Ceza davasında ilk duruşma, sanığın kimliğinin belirlendiği, suçlamanın anlatıldığı, haklarının hatırlatıldığı ve hazırsa sorgusunun yapıldığı oturumdur. Deliller tartışılabilir, tanıklar dinlenebilir, tutukluluk veya adli kontrol hakkında karar verilebilir. Dosya hüküm vermeye elverişliyse yargılama ilk duruşmada da sonuçlanabilir. Bu nedenle hazırlık; ne söyleneceği kadar, hangi belgenin inceleneceğini, hangi delilin isteneceğini ve hangi usul hakkının ne zaman kullanılacağını da kapsar. CMK m.175–177, 190–193, 206–223
Bu rehber, Türkiye’de genel ceza muhakemesi usulüne göre görülen asliye ceza ve ağır ceza davalarında sanık ve müdafii açısından hazırlanmıştır. Mağdur ve katılanın konumu farklıdır. Duruşma yapılmadan karar verilebilen özel usuller ile çocuklara özgü yargılama kuralları ayrıca değerlendirilmelidir. Bir dosyanın ilk oturumu ile sanığın başka yerde daha önce sorgulanmış olması da aynı durum değildir; hazırlık dosyanın mevcut aşamasına göre yapılır.
İlk duruşma öncesinde iddianame ve dosya nasıl incelenir?
İddianamenin kabulüyle kamu davası açılır ve kovuşturma başlar. Kabul, suçun işlendiğinin ispatlandığı veya mahkûmiyetin kesinleştiği anlamına gelmez. Mahkeme, duruşmada ortaya konulan hukuka uygun delilleri değerlendirerek karar verir. İlk duruşma hazırlığı, soruşturma sırasında yapılan açıklamaların tekrarından ibaret tutulmamalıdır. İddianamedeki kişi, fiil ve delil bağlantısı yeniden incelenmelidir. CMK m.175, 217, 223
Suçun adı kadar isnat edilen fiil önemlidir
Önce olay tarihi, yeri, sanığa yüklenen davranış, mağdur ve uygulanması istenen kanun maddeleri belirlenir. Birden çok sanık veya suç varsa her kişi ve fiil için ayrı değerlendirme yapılır. Bir başkasına ait telefon, banka işlemi veya tanık anlatımının sanıkla nasıl ilişkilendirildiği sorulur. İddianamedeki hukuki nitelendirme mahkemeyi bağlamaz; ancak hüküm, iddianamede unsurları gösterilen fiil ve fail hakkında verilebilir. Nitelendirme değişikliği ise ek savunma güvencelerini gündeme getirir. CMK m.225–226
Uygulanabilir bir çalışma, kısa olay çizelgesiyle başlar: Hangi olay kabul ediliyor, hangisi reddediliyor, hangi konuda bilgi bulunmuyor? Ardından suçun tartışmalı unsuru belirlenir. Örneğin bir işlemin yapılmış olmasıyla o işlemin sanık tarafından ve gerekli kastla yapılması ayrı sorulardır. Savunma yalnız genel bir inkâr cümlesine sıkıştırıldığında bu ayrımlar dosyada görünmez kalabilir. Buna karşılık gereksiz varsayımlar veya doğruluğu bilinmeyen ayrıntılar da savunmaya eklenmemelidir.
Dosyaya erişim ve avukatla görüşme
Müdafi, iddianamenin kabulünden itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altındaki delilleri inceleyebilir; tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız alabilir. Soruşturmadaki bir kısıtlama kararı, bu aşamadaki inceleme hakkını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. UYAP’taki belge listesi ile gerçekten açılabilen ekler karşılaştırılmalıdır. Bir raporun bulunması, rapora esas görüntü veya dijital verinin de erişilebilir olduğu anlamına gelmeyebilir. CMK m.153/4
Eksik ek, açılamayan kayıt veya okunamayan belge varsa hangi dosyanın neden incelenemediği belirtilerek erişim talep edilir. Bunun savunma hazırlığına etkisi ve gereken süre açıklanır. Tutuklu sanığın müdafiiyle gizli görüşme imkânı da hazırlığın parçasıdır. Avukatın yalnız duruşma günü bulunması, önceden dosya incelemesi ve görüşme gereğini ortadan kaldırmaz. Müdafi yardımının kapsamı için ceza davalarında avukatın rolü başlıklı açıklamaya da bakılabilir. CMK m.149, 154
Tebligat ve savunma hazırlığı süreleri
İddianame, çağrı kâğıdıyla birlikte sanığa tebliğ edilir. Çağrı kâğıdının tebliği ile duruşma günü arasında en az bir hafta bulunmalıdır. Bu süreye uyulmamışsa sanığa duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı hatırlatılır. Duruşma tarihinin telefon, kısa mesaj veya elektronik iletişimle bildirilmesi, kanundaki çağrı kâğıdına bağlanan sonuçları tek başına doğurmaz. Tebliğ belgesi, gönderim tarihi ve hukuken geçerli tebliğ tarihi birbirinden ayrılmalıdır. CMK m.176, 190/2
Bir haftanın geçmesi her dosyada yeterli hazırlık demek değildir
Kanuni asgari süre ile somut dosyada savunmayı gerçekten hazırlamak için gereken zaman aynı ölçüt değildir. Çok sayıda sanık, kapsamlı teknik rapor, yeni açılan dijital kayıt veya yeni görevlendirilen müdafi daha fazla hazırlık gerektirebilir. Süre talebinde dosyanın hacmini söylemekle yetinilmemeli; incelenecek belge ve yapılacak çalışma açıklanmalıdır. Öğretide de gerekli zamanın dosyanın karmaşıklığı, tutukluluk, müdafi yardımı ve yargılamanın aşamasıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Erdoğan, s.1471–1476
| İşlem | Süre veya aşama | Kontrol edilecek husus |
|---|---|---|
| Çağrı kâğıdı ve duruşma | Arada en az bir hafta | Tebliğ kaydı; süre eksikse ara isteme hakkı |
| Savunma tanığı, bilirkişi çağrısı ve diğer delil talepleri | Duruşmadan en az beş gün önce | Talepte ispatlanacak olayın belirtilmesi |
| Yer itibarıyla yetkisizlik iddiası | İlk derece mahkemesinde sorgudan önce | Yetki dayanağı ve dosyanın gönderileceği yer |
| Ek savunma hazırlığı | CMK m.226 koşullarında istem üzerine | Yeni nitelendirme veya artırıcı durum ve hazırlık ihtiyacı |
| İstinafa açık hüküm | Gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki hafta | 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar için güncel rejim |
Tablodaki süreler farklı işlemlere aittir. Gün ve hafta hesabında CMK m.39; istinaf bakımından m.273 ve geçici m.6 birlikte incelenir. Delil bildirimindeki beş günlük düzenleme, sonradan ileri sürülen delilin yalnız gecikme gerekçesiyle reddedilebileceği anlamına gelmez; bu ayrım aşağıda açıklanmaktadır. CMK m.18, 39, 177, 207, 226, 273 ve geçici m.6
Gerçek karar: Hazır olduğunu bildiren sanığın süre şikâyeti
AYM, Abdullah Sabri Kocaman, B. No: 2013/4030, 16.10.2014 kararında, yakalama sonrasında açılan oturumda sanığın süre hakkı hatırlatıldığı hâlde ilave süre istememesi, müdafii huzurunda savunmaya hazır olduğunu bildirmesi ve sonraki oturumlarda da savunma yapması birlikte değerlendirildi. Savunma için zaman tanınmadığı şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun bulunarak kabul edilemez sayıldı. Bu, her erken sorgunun hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Hazırlık eksikse hangi işlemin yapılamadığı ve neden süre istendiği açıkça kayda geçirilmelidir. Karar §§40–52
İlk duruşmaya katılmak zorunlu mu?
Kural, sanığın hazır bulunmasıdır. Geçerli neden olmaksızın gelmeyen sanık hakkında, kanuni istisnalar saklı kalmak üzere zorla getirme kararı verilir. Sadece avukat göndermek veya mazeret dilekçesi sunmak, duruşmaya katılma yükümlülüğünü kendiliğinden kaldırmaz. Hastalık veya başka ciddi engel varsa bunun duruşmaya katılımı nasıl önlediği belgeyle açıklanmalı ve mahkemenin kararı takip edilmelidir. CMK m.193, 197, 199
Yoklukta yargılama ve duruşmadan bağışık tutulma
CMK m.193/2, sanık sorgulanmamış olsa bile toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışındaki bir karar gerektiğinde davanın yoklukta bitirilebilmesine imkân verir. Bu hüküm, bütün mahkûmiyet dışı kararlar için sınırsız izin şeklinde okunmamalıdır. Yalnız adli para cezası veya müsadere gerektiren suçlarda CMK m.195’in özel çağrı koşulları da ayrı bir istisnadır. CMK m.193, 195
Sorgusu yapılmış sanık, kendi istemi veya bu konuda yetkilendirdiği müdafiin istemi üzerine duruşmadan bağışık tutulabilir. Bunun için mahkeme kararı gerekir. İstinabe yoluyla, yani başka yerdeki yargı mercii aracılığıyla sorgu ile SEGBİS üzerinden katılım farklı yöntemlerdir. İstinabede alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis gerektiren suçlar yönünden CMK m.196/2’deki sınırlama; görüntülü ve sesli katılımda ise m.196/4’teki zorunluluk koşulu değerlendirilir. CMK m.196
SEGBİS, tercüman ve katılımın etkili olması
Uzaktan katılımda sanığın konuşulanları duyabilmesi, görüntüyü izleyebilmesi, müdafiiyle görüşebilmesi ve açıklama yapabilmesi önemlidir. Bağlantı kesilmesi veya delilin ekranda gösterilememesi gibi sorunlar, hangi işlemi etkilediği belirtilerek tutanağa geçirilmelidir. Fiziken hazır bulunma talebi de somut gerekçeleriyle sunulmalıdır; SEGBİS kararı ile duruşmadan bağışık tutulma kararı birbirinin yerine geçmez. CMK m.147, 196, 219–221
Meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmeyen sanık için tercüman görevlendirilir; bu kapsamda tercüman gideri Devlet Hazinesine aittir. Türkçe bildiği hâlde kendisini daha iyi ifade ettiğini belirttiği başka dilde, kanunun belirlediği aşamalarda savunma yapmak isteyen kişinin durumu CMK m.202/4 kapsamında ayrıca düzenlenmiştir ve gider rejimi farklıdır. Yabancı vatandaşlık tek başına hangi hükmün uygulanacağını belirlemez. Çeviride hata iddiası varsa hatalı ifade ve doğru anlam hemen açıklanmalıdır. CMK m.202, 324/5
İlk duruşmada hangi işlemler yapılır?
Duruşmanın başında sanık, müdafi, çağrılan tanık ve bilirkişilerin hazır olup olmadığı belirlenir. İddianamenin kabulü kararı okunur. Ardından sanığın kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır; suçlamanın dayandığı eylemler, deliller ve hukuki nitelendirme anlatılır. Hakları bildirilen sanık açıklamaya hazır olduğunu belirtirse sorgusu yapılır. Güncel düzenlemede suçlamanın anlatılması, iddianamenin bütününün her durumda kelimesi kelimesine okunmasıyla aynı işlem değildir. CMK m.191
Sorgudan önce ileri sürülmesi gereken usul meseleleri
Yer itibarıyla yetkisizlik iddiası ilk derece mahkemesinde sorgudan önce bildirilmelidir. Tarafsızlığı şüpheye düşüren bilinen nedenlerle hâkimin reddi de kural olarak sorgu başlayıncaya kadar istenir; sonradan ortaya çıkan veya öğrenilen nedenlerde ise öğrenmeden itibaren yedi gün içinde ve duruşma veya inceleme bitmeden istemde bulunulmalıdır. Görev meselesiyle yer bakımından yetki birbirine karıştırılmamalıdır. Bu nedenle usul itirazları dosya incelenirken belirlenmeli, sorgu tamamlandıktan sonra hatırlanmamalıdır. CMK m.18, 25
Müdafi zorunluluğu ve susma hakkı
Her ceza dosyasında seçilmiş avukat bulunması zorunlu değildir. Bununla birlikte müdafii olmayan çocuklara ve kanunda belirtilen savunma güçlüğü bulunan kişilere istem aranmaksızın müdafi görevlendirilir. Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda da zorunlu müdafilik söz konusudur. Müdafi seçemeyecek durumda olduğunu bildiren sanığa istemi üzerine görevlendirme yapılır. Tutuklama istemi ayrıca müdafi yardımını gerektirir. Birden çok sanığın aynı müdafiyle savunulmasında yararlarının uygunluğu incelenmelidir. CMK m.101/3, 150, 152
Sanık, isnat edilen suç hakkında açıklama yapmama hakkına sahiptir; kimlik sorularını ise doğru yanıtlamakla yükümlüdür. Susma, suçun kabulü olarak anlatılamaz. Sözlü açıklama, yazılı savunma ve delil talebi dosyanın koşullarına göre birlikte planlanabilir. Zorunlu müdafilikte müdafiin yokluğu, görevlendirme ve mazeretsiz gelmeme bakımından CMK m.151 ve 188’in özel hükümleriyle değerlendirilir; genel bir “avukat gelmese de her işlem yapılır” yaklaşımı doğru değildir. CMK m.147, 151, 188, 191 Anayasa m.38
Yazılı ve sözlü savunma nasıl hazırlanır?
Yazılı savunma, mahkeme ve dosya bilgilerini; isnada cevapları; delillere ilişkin açıklamaları; toplanması istenen kayıtları ve açık talep sonucunu içermelidir. Her iddia için belge tarihi ve ilgili sayfa gösterilmesi, mahkemenin tartışmalı noktayı bulmasını kolaylaştırır. Sözlü savunmada ise yazılı metni tekrarlamak yerine belirleyici olgular, yanlış anlaşılan hususlar ve o oturumda karar verilmesi gereken talepler öne çıkarılabilir.
İsnadı reddetmekle koşullu olarak lehe bir hükmün uygulanmasını istemek farklı savunma düzeyleridir. Birincil ve alternatif talepler bu ayrım görünür kılınarak kurulmalıdır. “Beraat” ile “ceza verilmesine yer olmadığı” aynı sonuç değildir; hüküm türü suçun unsurları, hukuka uygunluk, kusur ve ispat durumuna göre belirlenir. Mahkûmiyet için sanığın masumiyetini ispatlayamaması yeterli değildir. Anayasa m.38 CMK m.217, 223
Önceki ifadeyle çelişki varsa
Önceki ifade okunmalı; gerçek bir çelişki varsa bunun yanlış çeviri, tutanak hatası, hatırlama veya yeni belge gibi somut nedeni açıklanmalıdır. Çelişkiyi gizlemek için yeni bir olay anlatımı kurmak savunmayı zayıflatır. Sanık beyanları arasındaki farklılıkların hangi önceki tutanaklar üzerinden tartışılabileceği CMK m.213’te düzenlenir. CMK m.213
Müdafi bulunmadan kollukta alınan ifade, sanık tarafından hâkim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Bu özel kural, bütün önceki beyanların otomatik olarak yok sayılması demek değildir. İşkence, tehdit veya diğer yasak yöntemlerle elde edilen ifadeler ise kişi rıza gösterse de delil olarak değerlendirilemez. İtiraz, hangi tutanağa ve hangi somut hukuka aykırılığa yöneldiğini açıklamalıdır. CMK m.148
Delil talepleri nasıl somutlaştırılır?
CMK m.177, savunma tanığı veya bilirkişinin çağrılması ve diğer savunma delillerinin toplanması için, ispatlanmak istenen olay belirtilerek duruşmadan en az beş gün önce başvuru yapılmasını öngörür. Tanığın adı ve adresi kadar neyi doğrudan bildiği; kaydın türü kadar kimde bulunduğu, hangi tarih aralığını kapsadığı ve dosyaya etkisi önemlidir. CMK m.177–179
| Tartışmalı konu | İstenen delil | Açıklanacak bağlantı |
|---|---|---|
| Olay yerinde bulunma | Belirli yer ve saat aralığındaki kamera kaydı | Görüntünün hangi giriş veya hareketi göstereceği |
| Bir ödemenin amacı | Banka kaydı ve işlemle ilgili sözleşme | Transfer ile iddia edilen fiil arasındaki bağ |
| Mesajın aidiyeti veya bütünlüğü | İlgili cihaz/veri üzerinde teknik inceleme | Hesap kullanımı, tarih, kesinti ve bağlam soruları |
| Tanık anlatımındaki farklılık | Önceki tutanak ve tanığın dinlenmesi | Çelişkinin suçun hangi unsuruna etkisi olduğu |
Bu tablo varsayımsal çalışma örnekleri içerir. Kamera kaydı kısa sürede silinebilecekse ilk duruşma beklenmeden muhafaza ve celp talebi yapılmalıdır. “Tüm kayıtlar getirilsin” yerine yer, tarih ve kayıt sahibi kurum belirlenmelidir. Özel hesaba izinsiz erişim gibi yöntemlerle belge aramak uygun bir delil toplama yolu değildir; hukuka uygun erişim veya mahkemeden celp istemi değerlendirilir. CMK m.177, 206/2-a, 217/2
Geç bildirilen veya reddedilen delil
Bir delilin ortaya konulması istemi, sadece geç bildirildiği gerekçesiyle reddedilemez. Ancak bu kural, her geç talebin kabul edileceği anlamına da gelmez. Hukuka aykırı elde edilen delil, ispatlanmak istenen olayın karara etkisiz olması veya istemin yalnız davayı uzatma amacı taşıması ret sebebi olabilir. Gecikmenin nedeni ve delilin sonuca etkisi birlikte açıklanmalıdır. CMK m.206–207
Çağrılması reddedilen tanık veya uzman kişi bakımından CMK m.178’de duruşmaya getirme imkânı vardır; sırf yargılamayı uzatma amaçlı talepler yönünden sınırlama saklıdır. Buna rağmen tanığın fiilen dinlenip dinlenmeyeceği ve ret gerekçesi takip edilmelidir. Savunma, delil talebinin reddine karşı somut itirazını tutanağa geçirtmeli ve kanun yolunda sonuca etkisini açıklamalıdır. CMK m.178, 221, 289/1-h
Bilirkişi raporuna itiraz ve uzman görüşü
Raporun sonucu kadar dayandığı veri ve yöntemi incelenmelidir. İtiraz; yanlış zaman aralığı, eksik karşılaştırma, inceleme dışı bırakılan belge veya teknik yöntem gibi belirli noktaya yönelmelidir. Rapor tamamlandığında itiraz veya yeni inceleme istemi için süre verilir; ret hâlinde gerekçeli karar düzenlenir. Bilirkişinin duruşmada dinlenmesi de istenebilir. Tarafın uzmanından bilimsel mütalaa alması mümkündür; ancak yalnız bu nedenle ayrıca süre istenemeyeceğine ilişkin özel hüküm gözden kaçırılmamalıdır. CMK m.67–68
Tanıklara soru sorma hakkı ve gerçek AYM kararları
Müdafi, duruşma disiplinine uygun biçimde tanığa doğrudan soru yöneltebilir; sanık ise mahkeme başkanı veya hâkim aracılığıyla soru sorabilir. Sorunun gözlemi mi, duyumu mu, kimlik tespitini mi, zaman veya mesafe koşullarını mı sınadığı önceden belirlenmelidir. Amaç tanığı tartışmaya çekmek değil, anlatımın güvenilirliğini sınamaktır. Olayın delili yalnız bir tanığın açıklamasından ibaretse önceki tutanağın okunması dinleme yerine geçmez. Kanundaki istisnalar ve adil yargılama güvenceleri birlikte değerlendirilir. CMK m.201, 210–211
İ.S. kararında ihlal sonucunu doğuran eksiklik
AYM, İ.S., B. No: 2021/8272, 11.06.2025 kararında, istinabe yoluyla dinlenen tanığın beyanı mahkûmiyet ve cezanın belirlenmesi bakımından belirleyici kabul edildi. Sanığın soru sorması sağlanmamış; tanığın duruşmada veya SEGBİS ile dinlenmemesi açıklanmamış; savunmanın bu eksikliği giderecek güvencelerden yararlandığı gösterilememişti. AYM, tanık sorgulama hakkının ihlaline ve yeniden yargılamaya karar verdi. Karar, başka delillerin varlığının her olayda sorgulama eksikliğini gidermediğini gösterir; doğrudan beraat sonucunu emretmez. Karar §§18–32, 35–38
Habil Faruk Eren kararında neden ihlal bulunmadı?
AYM, Habil Faruk Eren, B. No: 2022/30775, 25.06.2025 kararında çoğunluk, başvurucunun müdafi huzurunda verdiği ve hâkimlikte tekrarladığı beyanların ağırlığını dikkate alarak sorgulanmayan tanık anlatımlarını tek veya belirleyici delil saymadı; ihlal olmadığına karar verdi. Karşıoyda ise özellikle cezanın artırılarak belirlenmesinde tanıkların etkisi vurgulandı. Karar §§22–29 ve karşıoy
Bu iki karar birlikte okunduğunda savunma için somut soru şudur: Sorgulanamayan tanığın beyanı yalnız dosyada mevcut bir kayıt mı, yoksa suçun kabulünü veya cezanın miktarını etkileyen belirleyici dayanak mı? Dinleme talebi bu etkiyi açıklamalı; sorulacak sorular, çelişkiler ve neden yazılı beyanın yeterli olmadığı gösterilmelidir. Kararlar arasındaki sonuç farkı, her dosyada otomatik ihlal veya otomatik ret bulunduğu şeklinde yorumlanamaz.
İlk duruşmada tutuklama veya tahliye kararı verilebilir mi?
Tutuksuz sanık hakkında koşulları oluşursa tutuklama; tutuklu sanık hakkında tahliye veya tutukluluğun devamı kararı verilebilir. İlk duruşmaya çağrılmış olmak, tek başına tutuklanılacağı anlamına gelmez. Tutuklama için somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedeni ve ölçülülük incelenir. Adli kontrolün neden yetersiz kaldığı da gerekçelendirilmelidir. Katalog suç bulunması otomatik tutuklama zorunluluğu yaratmaz. CMK m.100–101
Tahliye talebi, yalnız “sabit ikametgâh var” cümlesiyle sınırlandırılmamalıdır. Kaçma veya delillere müdahale riskine ilişkin somut olgular, toplanmış deliller, tutukluluk süresi ve sağlık gibi kişisel koşullar dosyayla ilişkilendirilir. Uygunsa belirli adli kontrol seçenekleri açıklanır. Tahliye beraat değildir; adli kontrol kaldırılmadıkça ilgili yükümlülükler devam eder. Tahliye istemek için ilk duruşmayı beklemek gerekmez. CMK m.104, 108–111 Konunun ayrıntıları için azami adli kontrol süreleri yazısına bakılabilir.
Tutuklulukla ilgili itiraza açık karar bakımından genel itiraz süresi, kanunda ayrı hüküm yoksa kararın CMK m.35’e göre öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. Güncel süre rejimi 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar için geçerlidir. Başvuru kararı veren mercie yapılır; inceleyecek merci kararı veren mahkemeye göre belirlenir. İtiraz kendiliğinden tahliye sağlamaz. CMK m.101/5, 267–269 ve geçici m.6 Bu başlıkla ilgili ayrıca azami tutukluluk süreleri yazısı incelenebilir.
İlk duruşmada hüküm ve ek savunma
Kanun, her ceza davası için zorunlu ikinci oturum öngörmez. Deliller tamamlanmış, tartışılmış ve savunma güvenceleri sağlanmışsa ilk duruşmada hüküm kurulabilir. Buna karşılık eksik delil, gerekli süre veya hazır bulunma sorunu varken hızlı sonuç alma amacı hakları ortadan kaldırmaz. Duruşmanın kaç dakika süreceği veya davanın kaç celsede biteceği için bütün dosyalara uygulanabilecek kesin sayı yoktur. CMK m.190, 206–223
Suçun hukuki niteliği değişirse
Mahkeme farklı bir hukuki nitelendirme düşünüyorsa, CMK m.226 koşullarında sanığa bildirim ve ek savunma imkânı sağlanmalıdır. Cezayı artıran veya ek güvenlik tedbiri gerektiren bir hâlin ilk kez duruşmada ortaya çıkması da önem taşır. İstem üzerine ek savunmayı hazırlamak için süre verilir. Güncel m.226/4’e göre bildirimler sanığa ve varsa müdafiine yapılır; sanığın dosyadaki son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi hâlinde müdafiine yapılan bildirim yeterlidir. Eski kararlardaki farklı kanun ifadeleri güncel kural yerine kullanılmamalıdır. CMK m.225–226
Mütalaaya cevap ve son söz
Savcının esas hakkındaki mütalaası hüküm değildir. Mütalaanın yeni bir değerlendirme, delil veya nitelendirme içermesi hâlinde bunlar belirlenerek hazırlık için gereken süre istenir. Her mütalaaya cevap için kanunda otomatik olarak sabit bir haftalık süre bulunduğu söylenemez. Hazır bulunan sanığa hükümden önce son söz verilmesi ise ayrı bir güvencedir; müdafiin önce konuşmuş olması bunu ortadan kaldırmaz. CMK m.216, 226
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.02.2009, E.2008/1-172, K.2009/26 kararında sanığın bulunmadığı son oturumda savcının beyanından sonra hazır müdafiine son söz verilmeden hüküm kurulmasını savunma hakkının kısıtlanması sayarak bozma kararı verdi. Bu karar, taraflara söz verilme sırasının şekli bir ayrıntı olmadığını gösterir. Karardaki eski ek savunma hükmü alıntısı, bugünkü bildirim usulünü açıklamak için aynen uygulanmamalıdır. Kararın gerekçesi ve sonucu
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 25.09.2025, E.2023/5200, K.2025/14464 kararında ise son celsede hazır edilen sanığa esas hakkında açıklama ve son söz imkânı verilmesini, araştırmanın genişletilmesi talebinin bulunmamasını dikkate alarak savunma itirazını yerinde görmedi. Hüküm, ayrı bir tekerrür meselesi düzeltilerek onandı. Bu sonuç her önceki eksikliğin son sözle giderileceğini göstermez; itirazın ne olduğu ve yargılamada hangi imkânların sağlandığı somutlaştırılmalıdır. Kararın III–IV. bölümleri
Tutanak ve duruşma sonrası yapılacaklar
Duruşma tutanağı; taleplerin, kararların ve işlemlerin temel kaydıdır. Duruşmanın nasıl yapıldığı ve usule uyulup uyulmadığı kural olarak tutanakla ispatlanır; tutanağa karşı kanunda sahtelik iddiası öngörülmüştür. Eksik veya yanlış kayıt fark edilirse hemen açıklama ve düzeltme talep edilmeli; yazılı dilekçenin dosyaya sunulduğu da doğrulanmalıdır. Sonradan hazırlanan kişisel not, resmî tutanağın yerini almaz. CMK m.219–222
| Duruşma sonrası kontrol | Saklanacak kayıt | Sonraki işlem |
|---|---|---|
| Delil talebi hakkında karar | Dilekçe, ek listesi ve tutanak | Celp yazısı ve cevabın takibi; ret gerekçesine itiraz |
| Hazırlık veya ek savunma süresi | Süre verilen oturum ve ara karar | Belirlenen işin zamanında tamamlanması |
| Tutukluluk veya adli kontrol | Karar ve öğrenme/bildirim kaydı | Uygun itiraz veya değişiklik talebi |
| Hüküm kurulması | Kısa karar, gerekçeli karar ve tebliğ | Kanun yolunun türü, açıklığı ve süresinin kontrolü |
Duruşmada ses veya görüntü kaydını kişisel telefonla almak, tutanak kontrolünün alternatifi değildir; CMK m.183’teki yasak ve kanuni istisnalar gözetilmelidir. Duruşmaların kural olarak açık olması, dosyadaki kişisel bilgilerin sınırsız yayımlanabileceği anlamına gelmez. On sekiz yaşını doldurmamış sanık bakımından kapalı duruşma kuralı da vardır. CMK m.182–185
Her ara karar bağımsız itiraza açık değildir. Tutukluluk kararına itirazla delil talebinin reddinin hükümle birlikte kanun yoluna taşınması farklıdır. İstinafa açık bir hükümde güncel genel süre, gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki haftadır. Tebliğ beklenirken duruşma tutanağı ve esaslı itirazlar hazırlanabilir. Anayasal şikâyetleri olağan yargılama ve uygun kanun yollarında ileri sürmek de sonraki başvurular için önemlidir; bireysel başvuru her ara kararın doğrudan denetim yolu değildir. CMK m.267, 273 İ.S., §34/vi
Avukatlık ücreti ve yargılama giderleri
İlk duruşma için bütün dosyalara uygulanabilecek tek bir avukatlık ücreti bulunmaz; seçilmiş müdafiyle çalışma kapsamı ve ücret ilişkisi ayrıca belirlenir. Baro tarafından müdafi görevlendirilmesi ise CMK’daki koşullara tabidir. Bilirkişi, tanık ve diğer işlem giderleri ile tarifeye dayanan avukatlık ücretleri yargılama giderleri bakımından ayrıca değerlendirilir. Hükümde giderlerin kime yükletildiği gösterilir. CMK m.150, 324–325
Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilen kişi bakımından kendi kusurundan doğan giderlere ilişkin istisna vardır. Bu nedenle “beraat eden kişi hiçbir koşulda hiçbir gider ödemez” biçiminde mutlak ifade kullanılmamalıdır. Özel uzman görüşü alınacaksa çalışma kapsamı ve maliyeti önceden netleştirilmelidir. Somut dosyada temsil ve hazırlığın kapsamı, büronun ceza avukatlık hizmetleri çerçevesinde değerlendirilebilir. CMK m.67/6, 327
Sonuç
İlk duruşmada etkili savunma, dosyanın belirleyici sorularını görünür kılar: Sanığa hangi fiil yükleniyor, bunu hangi delil destekliyor, hangi kayıt eksik ve mahkemeden hangi işlem isteniyor? Tebligat ve hazırlık süresi, duruşmaya katılma, tanık sorgulama, ek savunma ve tutanak birbirini tamamlayan güvencelerdir. Duruşma öncesinde bu başlıkların belgelerle eşleştirilmesi; duruşma sonrasında taleplerin, kararların ve sürelerin takip edilmesi gerekir. Savunmanın gücü, uzunluğundan çok dosyadaki tartışmalı noktayı hukuki dayanağı ve somut talebiyle açıklayabilmesindedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Ceza davasında ilk duruşmada karar çıkar mı?
Evet. Dosya karar vermeye elverişliyse ve savunma güvenceleri sağlanmışsa ilk duruşmada hüküm kurulabilir. Her dosyada zorunlu ikinci duruşma yoktur.
İddianame duruşmadan birkaç gün önce geldiğinde ne yapılabilir?
Tebliğ ile duruşma arasındaki en az bir haftalık süre kontrol edilir. Süre eksikse ara isteme hakkı hatırlatılmalıdır. Hazırlık ihtiyacı ve incelenemeyen belgeler açıklanarak süre talep edilebilir.
Avukatım duruşmaya giderse benim gitmem gerekmez mi?
Avukatın katılması tek başına yeterli değildir. Hazır bulunma kuralı, kanuni istisnalar ve varsa duruşmadan bağışık tutulma kararı birlikte değerlendirilir.
Duruşmada susma hakkımı kullanabilir miyim?
Suçlama hakkında açıklama yapmama hakkı vardır. Kimlik sorularının doğru yanıtlanması yükümlülüğü ayrıdır. Susmak, suçun kabulü anlamına gelmez.
Tanık listesini beş gün önce vermedim; tanığım dinlenemez mi?
Sırf geç bildirim ret için yeterli değildir. Tanığın hangi olayı ispatlayacağı ve sonuca etkisi açıklanmalıdır. Hukuka aykırılık, ilgisizlik veya yalnız uzatma amacı gibi diğer ret nedenleri ayrıca değerlendirilir.
Tanığa kendim soru sorabilir miyim?
Sanık, hâkim veya mahkeme başkanı aracılığıyla soru sorabilir. Müdafi ise duruşma disiplinine uygun biçimde doğrudan soru yöneltebilir.
İlk duruşmada tahliye istenebilir mi?
Evet; ilk duruşmadan önce de istenebilir. Tutuklama koşulları, somut deliller ve adli kontrolün yeterliliği dosyaya göre değerlendirilir. Tahliye, beraat demek değildir.
Savcının mütalaası açıklanınca hemen savunma yapmak zorunda mıyım?
Hazırlık ihtiyacı varsa gerekçeli süre talebi sunulabilir. Her dosyada otomatik sabit bir haftalık süre yoktur. Ek savunma gerektiren nitelendirme değişikliği ayrıca değerlendirilir.
Son sözü avukatın söylemesi yeterli midir?
Hazır bulunan sanığa hükümden önce son söz verilmelidir. Müdafiin savunma yapmış olması sanığın bu hakkını ortadan kaldırmaz.
İlk duruşmada mahkûmiyet verilirse istinaf süresi ne kadardır?
İstinafa açık hükümlerde, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar için genel süre gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki haftadır. Kararın kanun yoluna açık olup olmadığı ve geçerli tebliğ tarihi ayrıca incelenmelidir.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m.18, 25, 39, 67–68, 100–111, 147–154, 175–226, 267–269, 273, 289, 324–327 ve geçici m.6. Güncel konsolide resmî metin.
- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m.36 ve 38. Resmî metin.
- Anayasa Mahkemesi, Abdullah Sabri Kocaman, B. No: 2013/4030, 16.10.2014, özellikle §§40–52. Kararın tam metni.
- Anayasa Mahkemesi, İ.S., B. No: 2021/8272, 11.06.2025, özellikle §§18–38 ve karşıoy. Kararın tam metni.
- Anayasa Mahkemesi, Habil Faruk Eren, B. No: 2022/30775, 25.06.2025, özellikle §§22–29 ve karşıoy. Kararın tam metni.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.02.2009, E.2008/1-172, K.2009/26, gerekçe ve sonuç. Adalet Bakanlığı karar metni.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 25.09.2025, E.2023/5200, K.2025/14464, III–IV. bölümler. Adalet Bakanlığı karar metni.
- Yağmur Müge Erdoğan, “Savunmayı Hazırlamak İçin Gerekli Zamana ve Kolaylıklara Sahip Olma Hakkı (AİHS m.6/3-b)”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 75(2), 2026, s.1447–1529; yararlanılan bölüm s.1471–1476. Yayın kaydı ve açık erişimli metin.