İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Miras ve Tereke Hukuku

Miras Payının Devri: Kardeşler Arasında Devir, Üçüncü Kişiye Satış ve Sözleşmenin Geçerliliği

Miras payının devri şeması: mirasçıya yazılı sözleşme, mirasçı olmayan kişiye noterlikçe düzenleme ve paylaşma sonundaki değer.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 17 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Miras payının devri; kardeşler arasında yazılı devir, üçüncü kişiye noterlikçe düzenleme, bedel, borçlar, iptal nedenleri ve dava süreleri Yargıtay kararlarıyla ele alınır.

Miras payı, mirasbırakanın ölümünden sonra başka bir mirasçıya yazılı sözleşmeyle; mirasçı olmayan kişiye ise noterlikçe düzenlenen sözleşmeyle devredilebilir. Ancak üçüncü kişi bu sözleşmeyle mirasçı veya doğrudan taşınmaz maliki olmaz; paylaşma sonunda devreden mirasçıya ayrılan payın kendisine verilmesini isteme hakkı kazanır. İşlemin geçerliliği ve sonuçları, tarafların sıfatına, sözleşme tarihine ve malvarlığının hukuki durumuna göre değişir. Temel düzenleme Türk Medeni Kanunu m. 677–678 hükümleridir.

“Kardeşime hakkımı bıraktım”, “noterden vekâlet verdim” veya “miras hissesini satın aldım” ifadeleri tek başına işlemin sonucunu açıklamaz. Önce hangi mirasbırakanın hangi hakkının devredildiği belirlenmeli; ardından şekil, ödeme, temsil, borç ve dava koşulları değerlendirilmelidir. Bu yazı, Türk hukuku bakımından bu ayrımları ve gerçek Yargıtay kararlarının uygulamaya etkisini ele almaktadır.

Miras payı devri ile taşınmaz hissesi satışı arasındaki fark

Elbirliği mülkiyetinde miras payının kapsamı

Miras, ölümle açılır; mirasçılar mirası kanun gereğince bir bütün olarak kazanır. Birden fazla mirasçı varsa paylaşmaya kadar tereke üzerinde miras ortaklığı oluşur. Mirasçılık belgesindeki pay oranı, her taşınmazın belirli odası veya bağımsız satılabilir tapu hissesi değildir. Elbirliği mülkiyetinde hak, ortaklığa giren malların bütününe yayılır. Tereke malının tamamının satılması ile bir mirasçının kendi miras payını devretmesi bu nedenle ayrı işlemlerdir. TMK m. 575, 599, 640, 701–702.

TMK m. 677, terekenin tamamı veya bir kısmı üzerindeki miras payının devrine izin verir. Sözleşme bütün terekeyi kapsayabileceği gibi belirli taşınmazlar üzerindeki miras hakkıyla da sınırlandırılabilir. Bununla birlikte mirasçı, sahip olmadığı bir hakkı devredemez; belirli malın tamamını diğer mirasçıların haklarını ortadan kaldırarak tek başına satamaz. Sözleşmede “bütün haklar” denilmişse sonradan ortaya çıkan banka hesabı, alacak veya taşınmazın kapsama girip girmediği yorum uyuşmazlığı yaratabilir.

Paylı mülkiyete geçilmişse hangi kurallar uygulanır?

Taşınmaz paylaşılmış veya elbirliği mülkiyeti paylı mülkiyete dönüştürülmüşse, belirli tapu payının sonraki satışı taşınmaz devrine ilişkin resmî şekil ve tescil kurallarıyla değerlendirilir. Sırf satıcı ile alıcının kardeş olması, bu satışı adi yazılı belgeyle geçerli hâle getirmez. Paylı mülkiyette üçüncü kişiye satış, şartları varsa diğer paydaşların yasal önalım hakkını da gündeme getirir. Elbirliği devam ederken yapılan miras payı devrine aynı sonuç otomatik olarak bağlanamaz. TMK m. 688, 706, 732–734.

Bu ayrım için yalnız güncel tapu çıktısı yeterli olmayabilir. Devir sözleşmesinin yapıldığı gündeki mülkiyet türü, önceki intikaller, paylaşma belgeleri ve sonraki tesciller birlikte incelenmelidir. Aynı aileye ait farklı taşınmazların hukuki durumu birbirinden farklı olabilir.

İşlemTemel şekilBaşlıca hukuki sonuç
Açılmış mirasta mirasçılar arasında pay devriYazılı sözleşmeKapsama göre miras hakkı üzerinde değişiklik; tescil ve ifa koşulları ayrıca incelenir
Açılmış mirasta üçüncü kişiye pay devriNoterlikçe düzenlemePaylaşma sonunda ayrılan değeri istemeye yönelik alacak hakkı
Paylı mülkiyette taşınmaz payı satışıTaşınmaz satışına özgü resmî şekilMülkiyetin kazanılması için tescil gerekir
Mirasın paylaşılmasıYazılı paylaşma sözleşmesiKatılan mirasçıların tereke malları üzerindeki paylaşım düzeni

Kardeşler arasında miras payının devri nasıl yapılır?

Aynı mirasbırakanın mirasçısı olmak neden önemlidir?

Kardeşler arasında yazılı şeklin yeterli olması için tarafların aynı terekenin mirasçıları olması gerekir. Akrabalık tek başına yeterli değildir. Devralanın başka bir mirasbırakanın mirasçısı olması, somut tereke bakımından üçüncü kişi sayılmasını engellemez. Yasal mirasçılar yanında atanmış mirasçılar da değerlendirilir; yalnız vasiyet alacaklısı olmak ise mirasçılıkla aynı değildir. TMK m. 516–517, 598, 677.

Bu nedenle mirasçılık belgesi, ölüm ve nüfus kayıtları, varsa atanmış mirasçılığa ilişkin tasarruf ve iptal uyuşmazlıkları önceden görülmelidir. Bir mirasçının kendi payını devretmesi, kural olarak bütün mirasçıların devir sözleşmesine taraf olmasını gerektirmez. Ancak bütün terekenin paylaşılması veya diğer mirasçıların haklarının devri amaçlanıyorsa aynı kolaylıktan yararlanılamaz.

İmza eksikliği ve sözlü aile anlaşmaları

Mirasçılar arasındaki devirde yazılı şekil geçerlilik şartıdır. Aile içindeki sözlü anlaşma, tek başına bu şartın yerine geçmez. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 07.04.2025 tarihli, E. 2024/3626, K. 2025/1765 sayılı kararında, karşılıklı verilen genel vekâletnameler dışında yazılı devir anlaşması bulunmayan uyuşmazlıkta alacak davasının reddi onanmıştır. Aynı gün vekâlet verilmesi, kendi başına miras payı devrini kanıtlayan sözleşme kabul edilmemiştir.

İmza eksikliği konusunda ise belgenin içeriği belirleyicidir. 7. Hukuk Dairesinin 22.01.2026 tarihli, E. 2025/6169, K. 2026/448 sayılı kararında, mirasçılar arasındaki sözleşmede devredenin imzası bulunduğu hâlde alıcının imzasının bulunmaması nedeniyle verilen ret kararı bozulmuştur. Daire, diğer unsurların varlığı koşuluyla devredenin imzasını yeterli görmüştür. Bu, bütün eksik belgelerin geçerli olduğu veya davanın kesin kazanıldığı anlamına gelmez. Yeni sözleşmelerde her iki tarafın açık iradesini, yükümlülüklerini ve imzasını belgelemek uyuşmazlığı azaltır.

Üçüncü kişiye miras payı satışı ve noter şartı

Noterlikçe düzenleme ile imza onayı aynı değildir

Mirasçı olmayan kişiyle yapılan açılmış miras payı devir sözleşmesinin noterlikçe düzenlenmesi gerekir. İmza onayı ile düzenleme şeklinde sözleşme farklı işlemlerdir. Sadece bir metindeki imzanın onaylanması, TMK m. 677/2’deki düzenleme koşulunun yerine geçtiği varsayımıyla kullanılmamalıdır. Sözleşmenin tamamı ve noterlik işlem türü görülmelidir. TMK m. 677/2.

Üçüncü kişi, devraldığı miras payını belirli bir dairenin hemen teslim edilecek tapusu gibi değerlendirmemelidir. Tereke borçları, diğer mirasçıların hakları, paylaşma biçimi ve sözleşmenin kapsamı sonunda elde edilecek değeri etkiler. Bedel belirlenirken yalnız taşınmazların toplam değeri üzerinden hesap yapmak, borçları ve paylaşma riskini görünmez hâle getirebilir.

Devralan paylaşmaya katılabilir veya evi kullanabilir mi?

TMK m. 677/2 üçüncü kişiye doğrudan paylaşmaya katılma yetkisi tanımaz. Bu kişi sırf devir sözleşmesine dayanarak miras ortaklığını yönetemez, evin anahtarını zorla alamaz veya bütün kiraları kendisine ödetemez. Ayrı bir yönetim, kullanım ya da alacak devri ilişkisi varsa onun koşulları ayrıca değerlendirilir.

Ancak üçüncü kişinin tamamen korumasız olduğu da söylenemez. TMK m. 648, açılmış mirasta payı devralan kişinin sulh hâkiminden, devreden mirasçı yerine paylaşmaya katılmak üzere kayyım atanmasını istemesine imkân verir. Bu özel koruma yolu, alıcıyı doğrudan mirasçıya dönüştürmez. Talepte sözleşme, devredilen pay ve paylaşma ihtiyacı somutlaştırılmalıdır. TMK m. 648 ve 677.

Mirasbırakan hayattayken yapılan devir ve mirastan feragat

Açılmamış mirasın devrinde katılma veya izin

Mirasbırakan hayattayken henüz kazanılmış miras payı bulunmaz. TMK m. 678, mirasbırakanın katılması veya izni olmaksızın, gelecekteki miras hakkında diğer mirasçılarla ya da üçüncü kişiyle yapılan sözleşmeleri geçerli kabul etmez; yerine getirilmiş edimlerin geri istenmesine izin verir. Noterde işlem yapılmış olması, eksik katılma veya izin koşulunu kendiliğinden gidermez. TMK m. 678.

Bu hükümde sözleşmenin şekli ayrıca ayrıntılandırılmamıştır. Açılmış miras payı devrine ilişkin şekil kurallarının kıyasen uygulanması ve mirasbırakanın katılımının işleme etkisi öğretide incelenmektedir. Akkanat Öztürk, 2024, s. 989–993, şekil ve nitelendirme sorunlarını farklı görüşlerle ele alır. Uygulamada iznin hangi işleme, hangi paya ve hangi taraflara ilişkin olduğunun açık belgelenmesi önemlidir. İzin, mirasbırakanın belirli bir malı ölümüne kadar mutlaka elinde tutacağına dair sınırsız güvence olarak yorumlanmamalıdır.

Feragat ve paylaşma sözleşmesinden ayrım

Mirastan feragat, mirasbırakan ile muhtemel mirasçı arasında yapılan, miras sözleşmesinin şekline tabi ayrı bir işlemdir. Ölümden sonra kardeşlerin kendi aralarında imzaladığı “feragatname”, başlığı nedeniyle TMK m. 528 anlamında mirastan feragat hâline gelmez. Paylaşma sözleşmesi ise mirasçılar arasındaki mal ve hak dağılımını düzenler. TMK m. 528, 545, 676.

Belgeyi doğru nitelendirmek, geçerlilik şartları yanında mirasçılık sıfatı, borçlar ve dava talebi bakımından da önemlidir. Miras payının devri, mirasın reddi değildir. Özellikle ret süresi içinde tereke üzerinde tasarrufta bulunulması, TMK m. 610 kapsamında ret hakkını kaybettirebilir. Borçlardan kaçınmak isteyen kişinin önce payını satıp sonra mirası reddedebileceğini varsayması ciddi risk taşır. Reddin alacaklılara karşı sonuçları için mirasın reddinin iptali yazısına bakılabilir.

Sözleşmenin tarihi ve gerçek içeriği sonucu değiştirebilir

Eski sözleşmelere bugünkü noter şartı doğrudan uygulanmaz

7. Hukuk Dairesinin 22.01.2024 tarihli, E. 2022/5291, K. 2024/376 sayılı kararında, 1980 ve 1984 tarihli sözleşmeler tartışılmıştır. Devralanın mirasçı olmadığı anlaşılmasına rağmen Daire, işlem tarihinde yürürlükte olan 743 sayılı Kanun m. 612 bakımından değerlendirme yapılması gerektiğini belirtmiş; bugünkü noterlikçe düzenleme koşuluna dayanılarak verilen geçersizlik kararını bozmuştur.

Karar, günümüzde üçüncü kişiye adi yazılı sözleşmeyle devir yapılabileceği anlamına gelmez. Eski hukuki işlemin geçerliliği ile bugün kurulacak sözleşmenin şekli farklı sorulardır. Ölüm, sözleşme, ödeme ve paylaşma tarihleri ayrı ayrı çıkarılmalı; 4722 sayılı Yürürlük Kanunu hükümleri gözetilmelidir.

Devir başlıklı sözleşme başka bir hukuki ilişki olabilir

7. Hukuk Dairesinin 02.03.2026 tarihli, E. 2025/3537, K. 2026/1174 sayılı kararında, tereke işlemlerini yürütme karşılığında malvarlığının belirli oranına yönelik hak öngören sözleşme incelenmiştir. Alt mahkemeler sözleşmeyi miras payı devri sayıp şekil eksikliği nedeniyle davayı reddetmiştir. Yargıtay ise bildirilen olguların vekâlet sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesini gerekli görerek hükmü bozmuştur.

Bu kararın sonucu, şekle aykırı bütün miras payı devirlerinin geçerli sayılması değildir. Asıl ders, sözleşmenin başlığından önce üstlenilen edimlere bakılmasıdır. Alacak, masraf, ücret veya pay devri talepleri aynı hukuki nedene dayanmayabilir. Yanlış nitelendirme görev, süre ve talep sonucunu etkileyebilir. TBK m. 19 ve 502; HMK m. 33.

Bedel, kira gelirleri ve tereke borçları nasıl düzenlenmeli?

Ödeme ve kapsamın açık yazılması

Sözleşmede bedel, ödeme tarihi, taksitler, ödemenin yapılacağı hesap, teslim ve tescil yükümlülükleri açık olmalıdır. Ödemenin yapıldığına ilişkin belge ile ödeme taahhüdü farklıdır. “Bedel tamamen alınmıştır” kaydı, gerçekte ödeme yoksa sonradan ispat uyuşmazlığı doğurabilir. Banka açıklamasında hangi sözleşme ve takside ilişkin ödeme yapıldığının belirtilmesi yararlıdır.

Devir öncesinde doğmuş kira alacakları, tahsil edilmiş gelirler, taşınmazı kullanan mirasçıya yönelik talepler ve sonradan bulunacak malvarlığı açıkça kapsamlandırılmalıdır. Genel ibra hükmüyle belirli bir miras payı devri aynı şey değildir. Saklı tutulacak alacak ve davaların belirtilmesi, ileride aynı ekonomik değerin iki kez talep edilmesi veya istemeden vazgeçilmesi riskini azaltır. Sözleşmenin kapsamı tarafların gerçek ve ortak iradesine göre yorumlanır. TBK m. 19, 97 ve 132.

Borçlardan kurtulma kendiliğinden gerçekleşmez

Mirasçılar tereke borçlarından kural olarak müteselsilen sorumludur. Payını devreden mirasçının, “borçları alıcı ödeyecek” hükmüyle alacaklıya karşı kendiliğinden sorumluluktan kurtulduğu kabul edilemez. Borcun iç ilişkide üstlenilmesi ile alacaklıya karşı borçlu değişikliği farklıdır. TMK m. 641, 681–682 ve TBK m. 195–196 birlikte değerlendirilmelidir.

TMK m. 681’deki beş yıl, paylaşma sonrasındaki teselsülün sona ermesine ilişkindir; bütün borçların beş yıl sonunda ortadan kalktığı anlamına gelmez. Daha sonra muaccel olacak borçlarda başlangıç da farklıdır. Üçüncü kişinin de sırf pay devri nedeniyle bütün tereke borçlarını şahsen üstlendiği söylenemez; sözleşme ve varsa ayrıca gerçekleşen borç üstlenmesi incelenir.

Varsayımsal bir örnekte, tereke aktifinin 6 milyon TL, tereke borçlarının 2 milyon TL olduğu ve iki mirasçının eşit pay aldığı kabul edilirse, yalnız bu kalemlerle hesaplanan net pay değeri kişi başına 2 milyon TL’dir. Bu hesap; vergi, tasfiye gideri, uyuşmazlık, değer değişikliği veya borcun tahsil riskini içermez. Sözleşme bedeliyle alacaklıya karşı sorumluluğun farklı değerlendirilmesi gerektiğini gösterir.

Miras payı devir sözleşmesi hangi nedenlerle iptal edilebilir?

Bedelin ödenmemesi, aldatma ve aşırı yararlanma

Bedelin ödenmemesi, geçerli sözleşmeyi kendiliğinden hükümsüz yapmaz. Önce muacceliyet, karşı edimin ifası, temerrüt ve somut sözleşmeye uygun seçimlik hak değerlendirilir. Aynen ifa ve bedel talebi ile sözleşmeden dönme aynı sonuçları doğurmaz. Sözleşme geçersizse iade talebinin dayanağı da değişebilir. TBK m. 97, 117, 123–125 ve 77–82.

Yanılma, aldatma veya korkutma ileri sürülüyorsa hangi olayın iradeyi etkilediği, ne zaman öğrenildiği ve karşı tarafın rolü açıklanmalıdır. Düşük bedel ise tek başına aşırı yararlanma oluşturmaz. Açık oransızlığın, zarar görenin zor durumundan, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılarak meydana getirilmesi aranır. Taşınmaz değerlemesi kadar tarafın sözleşme tarihindeki koşulları da önemlidir. TBK m. 28–39.

Ehliyet, temsil ve sonraki alıcı

Ehliyetsizlik iddiasında işlem tarihindeki ayırt etme gücü araştırılır; yalnız ileri yaşta olmak yeterli değildir. Sağlık kayıtları ve gerektiğinde uzman incelemesi önem taşır. Vesayet altındaki kişinin miras payı devrinde vesayet makamının izin kuralları; temsil ilişkisinde vekâletin kapsamı ve çıkar çatışması ayrıca incelenir. Çocuk ile yasal temsilcisi arasında menfaat çatışması varsa kayyım gereksinimi doğabilir. TMK m. 13–16, 426, 462/9.

Uyuşmazlık konusu taşınmaz sonradan başka bir kişiye devredilmişse, ilk sözleşmenin varlığı sonraki alıcının tapusunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Tapu siciline güven ve iyiniyet, işlem zinciri ve davalının durumu TMK m. 1023–1024 kapsamında araştırılır. Tescil mümkün değilse geçerli sözleşmeden doğan tazminat ile geçersiz sözleşmeden doğan iade istemi farklı şartlara tabidir. İkincil talebin dayanağı ve hesabı açık kurulmalıdır.

Dava hakkı, görevli mahkeme, arabuluculuk ve tedbir

Doğru talep ve doğru taraflar

Mirasçılar arasındaki geçerli pay devrine rağmen ifa gerçekleşmiyorsa, koşullara göre tapu iptali ve tescil veya alacak talebi gündeme gelebilir. Üçüncü kişinin TMK m. 677/2’den doğan hakkı ise paylaşma sonunda ayrılan paya yöneliktir. Devralanın sıfatı ve ifa zamanı görülmeden aynı dava kalıbı kullanılamaz. Tapu davasında sicildeki hak sahibi; sözleşmesel alacakta borçlu taraf ve ölüm varsa halefleri belirlenmelidir. Terekenin tamamı adına istenen hak ile kişinin kendi devir sözleşmesine dayanan hakkı ayrılmalıdır.

Tapu iptali ve tescil ile sıradan sözleşmesel alacak uyuşmazlıklarında, özel görev kuralı yoksa asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi ise sulh hukuk mahkemesinin görevindedir. Taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer kesin yetkilidir. Paylaşma davalarında ve mirasçılar arasındaki bazı miras uyuşmazlıklarında HMK m. 11; salt sözleşmesel alacakta genel ve sözleşmeye ilişkin yetki hükümleri ayrıca incelenir. HMK m. 2, 4, 6, 10–12.

Taşınır veya taşınmazın paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk vardır. Miras payı devir sözleşmesine dayanan her tapu ya da alacak davası sırf mirasla ilgili olduğu için aynı kapsamda değildir. Gerçek uyuşmazlığın ticari, tüketici veya başka özel nitelik taşıması hâlinde ilgili dava şartları ayrıca incelenir. 6325 sayılı Kanun m. 18/B.

Geçici koruma, giderler ve kararın uygulanması

Dava açılması taşınmazın devrini kendiliğinden durdurmaz. HMK m. 389 ve devamındaki koşullar varsa ihtiyati tedbir istenebilir. Talep, uyuşmazlık konusu hakla bağlantılı ve ölçülü olmalı; yaklaşık ispat belgeleri sunulmalıdır. Yalnız para alacağı bulunan her durumda borçlunun herhangi bir taşınmazına devir yasağı konulacağı varsayılmamalıdır; ihtiyati haciz ayrı koşullara tabidir. HMK m. 389–392; İİK m. 257.

Tapu iptali ve tescil davalarında harca esas uyuşmazlık değeri, devri istenen pay ve talebin kapsamıyla belirlenir. 7. Hukuk Dairesinin 26.12.2022 tarihli, E. 2022/3661, K. 2022/8017 sayılı kararında, eksik harç tamamlanmadan karar verilmesi ve iptal edilecek payların infaza elverişli gösterilmemesi bozma nedenleri arasındadır. Geçerli sözleşme, hatalı kurulmuş hükmü uygulamaya elverişli hâle getirmez.

Noter, tapu, keşif, bilirkişi, tebligat ve vekâlet giderleri aynı kalem değildir; işlemin bedelli veya karşılıksız oluşu mali sonuçları değiştirebilir. Somut işlem görülmeden tek bir “miras payı devir ücreti” verilemez. Taşınmaz aynına ilişkin hükümlerde kesinleşme koşulu; alacak hükmünde ise kararın niteliğine uygun icra yolu dikkate alınır. Güncel usulde kural olarak istinaf ve temyiz başvuru süreleri tebliğden itibaren iki haftadır; kanun yolunun açık olup olmadığı ayrıca denetlenir. Eski kararlardaki karar düzeltme açıklamaları bugünkü her dosyaya taşınamaz. HMK m. 323, 326, 345, 350, 361, 367 ve geçici m. 3.

Miras payı devrinde zamanaşımı ve hak düşürücü süreler

Bütün miras payı devir davaları için tek bir süre söylemek doğru değildir. Aynî hakka dayalı tescil, sözleşmesel alacak, sebepsiz zenginleşme ve irade sakatlığı farklı incelenir. Muacceliyet, hakkın ifasının istenebilir hâle gelmesidir; sözleşme tarihiyle her zaman aynı değildir.

8. Hukuk Dairesinin 20.06.2014 tarihli, E. 2013/11880, K. 2014/13059 sayılı kararında, bütün mirasçıların katıldığı işlem miras payının devri olarak değerlendirilmiş; aynî hakkı içerdiği gerekçesiyle on yıllık zamanaşımından verilen ret kararı bozulmuştur. Bu sonucu bütün bedel ve iade alacaklarına yaymak doğru olmaz.

14. Hukuk Dairesinin 22.02.2021 tarihli, E. 2017/2476, K. 2021/1113 sayılı kararında ise kamulaştırma bedelleriyle bağlantılı alacak uyuşmazlığı incelenmiştir. Daire, somut olayda paylaşma ve ifa olanağını gözeterek zamanaşımının dolmadığını kabul etmiş; yazılı sözleşme bulunmayan davalı bakımından reddi doğru bulmuştur. Kararın olay bağlamı, “süre her zaman sözleşmeden başlar” veya “daima paylaşmaya kadar işlemez” şeklindeki genellemeleri önlemektedir.

Talep veya sebepSüre çerçevesiBaşlangıçta incelenecek olay
Genel sözleşmesel alacakÖzel hüküm yoksa 10 yılMuacceliyet; ifa ve paylaşma koşulları
Sebepsiz zenginleşmeye dayalı iade2 yıl; her hâlde 10 yılGeri isteme hakkının öğrenilmesi ve zenginleşme
Yanılma, aldatma, korkutmaTBK m. 39 kapsamında 1 yılÖğrenme veya korkutma etkisinin kalkması
Aşırı yararlanma1 yıl; her hâlde sözleşmeden 5 yılKanunda belirtilen öğrenme veya zor durumun kalkması
Aynî hakka dayanan tescilAlacak zamanaşımıyla özdeş değildirİşlemin gerçek hukuki niteliği ve talep dayanağı

Tablonun dayanağı TBK m. 28, 39, 82, 146 ve 149 ile yukarıdaki kararlardır. Sürenin durması, kesilmesi, eski kanun ve geçiş hükümleri dosya özelinde ayrıca değerlendirilir. Vekâlet ilişkisi olarak nitelendirilen alacaklarda TBK m. 147/5’teki özel süre de gündeme gelebilir. İhtar göndermek, her durumda zamanaşımını kesen işlem değildir.

İspat için hangi belgeler hazırlanmalı?

İddiada bulunan taraf, dayandığı vakıaları ispatlamalıdır. Sözleşmenin geçerlilik şekliyle ispat kuralı birbirine karıştırılmamalıdır. HMK m. 203’teki yakınlar arasındaki işlemlere ilişkin tanık istisnası, TMK m. 677’deki yazılı geçerlilik şartını kendiliğinden kaldırmaz. HMK m. 190, 200–203.

  • Mirasçılık belgesi, ölüm ve nüfus kayıtları; varsa atanmış mirasçılığın dayanağı.
  • Devir sözleşmesinin aslı, ekleri, noter işlem türü ve önceki anlaşmalar.
  • Güncel ve geçmiş tapu kayıtları, intikal ve paylaşma belgeleri, kadastro kayıtları.
  • Banka dekontları, makbuzlar, bedel ve ifaya ilişkin yazışmalar.
  • Vekâletname, temsil ve izin kararları; uyuşmazlık varsa işlem tarihine ait sağlık kayıtları.
  • Kira, kullanım, tereke borcu, kamulaştırma veya satış bedeli belgeleri.
  • İhtar ve tebliğ kayıtları; aldatma veya korkutmanın öğrenilme zamanını gösteren deliller.

7. Hukuk Dairesinin 23.12.2024 tarihli, E. 2024/4657, K. 2024/5894 sayılı kararında, mirasçılar arasındaki yazılı devir sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil kabulü onanmıştır. Belge örneğinin kullanılması tartışmasında, somut dosyada örneğin tereddüt doğurmaması ve belge aslının açıkça talep edilmemesi önem taşımıştır. Bu karar, fotokopinin her itirazı bertaraf ettiği anlamına gelmez. İmza veya içerik inkârında HMK m. 208–216 kapsamındaki inceleme gerekebilir; aslın saklanması önemlidir.

Sözleşme imzalanmadan önce uygulanacak kontrol sırası

Önce mirasın açılıp açılmadığı ve aynı terekenin mirasçıları belirlenmelidir. Ardından devredilen hak, mülkiyet türü ve sözleşme kapsamı netleştirilir. Bedel, borçlar, önceki gelirler ve saklı tutulan talepler birlikte yazılır. Uygun şekil ve temsil koşulları tamamlandıktan sonra ödeme ile teslim veya tescilin sırası belirlenir. Son aşamada uyuşmazlık çıkarsa talep edilecek hakkın ve gerekli delillerin sözleşmeyle uyumu kontrol edilir.

Yurt dışında imzalanacak belgelerde uygulanacak hukuk, şekil, temsil ve Türkiye’de kullanım koşulları ayrıca incelenir. Apostil, belgenin hukuki içeriğindeki eksikliği gideren bir onay değildir. Türkiye’deki taşınmazlar bakımından Türk hukukunun ve tescil sisteminin gereklilikleri korunur. 5718 sayılı Kanun m. 7, 9, 20–21. Yurt dışında düzenlenen belgelerin Türkiye’de kullanımı için yabancı mirasçılık belgesinin Türkiye’de kullanımı yazısına bakılabilir.

Muris muvazaası, tenkis veya denkleştirme iddiası bulunuyorsa, dava konusu önceki kazandırmayla yeni devir sözleşmesinin ilişkisi açık kurulmalıdır. Her miras payı devri kendiliğinden “mal kaçırma” sayılmaz; buna karşılık geniş ibra veya sulh hükümlerinin önceki taleplere etkisi gözden kaçırılmamalıdır. Genel bilgilendirme, somut belgenin ve işlem zincirinin incelenmesinin yerini tutmaz.

Sonuç

Miras payının devrinde doğru çözüm, akrabalık veya belgenin başlığından önce devredilen hakkın belirlenmesine bağlıdır. Aynı terekenin mirasçıları arasındaki yazılı devir, üçüncü kişiye noterlikçe düzenlenen devir ve paylı taşınmaz satışı farklı hukuki sonuçlar doğurur. Ödeme, borç, gelir, temsil ve ifa koşulları bu ayrım üzerine kurulmalıdır. Konunun ayrıntıları için yurt dışından miras kalan evin satışı yazısına bakılabilir.

Uyuşmazlık doğmuşsa sözleşmenin aslı, işlem tarihindeki mülkiyet durumu ve ödeme kayıtları birlikte incelenmeli; tescil, alacak, iade veya geçersizlik istemine uygun taraf, süre ve koruma yolu seçilmelidir. Bir miras payını devretmek, belirli bir taşınmazı hemen teslim almak veya tereke borçlarından otomatik kurtulmak değildir.

Konunun ilgili yönleri için miras payına haciz yazımıza da bakabilirsiniz.

İlgili yazılar: Ölenin Alacakları ve Devam Eden Davaları.

Sıkça Sorulan Sorular

Kardeşime miras payımı devretmek için diğer kardeşlerin imzası gerekir mi?

Yalnız kendi miras payınızın aynı terekenin başka mirasçısına devrinde, kural olarak bütün mirasçıların imzası aranmaz. Ancak tüm terekenin paylaşılması veya başkalarının haklarını etkileyen işlem farklıdır. Ayrıntı: kardeşler arasında devir.

Noterden vekâlet vermek miras payını devretmek sayılır mı?

Tek başına sayılmaz. Vekâletname temsil yetkisi verir; devir sözleşmesinin kurulduğunu ve kapsamını ayrıca değerlendirmek gerekir. Genel vekâletnamelerle sınırlı dosyada ret kararı onanmıştır. Ayrıntı: imza ve yazılı anlaşma.

Tapuda intikal yapılmadan miras payı devredilebilir mi?

Mirasın kazanılması ölümle gerçekleşir; tapuda intikal yapılmamış olması tek başına devir sözleşmesini engellemez. Bununla birlikte mirasçılık, mülkiyet türü ve sonraki tescil işlemleri ayrıca doğrulanmalıdır. Ayrıntı: elbirliği mülkiyeti.

Üçüncü kişi miras payını satın alınca evde oturabilir mi?

Sırf devir sözleşmesiyle böyle bir kullanım yetkisi kazanmaz. Paylaşma sonunda ayrılan değeri isteme hakkı ile evi kullanma hakkı farklıdır. TMK m. 648 uyarınca kayyım talebi ayrıca değerlendirilebilir. Ayrıntı: devralanın yetkileri.

Bedel ödenmediğinde tapu veya sözleşme otomatik iptal olur mu?

Hayır. Ödeme borcu, temerrüt ve uygun seçimlik hak incelenmelidir. Geçersizlik varsa iade; geçerli sözleşmenin ihlali varsa ifa veya diğer sözleşmesel talepler gündeme gelebilir. Ayrıntı: bedel ve iptal sebepleri.

Miras payı devrinden sonra borçlar için bana başvurulabilir mi?

Devir tek başına alacaklıya karşı sorumluluğu sona erdirmez. Borcun üstlenilmesi ve alacaklının kabulü ayrı değerlendirilir; paylaşma sonrasındaki teselsül kuralı bütün borçların silinmesi değildir. Ayrıntı: borç sorumluluğu.

Eski tarihli bir sözleşmede noter yoksa sözleşme kesin geçersiz midir?

Kesin sonuç için işlem tarihindeki hukuk incelenmelidir. 743 sayılı Kanun dönemindeki üçüncü kişiye devirle bugün yapılan devir aynı şekil rejimine tabi olmayabilir. Ayrıntı: eski sözleşmeler.

Miras payı devir davası her zaman on yıl içinde mi açılır?

Hayır. Aynî tescil, sözleşmesel bedel, iade ve irade sakatlığı taleplerinin süreleri farklıdır. Başlangıç da sözleşme, muacceliyet, öğrenme veya paylaşma gibi farklı olaylara bağlanabilir. Ayrıntı: süreler.

Kaynakça

Mevzuat

Yargıtay kararları

Akademik kaynak

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları