planı ve acelelik kararı aynı belge değildir. Hangisinin kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem olduğu, hangisinin hazırlık aşamasında kaldığı ve iptal isteminin hangi sonucu hedeflediği belirlenmelidir. Sadece kamulaştırma tebligatının üst yazısını eklemek çoğu zaman yeterli olmaz. İrtifak kamulaştırmasında işlem dosyası Enerji Nakil Hattı ve Boru Hattı Kamulaştırması yazısında ayrıca ele alınmıştır.
Dilekçede tarih ve sayısı belirli işlem, taşınmazın ada/parseli, etkilenen pay ve iptali istenen kapsam açık yazılmalıdır. Tüm proje yerine yalnız belirli parseller dava ediliyorsa talep buna uygun kurulmalıdır. Dayanak imar planına da itiraz edilecekse planın dava süresi ve uygulama işlemiyle ilişkisi ayrıca incelenir; kamulaştırma davası açmak planı kendiliğinden dava konusu yapmaz.
Husumet işlemi tesis eden idareye yöneltilir
Davacı, karşısında yalnız sahada çalışan yüklenici şirketi görse bile iptal davasının davalısı işlemi tesis eden idari makamdır. Cumhurbaşkanı kararıyla yerel idarenin uygulama işlemi birbirinden ayrılmalıdır. Kamulaştırma Kanunu m.10'da davetiyede idarenin yanlış veya eksik gösterilmesine ilişkin koruyucu hüküm, yanlış hasma yöneltilen davada gerçek hasma tebligatla devam edilmesini öngörür. İYUK m.15 de husumet incelemesi bakımından önem taşır. Bu olanaklar, dava konusu işlemin belirsiz bırakılmasını haklı kılmaz. [1,2]
Kimler Dava Açabilir, Hangi Mahkeme Görevlidir?
Malik, kamulaştırma işleminden doğrudan etkilenen kişidir. Paylı veya elbirliği mülkiyetinde paydaşların tek başına dava hakkı m.14'te düzenlenmiştir. Mirasçılık, temsil ve pay kayıtları belgelendirilmelidir. Malik olmayan kişinin menfaat ilişkisinin kapsamı ayrıca araştırılır; yalnız çevrede yaşamak veya projeyi beğenmemek tüm işlemlere karşı sınırsız dava hakkı doğurmaz.
Kural olarak taşınmaza ilişkin uyuşmazlık, taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesinde görülür. Cumhurbaşkanı kararlarına karşı ilk derece yargılamasında Danıştay Kanunu m.24'teki görev kuralı önemlidir. İdarenin başvurduğu asliye hukuk mahkemesinin bulunduğu yer, idari davanın görevli merciini tek başına belirlemez. [2,3]
Birden fazla taşınmaz veya birden fazla malik için tek dilekçe kullanılacaksa İYUK m.5'in bağlantı ve ortak hak/menfaat şartları denetlenmelidir. Sadece aynı projede yer almak, her başvurunun tek dosyada birleştirilebileceği anlamına gelmez. Usulüne uygun dilekçe, kısa süreli bir uyuşmazlıkta ön inceleme nedeniyle yaşanacak kayıpları azaltır.
Dava Açma Süresi Nasıl Hesaplanır?
Olağan kamulaştırmada özel otuz günlük süre
2942 sayılı Kanun m.14, m.10 uyarınca mahkemece yapılan tebligattan; tebligat yapılamayanlar bakımından usulüne uygun şekilde tebligat yerine geçen mahkeme ilanından itibaren otuz günlük özel dava süresi öngörür. İdari davalarda genel sürenin altmış gün olması, bu özel süreyi ortadan kaldırmaz. [1]
Süre hesabında tebliğ mazbatası, elektronik tebligat kayıtları, muhatap ve teslim usulü görülmelidir. UETS'ye iletim tarihiyle kanunen tebliğ edilmiş sayılma tarihi aynı olmayabilir. İYUK m.8 çerçevesindeki başlangıç ve tatil kuralları somut takvime uygulanır. Davetiyede yanlış süre yazılması veya başvuru yolunun gösterilmemesi ayrıca değerlendirilir; bunun her dosyada sınırsız ek süre verdiği varsayılamaz.
İdareye dilekçe vermek her durumda süreyi durdurmaz
Olağan usulde İYUK m.11 kapsamında, süresinde ve yetkili makama yapılan kaldırma, geri alma veya değiştirme başvurusu dava süresini durdurabilir. Başvurunun adı değil içeriği ve özel mevzuatla ilişkisi belirleyicidir. Ret veya kanuni cevapsızlık süresi sonrasında kalan sürenin nasıl işleyeceği ayrıca hesaplanır; başvuru her durumda yeni bir tam dava süresi doğurmaz.
Acele kamulaştırmadaki ivedi yargılama için m.11 uygulanmaz. Bu nedenle olağan davaya ilişkin başvuru tavsiyesi acelelik kararına taşınmamalıdır. Tebligat yapılmadan öğrenilen işlem, Resmî Gazete yayımı ve sonradan gelen m.10 davetiyesi de ayrı tarih olarak kaydedilmelidir. Eski bir kararda geçen altmış günlük süre, bütün güncel acele kamulaştırmalara genellenemez. [2]
Hangi Hukuka Aykırılıklar İptal Sebebi Olabilir?
Yetki ve usul eksiklikleri
Kararı alan organın yetkisi, gerekli onayın bulunup bulunmadığı ve taşınmazın karar ekinde belirlenebilirliği incelenir. Özel hukuk kişisi lehine kamulaştırma varsa özel kanuni dayanak aranır. Ancak özel kişinin projeden ekonomik yarar sağlayacak olması tek başına işlemi onun adına kamulaştırma hâline getirmez; işlem ve proje yapısı somut olarak okunmalıdır.
Satın alma usulündeki eksiklikler de ileri sürülebilir; fakat her usul sorununun aynı yargı kolunda ve aynı yaptırımla çözüleceği varsayılmamalıdır. Eksikliğin kamulaştırma kararına mı, idarenin adli dava şartlarına mı, yoksa tebligata mı ilişkin olduğu ayrılmalıdır.
Kamu yararı somut hizmet ihtiyacına dayanmalıdır
Kamu yararı, yalnız kararın başlığındaki ifade değildir. Projenin hangi kamu hizmetini gerçekleştireceği, taşınmazın bu hizmet için neden gerekli olduğu ve amaçla edinilecek alan arasındaki bağlantı açıklanabilmelidir. İdarenin genel bir görev alanına sahip olması, her parseli sınırsız biçimde edinebileceği anlamına gelmez. Plandaki kamu hizmeti alanı kararının denetimi için İmar Planı Değişikliğine İtiraz ve İptal Davası yazısına bakılabilir.
Kanun m.6 uyarınca onaylı imar planı veya ilgili bakanlıkça onaylı özel plan ve projeye göre yapılacak hizmetlerde ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek bulunmayabilir. Bu istisna, kamu yararının hiç denetlenmeyeceği anlamına gelmez. Malik sırf ayrı bir kamu yararı kararı yok diye sonuca gidemez; idarenin dayandığı plan/proje ve yetkili organ kararı incelenir. [1]
Gereğinden fazla alan alınması ve daha hafif müdahale
Tam mülkiyetin alınması yerine irtifak yeterli mi; daha dar bir koridorla proje gerçekleştirilebilir mi; alternatif güzergâh teknik olarak mümkün mü? Bu sorular ölçülülük incelemesinde önemlidir. Alternatifin yalnız krokide çizilmiş olması yeterli değildir: Maliyet, eğim, güvenlik, altyapı, çevre ve hizmetin işlerliği bakımından uygulanabilirliği gösterilmelidir.
Mahkeme idarenin yerine geçerek yeni proje tasarlamaz. Bununla birlikte idarenin seçiminin nesnel dayanağı olup olmadığını ve mülkiyete yüklenen külfetin gerekliliğini denetler. İdarenin güçlü savunması olan proje bütünlüğü ve kamu hizmetinin sürekliliği, somut teknik itirazlarla tartışılmalıdır.
Yürütmenin Durdurulması Nasıl Gerekçelendirilir?
İYUK m.27 uyarınca işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması şartları birlikte aranır. Dava açmak kural olarak işlemin icrasını kendiliğinden durdurmaz. Hukuka aykırılık ile zarar birbirinden ayrı açıklanmalıdır. [2]
Ağaçların sökülmesi, yapının yıkılması, parsel geometrisinin geri dönülmez biçimde değiştirilmesi veya işletmenin bütünlüğünün bozulması ileri sürülüyorsa bunlar tarihli fotoğraf, resmî bildirim, proje ve teknik raporla gösterilmelidir. “Mülkiyet hakkım ihlal ediliyor” ifadesi, hangi işlemin hangi yakın zararı doğuracağını açıklamanın yerine geçmez.
Olağan usulde yürütmenin durdurulması kararına itiraz için m.27'deki yedi günlük süre ve yetkili merci değerlendirilir. İvedi yargılamada ise yürütmenin durdurulması kararlarına itiraz edilememesi gibi özel kurallar vardır. Bu ayrım, başvuru metnine ve takvime yansıtılmalıdır.
İdari Dava, Bedel ve Tescil Dosyasını Nasıl Etkiler?
Eski yürütmenin durdurulması şartı artık aynen aktarılamaz
AYM, 25 Aralık 2024 tarihli E.2024/101, K.2024/232 sayılı kararıyla m.10/14'teki idari davanın bekletici mesele yapılmasını yürütmenin durdurulması şartına bağlayan düzenlemeyi iptal etmiştir. 10 Temmuz 2025 tarihli E.2025/148, K.2025/141 sayılı kararla da m.10/3-f'deki yürütmenin durdurulması kararı alındığının belgelendirilmesini isteyen ibare iptal edilmiştir. İkinci karar 1 Aralık 2025'te yayımlanmıştır. [4,5] İdari işlem olmaksızın yapılan el atma için Kamulaştırmasız Fiilî El Atma Davası yazısı incelenebilir.
Bu kararlar karşısında “Yürütmenin durdurulması yoksa idari dava ne olursa olsun tescil yapılır” biçiminde kesin bir açıklama doğru değildir. Malik, süresinde açtığı idari davayı hukuk mahkemesine derhâl belgelendirmeli; iptal incelemesinin mülkiyet devri bakımından belirleyiciliğini açıklayarak HMK m.165 çerçevesinde bekletici mesele talep etmelidir. Mahkemenin dosyalar arasındaki bağlantıyı ve güncel anayasal gerekçeyi değerlendirmesi istenmelidir.
Bekletici mesele ile işlemin yürütülmesini durdurma farklıdır
Hukuk mahkemesinin diğer davayı beklemesi, sahadaki idari uygulamaya yönelik yürütmenin durdurulması kararının bütün sonuçlarını doğurmaz. Özellikle acele el koyma kararı varsa mülkiyet devri, zilyetlik ve inşaat faaliyetleri farklı aşamalarda bulunabilir. İki dosyada da gereken koruma açıkça talep edilmelidir.
AYM'nin E.2025/190, K.2026/38 sayılı tescilin kesinliğine ilişkin iptal kararı ise 21 Şubat 2027'de yürürlüğe girecektir. Bu gelecekteki değişiklik, bugün idari davayı açmama veya bekletici mesele talebini erteleme gerekçesi olamaz. [6]
Erişilebilir Karar: Kamu Yararı ile Acelelik Aynı Değildir
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31 Mart 2022 tarihli, E.2022/803, K.2022/1130 sayılı kararında küçük sanayi sitesi projesi ele alınmıştır. Kurul, belediyenin kamulaştırma yetkisini kabul etmiş; buna rağmen aceleliğin somut olarak ortaya konulmadığı gerekçesiyle iptal sonucunu onamıştır. [7]
Kararın uygulama değeri, farklı denetim sorularını ayırmasıdır. İdarenin yetkili olması ve kamu hizmeti amacı bulunması, acele el koyma şartlarının da gerçekleştiğini göstermez. Ayrıca Kurulun gerekçesi ile ilk derece dairesinin gerekçesi tamamen aynı değildir; yalnız sonuç cümlesine bakarak “belediye yetkisiz bulundu” denilemez. Olağan kamulaştırmanın iptali isteniyorsa bu kararın acelelik incelemesi doğrudan bütün işleme genellenmemelidir.
İptal Kararından Sonra Hangi İşlemler Takip Edilir?
İYUK m.28 uyarınca idare kararın gereğini gecikmeksizin ve kanuni sınırlar içinde yerine getirmelidir. Ancak taşınmaz henüz devredilmemişse izlenecek yol ile tapu idareye geçmiş, yapı yıkılmış veya kamu hizmeti kurulmuşsa izlenecek yol aynı değildir. İptal edilen işlem ile ayakta kalan diğer işlemler belirlenmelidir. [2] Amaç dışı kullanım veya kullanılmama hâlinde Kamulaştırılan Taşınmazın Geri Alınması yazısındaki geri alma hakkı da değerlendirilebilir.
İdari kararın tapu sicilindeki sonucu, adli yargı kararının kesinleşme durumu, iade edilmesi gereken bedel ve fiilî zarar ayrı değerlendirilir. İptal davasının kabulü her dosyada aynı gün otomatik tapu iadesi anlamına gelmez. İdarenin kararı uygulamaması veya uygulamanın imkânsızlaşması hâlinde uygun başvuru, tam yargı ve gerektiğinde ayni hak yolları dosyanın niteliğine göre belirlenir. Daha önce tahsil edilmiş bedel göz ardı edilerek hem taşınmazın hem tüm bedelin tutulacağı varsayılamaz.
Sonuç
Kamulaştırmanın iptalinde başarıyı belirleyen mesele, kamu yararını soyut biçimde reddetmek değil; doğru işlemi, doğru süre ve merci içinde somut hukuka aykırılıklarla denetletmektir. İdari dava ile bedel ve tescil yargılaması birlikte izlenmeli; güncel AYM kararları ve ayrı koruma talepleri her iki dosyaya zamanında yansıtılmalıdır.
İlgili yazılar: Kamulaştırma Bedeli Tespiti, Bilirkişi İtirazı ve Faiz; Acele Kamulaştırma ve El Koymaya Karşı Dava Hakları; Kısmi Kamulaştırma ve Kalan Bölümde Değer Kaybı; İdarenin Kamulaştırmadan Vazgeçmesi; Kamulaştırmada Tahliye; Kamulaştırma Şerhinin Kaldırılması
Sıkça Sorulan Sorular
Düşük bedel kamulaştırmayı iptal ettirir mi?
Tek başına düşük bedel iddiasının temel inceleme yeri bedel ve tescil davasıdır. İşlemin iptali için idari hukuka aykırılıkların ayrıca gösterilmesi gerekir.
İptal davasında genel altmış günlük süre mi uygulanır?
Olağan kamulaştırmada m.14'ün özel otuz günlük süresi önemlidir. Başlangıç, tebligatın türü ve işlemin niteliği görülmeden hesaplanamaz.
Bir paydaş tek başına dava açabilir mi?
Evet. Kanun m.14 paydaşların tek başına dava hakkını tanır. Talep kapsamı ve diğer paydaşlar üzerindeki sonuç ayrıca değerlendirilmelidir.
Yürütmenin durdurulması alınmadan bedel dosyasında bekleme istenebilir mi?
Güncel AYM iptalleri sonrasında eski mutlak şart sürdürülemez. İdari davanın açıldığı belgelendirilerek güncel hükümler ve HMK m.165 uyarınca talep kurulmalıdır.
İptal kararı tapuyu kendiliğinden eski hâline getirir mi?
Her durumda hayır. Mevcut tescil, adli karar ve fiilî kullanım incelenerek kararın uygulanması için gereken işlemler belirlenir.
Kaynakça
[1] 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, m.6, 10, 14.
[2] 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m.2, 5, 8, 11, 15, 20/A, 27, 28, 34.
[3] 2575 sayılı Danıştay Kanunu, m.24.
[4] AYM, 25.12.2024, E.2024/101, K.2024/232.
[5] AYM, 10.07.2025, E.2025/148, K.2025/141 — tam metin.
[6] AYM, 12.02.2026, E.2025/190, K.2026/38 — tam metin.
[7] Danıştay İDDK, 31.03.2022, E.2022/803, K.2022/1130 — resmî tam metin.