İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Şirketler Hukuku

Şirket Ortakları ve Yöneticilerinde Rekabet Yasağı: İzin, İhlal ve Hukuki Yollar

İki şirket maketi arasında ayrılan yollar ve ortadaki iş dosyasıyla rekabet ve izin sınırlarının temsili anlatımı.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 16 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Anonim ve limited şirketlerde rekabet yasağı kimlere uygulanır? İzin, oydan yoksunluk, dava hakkı, zamanaşımı ve görev sonrası sözleşmeleri inceleyin.

Şirket ortağı olmak, her durumda şirketle aynı alanda çalışmanın yasak olduğu anlamına gelmez. Anonim şirkette yönetim kurulu üyesi, limited şirkette müdür kanuni rekabet yasağına tabidir. Sadece pay sahibi olan kişi bakımından ise şirket türü, şirket sözleşmesi ve ayrıca üstlenilen yükümlülükler incelenir. İzin alınması, şirket sırlarının serbestçe kullanılabileceği veya şirketin müşterilerinin her yöntemle başka işletmeye yönlendirilebileceği anlamına da gelmez.

Rekabet uyuşmazlığında belirleyici sorular; kişinin hangi sıfatla, hangi tarihte, hangi faaliyeti yürüttüğü, geçerli izninin bulunup bulunmadığı, zarar görenin kim olduğu ve hangi hukuki talebin ileri sürüldüğüdür. Özellikle anonim şirketlere özgü üç aylık ve bir yıllık zamanaşımını bütün ortaklık uyuşmazlıklarına uygulamak, dava hakkını yanlış değerlendirmeye yol açabilir. Bu inceleme, anonim ve limited şirketlerdeki ayrımları Türk Ticaret Kanunu (TTK), Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve ilgili yargı kararları çerçevesinde ele almaktadır. [1, 2]

Rekabet Yasağı Kimler İçin Geçerlidir?

Aynı kişi hem ortak, hem müdür, hem de ayrı bir sözleşme kapsamında çalışan olabilir. Bu sıfatların her biri ayrı değerlendirilmelidir. Payın devredilmesiyle müdürlük görevinin; müdürlükten ayrılmakla ortaklık sıfatının kendiliğinden sona erdiği varsayılamaz.

Kişinin sıfatıYasağın temel dayanağıİncelenecek belirleyici husus
Anonim şirkette yalnız pay sahibiGenel bir kanuni rekabet yasağı yokturAyrı sözleşme, dürüstlük kuralı ve haksız rekabet
Anonim şirket yönetim kurulu üyesiTTK m.396Şirketin işletme konusundaki ticari işlem ve genel kurul izni
Limited şirkette müdür olmayan ortakŞirket sözleşmesiyle getirilen yasak; TTK m.613Açık yasak hükmü; ayrıca sır saklama ve bağlılık yükümlülüğü
Limited şirket müdürüTTK m.626/2Şirketle rekabet oluşturan faaliyet; sözleşme veya izin istisnası
İş sözleşmesiyle çalışan kişiÇalışırken TBK m.396; ayrıldıktan sonra TBK m.444–447Bağımlı çalışma ilişkisi ve geçerli yazılı rekabet yasağı

Anonim şirkette pay sahipliği tek başına yasak doğurmaz

TTK m.396, yönetim kurulu üyelerine yöneliktir. Şirketin paylarını elinde bulunduran fakat yönetim kurulunda görev almayan kişinin rakip bir şirkete yatırım yapması, sırf bu nedenle m.396 ihlali oluşturmaz. Bununla birlikte ticari sırların hukuka aykırı kullanılması, yanıltıcı açıklamalarla müşteri yönlendirilmesi veya geçerli sözleşmenin ihlali ayrı hukuki sonuç doğurabilir.

Anonim şirket esas sözleşmesine, bütün pay sahiplerini sınırsız biçimde rekabetten meneden bir hüküm eklenmesi de güvenli bir çözüm değildir. TTK m.340 ve m.480’deki emredici hükümler ve tek borç ilkesi değerlendirilmelidir. Pay sahiplerinin ayrı bir sözleşmeyle üstlendiği rekabet etmeme borcu ise şirket esas sözleşmesinin kendiliğinden doğurduğu bir ortaklık yükümlülüğü olarak ele alınamaz; sözleşmenin tarafları, geçerliliği ve kapsamı ayrıca belirlenir. [1]

Limited şirkette bağlılık borcu ile rekabet yasağı ayrılır

TTK m.613 uyarınca limited şirket ortakları şirket sırlarını korumak ve şirket çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlardan kaçınmak zorundadır. Ancak müdür olmayan ortağın genel rekabet yasağına tabi olması için şirket sözleşmesinde bu yönde hüküm bulunmalıdır. Sır saklama yükümlülüğü, şirket sözleşmesi veya genel kurul kararıyla kaldırılamaz.

Dolayısıyla aynı sektörde yeni iş kurmak ile şirketin gizli fiyatlandırma bilgilerini yeni işletmeye taşımak aynı olay değildir. İlk davranışın yasak olup olmadığı sözleşmeye ve sıfata bağlıyken, ikinci davranış ayrıca bağlılık ve haksız rekabet hükümlerini gündeme getirir. Bağlılık borcundan hareketle şirket sözleşmesinde bulunmayan sınırsız bir rekabet yasağı türetmek de bu ayrımı ortadan kaldırır. [1]

Hangi Faaliyetler Rekabet Yasağını İhlal Eder?

Anonim şirket yönetim kurulu üyeleri bakımından

TTK m.396 iki temel durumu düzenler: Şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden işlemin üye tarafından kendi veya başkası hesabına yapılması ve aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sınırsız sorumlu ortak olarak girilmesi. Yönetim kurulunda fiilen pasif kalmak, üyelik sıfatı devam ettiği sürece tek başına muafiyet sağlamaz.

Rakip anonim veya limited şirkette yalnızca pay edinmek, sınırsız sorumlu ortak olarak katılma yasağıyla aynı değildir. Bununla birlikte pay edinmeye rakip işletmenin yönetilmesi, şirket müşterileri için teklif hazırlanması veya şirketin işlerinin o işletmeye yönlendirilmesi eşlik ediyorsa, başkası hesabına rekabet oluşturan işlem yapılıp yapılmadığı incelenir. “Sorumluluğum sınırlı, dolayısıyla her faaliyet serbesttir” savunması yeterli olmaz.

İncelemede yalnız ticaret sicilindeki geniş faaliyet listesiyle yetinilmemelidir. Fiilen sunulan ürün ve hizmetler, hedef müşteri grubu, mevcut işler ve somut ticari fırsat dikkate alınır. Şirketin hiç yürütmediği, yalnız ihtimal olarak sözleşmesine yazdığı her faaliyet otomatik yasak alanına dönüştürülemez. Buna karşılık şirket adına geliştirilen somut bir iş fırsatının kişisel hesaba aktarılması, özen ve sadakat yükümlülüğü yönünden ayrıca önem taşır. [1, 9]

Limited şirket müdürleri bakımından

TTK m.626/2, şirketle rekabet oluşturan faaliyeti genel biçimde yasaklar. Müdürün ortak olup olmaması sonucu değiştirmez. Şirket sözleşmesinde ortaklara yönelik rekabet yasağı bulunmaması, müdürü kendi kanuni yükümlülüğünden kurtarmaz.

Rakip şirketin eş, çocuk veya başka bir kişi adına kurulması da tek başına ihlal ispatı değildir. Faaliyeti gerçekte kimin yönettiği; finansmanın, tekliflerin, müşteri iletişiminin ve tahsilatın hangi kişiye bağlı olduğu araştırılır. Akrabalık ilişkisiyle yetinmek yerine müdürün somut katılımı ve menfaat bağlantısı gösterilmelidir.

“Satış müdürü” veya “genel müdür” unvanı taşıyan her çalışan ise ticaret hukuku anlamında şirket müdürü değildir. Atama kararı, temsil yetkisi, yönetim görevi ve çalışma ilişkisi belirlenmeden TTK m.626/2 doğrudan uygulanmamalıdır. Yönetimle görevli diğer kişilerin özen ve bağlılık borcu ile hizmet, vekâlet veya ticari temsil ilişkisine bağlı yükümlülükleri ayrıca değerlendirilir. [1, 2]

Şirketle işlem yapmak ile şirkete rakip olmak farklıdır

Yönetim kurulu üyesinin şirkete kendi malını satması, TTK m.395’teki şirketle işlem yapma yasağını; şirketin müşterisine kendi işletmesi üzerinden aynı ürünü satması ise m.396’daki rekabet yasağını ilgilendirebilir. Aynı olayda iki hüküm birlikte tartışılabilse de bunların koşulları ve sonuçları özdeş değildir. Bir işlem için verilen iznin diğer yasağı da kaldırdığı peşinen kabul edilmemelidir. [1]

Rekabet yasağı ile haksız rekabet aynı inceleme değildir

Rekabet yasağı belirli bir sıfat veya sözleşme nedeniyle kişiye getirilen sınırlamadır. Haksız rekabet ise TTK m.54–55 kapsamında ekonomik ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranışlarla ilgilidir. Özel bir rekabet yasağı bulunmayan eski ortak da ticari sırları hukuka aykırı kullanarak veya yanıltıcı açıklamalar yaparak haksız rekabetten sorumlu olabilir. Buna karşılık izin alınmadan yapılan her rekabet işlemi, ayrıca değerlendirme yapılmaksızın bütün haksız rekabet taleplerini doğurmaz.

Haksız rekabette şartlarına göre tespit, önleme, hukuka aykırı durumun ortadan kaldırılması ve kusur varsa zarar tazmini istenebilir. Bu taleplerin hak sahibi, ispat konusu ve zamanaşımı özel rekabet yasağından ayrı belirlenir. Şirketle rekabet izni, üçüncü kişilere karşı haksız rekabeti hukuka uygun kılmaz. [1]

Rekabet İzni Nasıl Verilir ve Kimler Oy Kullanamaz?

Anonim şirkette genel kurul izni

TTK m.396 bakımından izin makamı genel kuruldur. İzin kararında kişinin, faaliyetin, gerekiyorsa diğer şirketin, sürenin ve sınırların anlaşılabilir biçimde belirlenmesi; kararın hangi döneme ilişkin olduğunun gösterilmesi uyuşmazlığı azaltır. Yönetim kurulunun kendi içinde izin vermesi, genel kurul izni yerine geçmez.

İzin verilecek yönetim kurulu üyesi aynı zamanda pay sahibiyse, kendi lehine alınacak kararda TTK m.436/1 kapsamındaki oydan yoksunluk gözetilmelidir. Birden fazla üyeye izin verilecekse her biri bakımından oy hakkı ve nisap ayrı incelenmelidir. İbra oylamasındaki m.436/2 yasağını, rekabet iznindeki kişisel menfaat değerlendirmesiyle karıştırmak doğru değildir.

İznin varlığı, şirkete zarar veren her işlemi hukuka uygun hâle getirmez. Örneğin rakip şirkette görev alma izni verilmiş olması, şirketin gizli tekliflerinin veya müşteri verilerinin o şirkete aktarılmasına kendiliğinden izin sayılmaz. İzin metniyle özen, sır saklama ve haksız rekabet yükümlülükleri birlikte değerlendirilir. [1]

Limited şirkette çoğunluk kararı her zaman yeterli değildir

Limited şirket müdürü yönünden öncelikle şirket sözleşmesinde yasağı kaldıran veya sınırlandıran hüküm bulunup bulunmadığına bakılır. Böyle bir düzenleme yoksa diğer bütün ortakların yazılı izni aranır. Şirket sözleşmesi, bireysel yazılı onaylar yerine genel kurul onayını öngörebilir.

Genel kurul yolunun geçerli biçimde öngörüldüğü durumda TTK m.621/1-g uygulanır: Temsil edilen oyların en az üçte ikisi ile oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğu birlikte sağlanmalıdır. İzin verilecek kişi ortaksa kendi lehine kararda oy kullanamaz; m.619/3 dikkate alınır. Müdür olmayan ortağa ilişkin m.613/4 izninde de kanundaki yazılı onay ve şirket sözleşmesinin öngördüğü genel kurul alternatifi ayrımı korunur. [1]

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01.06.2022 tarihli, E.2021/1602, K.2022/4312 sayılı kararında çoğunluk, somut genel kurul kararının iptal edilmemesini onamıştır. Karşıoy ise şirket sözleşmesinde genel kurulun izin verebileceğine ilişkin düzenleme bulunmadığı için müdür yönünden diğer bütün ortakların yazılı izninin gerekli olduğunu savunmuştur. Karşıoydaki açıklama çoğunluğun gerekçesi gibi aktarılamaz. Bu görüş ayrılığı, izin işleminin sadece çoğunluk hesabına dayandırılmaması; şirket sözleşmesindeki yetkilendirmenin ve yazılı izinlerin ayrıca denetlenmesi gerektiğini göstermektedir. [6]

İhlal Hâlinde Şirket Hangi Taleplerde Bulunabilir?

Anonim şirkette seçimlik haklar şirkete aittir

TTK m.396 uyarınca şirket, ihlalden doğan zararın tazminini veya kanunun öngördüğü koşullarda işlemin şirket adına yapılmış sayılmasını ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete bırakılmasını isteyebilir. Seçim yetkisi, ihlalde bulunan üye dışındaki yönetim kurulu üyelerine aittir.

Tazminat isteniyorsa yalnız yasak faaliyet değil, zarar ve fiille zarar arasındaki ilişki de ortaya konulmalıdır. Rakip şirketin bütün cirosu, kendiliğinden zarar gören şirketin kaybı değildir. Yönlendirildiği ileri sürülen siparişler, gerçekleşme ihtimali, üretim kapasitesi, maliyetler ve elde edilebilecek kazanç somutlaştırılmalıdır.

İşlemin şirket adına yapılmış sayılması talebi de üçüncü kişiyle kurulan sözleşmenin bütün taraflarını otomatik olarak değiştiren bir işlem şeklinde sunulmamalıdır. Talebin ekonomik sonucu, elde edilen hak ve menfaatlerin devri ile üçüncü kişilerin hakları birlikte incelenir. Aynı ekonomik kayıp için seçimlik taleplerin üst üste eklenerek mükerrer tahsil sağlanması mümkün değildir. [1, 9]

Limited şirkette özel seçimlik hakların uygulanması tartışmalıdır

TTK m.626, yasağı düzenlerken ihlale özgü bütün seçimlik hakları tek tek saymamıştır. TTK m.644’te de m.396’ya açık gönderme bulunmaz. Öğretide m.396’daki seçimlik hakların kıyasen uygulanmasını savunan görüşlerle, genel sorumluluk hükümlerinden hareket edilmesini öne çıkaran görüşler bulunmaktadır. Murat Şahin, bu tartışmayı özellikle talep hakkı, taraf sıfatı ve zamanaşımı bakımından incelemektedir. [10]

Buna karşılık limited şirket müdürünün kusurlu davranışıyla şirkete verdiği zarar bakımından m.644/1-a’nın m.553 ve devamına yaptığı açık gönderme önemlidir. Dolayısıyla limited şirketlerde bütün talepleri doğrudan TTK m.396’ya ve üç aylık süreye bağlamak doğru değildir. Hangi talebin açık kanuni sorumluluk hükümlerine, hangisinin tartışmalı kıyasa veya ayrıca yapılmış sözleşmeye dayandığı belirlenmelidir. [1, 10]

Rekabet ihlali ayrıca müdürün görevden alınması veya yetkilerinin sınırlandırılmasını gerektirebilir. TTK m.630 uyarınca her ortak, haklı sebepler varsa mahkemeden yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını isteyebilir. Tazminat, görevden alma ve ortaklıktan çıkarma farklı sonuçlardır; rekabet iddiası kişinin paylarını kendiliğinden sona erdirmez. [1]

Ortak Kendi Adına Dava Açabilir mi?

Şirketin zarar görmesi, her ortağa şirketin bütün taleplerini kendi adına ileri sürme yetkisi vermez. TTK m.396’daki özel haklar şirketindir. TTK m.553 ve m.555 kapsamındaki sorumluluk davasında ise pay sahibi şirket zararının giderilmesini isteyebilir; ancak tazminatın kendisine değil şirkete ödenmesini talep eder. Limited şirkette bu hükümler m.644’ün göndermesiyle uygulanır. [1]

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.03.2026 tarihli, E.2025/4723, K.2026/1754 sayılı kararında, pay sahiplerinin rekabet yasağı ve haksız rekabet iddialarıyla açtığı davada aktif taraf sıfatının bulunmadığı yönündeki karar onanmıştır. İncelenen uyuşmazlıkta, yöneticinin genel sorumluluğuna dayanan davayı kuracak maddi vakıaların ileri sürülmediği de özellikle değerlendirilmiştir. [7]

Bu kararın uygulama açısından önemi, dava dilekçesine yalnız m.553 numarasının eklenmesinin yeterli olmamasıdır. Yöneticiye yüklenen somut davranış, ihlal edilen görev, zarar, nedensellik ve ödemenin kime yapılacağı açıkça kurulmalıdır. Bununla birlikte karar, pay sahibinin kanunda düzenlenen bütün sorumluluk davalarını açamayacağı şeklinde genişletilemez.

Şirketin temsilcisi aynı zamanda ihlalle suçlanan kişiyse menfaat çatışması da çözülmelidir. Diğer yetkili yöneticilerin karar ve temsil imkânı, organ değişikliği ve gerektiğinde yargısal temsil ihtiyacı somut olarak değerlendirilir. Tek başına ortak olmak, şirket adına vekâletname düzenleme yetkisi sağlamaz.

Rekabet Yasağı Davalarında Zamanaşımı Nasıl Hesaplanır?

Talebin hukuki dayanağıTemel süreBaşlangıç ve önemli ayrım
TTK m.396’daki özel haklarÜç ay ve her hâlde bir yılDiğer üyelerin ilgili işlem veya katılmayı öğrenmesi; üst süre işlemin veya katılmanın gerçekleşmesi
TTK m.553 ve devamına dayanan yönetici sorumluluğuİki yıl ve her hâlde beş yılZarar ve sorumlunun öğrenilmesi; üst süre zararı doğuran fiil
TTK m.56 kapsamındaki haksız rekabet davalarıBir yıl ve her hâlde üç yılHak sahibinin hakkın doğumunu öğrenmesi; üst süre hakkın doğumu
Ortaklık sözleşmesinden doğan, TBK m.147/4 kapsamındaki alacakBeş yılKural olarak alacağın muacceliyeti; sözleşmenin ve talebin niteliği ayrıca incelenir

TTK m.396’daki süreler zamanaşımıdır; hak düşürücü süre olarak adlandırılmamalıdır. İki süre birlikte değerlendirilir. Öğrenmeden itibaren üç ayın henüz dolmamış olması, olaydan itibaren bir yıllık sürenin dolmasının etkisini ortadan kaldırmaz. Yönetici sorumluluğu ve haksız rekabette ise kanundaki şartları varsa daha uzun ceza dava zamanaşımı uygulanabilir. [1]

Tek bir katılma işlemiyle tekrarlanan müşteri yönlendirmeleri aynı tarih üzerinden hesaplanmamalıdır. Her işlemin tarihi, öğrenme belgesi, devam eden davranışın niteliği ve hangi taleple bağlantılı olduğu ayrı belirlenir. Noter ihtarı gönderilmiş olması zamanaşımını kendiliğinden kesmez. Dava şartı arabuluculukta büroya başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur; bu durum bitmiş süreyi yeniden başlatmaz. [2, 4]

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.09.2024 tarihli, E.2023/4877, K.2024/6822 sayılı kararında, sözleşmesel rekabet yasağına dayanan uyuşmazlığa haksız rekabetin bir yıllık süresinin uygulanması doğru bulunmamış; ortaklık sözleşmesine bağlı beş yıllık süre değerlendirilmiştir. Ancak dava, dayanak yasağın rekabet hukuku bakımından geçersizliği ve somut olayın diğer özellikleri nedeniyle sonuçta reddedilmiştir. Sürenin dolmamış olması, sözleşmenin geçerli olduğu veya alacağın doğduğu anlamına gelmez. [8]

Görevden Ayrıldıktan Sonra Rekabet Yasağı Devam Eder mi?

Göreve bağlı yasak ile sözleşmesel yasak ayrılmalıdır

Yönetim kurulu üyeliğine veya müdürlüğe bağlı kanuni yasak, kural olarak ilgili sıfatın devamıyla sınırlıdır. Ancak görev sırasında gerçekleşen ihlalden doğmuş sorumluluk istifayla silinmez. Ortaklığın devam etmesi, şirket sözleşmesindeki ortaklara özgü yasağın sürmesini sağlayabilir. Şirket sırlarının hukuka aykırı kullanılması ve haksız rekabet de görev sona erdiği için serbest hâle gelmez. [1, 9]

Görev sonrasına ilişkin sözleşme hazırlanırken korunacak menfaat, yasaklanan faaliyet, müşteri veya ürün alanı, coğrafi kapsam ve süre belirlenmelidir. Bütün meslek hayatını veya şirketin hiçbir ilgisi bulunmayan sektörleri kapsayan hükümler, kişilik hakları ve sözleşme özgürlüğünün sınırları bakımından sorun doğurur. Geçersiz bir yasağa yüksek ceza koşulu eklenmesi, yasağı geçerli hâle getirmez. [2]

Ayrıca ortakları farklı pazarlarda rekabet etmemeye zorlayan düzenlemeler, somut koşullarına göre 4054 sayılı Kanun bakımından da incelenebilir. Yargıtayın yukarıdaki 2024 tarihli kararı, şirket sözleşmesinde yer almanın rekabeti sınırlayıcı bir hükmü kendiliğinden korumadığını göstermektedir. Her rekabet yasağı aynı nedenle geçersiz değildir; hükmün işlevi ve ekonomik etkisi belirleyicidir. [5, 8]

İşçi için iki yıllık ölçüt bütün yöneticilere otomatik uygulanmaz

TBK m.444–447, hizmet ilişkisi sonrasındaki işçi rekabet yasağına ilişkindir. Yazılı anlaşma yanında, işçinin müşteri çevresi veya iş sırları hakkında bilgi edinme imkânı ve bu bilgilerin kullanılmasının işverene önemli zarar verebilecek nitelikte olması gerekir. Yer, süre ve iş türü bakımından ölçülülük aranır; özel durum ve koşullar dışında iki yıllık sınır uygulanır. İşverenin yasağın sürmesinde gerçek yararının kalmaması ve kanunda belirtilen fesih sebepleri yasağı sona erdirebilir. [2]

Şirket organı olan müdürün ilişkisi ise her zaman iş sözleşmesi değildir. Bu nedenle iki yıllık süre, bütün eski ortak ve yöneticiler için mutlak kanuni üst sınır olarak sunulamaz. Organ ilişkisi, hizmet ilişkisi ve pay devrine eşlik eden sözleşmesel yasak ayrı değerlendirilmelidir. İşçi hükümlerinin doğrudan veya kıyasen uygulanması ihtimali de bu hukuki nitelendirmeye bağlıdır.

İspat, Arabuluculuk ve Geçici Koruma Nasıl Planlanır?

Hangi belgeler birlikte incelenmelidir?

İncelenecek meseleÖnem taşıyan belge ve kayıtlar
Sıfat ve dönemAtama ve görevden alma kararları, istifa bildirimi, sicil kayıtları, pay devir belgeleri
Yasağın kapsamı ve izinŞirket sözleşmesinin ilgili tarihteki sürümü, yazılı onaylar, genel kurul tutanağı ve oy hesabı
Fiilî rekabetTeklifler, sözleşmeler, faturalar, müşteri yazışmaları, görev ve finansman bağlantıları
Zarar ve nedensellikSipariş geçmişi, maliyet ve kâr kayıtları, iptal edilen işler, kapasite ve alternatif nedenler
Süre başlangıcıÖğrenmeyi gösteren yazışma, toplantı kaydı, teslim veya bildirim belgesi

Bir müşterinin başka şirketle çalışması, tek başına hukuka aykırı yönlendirme kanıtı değildir. Fiyat, kalite, teslim gecikmesi veya müşterinin bağımsız tercihi de değerlendirilmelidir. Aynı şekilde rakip şirketin büyümesi tek başına zarar hesabı yerine geçmez. İddia ve savunma, somut işlem ve dönem üzerinden kurulmalıdır.

Elektronik kayıtların hukuka uygun elde edilmesi önemlidir. Yetkisiz biçimde kişisel e-posta veya özel hesaplara girilmesi, delilin kullanılabilirliğini ve ayrıca sorumluluğu etkileyebilir. HMK m.189/2 hukuka aykırı delillerin değerlendirilmesini engeller. Kaybolma riski bulunan kayıtlar bakımından HMK m.400 ve devamı uyarınca delil tespiti; mahkemeden ticari defter ve belirli belgelerin getirtilmesi değerlendirilebilir. [3]

Görevli mahkeme ve arabuluculuk

Şirket organlarının TTK’dan doğan rekabet yasağı ve sorumluluğu uyuşmazlıkları ticari dava niteliğindedir; kural olarak asliye ticaret mahkemesinde görülür. Yetki, talebin niteliğine göre belirlenir. Yönetici sorumluluğunda şirket merkezi bakımından TTK m.561; ortaklık ilişkisiyle sınırlı davalarda HMK m.14/2 ve diğer ilgili hükümler birlikte incelenir. [1, 3]

Konusu bir miktar para olan ticari alacak ve tazminat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir. Yalnız fiilin tespiti veya faaliyetin önlenmesi talebi, sırf ticari uyuşmazlık olduğu için otomatik olarak parasal dava şartına girmez. Birlikte ileri sürülen taleplerin her biri ve varsa tahkim kaydı ayrıca değerlendirilmelidir. İşçilik ilişkisine dayanan uyuşmazlıklarda görev ve dava şartı incelemesi de kendi rejimine göre yapılır. [1, 4]

Tedbir talebi rekabetin bütününü durdurmayı amaçlamamalıdır

Dava açılması rakip faaliyeti kendiliğinden durdurmaz. HMK m.389 ve devamı, haksız rekabet yönünden ayrıca TTK m.61 kapsamında geçici koruma istenebilir. Kullanıldığı somutlaştırılan gizli dosyalar, belirli yanıltıcı açıklamalar veya hukuka aykırı yönlendirilen işlerle bağlantılı, ölçülü bir talep kurulmalıdır. Bütün işletmenin belirsiz süre kapatılması şeklindeki talep, yaklaşık ispat ve menfaat dengesi yönünden sorun yaratır. [1, 3]

Tedbir kararının uygulanması, kararın isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmelidir. Dava öncesi tedbirde, uygulamanın talep edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas dava açılıp ilgili belge uygulayan memura sunulmalıdır. Dava şartı arabuluculuğun bu ikinci süreye etkisi HUAK m.18/A/16’da düzenlenmiştir; arabuluculuk başvurusunun bütün tedbir sürelerini durdurduğu varsayılmamalıdır. Teminat, bilirkişi giderleri, harç ve haksız tedbirden doğabilecek sorumluluk da baştan değerlendirilmelidir. [3, 4]

Sonuç

Şirketlerde rekabet yasağı, kişinin sıfatı ve talebin hukuki dayanağı belirlenmeden uygulanamaz. Anonim şirkette pay sahibiyle yönetim kurulu üyesi; limited şirkette ortakla müdür; görev sırasındaki kanuni yasakla görev sonrasındaki sözleşmesel sınırlama ayrı tutulmalıdır. Geçerli izin, uygun oy hesabı ve açık faaliyet sınırları uyuşmazlığı önleyebilir. İhlal gerçekleştiğinde ise şirketin hakkı, ortağın dava imkânı, ispatlanabilir zarar ve uygulanacak süre birlikte kurulmalıdır. Hangi talebin kimin tarafından ileri sürüleceği belirlenmeden başlatılan süreç, güçlü görünen bir rekabet iddiasının esasına girilemeden sonuçlanmasına yol açabilir.

İlgili yazılar: Pay Sahipleri Sözleşmesi: Oy, Birlikte Satış ve Çıkış; Şirket Adına Yetkisiz İmza ve İşlem: Hukuki Sonuçları; Limited Şirket Müdürünün Azli ve Yetki Sınırlandırılması; Şirket Müdürü ve Yönetim Kurulunun Sorumluluğu ve Tazminat.

Sıkça Sorulan Sorular

Limited şirket ortağı başka bir şirket kurabilir mi?

Müdür olmayan ortak bakımından şirket sözleşmesindeki rekabet yasağı incelenir. Böyle bir hüküm bulunmaması, şirket sırlarını kullanma veya şirket çıkarlarını hukuka aykırı zedeleme serbestisi sağlamaz. Kişi aynı zamanda müdürse TTK m.626 ayrıca uygulanır.

Anonim şirket yönetim kurulu üyesi rakip şirkette pay alabilir mi?

Yalnız sınırlı sorumlu pay sahipliği ile rakip işletmeyi yönetmek veya onun hesabına işlem yapmak farklıdır. Pay edinmenin ötesindeki faaliyet ve varsa genel kurul izni değerlendirilmelidir.

Limited şirkette yüzde 51 çoğunluk rekabet izni vermeye yeter mi?

Tek başına yeterli değildir. Önce şirket sözleşmesinin izin usulü incelenir. Diğer bütün ortakların yazılı izninin arandığı durumda çoğunluk kararı onun yerine geçmez. Genel kurul yolunda da m.621’deki özel nisap ve oydan yoksunluk gözetilir.

Rekabet izni verilen kişi ticari sırları kullanabilir mi?

İzin, ticari sırların sınırsız kullanılmasına veya paylaşılmasına kendiliğinden yetki vermez. Limited şirkette sır saklama yükümlülüğü şirket sözleşmesi veya genel kurul kararıyla kaldırılamaz.

Ortak, şirketin kaybettiği kârı kendi hesabına isteyebilir mi?

Şirket zararı için açılan TTK m.555 kapsamındaki sorumluluk davasında ödeme şirkete istenir. Ortağın doğrudan kişisel zararı bulunduğu iddiası ayrı olgu ve hukuki sebebe dayanmalıdır.

Rekabet yasağında dava açma süresi her zaman üç ay mı?

Hayır. Üç aylık ve bir yıllık süreler TTK m.396’daki özel haklara ilişkindir. Yönetici sorumluluğu, haksız rekabet ve sözleşmesel alacakların süreleri farklı olabilir; limited şirkette kıyasen uygulama tartışması da dikkate alınmalıdır.

Müdürlükten istifa geçmiş ihlalleri ortadan kaldırır mı?

Hayır. Görev sırasında doğan sorumluluk devam eder. Görev sonrasındaki yeni faaliyetler için ise devam eden ortaklık yükümlülükleri, geçerli sözleşme ve haksız rekabet hükümleri ayrı incelenir.

Kaynakça

  1. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, özellikle m.4–5/A, 54–61, 340, 369, 395–396, 436, 480, 553, 555, 560–561, 613, 619, 621, 626, 630 ve 644. Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı.
  2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, özellikle m.26–27, 146–149, 154, 179–182, 393, 396 ve 444–447. Adalet Bakanlığı mevzuat metni.
  3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m.14, 189–190, 219–222, 389–400. Adalet Bakanlığı mevzuat metni.
  4. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, özellikle m.18/A/15–18. Adalet Bakanlığı mevzuat metni.
  5. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun, m.4 ve 56. Rekabet Kurumu, kanun metni.
  6. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 01.06.2022, E.2021/1602, K.2022/4312; çoğunluk ve karşıoy. De Jure karar metni.
  7. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 26.03.2026, E.2025/4723, K.2026/1754. De Jure karar metni.
  8. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 26.09.2024, E.2023/4877, K.2024/6822. De Jure karar metni. De Jure bağlantıları için hesapla erişim gerekebilir.
  9. Pınar Aşık, “Anonim Şirketlerde Rekabet Yasağı (TTK m.396)”, Ankara Barosu Dergisi, 2017/4, s.163–202; özellikle kişi, faaliyet ve zaman bakımından kapsam ile ihlalin sonuçları. Makale metni.
  10. Murat Şahin, “Limited Şirket Müdürlerinin Rekabet Yasağına Aykırı Davranışlarında Dava Haklarının Kullanılması”, Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2021, sayı 42, s.334–349, DOI:10.30794/pausbed.795268; özellikle s.339–346. Makale metni.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları