Terekenin resmî defterinin tutulması, mirası reddetme hakkı bulunan mirasçının, mirasın aktif ve pasifini mahkeme eliyle belirleterek kabul, ret veya tasfiye seçeneklerini değerlendirmesini sağlayan özel bir usuldür. TMK m.619 uyarınca başvuru için bir aylık süre öngörülür. Defter tamamlandıktan sonra mirasçıların beyana çağrılması gerekir. Süresinde susmak, kayıtsız şartsız kabulden farklı olarak, deftere göre kabul sonucunu doğurur.
Bu kurumun en sık yanlış anlaşılan yönü sorumluluktur: Deftere göre kabul, mirasçının yalnız miras kalan mallarla sorumlu olduğu anlamına gelmez. Deftere yazılı borçlar bakımından kendi malvarlığı da sorumluluk altındadır. Koruma, esas olarak sorumlu olunacak borçların kapsamının belirlenmesindedir; deftere yazılmayan borçlar yönünden de kanuni istisnalar vardır. TMK, m.619–631.
Resmî defter ile terekenin tespiti arasındaki fark
Koruma amaçlı yazım
TMK m.589 ve devamındaki terekenin tespiti ve yazımı, miras mallarının korunması ve hak sahiplerine geçişinin güvenceye alınmasına hizmet eder. Hangi taşınmazların, hesapların veya eşyaların bulunduğunun belirlenmesi, ilerideki paylaşma ve hak arama bakımından yararlıdır. Ancak bu işlem, resmî deftere göre kabul rejiminin bütün sonuçlarını doğurmaz.
Dilekçede “terekenin defteri tutulsun” denilmesi tek başına yeterli açıklık sağlamaz. Başvurucu, borçların belirlenmesi sonrasında mirası kabul veya ret seçeneğini kullanmak mı istemektedir, yoksa yalnız malların kaybolmasını önlemeyi mi amaçlamaktadır? Hukuki nitelendirmeyi mahkeme yapar; fakat olay ve talep açıklığının bulunmaması uygulamada yanlış süre ve takip beklentisine yol açabilir.
Yargıtay'ın takip yasağına ilişkin ayrımı
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 03.03.2022 tarihli, E.2022/1006, K.2022/2705 sayılı kararında, mirasçı adına açılan tereke tespiti ve temsilci atanması dosyası incelenmiştir. Dilekçede resmî defter talebinin bulunmadığı, koruma önlemlerinin istendiği açık olduğundan TMK m.625'teki icra takibi yasağının uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Takibi iptal eden ilk derece kararı bozulmuştur.
Kararın uygulamadaki önemi, dosya adının değil talebin gerçek niteliğinin esas alınmasıdır. Resmî defterin özel sonuçlarından yararlanmak isteyen kişinin başvuru şartlarını ve süresini de sağlaması gerekir. Koruma dosyası açmak, kaçırılmış resmî defter süresini kendiliğinden geri getirmez. Kararın tam metni.
Kimler başvurabilir ve bir aylık süre nasıl hesaplanır?
Ret hakkının devam etmesi
Mirası reddetmeye hakkı bulunan her mirasçı resmî defter tutulmasını isteyebilir. Mirasın önceden kayıtsız şartsız kabulü veya ret hakkını ortadan kaldıran davranışlar başvuruyu etkileyebilir. Tereke malını gizlemek, kendine mal etmek ya da olağan yönetimi aşan işlemler yapmak bu nedenle önemlidir. Sadece araştırma veya kanunun koruduğu zorunlu koruma işlemleriyle bunlar aynı sayılmamalıdır.
Başvuruyu bir mirasçının yapması yeterlidir ve istem diğer mirasçılar hakkında da etkili olur. Bunun sonucu, öteki mirasçıların son aşamada iradesinin yok sayılması değildir. Her biri ayrıca beyana çağrılmalı ve kendi seçimini açıklayabilmelidir. Başvuran kişinin adres ve mirasçılık bilgilerinin eksiksiz sunulması, bütün ilgililere usulüne uygun bildirim yapılmasını kolaylaştırır.
Öğrenme tarihinin ispatı
TMK m.619'daki süre, gerçek retteki genel üç aylık süreyle aynı değildir. Ret usulüne yapılan gönderme nedeniyle ölümün veya mirasçılık sıfatının öğrenilmesi, atanmış mirasçıya bildirim ve somut dosyadaki özel durumlar incelenir. Ölüm belgesindeki tarih ile kişinin durumu öğrendiği tarih her zaman örtüşmez. Sonradan öğrenme iddiasını destekleyen ödeme emri, tebligat, yazışma ve nüfus kaydı önem kazanabilir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 05.12.2018 tarihli, E.2016/3698, K.2018/8627 sayılı kararında, mirasçı dayısının ölümünü icra ödeme emriyle öğrendiğini ileri sürmüştür. Yerel mahkemenin doğrudan süre yönünden ret kararı, bu iddiaya ilişkin delillerin toplanması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Karar, başvurunun kesin olarak süresinde olduğuna değil, öğrenme iddiasının araştırılmadan reddedilemeyeceğine ilişkindir. Kararın tam metni.
Görevli mahkeme, dilekçe ve giderler
Resmî defter sulh hukuk mahkemesinden istenir. Mirasbırakanın son yerleşim yeri ve yabancılık unsuru varsa MÖHUK m.43 çerçevesinde yetki değerlendirilir. Dilekçede ölüm tarihi, öğrenme olayı, mirasçılar, bilinen mal ve borçlar, ret hakkının durumu ve resmî defter istemi açıkça belirtilmelidir. Sadece banka adı vermek yerine hesap veya kredi ilişkisine ilişkin ulaşılabilen bilgiler sunulmalıdır.
TMK m.623'e göre defter tutma giderleri öncelikle terekeden ödenir; tereke yetmezse başvuran mirasçılara yüklenebilir. Bu nedenle yalnız başvuru harcı değil, ilan, tebligat, araştırma ve değerleme giderleri de düşünülmelidir. Sabit bir toplam maliyet, terekenin kapsamı bilinmeden güvenilir biçimde verilemez. Gider avansının yatırılması gereken süreler dosyadan takip edilmelidir.
Aktif ve pasifler nasıl araştırılır?
Malvarlığının eksiksiz belirlenmesi
Deftere taşınmazlar, araçlar, mevduat, menkul kıymetler, şirket payları ve alacaklar gibi aktifler ile borçlar takdir edilen değerleriyle yazılır. Bir şirketin bütün malvarlığı ile mirasbırakanın o şirketteki payı aynı varlık değildir. Rehinli taşınmazın değeri ile teminat altındaki borç da ayrı gösterilmelidir; yalnız tapu rayici toplamından sonuca gidilmemelidir. İlgili uygulama örnekleri için miras kalan hisse senedi ve yatırım fonları yazısı da okunabilir.
Mahkemeden istenecek araştırma, somut bağlantıları içermelidir. Bilinen bankalar, ticaret sicili kayıtları, icra dosyaları, vergi ilişkileri ve sürmekte olan davalar bildirilir. İhtilaflı veya koşula bağlı borçlar tamamen yok sayılmamalı, nitelikleri açıklanmalıdır. Deftere kaydın yapılması, alacağın esasına ilişkin bütün uyuşmazlıkları kesin hükümle çözmez.
Bilgi verme yükümlülüğü
TMK m.620, mirasbırakanın mali durumunu bilen kişilere mahkemenin istediği bilgileri verme yükümlülüğü getirir. Haklı neden olmadan bilgi vermeme veya yanlış ve eksik bilgi verme nedeniyle doğan zararlar bakımından sorumluluk gündeme gelebilir. Mirasçılar özellikle bildikleri borçları mahkemeye bildirmek zorundadır.
Bir mirasçı, kendi lehine sonuç doğacağını düşünerek bilinen alacaklıyı gizlememelidir. Resmî kayıtlar ve mirasbırakanın belgelerinden anlaşılan borçların TMK m.622 uyarınca doğrudan kaydı da mümkündür. Bu yapı, resmî defterin yalnız başvurucunun hazırladığı özel liste olmadığını gösterir. Deftere itiraz veya ek bilgi sunulması gerektiğinde belge, tutar ve gerekçe birlikte açıklanmalıdır.
İlan, inceleme ve beyana çağrı aşamaları
TMK m.621 gereğince alacaklı ve borçlular bir ay arayla iki kez ilanla çağrılır. Çağrı kefalet sebebiyle alacaklı ve borçlu olanları da kapsar. Bildirim süresi ikinci ilandan başlayarak en az bir aydır. İlan metninde bildirim yapılmamasının sonuçlarının belirtilmesi gerekir. Eksik ilan, yalnız biçimsel bir ayrıntı değildir; alacak kapsamını ve mirasçının sonraki seçimini etkiler. İlanla mirasçı arayan ve Devletin mirasçı olduğu hâller için mirasçıların bilinmemesi ve mirasın Devlete geçmesi yazısı da incelenebilir.
İlanda belirtilen süre sona erdiğinde defter tamamlanır ve ilgililere en az bir aylık inceleme süresi tanınır. Bu süre bittikten sonra her mirasçı bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır. Koşullar gerektiriyorsa ek süre verilebilir. İnceleme süresi ile kabul veya ret beyanı için tanınan süre ayrı aşamalardır; birinin diğerinin yerine geçtiği varsayılmamalıdır.
| Aşama | Kanuni süre veya ölçüt | Kontrol edilecek belge |
|---|---|---|
| Başvuru | Bir aylık özel süre | Öğrenme ve başvuru kaydı |
| İlanlar | Bir ay arayla iki ilan | İlan metinleri ve tarihleri |
| Alacak bildirimi | İkinci ilandan itibaren en az bir ay | Bildirim ve alındı kaydı |
| Defteri inceleme | En az bir ay | Defter ve inceleme bildirimi |
| Son beyan | Mahkemece çağrı üzerine bir ay | Her mirasçıya bildirim |
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 16.09.2020 tarihli, E.2016/14855, K.2020/5042 sayılı kararında, tek ilanla yetinilmesi ve bütün mirasçıların bir aylık süreyle beyana çağrılmaması bozma nedeni sayılmıştır. Yalnız davacıya on beş gün verilmesi yeterli görülmemiştir. Defterde aktif ve pasiflerin listelenmiş olması, sonraki usul aşamalarının atlanmasını haklı kılmaz. Kararın tam metni.
Defter tutulurken dava, icra ve yönetim
Özel hukuk takipleri
TMK m.625'e göre resmî defter tutulması devam ederken mirasbırakanın borçları için icra takibi yapılamaz; bu sürede zamanaşımı işlemez. Acele hâller dışında davalara devam edilemez ve yeni dava açılamaz. Bu etki, mirasçının kendi bağımsız borçlarına veya konuyla ilgisiz bütün uyuşmazlıklarına yayılmaz.
İcra dosyasına resmî defter dosyasının varlığı ve aşaması bildirilmelidir. Hukuka aykırı devam işlemi yapılmışsa takip türüne uygun başvuru gerekir. Mahkeme dosyasının açıldığını öğrenen alacaklının da alacağını bildirme ve kapsamını belgeleme yükümlülüğünü izlemesi gerekir. Defter süreci alacağı kendiliğinden ortadan kaldıran bir işlem değildir.
Kamu alacakları ve zorunlu yönetim
Kamu alacaklarında 6183 m.7 özel düzenleme içerir; defter işlemi devam ederken satış yapılamaması ve deftere yazılmamış kamu alacağında mirastan düşen miktarla sorumluluk ayrıca dikkate alınır. Bu nedenle TMK m.625'in genel ifadesinden hareketle bütün kamu takiplerinin her işleminin aynı biçimde durduğu söylenmemelidir.
TMK m.624 uyarınca defter tutulurken ancak zorunlu yönetim işleri yapılabilir. Bozulacak malın korunması veya zorunlu giderin ödenmesi ile isteğe bağlı yatırım, paylaşma veya mal devri farklıdır. Mahkemece işlerin yürütülmesi bir mirasçıya bırakılmışsa diğerleri güvence isteyebilir. Giderin zorunluluğu ve ödeme belgesi saklanmalıdır.
Defter tamamlandıktan sonra dört seçenek
Mirasçı, tanınan sürede mirası reddettiğini, resmî tasfiye istediğini, deftere göre kabul ettiğini veya kayıtsız şartsız kabul ettiğini açıklayabilir. Her seçimin sorumluluk sonucu farklıdır. Resmî tasfiye isteğinde birlikte mirasçılardan birinin kabulünün etkisi gibi özel şartlar ayrıca değerlendirilir. Seçeneklerin isimlerini dilekçeye birlikte yazmak, birbiriyle bağdaşmayan beyanların sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
Süresinde hiçbir beyanda bulunmayan mirasçı, TMK m.627 gereğince deftere göre kabul etmiş sayılır. Bu sonuç, susmanın mirasın reddi sayılacağı düşüncesini dışlar. Mahkeme çağrısı geldikten sonra yalnız “defter yanlış, bekliyorum” yaklaşımı yeterli değildir. İtiraz veya yeniden değerleme ihtiyacı varsa, beyan süresi ve ek süre talebi birlikte takip edilmelidir.
Deftere göre kabulde sorumluluğun sınırları
Yazılı ve yazılmamış özel hukuk borçları
Deftere yazılı borçlar bakımından mirasçı hem tereke malları hem kendi malvarlığıyla sorumludur. Süresinde alacağını yazdırmayan alacaklıya karşı ise TMK m.629'un genel kuralı farklıdır. Ancak alacaklının kusuru olmadan kaydettiremediği veya bildirdiği hâlde yazılmayan alacaklarda mirasçı zenginleşmesi ölçüsünde sorumlu kalır. Tereke malıyla güvenceye alınmış alacaklı da kayıt bulunmasa bile güvenceden yararlanabilir. Mirasçının reddinin alacaklılara karşı etkisi için mirasın reddinin iptali yazısına bakılabilir.
Varsayımsal olarak 800.000 TL aktif ve 1.100.000 TL deftere yazılı borç bulunan mirası deftere göre kabul eden kişinin, kalan 300.000 TL bakımından kişisel malvarlığı riski vardır. Buna karşılık kaydedilmemiş bir alacak için sonuç, alacaklının kusuru, bildirim kaydı, güvence ve kamu alacağı niteliğine göre değişir. Defterin sağladığı koruma, basitçe aktif toplamı kadar bir sorumluluk tavanı değildir.
Kefalet ve Devletin mirasçılığı
TMK m.630, kefalet borçlarının ayrı yere yazılmasını ve mirasçıların sorumluluğunun varsayımsal iflas tasfiyesinde kefalet alacaklısına düşecek miktara göre belirlenmesini düzenler. TMK m.631 ise Devletin mirasçı olduğu durumda resen defter ve edinilen değerlerle sınırlı sorumluluk öngörür. Bu özel hükümler, sıradan mirasçının her deftere göre kabulünde aynı sınır bulunduğunu göstermez.
Bu nedenle karar öncesi inceleme tablosunda her borç “özel hukuk asıl borcu”, “kefalet”, “güvenceli alacak”, “kamu alacağı” veya “çekişmeli alacak” olarak hukuki niteliğiyle ele alınmalıdır. Banka ekstresindeki tek toplam rakam, kabul seçimini değerlendirmek için yetersiz kalabilir.
Ölümden sonra doğan giderler defterle nasıl ilişkilendirilir?
Tereke hesabı yalnız ölümden önce alınmış kredilerden oluşmaz. Mirasın geçişi, korunması ve yönetimi sırasında yeni giderler ortaya çıkabilir. Böyle bir giderde borcun doğum zamanı, kimin talimat verdiği, hangi hizmetin yapıldığı ve yükümlülüğün doğrudan mirasçıya mı yoksa tereke ilişkisine mi ait olduğu belirlenmelidir. Defter tutulmadan önceki borçla daha sonra mirasçının kendi adına yaptığı sözleşmenin borcu aynı kabul edilemez.
Serra Kocar ve Faruk Acar, resmî defterin koruyucu etkisinin mirasın intikalinden doğan borçlara uzanması sorununu ayrıca inceler. Çalışmanın özünde, kapsamın yalnız mirasbırakanın borçlarıyla sınırlandırılması yerine intikal borçlarını da içermesinin kurumun amacına uygun olacağı savunulur. Bu bir öğretisel değerlendirmedir; her yeni giderin kendiliğinden silindiği veya bütün yargı kararlarının aynı yönde olduğu anlamına gelmez. Kocar/Acar, 2023, makale özü.
Uygulamada gider belgesi, sözleşme, karar ve ödeme tarihi birlikte dosyalanmalıdır. Örneğin taşınmazın korunması için yaptırılan acil onarımın kimin tarafından, hangi yetkiyle ve hangi hesap adına sipariş edildiği açıklanmalıdır. Giderin gerekli olması ile ödeme yükümlüsünün kim olduğu ayrı sorulardır. Defter süreci sürerken her mirasçının sınırsız yeni borç yaratabildiği varsayımı da, hiçbir zorunlu işin yapılamayacağı varsayımı da hatalıdır.
Sonuç
Resmî defter tutulması, bilinmeyen borçlar karşısında mirasçının kararını bilgiye dayalı vermesine yardımcı olur. Bir aylık başvuru süresi, ilanlar, inceleme ve her mirasçıya ayrı beyan çağrısı sürecin temel güvenceleridir. Deftere göre kabulün kişisel sorumluluğu tamamen kaldırmadığı bilinmeli; özellikle kamu alacakları, kefalet ve güvenceli borçlar incelendikten sonra kabul, ret veya tasfiye seçimi yapılmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Resmî defter istemek için bütün mirasçılar başvurmalı mı?
Hayır. Bir mirasçının istemi diğerleri hakkında da etkili olur. Ancak defter sonunda her mirasçı kendi beyanını açıklamak üzere çağrılmalıdır.
Başvuru süresi üç ay mıdır?
Hayır. TMK m.619 bir aylık süre öngörür. Başlangıç, ret usulüne ilişkin kurallar ve öğrenme iddiaları üzerinden somut olarak hesaplanır.
Deftere göre kabul edersem kendi evim risk altında olur mu?
Deftere yazılı borçlar bakımından kişisel malvarlığıyla sorumluluk mümkündür. Haczedilebilirlik gibi icra hukukuna ilişkin korumalar ayrıca incelenir.
Mahkemenin çağrısına cevap vermezsem mirası reddetmiş olur muyum?
Hayır. Süresinde beyanda bulunmamak, TMK m.627 uyarınca deftere göre kabul sonucunu doğurur.
Deftere yazılmayan her borç silinir mi?
Hayır. Kusursuz kayıt dışı kalma, bildirilip yazılmama, rehin ve kamu alacağı gibi istisnalar vardır. Alacağın hukuki niteliği belirleyicidir.
Terekenin tespiti davası aynı korumayı sağlar mı?
Hayır. Koruma amaçlı tespit ile kabul veya ret seçimine esas resmî defter farklıdır. Özellikle takip üzerindeki etkileri aynı değildir.
Kaynakça
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.589–590, 605–610, 619–633.
- 6183 sayılı Kanun, m.7.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 05.12.2018, E.2016/3698, K.2018/8627.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 16.09.2020, E.2016/14855, K.2020/5042.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 03.03.2022, E.2022/1006, K.2022/2705.
- Serra Kocar / Faruk Acar, Mirasçıların İntikal Borçlarından Sorumluluğu Bakımından Terekenin Resmi Defterinin Tutulması, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 29(2), 2023, s.1242–1256, DOI:10.33433/maruhad.1366105; burada makale özündeki görüş esas alınmıştır.