Silahların eşitliği, kişinin iddia ve savunmasını diğer taraf karşısında esaslı bir dezavantaja düşmeden sunabilmesini; çelişmeli yargılama ise mahkemenin kararını etkileyebilecek bilgi, belge ve görüşleri öğrenip bunlar hakkında açıklama yapabilmesini güvence altına alır. Bir davada dilekçe verebilmek tek başına yeterli değildir. Dosyadaki belirleyici raporu inceleyemeyen, önemli bir tanığı sorgulayamayan veya kendisinin elde edemeyeceği kaydın getirtilmesi talebi gerekçesiz reddedilen kişi, yargılamaya etkili biçimde katılamamış olabilir. [1, m. 36; 2, m. 6; 8, §§ 26–28]
Bu güvenceler ceza davaları yanında hukuk ve idari yargılamalarda da önem taşır. Ancak her delil talebinin reddi, her tebligat eksikliği veya davanın kaybedilmesi hak ihlali değildir. İncelemede uyuşmazlığın niteliği, belgenin önemi, tarafın kullanabildiği imkânlar, mahkemenin gerekçesi ve eksikliğin sonraki aşamalarda giderilip giderilmediği birlikte değerlendirilir. Bu yazı, söz konusu ayrımları güncel usul hükümleri ve gerçek AYM–AİHM kararları üzerinden açıklamaktadır. [9, §§ 68–72; 11, §§ 18–25; 12, §§ 35–39]
Silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama arasındaki fark
Usuli denge neyi ifade eder?
Silahların eşitliği, tarafların aynı sayıda dilekçe vermesi veya aynı sayıda tanık dinletmesi şeklinde matematiksel bir eşitlik değildir. Önemli olan, uyuşmazlık hakkındaki iddialarını makul koşullarda sunabilmeleridir. Cumhuriyet savcısının soruşturma yetkileriyle müdafiin yetkilerinin özdeş olması gerekmez; bununla birlikte savunmanın suçlamaya etkili biçimde cevap verebilmesi sağlanmalıdır. Cumhur Şahin de öğretide, işlem sayısından çok yargılamanın bütünündeki iddia ve savunma dengesini vurgulamaktadır. [23, s. 3051–3053]
AİHM’in Dombo Beheer B.V./Hollanda kararında, uyuşmazlık konusu görüşmeye katılan iki kişiden bankayı temsil eden kişinin tanık olarak dinlenmesine izin verilmiş, başvurucu şirketin temsilcisi ise dinlenmemiştir. Mahkeme, somut uyuşmazlıkta şirketin ciddi biçimde dezavantajlı duruma düşürüldüğünü belirleyerek ihlal bulmuştur. Karar, bütün temsilcilerin her davada mutlaka tanık dinlenmesini değil, ispat imkânlarının somut olayda dengeli olup olmadığını değerlendirmeyi gerektirir. [15, §§ 30–35]
Çelişmeli yargılama neden ayrı bir güvencedir?
Çelişmeli yargılama, diğer tarafın sunduklarıyla sınırlı değildir. Mahkemenin kendiliğinden topladığı belge, bilirkişi raporu veya başka bir makamın görüşü de hükme etki edebiliyorsa tarafın bilgisine sunulması ve tartışılabilmesi gerekebilir. Belgenin dosyada bulunması ile kişinin belgeye zamanında ve kullanılabilir biçimde erişmesi aynı şey değildir. [16, §§ 24–32]
Nideröst-Huber/İsviçre kararında alt mahkemenin üst mahkemeye gönderdiği görüş hiçbir tarafa bildirilmemiştir. Bu nedenle taraflar arasında göreli eşitsizlik bulunmaması, çelişmeli yargılama sorununu ortadan kaldırmamıştır. AİHM, görüşün açıklama gerektirip gerektirmediğine tarafların karar verebilmesini esas almıştır. “Diğer taraf da görmedi” savunması, her durumda yeterli değildir. [16, §§ 23–32]
| Güvence | Temel soru | İncelenecek durum |
|---|---|---|
| Silahların eşitliği | Taraflardan biri esaslı dezavantaja düşürüldü mü? | Delil sunma, tanık dinletme ve dosyaya erişim imkânları |
| Çelişmeli yargılama | Karara etkili bilgi ve görüşler öğrenilip tartışılabildi mi? | Rapor, mütalaa, yeni belge ve mahkemenin topladığı kayıtlar |
| Gerekçeli karar | Sonucu değiştirebilecek iddia gerçekten değerlendirildi mi? | Belirleyici itirazın cevapsız bırakılması veya görünüşte gerekçe |
Hukuki dayanak ve korumanın kapsamı
Anayasa’nın 36. maddesi hak arama özgürlüğü ile adil yargılanma hakkını güvence altına alır. AİHS’in 6. maddesi ise medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklar ile cezai isnadın karara bağlanmasını kapsar. Bir uyuşmazlığın idare mahkemesinde görülmesi, tek başına kapsam dışında olduğu anlamına gelmez; uyuşmazlığın korunan hakla bağlantısı ayrıca belirlenir. Ceza soruşturmasında yalnız başka bir kişinin cezalandırılmasını isteyen şikâyetçinin durumu da sanığın savunma hakkıyla aynı değildir. Başka temel haklar ve bunlara ilişkin usuli yükümlülükler ayrıca gündeme gelebilir. [1, m. 36; 2, m. 6; 7, m. 45–46]
Hukuk yargılamasında HMK’nın 27. maddesi hukuki dinlenilme hakkını; bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat, açıklamaların dikkate alınması ve kararların somut gerekçelendirilmesi üzerinden düzenler. Ceza muhakemesinde dosyaya erişim, soru sorma, delillerin tartışılması ve ek savunma hükümleri bu güvenceleri somutlaştırır. İdari yargıda resen araştırma yetkisi bulunması, tarafların açıklama hakkını gereksiz hâle getirmez. [3, m. 67, 153, 201, 215–217, 226; 4, m. 27; 5, m. 16, 20]
AYM’ye bireysel başvuruda yalnız Anayasa’daki bir hükmü belirtmek yeterli değildir. İhlal iddiasının, Anayasa ile AİHS ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin ortak koruma alanına girmesi gerekir. Başvurucu güncel ve kişisel bir hakkının doğrudan etkilendiğini göstermelidir. Özel hukuk tüzel kişileri yalnız tüzel kişiliğe ait haklar yönünden başvurabilir; kamu tüzel kişilerinin bireysel başvuru hakkı yoktur. [7, m. 45–46]
Dosyaya ve delillere erişim hangi durumlarda sorun oluşturur?
Dosyayı görmek ile savunma hazırlayabilmek arasındaki ilişki
Erişim hakkı, kararın dayandığı bilginin anlaşılabilir ve tartışılabilir olmasını sağlamalıdır. Çok sayıda teknik kayıt içeren dosyada yalnız sonuç tutanağının gösterilmesi, dayanak veriler hakkındaki esaslı itirazı cevaplandırmayabilir. Başvurucu hangi kaydı istediğini, bu kaydın hangi iddiayı doğrulayacağını veya zayıflatacağını ve mevcut belgelerin neden yeterli olmadığını açıklamalıdır. Böylece talep, bütün dosyanın soyut biçimde yeniden araştırılması isteğinden ayrılır. [8, §§ 26–28; 9, §§ 60–72]
Dosyada bir belgeye UYAP üzerinden erişilebilmesi önemlidir; ancak belgenin ne zaman erişilebilir olduğu, kişinin bunu öğrenip öğrenmediği, belgeyi incelemek için yeterli süre bulunup bulunmadığı ve sonradan görüşlerinin değerlendirilip değerlendirilmediği araştırılmalıdır. Teknik erişim ile etkili itiraz olanağı birlikte ele alınır. Belge sunulduktan hemen sonra hüküm verilmesi, kapsamlı teknik itiraz için süre istenmişse ayrıca incelenmelidir. [11, §§ 18–25; 4, m. 27, 281]
Kişinin kendi imkânlarıyla elde edemeyeceği kayıtlar
Halil Akkaya kararında başvurucu, kendisine isnat edilen dolandırıcılıkla bağlantılı banka ve iletişim kayıtlarının araştırılmasını istemiştir. AYM, kişinin tek başına ulaşamayacağı deliller yönünden mahkemenin sağladığı imkânları değerlendirmiş; önemli taleplerin reddi ve savunma açısından belirleyici kayıtların gerektiği gibi ele alınmaması nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar vermiştir. [8, §§ 26–28]
Bu kararın uygulamadaki önemi, delilin yalnız adının yazılmasıyla yetinilmemesidir. Kaydın bulunduğu kurum, ilgili zaman aralığı, hangi olayın aydınlatılacağı ve başvurucunun kaydı neden kendisinin temin edemediği belirtilmelidir. Mahkemenin topladığı bir belgenin hükümde tartışılmaması ile hiç getirtilmeyen belgeye ilişkin talebin reddi de ayrı ayrı açıklanmalıdır. [8, §§ 26–28]
Hukuk davalarında üçüncü kişinin veya kurumun elindeki belgenin getirtilmesi için HMK’nın 221. maddesi somut bir usuli araçtır. Mahkeme, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu gördüğü belgenin ibrazını emredebilir. Buna karşılık her kayıt talebi kendiliğinden kabul edilmez; belgenin uyuşmazlıkla ilgisi ve kanuni çekinme sebepleri değerlendirilir. [4, m. 221]
Gizlilik kararı savunmayı tamamen ortadan kaldırabilir mi?
CMK’nın 153. maddesindeki dosyayı inceleme kısıtlaması, her soruşturmada uygulanabilecek genel bir yetki değildir. Kanunda gösterilen suçlar, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürme koşulu, savcının istemi ve hâkim kararı yönünden değerlendirme gerekir. Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanaklar, bilirkişi raporları ve ilgilinin hazır bulunmaya yetkili olduğu adli işlemlere ilişkin tutanaklar kanuni istisnadır. İddianamenin kabulünden sonra müdafiin inceleme yetkisi ayrıca genişler. [3, m. 153]
Bülent Karataş kararında, personel işlemiyle ilgili davada gizli belgelerin incelenmesi talebine ilişkin güvenceler yetersiz bulunmuştur. AYM, gizlilik gerekçesinin somut değerlendirme ve dengeleyici usuller gerektirdiğini ortaya koymuştur. Karar, artık mevcut olmayan AYİM’deki yargılama hakkındadır; bugün aynı mahkemeye başvurulabileceği şeklinde okunamaz. [13, §§ 67–83]
Öte yandan Regner/Çek Cumhuriyeti kararında AİHM Büyük Dairesi, güvenlik belgesinin kaldırılmasına ilişkin medeni nitelikteki uyuşmazlıkta gizli belgelere erişim sınırlamasını, mahkemelerin denetim yetkileri ve uygulanan güvencelerle birlikte değerlendirerek 10’a karşı 7 oyla ihlal olmadığına karar vermiştir. Bu sonuç, gizliliğin her davada üstün tutulabileceği anlamına gelmez. Kararın bağlamı ve karşıoyların varlığı göz ardı edilmemelidir. [17, §§ 146–162 ve hüküm]
Tutukluluğun hukuka uygunluğunu tartışmak için gerekli belgelere erişim ise kişi hürriyeti ve güvenliği kapsamında ayrıca değerlendirilir. Tutukluluk şikâyeti ile esas davanın bütünü hakkındaki adil yargılanma şikâyetini aynı başvuru takvimine bağlamak hatalı olabilir. [1, m. 19; 2, m. 5/4]
Bilirkişi raporu ve uzman görüşüne itiraz
Raporun tebliği, süre ve somut itiraz
Hukuk yargılamasında HMK’nın 281. maddesine göre taraflar, bilirkişi raporunun tebliğinden itibaren iki hafta içinde eksik hususların tamamlattırılmasını, belirsiz noktaların açıklattırılmasını veya yeni bilirkişi atanmasını isteyebilir. İtirazın hazırlanması çok zor veya imkânsızsa ya da özel veya teknik çalışma gerektiriyorsa, ilk iki haftalık süre içinde başvurulması koşuluyla, sürenin bitiminden başlayacak şekilde bir defaya mahsus en fazla iki haftalık ek süre verilebilir. Bu ek süre kendiliğinden doğmaz. [4, m. 281]
Ceza yargılamasında ise HMK’daki iki haftalık süre otomatik uygulanmaz. CMK’nın 67. maddesi kapsamında yeni inceleme veya itiraz için ilgili yargı merciince süre verilir. Talep reddedilirse gerekçeli karar verilmesi gerekir. İtirazda raporun sonucunun beğenilmediği değil; kullanılan verideki eksiklik, yöntem sorunu, iç çelişki veya cevaplanmayan teknik soru gösterilmelidir. [3, m. 67/5]
Tarafın aldığı uzman görüşü de ayrıca değerlendirilir. HMK’nın 293. ve CMK’nın 67/6. maddeleri, yalnız uzman görüşü alınacağı gerekçesiyle ek süre istenmesine dayanak oluşturmaz. Hukuk davasında çağrıldığı duruşmaya geçerli özrü olmadan gelmeyen uzmanın hazırladığı görüşün değerlendirilmemesine ilişkin özel hüküm de dikkate alınmalıdır. [3, m. 67/6; 4, m. 293]
Mahkeme teknik itirazı gerekçesiz biçimde dışlayabilir mi?
Sencer Başat ve diğerleri kararında dijital deliller hakkındaki uzman değerlendirmelerinin ve teknik itirazların ele alınış biçimi incelenmiştir. AYM, savunmanın teknik görüşlerinin yeterli değerlendirme yapılmadan dışlanmasını ve yeni inceleme taleplerine ilişkin yaklaşımı adil yargılanma güvenceleri yönünden sorunlu bulmuştur. Bununla birlikte karar, tarafın sunduğu her uzman görüşünün doğru kabul edilmesini veya her yeni bilirkişi talebinin kabulünü zorunlu kılmaz. Mahkemenin, belirleyici teknik itirazı neden benimsemediğini açıklaması gerekir. [9, §§ 60–72]
Mazlum Dağtekin kararında ise ceza infaz kurumundaki disiplin yaptırımına konu yazının başvurucuya ait olup olmadığı tartışılmıştır. AYM, teknik inceleme gerektiren uyuşmazlığın yeterli yöntem gösterilmeden görsel değerlendirmeyle çözümlenmesini ele alarak ihlal bulmuştur. Bu, bir ceza mahkûmiyeti kararı değil; infaz hâkimliği denetiminden geçen disiplin yaptırımı hakkında 11 Mart 2026 tarihli bir karardır. [10, §§ 17–23]
Tanık sorgulama ve savunma tanığı dinletme hakkı
Aleyhe tanığın sorgulanamaması
Ceza yargılamasında aleyhe beyanda bulunan kişiye soru yöneltme olanağı, beyanın güvenilirliğinin sınanmasını sağlar. CMK’nın 201. maddesi avukatın doğrudan soru yöneltmesini, sanığın ise hâkim aracılığıyla soru sormasını düzenler. Aynı Kanun’un 210. maddesinde, olayın delilinin bir tanığın açıklamalarından ibaret olması hâlinde tanığın duruşmada dinlenmesi ve önceki tutanağın okunmasının bunun yerine geçememesi öngörülür. [3, m. 201, 210]
AİHM’in Schatschaschwili/Almanya kararındaki inceleme üç bağlantılı meseleye dayanır: Tanığın duruşmada bulunmamasının haklı sebebi var mıdır; beyan mahkûmiyetin tek veya belirleyici dayanağı mıdır; savunmanın dezavantajını azaltan yeterli güvenceler sağlanmış mıdır? Mahkeme yargılamanın bütününü inceler. Beyanın tek delil olmaması, bu değerlendirmeyi gereksiz kılmaz. [19, §§ 100–131]
Tanıkla yüzleşmenin mümkün olmadığı durumda, mahkemenin tanığı hazır etmek için gösterdiği çaba, önceki sorgulama fırsatı, beyanı destekleyen bağımsız deliller ve savunmanın güvenilirliği tartışabilme imkânı önem taşır. Güvenlik veya tanığın korunması ihtiyacı, savunma hakkını tamamen ortadan kaldıran soyut bir gerekçe olarak kullanılamaz. [19, §§ 119–131]
Her savunma tanığının dinlenmesi zorunlu mudur?
Savunma, dinlenmesini istediği tanığın hangi olay hakkında bilgi vereceğini ve bunun suçlamayla bağlantısını açıklamalıdır. Murtazaliyeva/Rusya kararında Büyük Daire; talebin yeterince gerekçeli ve ilgili olup olmadığını, mahkemelerin talebi uygun gerekçeyle değerlendirip değerlendirmediğini ve reddin yargılamanın bütününe etkisini incelemiştir. İlgili tanıklar yönünden 15’e karşı 2 oyla ihlal olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Karşıoylar, testin savunma hakkına etkisi konusunda farklı değerlendirmeler içerir. [18, §§ 158–177 ve hüküm]
Bu nedenle “bütün tanıklarım dinlenmedi” ifadesi yerine; tanık, ispatlanacak olay, talep tarihi, ret gerekçesi ve savunmanın uğradığı somut kayıp birlikte gösterilmelidir. Aynı konuda yeterli inceleme yapılmış olması ile savunmanın tek önemli tanığının hiç dinlenmemesi arasında fark vardır. [18, §§ 158–177]
Mütalaa, yeni hukuki nitelendirme ve son söz
Esas hakkındaki mütalaaya cevap verebilme
Savcının esas hakkındaki mütalaasını öğrenmek, buna karşı kullanılabilir bir açıklama imkânı bulunmadığında tek başına yeterli olmayabilir. CMK’nın 216. maddesi, tartışma sırasını, cevap hakkını ve hükümden önce hazır bulunan sanığa son söz verilmesini düzenler. Mütalaanın yeni değerlendirme veya kapsamlı belge içermesi hâlinde süre talebi, hazırlık ihtiyacı somutlaştırılarak yapılmalıdır. Her dosya için geçerli sabit bir mütalaaya cevap süresi bulunduğu söylenemez. [3, m. 216]
Son söz ile avukatın hukuki açıklaması aynı işlevi görmez. Hazır bulunan sanığa son söz verilmesi, onun yargılamanın sonunda bizzat konuşabilmesini sağlar. Tutanağın bu hakkın kullanılıp kullanılmadığını açıkça göstermesi gerekir. Özge Ceren Yavuz Kılıç’ın çalışması da müdafiin varlığını, savunmanın uygulamada etkili yürütülebilmesiyle birlikte ele almaktadır. [3, m. 216/3; 25, s. 2500–2502]
Hukuki nitelendirme değişirse ek savunma
Mahkemenin suçun hukuki niteliğini değiştirme yetkisi, sanığın hazırlıksız yakalanmasını haklı kılmaz. CMK’nın 226. maddesindeki koşullarda sanık değişiklikten haberdar edilmeli ve savunma yapabilecek durumda bulundurulmalıdır. Ek savunma için süre istenebilir. [3, m. 226]
Maddenin 14 Kasım 2024 tarihli 7532 sayılı Kanun’la değişen dördüncü fıkrası bakımından eski açıklamaların aynen kullanılması sakıncalıdır. Güncel hüküm, bildirimlerin sanığa ve varsa müdafiine yapılmasını düzenler; sanığa bildirimin dosyada bulunan son adresine yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi hâlinde müdafie bildirimin yeterli sayıldığı özel koşulları ayrıca belirtir. Bu istisna, bütün dosyalarda sanığın tamamen devre dışı bırakılabileceği anlamına gelmez. [3, m. 226/4]
12 Ekim 2026 itibarıyla önemli geçiş notu: AYM, E.2025/18, K.2026/66 sayılı 26 Mart 2026 tarihli kararıyla bu üçüncü cümleyi iptal etmiştir. 16 Temmuz 2026’da yayımlanan kararın iptal hükmü dokuz ay sonra, 16 Nisan 2027’de yürürlüğe girecektir. İptal oybirliğiyle verilmiş; yürürlüğün ertelenmesine Kenan Yaşar karşıoy kullanmıştır. Bu nedenle mevcut metin ile gelecekteki yürürlük durumu ayrı izlenmeli; yeni düzenleme olup olmadığı işlem tarihinde yeniden kontrol edilmelidir. [27, §§ 110–111 ve hüküm; 3, m. 226 dipnotu]
Hukuk ve idari yargılamada özel sorunlar
Delil süresi ve ispat hakkı
Hukuki dinlenilme hakkı, usul sürelerini bütünüyle etkisiz kılmaz. Taraflar iddia ve delillerini ilgili aşamada sunmalıdır. Bununla birlikte HMK’nın 145. maddesi, sonradan delil gösterilmesinin yargılamayı geciktirme amacı taşımaması veya süresinde sunulamamasının tarafın kusurundan kaynaklanmaması hâllerinde istisna tanır. Talebin hangi istisnaya dayandığı açıklanmalı; mahkeme de bunu somut gerekçeyle değerlendirmelidir. [4, m. 27, 145]
Delil sözleşmelerinde de sınırsız serbesti yoktur. HMK’nın 193/2. maddesine göre ispat hakkını imkânsız kılan veya olağanüstü güçleştiren anlaşmalar geçersizdir. Bir tarafın kendi kayıtlarını tartışılmaz hâle getiren düzenlemeler değerlendirilirken, sözleşmenin kapsamı ve karşı tarafa kalan gerçek ispat imkânı incelenmelidir. Her delil sözleşmesini peşinen geçersiz saymak da doğru değildir. [4, m. 193]
İdarenin belgeleri ve mahkemenin resen araştırması
İdari uyuşmazlıkta işlemin dayandığı kayıtlar çoğu kez idarenin elindedir. İYUK’un 20. maddesindeki resen araştırma yetkisi bu nedenle önemlidir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında, belirtilen devlet güvenliği ve yüksek menfaat gerekçeleriyle belgelerin verilmemesi hâlinde, verilmeyen belgelere dayanan savunmaya göre karar verilemeyeceği düzenlenir. Bilgi vermekten kaçınma ile gizli bilginin denetimsiz biçimde hükme esas alınması birbirinden ayrılmalıdır. [5, m. 20]
İdari yargıda bilirkişiye ilişkin konularda İYUK’un 31. maddesindeki HMK atfı dikkate alınır. Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda savcı düşüncesi bakımından ise İYUK’un 16/6. maddesinde özel düzenleme vardır: düşünce taraflara tebliğ edilir ve taraflar tebliğden itibaren on gün içinde görüşlerini yazılı bildirebilir. [5, m. 16/6, 31]
Sebep ikamesi ve tetkik hâkimi raporu
Mahkemenin idari işlemi, idarenin ileri sürdüğünden farklı bir sebeple hukuka uygun bulması, tarafın yeni gerekçeyi tartışamaması sorununu doğurabilir. Serkan Asker’in çalışması, sebep ikamesini bu açıdan ele almakta; açıklama olanağı ve üst yargı merciindeki incelemenin gerçekten etkili olup olmadığı üzerinde durmaktadır. Öğretideki bu değerlendirme, her sebep ikamesinin kendiliğinden ihlal sayılacağı şeklinde anlaşılmamalıdır. [24, s. 281–282]
Her yargısal iç çalışma belgesinin tebliği de zorunlu değildir. Yasemin Ekşi kararında AYM, Yargıtay tetkik hâkiminin raporunun bildirilmemesine ilişkin şikâyeti, raporun işlevini ve somut koşulları değerlendirerek açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur. Tetkik hâkiminin karar hazırlığına katkısı ile tarafların görüş bildirmesini gerektiren savcı düşüncesi veya dışarıdan alınan delil aynı kategoride değildir. [14, §§ 62–65]
Hangi durumlarda ihlal bulunmaz veya başvuru kabul edilmez?
Delil değerlendirmesine katılmamak yeterli değildir
AYM, kural olarak olayları yeniden yargılayan ve bütün delilleri baştan tartan bir temyiz mahkemesi değildir. Başvurucunun şikâyeti, anayasal güvenceye yönelik somut eksikliği göstermelidir. Bilirkişinin ulaştığı rakamın veya tanığın anlatımının yanlış olduğu iddiasıyla, bu veriyi tartışma imkânından yoksun bırakılma iddiası farklıdır. [7, m. 49/6; 12, §§ 20–39]
Tüm Ekip İlaç A.Ş. kararında AYM, başvurucunun bilirkişi incelemesine ilişkin şikâyetlerini değerlendirirken, verilerin yanlışlığı ve etkili itiraz imkânının engellendiği hususlarının nasıl ortaya konulduğuna bakmıştır. Somut bir usuli dezavantaj gösterilemeyen şikâyet açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur. Bu karar, idarenin veya karşı tarafın sunduğu rakamların her durumda doğru sayılacağı anlamına gelmez. [12, §§ 35–39]
Aynı kararda farklı şikâyetler farklı sonuçlanabilir
Kemal Karanfil (4) kararı bu ayrımı gösterir. AYM, bilirkişi raporunun bildirilmemesine ilişkin şikâyette başvurucunun raporu öğrenme ve yargılamada tartışma imkânlarını inceleyerek kabul edilemezlik sonucuna ulaşmıştır. Buna karşılık aynı olayla ilgili değerlendirmeler arasındaki farklılığın yeterince açıklanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. [11, §§ 9–25]
Dolayısıyla bir karara yalnız “ihlal kararı” veya “ret kararı” etiketi koymak yanıltıcı olabilir. Kullanılan emsalin hangi şikâyet hakkında, hangi olgularla ve hangi gerekçeyle sonuçlandığı gösterilmelidir. Formal bir bildirim eksikliğinin daha sonra etkili inceleme ile giderilip giderilmediği araştırılırken, kişinin kaybettiği fırsatın gerçekten geri verilip verilmediği de sorgulanmalıdır. [11, §§ 18–25]
Hak ihlali iddiası nasıl hazırlanmalıdır?
Olay, ihlal, belge ve talep arasındaki bağlantı
Başvuru hazırlanırken ilk iş, yargılamanın bütününü yeniden anlatmak yerine şikâyetin merkezini belirlemektir. Hangi belgeye erişilemediği, hangi sorunun sorulamadığı veya hangi talebin neden önemli olduğu açıkça yazılmalıdır. Ardından bu hususun mahkeme önünde ne zaman ileri sürüldüğü ve nasıl cevaplandığı gösterilir. Hak ihlalinin giderilmesi için mahkemenin yapması gereken işlem de somutlaştırılır. [7, m. 47; 8, §§ 26–28]
| Sorun | Dosyada gösterilecek belge | Talebin odağı |
|---|---|---|
| Rapor veya eklerine erişilememesi | Erişim istemi, ret kararı, tebliğ ve işlem kayıtları | Raporun ve ilgili dayanakların incelenmesi, etkili itiraz süresi |
| Savunma tanığının dinlenmemesi | Tanık bildirimi, ispat konusu, duruşma tutanağı | İlgili tanığın dinlenmesi veya ret gerekçesinin açıklanması |
| Kurum kaydının getirtilmemesi | Kurum ve tarih aralığını belirten dilekçe, ara karar | Kişinin elde edemediği belirleyici kaydın toplanması |
| Yeni gerekçeyle karar verilmesi | Mütalaa, ek savunma bildirimi, karar | Yeni konu hakkında açıklama ve savunma olanağı |
| Önemli itirazın cevapsız kalması | İtiraz dilekçesi ve gerekçeli karar | Sonuca etkili iddianın değerlendirilmesi |
Bu tablo bir dilekçe kalıbı değildir. Her istemin dayanağı dosyaya göre kurulmalıdır. Duruşmada yapılan talebin tutanağa geçirilmesi, reddin gerekçesinin belirlenmesi ve aynı sorunun kanun yolunda açıkça ileri sürülmesi, daha sonraki anayasal inceleme için önemlidir. Eksikliğin hangi aşamada giderildiği de dürüstçe açıklanmalıdır. [7, m. 45/2, 47; 18, §§ 169–177]
Avukatların başvurularında kaçınılması gereken hatalar
• Yalnız “savunma hakkı kısıtlandı” yazıp erişilemeyen belgeyi veya reddedilen delilin önemini belirtmemek.
• İstinaf veya temyiz dilekçesini olduğu gibi AYM formuna aktarmak; anayasal şikâyet ile delil değerlendirmesi itirazını ayırmamak.
• İlgili itirazı olağan başvuru yolunda ileri sürmeden ilk kez AYM önüne getirmek.
• Emsalin yalnız sonuç bölümünü kullanmak; farklı şikâyetleri, olayları ve karşıoyları gözden kaçırmak.
• Tebliğ, UYAP’tan öğrenme ve başvuru kayıt tarihlerini belgesiz bırakmak.
• Başvuru formunu hazırlamayı başvurunun tamamlanması sanmak; imza, ek, harç veya adli yardım ve kayıt alındısını kontrol etmemek.
• Yeniden yargılama talebini otomatik beraat veya otomatik tazminat beklentisiyle birleştirmek. [7, m. 45–50; 8, §§ 29–32; 11, §§ 18–25; 20]
Başvuru nereye ve hangi sürede yapılır?
Önce yargılama içindeki giderim ve olağan kanun yolları
Devam eden davada giderilebilecek bir sorun için öncelikle ilgili mahkemeden işlem yapılması istenir. Ara karara bağımsız itirazın mümkün olup olmadığı kanuna göre belirlenir; her ara karar ayrı kanun yoluna açık değildir. Esas karara karşı başvuruda usul eksikliği, sonuca etkisiyle birlikte açıklanır. AYM’ye başvurabilmek için ulaşılabilir ve etkili olağan yolların usulüne uygun tüketilmesi esastır. [3, m. 267–268; 7, m. 45/2]
| İşlem | Genel süre veya başlangıç | Dikkat edilecek ayrım |
|---|---|---|
| Hukuk davasında bilirkişi raporuna itiraz | Tebliğden itibaren 2 hafta | HMK 281’deki koşullarla, zamanında talep üzerine en fazla 2 hafta ek süre |
| Ceza davasında bilirkişi incelemesine itiraz | CMK 67/5 kapsamında verilen süre | HMK’daki 2 hafta otomatik uygulanmaz |
| Ceza muhakemesinde genel itiraz | Kararın öğrenilmesinden itibaren 2 hafta | Özel hüküm ve geçiş düzenlemesi kontrol edilir |
| Ceza istinafı ve temyizi | Gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren 2 hafta | 1 Haziran 2024 öncesi kararlar için geçiş hükümleri vardır |
| Hukuk istinafı ve temyizi | İlgili kararın tebliğinden itibaren 2 hafta | Kanun yolunun açık olması ve özel hükümler ayrıca incelenir |
| İdari yargıda genel istinaf ve temyiz | Tebliğden itibaren 30 gün | Kesinlik, özel usuller ve güncel İYUK 45–46 hükümleri belirleyicidir |
| AYM bireysel başvurusu | Genel olarak nihai kararın gerekçesinin öğrenilmesinden itibaren 30 gün | Etkili yol yoksa ihlalin öğrenilmesi; tebliğ ve önceki öğrenme birlikte incelenir |
| AİHM bireysel başvurusu | Etkili iç yolların tüketilmesine ilişkin nihai karardan itibaren 4 ay | Başlangıç, etkili yol ve eksiksiz başvuru koşulları ayrıca belirlenir |
Tablo genel kuralları gösterir; her karara aynı süre ve aynı merci uygulanamaz. Ceza muhakemesindeki 2024 süre değişiklikleri için CMK geçici 6. maddeye bakılmalıdır. İdari yargıda ise 16 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’la İYUK’un 45 ve 46. maddelerinde yapılan değişiklikler önemlidir. Özellikle bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırıp yeniden karar verdiği hâllerde temyiz imkânı, 46/2’deki kapsam ve istisnalarla birlikte değerlendirilmelidir. [3, m. 268, 273, 291, geçici m. 6; 4, m. 345, 361; 5, m. 45–46; 7, m. 47; 2, m. 35]
AYM başvurusu ve UYAP Avukat Portalı
1 Ekim 2025’ten itibaren avukatlar UYAP Avukat Portalı üzerinden bireysel başvuru yapabilmektedir. AYM’nin resmî duyurusu, doğrudan başvuru ve mahkemeler, ceza infaz kurumları veya yurt dışı temsilcilikleri aracılığıyla başvuru kanallarını da belirtmektedir. Avukat Portalı uygulaması, her vatandaşın herhangi bir UYAP ekranından veya sıradan e-postayla geçerli başvuru yapabileceği anlamına gelmez. [20]
Başvuru, güncel form ve ekleriyle hazırlanmalı; temsil belgesi, şikâyete ilişkin kararlar, başvuru yollarını ve öğrenme tarihini gösteren belgeler eklenmelidir. Harç veya koşulları varsa belgeli adli yardım talebi değerlendirilmelidir. Portalda taslak oluşturulması ya da dosyanın sisteme yüklenmesiyle yetinilmemeli; başvurunun tamamlandığını gösteren kayıt saklanmalıdır. CİMER’e veya ilgisiz bir kuruma dilekçe göndermek, AYM başvurusunun yerine geçmez. [7, m. 47; 20]
AYM başvurusu için genel süre otuz gündür. Haklı mazeret nedeniyle süresinde başvurulamaması hâlinde, mazeretin kalkmasından itibaren on beş gün içinde mazereti kanıtlayan belgelerle başvuru imkânı vardır. Mazeretin kabulü otomatik değildir. [7, m. 47/5]
UETS üzerinden elektronik tebligat, elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Ancak bireysel başvuruda nihai gerekçeli kararın daha önce öğrenildiğinin tespiti süreyi etkileyebilir. UETS tebliğ tarihi ile UYAP üzerinden öğrenme tarihi aynı kavram değildir. Kararın sisteme yüklenmesi, görüntülenmesi ve gerekçesiyle öğrenilmesi ayrı olgulardır; kayıtlar birlikte incelenmelidir. [6, m. 7/a; 22, §§ 20–28; 26, §§ 10–14]
Mustafa Gürkan (3) kararında UYAP üzerinden okuma kaydı, daha sonraki tebligattan önce öğrenme olarak esas alınmış ve süre aşımı kararı verilmiştir. Kararda bu yaklaşıma karşıoy bulunmaktadır. Burhan Abiç ve Müjde Çoku kararında ise önceki başvuruda bildirilen öğrenme tarihi, sonraki başvurudaki daha geç tarih beyanına üstün tutulmuştur. Bu kararlar, öğrenme tarihinin tutarlı ve belgeli açıklanmasının önemini gösterir. [22, §§ 26–28 ve karşıoy; 26, §§ 10–14]
Kabul edilebilirlik koşulları
Başvuru süresinde olsa bile, başvuru yollarının tüketilmemesi, mağdur sıfatının bulunmaması, şikâyetin ortak koruma alanı dışında kalması veya iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle esas incelemesine geçilmeyebilir. Başvuru hakkının kötüye kullanılması ve diğer kanuni kabul edilebilirlik ölçütleri de ayrıca değerlendirilir. İhlalin ve sonuçlarının başvuru öncesinde giderilmiş olması, güncel mağduriyet incelemesini etkileyebilir. [7, m. 45–48]
Yargılamanın bütünü hakkındaki adil yargılanma şikâyetlerinde kural, olağan sürecin sonucunu beklemektir. Buna karşılık tutukluluk gibi bağımsız güvencelere ilişkin şikâyetler kendi etkili yollarına ve sürelerine sahiptir. “Dava devam ediyor, hiçbir başvuru yapılamaz” veya “her ret kararından hemen sonra AYM’ye gidilir” şeklindeki iki genel kabul de isabetli değildir. [1, m. 19, 36; 7, m. 45–47]
AİHM başvurusu
AİHM’e başvuru, Türkiye bakımından ilgili ve etkili iç yolların tüketilmesi koşuluna bağlıdır; AYM bireysel başvurusu da bu değerlendirmede önem taşır. Genel başvuru süresi dört aydır. Süre, her dosyada otomatik olarak ilk derece kararından veya herhangi bir tebligattan başlatılamaz. [2, m. 35]
AİHM’in resmî başvuru açıklamaları, Mahkeme İçtüzüğü’nün 47. maddesine uygun, imzalı ve gerekli belgeleri içeren başvuru formunun postayla gönderilmesini gerektirir. Faks gönderilmesi dört aylık süreyi kesmez. eComms sistemi, ilk başvurunun herkes tarafından bu yolla yapılabileceği anlamına gelmez. AYM’ye elektronik başvuru imkânı ile AİHM’in başvuru usulü birbirine aktarılmamalıdır. [21]
İhlal kararının sonucu ne olur?
AYM ihlal tespit ettiğinde, ihlalin ve sonuçlarının giderilmesi için yapılması gerekenleri belirler. İhlal mahkeme kararından kaynaklanmışsa yeniden yargılama gündeme gelebilir. Bireysel başvuruya özgü yeniden yargılama, olağan yargılamanın yenilenmesi sebepleriyle özdeş değildir. İlgili mahkemenin görevi, ihlale yol açan eksikliği gidererek yeniden değerlendirme yapmaktır. [7, m. 50; 10, §§ 24–27]
Bu sonuç, otomatik beraat, davanın mutlaka kabulü veya her durumda tazminat demek değildir. Halil Akkaya kararında da yeniden yargılamanın sonucu önceden belirlemediği açıklanmıştır. Yeniden yargılama yeterli giderim sağlıyorsa ayrıca tazminata hükmedilmeyebilir. Maddi veya manevi tazminat talebinde zarar, ihlalle bağlantı ve talebin dayanakları ayrıca gösterilmelidir. [8, §§ 29–32]
Bireysel başvuru yapılması, kesinleşmiş kararın icrasını veya infazını kendiliğinden durdurmaz. Tedbir mekanizmaları, kendi özel koşulları içinde değerlendirilir. Bu nedenle esas ihlal talebiyle acil koruma talebi aynı hukuki gerekçeyle hazırlanamaz. [7, m. 49–50]
Sonuç
Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri, kişinin mahkeme önünde yalnız bulunmasını değil, uyuşmazlığa etkili biçimde katılabilmesini sağlar. Dosyaya erişim, belirleyici delilleri tartışma, ilgili tanıkları sorgulama, teknik raporlara cevap verme ve önemli itirazların değerlendirilmesi bu korumanın somut görünümleridir.
Etkili bir hak ihlali iddiası, hangi usuli fırsatın kaybedildiğini ve bunun savunmayı nasıl etkilediğini belgelerle ortaya koyar. Talep önce ilgili yargı merciine yöneltilir; açık kanun yolları usulüne uygun kullanılır. Bireysel başvuruda ise olay anlatımı, anayasal güvence, ekler ve giderim talebi arasında açık bağlantı kurulur. Gerçek kararların hem ihlal hem kabul edilemezlik gerekçelerini incelemek, dosyaya uygun bir başvuru hazırlanmasını sağlar. Sonuç beklentisi, emsalin adıyla değil somut olayların ve uygulanan güvencelerin benzerliğiyle değerlendirilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Silahların eşitliği yalnız ceza davalarında mı geçerlidir?
Hayır. Hukuk davalarında ve koruma kapsamına giren idari uyuşmazlıklarda da uygulanır. Kullanılacak usul hükümleri yargı koluna göre değişir. [2, m. 6; 4, m. 27]
Çelişmeli yargılama tarafların mutlaka yüz yüze tartışması mıdır?
Hayır. Esas olan, karara etkili bilgi ve görüşleri öğrenme ve bunlara cevap verebilmedir. Bunun hangi usulle sağlanacağı uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir. [16, §§ 24–32]
Dosyada bulunan bütün belgeler mutlaka ayrıca tebliğ edilmeli midir?
Belgenin niteliği, ilgili usul hükmü, fiilî öğrenme ve etkili açıklama olanağı birlikte değerlendirilir. Tebliğ zorunluluğu bulunan işlemler ihmal edilemez; anayasal incelemede yargılamanın bütünü de önemlidir. [11, §§ 18–25; 14, §§ 62–65]
Bilirkişi raporuna itiraz süresi kaç gündür?
Hukuk yargılamasında genel süre tebliğden itibaren iki haftadır. Ceza yargılamasında CMK 67/5 kapsamında verilen süre esas alınır. Bunlar aynı süre rejimi değildir. [3, m. 67; 4, m. 281]
Bilirkişi raporuna itiraz için ek süre alınabilir mi?
HMK 281’deki koşullarda ve ilk iki hafta içinde talep edilirse bir defaya mahsus en fazla iki hafta ek süre verilebilir. Sadece uzman görüşü alınacağı açıklaması kendiliğinden ek süre sağlamaz. [4, m. 281, 293]
Mahkeme bütün savunma tanıklarını dinlemek zorunda mıdır?
Hayır. Talebin ilgisi ve gerekçesi, mahkemenin ret gerekçesi ve yargılamanın bütününe etkisi incelenir. Tanığın hangi somut hususu aydınlatacağı belirtilmelidir. [18, §§ 158–177]
Gizlilik kararı varsa dosyaya hiç erişilemez mi?
Hayır. Soruşturmadaki kısıtlamanın kanuni koşulları ve istisnaları vardır. Gizlilik gerekçesi, kapsam ve savunmaya sağlanan güvenceler ayrıca incelenmelidir. [3, m. 153]
Savcının mütalaasına cevap için her zaman iki hafta verilir mi?
CMK 216 böyle sabit bir süre öngörmez. Savunma hazırlığı için süre ihtiyacı somutlaştırılmalı ve dosyanın koşullarına göre değerlendirilmelidir. [3, m. 216]
Sanığa son söz verilmesi neden önemlidir?
CMK 216/3, hükümden önce hazır bulunan sanığa son söz verilmesini öngörür. Avukatın konuşmuş olması, sanığın bizzat söz söyleme imkânının aynısı değildir. [3, m. 216/3]
Mahkemenin delile farklı değer vermesi AYM’ye başvuru için yeterli midir?
Tek başına yeterli değildir. Anayasal incelemeyi gerektiren somut usul eksikliği veya başka bir hak ihlali açıklanmalıdır. AYM olağan temyiz mercii gibi çalışmaz. [7, m. 49/6; 12, §§ 35–39]
Dava devam ederken AYM’ye başvurulabilir mi?
Yargılamanın bütünüyle ilgili adil yargılanma şikâyetlerinde kural olarak etkili olağan yollar tüketilir. Tutukluluk gibi ayrı haklara ilişkin şikâyetler kendi yolları ve süreleri içinde incelenir. [1, m. 19; 7, m. 45–47]
AYM’ye UYAP üzerinden başvuru yapılabilir mi?
Evet. Avukatlar 1 Ekim 2025’ten beri UYAP Avukat Portalı üzerinden başvurabilir. Başvurunun tamamlandığını gösteren kayıt saklanmalı; taslak oluşturmakla yetinilmemelidir. [20]
UETS’teki beş günlük kural AYM süresini her durumda belirler mi?
Hayır. Elektronik tebligat kuralı ile nihai gerekçeli kararın daha önce öğrenilmesi farklı meselelerdir. AYM süresi bakımından öğrenme kayıtları ayrıca değerlendirilir. [6, m. 7/a; 22, §§ 20–28; 26, §§ 10–14]
AYM ihlal kararı verirse kesin olarak beraat edilir mi?
Hayır. Yeniden yargılamada ihlale yol açan eksiklik giderilir ve yeni karar verilir. Sonuç önceden belirlenmiş değildir. [8, §§ 29–32]
Her ihlal kararında tazminat ödenir mi?
Hayır. İhlalin niteliği, zarar ve yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayıp sağlamadığı önemlidir. Tazminat istemi ayrıca gerekçelendirilmelidir. [7, m. 50]
AİHM’e e-posta veya faks göndermek süreyi korur mu?
Faks gönderilmesi dört aylık süreyi kesmez. Genel başvuru usulünde İçtüzük 47’ye uygun form ve gerekli belgeler postayla gönderilir. AYM’nin elektronik başvuru sistemi bu usulün yerine geçmez. [21]
Kaynakça
[1] Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, özellikle m. 19, 36, 40 ve 148. Güncel resmî metin.
[2] Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, m. 5, 6, 34 ve 35. AİHM Türkçe metin.
[3] 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, ilgili hükümler ve geçici m. 6. Güncel resmî metin.
[4] 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m. 27, 145, 193, 221, 281, 293, 345 ve 361. Güncel resmî metin.
[5] 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, özellikle m. 16, 20, 31, 45 ve 46. Güncel resmî metin.
[6] 7201 sayılı Tebligat Kanunu, m. 7/a. Güncel resmî metin.
[7] 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, m. 45–50. Güncel resmî metin.
[8] AYM, Birinci Bölüm, Halil Akkaya, B. No: 2021/2754, 7.6.2023, özellikle §§ 26–32. Karar.
[9] AYM, Genel Kurul, Sencer Başat ve diğerleri, B. No: 2013/7800, 18.6.2014, özellikle §§ 60–72. Karar.
[10] AYM, Birinci Bölüm, Mazlum Dağtekin, B. No: 2022/41459, 11.3.2026, §§ 17–27. Karar.
[11] AYM, İkinci Bölüm, Kemal Karanfil (4), B. No: 2021/54151, 5.6.2024, §§ 9–25. Karar.
[12] AYM, Birinci Bölüm, Tüm Ekip İlaç A.Ş., B. No: 2014/10738, 11.1.2017, §§ 20–39. Karar.
[13] AYM, İkinci Bölüm, Bülent Karataş, B. No: 2013/6428, 26.6.2014, §§ 67–83. Karar.
[14] AYM, Birinci Bölüm, Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4.12.2013, §§ 62–65. Karar.
[15] AİHM, Daire, Dombo Beheer B.V./Hollanda, B. No: 14448/88, 27.10.1993, §§ 30–35. HUDOC.
[16] AİHM, Daire, Nideröst-Huber/İsviçre, B. No: 18990/91, 18.2.1997, §§ 23–32. HUDOC.
[17] AİHM, Büyük Daire, Regner/Çek Cumhuriyeti, B. No: 35289/11, 19.9.2017, §§ 146–162, hüküm ve ayrı görüşler. HUDOC.
[18] AİHM, Büyük Daire, Murtazaliyeva/Rusya, B. No: 36658/05, 18.12.2018, §§ 158–177, hüküm ve ayrı görüşler. HUDOC.
[19] AİHM, Büyük Daire, Schatschaschwili/Almanya, B. No: 9154/10, 15.12.2015, §§ 100–131. HUDOC.
[20] Anayasa Mahkemesi, “Bireysel Başvurular UYAP Avukat Portalı Üzerinden Alınmaya Başlandı”, 1.10.2025. Resmî duyuru.
[21] Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, “Apply to the Court”, başvuru formu ve İçtüzük 47 açıklamaları. Resmî başvuru sayfası.
[22] AYM, Birinci Bölüm, Mustafa Gürkan (3), B. No: 2017/32889, 20.10.2021, §§ 20–28 ve Selahaddin Menteş’in karşıoyu. Karar.
[23] Cumhur Şahin, “Anayasa Mahkemesi Kararları Çerçevesinde Ceza Muhakemesinde Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkeleri”, DEÜ Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 21, Özel Sayı, Prof. Dr. Durmuş Tezcan’a Armağan, 2019, s. 3051–3065; kullanılan bölüm s. 3051–3053. Makale.
[24] Serkan Asker, “Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkeleri Bağlamında İdari Yargılama Usulünde Sebep İkamesi”, Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi, 2022/2, s. 249–287, DOI: 10.33432/ybuhukuk.1103237; kullanılan bölüm s. 281–282. Makale.
[25] Özge Ceren Yavuz Kılıç, “Adil Ceza Yargılamasında Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkeleri Bakımından Müdafiin Önemi”, ASBÜ Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 6, S. 2, 2024, s. 2456–2507, DOI: 10.47136/asbuhfd.1563259; kullanılan bölüm s. 2500–2502. Makale.
[26] AYM, Birinci Bölüm, Burhan Abiç ve Müjde Çoku, B. No: 2021/48751, 16.9.2025, §§ 10–14. Karar.
[27] AYM, Genel Kurul, E.2025/18, K.2026/66, 26.3.2026; Resmî Gazete 16.7.2026, Sayı 33311; CMK 226/4 hakkında gerekçe, §§ 110–111, hüküm ve Kenan Yaşar’ın karşıoyu. Karar.