İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Anayasa Mahkemesi ve AİHM Başvuruları

Cezaevinde İfade Özgürlüğü ve Yayınlara Erişim Hakkı

Pencere parmaklıkları önünde açık kitaplar
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 8 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Hükümlü ve tutuklular ceza infaz kurumuna girdiklerinde ifade özgürlüğünü ve haber alma hakkını bütünüyle kaybetmez. Ancak yayınların kuruma kabulü, temini ve kullanımı infaz mevzuatındaki koşullara tabidir. Bir gazetenin reddi, kitabın içerik nedeniyle verilmemesi ve kütüphane erişimi aynı işlem değildir. Başvuru, ret nedenine ve yayının türüne göre hazırlanmalıdır.

Bu yazı, 5275 sayılı Kanun'un yayınlara ilişkin hükümlerini ve Mustafa Koca, B. No: 2021/38039, 26/7/2022 kararını ele alır. Bu kararda AYM ihlal bulmamıştır. Kararın sonucu, diğer yayın uyuşmazlıklarının tamamının da aynı şekilde sonuçlanacağı anlamına gelmez.

Cezaevinde yayınlara erişimin hukuki çerçevesi nedir?

5275 sayılı Kanun'un 61. maddesi kütüphane ve yayınlardan yararlanma imkânlarını, 62. maddesi süreli ve süresiz yayınlara erişimi düzenler. Satın alma, mevzuatta belirtilen kuruluşların ücretsiz yayınları ve kütüphane kullanımı farklı kanallardır. Tutuklular bakımından da ilgili hükümlerin uygulanması, Kanun'un 116. maddesi çerçevesinde değerlendirilir.

Kanunun 62. maddesindeki sistem, mahkemelerce yasaklanmamış yayınlardan bedeli ödenerek yararlanma hakkını tanırken, kurum disiplini, düzeni, güvenliği ve diğer kanuni koşullara ilişkin sınırlamalar da içerir. Gazeteler için Basın İlan Kurumu üzerinden resmî ilan ve reklam yayımlama hakkına ilişkin ayrı hüküm bulunur. İlan ve reklamın geçici süreyle kesilmesi hâli bu hükümde ayrıca istisna tutulmuştur. Cezaevinde protesto ve açlık grevi nedeniyle verilen disiplin cezaları cezaevinde protesto ve açlık grevi nedeniyle disiplin cezaları yazısında ayrıca incelenmiştir.

Adalet Bakanlığının 7/1/2026 tarihli yazılı soru cevabı da 62. maddedeki bu ayrımları açıklamaktadır. İdari açıklama kanunun yerine geçmez; güncel uygulamanın anlaşılmasına katkı sağlar. Belirli bir gazetenin hangi tarihte hangi statüde bulunduğu, o yayına ilişkin işlemde ayrıca kontrol edilmelidir.

İçerik denetimi ile temin koşulu aynı mıdır?

Hayır. Bir yayının içeriğinin kurum güvenliği bakımından sakıncalı bulunduğu iddiası ile gazetenin kanuni kabul koşulunu taşımadığı iddiası farklıdır. İlkinde hangi bölümün hangi somut riske yol açtığı önem kazanır. İkincisinde ise ilgili hukuki statü ve kanunun koşulları araştırılır.

Hukuki nitelendirme: Ret kararının gerekçesi doğru sınıflandırılmadan hazırlanmış başvuru, esas uyuşmazlığı açıklamayabilir. Kitaplara ilişkin bir içerik değerlendirmesiyle gazetelere ilişkin resmî ilan koşulu birbirinin yerine kullanılamaz. Yabancı dilde yayınlara ilişkin ayrı düzenleme de gözden kaçırılmamalıdır.

Mustafa Koca kararındaki somut uyuşmazlık neydi?

Başvurucu, tutuklu bulunduğu kurum aracılığıyla Evrensel gazetesini satın almak istemişti. Talep, gazetenin resmî ilan yayımlama hakkına ilişkin durum ve 5275 sayılı Kanun'un 62. maddesinin dördüncü fıkrası çerçevesinde reddedilmişti. AYM, yeni düzenlemenin amacı, yayın çeşitliliği ve başvurucunun haber alma imkânları üzerinde durmuştur.

Karar, yakınının gönderdiği herhangi bir kitabın içeriği nedeniyle verilmemesi hakkında değildir. Gazetenin belirli tarihteki statüsü ve satın alma talebi incelenmiştir. Olayı farklı aktarmak, uygulanacak ölçütlerin de yanlış seçilmesine yol açar.

Karardan doğrudan alıntı

“Elbette hükümlü ve tutukluların içinde bulundukları şartlarda dış dünyayla en önemli bağlantılarından birinin gazeteler olduğu konusunda şüphe yoktur.”

Alıntının yeri: AYM, Mustafa Koca, B. No: 2021/38039, 26/7/2022, § 64.

Mahkeme, haber alma hakkının önemini kabul ederken kurumların yayın temin ve denetim yükünü de değerlendirmiştir. Kararın §§ 62–66 arasındaki gerekçesi; kabul edilen sistemin amacı, o dönemde erişilebilir yayınların çeşitliliği ve ilgili statü kararlarının yargı denetimiyle bağlantılıdır.

AYM'nin hükmü ve kapsamı

AYM'nin hükmü: Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar verilmiştir. Başvurucunun adli yardım talebi kabul edilmiş ve yargılama giderleri konusunda ayrıca hüküm kurulmuştur. Bu karar bir ihlal veya yeniden yargılama kararı gibi sunulmamalıdır.

Değerlendirmemiz: Kararda kullanılan gazete sayıları ve istatistikler, kararın incelendiği döneme aittir. Bunları bugün için geçerli veri gibi tekrarlamak doğru olmaz. Güncel bir uyuşmazlıkta kişinin gerçekten ulaşabildiği yayınlar ve ilgili gazetenin mevcut hukuki statüsü yeniden belirlenmelidir.

2026 pilot kararında alıkonulma neden ayrıca incelendi?

AYM'nin Bişar Bilen ve diğerleri, B. No: 2019/789, 19/2/2026 kararına ilişkin resmî basın duyurusu, yayınların kuruma kabulü ile dokümanların alıkonulmasını ayrı sorunlar olarak açıklamaktadır. Duyuruda, 5275 sayılı Kanun'un 35. ve 62. maddelerinin başvuruya konu alıkoyma işlemlerine yeterli kanuni dayanak oluşturmadığı belirtilmiştir. Yayının kişiye verilmemesi, idarenin onu hangi yetki ve usulle elinde tutabileceği sorusunu kendiliğinden çözmez.

Resmî duyuruda bildirilen hüküm sonucu: İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ve pilot karar usulünün uygulanmasına karar verilmiştir. Duyuru, yayınlara erişim alanında önceki kararlarda belirtilen yapısal sorunun ve etkili, tutarlı bir denetim mekanizması ihtiyacının sürdüğünü de açıklamaktadır. Bu bölüm, bağlayıcı karar metninden doğrudan alıntı değil, AYM'nin resmî açıklamasının özetidir.

Değerlendirmemiz: Mustafa Koca kararındaki gazetenin kabul koşuluna ilişkin sonuç, farklı bir dokümanın alıkonulmasına otomatik gerekçe yapılamaz. Yeni dosyada yayının türü, ret işlemi, alıkoymanın süresi ve hukuki dayanağı ayrı gösterilmelidir. Pilot karar, bütün yayınların koşulsuz teslimine ilişkin genel izin olarak da sunulmamalıdır.

Her ret kararı aynı gerekçeyle savunulabilir mi?

Hayır. Mustafa Koca kararındaki sonuca dayanılarak her kitabın, derginin veya gazetenin gerekçesiz reddedilebileceği söylenemez. Yayının türü, talebin kanalı, ret sebebi ve uygulanan hüküm farklılaşabilir. Başvurucunun somut itirazları da karar içinde değerlendirilmelidir.

İçerik nedeniyle getirilen sınırlamada yalnız yayının genel siyasi çizgisinin belirtilmesi yeterli bir açıklama olmayabilir. Hangi içeriğin hangi riski doğurduğu ile tedbirin kapsamı arasında ilişki kurulmalıdır. İnceleme, yayının bütününü ve kişinin bulunduğu koşulları dikkate almalıdır.

Öte yandan yayının dışarıda serbestçe satılması, ceza infaz kurumundaki bütün kabul ve kullanım koşullarının ortadan kalktığını göstermez. Dışarıdaki dolaşım ile kurum içi düzenleme farklı hukuki alanlardır. Bu farklılık, keyfî işlem yapma yetkisi de vermez; sınırlama kanuni ve ölçülü olmalıdır.

Ders kitapları ve eğitimle bağlantılı yayınlar

5275 sayılı Kanun'un 62. maddesinde eğitim ve öğretimine devam eden hükümlülerin ders kitapları yönünden özel güvence bulunmaktadır. Talebin gerçekten devam edilen eğitimle ilişkisi, ilgili program ve kitabın niteliğiyle açıklanabilir. Ders kitabı ile kişinin eğitim amacıyla okumak istediğini söylediği her yayın aynı kategoriye otomatik olarak girmez.

Eğitimle ilgili taleplerde öğrenci belgesi, ders listesi veya ilgili eğitim kurumunun açıklaması dosyaya eklenebilir. Böylece talebin hangi özel hüküm kapsamında olduğu somutlaştırılır. Güvencenin uygulanması, yalnız yayının kapağına veya genel konu başlığına bakılarak belirlenmemelidir.

Yayın talebi ve ret kararı nasıl belgelenmelidir?

Talepte yayının adı, yazarı veya yayınevi, gazete ve dergilerde tarih ve sayı, talebin satın alma mı kütüphane mi olduğu açıkça belirtilmelidir. Aynı isimli farklı baskılar varsa ayırt edici bilgiler önemlidir. Ödeme ve emanet hesap işlemleri gerekiyorsa bunlara ilişkin kayıtlar saklanmalıdır.

Ret kararının yazılı örneği ve tebliğ tarihi alınmalıdır. Kararın hangi organ tarafından verildiği, hangi hükme dayandığı ve hangi yayınları kapsadığı anlaşılmalıdır. Birden fazla yayın için tek karar verilmişse her birinin durumunun incelenip incelenmediği ayrıca değerlendirilmelidir.

Başvuruda kararın gerekçesine doğrudan cevap verilmelidir. İçerik riski ileri sürülmüşse ilgili bölüm; gazetenin statüsü ileri sürülmüşse o tarihteki statü; ders kitabı niteliği tartışılmışsa eğitim bağlantısı açıklanmalıdır. Genel bir hak atfı, somut uyuşmazlıkla bağ kurulduğunda daha etkili olur.

İnfaz hâkimliğine şikâyet ve itiraz süreleri nedir?

4675 sayılı Kanun'un 5. maddesi kapsamında, ilgili işlem veya faaliyetin öğrenilmesinden itibaren on beş gün, her hâlde yapılmasından itibaren otuz gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet edilebilir. Yayınla ilgili somut işlemin bu kapsamdaki niteliği ve tarihleri belirlenmelidir. Yeni bir dilekçe vermenin geçmiş sürenin tamamını kendiliğinden yeniden başlatacağı varsayılmamalıdır.

Şikâyet doğrudan infaz hâkimliğine veya kanunda gösterilen kurumlar aracılığıyla iletilebilir. Başvurunun teslim edildiğine ilişkin kayıt önemlidir. İnfaz hâkimliğinin kararına karşı güncel düzenlemede tebliğden itibaren iki hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz yolu bulunmaktadır. Eski kaynaklardaki bir haftalık süre, 1/6/2024 ve sonrasında verilen kararlar için güncel süre olarak kullanılmamalıdır.

Bu süreler AYM'ye bireysel başvuru süresi değildir. Etkili olağan yollar tüketildikten sonra bireysel başvuruda genel olarak nihai kararın öğrenilmesinden itibaren otuz günlük süre uygulanır. İdareye talep, infaz hâkimliğine şikâyet, itiraz ve bireysel başvuru aşamaları ayrı gösterilmelidir.

AYM başvurusunda hangi anayasal sorun açıklanmalıdır?

Başvuruda hangi yayına neden erişilemediği, ret gerekçesinin neden yetersiz veya ölçüsüz olduğu ve mahkemelerin hangi esaslı itirazı değerlendirmediği gösterilmelidir. Talebin hiç incelenmemesi, yanlış hukuki kategoriye sokulması veya somut içeriğin göz ardı edilmesi farklı sorunlardır.

AYM'nin her yayın talebini doğrudan kabul eden bir dağıtım mercii olmadığı unutulmamalıdır. İnceleme, temel hak güvencelerine uyulup uyulmadığı üzerinedir. İhlal bulunursa giderim kararın kapsamına göre belirlenir; Mustafa Koca kararında ise ihlal bulunmamıştır.

Konunun ayrıntıları için AYM kararlarıyla nitelikli haklar, bilgi edinme hakkında ret ve itiraz ve işkence ve kötü muamele yasağı yazılarımıza da bakabilirsiniz. Büromuzun bu alandaki çalışmaları için Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvuruları sayfasına bakabilirsiniz.

Sonuç

Cezaevinde yayınlara erişim hakkı, yayının türü ve ret gerekçesi üzerinden somut biçimde değerlendirilmelidir. Mustafa Koca kararı, belirli bir gazetenin kabul koşulları bakımından ihlal bulunmayan bir örnektir; bütün yayın sınırlamalarına genel onay değildir. Etkili başvuru, doğru yayın bilgisi, yazılı ret kararı, tarih kaydı ve gerekçeye yönelik somut itirazla hazırlanır.

Sıkça Sorulan Sorular

Cezaevinde her gazete ve kitap koşulsuz olarak alınabilir mi?

Hayır. Kanunda farklı yayın ve temin türleri için koşullar bulunur. Bununla birlikte ret işlemi de ilgili hükme dayanmalı ve somut uyuşmazlığa uygun gerekçe içermelidir.

Mustafa Koca kararında ifade özgürlüğünün ihlal edildiği mi kabul edildi?

Hayır. AYM, somut gazete satın alma talebi yönünden ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar vermiştir. Bu sonuç diğer yayın dosyalarına otomatik uygulanamaz.

Gazetenin resmî ilanının geçici kesilmesi ile bu hakkın bulunmaması aynı mıdır?

Kanun bu durumları ayırmaktadır. Geçici süreyle kesilme hâli, 62. maddenin dördüncü fıkrasındaki kuralda ayrıca istisna tutulmuştur. İlgili gazetenin işlem tarihindeki statüsü belirlenmelidir.

İnfaz hâkimliğine şikâyet süresi ne kadardır?

İlgili işlem veya faaliyetin öğrenilmesinden itibaren on beş gün ve her hâlde yapılmasından itibaren otuz gündür. İnfaz hâkimliği kararına karşı itiraz süresi ise ayrı olarak değerlendirilir.

İnfaz hâkimliği kararına itiraz için eski bir haftalık süre mi geçerlidir?

1/6/2024 ve sonrasında verilen kararlar bakımından güncel süre tebliğden itibaren iki haftadır. Kararın tarihi ve tebliğ belgesi üzerinden hesaplama yapılmalıdır.

Kaynakça

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları