İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Kentsel Dönüşüm ve Riskli Yapılar

Riskli Yapı Tespitine İtiraz ve İptal Davası: Tebligat, Teknik İnceleme ve Yürütmenin Durdurulması

Betonarme kolonu ölçüm cihazıyla inceleyen mühendis.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 10 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Riskli yapı tespitinde 15 günlük itiraz, 30 günlük dava süresi, güncel tebligat, güçlendirme ve yürütmenin durdurulması.

Olağan riskli yapı tespiti sürecinde yapı malikleri veya kanuni temsilcileri, güncel bildirim usulüne göre muhtarlık ilanının son gününden itibaren on beş gün içinde teknik itirazda bulunabilir. 6306 sayılı Kanun kapsamındaki idari işlemlere karşı dava açma süresi ise tebliğden itibaren otuz gündür. Teknik itiraz, iptal davası ve yürütmenin durdurulması farklı işlevlere sahiptir; dilekçe verilmesi veya dava açılması bütün uygulamaları kendiliğinden durdurmaz.

Riskli yapı uyuşmazlığında hem can güvenliği hem mülkiyet hakkı söz konusudur. Bu nedenle “bina sağlam görünüyor” ya da “komşular yıkım istemiyor” açıklamaları teknik raporun yerine geçmez. Aynı şekilde, riskli olduğuna dair sonuç cümlesi de yöntemi ve verileri açıklanmayan bir raporu yargısal denetimden bağışık kılmaz. Bu makale, 13 Ekim 2026 itibarıyla mevzuatı, başvuru belgelerini ve yargısal korunmayı birlikte ele alır.

Riskli Yapı, Riskli Alan ve Ruhsata Aykırı Yapı Farklıdır

6306 sayılı Kanun'da riskli yapı; ekonomik ömrünü tamamlamış veya yıkılma ya da ağır hasar görme riski bilimsel ve teknik verilerle belirlenmiş yapıdır. Bina riskli alan dışında da riskli yapı olarak tespit edilebilir. Buna karşılık bir bölgenin riskli alan veya rezerv yapı alanı ilan edilmesi, tek bir bina için düzenlenen risk tespit raporuyla aynı işlem değildir.

Ruhsatlı bir bina riskli olabilir. Ruhsatsız bir yapının imar mevzuatına aykırılığı ise ayrıca 3194 sayılı Kanun kapsamında işlem yapılmasını gerektirebilir. İskânın bulunması, yapının bugünkü taşıyıcı sistem güvenliğini kesin olarak göstermez; risk raporu da geçmiş imar aykırılıklarını kendiliğinden gidermez.

Bu ayrım mahkeme, süre ve inceleme yöntemi bakımından sonuç doğurur. Riskli alan kararlarına ilişkin özel yargılama hükümleri, bireysel riskli yapı tespitine otomatik olarak uygulanmamalıdır. Dava konusu işlemin adı, tarihi, sayısı, dayanak maddesi ve işlemi yapan idare en başta belirlenmelidir.

Riskli Yapı Tespitini Kim Yaptırabilir?

Malik başvurusu ve lisanslı kuruluş

Tespit, Kanun ve Uygulama Yönetmeliğindeki usule göre Başkanlıkça lisanslandırılan kurum veya kuruluşlara yaptırılır. Maliklerden birinin başvurusu süreci başlatabilir; riskli yapı tespiti için bütün kat maliklerinin oybirliğiyle karar alması genel bir koşul değildir. Ancak başvuranın malik sıfatı ve tespit edilecek yapıyla ilişkisi doğrulanmalıdır.

Arsa paylı tapu bulunması ve aynı arsa üzerinde farklı kişilere ait yapıların yer alması hâlinde özel dikkat gerekir. Yönetmelik, kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmamış yapılarda başvuruyu, fiilen bulunan yapının sahibi olan arsa payı sahibi üzerinden düzenler. Bir parseldeki tek yapı hakkında düzenlenen raporun başka blokları da kapsadığı varsayılamaz.

İdarenin resen tespiti

Başkanlık veya yetkili idare resen tespit yapabilir, yaptırabilir veya maliklere süre verebilir. Tespitin engellenmesi durumunda kanunda düzenlenen yazılı izin ve kolluk desteği usulleri gündeme gelebilir. Başvurunun hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa çözüm, incelemeyi fiilen engellemek yerine işlem ve teknik veriler hakkında hukuki başvuru yapmaktır.

Lisanslı kuruluşun raporu hazırladığı tarihteki yetkisi, raporun ilgili idareye iletilmesi ve yapılan inceleme dosyada bulunmalıdır. Bir müteahhitle yapılan sözleşme veya apartman toplantısı tek başına riskli yapı tespitinin yerine geçmez.

Teknik Rapor Hangi Yönlerden İncelenir?

Yönetmelik, riskli yapıların ekindeki teknik esaslara göre tespitini öngörür. Yapının türü ve özellikleri kullanılacak yöntemi etkiler. Karot örneği özellikle betonarme yapılarda önemli olabilir; ancak risk değerlendirmesini bütün yapılar için tek numunenin sonucuna indirgemek doğru değildir. Taşıyıcı sistem, yapı geometrisi, malzeme özellikleri ve gerekli diğer veriler birlikte değerlendirilir.

İtiraz hazırlanırken şu başlıklar araştırılmalıdır:

  • Raporun doğru bina, blok, adres ve bina koduna ait olup olmadığı.
  • Kullanılan teknik esasın işlem tarihinde geçerli sürümü.
  • Gerekli numunelerin yeri, sayısı, alınma yöntemi ve deney kayıtları.
  • Taşıyıcı sistemin mevcut durumunun projeyle karşılaştırılması.
  • Kat, kullanım ve sonradan yapılan değişikliklerin hesaba katılması.
  • Zemin veya malzeme verileri yerine varsayım kullanılmışsa bunun dayanağı.
  • Hesaplar, fotoğraflar ve sonuç arasında denetlenebilir bağlantı bulunması.

Malikin görevi kendi başına yeni bir mühendislik hesabı yapmak değildir. Ancak raporda hangi bölümün neden tartışmalı olduğunu göstermek, teknik incelemenin doğru sorulara yönelmesini sağlar. Bağımsız uzman görüşü alınmışsa kullanılan veriler ve yöntem raporla karşılaştırılmalıdır. Sadece farklı sonuca ulaşılması, ilk raporun mutlaka yanlış olduğunu göstermez.

Tebligat Nasıl Yapılır ve On Beş Gün Ne Zaman Başlar?

Güncel 6306 sayılı Kanun'un 3. maddesi ve Yönetmeliğin 7. maddesi, riskli yapı tespitine ilişkin tutanağın yapıya asılmasını, maliklere e-Devlet üzerinden bildirim yapılmasını ve ilgili muhtarlıkta on beş gün ilan edilmesini öngörür. Riskli yapı tespit işlemi, muhtarlık ilanının son günü tebliğ edilmiş sayılır. Ayrıca Başkanlığın internet sayfasında da ilan yapılır.

Bu sistemde yalnız posta zarfı beklemek hak kaybına neden olabilir. İlanın başlangıç ve bitiş tarihleri, asma tutanağı, e-Devlet bildirimi ve ilgili işlem örneği alınmalıdır. Yapıya asılan belgenin görüldüğü tarih ile kanunun tebliğ saydığı gün aynı olmayabilir. Tebligat usulsüzlüğü iddiası varsa, hangi zorunlu aşamanın gerçekleşmediği belge üzerinden açıklanmalıdır.

Teknik itiraz, muhtarlık ilanının son gününden itibaren on beş gün içinde yapının bulunduğu yerdeki Müdürlüğe veya yetki devri yapılmışsa ilgili idareye verilecek dilekçeyle yapılır. Süresinde ve yetkili kişi tarafından yapılıp yapılmadığı kontrol edilir. Evrak kayıt numarası ve başvuru tarihi saklanmalı; dilekçenin başka bir kuruma verilmesinin süre bakımından sorunsuz olduğu varsayılmamalıdır.

6/A kapsamındaki acil uygulamalarda iki günlük özel itiraz

6306 sayılı Kanun’un 6/A maddesi, yıkılacak derecede riskli yapıların veya çökme, heyelan, su baskını, yangın gibi nedenlerle ağır hasar gören ya da ağır hasar riski taşıyan yapıların bulunduğu alanlarda özel bir uygulama düzenler. Başkanlığın bu madde kapsamında resen yürüttüğü süreçte riskli yapı listesi yapıya asılır ve muhtarlıkta iki gün ilan edilir. Tespit bu ilanla şahsen tebliğ edilmiş sayılır; malik veya kanuni temsilci iki gün içinde itiraz edebilir. Teknik heyet itirazı üç gün içinde karara bağlar.

Dolayısıyla her riskli yapı işlemine on beş günlük süre uygulanamaz. Bildirimin 3. maddeye mi, yoksa 6/A maddesindeki özel usule mi dayandığı öncelikle kontrol edilmelidir.

Teknik Heyet İtirazı Nasıl İnceler?

Kanun, itirazların ilgili meslek disiplinlerinden üniversite öğretim üyeleri ile Bakanlık veya Başkanlık görevlilerinden oluşan teknik heyetlerce incelenmesini öngörür. İtiraz, raporun teknik ve usul yönünden denetlenmesini amaçlar. Süreç, binanın yenilenmesini isteyip istemediğine ilişkin malik oylaması değildir.

Dilekçede mülkiyet veya temsil belgesi, itiraz edilen raporun bilgileri, tebliğ ve ilan tarihleri, somut itiraz nedenleri ve ekler açıkça gösterilmelidir. Raporun bütünü henüz verilmemişse erişim talebi gecikmeden yapılmalı; belge beklenirken itiraz süresi geçirilmeyerek mevcut tespitler sunulmalıdır. Sonradan sunulacak teknik açıklamaların usulen değerlendirilmesi ayrıca takip edilmelidir.

Her yapı için kural olarak bir risk tespit raporu düzenlenir. Yönetmelikte itiraz veya yargı kararı, gerçeğe aykırı rapor ve risk durumunu etkileyen belirli somut olaylar için istisnalar vardır. Bu nedenle “başka bir firmadan sağlam raporu alırım, ilk rapor düşer” yaklaşımı güvenilir değildir. İkinci incelemenin hangi hukuki çerçevede yapılacağı belirlenmelidir.

İptal Davası, Süre ve Görevli Mahkeme

6306 sayılı Kanun'un 6/9. maddesi, kanun kapsamındaki idari işlemlere karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde dava açılmasını düzenler. Bireysel riskli yapı tespiti bakımından kural olarak taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesinde iptal davası gündeme gelir. Dava, işlemi tesis eden idareye yöneltilir; raporu hazırlayan özel kuruluşun adının bilinmesi tek başına doğru davalının belirlendiği anlamına gelmez.

Teknik itiraz yolu ile doğrudan dava seçeneği birbirinden ayrılmalıdır. Süresinde teknik itiraz edilmişse ret işlemi ve bildirimi de dava dosyasında gösterilir. Bununla birlikte her yeni dilekçenin otuz günlük süreyi yeniden başlatacağı veya idarenin cevabının süresiz beklenebileceği düşünülmemelidir. Teknik itirazın niteliği, ilk tebliğ, ret bildirimi ve varsa İYUK kapsamındaki başvurular birlikte değerlendirilerek dava takvimi oluşturulmalıdır.

Kiracının teknik itiraz hakkı, kanunun malik ve kanuni temsilci için tanıdığı hakla aynı değildir. Buna karşılık kiracıyı doğrudan etkileyen tahliye veya başka bir işlemin dava konusu yapılmasında menfaat ihlali ayrıca incelenebilir. Maliklerin dava hakkı ile kiracının hukuki konumu tek cümleyle eşitlenmemelidir.

Yürütmenin Durdurulması Yıkımı Önler mi?

İptal davası açılması, işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. İYUK'un 27. maddesine göre açık hukuka aykırılık ile uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması koşulları birlikte somutlaştırılmalıdır. Rapordaki ciddi teknik eksiklikler, usulsüz bildirim ve yakın tahliye veya yıkım tehlikesi, ilgili belgelerle açıklanabilir.

6306 kapsamındaki işlemlerde yürütmenin durdurulamayacağına ilişkin eski genel yasak, AYM'nin 27 Şubat 2014 tarihli, E.2012/87, K.2014/41 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Dolayısıyla güncel metinde böyle bir mutlak yasak bulunduğu söylenemez. Buna karşılık mahkemenin her başvuruda durdurma kararı vereceği de ileri sürülemez.

Risk tespiti, tahliye bildirimi ve yıkım işlemi farklı tarihlerde tesis edilmiş olabilir. Talebin hangi işlemi kapsadığı açık yazılmalı; sonraki işlemler çıktığında bunların ayrıca dava veya başvuru gerektirip gerektirmediği değerlendirilmelidir. Verilen kararın kapsamı okunmadan bütün dönüşüm sürecinin durduğu kabul edilmemelidir.

Tahliye, Yıkım Süresi ve Güçlendirme Seçeneği

Güncel süre eski 60 + 30 gün anlatımından farklıdır

Güncel Kanun'un 5. maddesi ve Yönetmeliğin 8. maddesi, riskli yapıların yıktırılması için maliklere doksan günden fazla olmamak üzere süre verilmesini düzenler. Bu ifade, her malikin her durumda en az doksan gün hakkı bulunduğu anlamına gelmez. İdarenin verdiği somut süre, bildirim usulü ve sonraki tahliye-yıkım aşamaları ayrı incelenmelidir. Dönüşüm için müteahhitle yapılan sözleşmenin sona erdirilmesi ise Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin Feshi yazısında ele alınmıştır.

Eski tarihli karar ve makalelerdeki altmış gün ve ek otuz gün anlatımı, işlem tarihi belirtilmeden bugünkü kurala dönüştürülmemelidir. Risk tespitinin idari süreçte kesinleşmesi de mahkeme kararının kesinleşmesiyle aynı şey değildir. Dava açılması ile idari kesinleşmenin uygulamaya etkisi birlikte takip edilmelidir.

Güçlendirme istenmesi tek başına yeterli midir?

Yönetmelik, yıkım yerine güçlendirme istenmesi hâlinde maliklere verilen süre içinde teknik uygunluğun tespitini, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 19. maddesine uygun karar alınmasını, güçlendirme projesi hazırlanmasını ve imar mevzuatına göre ruhsat alınmasını arar. Sadece “güçlendireceğiz” dilekçesi verilmesi yeterli değildir.

Güçlendirmenin tamamlanması için idarece belirlenen süreye uyulması ve sonrasında tapudaki riskli yapı belirtmesinin kaldırılması için başvuru yapılması gerekir. Mahkemece risk tespitinin iptali ile güçlendirme tamamlandıktan sonra kaydın kaldırılması farklı hukuki nedenlere dayanır. Her iki yolda da tapu ve idare kayıtlarının fiilen düzeltilip düzeltilmediği takip edilmelidir.

2026 Güncellemesi: Elektrik, Su ve Doğal Gaz Kesintisi

İncelenen güncel Yönetmelik metninde, süresinde yıkılmayan riskli yapılara hizmet verilmemesini düzenleyen 8/3-c bendi hakkında Danıştay Dördüncü Dairesinin 12 Şubat 2026 tarihli, E.2025/5279 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulduğu kaydı bulunmaktadır. Bu kayıt nedeniyle söz konusu bent, hiçbir güncel değerlendirme yapılmadan otomatik kesinti kuralı gibi aktarılmamalıdır.

Burada belirtilen, yürütmenin durdurulmasına ilişkin kayıttır; nihai iptal hükmüyle aynı değildir. Kararın tam gerekçesinden doğrulanmamış sonuçlar çıkarılmamalı; somut kesinti işleminde kanuni dayanak, işlem tarihi, tebligat ve kararın güncel durumu birlikte incelenmelidir. Can güvenliği için alınabilecek diğer tedbirlerin tamamının ortadan kalktığı sonucu da doğmaz.

Gerçek Bir Danıştay Kararının Gösterdiği Süre Riski

Danıştay Ondördüncü Dairesinin 1 Şubat 2017 tarihli, E.2016/8756, K.2017/440 sayılı kararında, önceki bir teknik düzenleme hakkında verilmiş iptal kararına dayanılarak riskli yapı statüsünün ve yıkımın kaldırılması istenmiştir. Somut olayda yapı türünün farklılığı ve önceki yargılama süreci değerlendirilmiş; yeni hukuki durum oluşmadığı gerekçesiyle süre aşımına dayanan ret kararı onanmıştır.

Kararın bu yazı bakımından önemi, başka bir dosyadaki kararın her malik için otomatik yeni dava süresi yaratmadığını göstermesidir. Kararda geçen tarihsel süre anlatımı, bugünkü 6306 sayılı Kanun'un otuz günlük özel dava süresinin yerine kullanılamaz. Somut binanın türü, önceki kararların kapsamı ve yapılan başvurunun gerçekten yeni bir işlem doğurup doğurmadığı incelenmelidir.

Sonuç

Riskli yapı tespitine karşı etkili başvuru, ilan ve tebligat kayıtlarıyla teknik raporun birlikte incelenmesine dayanır. On beş günlük teknik itiraz ile otuz günlük dava süresi ayrılmalı; gerektiğinde yürütmenin durdurulması talebi somut gerekçelerle hazırlanmalıdır. Güçlendirme, tahliye, yıkım ve tapu kaydının düzeltilmesi ayrı aşamalar olarak takip edildiğinde hem güvenlik amacı hem mülkiyet güvenceleri sağlıklı biçimde değerlendirilebilir.

İlgili yazılar: Enerji ve Boru Hattı İrtifak Bedeli ve Dava Hakları; Kamulaştırılan Taşınmazı Geri Alma Hakkı ve Süreler; Yıkım Kararına İtiraz ve İptal Davası

Sıkça Sorulan Sorular

Tek bir malik riskli yapı tespiti yaptırabilir mi?

Evet, uygun malik sıfatıyla başvuru mümkündür; bütün maliklerin oybirliği genel koşul değildir. Arsa paylı tapu ve birden fazla yapı varsa yapıyla mülkiyet ilişkisi ayrıca incelenir.

E-Devlet bildirimini görmedim; süre yine başlayabilir mi?

Güncel düzenleme muhtarlık ilanının son gününü tebliğ tarihi saymaktadır. Bildirimin bütün zorunlu unsurlarının usulüne uygun yapılıp yapılmadığı belge üzerinden incelenmelidir.

Karot sonucu tek başına binanın riskli olduğunu gösterir mi?

Risk değerlendirmesi, yapının türüne göre geçerli teknik esaslarla yapılır. Tek bir sonuç yerine raporun gerekli verilerinin ve hesaplarının bütünü değerlendirilir.

Dava açınca evde kalmaya devam edebilir miyim?

Dava açılması tek başına tahliye veya yıkımı durdurmaz. İlgili işlemler, güvenlik koşulları ve varsa mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı birlikte değerlendirilir.

Riskli yapı raporunu ikinci bir raporla iptal ettirebilir miyim?

Her yapı için tek rapor kuralı ve yönetmelikteki istisnalar vardır. Yeni bir özel rapor ilk işlemi kendiliğinden ortadan kaldırmaz; teknik itiraz veya yargısal denetim içinde değerlendirilir.

Kaynakça

  1. 6306 sayılı Kanun — güncel birleşik metin, özellikle m.2, 3, 5, 6/9 ve 6/A; resmî mevzuat bağlantısı.
  2. 6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği, özellikle m.7, 8 ve teknik ekler; 8/3-c hakkındaki 12.02.2026 tarihli yürütmeyi durdurma kaydı.
  3. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü — e-Devlet ve ilan yoluyla bildirim açıklaması.
  4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, özellikle m.7, 11, 27 ve 34.
  5. AYM, 27.02.2014, E.2012/87, K.2014/41: resmî karar kaydı; Türkiye Belediyeler Birliği karar duyurusu.
  6. Danıştay 14. Daire, 01.02.2017, E.2016/8756, K.2017/440: resmî tam karar metni.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları