İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Ceza Hukuku ve Ceza Yargılaması

Tutukluluk ve Gözaltı Sürelerinin Cezadan Mahsubu: Başka Dosyada Geçen Süreler Nasıl Değerlendirilir?

Başka dosyalardaki sürelerin karşılaştırılmasını temsil eden iki dosya, bordo şerit ve kum saati.
Yazar: Yayın tarihi: Güncelleme: Yaklaşık 12 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Gözaltı ve tutuklulukta geçen süreler TCK m. 63 uyarınca cezadan indirilir; süre başka dosyada geçmiş olabilir. Rehber, mahsup şartlarını, hesap yöntemini ve başvuru yollarını açıklar.

Gözaltı ve tutuklulukta geçen, kanunen hesaba katılması gereken süreler hükmolunan cezadan indirilir. Bu sürelerin mutlaka mahkûmiyetin verildiği dosyaya ait olması gerekmez. Başka dosyadaki sürelerin mahsubunda özellikle suç tarihleri, o dosyadaki hükmün kesinleşmesi ve aynı sürenin daha önce kullanılıp kullanılmadığı incelenir. Konutu terk etmeme tedbirinde iki gün bir gün sayılır; adli para cezasında ise TCK 63’ün güncel günlük mahsup tutarı 500 TL’dir. [1] [2] [4]

Mahsup, hükmedilen cezanın miktarını keyfî biçimde azaltan bir kolaylık değildir. Kişinin daha önce özgürlüğünden yoksun kaldığı ve kanunun dikkate aldığı sürenin infaz hesabına yansıtılmasıdır. Uygulamadaki güçlük, çoğu zaman kuralın varlığından değil, farklı dosyalardaki tarihlerin ve kayıtların birbirine karıştırılmasından doğar. Bu yazı, hem aynı dosyadaki hem başka dosyadaki sürelerin hangi yöntemle incelenmesi gerektiğini ele almaktadır.

Cezadan mahsup nedir?

TCK 63’teki zorunlu indirim

TCK 63, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve kişinin özgürlüğünü sınırlama sonucunu doğuran hâller nedeniyle geçirilen sürelerin hapis cezasından indirilmesini düzenler. Kanunun emredici anlatımı nedeniyle koşulları gerçekleşmiş mahsup, hâkimin iyi niyetine veya hükümlünün pişmanlığına bağlı değildir. Bununla birlikte hangi tedbirin ne ölçüde hesaba alınacağı, özel düzenlemelerle birlikte belirlenir. [1]

Bu nedenle “her türlü kısıtlama cezadan düşer” sonucu çıkarılamaz. Gözaltı ve tutuklulukla, haftalık imza yükümlülüğü veya yurt dışına çıkış yasağı aynı hukuki rejime tabi değildir. Tedbirin kişiye zor gelmesi ile kanunen mahsup edilebilir olması ayrı meselelerdir.

Mahsup ile koşullu salıverilme oranının farkı

Koşullu salıverilme oranı, hükümlünün ilgili rejimde cezasının hangi bölümünü infaz etmesi gerektiğiyle ilgilidir. Mahsup ise hukuken hesaba katılması gereken geçmiş süreyi gösterir. Tutukluluk günlerini önce ceza miktarından indirip kalan miktara gelişigüzel oran uygulamak, doğru sonuca ulaştırmayabilir. Mahsup, ilgili infaz hesabının sistematiği içinde ve süreyi ikinci kez azaltmayacak şekilde yerleştirilmelidir. [3]

Örneğin, yalnız hesap mantığını açıklayan varsayımsal bir olayda, ilgili rejime göre koşullu salıverilme için geçirilmesi gereken sürenin 900 gün ve kullanılabilir tutukluluğun 120 gün olduğu kabul edilsin. Bu iki kalem bakımından kalan süre 780 gündür. Buradaki 900 gün zaten ilgili oran uygulanarak bulunmuştur; 780 güne aynı oran yeniden uygulanmaz. İyi hâl, başka ilamlar, özel rejimler ve takvim hesabı bu sınırlı örneğin dışındadır. Konunun ayrıntıları için azami tutukluluk süreleri yazısına bakılabilir.

Hangi özgürlük kısıtlamaları mahsup edilir?

Gözaltı, tutukluluk ve özgürlüğü kaldıran diğer hâller

Gözaltı ve tutukluluk için başlangıç ve bitiş kayıtları birlikte değerlendirilir. Yakalama tutanağı, gözaltı kararı, tutuklama kararı, kurum giriş kaydı ve tahliye belgesi arasında boşluk veya örtüşme bulunabilir. Cezaevine giriş tarihini başlangıç kabul ederek önceki gözaltı dönemini yok saymak doğru değildir. Buna karşılık aynı kesintisiz özgürlükten yoksun bırakma dönemi, hem gözaltı hem tutukluluk başlığı altında mükerrer sayılmamalıdır. [1]

Mahsuba konu olabileceği ileri sürülen gözlem altına alma gibi diğer hâllerde de işlemin hukuki dayanağı ve özgürlüğü sınırlayan niteliği gösterilmelidir. Her sağlık kurumu ziyareti veya ifade için adliyede bulunma süresi aynı nitelikte değildir. İddia, yalnız kişinin hatırladığı tarihlere değil, işlem ve kurum kayıtlarına dayanmalıdır.

Adli kontrol ve konutu terk etmeme

CMK 109/6’nın genel kuralı, adli kontrol altında geçen sürenin cezadan mahsup edilmemesidir. Aynı fıkra, 109/3-e ve 109/3-j bentlerindeki hâlleri bu kuralın dışında tutar. Özellikle konutu terk etmeme yükümlülüğünde her iki gün bir gün sayılır. Tedavi veya muayene tedbirinin kapsamı da ilgili karar ve uygulama kayıtları üzerinden değerlendirilir. [2]

Elektronik izleme, tek başına ayrı bir mahsup oranı yaratmaz. Elektronik kelepçenin konutu terk etmeme tedbirinin denetimi için mi, başka bir yükümlülük kapsamında mı kullanıldığı önemlidir. Tedbirin kaldırıldığı, geçici izin verildiği veya uygulamanın kesildiği dönemler ayrıca kayda alınmalıdır. Hesap, tedbirin adı kadar fiilen ve hukuken hangi dönem boyunca uygulandığına dayanır.

Yabancı ülkede geçen süreler

TCK 16, nerede işlenmiş olursa olsun bir suç nedeniyle yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen sürenin aynı suçtan Türkiye’de verilecek cezadan mahsubunu düzenler. Buradaki aynı suç bağlantısı önemlidir. Yurt dışında herhangi bir nedenle cezaevinde kalmış olmak, Türkiye’deki her cezaya aktarılabilecek genel bir indirim oluşturmaz. [1]

Yabancı kararın ve özgürlükten yoksun bırakma kayıtlarının güvenilir biçimde temini, tarihlerinin açıklığı ve gerektiğinde usulüne uygun çevirisi gerekir. Sınır dışı merkezinde kalma, yabancı ceza davasındaki tutukluluk ve başka bir mahkûmiyetin infazı birbirine karıştırılmamalıdır; bunların hukuki değerlendirmesi aynı değildir.

Başka dosyada geçen tutukluluk cezadan düşer mi?

