İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Miras ve Tereke Hukuku

Terekenin Tespiti ve Miras Mallarının Korunması: Banka Hesapları, Tapu Kayıtları ve Gizlenen Malvarlığının Araştırılması

Ofis masasında terekenin tespiti makalesi, tapu kayıtları dosyası, hesap dökümü ve tereke envanteri bulunan temsili görsel
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 21 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Terekenin tespiti, banka ve tapu araştırması, koruma önlemleri ve ret süresi ilişkisi; yedi Yargıtay kararıyla inceleme.

Mevzuat ve kaynak araştırması: 12 Ekim 2026

Terekenin tespiti, mirasbırakanın ölüm tarihinde geride bıraktığı mal, hak ve borçların belirlenmesine ve gerektiğinde korunmasına hizmet eder. Başvuru kural olarak mirasbırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılır. Mirasçılardan biri tek başına koruma isteyebilir. Ancak bu işlem, çekilmiş banka parasının kendiliğinden iadesini, üçüncü kişi adına kayıtlı tapunun iptalini veya mirasın paylaştırılmasını sağlamaz.

Mirasçılar bakımından asıl güçlük çoğu zaman pay oranını öğrenmek değil, paylaşılacak malvarlığını bulmaktır. Hangi bankalarda hesap bulunduğu, ölümden önce taşınmaz devredilip devredilmediği, kasadaki değerlerin akıbeti veya işletmenin borçları bilinmeyebilir. Doğru başvuru, mevcut kayıtları toplarken kaybolma tehlikesi altındaki mal ve belgeler için somut koruma talebini de içerir. Bu rehber, Türk hukukunda tespit, koruma ve sonraki hak arama yollarını birlikte ele alır.

Tereke Nedir, Terekenin Tespiti Ne Sağlar?

Tereke, mirasbırakanın ölümüyle mirasçılara geçebilen malvarlığı değerleri ile borçlarının oluşturduğu bütündür. Tapulu taşınmazlar, araçlar, banka alacakları, şirket payları, kira alacakları ve devredilebilir diğer haklar bu kapsamda araştırılır. Kişiye sıkı sıkıya bağlı olup ölümle sona eren hakların tamamı mirasçılara geçmez. Dolayısıyla bir kimsenin yaşarken yararlandığı her menfaatin tereke değeri olduğu varsayılamaz. Bu konu ayrıca miras kalan aracın devri başlıklı yazıda ele alınmıştır.

TMK m. 589, sulh hâkimine terekenin korunması ve hak sahiplerine geçişinin sağlanması için gerekli önlemleri alma görevi verir. Tespit ve yazım, bu korumanın araçlarıdır. HMK m. 382–388 bakımından konu çekişmesiz yargı alanındadır; uygulamadaki “terekenin tespiti davası” adı, işlemi kendiliğinden mülkiyet uyuşmazlığını çözen bir eda davasına dönüştürmez.

Tespit Kararı Tapu veya Para İadesi Hükmü Değildir

Envantere yazılan bir taşınmazın veya alacağın kime ait olduğu sonradan tartışılabilir. Defterde görünmeyen mal bakımından da gerekli delillerle hak ileri sürülebilir. Tespit, tek başına kesin mülkiyet kararı veya miras payına göre ödeme emri değildir. HMK m. 388 uyarınca, kanunda aksi düzenlenmedikçe çekişmesiz yargı kararları maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz.

Örneğin ölüm tarihinde hesapta bulunan para, daha sonra bir mirasçının hesabına aktarılmışsa tarihli banka kayıtları belirlenebilir. Buna karşılık paranın hukuki sebep olmadan alındığı, terekeye mi yoksa belirli mirasçıya mı ödeneceği ve kime karşı talep yöneltileceği ayrı değerlendirilir. “Terekeye yazıldı, artık doğrudan tahsil edilir” düşüncesi yanlış talep kurulmasına neden olabilir.

Ölüm Tarihindeki Malvarlığı ile Bugünkü Durum Ayrılmalıdır

Tespitin temel referansı ölüm tarihidir. Bununla birlikte malın bugün nerede bulunduğu ve korunup korunmadığı da önemlidir. Ölüm tarihli hesap bakiyesi ile güncel bakiye; ölüm tarihindeki tapu kaydı ile sonraki devirler; doğmuş kira alacağı ile ölümden sonra biriken kira gelirleri ayrı sütunlarda izlenmelidir.

Ölümden önce geçerli biçimde elden çıkarılmış bir mal, sırf geçmişte mirasbırakana ait olduğu için mevcut tereke malı sayılamaz. Devrin muvazaalı olduğu veya bağışın tenkise ya da denkleştirmeye tabi bulunduğu iddiası ise başka bir hukuki incelemeyi gerektirir. Tespit sırasında bu işlemlerin belgeleri araştırılabilir; ancak araştırma sonucuyla işlemin geçersizliği aynı şey değildir.

Terekenin Tespitini Kim İsteyebilir?

Bir Mirasçının Başvurması Yeterli midir?

TMK m. 640, her mirasçıya terekedeki hakların korunmasını isteme imkânı tanır ve korumanın bütün mirasçılara yarar sağlayacağını belirtir. Bu nedenle diğer mirasçıların tamamının başvuru dilekçesini imzalaması gerekmez. Başvuran, mirasçılık belgesi veya ilgili kayıtlarla sıfatını; bilinmeyen malvarlığını ve korunması gereken menfaati açıklamalıdır. Mirasçı bulunamayan terekeler için mirasçıların bilinmemesi ve mirasın Devlete geçmesi yazısı ayrıca okunabilir.

Bu yetki, her mirasçının bütün tereke alacaklarını kendi adına tahsil edebileceği anlamına gelmez. Koruma isteme yetkisi ile tereke adına tasarruf ve dava yürütme yetkisi ayrıdır. Sonraki alacak veya mülkiyet davasında elbirliği mülkiyeti, birlikte hareket ve gerektiğinde tereke temsilcisi atanması ayrıca incelenir.

Diğer İlgililer ve Hasımsız Başvuru

TMK m. 590, mirasçıların yanında ilgililerin başvurusuna da yer verir. Vasiyet alacaklısı veya alacaklı olduğunu ileri süren kişi, terekenin korunmasında somut hukuki menfaatini ve talebinin kapsamını ortaya koymalıdır. Her üçüncü kişinin sınırsız bir malvarlığı araştırması isteme hakkı bulunduğu söylenemez. Hâkim gerekli hâllerde kendiliğinden de önlem alabilir.

Koruma başvurusu, belirli kişiden ifa isteyen bir dava olmadığı için genellikle hasımsız yürütülür. Bununla birlikte bilinen mirasçıların, malı elinde bulunduranların ve karardan etkilenecek kişilerin bilgileri saklanmamalıdır. Hasımsızlık, ilgililerin açıklamalarının dinlenmesine veya üçüncü kişinin mülkiyet iddiasının kayda geçirilmesine engel değildir. Çekişmeli mülkiyet meselesinin esasının çözülmesi gerektiğinde uygun dava yolu kullanılır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Genel Kural: Son Yerleşim Yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi

TMK m. 589 ve HMK m. 383 uyarınca başvuru sulh hukuk mahkemesine yöneltilir. Genel yetki bağlantısı mirasbırakanın son yerleşim yeridir. Ölümün gerçekleştiği hastane, nüfusa kayıtlı olunan ilçe ve fiilen sürekli yaşanılan yer her zaman aynı değildir. Adres kayıtları yanında gerekli durumlarda kolluk araştırması ve yaşam düzenini gösteren belgeler değerlendirilir.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 11.12.2023 tarihli, E. 2023/7825, K. 2023/12097 sayılı kararı, terekenin teslimine ilişkin yetki uyuşmazlığında bu ayrımı gösterir. Nüfus ve adres bilgileri arasındaki belirsizlik araştırılmış; ölümden önceki son yerleşim yerinin Akyurt olduğu kabul edilerek Akyurt Sulh Hukuk Mahkemesi yargı yeri belirlenmiştir. Karar, yalnız nüfusa kayıtlı olunan yere dayanmanın yeterli olmayabileceğini gösterir. Kararın tam metni.

Başka Yerdeki Mallar İçin Acil Koruma

Mirasbırakan başka yerde ölmüşse, ölüm yerindeki sulh hâkiminin oradaki mallar için gerekli önlemleri alıp ilgili dosyayı yerleşim yeri mahkemesine göndermesi TMK m. 589’da düzenlenir. Yetki incelemesi, acil korunma ihtiyacının gözden kaçırılmasına yol açmamalıdır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 11.01.2016 tarihli, E. 2015/5643, K. 2016/100 sayılı kararında, terekenin tespiti ve korunması isteminin yetkisizlikle reddedilmesini bozmuştur. Malların bulunduğu yerdeki sulh hâkiminin gerekli önlemleri alıp işlemleri yerleşim yeri hâkimine bildirmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu yaklaşım, bütün dosyayı dilediğiniz yerde yürütebilme serbestisi olarak değil, korunması gecikemeyecek malın kaybını önleme gereği olarak okunmalıdır. Kararın tam metni.

Mirasbırakan Yurt Dışında Yaşıyorsa

Yabancılık unsuru bulunan dosyalarda MÖHUK m. 43 ayrıca değerlendirilir. Hüküm, Türkiye’deki son yerleşim yeri ve bunun bulunmadığı durumda terekeye dahil malların bulunduğu yer üzerinden yetki bağlantısı kurar. Uygulanacak maddi hukuk ise aynı Kanun’un m. 20 hükmü çerçevesinde ayrı bir sorudur; yetkili Türk mahkemesinin belirlenmesi bütün miras meselelerinde Türk hukukunun uygulanacağı anlamına gelmez. Yabancılık unsuru taşıyan dosyalarda işlem sırası yabancılar ve yurt dışında yaşayanlar için miras intikali yazısında özetlenmiştir.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 25.11.2024 tarihli, E. 2024/5225, K. 2024/9010 sayılı kararında, son yerleşim yeri Almanya’da olan ve Türkiye’deki son yerleşim yeri tespit edilemeyen mirasbırakanın Burdur’daki malları dikkate alınmıştır. Terekenin teslimi işi için Burdur Sulh Hukuk Mahkemesi belirlenmiştir. Kararın sonucu, Türkiye’deki malvarlığı bağlantısına dayanır; herhangi bir şehir seçilebileceği sonucunu vermez. Kararın tam metni.

Banka Hesapları ve Para Hareketleri Nasıl Araştırılır?

Bankayı Bulmak ile Parayı Tespit Etmek Farklıdır

Mirasçının kendi kimliğiyle erişebildiği e-Devlet murise ait mevduat ve katılım fonu hesabı bulunan banka sorgulama hizmeti, araştırmaya başlangıç sağlayabilir. Bu hizmetin varlığı, bütün hesap hareketlerinin veya tüm finansal varlıkların tek ekranda görüleceği anlamına gelmez. Ayrıntılı bilgi için ilgili bankanın belge ve temsil şartları ile gerektiğinde mahkeme yazışmaları önem taşır.

Mahkemeden yalnız “bankalara sorulsun” denilmesi yerine, ölüm tarihi itibarıyla hesaplar ve bakiyeler, döviz ve altın hesapları, yatırım ürünleri, vadeli hesaplar, kapatılmış hesapların ilgili dönem kayıtları ve varsa kiralık kasa ilişkisinin araştırılması istenebilir. İstemin kapsamı, eldeki bilgi ve uyuşmazlıkla ilişkilendirilmelidir. Banka bilgisi henüz bilinmiyorsa mevcut ipuçları açıklanarak araştırma talep edilir.

Ölümden Önce veya Sonra Çekilen Para

Ölümden önceki çekim; mirasbırakanın kendi harcaması, gerçek bir borç ödemesi, bağış veya yetkisiz işlem olabilir. Ölümden sonraki işlemde de işlemi yapanın sıfatı, yetkinin kapsamı, bankanın bilgilendirilme zamanı ve paranın kullanım amacı araştırılır. Tek bir havale dekontu bütün bu soruları çözmez.

İncelenecek belgeler arasında hesap hareketleri, transferin alıcısı, işlem talimatı, vekâletname, açıklama alanı ve iddia edilen harcamaların dayanakları bulunur. Bir mirasçı paranın cenaze veya zorunlu tereke giderleri için kullanıldığını savunabilir. Böyle bir savunma, tarih ve tutarları uyumlu belgelerle değerlendirilmelidir. Yüksek tutarlı çekim tek başına “mal kaçırmanın kesin kanıtı” sayılamayacağı gibi, açıklamasız bırakılması da uygun değildir.

Koruma kararı ile mevcut bakiye muhafaza edilebilir; daha önce çıkmış para bakımından ayrıca iade veya alacak talebi gerekebilir. Bütün kişisel hesaplara süresiz bloke gibi geniş bir istem yerine, terekeyle bağlantılı hesap, tutar ve tehlike somutlaştırılmalıdır. Ortak hesaplarda sözleşme, tasarruf yetkisi ve paranın aidiyeti birlikte incelenir; hesabın iki isimli olması her olayda eşit ekonomik sahiplik anlamına gelmez.

Tapu, Araç, Şirket Payı ve Diğer Değerler Nasıl Belirlenir?

Taşınmazların Güncel ve Geçmiş Kayıtları

Tapu araştırmasında taşınmazın ada ve parseli, mirasbırakanın payı, edinim ve devir tarihleri, işlem dayanağı ve takyidatlar ayrı ayrı önemlidir. Yalnız güncel kaydı istemek, ölümden kısa süre önce yapılan devri gözden kaçırabilir. Somut şüphe varsa geçmiş tedavül kayıtları ve dayanak resmî senetlerin ilgili dönem için incelenmesi istenmelidir.

Tapuda artık üçüncü kişi adına görünen taşınmazın envanterde “mirasbırakana ait” diye yazılması, üçüncü kişinin kaydını ortadan kaldırmaz. Görünürde satışın gerçekte bağış olduğu iddiası muris muvazaası; geçerli kazandırmanın saklı payı zedelediği iddiası tenkis kapsamında ele alınabilir. Hangi yolun uygun olduğu, işlemin niteliğine ve somut delillere bağlıdır.

Araçlar, Taşınırlar ve Dijital Varlıklar

Araç tescili yanında aracın fiilen kimde olduğu, üzerindeki rehin ve hacizler araştırılmalıdır. Ziynet, sanat eseri, koleksiyon veya işyerindeki mallarda fatura, fotoğraf, sigorta listesi, seri numarası ve tanık anlatımı yardımcı olabilir. Evde bulunan her eşyanın mirasbırakana ait olduğu varsayılmamalı; eşin veya üçüncü kişinin mülkiyet iddiası kaydedilmelidir.

Dijital varlıklarda ekonomik hakkın varlığı ile hesaba erişim imkânı ayrıdır. Platform kayıtları, cüzdan adresleri ve hukuka uygun elde edilmiş belgeler araştırmaya katkı sağlayabilir. Mirasbırakanın hesabına onun kimliğine bürünerek giriş yapmak yerine, mirasçılık ve temsil belgeleriyle resmî başvuru yolları kullanılmalıdır. Bir platform hesabının veya kişisel yazışmaların tamamının ekonomik tereke değeri sayılması doğru değildir. Konunun ayrıntıları için kripto varlıkların miras kalması yazısına bakılabilir.

Şirket Malvarlığı ile Mirasbırakanın Payı

Mirasbırakanın şirket ortağı olması, şirket adına kayıtlı bütün malların doğrudan onun terekesine ait olduğu anlamına gelmez. Öncelikle ortaklık payı, şirkete karşı alacaklar, ödenmemiş kâr payları ve kişisel borç ilişkileri araştırılır. Şirketin ayrı tüzel kişiliği ile mirasbırakanın şahsi malvarlığı korunarak inceleme yapılmalıdır.

Ticaret sicili, pay defteri, şirket sözleşmesi ve mali kayıtlar bu ayrım için önemlidir. Payın değeri gerektiğinde bilirkişi incelemesi gerektirir. Şirket borçlarının tamamı otomatik olarak mirasçının şahsi borcu sayılamaz; ortaklık türü, kişisel teminatlar ve özel sorumluluk hükümleri ayrıca değerlendirilir. İşletmenin faaliyetine devam ihtiyacı varsa yalnız envanter değil, yönetim ve temsil sorunu da çözülmelidir.

Araştırılan değerÖncelikli kayıtSonucu değiştiren ayrım
Banka parasıÖlüm tarihli bakiye ve ilgili dönem hareketleriMevcut para ile daha önce transfer edilmiş para
TaşınmazTapu, tedavül ve resmî senetMirasbırakanın payı ile üçüncü kişinin kaydı
Araç ve değerli eşyaTescil, fatura, fotoğraf, fiilî tespitSicil sahibi ile fiilî zilyet
Şirket ilişkisiSicil, pay defteri, mali kayıtŞirketin malları ile ortağın pay ve alacakları
Alacak ve borçSözleşme, dekont, takip dosyasıGerçek borç ile tartışmalı veya ödenmiş borç

Gizlenen Mallar ve Eksik Bilgi Nasıl Değerlendirilir?

Şüphe, Araştırılabilir Olgulara Dönüştürülmelidir

“Diğer mirasçı bütün malları gizliyor” ifadesi yerine, bilinen hesap, taşınmaz, işlem tarihi, belge veya doğrudan bilgi sahibi tanık belirtilmelidir. Örneğin bir evin satıldığını gösteren mesaj, satış bedelinin yatırıldığı hesabın araştırılmasına başlangıç oluşturabilir; mesajın kendisi satışın muvazaalı olduğunu kesinleştirmez.

HMK m. 385 uyarınca resen araştırma ilkesi uygulanması, başvuranın elindeki bilgileri sunmasına gerek olmadığı anlamına gelmez. Somutlaştırılmış istem, yanlış kişiye veya yanlış döneme ilişkin kayıt getirilmesini önler. Üçüncü kişinin özel hayatına ve mali verilerine ilişkin talepler de korunacak hakla bağlantılı ve ölçülü olmalıdır.

Mirasçıların Bilgi Verme Yükümlülüğü

TMK m. 646, tereke malını elinde bulunduran veya mirasbırakana borçlu olan mirasçıların paylaşma sırasında eksiksiz bilgi vermesini öngörür. TMK m. 649 da paylaşmanın eşitlik ve adalet içinde yapılabilmesi için gerekli bilgilerin verilmesini düzenler. Koruma araştırmasında mirasçılardan açıklama alınması, resmî kayıtlarla birlikte anlam taşır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2016/5311, K. 2017/2635 sayılı kararı, resmî kurumlardan kayıt istenmesi yanında tereke mallarını elinde tutan veya mirasbırakana borçlu mirasçıların bilgi verme yükümlülüğünün hatırlatılmasını da vurgular. Eksik bilgi ortaya çıktığında tamamlayıcı araştırma istenebilir. Önceki envanterin suskunluğu, sonradan bulunan alacağı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Varsayımsal Örnek: Hesaptaki Eksilmenin İzlenmesi

Ölüm günü hesabın 900.000 TL olduğu, iki gün sonra 300.000 TL’nin bir mirasçıya aktarıldığı ve güncel bakiyenin 600.000 TL kaldığı varsayılsın. Envanterde ölüm tarihli bakiye ve sonraki hareket birlikte gösterilmeli; 300.000 TL ayrıca “geri alınması kesinleşmiş alacak” gibi yazılmamalıdır.

Transferi yapan kişi, paranın mirasbırakanın borcuna mahsup edildiğini savunursa borcun varlığı ve ödeme bağlantısı incelenir. Sonraki davada talebin hukuki sebebi, tarafları ve tutarı bu incelemeye göre kurulur. Mevcut 600.000 TL’nin korunması, tartışmalı 300.000 TL hakkındaki incelemenin bitmesini beklemek zorunda olmayabilir; fakat önlem için somut risk açıklanmalıdır. Bu örnek gerçek bir büro dosyası değildir.

Tereke Malları İçin Hangi Koruma Önlemleri Alınabilir?

Yazım, Mühürleme ve Güvenli Muhafaza

TMK m. 590 kapsamında yazım, hangi malın nerede ve hangi durumda bulunduğunun kayıt altına alınmasına hizmet eder. TMK m. 591’e göre gerekli mallar mühürlenebilir; diğerleri için uygun koruma uygulanır. Malların tümünün her dosyada mühürlenmesi zorunlu değildir.

Mirasbırakanla birlikte oturanların zorunlu ihtiyaçları ayrıca gözetilir. İhtiyaç duyulan eşya tutanakla kendilerine bırakılabilir; oturmaları için gerekli taşınmaz bölümleri mühürleme dışında tutulur. Alacaklı istemiyle yapılan mühürlemede güvence altına alınacak miktar ve yeterli güvence gösterilmesi önemlidir. Böylece koruma, hak sahiplerini gereksiz biçimde evsiz veya araçsız bırakacak otomatik bir işlem hâline getirilmez.

Banka ve Tapu Üzerindeki Önlemler

Banka bakiyesinin muhafazası, kira gelirlerinin denetimli toplanması veya belirli malın elden çıkarılmasının önlenmesi somut ihtiyaca göre istenebilir. Dilekçede malın kimliği, tehlikenin kaynağı ve daha hafif önlemin neden yeterli olmayacağı açıklanmalıdır. Salt aile içi anlaşmazlık, her türlü mal üzerinde sınırsız tedbir için tek başına yeterli gerekçe değildir.

Mülkiyeti üçüncü kişi adına olan taşınmaz hakkında tapu iptali davası yürütülüyorsa, o davadaki HMK m. 389 ve devamı kapsamındaki ihtiyati tedbir ayrıca değerlendirilir. Tereke koruma önlemlerine, ayrı bir dava öncesi ihtiyati tedbirin bütün süre ve usul sonuçları sorgulanmadan uygulanmamalıdır. Öğretide de TMK’nın özel hükümleri, çekişmesiz yargı hükümleri ve gerektiğinde kıyasen uygulanacak tedbir kuralları arasında ayrım yapılmaktadır. Aydemir, 2025, s. 221–233.

Resmen Yönetim ile Tereke Temsilcisi Aynı mıdır?

TMK m. 592’de sayılan hâllerde, örneğin mirasçıların tamamı bilinmiyorsa veya mirasçılık sıfatı yeterince ortaya konulamıyorsa, terekenin resmen yönetilmesi gündeme gelebilir. TMK m. 593, yöneticinin koruma, tahsil, ödeme ve gerekli işletme faaliyetleri gibi görevlerini düzenler. Yönetim kararı, yöneticinin yetki sınırları ve mahkemeye hesap verme düzeni dosyada belirgin olmalıdır.

TMK m. 640 uyarınca miras ortaklığına temsilci atanması ise paylaşmaya kadar ortaklığın temsilini sağlamaya yöneliktir. Her temsilci ataması resmen yönetim kararı; her aile içi anlaşmazlık da resmen yönetim sebebi değildir. Vasiyeti yerine getirme görevlisinin bulunması da yetki değerlendirmesini etkileyebilir. Amaç ve dayanak açık kurulmadığında bankalara, kiracılara veya şirket yönetimine kimin talimat vereceği belirsiz kalır.

Süreler: Bir Ay, Üç Ay ve İki Hafta Neyi İfade Eder?

Koruma Amaçlı Tespitte Bir Aylık Süre

TMK m. 590’da ölümden başlayarak bir ay içinde başvuru düzenlenmiştir. Bununla birlikte koruma amaçlı tespit bakımından bu süre, her durumda hakkı sona erdiren bir engel olarak yorumlanmamaktadır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 03.04.2017 tarihli, E. 2016/5311, K. 2017/2635 sayılı kararında, 11.11.2015’teki ölümden sonra 25.02.2016’da yapılan başvuru süre nedeniyle reddedilmiş; Yargıtay bu kararı bozmuştur. Başvuruyu TMK m. 619’daki kabul veya redde esas resmî defterden ayırmış; koruma amaçlı tespit ve yazımın, yararsız veya olanaksız hâle gelmedikçe paylaşmaya kadar istenebileceğini açıklamıştır. Kararın tam metni.

01.10.2020 tarihli, E. 2016/15190, K. 2020/5706 sayılı karar da şartların oluşmadığı gerekçesiyle verilen ret kararını bozarak, istemin TMK m. 589 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu kararlar doğrudan malın davacıya verilmesi sonucunu doğurmaz; tespit ve koruma isteminin yanlış nitelendirilerek reddedilmesini denetler. Kararın tam metni.

Tespit Başvurusu Mirası Ret Süresini Durdurur mu?

TMK m. 606’da genel ret süresi üç aydır; başlangıcı mirasçının türüne ve öğrenme durumuna göre belirlenir. Sadece tespit dilekçesi verildiği için bütün sürelerin durduğu varsayılmamalıdır. Buna karşılık TMK m. 607 özel bir hüküm içerir: Koruma önlemi olarak terekenin yazımı hâlinde ret süresi, yazımın bittiğinin sulh hâkimi tarafından mirasçılara bildirilmesiyle başlar.

Dolayısıyla iki uç genelleme de sakıncalıdır: “Her tespit başvurusu ret süresini durdurur” denilemeyeceği gibi, “terekenin yazımının ret süresine hiçbir etkisi yoktur” da denilemez. Dosyada hangi işlemin talep edildiği, yazım kararı ve işlemleri, önceki süre durumu ve bildirimin tarihi incelenmelidir. Önemli sebepler varsa TMK m. 615 uyarınca süre uzatımı veya yeni süre verilmesi de ayrıca değerlendirilebilir.

Koruma Defteri ile Resmî Defter Arasındaki Fark

TMK m. 619 ve devamındaki resmî defter, mirasın kabulü, reddi ve borçlardan sorumluluk bakımından özel sonuçlara bağlanmıştır. Ret hakkı bulunan mirasçının bir aylık istem süresi, TMK m. 590’daki koruma amaçlı yazım süresiyle karıştırılmamalıdır. Resmî defterde alacaklıların çağrılması, aktif ve pasiflerin yazılması, inceleme ve beyana davet gibi ayrı aşamalar bulunur.

Resmî deftere göre kabul, yalnız tereke mallarıyla sorumluluk anlamına da gelmez. TMK m. 628, deftere yazılan borçlar için mirasçının kendi malvarlığıyla da sorumlu olduğunu düzenler. Yazılmayan alacakların sonuçları ve istisnaları m. 629’da yer alır. Bu nedenle dilekçenin başlığı kadar talep edilen hukuki sonuç da önemlidir.

İşlemSüre veya başlangıçDikkat edilmesi gereken nokta
TMK 590 koruma amaçlı yazımÖlümden itibaren bir ay düzenlemesiİçtihatta geç başvurunun kabul edilebildiği şartlar vardır
TMK 619 resmî defterRet usulüne göre bir ayKoruma tespitine ilişkin esneklik buraya taşınmaz
Mirasın reddiTMK 606 uyarınca genel olarak üç ayBaşlangıç, TMK 607 yazım ve bildirim durumu incelenir
Çekişmesiz yargı kararına istinafHMK 387 uyarınca öğrenmeden iki haftaÖzel kanuni düzenlemeler ve kararın niteliği saklıdır
Ayrı iade, tenkis veya alacak talebiKendi hukuki sebebine göre değişirTereke tespiti bütün dava sürelerini koruyan ortak yol değildir

Koruma Talebi Mirasın Kabulü Sayılır mı?

Malın kaybolmasını önlemeye yönelik işlem ile mirası sahiplenip olağan yönetim sınırını aşan tasarruf farklıdır. TMK m. 610; tereke mallarını gizleme, kendine mal etme ve gerekli yönetimi aşan davranışların ret hakkına etkisini düzenler. Salt koruma istemiyle, parayı kişisel harcamada kullanmak aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulamaz.

Ret düşünülüyorsa hesap çekimleri, mal satışları ve borç ödeme işlemleri ayrı ayrı incelenmelidir. Terekenin araştırılması sırasında öğrenilen borçlar da gecikmeden değerlendirilmelidir. Koruma tespiti, borçlardan kurtulma kararı veya bütün icra takiplerini durduran işlem değildir; resmî defterin TMK m. 625’teki özel sonuçlarıyla karıştırılmamalıdır.

Dilekçe, Deliller ve Yargılama Giderleri

Başvuruda Hangi Bilgiler Bulunmalıdır?

Dilekçe, mirasbırakanın kimliği, ölüm tarihi ve son yerleşim yerini; başvuranın sıfatını; bilinen mirasçıları; mevcut kayıtları ve eksik bilgi alanlarını göstermelidir. Koruma ihtiyacı varsa “acildir” denilmekle yetinilmemeli, kaybolma veya devredilme tehlikesinin olguları belirtilmelidir. Açılmış başka miras dosyaları varsa mahkemesi ve dosya numarası bildirilmelidir.

Belgelerin tamamını mirasçının kendi imkânlarıyla elde etmiş olması beklenmez. Elde olanlar eklenir, erişilemeyenlerin hangi kurumdan ve hangi amaçla isteneceği açıklanır. Vasiyetname bulunmuşsa gizlenmemeli, TMK m. 595 çerçevesindeki teslim yükümlülüğü gözetilmelidir. Vasiyetnamenin açılması ile geçerliliğinin veya tenkisinin incelenmesi ayrı işlemlerdir.

Belge veya bilgiİşleviEksikse yapılabilecek açıklama
Ölüm ve nüfus kayıtlarıÖlüm tarihi ve yakınlıkKayıtların resmen getirtilmesi istemi
Mirasçılık belgesiBaşvuranın sıfatıMevcut mirasçılık dosyasının bildirilmesi
Adres ve yaşam düzeni belgeleriYetki bağlantısıSon yerleşim yeri araştırması
Tapu, hesap veya araç bilgileriAraştırmanın somutlaştırılmasıBilinen kurum ve kayıt ipuçları
Devir veya kayıp tehlikesi belgeleriKoruma ihtiyacıTarihli mesaj, ilan, tutanak veya tanık bilgisi

Talep Sonucu Nasıl Ayrıştırılabilir?

Somut dosyaya uyarlanması gereken istemler şu şekilde gruplandırılabilir:

  • Ölüm tarihi itibarıyla bilinen ve araştırmayla belirlenecek aktif ve pasiflerin tespiti ve yazımı.
  • Belirtilen kurumlara, tarih aralığı ve kayıt türü açıklanarak müzekkere yazılması.
  • Belirli mal veya hesap için tehlikeyle ölçülü koruma önlemi alınması.
  • Gerekiyorsa yerinde inceleme, bilirkişi, muhafaza veya mühürleme işlemi yapılması.
  • Kararların ilgili kurumlara iletilmesi, uygulama sonucunun dosyaya alınması ve yeni kayıtlara göre araştırmanın tamamlanması.

Bunlar hazır bir dava dilekçesi değildir. TMK m. 619 kapsamında resmî defter isteniyorsa, bu amaç ve sonuç ayrıca açıkça kurulmalıdır. Çekişmeli tapu iptali veya ödeme isteminin salt tespit başlığı altında yazılması, görev ve usul sorununu ortadan kaldırmaz.

Masraf ve Süre Bakımından Gerçekçi Beklenti

TMK m. 589’a göre önlem giderleri, sonradan terekeden alınmak üzere başvuran tarafından; hâkimin kendiliğinden aldığı önlemlerde Devlet tarafından ödenir. Harç, tebligat, bilirkişi, keşif, muhafaza ve yönetim giderleri talebin kapsamına göre değişir. Belirli bir tutarın bütün dosyalar için geçerli olduğunu söylemek doğru değildir. Avukatlık ücreti, mahkeme giderinden ayrı değerlendirilir.

İşin tamamlanma süresi de kurum yanıtları, kayıtların kapsamı, başka yerdeki mallar ve ek incelemelere bağlıdır. Belirli ay içinde sonuç garantisi verilemez. Acil koruma talebi ile bütün envanterin tamamlanması ayrı ele alınabilir. Bankaya veya tapuya kararın gerçekten ulaştığı ve uygulandığı izlenmeden yalnız karar verilmiş olmasıyla yetinilmemelidir.

Tereke Tespiti Kararına İstinaf veya Temyiz Mümkün müdür?

Eski Temyiz Kararları Bugünkü İstinafla Karıştırılmamalıdır

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 11.09.2017 tarihli, E. 2015/4378, K. 2017/6016 sayılı kararında, tedbir niteliğindeki tereke tespiti ve defter tutmaya ilişkin kararın temyiz edilemeyeceği belirtilerek temyiz istemi reddedilmiştir. Bu sonuç, malvarlığı bulunmadığı yönündeki değerlendirmenin bütün mirasçılar bakımından kesin mülkiyet hükmü hâline geldiğini göstermez. Kararın tam metni.

Buna karşılık Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 08.11.2021 tarihli, E. 2021/2799, K. 2021/2802 sayılı kararı, bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığı gidermiş ve TMK m. 589’daki koruma önlemlerine ilişkin kararlar için istinaf yolunun açık olduğunu kabul etmiştir. Dayanak olarak geçici hukuki koruma niteliği ve HMK m. 341 değerlendirilmiştir. Bu karar, 5235 sayılı Kanun kapsamındaki uyuşmazlığın giderilmesi kararıdır; içtihadı birleştirme büyük genel kurulu kararı diye sunulmamalıdır. Kararın tam metni.

Kararın Türü, Öğrenme ve Tebliğ Tarihi

HMK m. 387, çekişmesiz yargı kararları bakımından hukuki yararı olan ilgililere, özel düzenlemeler saklı kalmak üzere öğrenmeden itibaren iki haftalık istinaf süresi tanır. Somut koruma kararında ise kararın niteliğine göre itiraz, tebliğ ve istinaf ilişkisi ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle yalnız “tebligatı beklerim” düşüncesiyle hareket edilmemeli; öğrenme ve uygulama tarihleri de kaydedilmelidir.

Bölge adliye mahkemesinin çekişmesiz yargı ve geçici koruma kararları bakımından HMK m. 362/1-ç ve f hükümlerindeki temyiz sınırlamaları gözetilir. Kararın değiştirilmesi veya ek koruma istenmesi ile üst mahkemeye başvuru aynı işlem değildir. Koşullar değiştiğinde hâkimden önlemin gözden geçirilmesi istenebilmesi, süresi içinde kullanılacak kanun yolunun yerine geçmez. Öğretide de kurumun niteliği ve uygulanacak usul bakımından ayrıntılı tartışma bulunmaktadır. Aydemir, 2025, s. 390–406.

Tespitten Sonra Hangi Hukuki Yol İzlenir?

Mirasçılar Arasında Paylaşım veya Malın İadesi

Araştırma sonunda mallar ve hak sahipleri belirlenmişse anlaşmalı paylaşım değerlendirilebilir. Anlaşma yoksa paylaşma veya ortaklığın giderilmesi yolu, malın niteliği ve talebin kapsamına göre ele alınır. Ortaklığın giderilmesine ilişkin dava öncesinde 6325 sayılı Kanun m. 18/B kapsamındaki dava şartı arabuluculuk ayrıca gözetilmelidir. Bu yükümlülük, her tereke koruma başvurusuna otomatik biçimde taşınmaz.

Mal tereke dışında bir kişinin elindeyse iade talebinin hukuki sebebi belirlenir. Miras sebebiyle istihkak, mülkiyete dayalı istem, sözleşmesel alacak veya başka bir yol somut olaya göre gündeme gelebilir. Davacı ve davalı sıfatı, temsil ve zamanaşımı bu hukuki sebebe göre değerlendirilir. Tespit dosyasının sonuçlanmasını beklemek, süresi yaklaşan esas talebi geciktirmek için tek başına güvenli gerekçe değildir.

Muris Muvazaası, Tenkis ve Denkleştirme

Muris muvazaasında görünürdeki işlem ile gerçek irade arasındaki uyuşmazlık; tenkiste geçerli kazandırmaların saklı payı aşan etkisi; denkleştirmede mirasçılar arasındaki belirli karşılıksız kazandırmaların paylaşım hesabına yansıması incelenir. Bunlar aynı istemin üç adı değildir.

Tereke tespiti bu yollar için kayıt sağlayabilir; fakat bağışın varlığını, muvazaa kastını veya saklı pay ihlalini otomatik olarak kanıtlamaz. Örneğin bir çocuğa yapılmış gerçek satış, bedel ve ödeme belgeleriyle açıklanabilir. Bağış olduğu belirlenen işlemde ise tenkis veya denkleştirmenin kendi koşulları incelenir. Talebi yalnız aile içinde “adaletsiz” görülen sonuç üzerine değil, uygulanabilir hukuki sebep ve deliller üzerine kurmak gerekir.

İhtiyaçDeğerlendirilecek yolTespit dosyasının katkısı
Malların bilinmemesi veya kaybolma tehlikesiTespit ve korumaKayıt ve muhafaza
Mirasın bölüşülememesiPaylaşma veya ortaklığın giderilmesiMal ve pay araştırmasına veri
Malın hak sahibi olmayan kişide bulunmasıUygun iade veya alacak davasıZilyetlik ve işlem kayıtları
Görünürde satışla gizlenen bağışMuris muvazaası incelemesiDevir ve bedel belgeleri
Saklı payı ihlal eden kazandırmaTenkisHesaba esas malvarlığı bilgisi
Mirasçıya sağlığında yapılan kazandırmaDenkleştirme koşullarının incelenmesiKazandırmanın türü ve tutarı

Sonuç

Terekenin tespiti, miras hakkının korunmasında bilgi eksikliğini giderebilir ve malvarlığının kaybolmasını önleyebilir. Etkili bir başvuru, ölüm tarihindeki kayıtları güncel durumla karşılaştırır; bilinmeyen hesapları ve devirleri somut deliller üzerinden araştırır; gereken önlemi mal ve tehlikeyle sınırlı biçimde ister.

Tespit, koruma, borçlardan sorumluluk ve malın geri alınması ayrı hukuki sorulardır. Bu soruların doğru ayrılması, TMK m. 607’deki ret süresi hükmünün gözden kaçırılmasını ve koruma defterinin resmî defterle karıştırılmasını önler. Envanter tamamlanırken gerekli iade, paylaşım veya diğer miras taleplerinin süreleri de eş zamanlı takip edilmelidir.

Konunun ilgili yönleri için ek paylaşma ve rücu yazımıza da bakabilirsiniz.

İlgili yazılar: Miras Altın, Mücevher ve Banka Kasası.

Sıkça Sorulan Sorular

Terekenin Tespiti İçin Bütün Mirasçılar Birlikte mi Başvurmalıdır?

Hayır. Bir mirasçı tek başına koruma isteyebilir ve sağlanan korumadan diğer mirasçılar da yararlanır. Tereke adına tahsil veya tasarruf gerektiren sonraki işlemler için temsil ve birlikte hareket koşulları ayrıca incelenir.

Mirasbırakanın Hangi Bankada Hesabı Olduğu Bilinmiyorsa Ne Yapılır?

Mirasçıya açık resmî sorgulama hizmetlerinden ve mevcut belgelerden başlanabilir. Ayrıntılı hesap ve hareket bilgileri için ilgili bankalara başvuru veya mahkeme aracılığıyla araştırma gerekebilir. Bankayı bulmak, bütün bakiyeleri ve geçmiş hareketleri öğrenmekle aynı değildir.

Ölümden Önce Satılan Ev Tereke Tespitiyle Geri Alınır mı?

Hayır. Devrin kayıtları araştırılabilir; fakat tespit kararı tek başına tapuyu iptal etmez. Muvazaa, tenkis veya başka bir hukuki sebebin koşulları varsa buna uygun talep ayrıca kurulmalıdır.

Bir Ay Geçtikten Sonra Tereke Tespiti İstenebilir mi?

Koruma amaçlı tespit bakımından, yararsız veya olanaksız hâle gelmeme ve paylaşım durumu gibi koşullar çerçevesinde geç başvuru mümkündür. Bu yaklaşım, TMK m. 619’daki resmî defter isteminin süresine otomatik olarak uygulanmaz.

Tereke Tespiti Mirası Ret Süresini Etkiler mi?

Salt dilekçe verilmesinden hareketle sürelerin durduğu kabul edilmemelidir. Bununla birlikte TMK m. 607, koruma önlemi olarak terekenin yazımı hâlinde ret süresini yazımın bittiğinin hâkim tarafından bildirilmesine bağlar. Dosyadaki karar, yazım ve bildirimler birlikte incelenmelidir.

Deftere Yazılmayan Borçtan Mirasçı Sorumlu Olmaz mı?

Koruma amacıyla tutulan envanter, yazılmamış borçları ortadan kaldırmaz. TMK m. 619 ve devamındaki resmî deftere göre kabulün sonuçları ise farklıdır; burada da kanuni istisnalar ve kişisel sorumluluğun kapsamı değerlendirilir.

Diğer Mirasçı Bankadaki Parayı Çekmişse Ne İstenebilir?

Ölüm tarihli bakiye, çekim veya transfer kayıtları ve işlemin dayanağı araştırılabilir. Mevcut para için koruma; çıkmış para için uygun hukuki sebebe dayalı iade veya alacak talebi gerekebilir. Her çekim otomatik olarak hukuka aykırı sayılmaz.

Tespit Kararıyla Miras Payım Bana Ödenir mi?

Salt tespit kararı, pay oranında ödeme veya tartışmalı malın teslimi hükmü değildir. Paylaşım ve tahsil için gereken anlaşma, temsil veya dava koşulları ayrıca yerine getirilmelidir.

Tereke Koruma Kararına Karşı İstinaf Yolu Açık mıdır?

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin E. 2021/2799, K. 2021/2802 sayılı kararı istinaf yolunun açık olduğunu kabul eder. Somut kararın türü, itiraz imkânı ve öğrenme ya da tebliğ tarihleri süre hesabında ayrıca değerlendirilir.

Terekenin Tespiti Ne Kadar Sürer?

Bütün dosyalar için geçerli sabit bir süre yoktur. Kurum yanıtları, malvarlığının kapsamı ve bilirkişi ihtiyacı süreyi etkiler. Acil önlemler, kapsamlı araştırmanın tamamlanmasından önce ayrıca değerlendirilmelidir.

Kaynakça

Mevzuat ve Resmî Hizmetler

Yargıtay Kararları

Akademik Çalışmalar

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları