Bir kişi hakkında birden fazla kesinleşmiş ceza bulunduğunda, koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanması için infaz hâkimliğinden toplama, diğer adıyla içtima kararı istenebilir. Her ceza kendi hukuki varlığını korur; bütün cezalara tek bir infaz oranı uygulanmaz. Sonradan kesinleşen ilamın etkisi, kişinin hâlen kurumda mı, denetimli serbestlikte mi, yoksa koşullu salıverilmiş mi olduğuna göre ayrıca değerlendirilir. Yeni ilam, her durumda aynı sonucu doğurmaz. [1] [3]
İnfaz uygulamasında “cezalar toplandı” ifadesi, çoğu kez bütün mahkûmiyetlerin tek bir cezaya dönüştüğü biçiminde anlaşılır. Oysa toplama kararı, suç tarihlerini, ceza türlerini ve farklı infaz rejimlerini ortadan kaldırmaz. Bu özelliklerin korunması; tahliye hesabı, mahsup ve sonradan gelen ilamların değerlendirilmesi bakımından belirleyicidir.
Cezaların içtimaı nedir?
Suçların içtimaından farklı bir kurum
TCK’daki bileşik suç, zincirleme suç ve fikrî içtima hükümleri, yargılama sırasında suç ve cezanın belirlenmesiyle ilgilidir. İnfazdaki cezaların toplanması ise kesinleşmiş hükümlerin yerine getirilmesi aşamasında gündeme gelir. Aynı “içtima” kelimesinin kullanılması, bu iki alanın görevli merciini ve hukuki sonuçlarını aynılaştırmaz. [1] [2]
Bir kişi hakkında yanlışlıkla iki ayrı mahkûmiyet kurulduğu veya fiilin tek suç sayılması gerektiği ileri sürülüyorsa, bu iddia yalnız toplama hesabının düzeltilmesiyle çözülemez. Kesinleşmiş hükümlerin maddi içeriğine ilişkin hukuka aykırılık, koşullarına uygun kanun yolunda ele alınmalıdır. İnfaz hâkimliği, toplama işlemi yoluyla mahkûmiyetleri kendiliğinden ortadan kaldıramaz.
Her cezanın bağımsızlığını koruması
5275 sayılı Kanun’un 99. maddesinin temel ilkesi, her cezanın diğerinden bağımsız olmasıdır. Başka başka kesinleşmiş hükümler bulunması hâlinde, 107. maddenin uygulanabilmesi için toplama kararı istenir. Bu düzenleme, hesapta tek bir sonuç tarihine ulaşılırken her ilamın hukuki özelliklerinin korunmasını gerektirir. [1]
Örneğin bir cezanın tekerrüre tabi olması, diğer bütün cezaların da aynı şekilde tekerrüre tabi kabul edilmesini kendiliğinden sağlamaz. Benzer biçimde bir suçun geçici düzenlemenin dışında kalması, diğer ilamların durumunun hiç incelenmemesi için gerekçe olamaz. Bununla birlikte geçici hükmün bizzat toplam ceza veya hükümlünün statüsü üzerinden şart koyması mümkündür. Bu nedenle “her ceza bağımsızdır” ilkesi, özel kanun şartlarını görmezden gelme aracı olarak da kullanılamaz.
Toplama kararı için hangi koşullar aranır?
Kesinleşme ve infaz edilebilirlik
Toplamaya alınacak ilamın kesinleşmesi ve hukuken infaz edilebilir olması incelenmelidir. Hâlen istinaf veya temyiz incelemesinde bulunan bir ceza, yalnız ilk derece mahkemesi tarafından verilmiş olması nedeniyle kesinleşmiş ceza gibi hesaba katılamaz. Kesinleşme şerhinin maddi hata içerip içermediği konusunda ciddi bir iddia varsa dayanak tebligatlar ve kanun yolu kayıtları araştırılmalıdır. [1]
Kesinleşmiş hükümde sonradan uyarlama, bozma, yeniden yargılama veya infazın durdurulması kararı verilmiş olması da hesap üzerinde etkili olabilir. Burada kararın varlığı kadar kapsamı önemlidir. Bir ilamın yalnız belirli bir bölümü değişmişse bütün mahkûmiyetin ortadan kalktığı varsayılmamalıdır. Yeni toplama hesabı, yürürlükte ve infaz edilebilir olan hükümlere dayanmalıdır.
Hükmün kesinleşmesine ilişkin süreç için ceza davasında istinaf ve temyiz incelemesi başlıklı yazılar tamamlayıcıdır.
Toplama kararı, kesinleşme belgesinin yerine geçmez
İnfaz dosyasına gönderilen kısa bir yazı, dayanak ilam ve kesinleşme bilgisiyle karşılaştırılmalıdır. Aynı ilamın mükerrer kaydı, ceza miktarının yanlış aktarılması veya hükümlünün başka kişiyle karıştırılması gibi sorunlar, toplam miktar büyük olduğunda gözden kaçabilir. Başvuru hazırlığında her ilama ayrı kimlik verilmesi ve dosya numaralarının tutarlı kullanılması bu nedenle önemlidir.
Toplama kararını hangi infaz hâkimliği verir?
5275 sayılı Kanun’un 101. maddesindeki özel yetki
Birden fazla hükme ilişkin toplama kararında, en fazla cezaya hükmeden mahkemenin bulunduğu yer infaz hâkimliği yetkilidir. En fazla ceza aynı miktarda birden çok mahkemece verilmişse, bunlardan son hükmü veren mahkemenin bulunduğu yer infaz hâkimliği esas alınır. Kanun, Yargıtay ve bölge adliye mahkemelerinin belirli sıfatlarla verdiği kararlar için ayrıca özel hükümler öngörür. [1]
Bu nedenle yetki, her dosyada yalnız hükümlünün bulunduğu cezaevi üzerinden belirlenmemelidir. İlamların cezaları, hüküm tarihleri ve hangi yargı mercii tarafından hangi sıfatla verildikleri karşılaştırılmalıdır. Dilekçenin merci kısmı, önceki dosyadan kopyalanan yer adıyla doldurulmamalıdır.
İnceleme ve itiraz
5275 sayılı Kanun’un 101. maddesi, bu kapsamda verilecek kararların duruşma yapılmaksızın verilmesini düzenler; gerekli görülen görüş ve belgeler dosyaya alınabilir. Karara itiraz mümkündür. Güncel 4675 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca infaz hâkiminin kararına karşı tebliğden itibaren iki haftalık süre gözetilmelidir. [1] [6]
İtirazda yalnız “toplam ceza fazla” denilmesi yerine, yanlış eklenen ilam, yanlış rejim veya eksik mahsup açıkça belirtilmelidir. Hukuki mesele toplama kararının kendisinden değil, sonradan düzenlenen müddetnamenin aritmetiğinden kaynaklanıyorsa talebin konusu buna göre kurulmalıdır.
İçtimada infaz hesabı nasıl yapılır?
Önce her ilamın rejimi, sonra ortak sonuç
Hesapta önce her cezanın türü, süresi, suç tarihi ve uygulanacak infaz rejimi belirlenir. Koşullu salıverilme oranları farklı olan cezalar, özellikleri ortadan kaldırılarak tek orana tabi tutulamaz. Ardından mevzuattaki toplam süre sınırları ve mahsup hükümleri değerlendirilir. Takvim hesabı ise bu hukuki belirlemelerin sonucudur. [1]
| İnceleme aşaması | Sorulacak soru | Gerekli kayıt |
|---|---|---|
| İlam kontrolü | Ceza kesinleşmiş ve infaz edilebilir mi? | Hüküm, kesinleşme ve sonraki kararlar |
| Rejim kontrolü | Bu cezaya hangi oran ve özel hüküm uygulanır? | Suç tarihi, suç tipi, tekerrür ve yaş bilgisi |
| Mahsup kontrolü | Hangi süre kullanılabilir, hangisi tüketilmiş? | Tutukluluk ve önceki infaz dökümleri |
| Toplama kontrolü | Hangi cezalar aynı hesapta ele alınabilir? | Önceki içtima ve salıverilme kararları |
| Sonuç kontrolü | Yeni hesabın tarihe ve mevcut statüye etkisi nedir? | Ayrıntılı müddetname ve uygulama kararı |
Yirmi sekiz yıllık sınır ne anlama gelir?
5275 sayılı Kanun’un 107/3-e maddesi, kendi uygulama alanında birden fazla süreli hapis cezasında koşullu salıverilme için kurumda geçirilmesi gereken süreyi en fazla 28 yıl olarak düzenler. Bu hüküm, bütün mahkûmiyetlerin toplam cezasını 28 yıla indiren genel bir ceza üst sınırı değildir. Koşullu salıverilme hesabına ilişkin sınır ile hükmedilen toplam ceza birbirinden ayrılmalıdır. [1]
Ayrıca 107. maddenin diğer fıkraları, 108. madde ve özel suç rejimleri ayrıca incelenir. Müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis içeren dosyaya, yalnız süreli hapis cezaları için gösterilen yöntem doğrudan uygulanamaz. “Ne kadar ceza olursa olsun 28 yılda tahliye” ifadesi bu nedenle hukuken eksiktir.
Sınırlı bir hesap örneği
Yalnız oranların farklılığını göstermek için, dört yıllık bir cezanın yarı oranına, üç yıllık başka cezanın üçte iki oranına tabi olduğu varsayılsın. İlk kalem yönünden iki yıl, ikinci kalem yönünden yine iki yıl karşılık oluşur. Bu örnekte toplam yedi yılın tamamına yarı oranı uygulayarak üç buçuk yıl bulunması, farklı rejimi yok sayar.
Bu hesap gerçek bir tahliye hesabı değildir. Mahsup, artık günler, tekerrür sınırları, iyi hâl, geçici hükümler ve denetimli serbestlik ayrıca değerlendirilmelidir. Örneğin amacı, farklı rejimlerin görünür tutulmasını sağlamaktır; kişiye özel müddetname yerine geçmez.
Sonradan kesinleşen ceza hangi aşamada gelmiştir?
Hükümlü ceza infaz kurumundayken gelen ilam
Yeni ilam kesinleşip infaza gönderildiğinde mevcut toplama ve müddetname yeniden değerlendirilir. Gerekirse önceki toplama çözülerek yeni ilamları kapsayan karar verilir. Bu işlem, geçmişte fiilen ve hukuken infaz edilmiş sürelerin silinmesi anlamına gelmez. Önceki infaz ve mahsup kayıtlarının yeni hesaba doğru aktarılması gerekir. [1]
Yeni ilamın etkisi yalnız ceza süresinin eklenmesinden ibaret olmayabilir. Açık kuruma ayrılma veya denetimli serbestlik şartlarının değerlendirilmesinde toplam ceza ve diğer koşullar önem taşıyabilir. Buna karşılık yeni ilamın varlığı tek başına bütün statülerin otomatik olarak geri alındığı anlamına gelmez; yetkili merciin ilgili kanuni koşulları incelemesi gerekir.
Denetimli serbestlikteyken gelen ilam
5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesine göre denetimli serbestlik, cezanın kurum dışında infaz edilmesinin bir biçimidir. Koşullu salıverilme ile aynı aşama değildir. Bu nedenle “cezaevinden çıkıldı” ifadesi, eski cezanın toplama bakımından tamamen aynı statüye geçtiğini göstermez. [1]
Sonradan kesinleşen ceza, denetimli serbestlik hesabının yeniden yapılmasını gerektirebilir. Daha önce yükümlülüklere uygun geçirilen sürelerin kayıtları korunmalı; yeni toplamın ilgili koşulları karşılayıp karşılamadığı incelenmelidir. Kişi, başvuru yaptığını düşünerek mevcut yükümlülüklerine kendiliğinden ara vermemelidir. İnfaz statüsünün değiştirilmesi veya durdurulması konusunda açık karar aranmalıdır.
Koşullu salıverilmeden sonra kesinleşen ilam
Koşullu salıverilme kararının bulunması, farklı bir hukuki değerlendirme gerektirir. Yargıtay uygulamasında, koşullu salıverilme tarihinden sonra ve bihakkın tahliye tarihinden önce kesinleşen mahkûmiyetlerin, koşullu salıverilme kararı verilmiş cezalarla her durumda yeniden toplanabileceği kabul edilmemektedir. Kesinleşme ve salıverilme tarihleri bu nedenle dosyada ayrı ayrı gösterilmelidir. [3]
Yeni ilamın infazı ile önceki koşullu salıverilmenin geri alınması da farklı meselelerdir. Sonradan verilen mahkûmiyet, daha önce işlenmiş bir suça ilişkin olabilir. Denetim süresinde yeni suç işlenmesi veya yükümlülük ihlali nedeniyle geri alma ise 107. maddenin kendi şartlarına tabidir. Sadece kararın yeni tarihli olması, suçun denetim süresinde işlendiğini göstermez. [1]
Yargıtay kararı: Koşullu salıverilme ve sonraki kesinleşme
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2 Kasım 2020 tarihli, 2020/1033 E., 2020/2643 K. sayılı kararı, birden fazla infaz rejiminin ve eski kanunların bulunduğu karmaşık bir dosyaya ilişkindir. Daire, bazı cezaların kesinleşmesi ile diğer cezalardaki koşullu salıverilme tarihlerini karşılaştırmış; hepsinin tek biçimde toplanabileceği yaklaşımını benimsememiştir. Hangi tarihlerde hangi cezanın infaz edildiğinin açıklığa kavuşturulmasını gerekli görmüştür. [3]
Kararın nihai bozma gerekçesi, infaz sürecindeki belirsizliklerin giderilmeden karar verilmiş olmasını da içerir. Eski kanunlara ilişkin indirim miktarları güncel dosyalara taşınmamalıdır. Bugünkü inceleme bakımından alınabilecek ders, mahkûmiyet, kesinleşme, koşullu salıverilme ve önceki infaz dönemlerinin tek bir kronolojide gösterilmesidir. Dairece aktarılan tarihsel hükümler, her yeni dosyada uygulanacak güncel kural olarak sunulamaz.
Adli para cezasından çevrilen hapis toplama kararına girer mi?
Kurumda infaz aşamasına gelme koşulu
5275 sayılı Kanun’un 99. maddesi, adli para cezasından çevrilen ve ceza infaz kurumunda infaz edilme aşamasına gelen hapis cezalarının da toplama kararına alınmasını düzenler. Bu nedenle yalnız para cezasının ödenmemesi veya hapse çevirme kararı bulunması, bütün aşamaların tamamlandığını göstermeyebilir. Kamuya yararlı işte çalışma süreci ayrıca değerlendirilmelidir. [1] [5] Konunun ayrıntıları için ceza zamanaşımı ve infazın sona ermesi yazısına bakılabilir.
106/3 maddesi, ödenmeyen bölümün gün karşılığının hapse çevrilerek öncelikle kamuya yararlı işte çalışma yoluyla yerine getirilmesini düzenler. Programa ve uyarılara uyulmaması durumunda, çalışılan günler dikkate alınarak kalan bölümün açık kurumda infazı gündeme gelir. Bu aşamalar, doğrudan hükmedilmiş hapis cezasıyla aynılaştırılamaz. [1]
Yargıtayın 22 Mayıs 2026 tarihli kararı
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2024/1070 E., 2026/4225 K. sayılı kararında, doğrudan hapis cezaları ile adli para cezasından çevrilen sürelerin aynı müddetnamede değerlendirilmesi incelenmiştir. Daire, para cezasından çevrilen bölümün kamuya yararlı çalışma aşamasında bulunduğunu ve kurumda infaz aşamasına gelme koşulunun gözetilmesi gerektiğini açıklamıştır. [5]
Ayrıca para cezasından çevrilen hapsin, doğrudan hapis cezaları için hesaplanan 28 yıllık koşullu salıverilme sınırı içinde eritilemeyeceği belirtilmiştir. Somut dosyada birden fazla para cezası yönünden 106/7’deki beş yıllık üst sınırın ayrıca dikkate alınması ve infaz aşamalarının müddetnamede açıklanması istenmiştir. Karar, her dosyaya otomatik beş yıl eklenmesi anlamına gelmez; ceza türü, miktarı ve aşaması ayrı incelenir.
İçtimada mahsup neden ilam bazında incelenir?
Mahsup, toplam cezanın kenarına yazılan bağımsız bir sayı değildir. Hangi sürelerin hangi ilama uygulanabileceği belirlenmelidir. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 27 Nisan 2023 tarihli, 2023/3270 E., 2023/2439 K. sayılı kararında, içtimadaki tek suçun tarihine dayanılarak başka dosyadaki tutukluluk mahsubunun reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Çünkü toplama içinde, mahsup için gerekli tarih koşulunu sağlayan başka ilamlar da vardır. [4]
Bu nedenle bir ilam tablosunda yalnız ceza miktarı değil, suç tarihi ve uygulanmış mahsup da gösterilmelidir. Aynı dönem iki kez sayılmamalı; önceki infazın hangi bölümünün kullanıldığı izlenebilmelidir. Yeni toplama yapıldığında daha önce gerçekleşmiş infazın kayıtlardan kaybolması da aynı ölçüde önlenmelidir.
Toplama veya müddetname hatasına karşı başvuru dosyası
Belgeler ve talepler nasıl düzenlenmelidir?
- Bütün ilamlar, suç tarihleri ve kesinleşme şerhleriyle listelenmelidir.
- Önceki ve yeni toplama kararlarının ilam kapsamı karşılaştırılmalıdır.
- Koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve geri alma kararları ayrı eklenmelidir.
- Kuruma giriş, çıkış ve kurum dışında infaz dönemleri kronolojik olarak gösterilmelidir.
- Para cezası varsa ödeme, kamuya yararlı çalışma ve kuruma gönderme aşamaları ayrılmalıdır.
- İstenen düzeltmenin hangi tarih veya infaz statüsünü etkileyeceği açıklanmalıdır.
Başvuru, kararın tarih ve sayısını göstermeli; toplama dışında bırakılması veya eklenmesi istenen ilamı açıkça belirtmelidir. Hukuki dayanak ile hesap sonucu arasında bağlantı kurulmalıdır. Örneğin koşullu salıverilmeden sonra kesinleşen ilam için yapılan itirazda, yalnız yeni kararın tarihini yazmak yerine önceki salıverilme kararının yürürlükte olup olmadığı da ortaya konulmalıdır.
Karşı görüş ve geçici koruma
Savcılık veya diğer merci, yeni ilam nedeniyle mevcut hesabın değişmesi gerektiğini, eski müddetnamenin lehe hatalı olduğunu ya da para cezasının kurumda infaz aşamasına geldiğini ileri sürebilir. Bu iddialar, karar ve kayıtlarla cevaplandırılmalıdır. Eski hesapta lehe bir sonucun bulunması, tek başına bu hesabın sonsuza kadar korunacağını göstermez.
Hesabın düzeltilmesi için başvuru, infazı kendiliğinden durdurmaz. 5275 sayılı Kanun’un 98/2 maddesi kapsamında koşullara göre durdurma veya erteleme kararı istenebilir. Başvuruda özgürlüğe etkisi somutlaştırılmalı; mevcut yükümlülüklerin devam ettiği gözden kaçırılmamalıdır. [1]
Konuyla bağlantılı ayrıntılar için infazın ertelenmesi yazılarımıza da bakabilirsiniz.
Karışık ceza dosyalarında üç ayrı inceleme
Toplamaya elverişlilik, infaz oranı ve üst sınır
Bir cezanın toplama kararına girebilmesi, o cezaya hangi infaz oranının uygulanacağı ve ortak hesapta hangi üst sınırın kullanılacağı farklı sorulardır. Önce ilamın kesinleşmesi ve infaz aşaması incelenir. Ardından her ilamın kendi rejimi belirlenir. Son olarak uygulanabilir toplam süre sınırları değerlendirilir. Bu sıralama, özellikle doğrudan hapisle para cezasından çevrilen hapsin birlikte bulunduğu dosyalarda önem taşır. [1] [5]
107/3-e’deki 28 yıl sınırı, bütün özel rejimlerin yerine geçmez. Örneğin 107/4 kapsamındaki örgüt suçlarına ilişkin birden fazla süreli hapis cezasında kanunun öngördüğü farklı üst sınır ayrıca incelenir. Müebbet cezalar, tekerrür ve geçiş hükümleri de kendi koşullarıyla değerlendirilir. Hangi normun neden uygulandığı açıklanmadan yalnız bir “toplam yatar” sayısı verilmesi denetimi zorlaştırır. [1]
Para cezasından çevrilen hapis hiçbir zaman toplanamaz mı?
Böyle bir sonuç doğru değildir. 99. madde, kurumda infaz aşamasına gelmiş para cezasından çevrilen hapsin toplama kararına alınmasını açıkça düzenler. 2026 tarihli kararın kamuya yararlı çalışma aşamasındaki cezaya ilişkin açıklaması, bu kanuni imkânı ortadan kaldırmaz. Diğer taraftan toplama kararına alınması, para cezasından çevrilen hapsin 28 yıllık sınır içinde ortadan kalktığı anlamına da gelmez. İki ayrı koşul aynı anda korunmalıdır. [1] [5]
Kamuya yararlı çalışma, bakiye ödeme, üç ve beş yıllık sınırlar ile 28 yılın ilişkisi, hapis ve adli para cezasının birlikte infazı başlıklı ayrı incelemede örneklerle ele alınmaktadır. Bu yazının odağı ise yeni ilamın hangi aşamada geldiği ve bütün ilamların bağımsız özelliklerinin toplama hesabında korunmasıdır.
Sonuç
İçtima, bağımsız cezaların hukuki özelliklerini koruyarak ortak infaz hesabı kurulmasını sağlar. Yeni ilamın etkisini belirleyen yalnız ceza miktarı değildir; kesinleşme tarihi, önceki salıverilmenin türü, mahsup ve özel infaz rejimi birlikte önem taşır. Özellikle denetimli serbestlik ile koşullu salıverilmenin, doğrudan hapis ile para cezasından çevrilen hapsin ayrılması gerekir. Denetlenebilir bir başvurunun temeli, bütün ilam ve infaz aşamalarını açıklayan tutarlı bir kronolojidir.
Ceza yargılaması ve infaz süreçlerinde hukukî destek için ceza avukatlık hizmetlerimize göz atabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
İçtima kararı cezaları tek bir suça veya tek bir cezaya dönüştürür mü?
Hayır. 5275 sayılı Kanun’un 99. maddesine göre her ceza bağımsızlığını korur. Toplama, özellikle koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmasına hizmet eder. [1]
Bütün cezalara en ağır infaz oranı uygulanır mı?
Kendiliğinden uygulanmaz. Her ilamın suç tipi, tarihi ve rejimi belirlenir; ardından ilgili toplam süre ve özel hüküm şartları değerlendirilir. [1]
Sonradan kesinleşen her ceza eski cezaya eklenir mi?
Her durumda aynı işlem yapılmaz. Yeni kesinleşmenin hangi infaz aşamasında gerçekleştiği ve eski ceza hakkında koşullu salıverilme kararı bulunup bulunmadığı önemlidir. [3]
Denetimli serbestlik ile koşullu salıverilme aynı mıdır?
Hayır. Denetimli serbestlik altında infaz, 105/A maddesinin koşullarına tabi bir infaz biçimidir. Koşullu salıverilme ise 107. maddede düzenlenen ayrı aşamadır. [1]
Birden fazla cezada 28 yıl dolunca her durumda tahliye edilir miyim?
Hayır. 107/3-e’deki sınırın uygulama alanı, özel rejimler, ceza türü, iyi hâl ve diğer yasal koşullar ayrıca değerlendirilir. Bu süre, bütün cezaları ortadan kaldıran genel üst sınır değildir. [1] [5]
Adli para cezasından çevrilen hapis doğrudan toplamaya girer mi?
Kanun, ceza infaz kurumunda infaz edilme aşamasına gelme koşulunu arar. Kamuya yararlı işte çalışma aşaması ve kurumda infaz aşaması ayrılmalıdır. [1] [5]
Toplama kararına itiraz için güncel süre nedir?
İnfaz hâkimi kararına karşı tebliğden itibaren iki haftalık süre gözetilmelidir. Başvurunun konusu ve kararın kanun yolu bildirimi somut dosyada ayrıca kontrol edilir. [6]
Kaynakça
1. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, özellikle m.98–101, 105/A, 106–108 ve ilgili geçici hükümler; ilgili hükümler ve değişiklik kayıtları.
2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m.7, 42–44 ve 63.
3. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 02.11.2020, 2020/1033 E., 2020/2643 K., gerekçe ve sonuç; eski mevzuata ilişkin somut olay ile güncel inceleme ilkeleri ayrılmıştır. Tam metin doğrulanmıştır; bağlantı oturum gerektirebilir.
4. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 27.04.2023, 2023/3270 E., 2023/2439 K., II. Gerekçe, bent 3–5; tam metin doğrulanmıştır. Bağlantı oturum gerektirebilir.
5. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 22.05.2026, 2024/1070 E., 2026/4225 K., özellikle II. Gerekçe, bent 5–10 ve III. Karar; açık tam metin yayını, künye ve tam metin ayrıca De Jure üzerinden doğrulanmıştır.
6. 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu, m.4–6.