Dosyaların farklı olması tek başına engel değildir

Mahsup için tutukluluğun mutlaka infaz edilen cezanın dosyasında geçirilmesi gerekmez. Yargıtay uygulamasında belirleyici unsurlardan biri, mahsubun istendiği mahkûmiyete konu suçun, tutuklu kalınan dosyadaki hükmün kesinleşmesinden önce işlenmiş olmasıdır. Böylece geçmişte geçirilen özgürlük kısıtlaması, daha sonra işlenecek suçlar için kullanılabilecek sınırsız bir “ceza alacağına” dönüşmez. [4]

Bu testte çoğu kez üç tarih karıştırılır: tutukluluğun başladığı tarih, mahsubun istendiği cezanın suç tarihi ve tutukluluğa neden olan dosyadaki hükmün kesinleştiği tarih. Yalnız iki dosyanın karar tarihlerine bakmak yeterli değildir. Kesinleşme şerhi de hükmün hangi kısmının, hangi kanun yolu süreci sonunda kesinleştiğiyle birlikte okunmalıdır.

Örnek kronoloji

Aşağıdaki tablo gerçek bir dosyaya ilişkin değildir. Mahsup incelemesinde hangi tarihlerin karşılaştırılacağını açıklamak için hazırlanmıştır.

OlayVarsayımsal tarihİncelemedeki işlevi
A dosyasında tutukluluk10.01.2022–10.04.2022Mahsubu istenen dönemin kaynağı
A dosyasındaki beraatin kesinleşmesi20.09.2023Başka dosyadaki suç tarihiyle karşılaştırılacak eşik
B dosyasına konu suç15.06.2023Eşik öncesinde olduğundan zaman koşulu yönünden incelemeye elverişli
C dosyasına konu suç15.12.2023Eşik sonrasında; önceki süre gelecekteki suç için saklanmış hak sayılamaz

Bu tabloda B bakımından zaman koşulunun bulunması, talebin bütün yönleriyle kabul edileceği anlamına gelmez. Kullanılabilir sürenin kesin miktarı, daha önce başka ilamdan düşülüp düşülmediği ve diğer hukuki koşullar da incelenir. C bakımından ise yalnız eski tutukluluğu göstermek yeterli değildir; kronolojik engel açıklanmadan talep kurulamaz.

Birden fazla ceza varsa her suç tarihi ayrı değerlendirilir

Toplama kararındaki tek bir suçun tarihinden hareketle bütün mahsup talebinin reddedilmesi önemli bir hata kaynağıdır. İçtimaya giren cezalar bağımsızlıklarını koruduğu için, mahsuba elverişli olan ilamlar ayrı ayrı araştırılmalıdır. En son tarihli suç, diğer bütün ilamların tarihi hâline gelmez. [3] [4]

Bu nedenle dilekçeye yalnız toplama kararının toplam ceza bölümünü eklemek yeterli olmayabilir. Her ilamın suç tarihi, kesinleşmesi ve uygulanmış mahsup bilgisi gösterilmelidir. Mahsup talebi, ilgili olduğu ceza veya cezalarla açık biçimde ilişkilendirilmelidir.

Yargıtay kararı: İçtimadaki tek suç tarihine göre ret verilemez

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 27 Nisan 2023 tarihli, 2023/3270 E., 2023/2439 K. sayılı kararında, beraatle sonuçlanan dosyadaki tutukluluğun başka cezaların infazında mahsubu istenmiştir. Ret kararında, toplama içindeki bir suçun tarihi esas alınmıştır. Daire, toplama kararında beraat hükmünün kesinleşmesinden önce işlenen başka suçlara ilişkin cezalar da bulunduğunu belirlemiştir. Bu cezalar yönünden mahsup koşullarının değerlendirilmesi gerektiğini kabul ederek itirazın reddi kararını kanun yararına bozmuştur. [4]

Kararın öğretici yanı, soyut olarak “başka dosyadan mahsup olur” demekle sınırlı değildir. Somut hesap, toplama içindeki her ilamın tarihine ayrılarak incelenmelidir. Başvuruda sunulacak kronoloji bu nedenle sonuç üzerinde doğrudan etkili olabilir. Karar, herhangi bir tutukluluk süresinin bütün cezalardan tekrar tekrar düşülebileceği şeklinde yorumlanamaz.

AYM kararı: Ev hapsinin yarısının mahsubu

Burhan Yaz (3) kararının sonucu

AYM Genel Kurulu, 29 Mayıs 2024 tarihli Burhan Yaz (3) kararında, konutu terk etmeme tedbirinde geçirilen 90 günün 45 gün olarak mahsubunu incelemiştir. Mahkeme, bu tedbirin özgürlük üzerindeki etkisini kabul etmekle birlikte tutuklamadan farklı uygulanışını değerlendirmiş; iki günün bir gün sayılmasını ölçülü bularak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. [5]

Karar, ev hapsinin hiç dikkate alınamayacağını söylemez. Tam tersine inceleme, kanuni değişiklik sonrasında yarı oranında mahsup yapılmış olması üzerinden yürütülmüştür. Bu ayrım korunmadan yalnız “ihlal yok” sonucunu aktarmak yanıltıcı olur. Karar, aynı zamanda adli kontrolün hukuki türünün ve mahsup oranının açıkça belirlenmesinin önemini gösterir.

Tedbirin hukuka aykırılığı ayrı bir iddiadır

Bir sürenin mahsup edilmesi, o tedbirin başlangıçtan itibaren hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Tedbirin gerekliliği, devamı, ölçülülüğü veya uygulama biçimine ilişkin şikâyetler ayrı değerlendirilir. Bunlara ilişkin başvuru süresi, mahsup uyuşmazlığının sonucunu beklemekle otomatik olarak korunmayabilir.

Burhan Yaz (3) kararında özel hayata ilişkin ayrı şikâyetin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulunması bu ayrımı somutlaştırır. Tedbirin kaldırılmasına ilişkin yollar için konutu terk etmeme ve adli kontrol kararına itiraz incelemesi de dikkate alınabilir. [5] Konuya ilişkin ayrı bir değerlendirme için azami adli kontrol süreleri yazısına göz atılabilir.

Aynı süre iki kez mahsup edilebilir mi?

Aynı özgürlükten yoksun bırakma dönemi iki ayrı cezadan mükerrer biçimde indirilemez. Bunun için sadece günlerin çakışıp çakışmadığı değil, önceki infaz kayıtlarında nasıl kullanıldığı da araştırılmalıdır. Hükümlü birden fazla dosyadan aynı anda tutuklu görünüyorsa, her tutuklama kararı ayrı günler üretmez. Takvimde geçirilen tek bir günün birden fazla kayıtta yer alması, birden fazla gün geçirildiği anlamına gelmez.

Mükerrerliği önleyen belge düzeni

Başvuruda süreler, başlangıç ve bitiş tarihleriyle tek bir kronolojiye yerleştirilmelidir. Daha önce mahsup kararı verilmiş dönemler ayrıca işaretlenmelidir. Kullanılabilir olduğu ileri sürülen bölümün neden önceki hesapta tüketilmediği açıklanmalıdır. Savcılığın “bu günler başka ilamdan düşüldü” görüşüne karşı yalnız yeni bir tutuklama belgesi sunmak yeterli değildir; önceki müddetname ve mahsup kararları da karşılaştırılmalıdır.

Mahsuba elverişli bölüm ile tartışmalı bölümün ayrılması başvuruyu güçlendirir. Bir dönemin birkaç günü kayıt nedeniyle belirsizse, bütün zaman çizelgesini tek ve kesin sayıymış gibi sunmak yerine hangi kaydın tamamlanmasının istendiği belirtilmelidir. Belge eksikliği, uygun merciden kayıt getirtilmesi talebiyle giderilmeye çalışılmalıdır.

Adli para cezasından mahsup nasıl yapılır?

TCK 63’ün güncel metni, adli para cezasına hükmedilmesi hâlinde mahsup edilecek her gün için 500 TL indirim öngörür. Bu tutar, TCK 52’de mahkemenin ceza tayini sırasında belirlediği bir gün karşılığı miktarla karıştırılmamalıdır. İlk işlem cezanın kurulması, ikinci işlem önceki özgürlük kısıtlamasının cezaya yansıtılmasıdır. [1]

Örneğin yalnız güncel tutarın uygulanabildiği varsayımsal bir dosyada, kullanılabilir 20 gün için 10.000 TL mahsup hesabı yapılır. Bu örnek, başka dosyalara aktarılabilecek parasal alacak veya Devletten geri ödeme hakkı yaratmaz. Ceza tutarı, önceki ödeme ve mahsup kayıtları ile zaman bakımından uygulanacak hukuk birlikte değerlendirilir.

7499 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik nedeniyle eski karar ve yazılardaki 100 TL tutarının bugün de genel kural olduğu söylenemez. Buna karşılık geçmiş olaylarda yalnız güncel rakamın varlığına bakılması da yeterli değildir; TCK 7 ve ilgili yürürlük düzeni üzerinden lehe uygulama değerlendirilmelidir. Kesinleşmiş hükümde ceza tayini için kullanılan günlük miktar, sırf bugün farklı sınırlar bulunduğu için infaz bürosunca yeniden belirlenemez. [1]

Mahsup talebi hangi mercie ve nasıl sunulur?

Yargılama sırasında ve infaz aşamasında

Yargılama devam ediyorsa özgürlüğü sınırlayan süreler mahkemeye bildirilerek hüküm ve infaz bakımından değerlendirilmesi istenebilir. Hüküm kesinleştikten sonra çektirilecek cezanın hesabına ilişkin uyuşmazlıkta 5275 sayılı Kanun’un 98/1-b maddesi uyarınca infaz hâkimliğine başvuru gündeme gelir. Hükmün yorumlanmasını veya TCK 7 uyarınca uyarlanmasını gerektiren meseleler ise aynı maddenin 1-a bendiyle ayrılmalıdır. [3]

Hüküm fıkrasında mahsup hakkında açık bir cümle bulunmaması, kanuni koşulları oluşan sürenin bütünüyle yok sayılmasını gerektirmez. Ancak infaz makamı kesinleşmiş hükmün içeriğini değiştirecek bir değerlendirme yapamaz. Talebin mahsup kaydını tamamlama mı, hesap uyuşmazlığı mı yoksa hükmü değiştirme istemi mi olduğu açıklaştırılmalıdır.

Başvuru dosyasına eklenecekler

  • Mahsubu istenen dönemin yakalama, gözaltı, tutuklama ve tahliye belgeleri.
  • Sürenin geçtiği dosyadaki karar ve kesinleşme bilgisi.
  • Mahsubun uygulanacağı her ilamın suç tarihi ve kesinleşme şerhi.
  • Güncel müddetname, önceki mahsup kararları ve varsa toplama kararı.
  • Ev hapsinde tedbir kararları, kaldırma kararları ve uygulama kayıtları.
  • Her dönemin kullanılmış ve kullanılmamış bölümünü ayıran hesap tablosu.

Dilekçede önce kronoloji kurulmalı, ardından hukuki koşullar açıklanmalıdır. Talep bölümünde hangi dönemin hangi cezaya mahsup edilmesinin istendiği belirtilmeli; eksik kayıtların getirtilmesi ve buna göre yeni müddetname düzenlenmesi istenmelidir. Tahliye koşullarının oluştuğu ileri sürülüyorsa bu sonuç ayrıca gerekçelendirilmelidir.

Ret kararına karşı süre

İnfaz hâkiminin kararına karşı güncel süre, tebliğden itibaren iki haftadır. İtirazı ilgili ağır ceza mahkemesi inceler. Hesap başvurusunun niteliğine ilişkin süre tartışması ile ret kararına karşı kanun yolu süresi birbirine karıştırılmamalıdır. Başvuru yapılması infazı kendiliğinden durdurmaz. [3] [6]

Mahsup ile haksız tutuklama tazminatı birlikte nasıl değerlendirilir?

Mahsup bir infaz işlemi, tazminat ise koşulları varsa hukuka aykırı veya kanunda sayılan özgürlük kısıtlamasının zararlarını gidermeye yönelik ayrı bir yoldur. “Mahsup yapıldıysa hiçbir tazminat istenemez” şeklindeki genel ifade güncel hukuk bakımından güvenilir değildir. CMK 144/1-a’daki eski düzenleme 2013 yılında yürürlükten kaldırılmıştır. Buna karşılık mahsup yapılmış olması da her zarar kalemi için otomatik tazminat anlamına gelmez. [2]

Tazminatın dayanağı, tedbirin hukuki niteliği, beraat veya diğer kararın sonucu, gerçekleşen zarar ve görevli merci kendi kurallarıyla incelenmelidir. Mahsup talebi sürerken tazminat için geçerli başvuru süresinin bekletilmesi hak kaybına neden olabilir. Bu konuda haksız tutuklama ve gözaltı tazminatı yazısındaki ayrı başvuru düzeni dikkate alınmalıdır.

Konuyla bağlantılı ayrıntılar için tutuklamaya itiraz ve tahliye talebi yazımıza da bakabilirsiniz.

Mahsup dosyasında sürelerin denetlenebilir hâle getirilmesi

Tek kronoloji, ayrı hukuki dayanaklar

Gözaltı, tutukluluk, konutu terk etmeme ve başka bir cezanın infazı aynı zaman çizelgesinde gösterilebilir; ancak bu dönemlerin hukuki dayanağı tekleştirilmemelidir. Kronolojide her aralığın başlangıç belgesi, bitiş belgesi, tedbir türü ve daha önce kullanıldığı ilam belirtilmelidir. Bir günün iki dosyada kayıtlı olması ile iki ayrı günde özgürlüğün kısıtlanması farklıdır. Mahsup talebinin güvenilirliği, toplam sayı kadar bu ayrımı gösterebilmesine bağlıdır.

Dosyadaki tahliye kararı ile kurumdan fiilî çıkış kaydı arasında fark varsa neden araştırılmalıdır. Başka dosyadan tutuklama veya kesinleşmiş cezanın infazı nedeniyle kurumda kalınmış olabilir. Bir dosyadaki tahliye kararından sonra geçen bütün süreyi aynı dosyanın tutukluluğu olarak nitelendirmek doğru değildir. Talepte kayıtlar arasında görülen uyuşmazlık açıkça yazılarak ilgili kurum ve başsavcılıktan açıklayıcı belgelerin getirtilmesi istenebilir.

Adli para cezasındaki mahsup ile hapse çevirme hesabı

Tutukluluk gününün TCK 63 uyarınca adli para cezasına yansıtılması ile ödenmeyen para cezasının hapse çevrilmesinde kullanılan gün sayısı farklı işlemlerdir. İlki kanuni mahsup tutarına, ikincisi kesinleşmiş hüküm ve infaz düzenine dayanır. Aynı çalışma tablosunda bu iki işlemi “gün karşılığı” adıyla birleştirmek, ceza bakiyesini hatalı gösterebilir. Önce mahsup kararı ve uygulanacak tutar, ardından kalan cezanın ödeme ve infaz durumu belirlenmelidir. [1] [3]

Talebin sonucu yeni müddetnameye işlenmiş mi?

Mahsup talebinin kabul edilmesiyle iş bitmez. Kararda kabul edilen dönem ve gün sayısı güncel müddetnameyle karşılaştırılmalıdır. Ayrıca bu günlerin koşullu salıverilme, hak ederek tahliye ve ilgili diğer hesaplarda kanuna uygun biçimde değerlendirildiği izlenmelidir. Kararın yalnız dosyaya eklenmiş olması, uygulama kaydının da düzeltildiğini göstermeyebilir. Başvurunun kabulü sonrası inceleme, yeni bir indirim talebi değil, verilmiş kararın doğru uygulanmasının kontrolüdür.

Sonuç

Mahsup incelemesinin temeli, özgürlük kısıtlamasının doğru kronolojisidir. Başka dosyada geçirilen sürelerin değerlendirilmesinde suç tarihi ve kesinleşme arasındaki ilişki, içtimadaki her ilam için ayrı kurulmalıdır. Tedbir türü, güncel mahsup oranı ve daha önce kullanılmış süreler açıkça gösterildiğinde, talep soyut bir indirim isteğinden denetlenebilir bir hukuki başvuruya dönüşür. İnfaz hesabı ve tazminat yollarının ayrı takip edilmesi de hak kaybını önleyen önemli bir unsurdur.

Ceza yargılaması ve infaz süreçlerinde hukukî destek için ceza avukatlık hizmetlerimize göz atabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Beraat ettiğim dosyada tutuklu kaldığım günleri başka cezamdan düşürebilir miyim?

Koşulları varsa mümkündür. Özellikle diğer mahkûmiyete konu suçun, tutuklu kalınan dosyadaki hükmün kesinleşmesinden önce işlenip işlenmediği ve sürenin daha önce kullanılıp kullanılmadığı incelenir. [4]

Daha sonra işlenen suç için geçmiş tutukluluk saklanabilir mi?

Geçmiş tutukluluk, gelecekte işlenecek suçlar için sınırsız bir indirim hakkı değildir. Suç ve kesinleşme tarihleri arasındaki ilişki mahsup talebinin temel koşullarındandır. [4]

Ev hapsindeki her gün cezaevindeki bir gün gibi sayılır mı?

CMK 109/6’daki konutu terk etmeme tedbirinde her iki gün bir gün olarak dikkate alınır. AYM, Burhan Yaz (3) kararında bu oranı somut olay bakımından ölçülü bulmuştur. [2] [5]

İmza yükümlülüğü ve yurt dışı yasağı mahsup edilir mi?

Adli kontrolün genel kuralı mahsup edilmemesidir. Kanunda gösterilen istisnalar ayrıca incelenir; imza veya yurt dışı yasağı tek başına tutukluluk mahsubu gibi değerlendirilmez. [2]

Adli para cezasında günlük mahsup tutarı nedir?

TCK 63’ün güncel metninde 500 TL’dir. Bu rakam, TCK 52 uyarınca hüküm kurulurken belirlenen günlük para miktarıyla aynı işlevi görmez. Geçmiş olaylarda zaman bakımından uygulama ayrıca değerlendirilir. [1]

İçtimada yalnız son suçun tarihi mi dikkate alınır?

Hayır. Her cezanın suç tarihi ve hukuki durumu ayrı incelenir. Tek bir suçun tarihine dayanılarak bütün mahsup talebinin reddedilmesi hukuka aykırı olabilir. [4]

Mahsup yapılması tazminat hakkını tamamen ortadan kaldırır mı?

Bu yönde genel bir sonuç kurulamaz. Tazminatın yasal şartları, zarar ve ilgili usul ayrıca değerlendirilir; eski CMK 144/1-a hükmünün yürürlükten kaldırıldığı gözden kaçırılmamalıdır. [2]

Kaynakça

1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, özellikle m.7, 16, 52 ve 63; ilgili hükümler ve değişiklik dipnotları.

2. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m.109/3-e, 109/3-j, 109/6 ve 141–144.

3. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, özellikle m.98–101 ve 107.

4. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 27.04.2023, 2023/3270 E., 2023/2439 K., II. Gerekçe, bent 3–5 ve III. Karar; tam metin doğrulanmıştır. Bağlantı oturum gerektirebilir.

5. AYM Genel Kurulu, Burhan Yaz (3), B. No: 2021/7919, 29.05.2024, özellikle §§ 38–49, 51–54 ve hüküm.

6. 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu, m.4–6.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları