İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Anayasa Mahkemesi ve AİHM Başvuruları

Ceza Davasında AYM İhlal Kararı Sonrası: Yeniden Yargılama, Tahliye ve Tazminat

Güneş & Güneş Hukuk Bürosunun toplantı odası; çalışma masası, hukuk kitapları ve büro logosu.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 16 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Yeniden yargılama, infazın durdurulması, tahliye ve tazminat: AYM kararlarıyla uygulama rehberi.

Anayasa Mahkemesinin ceza davasında hak ihlali bulması, mahkûmiyetin kendiliğinden beraate dönüşmesi veya her durumda derhâl tahliye edilmek anlamına gelmez. Buna karşılık AYM yeniden yargılama yapılmasına hükmetmişse ilgili mahkeme bu süreci başlatmak ve kararda belirlenen ihlali sonuçlarıyla birlikte gidermek zorundadır. Tahliye, infazın durdurulması ve tazminat bakımından hangi işlemlerin gerektiği; ihlalin niteliğine, AYM’nin giderim gerekçesine, hüküm fıkrasına ve kişinin güncel hukuki durumuna göre belirlenir. [1–3]

Bu nedenle ihlal kararından sonraki savunma, yalnızca “AYM lehimize karar verdi” açıklamasına dayanamaz. Kararın hangi işlemi zorunlu kıldığı, bunun kim tarafından yerine getirileceği ve yerine getirilmezse hangi başvuru yolunun kullanılacağı somutlaştırılmalıdır. Özellikle yeniden yargılama talebi, infazın durdurulması talebi ve maddi-manevi tazminat istemi birbirinden ayrılarak gerekçelendirilmelidir.

AYM ihlal kararının bağlayıcılığı ve kapsamı

Anayasa’nın 153. maddesi AYM kararlarının kesinliğini ve bağlayıcılığını düzenler. Bireysel başvuruda ihlalin giderilmesine ilişkin temel hüküm ise 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesidir. AYM yalnızca bir hakkın ihlal edildiğini tespit etmekle kalmaz; ihlal ile sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere de hükmeder. [1–2]

Mahkeme kararının doğurduğu ihlal bakımından yeniden yargılama, başvurucuyu mümkün olduğunca ihlal öncesindeki hukuki duruma döndürmeyi amaçlar. Bununla birlikte giderim, her dosyada aynı işlemden oluşmaz. Savunmanın dinlenmemesi, belirleyici tanığın sorgulanamaması ve mahkûmiyetin doğrudan anayasal bir özgürlüğü ihlal etmesi farklı işlemler gerektirebilir.

İlgili mahkeme, AYM’nin ihlal tespitinin doğru olup olmadığını yeniden denetleyen bir merci değildir. “AYM delilleri yanlış değerlendirdi” veya “yetkisini aştı” düşüncesi, kesinleşmiş ihlal kararını uygulamama yetkisi vermez. Kararın uygulanmasını gerektiren bağlayıcılık ile yeniden kurulacak hükümde mahkemenin sahip olduğu değerlendirme alanı ayrı konulardır. Değerlendirme alanı, tespit edilmiş ihlali sürdürme serbestisi sağlamaz. [4, 10]

Bireysel başvuru kararının hukuki sonuç doğurması için her durumda Resmî Gazete’de yayımlanmasının beklenmesi de gerekmez. Kararın ilgili yargı merciine tebliği veya gönderilmesi esas alınır. Bu ayrım, özellikle özgürlükten yoksun bırakılmanın sürdüğü dosyalarda gereksiz beklemeyi önler. Şahin Alpay (2) kararında bu husus açıkça değerlendirilmiştir. [8, §§ 68–79]

Öğretide, kararın başvurucu ve ilgili kamu makamı yönünden etkisi ile benzer uyuşmazlıklara etkisi ayrı incelenir. Akçil’in idari yargı üzerinden yürüttüğü çalışma da bu ayrımı ele alır. Bu tartışma, başvurucuya ait ihlal kararının uygulanması yükümlülüğünü başka bir dosyaya emsal gösterme meselesiyle karıştırmamak bakımından yararlıdır. [14, s.16–18]

AYM sonrası yeniden yargılama ile CMK’daki yargılamanın yenilenmesi aynı mıdır?

6216 sayılı Kanun’un 50. maddesine özgü giderim

AYM’nin ihlal kararı üzerine yürütülen yeniden yargılama, CMK’nın 311 ve devamı maddelerindeki olağanüstü kanun yoluyla tamamen özdeş değildir. AYM yeniden yargılama yapılmasına karar vermişse ilgili mahkeme, başvurucudan ayrıca yeni delil göstermesini veya CMK’da sayılan yenileme sebeplerinden birini ispatlamasını isteyerek süreci engelleyemez. Yeniden yargılama sebebi, doğrudan AYM’nin ihlal kararıdır. [2–4]

Mahkeme karar kendisine ulaştığında ilgilinin dilekçesini beklemeksizin harekete geçmelidir. Uygulamada yine de kararın dosyaya girdiğini izlemek ve yapılması gereken işlemleri açık bir dilekçeyle istemek yararlıdır. Bu dilekçe, yeniden yargılama hakkını kuran zorunlu bir başvuru şartı olarak sunulmamalıdır.

Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, bu ayrımın temel kararlarındandır. Ceza davasına ilişkin olmayan bu karar, bireysel başvuruya özgü giderimin genel ilkelerini açıklar: İhlalin kaynağına göre usul işlemi yeniden yapılmalı veya ihlali doğuran kararın sonuçlarını gideren yeni bir karar verilmelidir. Karar, ceza dosyalarına ait olguların emsali olarak değil, yeniden yargılamanın hukuki niteliğinin dayanağı olarak kullanılmalıdır. [3, §§ 54–60]

AİHM kararına dayanan bir yıllık süre neden buraya taşınamaz?

CMK m.311/1-f, hükmün Sözleşme’ye aykırılığa dayandığının kesinleşmiş AİHM kararıyla tespiti gibi kanunda gösterilen hâllerde yargılamanın yenilenmesini düzenler. Bu bentteki bir yıllık süre, AİHM kararının kesinleşmesiyle bağlantılıdır. Aynı bent, belirtilen koşullardaki dostane çözüm ve tek taraflı deklarasyon üzerine verilen düşme kararlarını da kapsar. [11]

AYM’nin 6216 sayılı Kanun m.50/2 uyarınca verdiği yeniden yargılama kararı için bu bir yıllık süre uygulanmaz. AYM’nin ilk başvurusu veya sonraki yeni bireysel başvuru bakımından söz konusu olan otuz günlük süre de yeniden yargılamaya başlanması için ayrı bir dilekçe süresi değildir. Ancak bu ayrım, uygulamama kararına karşı kanun yollarının ve yeni bireysel başvuru süresinin sınırsız olduğu anlamına gelmez. [2, 4, 11]

Yeniden yargılamada mahkeme hangi işlemleri yapmalıdır?

Savunma ve tanık sorgulama ihlalinin giderilmesi

Tanık sorgulama hakkı ihlal edilmişse yeni bir dosya numarası verilmesi yeterli değildir. İhlal kararının ortaya koyduğu sorunla ilgili olarak tanığın sorgulanması, savunmanın sorularını yöneltebilmesi ve beyanın güvenilirliğinin tartışılabilmesi sağlanmalıdır. Tanığa ulaşma imkânı değişmişse mahkeme bu durumu somutlaştırmalı ve AYM’nin belirlediği güvenceleri gözeterek beyanın hükümdeki kullanımını yeniden değerlendirmelidir.

Müdafi yardımından yararlanma hakkına ilişkin ihlalde ise hangi beyanın hangi koşullarda alındığı ve mahkûmiyet üzerindeki etkisi ele alınmalıdır. Savunma, AYM kararının ilgili paragrafını duruşma tutanağına ve hükümde kullanılan delile bağlamalıdır. Sadece eski savunmaların topluca tekrar edilmesi, yerine getirilmesi gereken işlemin belirlenmesini güçleştirir.

Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019 kararında, önceki ihlal kararından sonra yeniden yargılama yapılmaması incelenmiştir. Derece mahkemesinin sonucun değişmeyeceği değerlendirmesiyle usul güvencelerindeki eksiklikleri gidermeden talebi reddetmesi yeterli görülmemiştir. AYM, ihlalin devam ettiğine karar vermiştir. Bu kararın uygulamadaki karşılığı, ihlalden önceki delil değerlendirmesini tekrar ederek yeniden yargılamadan kaçınılamamasıdır. [4, §§ 57–68]

Gerekçeli karar ihlalinin giderilmesi

Gerekçeli karar hakkı ihlali, yalnızca karar metninin uzatılmasıyla giderilmez. AYM’nin değerlendirilmediğini belirttiği belirleyici savunma iddiası gerçekten tartışılmalıdır. Örneğin olay saatinde başka yerde bulunulduğuna ilişkin kaydın sonuca etkisi hiç değerlendirilmemişse, yeni kararda bu kaydın neden kabul veya reddedildiği açıklanmalıdır. Bu örnek varsayımsaldır.

Savunma dilekçesinde üç nokta belirgin olmalıdır: Önceki kararda cevapsız kalan iddia, bu iddiayı destekleyen dosya belgesi ve AYM kararının o eksikliğe ilişkin tespiti. Böylece mahkemenin gerekçe oluşturma yükümlülüğü somutlaşır. Gerekçenin yeterliliği ile delillerin nihai takdiri karıştırılmamalıdır; AYM’nin usul ihlali bulması, her zaman beraati zorunlu kılmaz.

Yeniden mahkûmiyet kararı verilebilir mi?

İhlal yalnızca yargılamadaki bir usul eksikliğinden doğmuşsa bu eksiklik giderildikten sonra aynı veya farklı sonuca ulaşılması mümkündür. Bununla birlikte yeni hüküm, AYM’nin belirlediği ihlal nedenini devam ettiremez. İhlal mahkûmiyetin doğrudan anayasal bir hakkı ihlal etmesinden kaynaklanıyorsa, aynı sonucun yalnızca farklı cümlelerle tekrarlanması gerçek bir giderim sağlamaz. [3–4]

Yeni hüküm verildiğinde, o hüküm için açık olan olağan kanun yolları ayrıca değerlendirilir. AYM’nin daha önce ihlal kararı vermesi, yeniden kurulan hükmü kendiliğinden kesin veya denetim dışı hâle getirmez. Buna karşılık sırf sonuç yine mahkûmiyet olduğu için ihlal kararının uygulanmadığı da söylenemez; belirleyici olan, AYM’nin tespit ettiği sorunun giderilip giderilmediğidir.

AYM ihlal kararı otomatik tahliye sağlar mı?

Tutukluluk ile kesinleşmiş cezanın infazı ayrılmalıdır

Hakkında suç isnadı nedeniyle tutuklama tedbiri uygulanan kişi ile kesinleşmiş hapis cezasını infaz eden kişinin özgürlükten yoksun bırakılmasının hukuki dayanakları farklıdır. Başvuruda kişinin güncel statüsü belirlenmeden yalnız “tutukluluğun devamı” ifadesinin kullanılması, yanlış anayasal ölçüte dayanılmasına yol açabilir.

AYM’nin doğrudan tutuklamanın hukukiliği hakkında ihlal tespiti yapması ile kesinleşmiş mahkûmiyete götüren yargılamada savunma hakkı ihlali bulması aynı sonuçları doğurmaz. Ayrıca AYM, giderim için önceki hükmün kaldırılmasını, infazın durdurulmasını veya tahliyeyi açıkça zorunlu görmüş olabilir. Bu nedenle tahliye talebinin ilk kaynağı, başvurucuya ait kararın gerekçesi ve hüküm fıkrasıdır. [5–9]

CMK m.312’de yenileme isteminin infazı kendiliğinden ertelemeyeceği düzenlenir. Bununla birlikte bu hüküm, AYM’nin somut dosyada bağlayıcı biçimde belirlediği giderimin uygulanmasını engellemek için kullanılamaz. İnfazın durdurulması konusundaki takdirin bulunup bulunmadığı, AYM kararının içeriğiyle birlikte değerlendirilmelidir. [5–7, 11]

İnfazın devamının ihlal sayılmadığı kararlar

Erol Eşrefoğlu [GK], B. No: 2018/23111, 1/7/2021 kararında AYM, gerekçeli karar hakkına ilişkin ihlal sonrasında yeniden yargılama yapılırken infazın sürdürülmesini değerlendirmiştir. Çoğunluk, somut olayda mahkûmiyet ile tutulma arasındaki bağın ortadan kalkmadığına ve ilgili şikâyet bakımından kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Karşıoylarda ise ihlal üzerine yeniden yargılamaya başlanırken önceki hükmün kaldırılması ve varsa yeni bir tutuklama değerlendirmesi yapılması gerektiği savunulmuştur. [5, §§ 66–80 ve karşıoylar]

Aligül Alkaya ve diğerleri (3) [GK], B. No: 2022/9358, 25/2/2025 kararında çoğunluk, AYM’nin önceki kararlarında infazın durdurulmasını gerektiren bir belirleme bulunmadığını ve yeniden yargılama sırasındaki tutulmanın mahkûmiyete bağlı niteliğini koruduğunu değerlendirmiştir. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin şikâyet açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur. İkinci Aligül Alkaya kararı yeniden yargılamanın başlatılmamasını, üçüncü karar ise yeniden yargılama sırasındaki infazın devamını ele alır; bu iki sonuç birbirine karıştırılmamalıdır. [7, §§ 25–29]

Dilek Hatipoğlu ve Nurullah Çiftçi (3), B. No: 2023/2743, 26/3/2025 kararında da infazın durdurulmamasına ilişkin şikâyet kabul edilemez bulunmuştur. Ayrıca yeniden yargılamada adil yargılanma güvencelerine uyulmadığına ilişkin iddialar bakımından başvuru yollarının tüketilmesi şartı vurgulanmıştır. Karşıoylar, ihlal sonrası hükme bağlı tutmanın sürdürülmesine itiraz eder. Bu görüşler savunmada tartışılabilir; ancak çoğunluk kararı yerine geçmez. [12, §§ 23–30 ve karşıoy]

Hükmün kaldırılmasının infaza etkisi

Behzet Çakar ve diğerleri (2) [GK], B. No: 2019/2333, 1/7/2021 kararında farklı sonuca ulaşılmıştır. Önceki ihlal kararında mahkûmiyet hükmünün ortadan kaldırılması gerektiği belirlenmişti. AYM, bu belirleme doğrultusunda hükmün kaldırılmasıyla artık dayanağı kalmayan hükme bağlı tutmanın sonlandırılması ve infazın durdurulması gerektiğini açıklamıştır. Behzet Çakar yönünden kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. [6, §§ 61–67]

Aynı kararda, haklarındaki yakalama emirleri henüz infaz edilmemiş diğer iki başvurucunun fiziksel özgürlükleri kısıtlanmadığından ilgili şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur. Böylece aynı dosyada dahi her başvurucunun güncel durumu ayrı değerlendirilmiştir. [6, §§ 32–39]

Hükme bağlı tutmanın sona ermesi, koşulları varsa suç isnadına bağlı yeni bir tutuklama kararı verilmesini kategorik olarak engellemez. Ancak bunun için Anayasa ve kanunda öngörülen şartlara dayanan ayrı bir değerlendirme gerekir. Eski infaz kararının adı değiştirilerek sürdürülmesi yeterli değildir. [6, § 64]

Tutuklamaya ve dokunulmazlığa özgü kararların sınırı

Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018 kararında AYM, tutuklamanın hukukiliğine ilişkin önceki ihlal kararının uygulanmamasını incelemiş; somut olayda tutukluluğun sona erdirilmesini gerekli görmüştür. Önceki kararda değerlendirilmemiş gerçekten yeni olgulara ilişkin istisnai ihtimal ile aynı gerekçelere dayanarak tutukluluğu sürdürmek birbirinden ayrılmıştır. Bu kararın konusu kesinleşmiş mahkûmiyetin infazı değildir. [8, §§ 79–89]

Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021 kararında ise yasama dokunulmazlığından doğan özel durum belirleyicidir. AYM, yeniden yargılama işlemlerinin başlatılması yanında infazın durdurulması, tahliyenin sağlanması, hükümlü statüsünün sona erdirilmesi ve yeniden yargılamada durma kararı verilmesi gerektiğini açıklamıştır. Bu somut giderim, bütün savunma hakkı ihlallerinde aynı işlemlerin zorunlu olduğu biçiminde genelleştirilemez. [9, §§ 129–140 ve hüküm]

Mahkeme AYM kararını uygulamazsa ne yapılabilir?

Uygulamama ile yeni yargılamadaki hukuka aykırılık ayrımı

AYM’nin yeniden yargılama kararına rağmen süreci başlatmamak, kararın bağlayıcılığını reddetmek veya açık giderim talimatını yerine getirmemek, yeni bir bireysel başvurunun konusu olabilir. Buna karşılık yeniden yargılama başlamış ve bu süreçte başka bir delil veya usul tartışması doğmuşsa, kural olarak ilgili olağan başvuru yollarının tamamlanması gerekir. Her iki durumda aynı aşamada AYM’ye gidilebileceği varsayılmamalıdır. [4, 10, 12]

Ret kararına karşı açık olan itiraz yolu kullanılmalıdır. İtirazın konusu, AYM’nin haklılığını yeniden tartışmak değil; kararın belirli paragrafında zorunlu tutulan işlemin neden yapılmadığını göstermektir. Genel CMK itiraz süresi, özel hüküm bulunmadıkça kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. Bu değişiklik 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar bakımından uygulanır; eski tarihli işlemlerde geçiş hükmü ayrıca gözetilir. [11, m.267–268 ve geçici m.6]

Yeni bireysel başvuruda kural olarak etkili olağan yolların tüketilmesinden, yol öngörülmemişse ihlalin öğrenilmesinden itibaren otuz günlük süre dikkate alınır. Aynı talebin tekrar tekrar sunulmasının yeni bir başvuru süresi yarattığı kabul edilmemelidir. Süre hesabında ret kararı, itiraz sonucu ve öğrenme kayıtları ayrı tutulmalıdır. Mahkemenin sessiz kalması gibi durumlarda ise somut sürecin özellikleri ayrıca incelenmelidir. [2, m.45 ve 47]

Güncel örnek: Tayfun Kahraman (2)

Tayfun Kahraman (2) [GK], B. No: 2025/57667, 2/4/2026; RG 6/10/2026, 33392 kararında, önceki ihlal kararına rağmen yeniden yargılama işlemlerinin başlatılmaması incelenmiştir. AYM, derece mahkemesinin yetki aşımı değerlendirmesine dayanarak ihlal kararını uygulamamasını kabul etmemiştir. Bireysel başvuru hakkının ihlaline oybirliğiyle, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaline ise oyçokluğuyla karar verilmiştir. [10, §§ 62–77]

Kararın önemli sınırı şudur: Çoğunluk, henüz yeniden yargılama başlatılmadığından infazın durdurulması ve tahliye taleplerini bu aşamada incelememiştir. Karar bu nedenle “AYM doğrudan tahliye kararı verdi” şeklinde sunulamaz. Yeniden yargılama işlemlerine başlanması için gönderme yapılmış ve 100.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Bu tutar, somut karara aittir; başka dosyalar için tarife değildir. [10, §§ 78–83 ve hüküm]

HSK’ya yapılacak şikâyet de mahkeme kararına karşı kullanılabilecek kanun yolunun yerine geçmez. Disiplin yönünden inceleme ile ihlalin yargısal giderimi farklı amaçlara sahiptir. Tayfun Kahraman (2) kararında HSK’ya bilgi için gönderme yapılmış olması, başvurucunun yargısal yolları takip etme gereğini ortadan kaldırmaz. [10]

Tazminat hangi yoldan ve nasıl istenir?

AYM’nin hükmettiği tazminatın ödenmesi

AYM, koşullarına göre yeniden yargılama yanında tazminata da hükmedebilir. Yeniden yargılama kararı verilmiş olması, her türlü maddi ve manevi zararın kendiliğinden kabul edildiği anlamına gelmez. Zararın niteliği, ihlalle bağlantısı ve talep edilen giderimin kapsamı ayrı değerlendirilir. [2, 10]

Kararda bir tazminata hükmedilmişse önce ödeme ve faiz hükümleri okunmalıdır. Örneğin Tayfun Kahraman (2) kararında ödeme süresi, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay olarak belirlenmiştir. Gecikme faizinin başlangıcı da bu sürenin sonuna bağlanmıştır. Dolayısıyla dört ayı doğrudan karar tarihinden başlatmak doğru değildir. [10, hüküm F]

Ödeme talebinin kararı ve başvurucuyu açıkça tanımlaması, tebliğ belgesini ve ödeme için gereken bilgileri içermesi; başvuru tarihinin belgelendirilmesi gerekir. AYM tazminatı, yargılama gideri ve vekâlet ücreti ayrı kalemler olarak izlenmelidir. Kararda reddedilen veya hiç hükmedilmeyen bir zarar kalemi, ödeme dilekçesiyle ilama eklenemez.

Yeniden yargılama sonunda beraat ve infazdan doğan zarar

CMK m.323/3, yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde, önceki mahkûmiyetin tamamen veya kısmen infazından doğan maddi ve manevi zararların CMK m.141–144 hükümlerine göre tazminini düzenler. Bu yolun koşulları, AYM’nin yalnızca usul ihlali tespit etmiş olmasından ayrıdır. Yeni hüküm, kesinleşme durumu ve fiilen infaz edilen süre dosyada gösterilmelidir. [11]

Maddi zarar bakımından gelir kayıtları, ücret bordroları, vergi belgeleri, somut giderler ve bunların ilgili dönemle bağlantısı önem taşır. Manevi zarar değerlendirmesinde özgürlükten yoksun kalmanın süresi ve kişiye özgü etkiler açıklanır. Önceden alınmış tazminatlar da belirtilmelidir; aynı zarar için mükerrer ödeme varsayımına dayanan talep hazırlanamaz.

CMK m.142/1 uyarınca genel süre, kararın veya hükmün kesinleştiğinin ilgiliye tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıldır. Görevli merci konusunda ise güncel ayrım önemlidir: Genel düzenleme ağır ceza mahkemesini gösterirken, m.141/1’in (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler 6384 sayılı Kanun uyarınca Tazminat Komisyonuna bırakılmıştır. Önceki mahkûmiyetin infazından doğan m.323/3 istemi ile soruşturma veya kovuşturmadaki bir koruma tedbirinden doğan istem, dayanakları belirlenmeden tek başlık altında birleştirilmemelidir. [11, m.142; 13]

Tazminat dilekçesi hazırlanırken her zarar kaleminin hukuki sebebi ve ilgili merci ayrı belirlenir. Kanun, ağır ceza mahkemesine sunulmuş Komisyon kapsamındaki istemlerin gönderilmesini; karışık istemlerde ise görev dışındaki kısmın ayrılmasını düzenler. Bu düzenleme, başvuru tarihini koruyan bir mekanizma sağlar; yine de dosyayı baştan doğru hukuki sebebe göre hazırlamak gecikmeyi azaltır. [11, m.142/2]

Karar, belge ve talep nasıl eşleştirilir?

İhlal sonrası dilekçenin merkezinde kısa bir olay sıralaması ve somut işlem listesi bulunmalıdır. Dosyanın bütün geçmişini tekrar etmek yerine AYM kararından sonraki gelişmeler, teslim ve öğrenme tarihleri, mahkemenin yaptığı işlemler ve devam eden sonuç gösterilir.

İstenen işlemDayanakta gösterilecek hususEklenecek temel belge
Yeniden yargılamanın başlatılmasıAYM’nin gönderme hükmü ve ihlal gerekçesiTam AYM kararı, ilgili dosya numarası, mahkemeye ulaşma kaydı
Tanığın sorgulanması veya savunma imkânıİhlale yol açan belirli usul eksikliğiDuruşma tutanağı, önceki talepler, ilgili beyan veya rapor
İnfazın durdurulması ve tahliyeGiderim talimatı, güncel tutulma dayanağı ve kişisel durumMahkûmiyet ve infaz belgeleri, müddetname, son ret kararı
Uygulamama nedeniyle itirazAYM kararındaki yükümlülük ile ret gerekçesi arasındaki uyumsuzlukRet kararı, öğrenme kaydı, önceki uygulama dilekçesi
Tazminatın tahsili veya ayrı zarar talebiÖdeme hükmü yahut ayrı tazminat sebebiTebliğ, başvuru kaydı, kesinleşmiş yeni hüküm ve zarar belgeleri

Talep sonucu da bu eşleştirmeyi izlemelidir. Örneğin yeniden yargılamaya başlanması, belirli tanıkların sorgulanması, infaz hakkında ayrıca karar verilmesi ve kararın ilgili infaz birimine bildirilmesi ayrı bentlerle istenebilir. Tahliye talebi yalnızca kararın “ihlal” sözcüğüne değil, özgürlükten yoksun bırakılmanın güncel dayanağını neden etkilediğine bağlanmalıdır.

İhlal kararında gerekli görülen işlemlerin yapılıp yapılmadığı duruşma tutanaklarından izlenmelidir. Tanık sorgulaması yapılmışsa sorular ve cevaplar; delile erişim sağlanmışsa teslim tarihi ve savunmaya tanınan süre; yeni gerekçe kurulmuşsa belirleyici iddiaya verilen cevap kaydedilir. Bu kayıtlar, sonraki kanun yolu incelemesinin de temelini oluşturur.

Süreler için ayrı takip çizelgesi

İşlemSüre veya başlangıç ölçütüKritik ayrım
AYM’nin gönderdiği dosyada yeniden yargılamaKarar ilgili mahkemeye ulaştığında gereği yerine getirilirCMK m.311/1-f’deki bir yıllık süre uygulanmaz
CMK kapsamında genel itirazÖzel hüküm yoksa öğrenmeden itibaren iki hafta1/6/2024 öncesi kararlar için geçiş hükümleri incelenir
Yeni AYM bireysel başvurusuKural olarak yolların tüketilmesinden; yol yoksa öğrenmeden itibaren otuz günUygulamama ile derdest yeniden yargılamadaki yeni şikâyet ayrılır
CMK m.142 kapsamındaki tazminatKesinleşmenin tebliğinden üç ay; her hâlde kesinleşmeyi izleyen bir yılTalebin dayanağı ve görevli merci ayrıca belirlenir
AYM’nin hükmettiği paranın ödenmesiSomut kararın ödeme hükmüKarar tarihi, tebliğ ve Bakanlığa başvuru aynı tarih değildir

Çizelge, CMK’nın 142, 268 ve geçici 6. maddeleri, 6216 sayılı Kanun’un 45, 47 ve 50. maddeleri ile incelenen kararların giderim hükümlerine dayanır. Her dosyada takvim, gerçek tebliğ ve öğrenme belgeleri üzerinden kurulmalıdır. [2, 10–11]

Sonuç

AYM ihlal kararından sonra etkili savunma, kararın uygulanmasını sağlamakla başlar. Yeniden yargılama zorunluluğu, ihlalin giderilmesi için yapılacak usul işlemleri, infazın durdurulması ve tazminat aynı hukuki sorunun farklı parçalarıdır. Bunların her biri kararın gerekçesi ve kişinin güncel durumu üzerinden ayrı açıklanmalıdır.

Mahkemenin ihlal kararına uyup uymaması takdir konusu değildir. Buna karşılık tahliye bakımından, önceki mahkûmiyetin kaldırılmasına ilişkin bir belirleme bulunup bulunmadığı ve tutulmanın hangi hukuki temele dayandığı sonucu değiştirebilir. Sağlam bir uygulama dilekçesi; AYM’nin belirlediği yükümlülüğü, bunu doğrulayan dosya belgesini ve mahkemeden istenen somut işlemi aynı noktada birleştirir.

Sıkça Sorulan Sorular

AYM ihlal kararı verince ceza silinir mi?

Her ihlal kararı cezanın kendiliğinden ortadan kalkması sonucunu doğurmaz. Hangi işlemlerin yapılacağı AYM’nin giderim gerekçesi ve hükmüne göre belirlenir. Yeniden yargılama sonunda kurulacak hüküm de ihlalin niteliğine ve dosyaya bağlıdır.

Yeniden yargılama için mutlaka dilekçe vermek gerekir mi?

AYM yeniden yargılamaya hükmetmişse ilgili mahkeme karar kendisine ulaştığında talep beklemeksizin harekete geçmelidir. Buna rağmen kararın dosyaya ulaştığını izlemek ve gerekli işlemleri somut bir dilekçeyle göstermek uygulama açısından yararlıdır.

AYM kararı sonrası yeniden yargılama için bir yıl beklenebilir mi?

AİHM kararına ilişkin bir yıllık yenileme süresi AYM’nin m.50/2 kapsamındaki giderimine uygulanmaz. Mahkeme ihlal kararının gereğini geciktirmeden yerine getirmelidir. Uygulamama kararına karşı başvuru süreleri ise ayrıca işler.

Yeniden yargılama kararı tahliye için yeterli midir?

Her durumda yeterli değildir. AYM’nin ihlal ve giderim tespitleri ile kişinin tutuklu mu yoksa kesinleşmiş cezasını infaz eden hükümlü mü olduğu incelenir. Açıkça zorunlu kılınmış tahliye veya infazın durdurulması işlemi ise yerine getirilmelidir.

Mahkeme yeniden aynı cezayı verebilir mi?

Usul eksikliği giderildikten sonra aynı sonuca ulaşılması mümkün olabilir. Ancak yeni hüküm AYM’nin tespit ettiği ihlali devam ettiremez. Sonucun aynı olması ile ihlal kararının uygulanmaması aynı değerlendirme değildir.

Mahkeme AYM kararını yanlış bulduğu için uygulamayabilir mi?

Hayır. İlgili mahkemenin AYM kararının bağlayıcılığını kaldıran bir denetim veya direnme yetkisi yoktur. İhlal kararının gereği, somut dosyadaki giderim çerçevesinde yerine getirilmelidir.

Yeni bir bireysel başvuru yapılabilir mi?

İhlal kararının uygulanmaması yeni başvuruya konu olabilir. Ancak açık ve etkili başvuru yolları ile otuz günlük süre değerlendirilmelidir. Devam eden yeniden yargılamadaki yeni usul şikâyetleri bakımından da olağan yolların tüketilmesi kuralı gözetilir.

AYM’nin verdiği tazminat ne zaman ödenir?

Somut kararın ödeme hükmü esas alınır. İncelenen Tayfun Kahraman (2) kararında dört aylık süre, tebliği takiben Hazine ve Maliye Bakanlığına yapılan başvurudan başlar. Her dosyada ödeme ve faiz başlangıcı ilamdan kontrol edilir.

Yeniden yargılama sonunda beraat edilirse ayrıca tazminat istenebilir mi?

CMK m.323/3’teki koşullarla önceki mahkûmiyetin infazından doğan zararlar için tazminat gündeme gelebilir. Yeni hüküm, kesinleşme, infaz süresi, zarar ve görevli merci birlikte değerlendirilir; yalnızca AYM ihlal kararı alınmış olması yeterli değildir.

HSK’ya şikâyet etmek itiraz ve AYM başvurusu yerine geçer mi?

Hayır. Disiplin süreci, yargısal başvuru yollarının yerine geçmez. Uygulamanın sağlanması için açık kanun yolları ve bireysel başvuru süreleri ayrıca takip edilmelidir.

Kaynakça

[1] Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m.19, 36, 148 ve 153. Resmî metin.

[2] 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, 30/3/2011, özellikle m.45, 47, 49/6 ve 50. AYM mevzuat sayfası.

[3] AYM, Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54–60. Karar.

[4] AYM, Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, özellikle §§ 49–68. Karar.

[5] AYM, Erol Eşrefoğlu [GK], B. No: 2018/23111, 1/7/2021, özellikle §§ 66–80 ve karşıoylar. Karar.

[6] AYM, Behzet Çakar ve diğerleri (2) [GK], B. No: 2019/2333, 1/7/2021, özellikle §§ 32–39 ve 54–67. Karar.

[7] AYM, Aligül Alkaya ve diğerleri (3) [GK], B. No: 2022/9358, 25/2/2025, §§ 25–29 ve karşıoylar. Karar.

[8] AYM, Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, özellikle §§ 68–89. Karar.

[9] AYM, Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, özellikle §§ 97–100 ve 129–140. Karar.

[10] AYM, Tayfun Kahraman (2) [GK], B. No: 2025/57667, 2/4/2026; RG 6/10/2026, 33392, §§ 62–83 ve hüküm. Karar.

[11] 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 4/12/2004, özellikle m.141–144, 267–268, 311–312, 323 ve geçici m.6. Resmî konsolide metin.

[12] AYM, Dilek Hatipoğlu ve Nurullah Çiftçi (3), B. No: 2023/2743, 26/3/2025, §§ 23–30 ve karşıoy. Karar.

[13] 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun, özellikle m.2/3-b ve 5/A. Adalet Bakanlığı metni.

[14] Akçil, Yılmaz, “Bireysel Başvuru Kararlarının Subjektif ve Objektif Etkisinin İdari Yargı Yönünden İncelenmesi”, Anayasa Yargısı, 39(1), 2022, s.1–45; özellikle s.16–18. Makale ve DOI.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları