İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Miras ve Tereke Hukuku

Mirasçının Alacaklılarının Tenkis Davası Açması: Saklı Pay, Aciz Belgesi, İhtar ve Süreler

Bordo dosya, kâğıt köprü ve bölümlere ayrılmış kaide üzerindeki ev maketi.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 14 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Saklı payı zedelenen borçlu mirasçı dava açmadığında alacaklının kullanabileceği özel tenkis yolunu; belge, ihtar, süre ve tahsil sınırlarıyla ele alan uygulama rehberi.

Borçlu bir mirasçının, kendisine kalan mirasın azalmasına sessiz kalması alacaklıları da etkileyebilir. Bununla birlikte alacaklı, yalnızca tahsil edemediği bir alacağı bulunduğu için mirasbırakanın yaptığı bütün işlemleri iptal ettiremez. Türk Medeni Kanunu’nun 562. maddesi, saklı payı zedelenen mirasçının belirli koşullarla kullanmadığı tenkis hakkının alacaklılar veya iflas idaresi tarafından kullanılmasına olanak tanır. Bu yolun amacı, alacağın tahsili için gerekli ölçüde koruma sağlamaktır. 1

Kısa cevap: Alacaklının TMK m. 562 kapsamında dava açabilmesi için borçlusunun saklı paylı mirasçı olması, saklı payının zedelenmesi, kanunun aradığı aciz belgesi koşulunun gerçekleşmesi ve mirasçının önceden yapılan ihtara rağmen tenkis davası açmaması gerekir. İflas hâlinde iflas idaresi bakımından ayrı değerlendirme yapılır. Dava, mirasçıya tanınan süre içinde ve alacağın elde edilmesi için gerekli oranda açılabilir. İhtarı dava açıldıktan sonra yapmak, önceden doğmamış dava hakkını tamamlamaz. 1 4 5

Alacaklının tenkis hakkı hangi ihtiyacı karşılar?

Tenkis, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü aşan kazandırmaların, saklı payı koruyacak ölçüde azaltılmasını sağlar. Mirasçı kendi ekonomik veya ailevi nedenleriyle dava açmak istemeyebilir. Oysa mirasçı borçlarını ödeyemiyorsa, saklı payının korunmaması onun alacaklılarının tahsil imkânını da azaltabilir. TMK m. 562 bu özel durumda devreye girer. Borçlunun malvarlığında meydana gelen her azalma için kullanılabilen genel bir iptal yolu değildir. 1 Mirasçıların borçlardan sorumluluğu için miras borçlarından sorumluluk yazısına bakılabilir.

Alacaklının hakkı, borçlunun tüm miras payını onun adına toplamak anlamına gelmez. Bir yandan saklı pay ihlalinin kapsamı, diğer yandan korunması gereken alacağın miktarı sınır oluşturur. Borçlunun yasal miras payı ile saklı payı farklı kavramlardır. Örneğin kardeşin yasal mirasçılığı bulunabilse de güncel TMK m. 506 kapsamında saklı payı yoktur. Bu nedenle yalnızca kardeş sıfatına dayanan mirasçılık, bu özel dava yolunu sağlamaz. 1

Genel hesaplama ve tenkise tabi kazandırmalar için Tenkis Davası ve Saklı Pay yazısı ile birlikte değerlendirme yapılabilir. Burada odak, bizzat mirasçının açacağı davadan farklı olarak alacaklının dava hakkının nasıl doğduğudur.

Dava açabilmek için hangi koşullar birlikte aranır?

Borçlu, saklı payı zedelenen mirasçı olmalıdır

Önce mirasçılık ilişkisi belirlenir. Nüfus kayıtları ve mirasçılık belgesi, borçlunun hangi sıfatla mirasçı olduğunu ortaya koyar. Ardından ölüm tarihindeki hukuki rejim, mirasçılar, tasarruf edilebilir bölüm ve saklı paylar incelenir. Mirasçılık belgesindeki pay tek başına saklı pay ihlalini kanıtlamaz. Terekenin aktif ve pasifi, hesaba eklenmesi gereken kazandırmalar ve mirasçının aldığı değerler birlikte hesaplanır. 1 7

Mirasbırakanın yaptığı bir bağışın aile içinde adaletsiz görülmesi de yeterli değildir. Kazandırmanın tenkise tabi olup olmadığı, TMK m. 565 gibi ilgili hükümler çerçevesinde belirlenmelidir. Alacaklı, dava dilekçesinde yalnızca borçlunun mirastan az yararlandığını değil, hangi tasarrufun hangi saklı payı zedelediğini açıklamalıdır. Karşı taraf, bağışın tenkise tabi olmadığı veya borçlunun başka kazandırmalarla saklı payını zaten aldığı savunmasını yapabilir. 1 Muvazaalı devirlerde saklı pay bakımından muris muvazaası yazısı da incelenebilir.

Alacak ve tahsil edilememe durumu belgelenmelidir

Takip dosyası, alacağın dayanağı, ödeme kayıtları, haciz işlemleri ve aciz belgesinin kapsamı birlikte değerlendirilir. Dosyada sadece yüksek miktarlı bir takip bulunması, TMK m. 562 şartlarının gerçekleştiğini göstermez. Alacağın devam edip etmediği, temlik edilip edilmediği, kısmen ödenip ödenmediği ve teminatlardan tahsil olanağı da somutlaştırılmalıdır. 1 3 Mirasçının miras payına haciz konulması miras payına haciz yazısında anlatılmıştır.

Kanun, alacaklı bakımından mirasın geçtiği tarihte elinde borç ödemeden aciz belgesi bulunmasını arar. Miras ölümle açıldığından belge tarihi özellikle önemlidir. Sonradan alınan bir belgenin, ölüm tarihindeki kanuni koşulu kendiliğinden geriye etkili olarak tamamladığı varsayılmamalıdır. Önceki bir haciz tutanağına dayanılıyorsa o tutanağın gerçekten aciz belgesi hükmünde olup olmadığı ayrıca incelenir. 1 3

Önceden ihtar yapılmalı ve mirasçı dava açmamış olmalıdır

Mirasçıya önce kendisinin tenkis davası açması için başvurulmalıdır. İhtarda mirasbırakanın kimliği, tartışılan tasarruf, borçlunun saklı payının neden zedelendiği ve tenkis davası açmasının istendiği anlaşılır biçimde gösterilmelidir. Uyuşmazlık belirsiz bırakılarak gönderilen sıradan bir ödeme talebi, bu özel ihtarın yerini güvenle tutmaz. 1 4 5

Kanun bütün dosyalar için tek bir bekleme günü sayısı koymaz. Bildirimin içeriği, ulaştığı tarih, tanınan imkân ve kalan hak düşürücü süre beraber değerlendirilir. Noter aracılığı, içerik ve tebliğin ispatını kolaylaştırır; asıl mesele, dava açılmadan önce usulüne uygun bildirimin yapılmış olmasıdır. Sadece gönderi belgesiyle yetinilmemeli, tebliğ sonucu da dosyaya alınmalıdır. 4 5

Kesin ve geçici aciz belgesi arasında nasıl bir fark vardır?

İİK m. 143 kapsamında düzenlenen borç ödemeden aciz belgesi, karşılanmamış alacak bölümünü gösterir. İİK m. 105/1 uyarınca borçlunun haczi mümkün malının bulunmadığını gösteren haciz tutanağı da kanunda belirtilen aciz belgesi hükmünü taşıyabilir. Buna karşılık haczedilen malların takdir edilen değerinin alacağı karşılamaması nedeniyle düzenlenen İİK m. 105/2 kapsamındaki tutanak, geçici aciz niteliğindedir. Bu ayrım belgenin başlığından çok içeriğine göre yapılır. 3

Geçici aciz belgesinin TMK m. 562 bakımından yeterliliği konusunda öğretide görüş birliği yoktur. Genç, geçici belgenin yeterli sayıldığı yaklaşımı ve eski kararları aktarırken, aczin ve karşılanamayan miktarın henüz kesinleşmemesi nedeniyle bu sonuca karşı çıkar. Dolayısıyla geçici belgenin her olayda kesin biçimde yeterli veya yetersiz olduğu söylenmemelidir. Somut dosyada belge içeriği ve uygulanacak içtihat değerlendirilmelidir. 6

Tablo 1: Kesin ve geçici aciz belgesi arasında nasıl bir fark vardır?
Belge veya durumGösterdiği hususDosyada yapılacak kontrol
İİK m. 143 aciz belgesiTakip sonunda karşılanmayan alacakDüzenleme tarihi, kalan tutar, borçlu ve alacaklı kimliği
İİK m. 105/1 haciz tutanağıHaczi mümkün mal bulunmamasıKanuni aciz belgesi niteliği taşıyan tespitin gerçekten yapılması
İİK m. 105/2 geçici acizMalların takdir edilen değerinin yetersizliğiGeçicilik, satış sonucu ve TMK m. 562 yönünden görüş ayrılığı
Rehin açığı veya sonuçsuz ödeme talebiBelirli teminatın yetersizliği ya da ödememeBorçlunun genel aczini tek başına gösterip göstermediği

Bu tablo, belgeler arasında otomatik eşitlik kurulmaması içindir. Özellikle borçlunun başka haczedilebilir malları varken yalnızca rehnin alacağı karşılamaması, genel aczin ayrıca araştırılması ihtiyacını ortadan kaldırmaz. 3 6

İflas idaresinin dava hakkı ve mirasçılıktan çıkarma

TMK m. 562, iflas idaresini ayrıca sayar. İflas idaresinin görevi, müflisin malvarlığını ve masanın menfaatini korumaktır. Ancak mirasçının iflas etmiş olması, mirasbırakanın her tasarrufuna karşı her tür davanın açılabileceği anlamına gelmez. Saklı pay ihlali, önceden ihtar, süre ve talep sınırı yine değerlendirilir. Alacaklının aciz belgesinin tarihi ile iflas kararının zamanına ilişkin tartışmalar birbirine karıştırılmamalıdır. 1 4

İflas dosyasında masayı temsile yetkili organ, kararlar ve dava açma iradesi belgelenmelidir. Alacaklının bireysel takip dosyası ile iflas idaresinin toplu tasfiye işlevi farklıdır. Bu nedenle bireysel alacaklı adına hazırlanmış bir dilekçenin yalnızca davacı adı değiştirilerek iflas idaresine uyarlanması yeterli olmaz.

Mirasçılıktan çıkarılan kişinin alacaklıları ve iflas idaresi için TMK m. 562/2 özel olarak aynı korumayı öngörür. Bu hüküm, çıkarma işleminin tüm sonuçlarının alacaklı tarafından serbestçe ortadan kaldırılabileceği şeklinde okunmamalıdır. Davanın kapsamı, alacağın korunması ve ilgili saklı pay düzeni içinde belirlenir. Çıkarma nedenleri ile çıkarılanın altsoyunun durumu için Mirastan Çıkarma yazısına bakılabilir. 1

İhtar eksikliği dava sırasında giderilebilir mi?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli, E. 2020/540, K. 2021/1223 sayılı kararı bu konuda belirleyici bir ayrım yapar. Somut olayda dava öncesinde gönderilen ihtar tebliğ edilemeden dönmüş, daha sonra yeni bildirim yapılmıştır. Kurul çoğunluğu, dava açılmadan önce gereken ihtarın gerçekleşmemesini sonradan tamamlanabilir sıradan bir eksiklik olarak kabul etmemiştir. 4

Kararda karşı yaklaşım da tartışılmıştır: İhtarın dava sırasında tamamlatılabileceği savunulmuş, fakat çoğunluk bu görüşü benimsememiştir. Bu nedenle uygulamada ihtarı sonradan göndererek süreci kurtarma düşüncesi ciddi ret riski taşır. Tebligatın dönmesi, adres araştırması yapılmasını ve süre takviminin yeniden değerlendirilmesini gerektirir; gönderinin çıkmış olması tebliğ edilmiş olmasıyla aynı değildir. 4

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 06.02.2024 tarihli, E. 2023/6122, K. 2024/866 sayılı kararı da tenkis talebinin esasına geçilmeden önce dava öncesi ihtarın araştırılması gerektiğini belirtir. Bu karar, somut dosyada tenkis talebinin doğrudan kabul edildiği bir karar değildir; eksik hukuki değerlendirme nedeniyle bozma kararıdır. 5

Hangi süre içinde dava açılmalıdır?

TMK m. 562, alacaklı ve iflas idaresini mirasçıya tanınan süreyle sınırlar. TMK m. 571 uyarınca tenkis davasında saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden başlayan bir yıllık ve vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılmasından başlayan on yıllık hak düşürücü süreler dikkate alınır. Bir tasarrufun iptaliyle önceki tasarrufun yeniden yürürlüğe girmesi hâli ayrıca düzenlenmiştir. 1

Alacaklı için her ihtarla veya icra dosyasındaki her yeni işlemle bağımsız bir yıllık süre başladığı varsayılamaz. Borçlu mirasçının ve alacaklının hangi bilgiyi ne zaman edindiği, olayın özelliğine göre tartışma yaratabilir. Dava hazırlığında en erken öğrenme ihtimali esas alınarak tehlikeli tarihler ayrı ayrı kaydedilmelidir. 2024 tarihli kararın kendi olayında yaptığı öğrenme değerlendirmesi, bütün alacaklılara yeni ve bağımsız bir süre verildiği şeklinde genellenmemelidir. 1 5

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 23.10.2018 tarihli, E. 2015/14618, K. 2018/13792 sayılı kararı bu riski somutlaştırır. O olayda vasiyetname mirasçılar huzurunda 24.12.2009 tarihinde açılmış; alacaklı 26.01.2011 tarihinde ihtar göndermiş ve 25.02.2011 tarihinde dava açmıştır. Daire, mirasçıya tanınan bir yıllık sürenin geçtiğini kabul ederek kabul kararını bozmuştur. Karar, sonradan ihtarın yeni bir yıllık süre sağlamadığını gösterir. Her dosyada açılma tarihinin otomatik öğrenme tarihi sayılması yerine, somut bildirim ve öğrenme olguları kanunla birlikte değerlendirilmelidir. 10

Tablo 2: Hangi süre içinde dava açılmalıdır?
Takvim kaydıNeden önemlidir?Uygun kayıt örneği
Ölüm ve vasiyetnamenin açılma tarihleriMirasın geçişi ve üst süre başlangıcıÖlüm kaydı, sulh hukuk dosyası
Saklı pay ihlalinin öğrenilmesiBir yıllık süre tartışmasıTebligat, dosya inceleme kaydı, yazışma
Aciz durumunu gösteren belgenin tarihiTMK m. 562 özel koşuluOnaylı belge ve haciz tutanağı
İhtarın tebliği ve mirasçının davranışıDava hakkının önceden doğmasıTebliğ mazbatası, cevap, dava açma bilgisi

Bu tarihler kaydedilirken sürelerin durduğu veya kesildiği kabulü ayrıca bir kanuni dayanağa bağlanmalıdır. Özellikle ihtarname gönderilmesi, tek başına tenkis davasına ilişkin hak düşürücü süreyi durdurmaz. Dava açma hazırlığı son günlere bırakılmamalıdır.

Tenkis, vasiyetnamenin iptali ve tasarrufun iptali aynı dava mıdır?

Hayır. Tenkis, geçerli bir kazandırmanın saklı payı aşan bölümünü azaltmaya yönelir. Vasiyetnamenin iptali ise ehliyet, irade, hukuka veya ahlaka aykırılık ya da şekil gibi TMK m. 557’de sayılan nedenlere dayanır. İptal davası açabilecek kişiler TMK m. 558 kapsamında ayrıca belirlenir. 1

HGK’nin 2021 tarihli kararında, iflas idaresinin sırf masanın menfaati bulunduğu için vasiyetnamenin iptalini isteyemeyeceği, TMK m. 562’deki özel tenkis yolunun koşullarıyla kullanılabileceği kabul edilmiştir. İİK m. 184’ün kapsamı, TMK m. 558’deki iptal davası hakkını kendiliğinden genişletmez. 4 Vasiyetnamenin iptali ile tenkis arasındaki ilişki vasiyetnamenin iptali davası yazısında ayrıca incelenmiştir.

Muris muvazaası ile İİK m. 277 ve devamındaki tasarrufun iptali de ayrı kurumlardır. 1. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli kararında, alacaklının mirasçı sıfatı olmadan ve icra müdürlüğünün yetkilendirmesine dayanarak muris muvazaası iddiasıyla mirasçıya özgü tapu talebini ileri sürmesi kabul edilmemiştir. Talebin adı değiştirilerek dava hakkı yaratılmaz. 3 5

Mirasın reddinin alacaklıya zarar vermesi ise TMK m. 617’deki koşullar, altı aylık süre ve resmî tasfiye sonucu bakımından başka bir yoldur. Reddin iptali ile tenkis aynı dilekçede incelenmek istense bile maddi olayları, davalıları, süreleri ve sonuçları ayrı kurulmalıdır. 1 Mirasçının mirası reddetmesine karşı alacaklıların yolu mirasın reddinin iptali yazısında ele alınmıştır.

Görevli mahkeme, taraflar ve dava dilekçesi

Tenkis davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesinin kesin yetkisi TMK m. 576 ve HMK m. 11 kapsamında dikkate alınır. Alacaklının veya borçlu mirasçının başka şehirde yaşaması bu kuralı kendiliğinden değiştirmez. Yabancılık unsuru varsa MÖHUK m. 20 ve 43 ayrıca incelenmelidir. 1 2 8

Dava esas olarak tenkise tabi kazandırmadan yararlanan kişiye yöneltilir. Kazandırmanın devredilmiş olması, yararlananın ölümü veya birden fazla kazandırma bulunması hâlinde taraf yapısı dosyaya göre belirlenir. Borçlu mirasçıya ihtar yapılması ile o kişinin her durumda tek davalı olması aynı şey değildir.

Dilekçede alacağın dayanağı, saklı pay ilişkisi, dava öncesi ihtar, aciz veya iflas belgeleri, tasarruflar, talep sınırı ve süre açıklaması birbirine bağlanmalıdır. Her iddianın hangi belgeyle ispatlanacağı gösterilmeli; gerektiğinde tapu, banka, nüfus, icra ve vasiyetname dosyalarının getirtilmesi istenmelidir. Genel bir malvarlığı araştırması talebi, açıkça kurulmuş dava sebebinin yerine geçmez. 2

2026 değişikliği nedeniyle eski dava şablonlarına dikkat

13 Ekim 2026 itibarıyla güncel HMK metninde m. 107, 7589 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. HMK m. 109/4 ise alacağın yalnızca bir bölümünün dava edildiği hâllerde talebin bir kez, tahkikat sona erene kadar artırılmasına ilişkin düzenleme içerir. İlgili değişiklikler 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle yeni davalarda eski m. 107’yi yürürlükte kabul eden hazır dilekçeler kullanılmamalıdır. 2

Ancak m. 109/4’ün zamanaşımı bakımından öngördüğü sonuç, TMK m. 571’deki hak düşürücü süreye otomatik olarak taşınamaz. Tenkis talebinin niteliği, artırılan istemin kapsamı ve açılış tarihi ayrıca incelenir. Eski tarihte açılan dosyaların usul durumu da somut geçiş değerlendirmesi gerektirir; her dosya için tek cümlelik bir çözüm yeterli olmaz.

Hesaplama, savunmalar ve kararın tahsile etkisi

Varsayımsal örnek: Hesap sonucunda borçlu mirasçının saklı pay eksikliğinin 900.000 TL, alacaklının tahsil edemediği ve koruma kapsamına giren alacağının 300.000 TL olduğu kabul edilsin. Alacaklı, yalnızca saklı pay eksikliği daha büyük diye 900.000 TL’nin tamamını kendi alacağı için isteyemez. Tersine, alacağı 1.200.000 TL olsa da korunabilir saklı pay eksikliği 900.000 TL ise bu özel yol eksik kalan 300.000 TL’yi kendiliğinden karşılamaz. Bu örnek, değerleme ve masraf ayrıntılarını içermeyen sınır açıklamasıdır. 1

Gerçek dosyada tereke hesabı, kazandırma tarihleri, net değer, borçlar, saklı pay oranları ve tenkis sırası bilirkişi incelemesi gerektirebilir. Bölünemeyen mal ve seçim hakkı gibi TMK m. 564 kapsamındaki konular sonucu etkiler. Alacaklının dava açması, taşınmazın doğrudan onun adına geçmesi anlamına gelmez. Hükmün içeriği ile devam eden takip veya iflas tasfiyesi birlikte yürütülmelidir. 1 3

Davalı; alacağın ödendiğini, belgenin yeterli olmadığını, ihtarın önceden yapılmadığını, sürenin geçtiğini, saklı pay ihlali bulunmadığını veya talebin gereğinden fazla olduğunu ileri sürebilir. Bu savunmalara cevap, aynı belgeleri tekrar sunmakla sınırlı kalmamalı; her itirazın dayandığı tarih ve hesap açıkça karşılanmalıdır. Gerektiğinde devir riski için HMK m. 389 ve devamı uyarınca ihtiyati tedbir talebi somut delille desteklenir. Tedbir davanın açılmasıyla otomatik doğmaz. 2

Arabuluculuk, masraf ve kanun yolu

Saf tenkis talebi, yalnızca mirasa ilişkin olduğu için 6325 sayılı Kanun m. 18/B’deki ortaklığın giderilmesi arabuluculuğuna dönüşmez. Birlikte ileri sürülen başka istemler varsa her biri için dava şartı ayrıca kontrol edilir. Tarafların tasarruf edebileceği uyuşmazlıklarda ihtiyari arabuluculuk düşünülebilir; fakat bu süreç, dava öncesi ihtar koşulunun yerine geçtiği varsayımıyla yürütülmemelidir. 9

Harç, gider avansı, tebligat, bilirkişi, keşif ve vekâlet ücreti toplam maliyeti etkiler. Kesin tutar dava değeri ve işlem tarihindeki tarifeye bağlıdır. Kanun yolunda ise kararın türü, değeri ve güncel kesinlik hükümleri önemlidir. HMK m. 345 ve 361’de düzenlenen genel iki haftalık başvuru süreleri, usulüne uygun tebliğ ve kararın kanun yoluna elverişliliğiyle birlikte değerlendirilir. Her kararın mutlaka temyize açık olduğu varsayılmamalıdır. 2

Sonuç

Alacaklının tenkis davasında başarıya giden ilk adım, yalnızca saklı pay hesabı yapmak değildir. Alacak, ölüm tarihindeki belge durumu, önceden ihtar ve süre birbirini tamamlayan bir dosya hâline getirilmelidir. Özellikle ihtarın dava sonrasına bırakılması, esasa geçilmesini engelleyebilir. Doğru dava türü ve talep sınırı belirlendikten sonra tenkis kararı ile tahsil işlemleri birlikte planlanmalıdır. Bu yazı genel hukuki bilgilendirme niteliğindedir; somut dosyanın tarihleri ve belgeleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Her alacaklı mirasçının yerine tenkis davası açabilir mi?

Hayır. TMK m. 562’deki saklı pay, aciz veya iflas, önceden ihtar ve süre koşulları birlikte değerlendirilir. Sadece bir icra takibinin bulunması yeterli değildir. 1 Ayrıntı: Dava açabilmek için hangi koşullar birlikte aranır?.

Aciz belgesi ölümden sonra alınırsa dava açılabilir mi?

Kanunun alacaklı için aradığı zaman koşulu mirasın geçtiği tarihe bağlıdır. Sonradan düzenlenen belgeye güvenilmeden önce, o tarihte mevcut bir haciz tutanağının aciz belgesi hükmünde olup olmadığı da incelenmelidir. 1 3 Ayrıntı: Kesin ve geçici aciz belgesi arasında nasıl bir fark vardır?.

İhtar noter aracılığıyla mı yapılmalıdır?

Kanun metnindeki esas, mirasçıya önceden ihtar yapılmasıdır. Noter yolu içerik ve tebliğ ispatını güçlendirir. Kullanılan yöntem ne olursa olsun ulaşma, içerik ve tarih kanıtlanabilmelidir. 1 4 Ayrıntı: Dava açabilmek için hangi koşullar birlikte aranır?.

Tebliğ edilemeyen ihtar yeterli olur mu?

Gönderilmiş olması tek başına yeterli kabul edilmemelidir. HGK’nin 2021 tarihli kararındaki tebliğ edilemeyen ihtar, dava öncesi koşulu gerçekleştirmemiştir. Tebligat sonucu kontrol edilmelidir. 4 Ayrıntı: İhtar eksikliği dava sırasında giderilebilir mi?.

İhtar dava açıldıktan sonra tamamlanabilir mi?

İncelenen HGK ve 1. Hukuk Dairesi kararları, dava öncesinde doğması gereken hakkın sonradan ihtarla tamamlanamayacağını kabul eder. Bu nedenle önce dava açıp sonra ihtar göndermek güvenli bir yol değildir. 4 5 Ayrıntı: İhtar eksikliği dava sırasında giderilebilir mi?.

Alacaklı vasiyetnamenin iptalini de isteyebilir mi?

Alacaklı olmak, TMK m. 558’deki iptal davası hakkını kendiliğinden vermez. Alacaklının başka bir hukuki sıfatı varsa o ayrıca incelenir; TMK m. 562 tenkis hakkıyla iptal davası hakkı aynı değildir. 1 4 Ayrıntı: Tenkis, vasiyetnamenin iptali ve tasarrufun iptali aynı dava mıdır?.

Borçlu mirasçı zaten dava açmışsa ne olur?

Mirasçının tenkis hakkını gerçekten kullanıp kullanmadığı ve açılan davanın kapsamı belirlenir. Alacaklının ikinci davayı otomatik açması yerine mevcut davanın alacağı nasıl etkilediği ve usulen hangi korumanın istenebileceği değerlendirilmelidir. 1 2 Ayrıntı: Dava açabilmek için hangi koşullar birlikte aranır?.

İhtar tenkis süresini durdurur mu?

Tek başına ihtar, TMK m. 571’deki hak düşürücü süreyi durdurmaz. Süre ayrı takip edilmeli, bildirimin yapılması dava açma süresini yeniden başlatıyormuş gibi hareket edilmemelidir. 1 Ayrıntı: Hangi süre içinde dava açılmalıdır?.

Tenkis kazanılırsa taşınmaz alacaklıya mı geçer?

Hayır. Kararın türü, kazandırmanın niteliği ve talep kapsamı belirleyicidir. Hükmün icra takibi veya iflas masası bakımından uygulanması ayrıca yürütülür. 1 3 Ayrıntı: Hesaplama, savunmalar ve kararın tahsile etkisi.

Bu dava ortaklığın giderilmesiyle birlikte mi açılmalıdır?

Zorunlu olarak değil. Tenkis ile ortaklığın giderilmesi farklı amaçlara ve usul kurallarına sahiptir. Birlikte talep düşünülüyorsa görev, dava şartı ve taleplerin birlikte görülme koşulları ayrı incelenir. 2 9 Ayrıntı: Arabuluculuk, masraf ve kanun yolu.

Kaynakça

  1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu; özellikle m. 506, 560–571, 575–576, 617. Güncel resmî metin.
  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu; m. 2, 11, 107, 109, 114–115, 119, 190, 345, 361–362, 389 ve devamı. 7589 sayılı Kanun değişiklikleri işlenmiş metin. Güncel resmî metin.
  3. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu; m. 94, 105, 143, 152, 184, 277 ve devamı. Güncel resmî metin.
  4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.10.2021, E. 2020/540, K. 2021/1223. İflas idaresinin dava hakkı ve dava öncesi ihtar. Resmî karar metni.
  5. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 06.02.2024, E. 2023/6122, K. 2024/866. Alacaklının muris muvazaası ve tenkis taleplerinin ayrılması. Resmî karar metni.
  6. Ali Ahmet Genç, “Saklı Paylı Mirasçıların Alacaklılarının ve İflas İdaresinin Tenkis Davası Açma Hakkı (TMK m. 562)”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 28(2), 2020, s. 511–542; özellikle s. 523–525. DOI: 10.15337/suhfd.704035. Makale ve tam metin erişimi.
  7. 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, m. 17. Resmî metin.
  8. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, m. 20, 43. Resmî metin.
  9. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 1, 18/A–18/B. Güncel resmî metin.
  10. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 23.10.2018, E. 2015/14618, K. 2018/13792. Alacaklının mirasçıya tanınan süre içinde dava açması ve geç ihtarın etkisi. Resmî karar metni.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları