Devlete veya kamu politikalarına yöneltilen ağır eleştiri, yalnız sert veya tek taraflı olması nedeniyle terör örgütü propagandası sayılamaz. Buna karşılık bir terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren, öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden açıklamalar farklı bir ceza hukuku incelemesine tabidir. Suçun unsurlarıyla somut söz veya eylem arasında açık ilişki kurulmalıdır.
Bu makale, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesini ve Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019 kararını esas alır. Anayasal koruma, açıklamanın içeriğini benimsemekle aynı şey değildir. Kararın hükmü ve çoğunluk gerekçesi, karşıoylardan ve yazar değerlendirmesinden ayrı tutulmuştur.
Propaganda suçunda hangi hukuki unsur araştırılır?
3713 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasında, örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleriyle bağlantılı propaganda düzenlenmektedir. Meşru gösterme, övme ve teşvik etme biçimleri somut açıklamayla ilişkilendirilmelidir. Salt örgütün adının geçmesi veya kamu makamlarının eleştirilmesi, bu incelemenin yerine geçmez.
Kanunda bazı davranışlara ilişkin ayrıca özel hükümler de bulunmaktadır. Bu nedenle bütün dosyalar yalnız tek bir cümleye indirgenerek değerlendirilemez. İsnadın hangi fiile ve hangi hükme dayandığı açıkça belirlenmelidir. Haber aktarımı, eleştiri, slogan, görsel paylaşımı ve diğer davranışlar kendi bağlamlarında incelenir.
2019 yılında eklenen düzenleme, haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağını belirtmektedir. Bu güvence, başlığa “haber” yazılmasıyla bütün içeriğin koruma kazanması anlamına gelmez. Açıklamanın gerçek işlevi ve kanuni unsurlarla ilişkisi değerlendirilir.
Örgüt üyeliği, suç övgüsü ve propaganda aynı mıdır?
Hayır. Farklı suçların unsurları ve ispat konuları ayrıdır. Bir paylaşım nedeniyle propaganda isnadı bulunması, kişinin örgüt üyeliğinin de otomatik olarak kanıtlandığı anlamına gelmez. Aynı şekilde bir açıklamanın belirli suç bakımından yeterli bulunmaması, başka bir hukuki iddianın hiçbir koşulda incelenemeyeceğini göstermez.
Hukuki nitelendirme: Suç adı, olayın açıklaması değildir. Hangi sözün, hangi bağlamda, hangi kanuni hareketi oluşturduğu gösterilmelidir. Mahkûmiyet gerekçesi bu bağlantıyı denetlenebilir kılmalıdır. Genel siyasi kanaat veya kişinin kimliği, fiilin unsurlarının yerine geçirilemez.
Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri kararında ne incelendi?
Başvurucular, imzaladıkları bir bildiri nedeniyle terör örgütü propagandası suçundan cezalandırılmalarının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür. AYM, bildirinin sert, tek taraflı ve rahatsız edici niteliğini tartışmış; bununla birlikte hangi ifadelerin örgütün şiddet yöntemlerini meşru gösterdiğinin veya teşvik ettiğinin ortaya konulup konulmadığını incelemiştir.
Karar, kamu güvenliği ve terörle mücadele ihtiyacını yok saymamaktadır. İncelemenin odak noktası, bu meşru amaçla ifade özgürlüğüne müdahalenin somut gerekçesi arasındaki ilişkidir. Bildirinin eleştirel içeriğine katılmak ile ifade özgürlüğü kapsamında korunabileceğini kabul etmek farklıdır (§§ 123–126).
Karardan doğrudan alıntı
“propaganda sonucuna ulaşılabilmesi için isnat edilen suçun ögeleri ile eylem arasında nesnel ve doğrudan bir ilişki kurulmalı”
Alıntının yeri: AYM, Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 117. Cümlenin ilgili kısmı aynen aktarılmıştır.
AYM, derece mahkemelerinin bildirinin hangi surette şiddet ve tehdit yöntemlerini meşru gösterdiği, övdüğü veya bunlara başvurmayı teşvik ettiği konusunda yeterli değerlendirme yapmadığını belirtmiştir (§§ 120–122). Açıklamalara dolaylı ve öznel anlamlar yüklenmesi, kanuni unsurla bağlantı kurmanın yerine geçmemelidir.
AYM'nin hükmü ve karşıoyların yeri
AYM'nin hükmü: Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine oyçokluğuyla karar verilmiştir. İhlalin sonuçlarının giderilmesi için ilgili mahkemelerde yeniden yargılama ve başvuruculara manevi tazminat öngörülmüştür. Kabul edilebilirlik kararı ile esas hakkındaki oylama sonucu farklıdır; ihlal hükmü oybirliğiyle verilmemiştir.
Kararda karşıoylar bulunmaktadır. Bunlar olayın bağlamı ve müdahalenin değerlendirilmesi bakımından farklı görüşleri içerir. Ancak karşıoy gerekçesi, Mahkemenin çoğunlukla benimsediği gerekçe veya hüküm gibi aktarılamaz. Karar hakkında yazarken hangi cümlenin çoğunluğa, hangisinin karşıoya ait olduğu belirtilmelidir.
Değerlendirmemiz: Kararın uygulamadaki değeri, belirli kelimeleri her durumda serbest veya yasak ilan etmesinde değildir. İsnadın unsurlarının tek tek ve somut açıklamayla ilişkilendirilmesini zorunlu kılmasındadır. Bu yöntem, hem ifade özgürlüğünün korunmasını hem ceza kararının denetlenebilirliğini sağlar.
Açıklamanın bağlamı neden belirleyicidir?
Metnin bütünü ve açıklamanın amacı
Bir cümle, öncesi ve sonrasından ayrıldığında farklı anlam kazanabilir. Haber içinde aktarılan slogan, sloganın desteklenmesiyle aynı değildir. Eleştiri amacıyla gösterilen bir görsel de her durumda görseldeki mesajın benimsendiğini göstermez. Açıklama, kaynak ve yorum arasındaki ilişki incelenmelidir.
Kişinin sonradan açıkladığı niyet tek başına yeterli olmayabilir; dışa yansıyan içerik de değerlendirilir. Buna karşılık yalnız en olumsuz anlamı seçerek başka makul yorumları dışlamak da gerekçelendirme sorunu doğurabilir. Dil, bağlam, paylaşım zinciri ve hitap edilen kitle birlikte ele alınmalıdır.
Yer, zaman, muhatap kitle ve olası etki
Açıklamanın yapıldığı dönem, devam eden olaylar, konuşmacının rolü ve mesajın ulaştığı çevre önem taşıyabilir. Şiddete yöneltme iddiası, metnin içeriğiyle ve koşullarla ilişkilendirilmelidir. Her olayda fiilen şiddet gerçekleşmesi gerektiği şeklinde genel bir sonuç kurulamaz; kanuni unsur ve tehlike değerlendirmesi somutlaşmalıdır.
Kamusal tartışmanın sertliği, tek başına ceza gerekçesi değildir. Öte yandan şiddet yöntemlerini meşrulaştıran açıklamanın eleştiri etiketiyle sunulması da bu niteliğini ortadan kaldırmaz. Belirleyici olan, dışa yansıyan mesajın ve kanuni hareketin gerekçeli değerlendirilmesidir.
Akademik açıklama, haber ve siyasi eleştiri nasıl ayrılır?
Akademisyenlerin kamusal konularda düşünce açıklaması ifade özgürlüğünün parçasıdır. Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri kararında akademik özgürlükle bağlantı ayrıca değerlendirilmiştir (§§ 110–113). Ancak akademik unvan, açıklamanın bütün hukuki incelemelerden bağışık olması anlamına gelmez.
Gazetecilik faaliyetinde ise açıklamanın haber değeri, sunuş biçimi ve şiddeti benimseyip benimsemediği önemlidir. Örgüte ait bir açıklamanın haberleştirilmesi ile örgütün yöntemlerinin övülmesi aynı olgu değildir. Bu ayrım, başlık ve görsel dâhil yayının bütününden hareketle yapılmalıdır.
Siyasi eleştiri, kamu makamlarının uygulamalarını ağır ifadelerle sorgulayabilir. Mahkemenin açıklamayı yanlış, haksız veya tek taraflı bulması, tek başına propaganda suçunun unsurlarını oluşturmaz. AYM'nin denetimi, siyasi görüşün doğruluğunu oylamak yerine temel hakka müdahalenin anayasal koşullarına yönelir.
Dijital paylaşımlarda delil ve aidiyet nasıl değerlendirilir?
Hesabın kime ait olduğu, paylaşımın kim tarafından yapıldığı, içeriğin tarihi ve bütünlüğü araştırılmalıdır. Ekran görüntüsü önemli olabilir; ancak değiştirilebilirlik, eksik bağlam ve hesap benzerliği gibi iddialar somut olayda değerlendirilmelidir. Hesap aidiyeti kabul edilmişse uyuşmazlığın odağı içeriğin hukuki niteliğine kayabilir.
Yeniden paylaşım, beğeni, yorum ve özgün içerik üretimi aynı davranış değildir. Her birinin ne anlama geldiği ve hangi kanuni fiille ilişkilendirildiği açıklanmalıdır. Çok sayıda paylaşım varsa mahkûmiyete esas alınanların tarih ve içeriği belirlenebilir olmalıdır; belirsiz bir toplu atıf denetimi güçleştirir.
Savunmada tam paylaşım dizisi, haberin özgün kaynağı, ilgili tarihsel bağlam ve açıklamanın amacı gösterilebilir. Delil toplamak için başkasının hesabına izinsiz erişmek veya kayıtları değiştirmek hukuka uygun yöntem değildir. Özgün kayıtların korunması ve usulüne uygun sunulması önemlidir.
Soruşturma, yargılama ve bireysel başvuruda neye dikkat edilmelidir?
İddianamede veya karar gerekçesinde hangi ifadenin hangi unsurla ilişkilendirildiği incelenmelidir. Savunma, yalnız genel ifade özgürlüğü cümleleriyle sınırlı bırakılmamalı; meşru gösterme, övme veya teşvik iddiasına içerik ve bağlam düzeyinde cevap vermelidir. İlgili özel fiil düzenlemesi ileri sürülmüşse onun koşulları ayrıca tartışılmalıdır.
Soruşturma ve kovuşturmada müdafi yardımı, delile itiraz, gerekçeli karar ve kanun yolu güvenceleri önemlidir. Tutuklama gibi koruma tedbirleri varsa bunların koşulları suçun esasıyla aynı inceleme değildir. Suçun isnat edilmesi, bütün koruma tedbirlerinin otomatik olarak gerekli olduğu anlamına gelmez. Bu tür soruşturmalarda uygulanan adli kontrol yükümlülüklerinin ifade özgürlüğü yönünden denetimi adli kontrol ve ifade özgürlüğü yazısında incelenmiştir.
AYM'ye bireysel başvuru etkili yollar tüketildikten sonra kural olarak nihai kararın öğrenilmesinden itibaren otuz gün içinde yapılır. Başvuruda mahkemelerin hangi esaslı itirazı cevapsız bıraktığı ve kanuni unsurla açıklama arasındaki ilişkiyi neden kuramadığı gösterilmelidir. AYM, her delili baştan tartan sıradan bir temyiz mercii değildir. Toplantı ve ifade faaliyetlerinin örgüt üyeliği dosyasında delil olarak değerlendirilmesi ifade ve toplantı faaliyetleri örgüt üyeliği suçunda nasıl değerlendirilir yazısında incelenmiştir.
İhlal kararı verilmesi durumunda giderim, hükümde gösterilen yola göre uygulanır. Yeniden yargılama, ihlal nedenlerini ortadan kaldırmayı amaçlar. Karardaki tarihsel tazminat miktarı, sonraki dosyalar için sabit tarife veya başarı garantisi olarak kullanılamaz.
Konunun ayrıntıları için AYM kararlarıyla nitelikli haklar, ifade özgürlüğü ve hakaret arasındaki sınır ve suç ve cezaların kanuniliği ilkesi yazılarımıza da bakabilirsiniz. Büromuzun bu alandaki çalışmaları için Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvuruları sayfasına bakabilirsiniz.
Sonuç
Propaganda ile eleştiri arasındaki sınır, suçun unsurları ve somut açıklama arasında kurulan nesnel ilişkiyle belirlenir. Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri kararı, sert veya kabul görmeyen düşüncenin tek başına cezalandırma gerekçesi olamayacağını göstermektedir. Şiddet yöntemleriyle bağlantı, bağlam ve gerekçe açıkça ortaya konulmalı; çoğunluk hükmü, karşıoy ve yazar yorumu birbirinden ayrılmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Devletin güvenlik politikasını eleştirmek tek başına propaganda mıdır?
Hayır. Açıklamanın kanundaki somut unsurlarla ilişkisi gösterilmelidir. Sertlik veya tek taraflılık tek başına bu ilişkiyi kurmaz.
Bir örgütün adının geçmesi suç için yeterli midir?
Tek başına böyle bir sonuç çıkarılamaz. İçerik, bağlam ve isnat edilen kanuni davranış incelenmelidir. Kanundaki özel fiil düzenlemeleri varsa ayrıca değerlendirilir.
Haber aktarımı ile propaganda aynı şey midir?
Hayır. Haber verme amacı, sunuş biçimi ve mesajın benimsenip benimsenmediği önemlidir. Haber etiketi de içeriğin hukuki niteliğini tek başına belirlemez.
Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri kararı oybirliğiyle mi verildi?
İhlal hükmü oyçokluğuyla verilmiştir. Kabul edilebilirlik kararı ve esas hakkındaki oylama sonucu birbirine karıştırılmamalıdır.
İfade özgürlüğü kapsamında koruma, açıklamanın doğru bulunduğu anlamına mı gelir?
Hayır. Bir açıklamanın anayasal olarak korunması, Mahkemenin o açıklamayı benimsediği anlamına gelmez. İnceleme, müdahalenin hukuki koşullarına ilişkindir.
Kaynakça
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m.13, 26, 27, 28 ve 38.
- 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, m.7; 6459 ve 7188 sayılı kanunlarla yapılan ilgili değişiklikler.
- AYM, Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, özellikle §§ 108–126, hüküm ve karşıoylar; bağlantı oturum gerektirebilir.
- Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat ve İçtihat, m.7/2 değişikliklerini aktaran karar metni, 2019 tarihli haber verme ve eleştiri güvencesi.
- 6216 sayılı Kanun, m.45–50.
- AYM, Nitelikli Haklar: Karar Özetleri, Haziran 2025, ifade özgürlüğü ve terör propagandası bölümleri.