İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Kamulaştırma Davaları

Acele Kamulaştırma ve Acele El Koyma: Taşınmaz Malikinin İtiraz ve Dava Hakları

Zeytinlik yakınındaki yol projesinde ölçüm yapan görevliler.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 9 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Acele kamulaştırmada 30 günlük dava süresi, el koyma, ilk bedel, yürütmenin durdurulması ve nihai tescil. Danıştay kararıyla hak arama rehberi.

Acele kamulaştırma, olağan kamulaştırma işlemleri tamamlanmadan taşınmaza erken el konulmasını sağlayan istisnai bir usuldür. Acelelik kararının bulunması, mülkiyetin kendiliğinden idareye geçtiği veya mahkemenin belirlediği ilk bedelin kesinleştiği anlamına gelmez. Malik açısından idari işlemin iptali, acele el koyma dosyasındaki teknik inceleme ve sonradan açılacak bedel ve tescil davası birlikte takip edilmelidir.

Bu makale, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesindeki usulü ve buna karşı başvuru yollarını açıklamaktadır. Hukuki araştırma tarihi 14 Ekim 2026'dır. Süreler, hangi işlemin dava konusu yapıldığına ve bildirimin niteliğine göre ayrı değerlendirilmelidir.

Acele Kamulaştırma Hangi Şartlarla Uygulanabilir?

Kanun üç hukuki dayanak öngörür

Kamulaştırma Kanunu m.27; 3634 sayılı Millî Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacını, aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen hâlleri ve özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumları düzenler. Bu şartlar dışında idarenin yalnız projesini hızlı bitirmek istemesi, kendiliğinden acele el koyma yetkisi oluşturmaz. [1]

Kanuni dayanak belirlendikten sonra aceleliğin somut olayda neden gerekli olduğu incelenir. Enerji, ulaşım, sanayi veya altyapı yatırımı kamu yararı taşıyabilir; ancak yatırımın yararlı olması ile olağan usul tamamlanmadan özel mülkiyete müdahale edilmesinin zorunlu olması farklı sorulardır. Dava dilekçesinde projenin bütünü hakkında genel itirazların yanında taşınmaz ve takvim bakımından aceleliği tartışan olgular gösterilmelidir.

Kamu yararı ile acelelik aynı gerekçe değildir

Kamu yararı, kamulaştırmanın temel şartıdır. Acelelik ise bu müdahalenin zamanlamasını haklı kılan ek nedendir. İdare, yalnız yatırım programına veya ekonomik faydaya işaret etmekle yetinmemelidir. Gecikmenin doğuracağı somut sonuç, alternatiflerin neden yeterli olmadığı ve acele edinilecek alanın proje için gerekliliği araştırılabilir.

Her projede mutlaka afet bulunması gerektiğini söylemek de doğru değildir. Kanundaki farklı dayanaklar ve uyuşmazlığın koşulları dikkate alınır. Mahkeme denetiminde mesele, idarenin kullandığı istisnai yetkiyi somut, ilgili ve yeterli nedenlerle açıklayıp açıklamadığıdır. Planda kamu hizmeti alanı öngörülmesinin denetimi ise İmar Planı Değişikliğine İtiraz ve İptal Davası yazısında ayrıca ele alınmıştır.

Acelelik Kararı ile Acele El Koyma Kararı Arasındaki Fark

İdari acelelik kararı, olağan usul tamamlanmadan el koyma yolunun kullanılmasını sağlayan işlemdir. Acele el koyma ise idarenin asliye hukuk mahkemesine başvurması, taşınmazın değerinin belirlenmesi ve bedelin kanundaki şekilde yatırılması üzerine gündeme gelir. Birinci aşama idari işlemin hukuka uygunluğuna, ikinci aşama erken el koymanın adli koşullarına ilişkindir.

AşamaTemel incelemeMalikin başlıca işlemi
Acelelik ve bağlantılı idari kararlarYetki, kamu yararı, somut acelelik, taşınmazın kapsamıDoğru işleme karşı idari dava ve gerekiyorsa yürütmenin durdurulması talebi
m.27 el koyma dosyasıAlan, hak sahipliği, ilk değerleme ve bedelin yatırılmasıDosyayı incelemek, teknik hata ve eksikleri mahkemeye bildirmek
m.10 bedel ve tescil davasıNihai bedel, önceki ödeme, faiz ve tescil şartlarıBilirkişi raporunu denetlemek ve kanun yollarını takip etmek

İdari dava açılmadan yalnız asliye hukuk mahkemesine “acelelik yoktur” denilmesi, idari işlemi iptal ettirmez. Benzer biçimde idari davada başarı sağlanması, bankadaki ödeme, tapu işlemleri ve fiilî kullanım bakımından gereken bütün takip işlemlerini kendiliğinden tamamlamaz.

Kanundaki Yedi Günlük Süre Malik İçin Dava Süresi Değildir

Kanun m.27, mahkemenin yedi gün içinde değer tespiti yaptırmasını öngörür. Bu hüküm, malikin dava açma hakkını yedi günle sınırlayan bir düzenleme değildir. El koyma, değer tespitinin yanında belirlenen bedelin hak sahibi adına kanunun aradığı şekilde yatırılmasını gerektirir. [1]

Dosyanın hızlı görülmesi, ölçüm ve değerleme hatalarının önemsiz olduğu anlamına gelmez. Yanlış parsel, eksik yüzölçümü, gözden kaçan yapı veya ağaçlar, irtifakla mülkiyet ediniminin karıştırılması ve yanlış kişi adına ödeme acilen bildirilmelidir. Malik keşif tarihini öğrendiğinde sınırları ve kullanım özelliklerini gösteren belgeleri hazırlamalıdır. Mülkiyet yerine irtifak hakkının kamulaştırıldığı hâller için Enerji Nakil Hattı ve Boru Hattı Kamulaştırması yazısı da incelenebilir.

Acele el koyma dosyası, olağan bedel ve tescil davasının bütün sonuçlarını doğurmaz. Bu nedenle ilk tespitteki düşük tutarı, artık hiçbir şekilde değiştirilemeyecek kesin kamulaştırma bedeli olarak kabul etmek hatalıdır. İdarenin sonraki işlemleri ve ödeme farkı ayrıca denetlenir.

Acele Kamulaştırmaya Karşı Nerede ve Ne Zaman Dava Açılır?

İvedi yargılama usulündeki süre esas alınmalıdır

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.20/A, acele kamulaştırma işlemlerinden doğan uyuşmazlıkları ivedi yargılama usulüne tabi tutar. Bu usulde dava açma süresi 30 gündür. Genel idari dava süresini esas alarak 60 gün beklemek ciddi hak kaybı doğurabilir. [2]

Sürenin başlangıcı ise işlem, tebligat ve öğrenme olgularıyla birlikte incelenmelidir. Resmî Gazete'de yayımlanan karar, malike yapılan kişisel bildirim, m.10 mahkeme tebligatı ve fiilen öğrenme aynı olgu değildir. Usulsüz veya eksik bildirim konusunda somut uyuşmazlığa göre farklı değerlendirmeler yapılabilse de güvenli dosya takibi, öğrenilen ilk tarihten itibaren gecikmeden hukuki inceleme yapılmasını gerektirir. Eski bir kararda geçen süre, güncel dosyaya açıklamasız taşınmamalıdır.

İdareye dilekçe vermek süreyi durdurur mu?

İvedi yargılama usulünde İYUK m.11 uygulanmaz. Bu nedenle idareye işlemin kaldırılması için dilekçe verilmesinin dava süresini durdurduğu varsayılamaz. İdareyle görüşmek, bilgi istemek veya projenin değiştirileceğine ilişkin sözlü açıklama almak da süreyi kendiliğinden korumaz. Bilgi edinme ve dava hazırlığı eş zamanlı yürütülmelidir. [2]

Görevli mahkeme dava konusu işleme göre belirlenir

Cumhurbaşkanı kararına yönelen uyuşmazlıkta Danıştayın ilk derece görevi; yerel veya bağlantılı idari işlemlerde ise ilgili görev ve yetki kuralları incelenir. “Taşınmaz davasıdır, her durumda yerel asliye hukuk mahkemesinde açılır” yaklaşımı yanlıştır. Birden fazla işlem varsa bağlantı, birlikte dava açılabilirlik ve dava dilekçesindeki iptal isteminin kapsamı açık kurulmalıdır. [3]

Yürütmenin Durdurulması Neden Ayrı Önem Taşır?

İdari dava açılması, acelelik kararının uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. İYUK m.27 uyarınca açık hukuka aykırılık ile telafisi güç veya imkânsız zarar şartlarının birlikte ortaya konulması gerekir. Taşınmazın iş makinesiyle değiştirilmesi, yapıların kaldırılması, ağaçların sökülmesi veya işletme bütünlüğünün bozulması, somut belgelerle açıklanabilecek zarar örnekleridir. [2]

Talep yalnız “mülkiyet hakkım ihlal edilecektir” cümlesine bırakılmamalıdır. Mevcut fotoğraflar, kullanım planı, yapı ve ağaç envanteri, işin başlangıç takvimi ve alternatif uygulama imkânı mahkemeye sunulabilir. Dava konusu işlemin hukuka aykırılığı ile müdahalenin geri döndürülemez sonucu arasında bağlantı kurulmalıdır.

İvedi yargılama usulünde yürütmenin durdurulması kararlarına itiraz edilememesi, ilk talebin gerekçeli hazırlanmasını daha önemli kılar. Esasa ilişkin kararlarda ise m.20/A'nın özel kanun yolu rejimi uygulanır: Kural olarak istinaf aşaması yerine tebliğden itibaren 15 gün içinde doğrudan temyiz söz konusudur. Her tebligat ayrı kaydedilmelidir. [2]

Danıştay Kararı: Belediyenin Yetkisi Aceleliği Tek Başına Göstermez

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31 Mart 2022 tarihli, E.2022/803, K.2022/1130 sayılı kararı, Mezitli'deki küçük sanayi sitesi için acele kamulaştırmayı incelemiştir. Kurul, belediyenin ilgili proje kapsamında kamulaştırma yapabilmesine ilişkin değerlendirmeyi aceleliğin varlığından ayrı ele almıştır. Somut olayda olağan usulden ayrılmayı haklı kılan acelelik ortaya konulmadığından iptal sonucu korunmuştur. [4]

Kararın sonucu, “belediye bu tür projeler için hiçbir zaman kamulaştırma yapamaz” şeklinde okunamaz. İlk derece gerekçesi ile Kurulun onama gerekçesi aynı değildir. Malik bakımından çıkarılabilecek ilke, kamulaştırma yetkisi bulunsa da acele usulün ayrıca gerekçelendirilmesi gerektiğidir. Kendi taşınmazına ilişkin dosyada projenin aşaması, plan kararları ve acelelik nedenleri ayrıca gösterilmelidir. Kamulaştırma amacı sonradan gerçekleşmezse gündeme gelen geri alma hakkı için Kamulaştırılan Taşınmazın Geri Alınması yazısına bakılabilir.

İlk Bedel, Nihai Bedel ve Faiz Birlikte Nasıl İzlenir?

Acele el koyma sırasında belirlenen tutar, sonradan açılan m.10 davasındaki değerlemenin yerine geçmez. Nihai davada kanuni değerleme tarihi ve yöntem yeniden uygulanır. Arsa ve tarım arazisi ayrımı, emsal satışlar, net gelir, yapı ve ağaçlar ile kısmi edinimde kalan bölümün etkilenmesi incelenir. Daha önce malike ödenen tutar ve fark bedel hesapta ayrı gösterilmelidir.

İlk bedelin alınması tek başına bütün dava haklarından vazgeçme değildir. Bununla birlikte ayrıca imzalanmış satın alma, sulh, kabul veya feragat belgeleri varsa içerikleri belirleyicidir. Banka dekontu, bloke bilgisi ve bedelin fiilen kullanılabilir olduğu tarih saklanmalıdır. Yalnız “para yatırıldı” kaydı, ödemenin bütün sonuçlarını açıklamayabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 8 Nisan 2026 tarihli, E.2025/114, K.2026/226 sayılı kararı, kesinleşmemiş bedel davasında dava tarihinden karar tarihine kadar Anayasa m.46 kapsamındaki faizin talep aranmaksızın uygulanmasını benimsemiştir. Önceden yapılmış acele el koyma ödemesi bulunan dosyalarda bu ilke, ödenen ve ödenmeyen tutarlar ayrılarak değerlendirilmelidir. Karar, her acele el koyma dosyasında aynı başlangıçtan aynı ana paraya faiz yürütülmesi anlamına gelmez. [5]

İptal Davası, Tescil ve Fiilî El Koyma Arasındaki İlişki

AYM'nin E.2024/101, K.2024/232 ve E.2025/148, K.2025/141 sayılı kararları sonrasında, idari davanın hukuk yargılamasında dikkate alınmasını yalnız yürütmenin durdurulması kararına bağlayan eski hükümler güncel hukuk gibi aktarılamaz. İdari dava belgeleri hukuk mahkemesine sunulmalı; bekletici mesele talebi HMK m.165 ve anayasal değerlendirmelerle gerekçelendirilmelidir. Bu mesele, sahadaki uygulamanın durması için gereken yürütmenin durdurulması incelemesinden ayrıdır. [1,6]

Acele el koyma kararı tek başına mülkiyeti devretmez. Buna karşılık tapuya işlenen kayıtlar ve m.27'nin devir, ferağ veya temliki sınırlayan sonuçları dikkate alınmalıdır. Taşınmazı satmak veya üzerinde işlem yapmak isteyen malik güncel tapu kaydını incelemelidir. Tahliye ve fiilî teslim de kanuni usulden bağımsız, sınırsız bir idari yetki değildir.

İdare acele el koyduktan sonra olağan kamulaştırmayı tamamlamazsa malikin belirsiz süre beklemek zorunda olduğu söylenemez. Başvurulacak yol; geçen süre, fiilî müdahale, açılmış bedel davası ve işlemlerin durumuyla belirlenir. Her gecikme için kanunda bulunmayan tek bir otomatik dava tarihi üretmek yerine dosyanın bütünü incelenmelidir. Kamulaştırma tamamlanmadan taşınmazın fiilen kullanılması hâlinde açılabilecek dava için Kamulaştırmasız Fiilî El Atma Davası yazısına bakılabilir.

Malik İçin Gerekli Belgeler

  • Acelelik kararı ve parseli gösteren ek liste veya kroki.
  • Tapu kaydı, takyidatlar, miras ve pay durumunu gösteren belgeler.
  • Bütün tebligatlar, öğrenme tarihini gösteren kayıtlar ve mahkeme evrakı.
  • Kamulaştırma planı, kamu yararı kararı ve ilgili imar belgeleri.
  • El koymadan önceki kullanım, yapı, ağaç ve tesislerin fotoğraf ve ölçümleri.
  • Acele el koyma raporu, bedel yatırma belgeleri ve sonraki m.10 dava dosyası.

Bu belgeler tek dosyada toplanırken idari dava süresi, bilirkişi itirazı ve kanun yolu takvimi ayrı tutulmalıdır. Eksik belgenin idareden gelmesini beklemek, işlemeye başlayan dava süresini kendiliğinden durdurmaz.

Sonuç

Acele kamulaştırmada etkili hak arama, üç soruyu birlikte cevaplamayı gerektirir: Acelelik gerçekten gerekli midir, erken el koymanın şartları yerine getirilmiş midir ve nihai bedel doğru hesaplanmış mıdır? Malik, idari işlemi dava konusu yaparken teknik değerlemeyi ve ödeme sürecini de takip etmelidir. Özellikle 30 günlük ivedi dava süresi ile idareye başvurunun süreyi durdurmaması başlangıçta değerlendirilmelidir.

İlgili yazılar: Kamulaştırma Bedeli Tespiti, Bilirkişi İtirazı ve Faiz; Kamulaştırma İşleminin İptali Davası ve Dava Süresi; Kısmi Kamulaştırma ve Kalan Bölümde Değer Kaybı; Kamulaştırmada Tahliye; Kamulaştırma Bedelinde Geç Ödeme, Faiz ve 2026 AYM Kararı; Kamulaştırma Şerhinin Kaldırılması

Sıkça Sorulan Sorular

Acele el koyma kararıyla tapu hemen idareye geçer mi?

Hayır. Erken el koyma mülkiyet devrinin kendisi değildir. Olağan edinim, bedel ve tescil işlemleri ayrıca tamamlanmalıdır.

Acele kamulaştırma davasında süre 60 gün müdür?

İYUK m.20/A kapsamındaki acele kamulaştırma uyuşmazlığında süre 30 gündür. Başlangıç tarihi, bildirim ve öğrenme koşulları somut dosyada incelenir.

İdareye itiraz edersem dava sürem durur mu?

İvedi usulde m.11 uygulanmadığı için böyle bir sonuç varsayılamaz. İdareyle yazışırken dava süresi ayrıca korunmalıdır.

İlk yatırılan bedeli almak nihai bedele itirazı engeller mi?

Tek başına ödeme almak bütün haklardan feragat değildir. Ayrıca imzalanmış anlaşma veya feragat metni varsa ayrı değerlendirilir.

Yedi gün içinde dava açmam mı gerekir?

Hayır. m.27'deki yedi günlük düzenleme mahkemenin değer tespitine ilişkindir; malikin idari dava süresi değildir.

Kaynakça

[1] 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, m.10, 14, 15, 20 ve 27.

[2] 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m.20/A ve 27 — Adalet Bakanlığı.

[3] 2575 sayılı Danıştay Kanunu, m.24.

[4] Danıştay İDDK, 31.03.2022, E.2022/803, K.2022/1130 — resmî tam metin.

[5] Yargıtay HGK, 08.04.2026, E.2025/114, K.2026/226 — erişilebilir tam metin yayını.

[6] AYM, 10.07.2025, E.2025/148, K.2025/141 — önceki E.2024/101, K.2024/232 kararıyla birlikte tam metin değerlendirmesi.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları