Tasfiyeye girmiş bir anonim veya limited şirket, belirli şartlarla yeniden normal faaliyetine dönebilir. TTK m.548 bakımından sona erme sebebi, ortaklara malvarlığı dağıtımının başlayıp başlamadığı ve gerekli genel kurul çoğunluğu birlikte incelenir. Sicilden silinmiş şirketin ek tasfiyesi ve iflasın kaldırılması ise farklı yollardır. Bu nedenle yalnızca ortakların yeniden çalışmak istemesi yeterli değildir; sicil dosyası, ödeme kayıtları ve şirketin güncel yönetim yapısı birlikte değerlendirilmelidir.[1]
Tasfiyeden dönme ile kapanmış şirketin ihyası arasındaki fark
Tasfiye kararı, şirketin o anda yok olması anlamına gelmez. Şirket, tasfiye amacıyla sınırlı olarak tüzel kişiliğini korur; unvanında “tasfiye halinde” ibaresini kullanır. Tasfiyeden dönme, bu aşamadaki şirketin gelir elde etme ve ticari faaliyette bulunma amacına yeniden yönelmesidir. Yeni bir şirket kurulmaz; mevcut şirketin hukuki devamlılığı korunur.[1]
Tasfiye tamamlanıp ticaret unvanı sicilden silinmişse durum değişir. Sonradan taşınmaz, alacak veya tamamlanması gereken dava ortaya çıktığında TTK m.547 uyarınca ek tasfiye gündeme gelebilir. Son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar şirket merkezindeki asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Bu yeniden tescil, gerekli ek işlemleri tamamlamak içindir; kendiliğinden olağan ticarete dönüş izni sağlamaz.[1]
| Şirketin durumu | İncelenecek yol | Karar veya belge | Amaç |
|---|---|---|---|
| Tasfiye sürüyor; uygun sona erme sebebi var | TTK m.548/1 | Genel kurul ve dağıtım incelemesi | Normal faaliyete dönüş |
| İflas kaldırılmış veya özel konkordato sonucu doğmuş | TTK m.548/2–3 | Mahkeme kararı ve sicil işlemi | Şirketin devamı |
| Tasfiye kapanmış; eksik işlem bulunmuş | TTK m.547 | Ek tasfiye kararı | Eksik işlemi tamamlama |
| Sona erme veya terkin hukuka aykırı görülüyor | İlgili dava veya itiraz yolu | Hukuka aykırılığın kanıtı | İşlemin hukuki denetimi |
“İhya” sözcüğü uygulamada farklı talepler için kullanılabildiğinden, dilekçenin adı tek başına sonucu göstermez. Mahkeme kararının hangi kayıt ve işlemler bakımından hüküm kurduğu incelenmelidir. Ek tasfiye ile tasfiyeden dönmenin amaç ve zamanlama bakımından farklı olduğu akademik incelemelerde de vurgulanır.[2]
Hangi sona erme sebeplerinde tasfiyeden dönülebilir?
Sürenin dolması veya genel kurulun sona erme kararı
TTK m.548/1, şirket süresinin dolmasıyla veya genel kurul kararıyla sona eren şirketler için düzenlenmiştir. Limited şirketlerde TTK m.643'ün atfı; sicil işlemlerinde ise Ticaret Sicili Yönetmeliği m.104 üzerinden anonim şirketlere ilişkin tasfiyeden dönme kuralları uygulanır.[1][3]
İlk kontrol, sona ermenin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Anonim şirkette esas sözleşmedeki sürenin dolmasına rağmen işlere fiilen devam edilerek belirsiz süreli hale gelinmişse TTK m.529/1-a ayrıca değerlendirilir. Henüz tasfiyeye girilmemiş bir durumla, tasfiyeye girilip yeniden devam kararı alınmasını gerektiren durum aynı değildir. Sicildeki kayıt, esas sözleşme ve fiilî faaliyet geçmişi birlikte okunmalıdır.[1]
Mahkemece feshedilen şirket için genel kurul kararı yeterli mi?
Genel kurulun tasfiyeden dönme kararı, kesinleşmiş mahkeme fesih kararını ortadan kaldıran genel bir yetki değildir. İşletme konusunun imkânsızlaşması gibi başka sona erme sebepleri de m.548/1'in saydığı iki sebebe kendiliğinden eklenmemelidir. Sona erme kararının hukuka aykırılığı ileri sürülüyorsa ilgili kanun yolu veya geçersizlik incelemesi ayrı yürütülür.[1]
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.09.2025 tarihli, E.2025/641, K.2025/638 sayılı kararının yayımlanan tam metninde, mahkemece feshedilmiş limited şirketin sonradan tek ortaklı hale gelmesi ele alınmıştır. Davacı, diğer ortağın paylarını devraldığını ve şirketin mali durumunun güçlü olduğunu belirterek tasfiyenin kaldırılmasını istemiştir. Mahkeme, önceki fesih kararının kesinleştiğini ve durumun m.548 kapsamına girmediğini belirterek talebi reddetmiştir. Bu, ikincil kaynaktan okunan bir ilk derece kararıdır; resmî portal ve sonraki kanun yolu sonucu doğrulanmamıştır. Bununla birlikte, ortakların uzlaşmasının sona erme sebebi incelemesinin yerine geçmediğini gösteren somut bir örnektir.[4]
Ortaklara dağıtımın başlaması neden belirleyicidir?
Borç ödemesi ile tasfiye payı birbirinden ayrılmalıdır
Kanunun sınırı, şirket malvarlığının pay sahipleri arasında dağıtılmaya başlanmasıdır. Tedarikçi faturasının ödenmesi, vergi borcunun kapatılması veya bir şirket alacağının tahsil edilmesi tek başına ortaklara dağıtım sayılmaz. Buna karşılık ortağa sermaye bedelinin geri verilmesi, tasfiye payı ödenmesi veya malın tasfiye payı karşılığında devredilmesi doğrudan bu incelemenin içindedir.[1]
Alıcının ortak olması da her ödemeyi otomatik olarak tasfiye payına dönüştürmez. Ortağın şirkete gerçekten verdiği ödünç nedeniyle doğmuş, belgeli bir alacağın ödenmesi farklı nitelikte olabilir. Ancak kaydın “ortak cari hesabı” adı taşıması yeterli değildir. Borcun kaynağı, geçmiş banka hareketleri, sözleşmesi, muhasebe kaydı ve ödeme açıklaması birbiriyle tutarlı olmalıdır. Gerçekte sermaye iadesi olan işlem, sonradan farklı bir hesap adı verilerek güvenli hale getirilemez. Bununla bağlantılı olarak Tasfiye Hâlindeki Şirketten Alacak Tahsili konusu da birlikte değerlendirilmelidir.
Küçük bir ödeme ve sonradan iade sorunu
Madde gerekçesinin yayımlanmış metninde, cüz'i bir sermaye veya tasfiye payı iadesinin de dönüşü engelleyeceği; alınan tutarın şirkete geri verilmesinin bu sonucu ortadan kaldırmayacağı açıklanır. Aynı gerekçe, sona ermeden önce kararlaştırılmış kâr dağıtımının tasfiye sırasında ödenmesini ayrı tutar. Dolayısıyla “ortaklara herhangi bir para çıkışı var mı?” sorusundan sonra, ödemenin hukuki sebebi ve karar tarihi araştırılmalıdır.[5]
Bu ayrım, bütün kâr dağıtımlarına izin verildiği anlamına gelmez. Özellikle tasfiye başladıktan sonra alınan bir dağıtım kararında, işlemin gerçek niteliği ve sermayenin korunması kuralları ayrıca incelenir. Şüpheli bir ödeme varken yalnızca standart “dağıtıma başlanmamıştır” raporu imzalanması yeterli güvence oluşturmaz.
Varsayımsal ödeme incelemesi
Tasfiyeye genel kurul kararıyla giren bir şirketin hesabından üç ödeme yapıldığını varsayalım:
| Ödeme | İlk hukuki değerlendirme | İncelenecek belge |
|---|---|---|
| Tedarikçiye 300.000 TL | Şirket borcunun ödenmesi | Fatura ve banka dekontu |
| Ortağa 200.000 TL ödünç iadesi | Gerçek alacak varsa borç ödemesi | Ödünç kaynağı ve hesap hareketleri |
| Ortağa 50.000 TL tasfiye avansı | Tasfiye payı dağıtımı riski | Dağıtım kararı ve fiilî ödeme |
İlk ödemenin yapılmış olması dönüş yolunu kendiliğinden kapatmaz. İkinci ödemenin niteliği belgelerle açıklığa kavuşturulmalıdır. Üçüncü ödeme gerçek bir tasfiye payı ödemesiyse, bütün ortaklara ödeme yapılmamış olması sonucu değiştirmez. Örneğin amacı, dekont başlığının değil, işlemin dayanağının belirleyici olduğunu göstermektir.
TTK m.543'te üçüncü alacaklı çağrısından sonra öngörülen üç aylık dağıtım bekleme süresi de ayrı bir konudur. Bu süre, 7341 sayılı Kanun m.17 ile altı aydan üç aya indirilmiştir. Üç ayın dolması dönüş hakkını tek başına sona erdirmez; m.548 açısından dağıtıma başlanıp başlanmadığı incelenir. Mahkemenin şartları varsa erken dağıtıma izin verebilmesi de dağıtım gerçekleşmişken dönüş engelini kaldırmaz.[1]
Yüzde 60 çoğunluk nasıl hesaplanır?
Devam kararı, şirket sermayesinin en az yüzde 60'ının olumlu oyuyla alınmalıdır. Esas veya şirket sözleşmesi bu nisabı ağırlaştırabilir ve başka önlemler getirebilir. Hesap, yalnızca toplantıya katılanların kendi aralarındaki çoğunluğuna veya ortak sayısına göre yapılmaz.[1]
İmtiyaz veya özel oy sorunu bulunmayan, 1.000.000 TL sermayeli bir şirket düşünelim. Toplantıda 700.000 TL sermaye temsil edilsin; bunun 420.000 TL'si dönüşe olumlu oy versin. Olumlu oy, toplantıda temsil edilen sermayenin yüzde 60'ıdır; fakat toplam sermayenin yüzde 42'sidir. Kanuni eşik sağlanmaz. Olumlu oyların en az 600.000 TL sermayeyi temsil etmesi gerekir; sözleşmede daha ağır şart varsa o da karşılanmalıdır.
Limited şirketin olağan genel kurul kararlarındaki nispi çoğunluk kuralı, bu özel dönüş kararının yerine kullanılamaz. Şirketi sona erdirme kararının nisabıyla tasfiyeden dönme nisabı da birbirine karıştırılmamalıdır. Tek ortaklı şirketlerde çoğunluk sorunu basitleşse bile, uygun sona erme sebebi ve dağıtım yapılmamış olması şartları devam eder.
Kararın sağlıklı hazırlanması için çağrı, gündem, pay sahipliği, temsil yetkileri ve oy hesabı kayıt altına alınmalıdır. İtiraz eden ortak bakımından da “çoğunluk oluşmadı” iddiasının hangi sermaye ve temsil belgesine dayandığı gösterilmelidir. Sonradan yapılan tescil, kararın bütün iç hukuk sakatlıklarını kendiliğinden düzeltmez.
Genel kurul kararı ve tescil dosyası nasıl hazırlanır?
Karardan önce hazırlanacak inceleme dosyası
Önce sona erme kararı, sicil ilanları, güncel şirket sözleşmesi ve tasfiye hesapları karşılaştırılır. Dağıtım incelemesi sadece son bilanço üzerinden yapılmamalıdır; tasfiye başlangıcından itibaren banka, kasa ve ayni devir hareketleri izlenmelidir. Özellikle ortaklara yapılan ödemeler ayrı bir dökümde hukuki sebepleriyle gösterilmelidir.
İnceleme dosyasında şu bağlantıların kurulması yararlıdır:
- Sona erme sebebi ile sicile işlenen tasfiye başlangıcının uyumu.
- Ödeme tarihi, alıcı, hukuki sebep ve dayanak belgenin eşleştirilmesi.
- Karar tarihindeki sermaye dağılımı ile toplantıdaki temsil ve oy hesabı.
- Devam edecek faaliyet için mevcut kaynak, borç, sözleşme ve yönetim ihtiyacı.
Şirketin yeni bir sipariş alması veya yatırımcı bulması ekonomik gerekçeyi açıklayabilir. Bunun yanında borca batıklık, sermaye kaybı veya mevcut kamu borçları varsa ilgili yükümlülükler ayrıca ele alınmalıdır. Tasfiyeden dönme, mali sorunların çözülmüş sayılması anlamına gelmez.
Sicile sunulan belgeler ve temsil değişiklikleri
Ticaret Sicili Yönetmeliği m.88'de, dönüş kararının noter onaylı örneği ile malvarlığının pay sahiplerine dağıtılmaya başlanmadığına ilişkin tasfiye memurları raporu düzenlenir. Karar, “tasfiye halinde” ibaresi çıkarılmış unvan ve gerekli temsil değişiklikleri tescil edilir. Limited şirketlere uygulama m.104 ile sağlanır.[3][6]
Fizikî belgelerdeki noter şartı, elektronik işlem kurallarından bağımsız düşünülmemelidir. Yönetmeliğin güvenli elektronik imzaya ilişkin hükümleri ve kullanılan sistemdeki doğrulama şartları incelenir. BTSO'nun güncel işlem sayfası da ETDS üzerinden doğrulanabilir karar örnekleri ve MERSİS uygulamalarında noter onayı aranmayan durumları ayrıca gösterir. Sadece bir belgenin taranıp sisteme yüklenmesi, bu istisnaların sağlandığı anlamına gelmez.[6][7]
Dilekçeyi tasfiye memuru sunar; vekille başvuruluyorsa yetki belgesi eklenir. Genel kurulun çağrı ve katılım belgeleri ile gerekiyorsa yönetici seçimi ve temsil belgeleri dosyada tamamlanır. Alanya Ticaret ve Sanayi Odasının limited şirket uygulama listesinde de dönüşle birlikte müdür seçimine ilişkin karar yer alır. Somut dosyada organın görev süresi ve mevcut temsil kayıtları ayrıca kontrol edilmelidir.[8]
Başvuru süresi ile işlemin sonuçlanma süresi aynı değildir
TTK m.30'daki genel kural uyarınca, aksi düzenlenmedikçe tescil isteme süresi 15 gündür; sicil müdürlüğünün yetki çevresi dışında oturanlar için bir aylık hüküm ayrıca değerlendirilir. Başlangıç, tescili gereken işlem veya olgunun gerçekleşmesine; tamamlanması belgeye bağlıysa belgenin düzenlenmesine göre belirlenir. Bu süreler, sicilin başvuruyu mutlaka aynı sürede sonuçlandıracağı anlamına gelmez.[1]
Dönüş kararının tescili hukuki sonuç bakımından belirleyicidir; gerekçede tescilin kurucu niteliği açıklanır. Karar, başvuru, tescil ve ilan tarihleri ayrı izlenmelidir. MERSİS başvuru numarası alınmasını, şirketin bütün kayıtlarının normal faaliyete uygun hale geldiğinin kanıtı gibi değerlendirmek doğru olmaz.[5]
İflasın kaldırılmasında hangi özel yol uygulanır?
TTK m.548/2, iflasın açılmasıyla sona ermiş şirket bakımından özel düzenleme getirir: İflas kaldırılmışsa veya iflas konkordatonun uygulanmasıyla sona ermişse şirket devam eder. Konkordato talebinde bulunulması, mühlet verilmesi ya da görüşmelerin sürmesi, bu sonuçla aynı değildir.[1]
Bu yol, m.548/1'deki yüzde 60 çoğunlukla alınacak iradi dönüş kararından ayrılmalıdır. Adalet Bakanlığının eğitim kaynağında da iflasın kaldırılmasından sonra ayrıca genel kurul kararı gerekmemesi görüşü açıklanır; öğretideki tartışma belirtilir. Mahkeme kararının niteliği, kesinleşmesi ve ilgili iflas işlemleri somut dosyada incelenmelidir.[9]
Maddenin üçüncü fıkrası, iflasın kaldırılması kararının sicile tescilini ve pay bedelleri ile tasfiye paylarının dağıtımına başlanmadığını gösteren belgeyi düzenler. İflasın kaldırılması ile malvarlığının dağıtılması sonunda iflasın olağan biçimde kapanması aynı işlem değildir. Sadece “iflas dosyası kapalı” bilgisiyle şirketin ticarete dönebileceği sonucuna varılamaz.[1]
Dönüşten sonra hangi kayıtlar ve yükümlülükler tamamlanmalıdır?
Yönetim, sözleşmeler, çalışanlar ve faaliyet izinleri
Şirket aynı tüzel kişi olarak devam eder; mevcut borçları, davaları ve geçmiş işlemleri ortadan kalkmaz. Tasfiye sırasında hukuken geçerli biçimde satılan bir taşınmazın geri geldiği veya sona erdirilmiş bir kira sözleşmesinin yeniden yürürlüğe girdiği varsayılamaz. Yeniden kullanılacak varlıklar ve işyerleri için mevcut hak durumu kontrol edilir.
Tasfiye nedeniyle daralan organ yetkilerinin normal faaliyet bakımından değerlendirilmesi, süresi bitmiş yöneticinin kendiliğinden tekrar göreve gelmesi anlamına gelmez. Geçerli seçim ve temsil kayıtları, banka yetkileri, elektronik imza, mali mühür ve kurum kullanıcı yetkileri eşleştirilmelidir. Tasfiye memurunun hesap, belge ve devam eden işlere ilişkin teslimi yazılı tutanakla izlenmelidir.[1][6]
İşyeri veya sigortalı kayıtlarında kapanış işlemi yapılmışsa SGK yönünden gereken güncellemeler ayrıca belirlenir. Önceden sona ermiş iş sözleşmelerinin kendiliğinden canlandığı kabul edilmez; çalışanların mevcut alacakları da dönüş kararıyla silinmez. Ruhsat, sektör izni ve faaliyet belgesinin durumu ilgili kuruma göre incelenir. Sicildeki dönüş kaydı, iptal edilmiş her iznin otomatik yenilenmesi sonucunu doğurmaz. Tasfiye Memurunun Sorumluluğu ve Görevden Alınması yazısı da bu konuyu farklı bir açıdan incelemektedir.
Vergi döneminin başlangıcı ile sicil tarihi farklı olabilir
Kurumlar Vergisi Kanunu m.17/1-d, tasfiyeden vazgeçilmesi halinde tasfiye hükümlerinin uygulanmamasını ve vazgeçme kararının alındığı dönemin başından itibaren geçerli olmasını düzenler. O tarihe kadar verilmiş tasfiye dönemi beyannameleri normal faaliyet beyannamelerinin yerine geçer. Geçici vergi yükümlülükleri ise karar tarihini kapsayan geçici vergilendirme döneminin başından itibaren başlar. Bunlar vergiye ilişkin özel sonuçlardır; şirketler hukukundaki tescil aşamasını gereksiz hale getirmez.[10]
546 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği, kapsamındaki sicil bilgilerinin Ticaret Bakanlığından elektronik aktarımını mükellefin bildirimi olarak kabul eder. Bu kolaylık nedeniyle ayrıca yapılması gerekmeyen bildirimler ile devam eden beyanname, ödeme ve kayıt yükümlülükleri ayrılmalıdır. Tescil ve başvuru tarihlerinin zamanında olması da önem taşır. Vergi kaydı, defter ve belge düzeni mali müşavirle birlikte fiilen kontrol edilmelidir.[11] Konunun ayrıntıları için Şirket Tasfiyesinde Vergi ve SGK Borçları yazısına bakılabilir.
Karara veya sicil işlemine itiraz edilirse ne olur?
Sicil müdürlüğünün tescil talebi hakkındaki kararına karşı TTK m.34 uyarınca tebliğden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine itiraz edilebilir. Genel kurul kararının iptalinde ise kural olarak karar tarihinden başlayan üç aylık süre ve TTK m.446'daki dava açma şartları gündeme gelir. Limited şirketlerde ilgili atıf m.622'dir. Butlan ve yokluk iddiaları, süre ve hukuki nitelik bakımından ayrıca değerlendirilir.[1]
Dönüş kararına karşı açılan davada çağrı eksikliği, yanlış oy hesabı veya gerçeğe aykırı dağıtım raporu tartışılabilir. Kararı savunan şirket bakımından karşı belgeler; çağrı kayıtları, temsil belgeleri, banka hareketleri ve ödeme dayanaklarıdır. Dava açılması kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz; TTK m.449 kapsamındaki talep mahkemece ayrıca değerlendirilir.[1]
Sırf genel kurul kararının iptali veya sicil itirazı, konusu para olan ticari dava değildir. TTK m.5/A kapsamında zorunlu arabuluculuk değerlendirmesi talep türüne göre yapılır; ayrıca para alacağı veya tazminat isteniyorsa o talep ayrı incelenir. Belge eksikliği, mahkeme süreci veya temsil uyuşmazlığı varken yeni ticari taahhütler için kesin bir başlama tarihi vaat edilmemelidir.[1] Benzer bir durumla karşılaşan okuyucular için Şirket Genel Kurul Kararının İptali yazısı yol gösterebilir.
Hukuki değerlendirme ve belge paylaşımı
İlk değerlendirmede güncel sicil kaydı, sona erme kararı, şirket sözleşmesi, tasfiye raporları ve ortaklara yapılan ödeme dökümü önem taşır. Güneş & Güneş Hukuk Bürosuna iletilen bilgi ve belgeler hukuki değerlendirme ve üstlenilen hizmet amacıyla, meslek sırrı ve kişisel verilerin korunması ilkeleri çerçevesinde ele alınır. Hassas belgeler gönderilmeden önce bürodan güvenli paylaşım kanalı öğrenilmelidir. İlk iletişim veya belge gönderimi tek başına işin kabul edildiği anlamına gelmez.
<!-- grup-3-baglantilari -->
İlgili konularda şirket kapatma ve tasfiye süreci ve şirketin ihyası ve ek tasfiye hakkındaki incelemelerimize bakabilirsiniz.
Sonuç
Tasfiyeden dönme, kapanış sürecindeki her şirket için kullanılabilecek genel bir yeniden açılma işlemi değildir. Önce sona erme sebebi ve sicil aşaması belirlenmeli, ardından ortaklara dağıtım yapılıp yapılmadığı belgelerle araştırılmalıdır. Uygun durumda gerekli sermaye çoğunluğu, geçerli karar ve tescil işlemleri tamamlanır. Faaliyete dönüşün uygulanabilirliği ise yönetim, mali kayıtlar, çalışanlar ve izinler bakımından ayrıca hazırlanmalıdır. Karar dosyasının ödeme kayıtlarıyla tutarlı olması, sonradan doğabilecek uyuşmazlıkların değerlendirilmesini kolaylaştırır.
Sıkça Sorulan Sorular
Tasfiyeye girdikten sonra şirketi yeniden açmak için yeni şirket kurmak gerekir mi?
TTK m.548'in şartları sağlanıyorsa mevcut şirket tasfiyeden dönerek devam edebilir; yeni şirket kurulması gerekmez. Sicilden silinme veya farklı sona erme sebepleri varsa uygulanacak yol ayrıca belirlenir.
Alacaklılara ödeme yapılmış olması tasfiyeden dönmeyi engeller mi?
Gerçek şirket borçlarının alacaklılara ödenmesi, ortaklara tasfiye payı dağıtımıyla aynı değildir. Özellikle ortaklara yapılan ödemelerde, alacak ödemesi ile sermaye veya tasfiye payı iadesi belgeler üzerinden ayrılmalıdır.
Ortak tasfiye payını geri yatırırsa tasfiyeden dönülebilir mi?
Madde gerekçesinde, dağıtılmış sermaye veya tasfiye payının sonradan iadesinin dönüşü mümkün hale getirmeyeceği açıklanır. Bu nedenle ödeme yapıldıktan sonra geri yatırma planına güvenilmemeli, dağıtım öncesinde hukuki durum belirlenmelidir.[5]
Limited şirkette toplantıya katılanların yüzde 60'ı yeterli midir?
Yalnızca katılanların yüzde 60'ı yeterli değildir. Olumlu oyların şirket sermayesinin en az yüzde 60'ını temsil etmesi; sözleşmedeki daha ağır şartların da sağlanması gerekir.
Tasfiyeden dönmek için bütün ortakların kabulü gerekir mi?
Kanuni asgari eşik oybirliği değil, sermayenin yüzde 60'ıdır. Ancak şirket sözleşmesi daha ağır nisap veya ek önlemler öngörebilir. Ayrıca yeterli çoğunluk, dağıtım yapılmaması gibi diğer şartların yerine geçmez.
Sicilden silinen şirket ek tasfiye ile normal ticarete dönebilir mi?
Ek tasfiye, gerekli eksik işlemlerin tamamlanmasına hizmet eder. Yeniden tescil kararının kapsamı incelenmeden normal ticari faaliyete dönüş sonucu çıkarılamaz; tasfiyeden dönme ile ek tasfiye farklı hukuki yollardır.
Kaynakça
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu; özellikle m.5/A, 30, 34, 445–449, 529, 533–535, 543, 545, 547–548, 622 ve 643. Ticaret Bakanlığı bünyesindeki kanun metni.
- Zeki Doğan, Adalet Zozik ve Abitter Özulucan, “Sermaye Şirketlerinde Ek Tasfiye: Hukuki Niteliği, Şartları ve İşlemlerin Muhasebeleştirilmesi”, 2026, s.146–147; akademik makale.
- Hatay Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Sicili Yönetmeliği m.104 atfı ve limited şirkette tasfiyeden dönme işlemleri.
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 19.09.2025, E.2025/641, K.2025/638; ikincil yayında kararın tam metni.
- TTK m.548 madde gerekçesinin Tokar Hukuk tarafından yayımlanan metni.
- Ticaret Sicili Yönetmeliği; özellikle m.13/5, 23, 88 ve 104; konsolide metnin açık yayımı.
- Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, tasfiyeden dönüş tescilinde gereken belgeler.
- Alanya Ticaret ve Sanayi Odası, limited şirket tasfiyeden dönüş işlemleri.
- Adalet Bakanlığı, “İflâs İdare Memurluğu Temel Eğitimi Kaynak Kitabı”, 2025, s.92–93; resmî eğitim kaynağı.
- 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.17/1-d; TBMM kanun metni.
- Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği, Sıra No.546, 18.01.2023 tarihli ve 32077 sayılı Resmî Gazete; özellikle m.3–4; resmî metin.