Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bir ceza dosyasında ihlal kararı vermesi, Türkiye’deki mahkûmiyet hükmünü kural olarak kendiliğinden kaldırmaz. Yargılamanın yenilenmesi, infazın durdurulması ve tahliye birbirinden ayrı değerlendirilmesi gereken taleplerdir. Başvurunun merkezinde yalnızca ihlal kararının varlığı değil, tespit edilen aykırılığın mahkûmiyet hükmüyle bağlantısı ve giderilmesi için yapılması gereken işlem bulunmalıdır. AİHM’in açıkça salıverme yükümlülüğü belirlediği kararlar ise genel usul ihlallerinden ayrıca değerlendirilir. [1; 2; 7]
CMK m. 311/1-f kapsamında yenileme istemi için temel süre, AİHM kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıldır. Bu süre; ret kararına itiraz süresiyle, AYM’ye bireysel başvurudaki otuz günle veya yeni bir AİHM başvurusundaki dört ayla karıştırılmamalıdır. Başarılı bir hukuki hazırlık, bu takvimleri birbirinden ayırır; ihlal gerekçesini ilgili delille ve somut taleple ilişkilendirir. [1; 2; 14]
AİHM kararı ceza hükmünü nasıl etkiler?
AİHS m. 46 gereğince devletler, taraf oldukları davalarda AİHM’in kesinleşmiş kararlarına uymakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, yalnızca hükmedilen tazminatı ödemekten ibaret değildir. İhlalin sona erdirilmesi, devam eden sonuçlarının giderilmesi ve gerektiğinde benzer ihlalleri önleyecek genel önlemler alınması da kararın icrası kapsamındadır. Hangi bireysel önlemin gerekli olduğu, kararın gerekçesi ve hüküm fıkrasından anlaşılır. [2, m. 46]
Ceza yargılamasında başlıca iç hukuk araçlarından biri, CMK m. 311 ve devamındaki yargılamanın yenilenmesidir. Kesinleşmiş hüküm yeniden incelemeye açılır; fakat bu yol, eski temyiz dilekçesinin başka bir adla tekrarlanması değildir. AİHM’in belirlediği hak ihlalini gidermeye yönelen neden ve deliller gösterilmelidir. [1, m. 311, 317]
AİHM ile AYM sonrası yeniden yargılama aynı usule mi tabidir?
Hayır. AYM’nin 6216 sayılı Kanun m. 50/2 uyarınca yeniden yargılama yapılmasına karar vermesi, ihlal kararının gönderildiği mahkemeye özgü bir yükümlülük doğurur. Mahkeme, yeniden yargılama nedeninin bulunup bulunmadığını CMK’daki kabule değerlik süzgecinden tekrar geçiremez; taraf başvurusunu beklemeden işlemleri başlatmalıdır.
AİHM kararı üzerine CMK m. 311/1-f’ye dayanan istemde ise ulusal mahkeme, kanunun öngördüğü koşulları ve inceleme aşamalarını uygular. Yaşar Alat kararında AYM Genel Kurulu bu iki kurumu açıkça ayırmıştır. Bu ayrım, AYM için hazırlanmış bir dilekçenin yalnızca mahkeme adı değiştirilerek AİHM sonrası süreçte kullanılmasının neden yetersiz kalabileceğini gösterir. Koşulların incelenmesi, AİHM’in ihlal tespitini yeniden tartışmaya açma yetkisi olarak yorumlanamaz. [3, §§ 58–61; 14, m. 50]
Hangi AİHM kararları yargılamanın yenilenmesine dayanak olur?
İhlal ile mahkûmiyet arasındaki bağlantı
CMK m. 311/1-f, ceza hükmünün Sözleşme veya ek protokollerin ihlaliyle verilmiş olmasını ve hükmün bu aykırılığa dayanmasını arar. Dolayısıyla başvuruda iki ayrı soru cevaplanmalıdır: AİHM hangi hakkın, hangi işlemle ihlal edildiğini tespit etti? Bu işlem, yenilenmesi istenen hükmün kurulmasında nasıl etkili oldu? [1]
Örneğin avukata erişim sağlanmadan alınan ifadenin mahkûmiyette belirleyici kullanılması, sorgulanamayan tanığın anlatımına dayanılması veya savunmanın sonucu etkileyebilecek itirazlarının değerlendirilmemesi, hükümle bağlantı kurulabilecek ihlallerdir. Buna karşılık yalnızca yargılama süresinin uzunluğu ya da önceki tutuklama dönemindeki bir hukuka aykırılık, mahkûmiyetin de aynı ihlale dayandığını kendiliğinden göstermez. İhlalin adı kadar gerekçesinin kapsamı da önemlidir. [1; 4; 8; 9]
Abdi Cengiz, bu sınırı gösteren güncel bir örnektir. AYM’nin 6 Mayıs 2026 tarihli kararında, AİHM’in soruşturmanın başlangıcındaki tutuklama usulüne ilişkin ihlalinin, daha sonra verilen mahkûmiyete bağlı tutmanın hukuki bağını ortadan kaldırmadığı kabul edilmiştir. Yenileme isteminin reddinden sonra infazın sürmesine ilişkin kişi hürriyeti şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur. Yenilemenin reddine yönelik adil yargılanma şikâyeti ise konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez sayılmıştır. Karar, bütün tutuklama ihlallerinin sonuçsuz olduğu anlamına gelmez; somut ihlalin hüküm ve güncel tutulmayla bağının gösterilmesi gerektiğini ortaya koyar. [4, §§ 17–22]
Dostane çözüm ve tek taraflı deklarasyon
CMK m. 311/1-f, ceza hükmü aleyhine yapılan AİHM başvurusunun dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucunda düşürülmesini de düzenler. Bu nedenle yalnızca başlığında “ihlal” yazan kararlar incelenmez. Düşme kararının içeriği, devletin kabul ettiği aykırılık ve taahhütler, ilgili ceza hükmü ve kesinleşme bilgisi birlikte değerlendirilir. [1]
Bununla birlikte düşme kararı da kendiliğinden tahliye belgesi değildir. Ulaş Dil kararında AYM, tek taraflı deklarasyon sonrasında yenileme süreci başlamasına rağmen infazın devamını oyçokluğuyla hak ihlali saymamıştır. Bu örnek, yenileme nedeni bulunması ile devam eden özgürlükten yoksun bırakmanın hukuki değerlendirmesinin ayrı olduğunu gösterir. [6, §§ 25–32]
Cezanın infaz edilmiş olması başvuruyu engeller mi?
CMK m. 313’e göre hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü, yenileme istemine engel değildir. Ölüm hâlinde kanunda sayılan eş, üstsoy, altsoy ve kardeşler; bunların yokluğunda Adalet Bakanı başvurabilir. Buna karşılık süre ve diğer başvuru koşulları ortadan kalkmaz. İnfazın bitmiş olması, bir yıllık sürenin yeniden başlamasını sağlamaz. [1]
Başvuruda güncel infaz durumuyla birlikte mahkûmiyetin devam eden sonuçları da gösterilmelidir. Özgürlük kısıtlaması sona erse bile hükmün hukuki etkisinin giderilmesi ayrı bir ihtiyaç olabilir. “Ceza zaten çekildi” gerekçesi, kanunun açık hükmü karşısında tek başına yeterli ret nedeni değildir.
Bir yıllık süre nasıl hesaplanır?
Başlangıç, kural olarak AİHM kararının kesinleştiği tarihtir; Türkçe çevirinin temini, basında duyurulması veya kararın daha sonra öğrenilmesi değildir. Kararın ilk sayfasındaki kesinleşme kaydı, HUDOC künyesi ve gerektiğinde Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünün bildirimi dosyaya alınmalıdır. [1; 2]
AİHS m. 28 ve 44 uyarınca Komite kararları ile Büyük Daire kararları kesindir. Daire kararlarının kesinleşmesi ise tarafların Büyük Daireye gönderme istemeyeceklerini açıklaması, üç aylık sürede istem yapılmaması veya istemin ilgili kurulca reddedilmesi gibi durumlara bağlıdır. Bu nedenle her karara otomatik olarak üç ay eklenmez. Dostane çözüm ve deklarasyona ilişkin düşme kararlarında da kararın türü ve kesinlik bilgisi ayrıca kontrol edilir. [2, m. 28, 43–44]
Gerçek bir örnek bu farkı açıklamaktadır: Abo/Türkiye kararı 13 Kasım 2025’te verilmiş, 23 Mart 2026’da kesinleşmiştir. CMK m. 311/1-f için esas alınacak tarih, kararın verildiği Kasım tarihi veya varsayımsal bir Şubat tarihi değil, doğrulanmış kesinleşme tarihidir. Bu tarihler üzerinden oluşturulan takvim, dosyanın başvuru tarihini ve kanuni süre hesabını ayrıca göstermelidir. [5, kapak sayfası]
| İşlem | Temel süre veya zamanlama | Dosyada doğrulanacak başlangıç ve ayrım |
|---|---|---|
| AİHM kararına dayalı yenileme istemi | Kesinleşmeden itibaren bir yıl | CMK m. 311/1-f; kararın türü ve kesinleşme kaydı |
| Yenileme talebinin reddine itiraz | Güncel genel kural iki hafta | CMK m. 268’e göre kararın öğrenilmesi; geçiş hükmü ayrıca incelenir |
| AYM’ye bireysel başvuru | Kural olarak otuz gün | İlgili etkili başvuru yolunun tüketilmesi ve nihai kararın öğrenilmesi |
| Yeni bir ihlal nedeniyle AİHM başvurusu | Kural olarak dört ay | Yeni şikâyet için etkili iç hukuk yollarının tüketilmesi; eski dosya süresi kendiliğinden canlanmaz |
Bu tablodaki süreler birbirinin yerine geçmez. İtiraz süresinin başlangıcında CMK m. 268’in “öğrenme” düzenlemesi dikkate alınmalıdır. 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar bakımından iki haftalık düzenleme uygulanır; daha önceki kararlar için CMK geçici m. 6/1-c uyarınca eski hükümler incelenir. [1; 2; 14]
Eski AİHM dosyalarında CMK m. 311/2’deki 4 Şubat 2003 tarihli kapsam kuralı da unutulmamalıdır. Geçici m. 2, 15 Haziran 2012 itibarıyla Bakanlar Komitesi denetiminde bulunan belirli kararlar için istisna ve düzenlemenin yürürlüğünden başlayan üç aylık geçiş süresi getirmiştir. Bu tarihsel istisna, bugün her eski dosya için açık duran yeni bir üç aylık süre değildir. Eski başvuru tarihi, kesinleşme ve icra denetimi kaydı birlikte araştırılmalıdır. [1]
Başvuru hangi mahkemeye ve nasıl yapılır?
CMK m. 318 uyarınca istem hükmü veren mahkemeye sunulur. Mahkemenin sonradan kapatılması veya dosyanın devredilmesi hâlinde görevli devam mahkemesi ve dosyanın bulunduğu yer belirlenmelidir. Başvuruyu yalnızca infaz savcılığına veya Adalet Bakanlığına göndermek, yenileme isteminin yetkili mahkeme önünde usulüne uygun kurulmasıyla aynı şey değildir. [1]
Kanun yollarına başvurmaya ilişkin genel hükümler CMK m. 317 gereğince uygulanır. Hükümlünün veya müdafiinin kimliği, temsil ilişkisi, mahkemenin esas ve karar numarası, yenilenmesi istenen hüküm bölümleri ve yasal neden açıkça belirtilir. Birden fazla suçtan hüküm varsa AİHM ihlalinin hangisini etkilediği ayrıca açıklanır. Bütün hüküm fıkralarının aynı nedenle kaldırılmasını istemek için her biri yönünden bağlantı kurulmalıdır.
Hükmü veren mahkemeye başvurulması, aynı hâkimin yeniden görev alabileceği anlamına gelmez. CMK m. 23/3, önceki yargılamada görev yapan hâkimin yenileme hâlinde aynı işte görev almasını yasaklar. Önceki karar heyeti ile yenileme sürecindeki heyet karşılaştırılmalı; görev yasağı veya tarafsızlık sorunu varsa somut kayıtlarla ileri sürülmelidir. [1]
Dilekçenin omurgası: karar, bağlantı, işlem ve talep
AİHM kararını eklemek gerekli olsa da tek başına yeterli değildir. Dilekçede kararın ilgili paragrafı, ulusal mahkemenin gerekçesindeki karşılığı ve istenen giderim yan yana açıklanmalıdır. Örneğin “savunma hakkım ihlal edildi” ifadesinin ardından hangi beyanın hangi sayfada belirleyici kullanıldığı, bu beyana neden etkili biçimde itiraz edilemediği ve yenilenen yargılamada hangi işlemin yapılması gerektiği belirtilmelidir.
| İhlal veya sorun | İlişkilendirilecek belge | Açıklanacak somut talep |
|---|---|---|
| Müdafi olmadan alınan belirleyici ifade | AİHM gerekçesi, ifade ve yer gösterme tutanakları, mahkûmiyet gerekçesi | İhlale neden olan kullanımın giderilmesi; hukuka uygun deliller üzerinden yeniden değerlendirme |
| Tanığı sorgulayamama | Tanık beyanı, çağrı ve duruşma tutanakları, önceki sorgulama talepleri | Tanığın dinlenmesi ve soru yöneltme imkânı; bunun mümkün olmamasının güvencelerle değerlendirilmesi |
| Belirleyici savunmanın cevapsız bırakılması | Savunma dilekçesi, ekleri, gerekçeli karar ve AİHM’in ilgili paragrafı | Sonucu etkileyen iddia hakkında somut gerekçe ve gerekiyorsa delil incelemesi |
| İnfazın sürmesi | Kesinleşmiş ihlal kararı, infaz kaydı, güncel ceza hesabı, varsa salıverme hükmü | CMK m. 312 kapsamında ayrı ve ivedi değerlendirme; koşulları varsa infazın durdurulması ve salıverme |
Bu tablo bir dilekçe şablonunun otomatik sonucu değildir. İspatlanması gereken bağlantı, eski yargılamanın baştan sona yeniden anlatılmasıyla kurulmaz. Başvurunun odağı, AİHM’in tespit ettiği eksikliğin hüküm ve devam eden sonuçlar üzerindeki etkisidir. Ceza isnadının ispat yükü ise yenilenen yargılamada da iddia makamındadır; başvurucuya masumiyetini ispat yükü yüklenemez. [1; 9, §§ 87, 90]
Mahkeme yenileme istemini hangi aşamalarda inceler?
İlk aşama kabule değerlik incelemesidir. CMK m. 318–319 uyarınca mahkeme, istemin biçimini, gösterilen yasal nedeni ve bunu doğrulayan delillerin açıklanıp açıklanmadığını duruşma yapmadan değerlendirir. Koşullar varsa istem, görüşünü bildirmesi için Cumhuriyet savcısına ve ilgili tarafa tebliğ edilir. Güncel düzenlemede bu görüş süresi iki haftadır. [1]
İkinci aşamada, gerektiğinde CMK m. 320 uyarınca deliller toplanır ve tarafların görüşü alınır. İddialar yeterince doğrulanmazsa m. 321 kapsamında ret; aksi hâlde yenilemeye ve duruşma açılmasına karar verilir. Bu aşamada “başka deliller de var” gerekçesiyle AİHM ihlalinin etkisizleştirilmesi hukuki denetime açıktır. Kanundaki belirli ret nedenleri, kapsamları dışına taşırılarak her dosyaya uygulanamaz. [1]
Üçüncü aşama yeniden duruşma ve hükümdür. CMK m. 323’e göre önceki hüküm onaylanabilir veya iptal edilerek yeni hüküm kurulabilir. CMK m. 322’deki koşullar gerçekleşirse duruşmasız beraat de mümkündür. Dolayısıyla yenilemenin kabulü, beraatin önceden kararlaştırılması anlamına gelmez; asıl gereklilik, ihlalin etkili biçimde giderildiği bir değerlendirmedir. [1]
Abo/Türkiye, ret gerekçesinin önemini gösterir. Ulusal mahkemeler, müdafi yardımından yararlanamama eksikliğinin yeniden yargılamayla giderilemeyeceğini ve mahkûmiyetin esasını etkilemediğini belirterek talebi reddetmiştir. AİHM, somut dosyaya yeterince yönelmeyen bu gerekçeler nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Ayrıca yenileme isteminin incelenmesindeki gecikmeyi ayrı bir ihlal olarak değerlendirmiştir. Bu karar, ret kararının adının değil, yapılan incelemenin içeriğinin ve gerekçesinin belirleyici olduğunu gösterir. [5, §§ 68–72, 83–106]
İnfazın durdurulması ve tahliye nasıl talep edilir?
Başvuru infazı kendiliğinden durdurmaz
CMK m. 312 açık bir ayrım yapar: Yenileme istemi infazı ertelemez; mahkeme infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebilir. Bu nedenle henüz başlamamış infaz ile sürmekte olan infaz belirtilmeli, ilgili karar mahkemeden ayrıca istenmelidir. Acil özgürlük sorunu bulunan dosyada bu talebin yenileme incelemesinin sonuna bırakılmaması gerekçelendirilmelidir. [1]
Talep; ihlalin ağırlığını, mahkûmiyetteki belirleyici etkisini, özgürlükten yoksun bırakmanın devam eden sonuçlarını ve varsa AİHM’in bireysel önleme ilişkin açık hükmünü göstermelidir. Güncel infaz belgesi, başka ceza veya tutuklama kararları ve ceza hesabı incelenmeden “derhâl çıkış” sonucu öngörülemez. Bir hükmün infazının durdurulması, başka bağımsız bir tutulma nedenini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Mahkûmiyete bağlı tutma ile tutuklama ayrımı
Yenileme talebinin kabulünden sonra kişinin mutlaka yeniden “tutuklu sanık” statüsüne geçtiğini varsaymak doğru değildir. Önceki hükmün hukuki durumu ve mahkemenin aldığı kararlar incelenmelidir. Yaşar Alat kararında çoğunluk, CMK m. 323 çerçevesinde önceki hükmün geçerliliğini korumasından hareketle yenileme sürecindeki tutulmanın mahkûmiyete bağlı olduğunu ve somut olayda kişi hürriyeti hakkının ihlal edilmediğini kabul etmiştir. Karşıoylar ise ihlal kararı sonrasında aynı hükme dayanılarak tutmanın sürdürülmesini eleştirmiştir. [3, §§ 61–66 ve karşıoylar]
Bu görüş ayrılığı dilekçede görünür olmalıdır. Çoğunluk yaklaşımının varlığı, infazı durdurma talebini gereksiz kılmaz; talebin neden bu dosyada kabul edilmesi gerektiğini daha somut açıklamayı gerektirir. Tutulma artık yeni bir tutuklama kararına dayanıyorsa CMK m. 100 ve devamındaki kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedeni, ölçülülük ve adli kontrol değerlendirmesi ayrıca yapılır. Hükme bağlı infazla tutuklamanın gerekçeleri birbirinin yerine kullanılmamalıdır. [1; 3]
Açık salıverme hükmü varsa değerlendirme değişir
Kavala/Türkiye (No. 2) Büyük Daire kararı, 25 Ağustos 2026 tarihli güncel ve ayırt edici bir örnektir. AİHM, mahkûmiyet sonrası özgürlükten yoksun bırakmanın ağır bir adalet inkârına dayandığı sonucuna ulaşmış; en erken mümkün tarihte salıvermenin sağlanmasına ve mahkûmiyetin sonuçlarının ortadan kaldırılmasına hükmetmiştir. [7, §§ 307–309; hüküm fıkrası 11]
Bu tür bir kararın gereği, sıradan bir usul eksikliği varmış gibi genel takdir açıklamalarıyla ertelenemez. Salıverme yönündeki açık yükümlülük, yenileme istemi yanında infaz ve tahliye taleplerinde doğrudan gösterilmelidir. Ancak bu kararın sonucu her AİHM dosyasına aynen taşınamaz: Belirleyici olan, başvurucuya ilişkin kararın hangi ihlali tespit ettiği ve hangi bireysel önlemi gerekli gördüğüdür.
Yenilenen yargılamada ihlal gerçekten nasıl giderilir?
Yeni bir esas numarası verilmesi veya bir duruşma yapılması tek başına giderim değildir. Mahkeme, önceki ihlale yol açan işlemin etkisini ortadan kaldırmalı; savunmanın delile erişmesini, itirazını sunmasını ve belirleyici iddialarının incelenmesini sağlamalıdır. Önceki mahkûmiyetin gerekçesi, ihlal tartışılmadan yeni karara aktarılmamalıdır.
Azime Işık kararında yeniden duruşma yapılmış ve başvurucu müdafi huzurunda dinlenmiştir. Buna rağmen müdafiye erişimin kısıtlandığı dönemde alınan, sonradan doğrulanmayan ifadeler mahkûmiyette belirleyici kullanılmaya devam etmiştir. AYM, 11 Haziran 2024’te müdafi yardımından yararlanma hakkıyla bağlantılı hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaline karar vermiştir. Aynı kararda kişi özgürlüğüne ilişkin şikâyetin kabul edilemez bulunması da hak başlıklarının ayrı değerlendirilmesi gerektiğini gösterir. [8, §§ 21–26]
Mehmet Zeki Doğan/Türkiye (No. 2) kararında ise başvurucunun avukatsız alınan beyanı dışlanmış; fakat diğer sanıkların yine avukat yokluğunda alınan, sonradan geri çekilen beyanları belirleyici kullanılmıştır. AİHM, gerekli usul güvenceleri uygulanmadığı için yeni bir ihlal tespit etmiştir. Buradan çıkarılacak sonuç, üçüncü kişilerin bütün avukatsız beyanlarının mutlak olarak yasaklandığı değildir. Karar; bu beyanların güvenilirliğinin, geri alınma nedenlerinin, sorgulama imkânının ve savunma itirazlarının etkili incelenmesini gerektirir. [9, §§ 90–100]
Bu nedenle müdafi, yalnızca ilk ihlal konusu delile odaklanmamalı; onun yerine kullanılan diğer delillerin aynı sorunu taşıyıp taşımadığını da incelemelidir. Her itirazın duruşma tutanağına ve gerekçeli karara yansıması sağlanmalıdır. Sonuç yine mahkûmiyet olursa, ihlalin hangi işlemlerle giderildiği kararın gerekçesinden anlaşılabilmelidir.
Lehe başvuruda ceza ağırlaşabilir mi?
CMK m. 323/2’ye göre yenileme istemi hükümlü lehine yapılmışsa yeni hüküm, önceki hükümle belirlenen cezadan daha ağır ceza içeremez. Bu güvence, ihlalin giderilmesiyle birlikte değerlendirilir; tek başına beraat veya daha düşük ceza garantisi oluşturmaz. [1]
Yenileme sonucunda beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilirse, önceki mahkûmiyetin tamamen ya da kısmen infazından doğan maddi ve manevi zararlar için CMK m. 323/3’ün m. 141–144’e yaptığı gönderme incelenir. Tazminat, yenilemenin otomatik nakdî sonucu değildir; kararın kesinleşmesi, uygulanacak başvuru yolu, süre ve zarar belgeleri ayrıca değerlendirilir. AİHM’de ödenen tazminatla aynı zarar kalemi için mükerrer giderim istenmemeli; taleplerin kapsamı ve varsa mahsup açıklanmalıdır. [1; 3, § 48]
Talep reddedilirse veya karar gecikirse ne yapılabilir?
İtiraz ve sonrasında AYM başvurusu
CMK m. 319 ve 321 kapsamında verilen kararlara itiraz edilebilir. Başvuru, kararı veren mercie sunulur; inceleme mercii CMK m. 268/3’e göre belirlenir. İtirazda yalnızca ilk dilekçe tekrarlanmamalı, ret gerekçesinin AİHM kararındaki hangi tespitle neden bağdaşmadığı açıklanmalıdır. Yenilemenin reddi ile infazın sürmesine ilişkin gerekçeler ayrı ayrı ele alınmalıdır. Yalnız infaza ilişkin ayrı bir ara karar söz konusuysa onun kanun yolu rejimi ayrıca incelenmelidir. [1]
İtiraz, kararın yerine getirilmesini kendiliğinden durdurmaz. CMK m. 269 çerçevesinde geri bırakma talebi ayrıca değerlendirilebilir. Yenileme reddedilmişse ilgili itiraz yolu; yeni hüküm verilmişse o hükme karşı uygulanabilir olağan kanun yolları tüketildikten sonra, koşulları varsa AYM’ye başvurulur. Özgürlükten yoksun bırakmaya ilişkin bağımsız ve güncel şikâyetin başvuru yolları ise dosyanın aşamasına göre ayrıca belirlenir. Bütün şikâyetleri son hükme kadar bekletmek hak kaybı yaratabilir. [1; 3; 14]
AYM başvurusunda eski davanın delil değerlendirmesini yeniden yaptırmak yerine, ihlal kararının gereğinin hangi yeni işlem veya ihmalle yerine getirilmediği ortaya konulmalıdır. Otuz günlük süre, ilgili nihai karar ve öğrenme kaydıyla takip edilmelidir. Önceki hükme ilişkin süresi geçmiş şikâyetler, yenileme talebi verilerek kendiliğinden canlandırılamaz. [14, m. 45–48]
Gecikme ve “hukuki yarar yok” gerekçesi
Zülküf Murat Kahraman kararında AYM, daha önce uyarlama yargılamasında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini gerekçe gösteren ret yaklaşımını incelemiştir. AİHM, bu gelişmeye rağmen mağduriyetin sürdüğünü zaten tespit etmişti. Ulusal mahkemelerin bu tespiti gözetmemesi ve yenileme talebinin yaklaşık iki yıl üç ayda sonuçlandırılması, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlali sonucuna yol açmıştır. AYM’nin 1 Temmuz 2026 tarihli kararı, yalnızca infazın son durumuna bakılarak ihlalin giderildiği varsayımına karşı somut bir örnektir. [10, §§ 19–27]
Gecikme yaşanıyorsa başvuru tarihi, dosyanın gönderildiği yer, ara kararlar ve cevapsız kalan ivedilik talepleri belgelenmelidir. Makul süre şikâyeti ile ihlal kararının uygulanmaması iddiası aynı şey değildir; ileri sürülen hakkın niteliğine göre etkili başvuru yolu seçilmelidir. “Dosya bekliyor” açıklaması yerine tarihli işlem dökümü, incelemenin nerede ve neden durduğunu görünür kılar.
Yeniden AİHM’e başvurmak mümkün mü?
İhlal kararından sonra ortaya çıkan yeni bir adil yargılanma veya özgürlük şikâyeti, kabul edilebilirlik koşulları sağlanırsa yeni AİHM başvurusuna konu olabilir. Abo ve Mehmet Zeki Doğan (No. 2) bunun örnekleridir. Ancak yalnızca önceki kararın uygulanmadığını söylemek ile yenileme sürecinde doğan yeni ihlali göstermek farklıdır. AİHS m. 46 kapsamındaki icra denetimi esasen Bakanlar Komitesinin görevidir. [2; 5; 9]
AİHM’in Moreira Ferreira/Portekiz (No. 2) kararında ise yenileme talebinin reddi incelenmiş, fakat ret gerekçesi keyfî bulunmadığından yeni bir adil yargılanma ihlali tespit edilmemiştir. Büyük Dairenin bu sonucu Portekiz hukuku ve önceki kararın içeriğiyle sınırlı değerlendirilmelidir; Türkiye’de CMK’nın tanıdığı güvenceleri daraltan genel bir ret yetkisi değildir. Karar, her yenileme reddinin yeni AİHM ihlali oluşturmayacağını gösterir. [11, §§ 85–103]
Başvurucu veya temsilcisi, bireysel önlemler ve tazminatın ödenmesi hakkında Bakanlar Komitesi Kural 9.1 kapsamında ileti sunabilir. Bu yol, Türkiye’deki itirazın veya süresinde bireysel başvurunun yerine geçmez. Yeni AİHM başvurusu düşünülüyorsa yeni şikâyet için etkili iç hukuk yolları ve dört aylık süre ayrıca izlenmelidir. [2; 15]
Başka bir kişinin AİHM kararı benim dosyamı da açar mı?
Başkasına ilişkin karar, benzer hak sorununun açıklanmasında önemli olabilir; fakat CMK m. 311/1-f kapsamında kişinin kendi hükmüne ilişkin karar bulunmasıyla aynı hukuki konumda değildir. Emsalin ilkesel etkisi ile belirli hükmün yenilenmesi için gerekli yasal neden ayrılmalıdır.
Halil Tunç başvurusunda kişi, AİHM’in Yüksel Yalçınkaya kararına dayanarak yenileme istemiştir. AYM, 28 Mayıs 2025 tarihli kararında yenileme talebinin reddine yönelik adil yargılanma şikâyetini konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. Mahkeme, önceki bazı kararlarında kabul ettiği istisnai yaklaşımların her dosyaya taşınamayacağını belirtmiştir. Bu sonuç, benzer AİHM kararlarının savunmada kullanılamayacağı anlamına gelmez; aynı emsalin her kesin hükmü otomatik olarak yeniden incelemeye açacağı düşüncesinin sınırını gösterir. [12, §§ 7–11]
CMK m. 311/1-e’deki yeni olay veya yeni delil nedeni de ayrıca değerlendirilebilir. Ancak başka bir kararı “yeni delil” diye adlandırmak yeterli değildir. Yeni olgu veya delilin ne olduğu, daha önceki değerlendirmeden farkı ve beraat yahut daha hafif ceza gerektiren hüküm bakımından etkisi açıklanmalıdır. İçtihat değişikliğinin yeni olay sayılması öğretide tartışılmıştır; Arif Emre Sümer, baskın yaklaşımı ve karşı görüşü aktarıp hukuki yorum değişikliğiyle maddi olay yeniliğini ayırır. Bu akademik tartışma, kanuni başvuru nedeni yerine geçmez. [1; 13, s. 1071–1073]
Başvuru dosyasında hangi belgeler bulunmalı?
Başvuruya hazırlanırken dosya, aşağıdaki kontrol üzerinden düzenlenebilir:
- Karar ve kesinlik: AİHM’in tam kararı, HUDOC künyesi, kesinleşme bilgisi; düşme varsa deklarasyon veya dostane çözümün ilgili içeriği.
- Ulusal hüküm: İlk derece ve kanun yolu kararları, kesinleşme kaydı; birden fazla suç veya hüküm varsa etkilenen bölümlerin listesi.
- İhlalin belgesi: İfade ve sorgu tutanakları, duruşma kayıtları, tanık dinletme ve delile itiraz talepleri, ilgili bilirkişi raporları; AİHM paragrafıyla bağlantısı.
- İnfaz ve özgürlük durumu: Güncel infaz bilgisi, başka tutulma nedenleri, ceza hesabı, varsa önceki durdurma veya tahliye kararları.
- Usul ve süre: Başvuru yetkisi ve temsil belgeleri, tarih çizelgesi, önceki istemler, ret kararları, tebliğ ve öğrenme kayıtları.
- Ayrı talepler: Yenileme, gerekli delil işlemleri, infazın geri bırakılması veya durdurulması, koşulları varsa salıverme; her biri için olgusal ve hukuki gerekçe.
Yabancı dildeki karar için güvenilir Türkçe çeviri hazırlanırken paragraf numaraları korunmalı; özet, tam kararın yerine sunulmamalıdır. Gereksiz kişisel veriler çoğaltılmamalı, dosya güvenli kanallardan paylaşılmalıdır. Kamuya açık karar incelemesiyle müvekkilin özel dosya bilgilerinin yayımlanması birbirinden ayrıdır.
Masraf planında çeviri, belge temini ve müdafilik hizmeti birbirinden ayrılır. Yargılama giderlerinin hükümde nasıl ele alınacağı CMK m. 324 ve devamına; ayrıca AYM başvurusu yapılacaksa o başvurunun harç ve adli yardım koşulları kendi düzenlemesine göre incelenir. Sabit ve her dosyaya uygun bir “AİHM sonrası işlem bedeli” varsayılmamalıdır. [1; 14]
Konunun ayrıntıları için yargılamanın yenilenmesi yazımıza bakabilirsiniz.
Sonuç
AİHM sonrası ceza savunmasının amacı, ihlal kararını dosyaya eklemekle sınırlı değildir; kararın gerektirdiği değişikliği somut bir yargısal işleme dönüştürmektir. Bunun için kesinleşmeden başlayan bir yıllık süre korunmalı, ihlal ile hüküm arasındaki ilişki gösterilmeli ve özgürlüğe ilişkin talepler ayrıca gerekçelendirilmelidir.
Usul eksikliğinin giderilmesini gerektiren kararlarla açık salıverme yükümlülüğü belirleyen kararlar aynı biçimde ele alınamaz. Yenileme kabul edilse bile ihlal yeni deliller veya yeni gerekçeler üzerinden sürdürülebilir; ret hâlinde ise itiraz ve bireysel başvuru yollarının koşulları ayrı ayrı izlenir. Etkili dosya, hangi ihlalin, hangi belgeye dayanılarak, hangi işlemle giderileceğini mahkemenin önüne açıkça koyar.
Sıkça Sorulan Sorular
AİHM ihlal kararı verince mahkûmiyet kendiliğinden kalkar mı?
Kural olarak hayır. CMK m. 311 ve devamındaki süreç işletilir; önceki hükmün durumu yetkili mahkemece değerlendirilir. AİHM’in açık bireysel önlem ve salıverme hükümleri varsa bunlar ayrıca ve gecikmeksizin yerine getirilmesi gereken yükümlülükler doğurabilir.
Yeniden yargılama talebi için süre ne kadardır?
CMK m. 311/1-f’de AİHM kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl öngörülür. İlk karar tarihiyle kesinleşme tarihi ayrılmalı; tarihsel dosyalarda m. 311/2 ve geçici m. 2 ayrıca kontrol edilmelidir.
Başvuru yapılması infazı durdurur mu?
Hayır. CMK m. 312 kapsamında ayrı karar gerekir. Dilekçede infazın geri bırakılması veya durdurulmasının neden gerekli olduğu, ihlal kararının içeriği ve güncel infaz durumu üzerinden açıklanmalıdır.
Yenileme kabul edilirse mutlaka tahliye edilir miyim?
Hayır. Önceki hükmün durumu, ihlalin niteliği, mahkemenin kararları ve varsa başka tutulma nedenleri önemlidir. Açık salıverme yükümlülüğü içeren kararlar ayrıca değerlendirilir; genel bir tahliye garantisi verilemez.
Dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon da kullanılabilir mi?
CMK m. 311/1-f, ceza hükmü aleyhine yapılan başvurunun bu nedenlerle düşürülmesini de düzenler. Kararın ve kabul edilen ihlalin ilgili hükümle bağlantısı ile kesinleşme bilgisi dosyaya alınmalıdır.
Cezam bittiyse yeniden yargılama isteyebilir miyim?
İnfazın tamamlanması tek başına engel değildir. Ancak yenileme nedeni, süre ve diğer koşullar yine bulunmalıdır. İnfazın bitmesi yeni bir başvuru süresi başlatmaz.
Ret kararına karşı doğrudan temyize mi gidilir?
CMK m. 319 veya 321 kapsamındaki ret kararına karşı itiraz yolu öngörülür. Yeniden duruşma sonunda verilen yeni hükmün kanun yolu ise ayrı değerlendirilir. Başvuru türü, kararın niteliğine göre belirlenmelidir.
Başkasının AİHM kararıyla kendi davamı yeniletebilir miyim?
Karar emsal olarak ileri sürülebilir; ancak kişinin kendi hükmüne ilişkin ihlal kararıyla aynı sonucu otomatik doğurmaz. Uygulanabilir yenileme nedeni ve dosyaya özgü olgusal bağlantı ayrıca gösterilmelidir.
Yeniden yargılamada ceza artırılabilir mi?
İstem hükümlü lehine yapılmışsa CMK m. 323/2 uyarınca önceki hükümdekinden daha ağır ceza verilemez. Bu güvence, mutlaka beraat veya indirim yapılacağı anlamına gelmez.
Karar uygulanmazsa yeniden AYM veya AİHM’e başvurulabilir mi?
Yeni işlem veya ihmalle doğan ihlal, ilgili başvuru yolları ve süreler gözetilerek ileri sürülebilir. Kabul edilebilirlik otomatik değildir. Bakanlar Komitesine icra süreci hakkında bilgi verilmesi de iç hukuk yolları ve bireysel başvuru sürelerinin yerine geçmez.
Kaynakça
[1] Türkiye Cumhuriyeti, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m. 23, 100–109, 260–271, 311–325; geçici m. 2 ve 6. Güncel konsolide metin.
[2] Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, özellikle m. 28, 35, 37, 39, 43, 44 ve 46. Türkçe metin.
[3] AYM Genel Kurulu, Yaşar Alat, B. No: 2021/65564, 21.11.2024, §§ 48, 58–66 ve karşıoylar. Karar.
[4] AYM Birinci Bölüm, Abdi Cengiz, B. No: 2023/68802, 06.05.2026, §§ 17–22. Karar.
[5] AİHM İkinci Daire, Abo/Türkiye, B. No: 3772/17, 13.11.2025; kesinleşme 23.03.2026, §§ 68–72, 83–106. HUDOC.
[6] AYM Birinci Bölüm, Ulaş Dil, B. No: 2022/84095, 14.05.2025, §§ 25–32 ve karşıoy. Karar.
[7] AİHM Büyük Daire, Kavala/Türkiye (No. 2), B. No: 2170/24, 25.08.2026, §§ 305–309; hüküm fıkrası 11. HUDOC.
[8] AYM Birinci Bölüm, Azime Işık, B. No: 2020/3050, 11.06.2024, §§ 21–26. Karar.
[9] AİHM İkinci Daire, Mehmet Zeki Doğan/Türkiye (No. 2), B. No: 3324/19, 13.02.2024; kesinleşme 24.06.2024, §§ 87, 90–100. HUDOC.
[10] AYM Birinci Bölüm, Zülküf Murat Kahraman, B. No: 2022/80972, 01.07.2026, §§ 19–29. Karar.
[11] AİHM Büyük Daire, Moreira Ferreira/Portekiz (No. 2), B. No: 19867/12, 11.07.2017, §§ 85–103. HUDOC.
[12] AYM İkinci Bölüm, Halil Tunç, B. No: 2024/6, 28.05.2025, §§ 7–11. Karar.
[13] Sümer, Arif Emre, “Ceza Muhakemesi Hukukunda Yargılamanın Yenilenmesi Sebeplerinden Yeni Olaylar veya Yeni Delillerin Ortaya Çıkması”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 24, S. 2, 2022, s. 1059–1092; özellikle s. 1071–1073. DOI: 10.33717/deuhfd.1182540. Tam metin.
[14] Türkiye Cumhuriyeti, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, özellikle m. 45–50. Güncel konsolide metin.
[15] Avrupa Konseyi, AİHM Kararlarının İcrası Dairesi, Submissions from States, applicants, NGOs and NHRIs, özellikle Kural 9.1 kapsamında başvurucu ve temsilci iletileri. Resmî açıklama ve kurallar.