İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Ceza Hukuku ve Ceza Yargılaması

Takipsizlik (KYOK) Kararına İtiraz: Başvuru Süresi, Etkili Dilekçe ve Yeni Delille Yeniden Soruşturma

Bilgisayar ekranındaki ses ve görüntü kayıtlarını inceleyen iki kişinin elleri.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 18 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

KYOK kararının gerekçesine göre itiraz hazırlığı, süre hesabı ve yeni delil başvurusu; uygulama tabloları ve doğrulanmış yargı kararlarıyla açıklanıyor.

Takipsizlik kararına itiraz, suçtan zarar görenin savcılığın kamu davası açmama kararını sulh ceza hâkimliğine inceletmesini sağlar. 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar için süre, kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Daha önce verilen kararlarda eski on beş günlük düzenleme uygulanır. Etkili bir başvuru; kararın gerekçesindeki hatayı, yapılmayan araştırmayı ve bu araştırmanın suç şüphesine etkisini somut belgelerle açıklamalıdır. K1

İtirazın reddinden sonra aynı şikâyeti tekrar sunmak ile yeni delile dayanarak yeniden soruşturma istemek farklı yollardır. Yeni delilin değerlendirilmesi, sulh ceza hâkimliğinin denetimi ve varsa anayasal başvuru süreleri ayrı ayrı ele alınmalıdır. Bu rehber, Türkiye’deki ceza soruşturmaları bakımından bu ayrımları ve dilekçe hazırlığının temel noktalarını açıklamaktadır.

Takipsizlik kararı ne anlama gelir?

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, kısaca KYOK, Cumhuriyet savcısının soruşturma sonunda verdiği bir karardır. CMK m.172/1 iki temel neden öngörür: kamu davası açılmasına yetecek şüpheyi oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması. Şikâyetin mutlaka gerçeğe aykırı olduğu ya da şüphelinin mahkemece beraat ettiği anlamına gelmez. K1

İlk durumda savcılık, elde edilen delillerin dava açmak için yeterli olup olmadığını değerlendirir. İkinci durumda ise şikâyet koşulu, zamanaşımı veya başka bir hukuki engel belirleyici olabilir. Bu nedenle kararın yalnız sonuç kısmına bakılarak dilekçe hazırlanamaz. Delil yetersizliğine dayalı kararla, dava açılmasını engelleyen hukuki bir nedene dayalı karara yöneltilecek itiraz aynı değildir.

Yeterli şüphe, mahkûmiyet için gereken kesin ispatla aynı ölçüt değildir. Buna karşılık her iddia da iddianame düzenlenmesini gerektirmez. Savcı, CMK m.160 uyarınca şüphelinin hem lehine hem aleyhine delilleri araştırır. İtiraz edenin görevi, yalnız suçlayıcı belgeleri sıralamak değil; mevcut dosyanın neden dava açılmasına elverişli olduğunu veya hangi eksiklik tamamlanmadan bu sonuca varılamayacağını açıklamaktır. K1

KYOK, soruşturma yapılmasına yer olmadığı kararı ve beraat farklıdır

Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar, SYOK, CMK m.158/6 kapsamında verilir. İhbarın soyut ve genel olması veya bildirilen fiilin suç olmadığının araştırma gerekmeksizin açıkça anlaşılması bu kararın dayanağı olabilir. Bu aşamada şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilmez. SYOK’a da m.173’teki usulle itiraz edilebilir; kabul edilirse soruşturma işlemleri başlatılır. K1

KararVerildiği aşamaBaşvuruda belirleyici mesele
SYOKSoruşturma başlatılmasına gerek görülmeyen ön değerlendirmeİddianın soyut olmadığı veya suç ihtimalinin araştırma gerektirdiği
KYOKSoruşturmanın sonuYeterli şüphe, eksik araştırma veya kovuşturma engelinin doğru değerlendirilmesi
BeraatKovuşturma sonunda mahkeme hükmüHükme karşı uygulanabilir istinaf veya temyiz yolu

Ek takipsizlik kararında ise dosyadaki bazı kişiler veya fiiller yönünden kamu davası açılmazken diğerleri yönünden süreç devam edebilir. İtiraz dilekçesi hangi kişi, fiil ve karar bölümüne yöneldiğini açıkça göstermelidir. Başka bir kişi hakkında dava açılmış olması, itiraz edilen bölümün kendiliğinden yeniden inceleneceği anlamına gelmez.

Kim, hangi karara ve nereye itiraz edebilir?

CMK m.173/1’de itiraz hakkı suçtan zarar görene tanınır. Salt ihbarda bulunmuş olmak, KYOK’a itiraz için her durumda yeterli değildir. Başvuran kişi, iddia edilen suçun koruduğu hukuki menfaatle kendi zararının ilişkisini göstermelidir. Şirket adına yapılan başvurularda tüzel kişinin zararı ve temsil yetkisi; çocuk adına yapılan başvurularda ise yasal temsil ve varsa temsil çatışması incelenmelidir. SYOK bakımından m.158/6’nın ihbarcı ve şikâyetçiye ilişkin özel düzenlemesi ayrıca dikkate alınır. K1

Yetkili merci, kararı veren savcının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğidir. Her dosyada başvuranın ikamet ettiği yerdeki hâkimlik yetkili değildir. Karardaki kanun yolu bildirimi, savcılığın yargı çevresi ve dosya numaraları birlikte kontrol edilmelidir.

Dilekçe yetkili sulh ceza hâkimliğine hitaben hazırlanarak ilgili adli birime sunulabilir; kararı veren Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla gönderilmesi de uygulanan bir yöntemdir. Güvenli elektronik imza ile UYAP üzerinden yapılan işlemlerde doğru dosya ve evrak türü seçilmeli, gönderim tamamlanmalı ve kayıt belgesi saklanmalıdır. Bilgisayarda hazırlanmış veya sisteme yüklenmiş fakat gönderilmemiş taslak, yapılmış başvuru değildir. Elektronik işlemlerin kanuni temeli CMK m.38/A’dır. K1

Savcının takdir yetkisine dayalı özel kararlar ayrıca incelenir

CMK m.171/1, cezayı kaldıran şahsi etkin pişmanlık veya şahsi cezasızlık koşullarında savcıya kamu davası açmama yetkisi tanır. CMK m.173/5, savcının bu tür takdir yetkisini kullandığı hâllerde genel itiraz düzenlemesinin uygulanmayacağını belirtir. Bu istisna, delil yetersizliğine dayalı bütün KYOK kararlarının denetim dışında olduğu şeklinde yorumlanamaz. K1

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ise ayrı bir karardır. CMK m.171/2, bu erteleme kararına suçtan zarar görenin ve şüphelinin itiraz edebileceğini açıkça düzenler. Kararın başlığı kadar dayandığı hüküm ve gerçek hukuki niteliği de önemlidir. İzin, uzlaştırma veya önödeme gibi özel nedenler bulunan dosyalarda bunlara özgü şartlar ayrıca değerlendirilmelidir.

İtiraz süresi nasıl hesaplanır?

Süre rejimini seçmek için önce KYOK’un verildiği tarih, sürenin başlangıcını belirlemek için ise hukuken geçerli tebliğ tarihi incelenir. CMK geçici m.6/1-b uyarınca 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlarda iki hafta; önceki kararlarda eski on beş günlük süre uygulanır. Eski bir kararın sonradan tebliğ edilmesi, tek başına yeni süre rejimine geçilmesini sağlamaz. K1

İşlem veya durumBaşlangıç ve süreKontrol edilecek belge
1 Haziran 2024 ve sonrası KYOKTebliğden itibaren iki haftaKarar tarihi ve tebliğ kaydı
1 Haziran 2024 öncesi KYOKTebliğden itibaren on beş günEski karar ve geçerli tebligat
Elektronik tebligatElektronik adrese ulaşmayı izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılmaUETS delil kaydı
Eski hâle getirmeGüncel rejimde engelin kalkmasından itibaren iki haftaEngel ve kalkış tarihi belgeleri
AYM bireysel başvurusuKural olarak olağan yolların tüketildiğinin öğrenilmesinden itibaren otuz günNihai karar ve öğrenme kaydı
CMK m.172/3 başvurusuİlgili AİHM kararının kesinleşmesinden itibaren üç ayKesinleşme bilgisi ve AİHM kararı

CMK m.39’a göre hafta olarak belirlenen süre, tebliğin yapıldığı günün iki hafta sonraki isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai bitiminde sona erer. Son gün tatilse takip eden çalışma günü dikkate alınır. Elektronik işlemlerde m.38/A/9 gereğince süre gün sonunda biter. Teknik aksaklık ihtimali, son saate bırakılan başvurunun tamamlandığını varsaymayı haklı kılmaz. K1

Varsayımsal örnek: Güncel rejime tabi karar 5 Ekim 2026 Pazartesi günü usulüne uygun tebliğ edilmişse, tatil veya başka özel durum bulunmadığı varsayımıyla son gün 19 Ekim 2026 Pazartesidir. Süreyi “on beşinci gün” hesabıyla 20 Ekim’e taşımak doğru değildir.

Elektronik tebligat, vekile tebliğ ve usulsüzlük

7201 sayılı Tebligat Kanunu m.7/a, elektronik tebligatın adrese ulaşmasını izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağını düzenler. UETS’ye ulaşma tarihi, belgenin okunma tarihi ve kanunen tebliğ edilmiş sayıldığı tarih aynı olmayabilir. Süre hesabı yalnız SMS veya e-posta bildirimine dayandırılmamalı; tebligatın resmî kaydı incelenmelidir. K2

Vekil aracılığıyla takip edilen işlerde m.11’deki vekile tebliğ kuralı ve özel hükümler birlikte değerlendirilir. Birden fazla vekile tebligat varsa ilk geçerli tebligat önem taşır. Başvuranın şahsen daha sonra haberdar olması, vekile yapılan geçerli tebligatla başlayan süreyi kendiliğinden yenilemez.

Usulsüz tebligatta m.32’deki öğrenme kuralı uygulanabilir. Dilekçede “tebligat usulsüzdür” demekle yetinilmemeli; usulsüzlüğün ne olduğu, kararın ne zaman öğrenildiği ve bunu destekleyen belgeler açıklanmalıdır. Usulsüzlük iddiası ile kusursuz süre kaçırmaya dayalı eski hâle getirme talebi farklı hukuki temellere sahiptir. K2

Adli tatil ve süre kaçırılması

Adli tatil, sıradan resmî tatil hesabından farklıdır. CMK m.331/4’te adli tatile rastlayan süreler ve tatil sonundaki üç günlük uzama düzenlenmiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 29 Kasım 2024 tarihli, E.2024/7155, K.2024/7930 sayılı kararında itiraz süresinin son günü adli tatile rastlayan dosyada, tatil içinde yapılan başvurunun süre yönünden reddini bozmuştur. Karar eski on beş günlük rejime ilişkindir; güncel dosyada iki haftalık süre esas alınarak tatil etkisi ayrıca hesaplanır. Bütün sürelerin her durumda tatil sonundan başlayacağı varsayılmamalıdır. K1 K12

Süre kusur olmadan kaçırılmışsa CMK m.40–42 uyarınca eski hâle getirme istenebilir. Güncel süre, engelin kalkmasından itibaren iki haftadır; 1 Haziran 2024’ten önce kalkan engellerde geçiş hükmü gereği eski düzenleme uygulanır. Engel açıklanıp belgelendirilmeli ve yapılamayan itiraz aynı anda yerine getirilmelidir. Hastalık veya erişim sorunu ileri sürmek, bunların gerçekten başvuruyu engellediği gösterilmeden yeterli olmaz. Kanun yolunun bildirilmemesi de m.40/2 çerçevesinde değerlendirilir. K1

Süre geçmiş görünüyorsa önce tebligat, tatil ve kusursuz engel araştırılır. Yeni delil yolu ise gecikmiş itirazın otomatik telafisi değildir. CİMER başvurusu veya savcılığa yeniden şikâyet, usulüne uygun itirazın yerine geçtiği varsayılarak kullanılmamalıdır.

Etkili itiraz dilekçesi nasıl hazırlanır?

CMK m.173/2, kamu davası açılmasını gerektirebilecek olayların ve delillerin dilekçede gösterilmesini ister. Dilekçenin etkisi, kullanılan sert ifadelerden veya sayfa sayısından değil, kararın dayanaklarını dosya üzerinden denetlenebilir hâle getirmesinden doğar. K1

Hazırlıkta karar, şikâyet dilekçesi, ifadeler, bilirkişi raporları, müzekkereler ve cevapları birlikte okunmalıdır. Bir kaydın istendiğinin görülmesi, kaydın geldiğini veya doğru zaman aralığının incelendiğini göstermez. Dosya örneği ve inceleme talepleri CMK m.234 ve ilgili erişim hükümleri çerçevesinde yapılabilir. Beklenen belge henüz elde değilse kaynağı ve istenen araştırma süresinde sunulan dilekçede açıklanmalı; belge beklenerek süre geçirilmemelidir.

İşlevsel bir dilekçe şu unsurları içerir:

  • Başvuranın sıfatı, temsil bilgisi, savcılığın soruşturma ve karar numaraları.
  • Karar ve tebliğ tarihleri; süre yönünden özel durum varsa gerekçesi.
  • Olayların kısa, tarih sıralı ve belgeyle ilişkilendirilmiş anlatımı.
  • KYOK gerekçelerinin her birine karşı somut itiraz.
  • Toplanmayan veya değerlendirilmediği ileri sürülen deliller ve bunların önemi.
  • Açık talep sonucu ile düzenli, numaralandırılmış ekler.

Kararın gerekçesi ile araştırma talebi bağlanmalıdır

Karardaki gerekçeDosyada gösterilecek sorunSomut araştırma veya değerlendirme talebi
İddiayı doğrulayan tanık yokBildirilmiş görgü tanığı dinlenmemişTanığın kimliği, ulaşılabilir adresi ve hangi olayı gördüğü belirtilerek dinlenmesi
Para transferi suç göstermiyorDekont ile aldatıcı olduğu ileri sürülen yazışma birlikte değerlendirilmemişİşlem zamanı, hesap ilişkisi ve yazışmanın aidiyetinin araştırılması
Belge sahte görünmüyorAsıl belge getirtilmeden sonuca varılmışBelge aslının temini, imza/yazı örnekleri ve konuya uygun bilirkişi incelemesi
Olay yalnız hukuk uyuşmazlığıİzinsiz erişim veya sahte kayıt iddiası araştırılmamışİlgili hukuk dosyası ile somut teknik kayıtların birlikte incelenmesi

Bu tablo, her dosyada aynı taleplerin kullanılacağı anlamına gelmez. Örneğin tanık olaydan sonra anlatılanları biliyorsa görgü tanığı gibi sunulmamalıdır. Banka hareketi yalnız borç ilişkisini gösteriyorsa ayrıca suçun hangi unsurunu desteklediği açıklanmalıdır. Teknik kayıtların istenmesi de konu, kişi, tarih aralığı ve kanuni koşullarla sınırlandırılmalıdır.

Talep sonucu, hâkimliğin verebileceği kararla uyumlu olmalıdır

Başvuru, KYOK’un neden kaldırılması gerektiğini açıklamalıdır. Dosya karar vermeye elverişli değilse hangi işlemler yönünden soruşturmanın genişletilmesinin istendiği belirtilir. Yeterli şüphe bulunduğu ileri sürülüyorsa bu sonuca hangi delillerin birlikte değerlendirilmesiyle ulaşıldığı gösterilir. Sulh ceza hâkimliğinden doğrudan mahkûmiyet veya tazminat istenmesi bu başvurunun işlevine uygun değildir.

Kullanılabilecek varsayımsal gerekçe örneği şöyledir: “Kararda tanık bulunmadığı belirtilmiş; ancak daha önce sunduğum dilekçede olayın gerçekleştiği sırada iş yerinde bulunan kişinin kimliği ve adresi bildirilmiştir. Bu kişinin anlatımı, tartışmalı teslimin gerçekleşip gerçekleşmediği bakımından önemlidir. Ekli önceki dilekçe ve dosya kayıtları incelenerek bu eksikliğin giderilmesi talep edilmektedir.” Bu anlatımın değeri, dosyada gerçekten bu kayıtların bulunmasına bağlıdır.

Eksik soruşturma iddiası hangi durumlarda güç kazanır?

Eksik soruşturma, yalnız savcının delile başvurandan farklı anlam vermesi değildir. Olayın sonucunu etkileyebilecek ulaşılabilir bir delilin toplanmaması, çelişkinin araştırılmaması veya önemli bir raporun gerekçede ele alınmaması somutlaştırılmalıdır. Buna karşılık her tanığın dinlenmemesi ya da her teknik inceleme talebinin reddi tek başına hukuka aykırılık oluşturmaz. İstenen işlemin soruşturmaya hangi katkıyı sunacağı gösterilmelidir.

Belge aslı ve sahtecilik iddiası

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 20 Ekim 2025 tarihli, E.2025/749, K.2025/13350 sayılı kararında abonelik işlemlerinde kullanıldığı ileri sürülen sahte belgeler incelenmiştir. Daire; belge asıllarının getirtilmesi, ilgili belediyeden araştırma yapılması, imzaların kime ait olduğunun belirlenmesi ve şüpheli ifadelerinin alınması gerekirken verilen KYOK’a yönelik itirazın reddini kanun yararına bozmuştur. K6

Karar, her sahtecilik iddiasının dava açılmasını gerektirdiğini söylemez. Uygulama açısından gösterdiği nokta, belgenin niteliği araştırılmadan yalnız yüzeysel bir değerlendirmeyle sonuca gidilemeyeceğidir. Dilekçede belge aslına nereden ulaşılabileceği ve incelemenin hangi soruyu cevaplayacağı gösterilmelidir.

Hukuk davası bulunması ceza araştırmasını kendiliğinden gereksiz kılmaz

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 30 Mart 2026 tarihli, E.2025/6048, K.2026/3392 sayılı kararında e-posta hesabına izinsiz erişilerek borç ilişkisi varmış gibi kayıt oluşturulduğu iddiası ele alınmıştır. Daire, devam eden hukuk davasına dayanılarak KYOK verilmesini yeterli bulmamış; ilgili dosya, tanıklar ve teknik inceleme dâhil somut araştırmaların yapılması gerektiğini belirterek itirazın reddini bozmuştur. K7

Buradan “ödenmeyen her borç dolandırıcılıktır” sonucu çıkarılamaz. Başvuran, alacak uyuşmazlığını aşan aldatma, sahtecilik veya izinsiz erişim iddiasını somutlaştırmalıdır. Şüphelinin güçlü savunması, işlemin olağan sözleşme ilişkisi içinde gerçekleştiği olabilir; dilekçe bu olasılığı delille tartışmalıdır.

Delilin korunması, gizlilik ve ölçülülük

Kamera kayıtları, dijital yazışmalar ve teknik günlükler zamanla silinebilir. Kaydın bulunduğu yer, zaman aralığı ve olaya katkısı belirtilerek gecikmeden korunması ve temini istenmelidir. Başkasının hesabına izinsiz erişmek veya iletişimini hukuka aykırı biçimde kaydetmek, delil elde etmenin olağan yöntemi değildir.

Özellikle çocuklar ve hassas veriler bakımından gereksiz tekrar anlatımı ve açık kimlik paylaşımı önlenmelidir. Ekler, ilgili kişilerin hakları korunarak yetkili mercie sunulmalı; soruşturma evrakı sosyal medya üzerinden yayılmamalıdır. CMK m.157’deki gizlilik ile m.236’daki mağdurun dinlenmesine ilişkin güvenceler göz önünde tutulmalıdır. K1

İtiraz üzerine hangi kararlar verilebilir?

Sulh ceza hâkimliği, karar verebilmek için soruşturmanın genişletilmesini gerekli görürse eksikliği açıkça göstererek Cumhuriyet başsavcılığından araştırma isteyebilir. Gerekli işlemler tamamlandıktan sonra itiraz hakkında değerlendirme yapılır. Soruşturmanın genişletilmesi, itirazın esas yönünden kabulüyle aynı değildir. K1

Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 18 Mart 2025 tarihli, E.2025/1667, K.2025/4724 sayılı kararı bu ayrımı açıklar. Daire, karşılıksız yararlanma soruşturmasında eksik işlemlerin tamamlanmasından sonra dosyanın itirazı inceleyen hâkimliğe dönmesi ve kabul veya ret değerlendirmesinin yapılması gerektiğini belirtmiştir. İncelenen dosyada itirazın reddi bozulmuştur. K8

İtiraz yerinde bulunursa CMK m.173/4 uyarınca savcı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. Kovuşturmanın başlaması iddianamenin kabulüne bağlıdır; itirazın kabulü tek başına şüpheliyi sanık olarak mahkûm etmez veya tutuklamayı gerektirmez.

Yeterli neden bulunmazsa itiraz gerekçeli olarak reddedilir. CMK m.173/3, bu durumda itiraz edenin giderlere mahkûm edilmesini öngörür. Dolayısıyla sonuçsuz itirazın hiçbir mali etkisi olmayacağı söylenemez. Vekille çalışma ücreti ise başvurunun yargılama giderinden ayrı değerlendirilir. İncelemenin her dosyada belirli sayıda gün içinde biteceği yönünde genel bir süre veya sonuç garantisi verilemez.

İtiraz reddedildikten sonra yeni delille nasıl başvurulur?

CMK m.172/2 ve m.173/6 uyarınca, KYOK’tan sonra aynı fiil nedeniyle kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturabilecek yeni delil ve bu konuda sulh ceza hâkimliği kararı gerekir. KYOK’a hiç itiraz edilmemiş olması, savcının hiçbir koşul aranmaksızın aynı fiilden dava açabileceği anlamına gelmez. K1

Yeni delil başvurusunda önceki KYOK ve varsa itirazın reddi kararı eklenmeli; delilin ne zaman ve nasıl elde edildiği, önceki dosyadan farkı ve yeterli şüphe değerlendirmesine katkısı açıklanmalıdır. Önceden değerlendirilmiş aynı belgeyi yeniden sunmak veya suçun adını değiştirmek tek başına yeni delil yaratmaz.

Sonradan elde edilen özgün bir kayıt, yeni bir tanığın olaya ilişkin bilgisi veya yeni teknik bulgular içeren bir rapor bu kapsamda değerlendirilebilir. Ancak her yeni tarihli raporun içeriği de yeni değildir. Rapor yalnız eski bilgileri tekrar yorumluyorsa, önceki kararın neden aşılabileceği ayrıca açıklanmalıdır. Dosyada bulunmasına rağmen hiç değerlendirilmemiş belgenin “yeni” sayılıp sayılamayacağı da tartışmalıdır; bu durum otomatik kabul edilecek bir kategori olarak sunulmamalıdır. K11

Yeni delili önce savcı değerlendirir

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 8 Aralık 2025 tarihli, E.2025/2406, K.2025/15784 sayılı kararına göre yeni delil iddiası öncelikle Cumhuriyet savcısı tarafından değerlendirilmelidir. Savcı, yeni delili araştırmak için başlangıçta hâkimlik izni almak zorunda değildir; dava açmaya yeterli şüpheye ulaşırsa sulh ceza hâkimliğinden karar ister. Doğrudan hâkimliğe sunulan başvuru da ilk değerlendirme için savcılığa iletilmelidir. K5

Somut olayda hâkimliğin doğrudan soruşturmayı genişletir biçimde verdiği kabul kararı bozulmuştur. Daire ayrıca incelemenin mutlaka önceki itirazı reddeden aynı hâkimlikçe yapılması gerektiğine ilişkin kanuni düzenleme bulunmadığını belirtmiştir. Karar, yeni delille başvuruyu süre içindeki ilk itirazdan ayırmak bakımından önemlidir. Savcı yeni delil bulunmadığı veya delilin yetersiz olduğu sonucuyla yeniden KYOK verirse, bu kararın itiraz yoluyla denetlenmesi söz konusu olur. K5

Öğretide farklı yaklaşım da vardır. Berrin Akbulut ve Murat Aydın, şüphelinin hukuki güvenliğini esas alarak hâkimlik güvencesinin yeniden soruşturma başlamadan önce devreye girmesi gerektiğini savunmaktadır. Yukarıdaki Yargıtay kararı ise araştırmaya başlama ile kamu davası açma aşamalarını ayırır. Başvuruda kanuni koşullar ile bu görüş ayrılığı karıştırılmamalı; yeni delilin savcılığa sunulması ve gerekli hâkimlik denetimi açıkça talep edilmelidir. K11

Yeni delil bulunması zamanaşımını, şikâyet koşulunu veya başka bir kovuşturma engelini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Önceki karar bu tür bir engele dayanıyorsa, delilin yanında engelin neden bulunmadığı veya nasıl ortadan kalktığı da açıklanmalıdır.

Kanun yararına bozma, AYM ve AİHM yollarının sınırları

KYOK’a itiraz üzerine verilen ret kararı, CMK m.271/4 çerçevesinde olağan itiraz denetimi bakımından kesindir. Bu karara karşı doğrudan istinaf veya temyiz dilekçesi vermek, KYOK itirazının devamı olan olağan bir yol değildir. CMK m.309’daki kanun yararına bozma, ilgili koşullarda gündeme gelebilen olağanüstü bir yoldur; ilgilinin talebi, yetkili makamı bu yolu kullanmaya mecbur bırakmaz. K1

AYM’ye başvuru, başkasının cezalandırılmasını istemekten ibaret olamaz

AYM’nin Onurhan Solmaz kararında (B. No: 2012/1049, 26 Mart 2013) üçüncü kişilerin cezalandırılmasını istemeye indirgenen adil yargılanma şikâyeti, ortak koruma alanı dışında değerlendirilmiş ve başvuru konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. Karar, KYOK verilen her dosyada adil yargılanma hakkı ihlali ileri sürülebileceği düşüncesinin sınırını gösterir. K9

Buna karşılık yaşam hakkı veya kötü muamele yasağı kapsamındaki savunulabilir iddialar, devletin etkili soruşturma yükümlülüğünü doğurabilir. T.K. kararında (B. No: 2020/28269, 17 Eylül 2024) AYM; çocuk mağdurun beyanını destekleyen sağlık raporlarının tartışılmaması ve diğer önemli iddiaların yeterince araştırılmaması nedeniyle kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar vermiştir. Yeniden soruşturma için kararın savcılığa gönderilmesine hükmetmiştir. K10

T.K. kararı, soruşturmanın mutlaka dava veya mahkûmiyetle sonuçlanması gerektiği anlamına gelmez. Ölçüt, savunulabilir iddianın etkili biçimde araştırılması ve ulaşılan sonucun ilgili delillerle açıklanmasıdır. Başvurucu kendi hakkıyla soruşturmadaki eksiklik arasındaki bağlantıyı kurmalı; yalnız “karar yanlış” demekle yetinmemelidir.

Tekrarlanan şikâyet başvuru süresini yenilemez

6216 sayılı Kanun m.45 ve m.47/5 uyarınca olağan yollar tüketilmeli; bireysel başvuru kural olarak nihai sonucun öğrenilmesinden itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır. KYOK itirazındaki tebliğ esaslı süreyle AYM bakımından öğrenme değerlendirmesi özdeş sayılmamalıdır. Nihai kararın UYAP’tan öğrenilmesi gibi kayıtlar ayrıca önem taşıyabilir. K3

Şeyhmus Özcan kararında (B. No: 2020/5617, 3 Ekim 2024) AYM, daha önce sonuçlanmış soruşturmaya ilişkin yeni delil içermeyen tekrarlanan şikâyetin başvuru süresini yeniden başlatmadığını kabul etmiştir. Sonraki ret kararından sonra başvuru yapılmış olması yeterli görülmemiş; başvuru süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. K13

Kanun yararına bozma talebinin sonucunu beklemek de bireysel başvuru süresini koruyan genel bir yöntem değildir. AYM, Halil Aslan kararında (B. No: 2014/3038, 10 Aralık 2014, §§37–39) bu yolun tüketilmesinin zorunlu olmadığını ve talebin bireysel başvuru süresini etkilemediğini açıklamıştır. Bu karar KYOK’a ilişkin değildir; burada olağanüstü yolun süreye etkisi yönünden kullanılmaktadır. Olağanüstü yol arayışı ile AYM süresi ayrı takip edilmelidir. K14

AİHM kararı sonrası yeniden soruşturma özel bir yoldur

CMK m.172/3; KYOK’un etkili soruşturma yapılmadan verildiğinin kesinleşmiş AİHM kararıyla tespiti veya ilgili başvuruda dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucu düşme kararı verilmesi üzerine özel bir başvuru imkânı tanır. Kanunda belirtilen üç aylık süre, ilgili AİHM kararının kesinleşmesinden itibaren hesaplanır. Bu, AİHM’ye ilk başvurunun süresi değildir. K1

AYM’nin yeniden soruşturma giderimi ile bu özel düzenleme de farklı temellere dayanır. AYM bakımından ihlal kararının hüküm kısmı ve 6216 sayılı Kanun m.50; AİHM bakımından ise ilgili kararın kapsamı, kesinleşmesi ve CMK m.172/3 birlikte incelenir. Bir yolun süresi diğerine taşınmamalıdır.

Takipsizlikten sonra sicil, tazminat ve diğer haklar

KYOK mahkûmiyet değildir; 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’ndaki mahkûmiyet kaydıyla özdeşleştirilemez. Bununla birlikte “dosyaya ilişkin her kayıt bütün sistemlerden silinir” sonucu da çıkarılamaz. Soruşturma kayıtları ile kişiye verilen adli sicil belgesi farklıdır. K4

Takipsizlik, özel hukuk taleplerini her durumda ortadan kaldırmaz. Ceza soruşturmasındaki sonuç ile alacak veya tazminat davasının şartları ayrıdır. TBK m.74’ün ceza hukuku ile ilişkiye dair düzenlemesi de hukuk hâkiminin değerlendirmesinin bağımsız yönlerini gösterir. Talebin zamanaşımı, görevli mahkeme, varsa arabuluculuk ve ispat koşulları ayrıca incelenmelidir; ceza dosyasına başvurulmuş olması bütün özel hukuk sürelerini korur sayılmaz. K15

Hakkında KYOK verilen kişinin yakalama veya tutuklama nedeniyle tazminat istemesi de ayrı bir süreçtir. CMK m.141 ve devamındaki şartlar, görev ve süre kuralları kendi içinde değerlendirilir. Takipsizlik kararı tek başına belirli tutarda tazminatın otomatik ödenmesini sağlamaz. Başvuru seçeneklerinin bütün dosyayla birlikte incelenmesi, ceza soruşturmasında avukatın rolünün önemli bir parçasıdır. Konunun ayrıntıları için şikâyet hakkı ve iftira suçu yazısına bakılabilir.

Konuyla bağlantılı ayrıntılar için iftira suçu yazımıza da bakabilirsiniz.

Sonuç

Takipsizliğe karşı etkili başvuru, önce kararın gerçek nedenini ve uygulanacak süreyi belirlemekle başlar. Dilekçe; eksikliği, ilgili belgeyi ve istenen işlemi birbirine bağlamalıdır. Süresindeki itiraz, yeni delille başvuru ve anayasal hak ihlali iddiası farklı koşullara tabidir. Kararın ve tebligatın birlikte incelenmesi, delillerin düzenlenmesi ve uygun yolun süresinde kullanılması başvuru hazırlığının temelini oluşturur.

Sıkça Sorulan Sorular

Takipsizlik kararına itiraz süresi on beş gün mü, iki hafta mı?

1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen KYOK kararlarında iki haftadır. Önceki kararlarda on beş günlük eski süre uygulanır. Süre rejimi karar tarihine, başlangıç ise geçerli tebliğe göre belirlenir. Ayrıntılar için süre hesabı bölümüne bakılabilir.

Kararı e-Devlet’te görmek tebligat yerine geçer mi?

Bir belgenin sistemde görülmesi ile usulüne uygun tebligat aynı işlem değildir. Bununla birlikte usulsüz tebligatta öğrenme ve AYM başvurusunda nihai kararı öğrenme ayrıca etkili olabilir. Yalnız ekran görüntüsüne dayanarak süre belirlemek yerine dosyadaki tebliğ ve erişim kayıtları incelenmelidir.

Avukat olmadan KYOK’a itiraz edilebilir mi?

Kural olarak suçtan zarar gören kendi başvurusunu yapabilir. Ancak temsil gerektiren durumlar ve CMK m.234’teki avukat görevlendirilmesine ilişkin özel güvenceler ayrıca uygulanır. Dilekçenin imzası, sıfat, süre, merci ve ekler başvuran tarafından kontrol edilmelidir.

Eksik delilin gelmesini beklerken süre uzar mı?

Belge beklemek tek başına süreyi uzatmaz. Eldeki gerekçelerle süresinde başvurulmalı, eksik belgenin kaynağı ve toplanmasının neden gerekli olduğu açıklanmalıdır. Sonradan belge sunulabilmesi, ilk başvurunun geç yapılmasını kendiliğinden gidermez.

İtiraz kabul edilirse hemen dava mı açılır?

Esas yönünden kabul hâlinde savcı iddianameyi mahkemeye sunar; kovuşturma iddianamenin kabulüyle başlar. Soruşturmanın genişletilmesi kararı ise araştırmanın tamamlanmasını amaçlar ve tek başına aynı sonucu doğurmaz. Karar türleri bölümünde bu ayrım açıklanmıştır.

İtiraz reddedilirse aynı dilekçe yeniden verilebilir mi?

Aynı iddiaları tekrar etmek yeni bir olağan itiraz hakkı yaratmaz. Yeni delil varsa CMK m.172/2 ve m.173/6 koşulları çerçevesinde başvuru değerlendirilebilir. Tekrarlanan şikâyetin AYM süresini yenileyeceği varsayılmamalıdır.

Yeni bilirkişi raporu her zaman yeni delil sayılır mı?

Hayır. Raporun tarihi kadar yeni bulgu içerip içermediği, önceki incelemeden farkı ve yeterli şüpheye etkisi önemlidir. Sadece eski veriler hakkında farklı hukuki görüş bildirilmesi ile yeni teknik tespit yapılması aynı değildir.

Takipsizlik kararı şikâyetçinin iftira attığını kanıtlar mı?

Hayır. Yeterli şüpheye ulaşılamaması veya kovuşturma engeli bulunması, şikâyetin bilerek gerçeğe aykırı yapıldığını tek başına göstermez. Böyle bir iddia kendi unsurları ve delilleriyle ayrıca değerlendirilmelidir.

KYOK’tan sonra AYM’ye doğrudan gidilebilir mi?

Etkili ve kullanılabilir olağan başvuru yolları tüketilmeden kural olarak gidilemez. Ayrıca başvuranın korunan kendi hakkıyla bağlantılı bir ihlal iddiası bulunmalıdır. Yalnız başka kişinin cezalandırılmasını istemek yeterli değildir. Anayasal başvuru bölümündeki kabul edilemezlik örnekleri bu sınırları gösterir.

Takipsizlik tazminat davasını da bitirir mi?

Her durumda bitirmez. Ceza soruşturması ile özel hukuk sorumluluğunun koşulları farklıdır. Talebin niteliği, deliller, zamanaşımı ve dava şartları ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynakça

  • K1 — 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m.38/A–42, 157–158, 160, 170–173, 175, 234, 236, 271, 309, 331 ve geçici m.6. Güncel konsolide metin.
  • K2 — 7201 sayılı Tebligat Kanunu, m.7/a, 11 ve 32. Resmî metin.
  • K3 — 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, m.45, 47/5 ve 50. Resmî metin.
  • K4 — 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu, m.4. Resmî metin.
  • K5 — Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 8.12.2025, E.2025/2406, K.2025/15784, gerekçe 4–6 ve hüküm. Karar metni.
  • K6 — Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 20.10.2025, E.2025/749, K.2025/13350, gerekçe 6 ve hüküm. Karar metni.
  • K7 — Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 30.3.2026, E.2025/6048, K.2026/3392, değerlendirme 6 ve hüküm. Karar metni.
  • K8 — Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 18.3.2025, E.2025/1667, K.2025/4724, gerekçe ve hüküm. Karar metni.
  • K9 — Anayasa Mahkemesi, Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26.3.2013, §§23–27, 33–36. Karar metni.
  • K10 — Anayasa Mahkemesi, T.K., B. No: 2020/28269, 17.9.2024, §§24–35 ve hüküm. Karar metni.
  • K11 — Akbulut, Berrin / Aydın, Murat, “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar”, Adalet Dergisi, 2025, sayı 75, s.53–91; özellikle s.56–57, 63–64. DOI: 10.57083/adaletdergisi.1794038. Makale ve tam metin erişimi.
  • K12 — Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 29.11.2024, E.2024/7155, K.2024/7930, gerekçe 2 ve hüküm. Karar metni.
  • K13 — Anayasa Mahkemesi, Şeyhmus Özcan, B. No: 2020/5617, 3.10.2024, §§9–12. Karar metni.
  • K14 — Anayasa Mahkemesi, Halil Aslan, B. No: 2014/3038, 10.12.2014, §§33–39. Karar metni.
  • K15 — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.74. Resmî metin.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları