İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Ceza Hukuku ve Ceza Yargılaması

Ceza Davasında Uyum ve Kopuş Savunması: Jacques Vergès’in Teorisi ve Hukuki Sınırlar

Ceza yargılamasında savunmayı temsil eden duruşma ve hukuk dosyası
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 17 dakika okuma

Özet

Uyum savunması, yargılamanın hukuki çerçevesi içinde suçlamayı, delilleri ve hukuki sonuçları tartışır. Kopuş savunması ise yargılayan otoritenin veya yargılamanın dayandığı düzenin meşruiyetini de sorgular. Bunlar Türk hukukunda ayrı başvuru yolları değildir. Hangi yaklaşım benimsenirse benimsensin, savunma haklarının usulüne uygun kullanılması, itirazların somutlaştırılması ve müvekkilin bilgilendirilmesi gerekir.

Ceza savunmasında yalnız suçlamanın doğruluğu değil, yargılamanın hangi kabuller üzerinde yürütüldüğü de tartışılabilir. Jacques Vergès’in uyum ve kopuş ayrımı, bu iki düzey arasındaki ilişkiyi anlamaya yardımcı olur. Ancak savunmanın düşünsel iddiası, sanığın özgürlüğünü ve somut hukuki yararını gözetme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Jacques Vergès’in asıl sorusu: Savunma, suçlamanın çizdiği çerçeveyle sınırlı mıdır?

Bir ceza davasında savunmanın önüne çoğu zaman hazır bir anlatı konulur: Olayın nasıl gerçekleştiği, hangi davranışın suç sayıldığı, hangi kişinin hangi delille ilişkilendirildiği belirlenmiştir. Savunmadan beklenen, bu anlatının içinde kendisine ayrılan yeri doldurması olabilir. Oysa müdafiin ilk görevi, anlatının başlangıç kabullerini de incelemektir. Bir belge gerçekten iddia edilen olguyu gösteriyor mu? Bir davranışa yüklenen anlam dosyadan mı çıkıyor? Yargılama, savunmanın delile ulaşmasını ve onu tartışmasını gerçekten mümkün kılıyor mu?

Fransız avukat Jacques Vergès, 1968’de yayımlanan De la stratégie judiciaire adlı eserinde savunmaya bu geniş açıdan yaklaşır. Türkçeye Vivet Kanetti tarafından Savunma Saldırıyor adıyla çevrilen kitap, savunmayı yalnız duruşmada söylenecek sözlerin tekniği olarak ele almaz; sanığın, mahkemenin, siyasal düzenin ve kamuoyunun ilişkisini tartışır. Cezayir bağımsızlık mücadelesi sırasında FLN mensuplarının savunmalarındaki deneyimi, yaklaşımının tarihsel bağlamında önemli yer tutar. 1

Vergès’i anlamak, onun bütün değerlendirmelerini benimsemeyi gerektirmez. Savunduğu kişilerin eylemleri, avukatın mesleki görevi ve kuramının açıklama gücü ayrı meselelerdir. Bir kişinin savunulması, o kişinin düşüncelerinin veya isnat edilen eylemlerinin onaylanması anlamına gelmez. Aynı şekilde, bir savunma yönteminin kamuoyunda büyük etki yaratması da yöntem hakkında kendiliğinden olumlu hukuki sonuç çıkarılmasını sağlamaz.

Bu yazının sorusu şudur: Vergès’in ayrımı, günümüz ceza savunmasına ne öğretebilir; hangi noktada tarihsel bir yaklaşımın sınırına gelinir? İnceleme, kuramı Türk ceza muhakemesine doğrudan aktarmak yerine, onun açtığı soruları yürürlükteki savunma güvenceleriyle birlikte değerlendirir.

Uyum savunması: Hukukun içinde kalarak suçlamayı temelden tartışmak

Uyum, suçun kabulü veya cezanın hafifletilmesiyle sınırlı değildir

Vergès’in ayrımındaki uyum, sanık ile yargılama makamının aynı hukuki çerçeve içinde bir tartışma yürütebilmesini anlatır. Savunma, mahkemenin yetkisini ve tartışmanın temel kurallarını kabul eder; bu kuralların doğru uygulanmasını ister. Bunun sonucu beraat talebi de olabilir, fiilin hukuki niteliğine itiraz da, ceza sorumluluğunu etkileyen bir nedenin ileri sürülmesi de. 1, s. 13–17, 21–44

Bu nedenle uyumu edilgenlikle özdeşleştirmek yanıltıcıdır. Tanığın anlatımındaki temel çelişkiyi ortaya çıkarmak, bilirkişinin yöntemini denetlemek, suçun unsurlarının oluşmadığını göstermek veya hukuka aykırı delilin kullanılmasını engellemeye çalışmak, mahkemenin önündeki davayı kökten değiştirebilir. Savunma bunu, hukuk düzeninin kendi güvencelerini işleterek yapar.

Asıl ayrım, kullanılan ses tonunda aranamaz. Ölçülü bir dille sunulan itiraz, iddianamenin bütün dayanağını ortadan kaldırabilir. Çok sert ifadelerle yapılan bir konuşma ise suçlamanın varsayımlarını hiç tartışmadan bırakabilir. Savunmanın gücü, ileri sürülen önermenin doğruluğu, delille ilişkisi ve mahkemeden istenen sonuçla ölçülmelidir.

İddianamenin dilini benimsemeden hukuki savunma kurulabilir

İddia makamının bir davranış için kullandığı nitelendirme, savunmanın başlangıç noktası olmak zorunda değildir. Önce davranışın gerçekten ne olduğu, sonra hangi delille ispatlanmak istendiği, ardından suçun hangi unsuruyla ilişkilendirildiği incelenir. Bu sıra değiştirildiğinde, tartışmalı bir nitelendirme sanki ispatlanmış olguymuş gibi metne yerleşebilir.

Özgün bir savunma, dosyanın bütününü farklı bir mantıkla açıklayabilmelidir. Bunun için gerçeğe aykırı bir hikâye kurulmaz; mevcut belge ve anlatımlar arasındaki ilişkiler gösterilir, açıklanamayan noktalar ayrıştırılır. Savunmanın alternatif açıklaması da kendi içinde tutarlı ve dosya verileriyle denetlenebilir olmalıdır. İddianamenin kurduğu anlamı sorgulamak, hukuki tartışmanın dışına çıkmayı gerektirmez.

Kopuş savunması: Yargılamanın meşruiyetini tartışmanın merkezine almak

Kopuş yaklaşımında savunma, yalnızca “Bu suçlama doğru mu?” sorusuyla yetinmez. “Bu otorite hangi meşruiyetle yargılıyor?”, “Uygulanan hukuk hangi eşitsizliği görünmez kılıyor?” veya “Yargılama, kendisine yöneltilen eleştiriyi dinleyebilecek koşullara sahip mi?” soruları da öne çıkar. Böylece suçlamanın yönü tartışmaya açılır; yargılayan düzenin kendisi savunmanın eleştiri konusu hâline gelir. 1, s. 47–61, 91–100

Vergès’in tarihsel bağlamında bu yaklaşım, sömürge yönetimi ile bağımsızlık talebi arasındaki çatışmadan ayrı düşünülemez. Sanık, kendisini yalnız mevcut ceza düzeni içinde değerlendirilecek birey olarak değil, o düzenin meşruiyetine itiraz eden bir mücadelenin öznesi olarak konumlandırabilir. Bu noktada mahkeme salonundaki hukuki muhataplara, dışarıdaki kamuoyu da eklenir.

Ancak kuramın betimlediği bu yön değişikliği, yürürlükteki hukuk bakımından kendiliğinden sonuç doğuran bir işlem değildir. Türkiye’de “Kopuş savunması yapıyorum” denilmesi mahkemenin yetkisini ortadan kaldırmaz, davayı durdurmaz, kanun yolu süresini uzatmaz veya ileri sürülmeyen bir talebin yapılmış sayılmasını sağlamaz. Hukuki sonuç isteniyorsa o sonuca ilişkin şartların, usulün ve dayanağın ayrıca gösterilmesi gerekir. 3

Burada iki ayrı değerlendirme birlikte yürütülmelidir: Savunmanın yargılama hakkında ne söylediği ve sanık için hangi hukuki imkânı koruduğu. Birincisi çok güçlü, ikincisi zayıf olabilir. Müdafiin sorumluluğu, bu gerilimi müvekkilinden saklamamaktır.

Uyum ve kopuş arasında kesin bir duvar yoktur

Vergès’in eserindeki en önemli uyarılardan biri, iki yaklaşımın birer şema olduğudur. Kopuşun her zaman mutlak, uyumun da her zaman eksiksiz olmadığına dikkat çeker. Dolayısıyla onun kuramını, her davayı kesin biçimde iki kutudan birine yerleştiren sınıflandırmaya dönüştürmek, metnin kendi nüansını kaybettirir. 1, s. 15

Bir sanık, uygulanan hukuk düzenini ağır biçimde eleştirirken aynı zamanda beraatini gerektiren delilleri sunabilir. Bir müdafi, mahkemenin tarafsızlığına ilişkin somut kaygılarını açıklarken kanunda öngörülen ret usulünü işletebilir. Buna karşılık, hâkimin reddini istemek tek başına Vergès anlamında kopuş sayılmaz; hukuk düzeninin kendi düzeltme mekanizmasına başvurulması da olabilir.

Değerlendirme konusuUyum ağırlıklı yaklaşımKopuş ağırlıklı yaklaşım
Tartışmanın merkeziİsnat, ispat ve hukuki sonuçYargılama düzeninin veya otoritesinin meşruiyeti
Temel hareket noktasıKabul edilen kuralların doğru uygulanmasıKuralların veya uygulamanın dayandığı kabullerin sorgulanması
Başlıca muhatapKarar verecek yargılama makamıYargılama makamıyla birlikte daha geniş kamusal çevre
Başlıca riskDosyanın yapısal sorunlarını yeterince görünür kılamamakSomut savunma imkânlarını ve müvekkilin yararını geri plana itmek
Ortak sorumlulukDelilleri incelemek, hakları korumak, müvekkili bilgilendirmekDelilleri incelemek, hakları korumak, müvekkili bilgilendirmek

Bu tablo bir kanuni sınıflandırma veya otomatik yöntem seçme aracı değildir. Yazının önerdiği karşılaştırmalı okuma çerçevesidir. Dosyanın farklı aşamalarında farklı ağırlıklar ortaya çıkabilir; belirleyici olan, tercihin gerekçesinin açıklanabilir olmasıdır.

Tarihsel örnekler kuramı aydınlatır; sonucu garanti etmez

Sokrates örneği neden tartışmalıdır?

Vergès, Sokrates’in savunmasını kopuş yaklaşımının güçlü örnekleri arasında ele alır. Ender Serdar Önaldı ise 2023 tarihli araştırmasında, Sokrates’in suçlayanlarla tartışmasını ve yargılama düzeniyle ilişkisini değerlendirerek bu nitelendirmeye itiraz eder. Ona göre düşünsel tavizsizliğin varlığı, savunmanın bütün unsurlarıyla kopuş sayılmasına yetmez. 1, s. 47–50; 2, s. 15–27, 42–43

Bu görüş ayrılığı öğreticidir: Bir kişinin cesareti veya düşüncelerinden vazgeçmemesi, kullandığı savunmanın hukuki niteliğini tek başına belirlemez. Tarihsel bir savunmanın nasıl sınıflandırılacağı ile bugünkü bir sanık için hangi yöntemin yararlı olacağı da farklı sorulardır.

Dreyfus tartışması savunmanın iç gerilimini gösterir

Vergès’in Dreyfus davasına ilişkin okuması, kişinin suçsuzluğunu kabul ettirmeye yönelen savunmayla, yargılamayı mümkün kılan kurumsal düzeni tartışmaya açan yaklaşım arasındaki gerilimi görünür kılar. Buradaki değer, geçmişteki bir yöntemin bugün aynen tekrarlanmasında değil; aynı dosyada savunma hedeflerinin çatışabileceğinin fark edilmesindedir. 1, s. 82–90

Bir müdafi için bundan çıkarılabilecek soru açıktır: Kuruma yöneltilen eleştiri, hangi somut hatayı ortaya çıkarıyor ve müvekkil bakımından hangi hukuki sonuca bağlanıyor? Bu ilişki kurulmadan büyüyen tartışma, dosyanın esas meselesini gölgeleyebilir.

Lubanga davası hukuki usul güvencelerinin ağırlığını gösterir

Uluslararası Ceza Mahkemesinin Lubanga dosyasında, savunmaya açıklanmayan bilgilerle bağlantılı sorunlar nedeniyle 13 Haziran 2008’de yargılama durdurulmuştur. Süreç daha sonra devam etmiş; 14 Mart 2012’de mahkûmiyet kararı verilmiştir. Bu nedenle yargılamanın durdurulmasını beraatle özdeşleştirmek yanlıştır. 9

Bu yazının çıkardığı sonuç şudur: Mahkemenin meşruiyetini bütünüyle reddetmeden de yargılamanın sürdürülmesini etkileyen ciddi usul itirazları geliştirilebilir. Uluslararası Ceza Mahkemesinin usulü Türk ceza muhakemesiyle aynı değildir; örneğin değeri, Türk mahkemelerinde aynı sonucun otomatik doğacağını göstermesinde değil, savunma güvencelerinin etkisini görünür kılmasındadır.

Türk ceza yargılamasında stratejiyi somut haklara bağlamak

Anayasa’nın 36. maddesi iddia, savunma ve adil yargılanma hakkını; 38. maddesi masumiyet karinesini, kendini suçlamaya zorlanmama güvencesini ve kanuna aykırı elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini düzenler. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi de bağımsız ve tarafsız mahkeme ile savunmanın hazırlanması ve yürütülmesine ilişkin güvenceleri içerir. 4, 5

Bu güvenceler, Vergès’in kuramına bağlı olarak doğmaz. Uyum veya kopuş tercihinden önce vardır; tercih ne olursa olsun kullanılmaları gerekir.

Tarafsızlık itirazı, sebep ve süre gösterilerek ileri sürülür

CMK m. 24, hâkimin davaya bakamayacağı hâllerin yanında tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer sebeplerle de ret istemine imkân tanır. Bununla birlikte her aleyhe karar, tek başına tarafsızlık sorunu sayılmaz. İtirazın dayandığı olgu, dosyayla bağlantısı ve neden objektif bir kuşku yarattığı açıklanmalıdır.

CMK m. 25’teki süre düzeni özellikle önemlidir: Tarafsızlığı şüpheye düşüren sebeplere dayalı ret, ilk derece mahkemesinde sanığın sorgusu başlayıncaya kadar; duruşmalı bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay işlerinde maddede belirtilen raporların açıklanmasına kadar istenebilir. Diğer hâllerde inceleme başlamadan ileri sürülür. Sonradan ortaya çıkan veya öğrenilen sebepte ise duruşma ya da inceleme bitmeden ve öğrenmeden itibaren yedi gün içinde istemde bulunulmalıdır. Bu süre açıklaması, hâkimin kanunen davaya bakamayacağı bütün durumların aynı rejime tabi olduğu anlamına gelmez.

CMK m. 26 uyarınca istem, ilgili mahkemeye dilekçeyle veya tutanak düzenlenmesi için zabıt kâtibine başvurularak yapılabilir; öğrenilen ret sebepleri olgularıyla birlikte, süresinde ve topluca açıklanır. Böylece “Mahkeme tarafsız değil” yargısı, incelenebilir bir usul talebine dönüşür. 3

Delile itiraz, elde edilme biçiminden hükme etkisine kadar açıklanır

Delilin güvenilirliği ile hukuka uygunluğu farklı inceleme başlıklarıdır. Bir kayıt gerçeği yansıtıyor görünse bile elde edilme yöntemi ayrıca değerlendirilebilir. Tersine, usulüne uygun alınmış bir beyan içerik bakımından çelişkili veya yetersiz olabilir.

CMK m. 206/2-a, kanuna aykırı elde edilmiş delilin reddini; m. 217, hükmün duruşmaya getirilip tartışılmış delillere dayanmasını ve suçun hukuka uygun elde edilmiş delillerle ispatını düzenler. Müdafi, itiraz ettiği kaydı açıkça tanımlamalı, aykırılığın nerede oluştuğunu göstermeli ve hangi sonucu istediğini belirtmelidir. “Dosya hukuksuzdur” biçimindeki genel bir cümle, her delil bakımından yapılması gereken incelemeyi taşıyamaz. 3, 4

Hukuka aykırılık itirazını ileri sürerken, itiraz reddedilirse aynı kaydın içerik ve ispat gücü bakımından nasıl tartışılacağı da hazırlanabilir. Talep sırası açık kurulduğunda, bir kaydın güvenilirliğini ayrıca incelemek hukuka aykırılık itirazından vazgeçildiği anlamına gelmez.

Dosyaya erişim ve soru yöneltme, stratejinin bilgi temelidir

Müdafiin dosya inceleme yetkisi CMK m. 153’te düzenlenir. Soruşturma evresindeki kısıtlama, kanunda sayılan suçlar ve koşullarla sınırlıdır; bütün dosyaları kapsayan kendiliğinden bir yasak değildir. Şüphelinin ifadesini içeren tutanak, bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili olunan işlemlerin tutanakları bakımından m. 153/3 ayrıca gözetilmelidir. İddianamenin kabulünden sonraki erişim de aynı maddenin dördüncü fıkrasında düzenlenir. 3

CMK m. 201, müdafiin duruşma disiplinine uygun biçimde doğrudan soru yöneltmesine imkân verir. Bir sorunun engellenmesiyle karşılaşıldığında, sorunun hangi çelişkiyi aydınlatacağı ve hangi savunma ihtiyacı için gerekli olduğu açıklanmalıdır. Yabancı sistemlerdeki “çapraz sorgu” uygulamalarının bütün kuralları Türk muhakemesine aynen taşınamaz.

Savunmanın hazırlanmasına yetecek bilgi ve zaman bulunmadan, kamuoyuna etkili bir söylem kurulmuş olması bu eksikliği gidermez. Öncelik, dosyada ne bulunduğunu ve hangi bilgiye hangi nedenle erişilemediğini tespit etmektir. 3, 5, 10

Etkili itiraz, kayda geçen ve hakkında karar istenen itirazdır

Bir duruşmada güçlü bir konuşma yapılmış olması, konuşmanın bütün hukuki etkilerinin dosyada korunduğunu göstermez. Sonraki incelemede önemli olan; hangi talebin ileri sürüldüğü, hangi gerekçeyle reddedildiği ve savunma imkânının nasıl etkilendiğinin anlaşılabilmesidir.

CMK m. 221, talepleri, ret gerekçelerini ve verilen kararları duruşma tutanağının kapsamına alır. CMK m. 222 ise duruşmanın yapılışı ve usule uygunluğunun ispatında tutanağa özel önem verir. Bu nedenle yazılı dilekçenin dosyaya sunulmasıyla yetinilmemeli; duruşmada ileri sürülen belirleyici talep ve kararların tutanaktaki karşılığı da denetlenmelidir. 3

Her önemli itirazda şu beş bağlantı kurulabilir:

  1. İşlem: Hangi karar, uygulama, belge veya söz itiraz konusu?
  2. Olgu: Aykırılığı gösteren somut kayıt veya olay nedir?
  3. Hak: Bu durum hangi savunma imkânını etkiliyor?
  4. Talep: Mahkemeden hangi belirli işlem veya karar isteniyor?
  5. Kayıt: Talep, gerekçesi ve mahkemenin cevabı dosyada nerede görülebiliyor?
SorunSomutlaştırılacak talepKorunacak kayıt
Belirli belgeye erişilememesiBelgenin incelenmesi veya örneğinin verilmesi; kısıtlamanın dayanağının açıklanmasıİstenen belgenin kimliği, başvuru ve karar
Savunma için gerekli sorunun engellenmesiSorunun yöneltilmesi; gerekirse ret hakkında karar verilmesiSorunun içeriği ve aydınlatacağı husus
Hukuka aykırı delilin kullanılmasıDelilin reddi ve hükme esas alınmamasıElde edilme biçimi, aykırılık ve mahkeme değerlendirmesi
Yeni veya belirleyici iddiaya cevap imkânı tanınmamasıİnceleme ve savunma için gerekli imkânın sağlanmasıYeni iddia, talep edilen imkân ve verilen karar

CMK m. 216 kapsamında delillerin tartışılması ve hükümden önce hazır bulunan sanığa son söz verilmesi de bu bütünün parçasıdır. Mahkûmiyet gerekçesinde savunma görüşleri ile delillerin değerlendirilmesi m. 230 kapsamında önem taşır. Hüküm için önemli konularda mahkeme kararıyla savunmanın sınırlandırılması ve hukuka aykırı delile dayanılması, m. 289’da ayrı hukuka kesin aykırılık nedenleri olarak düzenlenmiştir. Bununla birlikte başvurulabilecek kanun yolu, kararın türüne ve kanuni koşullara göre ayrıca belirlenir. 3

Susma hakkı ile yargılamaya katılmama aynı tercih değildir

CMK m. 147/1-e, şüpheli veya sanığın yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkını düzenler. Aynı maddenin kimlik bilgilerinin doğru açıklanmasına ilişkin hükmü de birlikte okunmalıdır. Susma hakkının kullanılması suçun kabulü değildir; fakat bu hakkın hangi aşamada ve hangi kapsamda kullanılacağı, dosya bilgisi ve müdafi yardımıyla değerlendirilmelidir. 3, 4

Savunma yapmak, her soruya hemen ve hazırlıksız cevap vermek anlamına gelmez. Buna karşılık susmak; duruşmayı terk etmek, çağrıları önemsememek, başvuru süresini kaçırmak veya lehe delilin korunmasını ihmal etmekle aynı şey değildir. Bu davranışların her biri farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Kopuş düşüncesi, aralarındaki farkları silmez.

Müdafi ayrıca kendi düşünsel tercihinin müvekkilinin iradesinin önüne geçmediğinden emin olmalıdır. Kamuya açık bir tartışmanın yaratacağı görünürlük, kişinin güvenliği, ailesi, işi ve sonraki yaşamı üzerinde etkili olabilir. Müvekkile yalnız yöntemin etkileyici tarafı anlatılıp riskleri açıklanmazsa sağlıklı bir karar zemini oluşmaz.

Savunmanın öznesi müvekkildir. Avukatın mesleki bağımsızlığı, onun yerine kişisel veya siyasal bir hedef seçme yetkisi vermez. Aynı bağımsızlık, müvekkilin her talebinin hukuken uygulanabilir kabul edilmesini de gerektirmez. Hukuka uygun seçenekler, amaçlar ve riskler açık biçimde konuşulmalı; olgusal anlatımın doğruluğu korunmalıdır. 6, m. 34; 10

Sert eleştiri korunabilir; savunma dokunulmazlığının da koşulları vardır

TCK m. 128 sınırsız bir ifade muafiyeti getirmez

TCK m. 128, yargı mercileri veya idari makamlar önündeki başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında kişiler hakkında somut isnat veya olumsuz değerlendirme yapılmasını belirli koşullarla korur. İsnat ve değerlendirmelerin gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir. 7

Bu nedenle “Kopuş savunması yapıyorum” açıklaması, ilgisiz kişisel saldırıyı veya dayanaksız isnadı koruyan bağımsız bir hukuki neden değildir. Buna karşılık bir eleştirinin rahatsız edici, keskin veya yargı makamına yönelmiş olması da onun hukuki değerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Eleştirinin dayanağı, bağlamı, amacı ve kullanılan ifadeyle uyuşmazlık arasındaki ilişki birlikte incelenmelidir.

AİHM, avukatın ifade özgürlüğünü etkili savunmayla birlikte değerlendirir

Morice/Fransa Büyük Daire kararında AİHM, avukatın yargının işleyişi hakkında açıklama yapabilmesini ve savunma sırasında güçlü eleştiri kullanabilmesini değerlendirmiştir. Mahkeme, somut olayda yeterli olgusal temeli bulunan eleştiriler nedeniyle verilen mahkûmiyetin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar vermiştir. Ancak karar, temelsiz kişisel saldırılar için genel bir serbestlik tanımaz; mahkeme içindeki ifadelerle dışarıdaki açıklamaların bağlamını da ayırır. 8, §§ 132–139, 155, 174–178

Kyprianou/Kıbrıs Büyük Daire kararında ise duruşmadaki davranışı nedeniyle avukata verilen hapis cezasının ölçülülüğü ve savunma üzerinde doğurabileceği caydırıcı etki tartışılmıştır. AİHM, olayın koşullarında ifade özgürlüğü ihlali saptamıştır. Bu yaklaşım, müdafiin mahkemenin tutumuna itiraz ederken müvekkilinin yararını koruma görevini dikkate alır; her duruşma davranışının yaptırımdan bağışık olduğu anlamına gelmez. 11, §§ 173–183

Bu kararlar “kopuş savunmasına verilmiş izinler” değildir. Türkiye bakımından değeri, savunma özgürlüğüne müdahalelerin değerlendirilmesinde kullanılan sözleşmesel ölçütleri açıklamalarındadır. Yabancı olaylara ilişkin hükümler, somut Türk dosyasına otomatik sonuç olarak taşınamaz.

Türk hukukunda CMK m. 203, duruşma düzenini sağlama görevini mahkeme başkanı veya hâkime verir. Salondan çıkarma tedbirinde savunma hakkının kullanılmasının engellenmemesi koşulu vardır. Ayrıca aynı maddenin üçüncü fıkrasındaki disiplin hapsi düzenlemesi avukatları açıkça kapsam dışında bırakır. Bu istisna, bütün davranışların diğer hukuki veya mesleki sonuçlardan bağışık olduğu anlamına gelmez. 3

Meslek sırrı ve güncel disiplin hükümleri ayrıca gözetilmelidir

Avukatlık Kanunu m. 34, özen, doğruluk ve meslek onuruna ilişkin yükümlülükleri; m. 36, meslek sırrını düzenler. Ayrıca 24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’la değişen m. 134 ve 135, disiplin sorumluluğunun güncel çerçevesinde dikkate alınmalıdır. Özellikle savunmanın hukuki çerçevesi dışına çıkarak uyuşmazlığın tarafı izlenimi verme ve görev nedeniyle öğrenilen hususları açıklama yönünden düzenlemeler bulunmaktadır. 6

Ceza sorumluluğu bakımından yapılan değerlendirmeyle disiplin incelemesi aynı şey değildir. Bununla birlikte mesleki düzenlemeler de savunma ve ifade özgürlüğünden bağımsız okunamaz. Yapılması gereken, eleştiriyi etkisizleştirmek değil; hukuki dayanağını ve mesleki amacını açık tutmaktır.

Kamuoyuna seslenmek, dosyada yapılması gereken işlemlerin yerini tutmaz

Vergès’in yaklaşımında kamuoyu, davanın anlamının yeniden kurulabildiği önemli bir alandır. Günümüzde bu alanın hızı ve erişimi çok daha büyüktür. Fakat geniş erişim, iddianın doğruluğunu veya açıklamanın müvekkil açısından yararını kanıtlamaz.

Mahkemeye sunulacak metinle kamuya yapılacak açıklamanın işlevi farklıdır. Dilekçede ayrıntılı biçimde ele alınması gereken bir belge, kamuya açıklanması sakıncalı bilgiler içerebilir. Hukuki değerlendirme için gerekli ayrıntıların tamamını sosyal medyaya taşımak zorunlu değildir. Meslek sırrı, soruşturmanın gizliliği, kişisel veriler, masumiyet karinesi ve üçüncü kişilerin hakları ayrıca gözetilir. 3, m. 157; 4, m. 38; 6, m. 36

Bir açıklamadan önce şu sorular sorulmalıdır: Hangi doğrulanmış olguyu açıklıyoruz? Açıklama müvekkilin hangi meşru ihtiyacına hizmet ediyor? Daha az bilgiyle aynı amaç sağlanabilir mi? Dosyadaki savunmayla çelişki doğuruyor mu? Yayınlandıktan sonra geri alınması mümkün olmayan hangi bilgi dışarı çıkıyor?

Kamuoyundaki görünürlük, bazen yargılamadaki bir sorunun anlaşılmasına yardımcı olabilir. Ancak mahkemeye yapılmamış itirazı yapılmış hâle getirmez. Dosyanın dışında büyüyen tepkiyle dosyanın içinde korunan haklar ayrı takip edilmelidir. Savunmanın kamusal etkisi arttıkça, açıklamanın doğruluğunu ve müvekkile etkisini denetleme sorumluluğu da artar.

Uyum mu, kopuş mu? Savunma stratejisini belirleyen tercihler ve riskler

Savunma stratejisi, avukatın kendisini yakın hissettiği tarihsel figürden hareketle seçilmemelidir. Önce dosyanın problemi tanımlanmalıdır. Sorun isnadın belirsizliği mi, delilin yetersizliği mi, hukuka aykırı elde edilmesi mi, savunmaya erişim engeli mi, yoksa tarafsızlığa ilişkin somut bir kuşku mu? Birbirinden farklı bu sorunlara aynı söylemle cevap vermek, gerekli işlemi geciktirebilir.

Bu yazının önerdiği yöntem değerlendirmesi altı soruya dayanır:

  1. Somut hukuki hedef nedir? Beraat, suç vasfına itiraz, tahliye, belirli delilin kullanılmaması veya savunma imkânının sağlanması birbirinden ayrılmalıdır. Birden fazla hedef varsa öncelik sırası kurulmalıdır.
  2. İtirazın doğrulanabilir dayanağı var mı? Söylemin gücü, kaydın ve hukuki gerekçenin eksikliğini gidermez. Varsayım ile ispatlanabilir olgu ayrıştırılmalıdır.
  3. Seçilen tutum hangi imkânları koruyor, hangilerini riske atıyor? Duruşmada söz almak, soru yöneltmek, delil sunmak ve başvuru yapmak bakımından etkiler ayrı incelenmelidir.
  4. Müvekkil amaç ve riskleri biliyor mu? Kişinin kamusal görünürlük isteği, özel hayatı ve savunma tercihleri avukatın varsayımıyla belirlenmemelidir.
  5. Sonraki inceleme için yeterli kayıt oluşuyor mu? İlk derece önündeki itirazın, gerektiğinde istinaf, temyiz veya ilgili diğer başvurularda anlaşılabilmesi sağlanmalıdır. Her yolun kabul koşulları ayrıca vardır.
  6. Yöntemi değiştirmeyi gerektiren gelişme nedir? Yeni delil, erişim imkânı, karar gerekçesi veya müvekkilin durumundaki değişiklik stratejiyi yeniden değerlendirmeyi gerektirebilir.

Başarı da baştan tanımlanmalıdır. Bir konuşmanın yaygın biçimde paylaşılması, sanığın tahliye olduğu anlamına gelmez. Usule ilişkin bir talebin kabulü, esas hakkındaki davanın kazanıldığı anlamına gelmez. Buna karşılık henüz beraat sağlanmamış olması, lehe delilin dosyaya alınması veya bir savunma engelinin kaldırılması gibi kazanımları önemsizleştirmez.

Bu ayrımlar, savunmanın iddiasını küçültmez; sonucunu dürüstçe değerlendirmeyi sağlar. Müvekkilin hukuki durumunda doğan somut değişim ile savunmanın düşünsel veya kamusal etkisi ayrı ölçülmelidir.

Sonuç: Savunmanın cesareti, sorumluluğuyla birlikte anlam kazanır

Vergès’in kalıcı katkısı, avukata yalnız cevap veren kişi rolü biçen anlayışı sorgulatmasıdır. Savunma, gerektiğinde suçlamanın çerçevesini, yargılamanın kabullerini ve otoritenin kendisini de tartışmaya açabilir. Fakat bu imkânın kullanılması, dosyanın ayrıntılarına ilişkin sorumluluğu azaltmaz; artırır.

Etkili ceza savunması, iddiasını hangi olguya dayandırdığını, hangi hakkı koruduğunu ve hangi kararı istediğini gösterebilmelidir. Müvekkilinin özgürlüğü söz konusu olduğunda avukat, düşünsel tutarlılığını somut hukuki özenle birleştirmek zorundadır. Yöntem ne kadar etkileyici görünürse görünsün, müvekkilin bilgisi ve hukuki yararı geri plana bırakılamaz.

Bu nedenle Vergès’ten alınabilecek en değerli ders, her davada kopuşu seçmek değildir. Savunmaya çizilen sınırları sorgulayabilmek, hukukun sunduğu bütün meşru imkânları dikkatle kullanmak ve seçilen yolun hesabını müvekkile açıkça verebilmektir. Mahkemeye yöneltilen güçlü bir itirazın kalıcı değeri, yalnız söylendiği anda değil; dosyada bıraktığı denetlenebilir izde ve koruduğu hakta ortaya çıkar.

Sık sorulan sorular

Uyum savunması suçlamayı kabul etmek midir?

Hayır. Uyum yaklaşımı, kabul edilen hukuki çerçeve içinde suçlamayı tartışır. Suçun unsurlarının oluşmadığı, delillerin yetersiz olduğu veya hukuka aykırı elde edildiği ileri sürülerek beraat istenmesi bu yaklaşımla bağdaşabilir.

Kopuş savunması Türkiye’de ayrı bir hukuki başvuru yolu mudur?

Hayır. Kanunda bu adla düzenlenmiş bağımsız bir yol yoktur. Tarafsızlık, delil, savunma imkânı veya kanun yoluna ilişkin talepler, her birinin kendi usul ve koşulları içinde ileri sürülür. Kuramsal nitelendirme bu işlemlerin yerine geçmez.

Mahkemeyi tanımadığını açıklamak davayı durdurur mu?

Tek başına durdurmaz. Görev, yetki, hâkimin reddi veya yargılamanın yürütülmesine ilişkin sonuçlar, ilgili hukuki sebep ve usule göre değerlendirilir. Böyle bir açıklama başvuru sürelerini de kendiliğinden etkilemez.

Savunmada ağır eleştiri kullanılması her durumda hakaret sayılır mı?

Hayır. İfadenin dayanağı, bağlamı ve uyuşmazlıkla bağlantısı incelenmelidir. Ancak “savunma yapıyorum” demek her ifadeyi korumaz. TCK m. 128’in koşulları, ifade özgürlüğü güvenceleri ve mesleki yükümlülükler birlikte değerlendirilir.

Vergès’in kuramı bir davanın nasıl sonuçlanacağını gösterir mi?

Hayır. Kuram, savunmanın yargılama düzeniyle ilişkisini düşünmeye yardımcı olur. Sonuç; somut olgulara, hukuka uygun delillere, uygulanacak kurallara ve yargılama sürecine bağlıdır. Tarihsel örnekten bugünkü dosya için sonuç garantisi çıkarılamaz.

Kaynaklar

1. Jacques Vergès, Savunma Saldırıyor, çev. Vivet Kanetti, gözden geçirilmiş üçüncü basım, Metis, Ekim 2012. Özellikle s. 13–17, 21–61, 82–100. Metis kitap künyesi; Fransızca ilk eser: De la stratégie judiciaire, Les Éditions de Minuit, 1968. Özgün yayıncı kaydı.

2. Ender Serdar Önaldı, “Verges’in Uyum ve Kopuş Savunması Teorisinin Sokrates ve Lubanga’nın Savunmaları Üzerinden Değerlendirilmesi”, Kırklareli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 1/1, 2023, s. 1–46. Özellikle s. 15–27, 42–43. DergiPark tam metin ve künye.

3. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m. 24–26, 147–149, 153, 157, 201, 203, 206, 216–217, 221–222, 230 ve 289. Mevzuat Bilgi Sistemi.

4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 36 ve 38. Mevzuat Bilgi Sistemi.

5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, özellikle m. 6 ve 10. AİHM Türkçe sözleşme metni.

6. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, m. 34, 36, 134 ve 135; disiplin hükümlerinde 7571 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler. Mevzuat Bilgi Sistemi.

7. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 128. Mevzuat Bilgi Sistemi.

8. AİHM Büyük Daire, Morice/Fransa, B. No. 29369/10, 23.04.2015, özellikle §§ 132–139, 155, 174–178. HUDOC karar kaydı.

9. Uluslararası Ceza Mahkemesi, The Prosecutor v. Thomas Lubanga Dyilo, ICC-01/04-01/06, resmî dava bilgi föyü; yargılamanın 13.06.2008’de durdurulması ve 14.03.2012 tarihli mahkûmiyet. Resmî dava bilgi föyü.

10. Günal Kurşun ve Orhan Kemal Cengiz, Ceza Avukatının İnsan Hakları El Kitabı, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Ankara, Ocak 2021, özellikle s. 7–9, 39–40. Savunma güvencelerine ilişkin açıklamalarından yararlanılmış; yürürlükteki hukuk, yukarıdaki güncel mevzuat metinleriyle ayrıca denetlenmiştir.

11. AİHM Büyük Daire, Kyprianou/Kıbrıs, B. No. 73797/01, 15.12.2005, özellikle §§ 173–183. HUDOC karar kaydı.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları