İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Anayasa Mahkemesi ve AİHM Başvuruları

Masumiyet Karinesi ve Lekelenmeme Hakkı: Hak İhlalleri ve Başvuru Yolları

Bulanık haberlerin önünde koruyucu saydam yüzey içindeki anonim insan silüeti.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 30 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkının sınırları; kamu açıklamaları, disiplin işlemleri, internet yayınları ve başvuru yolları üzerinden inceleniyor. İhlal ve ret kararları birlikte açıklanıyor.

Bir kişi hakkında soruşturma açılması, gözaltı veya tutuklama kararı verilmesi, iddianame düzenlenmesi ya da henüz kesinleşmemiş bir mahkûmiyet hükmü bulunması, o kişinin suçlu ilan edilmesini haklı kılmaz. Masumiyet karinesi, suçluluk kesin hükümle belirleninceye kadar kişiyi korur. Lekelenmeme hakkı ise gereksiz suç isnatlarının, soruşturma bilgilerinin ölçüsüz açıklanmasının ve kişinin itibarını zedeleyen uygulamaların önlenmesiyle ilgilidir. Koruma, ceza dosyası kapandıktan sonra da farklı hukuki dayanaklarla devam edebilir. [1, m. 17, 20, 36, 38; 2, m. 6/2, 8]

Bununla birlikte bu haklar; her soruşturmanın durdurulmasını, bütün disiplin işlemlerinin kaldırılmasını veya geçmişte yayımlanmış her haberin silinmesini sağlamaz. Doğru başvuru; müdahaleyi yapan kişiye veya kuruma, kullanılan ifadeye, ceza dosyasının aşamasına ve istenen giderime göre belirlenir. Suçluluk ima eden bir idare mahkemesi gerekçesi, özel bir haber sitesindeki yayın ve ceza infaz kurumunun düzenlediği kayıt aynı usulle ele alınmaz.

Bu rehber, Türkiye’deki başvuru yollarını güncel mevzuat ile Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları üzerinden açıklar. İhlal kararlarının yanında ihlal bulunmayan ve kabul edilemez sayılan başvurular da incelenmiştir. Mevzuat ve kaynak kontrol tarihi 12 Ekim 2026’dır; eski kararlardaki usul hükümleri güncel kurallar olarak aktarılmamıştır.

Masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı neyi korur?

Masumiyet karinesinin anayasal dayanağı

Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağını düzenler. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin ikinci fıkrası da aynı güvenceyi içerir. AYM, bu korumayı Anayasa’nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkıyla birlikte değerlendirir. Güvence yalnız ceza hâkimine yönelik değildir; idari makamlar, kolluk ve diğer kamu görevlileri de görevleri sırasında kişiyi kesin hüküm olmadan suçlu gösteremez. [1; 2; 18, §§ 37–48]

Masumiyet karinesi ispat yükünü de etkiler. İddia makamı suçlamayı hukuka uygun delillerle ortaya koymalıdır. Sanığın suçsuzluğunu kanıtlayamaması, tek başına mahkûmiyet gerekçesi olamaz. CMK’nın 223/2-e maddesi, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmamasını beraat sebebi sayar. Bununla birlikte şüpheden sanığın yararlanması ilkesi, mahkemenin delilleri değerlendirmesini veya savunmadaki somut iddiaları incelemesini engellemez. Sorun, açıklanamayan boşlukların sanık aleyhine varsayımla doldurulmasıdır. [3, m. 217, 223; 17, § 26]

Anayasa’nın 15. maddesinde de suçluluk mahkeme kararıyla saptanıncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı belirtilir. Olağanüstü dönemler, bu güvencenin bütünüyle devre dışı bırakılabileceği anlamına gelmez. Ancak bir idari tedbirin suçluluk açıklaması içerip içermediği, tedbirin kendi hukuki ölçütleri ve gerekçesi incelenerek belirlenir. [1, m. 15; 20, §§ 30–33]

Lekelenmeme hakkının daha geniş uygulama alanı

Lekelenmeme hakkı, kişinin gereksiz yere suçla ilişkilendirilmemesini; onurunun, şeref ve itibarının korunmasını amaçlayan bir koruma alanını anlatır. Öğretide masumiyet karinesinin sonucu veya onunla bağlantılı daha geniş bir güvence olarak açıklanır. Fatih Akıncı’nın çalışması, özellikle soruşturmanın gizliliği ile soruşturma yapılmasına yer olmadığı kararını bu korumanın araçları arasında ele alır. [27, s. 177–202]

Bir başvuruda yalnız “lekelenmeme hakkım ihlal edildi” denilmesi yeterli değildir. İsnadın niteliğine göre masumiyet karinesi, şeref ve itibarın korunması, özel hayat, kişisel verilerin korunması veya etkili başvuru hakkı somutlaştırılmalıdır. Örneğin gazetede özel hayat bilgilerinin gereksiz açıklanması, ceza yargılamasıyla bağlantılı olmasa da Anayasa’nın 17. ve 20. maddeleri bakımından sorun doğurabilir. AYM’ye bireysel başvuruda ayrıca Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı koşulu aranır. [1; 2; 13, m. 45]

Birbirine yakın hakların ayrımı

Korunan alanTemel soruİncelenecek başlıca unsur
Masumiyet karinesiKesin hüküm olmadan kişiye cezai suçluluk yüklenmiş mi?Suç isnadı, dosya aşaması, ifade ve bağlam
Lekelenmeme hakkıKişi gereksiz veya ölçüsüz biçimde suçla ilişkilendirilmiş mi?İşlemin gerekliliği, bilgi açıklamanın kapsamı
Şeref ve itibarYayın veya açıklama kişinin toplumsal saygınlığını hukuka aykırı zedelemiş mi?Olgusal temel, ağırlık, kamu yararı ve ifade özgürlüğü
Özel hayat ve kişisel verilerBilginin açıklanması veya erişilebilir tutulması hukuka uygun mu?Verinin niteliği, işleme amacı, gereklilik ve süre
Etkili başvuruSavunulabilir ihlal iddiası gerçekten incelenebilmiş mi?Ulaşılabilir, işleyen ve uygun giderim sağlayan yol

Bu alanlar aynı olayda birlikte bulunabilir. Birbirlerinin yerine gelişigüzel kullanılmaları, doğru görevli merciin ve talebin belirlenmesini zorlaştırır. [1; 2; 21; 23]

Koruma ne zaman başlar ve ne kadar sürer?

Soruşturma ve kesinleşmeyen mahkûmiyet dönemi

Koruma için mutlaka iddianamenin kabul edilmesi beklenmez. Kişiye suç isnadının yöneltilmesi ve isnadın onun durumunu etkileyen işlemlere dönüşmesi önemlidir. Sözleşme bakımından suç isnadı, yalnız ulusal hukukta kullanılan sıfata bağlı olmayan bir kavramdır. Bu nedenle kişinin henüz resmen sanık olmaması, kamu makamlarınca suçlu gösterilmesini meşru kılmaz. [24, §§ 35–41; 28]

İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararı vermesiyle kesinleşme aynı şey değildir. İstinaf veya temyiz incelemesi devam ederken, kararın mevcut olduğu ve henüz kesinleşmediği doğru biçimde aktarılabilir; kişi kesin suçlu gibi gösterilemez. AYM’nin Emrah Karayazı kararında bu ayrım özellikle vurgulanmıştır. Mahkûmiyet hükmünün hangi aşamada bulunduğundan önce, suçluluğun kesinleşip kesinleşmediği araştırılır. [21, § 39]

Beraat ve takipsizlikten sonraki koruma

Güvencenin ikinci yönü, ceza süreci mahkûmiyet dışında sonuçlandığında önem kazanır. Kamu makamları beraati anlamsızlaştıran veya kovuşturmaya yer olmadığı kararına rağmen kişiyi suçlu sayan gerekçeler kuramaz. Sonraki uyuşmazlıkla önceki ceza süreci arasındaki bağlantı; kararın ceza dosyasına dayanması, delilleri yeniden değerlendirmesi veya cezai sorumluluğa ilişkin dil kullanması üzerinden incelenir. [18, §§ 38–40; 25; 26]

Her beraat aynı gerekçeye dayanmaz. Fiilin sanık tarafından işlenmediğinin belirlenmesi ile yüklenen suçun işlendiğinin ispatlanamaması farklı muhakeme açıklamalarıdır. Buna rağmen kesin beraat, “aslında suçlu ama ispatlanamadı” biçiminde değersizleştirilemez. Öte yandan aynı davranışın özel hukuk veya disiplin hukuku yönünden farklı şartlarla değerlendirilmesi mümkün olabilir. Bu ayrım, ceza yargılamasının sonucu ile başka bir sorumluluğun hukuki dayanağını birlikte okumayı gerektirir. [3, m. 223; 6, m. 74; 25, §§ 123–126]

Soruşturma aşamasında lekelenme nasıl önlenir?

Soyut ihbar ve soruşturma yapılmasına yer olmadığı kararı

CMK’nın 158/6. maddesinde iki alternatif durum düzenlenir: İhbar edilen fiilin suç oluşturmadığının araştırma gerektirmeden açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması. Bu hâllerde soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir; şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. İşlemler ve kararlar özel bir sisteme kaydedilir; kanunda bu kayıtları görebilecek makamlar sınırlandırılmıştır. [3, m. 158/6]

Bu düzenleme, her isimsiz ihbarın veya henüz bütün delilleri sunulmamış her şikâyetin reddedileceği anlamına gelmez. Belirli olay, zaman, kişi ve araştırılabilir olgular içeren bir bildirim soruşturmayı gerektirebilir. Cumhuriyet savcısı suç işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrendiğinde, kamu davası açmaya yer olup olmadığını araştırır; hem lehe hem aleyhe delilleri toplar. Böylece lekelenmeme hakkı, mağdurun etkili araştırma talebiyle birlikte değerlendirilir. [3, m. 160]

Başvuru hazırlanırken yalnız ihbarın haksız olduğu söylenmemeli; hangi kısmın soyut kaldığı, hangi unsurun suç oluşturmadığı ve neden araştırma gerektirmeden bu sonuca ulaşılabildiği açıklanmalıdır. Savcılığın değerlendirmesi için mevcut ihbar metni ve onu açıklığa kavuşturan belgeler sunulabilir. Ancak soruşturma açılmış olması, tek başına savcının veya şikâyetçinin hukuki ya da cezai sorumluluğunu doğurmaz.

SYOK ile KYOK farklıdır. SYOK, kanundaki şartlarla soruşturmanın başlatılmamasına ilişkindir. KYOK ise soruşturma sonunda kamu davası için yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmaması veya kovuşturma olanağının bulunmaması gibi sebeplerle verilir. SYOK’a, CMK 158/6’nın atfıyla 173. maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü soruşturmayı başlatır; kişinin suçlu sayılmasını sağlamaz. [3, m. 158, 172, 173]

Gizlilik, savunma hakkı ve bilgi sızıntısı

CMK 157, kanuni istisnalar saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek şartıyla soruşturma işlemlerinin gizliliğini kabul eder. Bu kuralın amacı yalnız araştırmanın başarısı değildir; henüz doğrulanmamış iddialarla kişilerin kamuoyu önünde mahkûm edilmesini önlemek de önem taşır. Gizlilik, müdafiin dosyaya erişimini bütünüyle kaldıran genel bir gerekçe olarak kullanılamaz; erişim ve kısıtlama CMK 153’ün şartlarına göre değerlendirilir. [3, m. 153, 157; 27]

İfade tutanağının, iletişim kaydının veya dosyadaki özel hayat bilgisinin internete sızdırılması hâlinde yayının kaynağı, içerik ve yayılma biçimi belirlenmelidir. Her sızıntının kolluktan geldiği varsayılamaz. Buna karşılık devletin elindeki belgenin korunmasıyla ilgili somut emareler varsa bunların araştırılması istenebilir. Gizliliğin ihlali, kişisel verilerin hukuka aykırı açıklanması veya özel hayatın ihlali bakımından ilgili suçların ayrı unsurları incelenir. [4, m. 134, 136, 285]

Tutuklama ve diğer tedbirler suçluluk kararı değildir

Masumiyet karinesi, kanuni şartları varsa yakalama, tutuklama veya adli kontrol uygulanmasını bütünüyle yasaklamaz. Tedbirin kendi amacı, gerekli şüphe derecesi, ölçülülüğü ve gerekçesi ayrıca incelenir. Tutukluluğun kamuoyuna cezanın başladığı izlenimiyle sunulması ile tutuklama kararının hukuka uygunluğu aynı şikâyet değildir. İlkinde suçluluk açıklaması; ikincisinde kişi hürriyeti ve güvenliği başta olmak üzere farklı güvenceler tartışılır. [1, m. 19, 38; 3, m. 100, 101, 109] Düşünce açıklaması nedeniyle uygulanan adli kontrolün ölçülülük denetimi için adli kontrol ve diğer koruma tedbirlerinde ifade özgürlüğünün sınırları yazısına bakılabilir.

Savunmanın, bu iki sorunu ayrı taleplerle ortaya koyması yararlıdır: Tedbire yönelik itiraz veya tahliye talebi kendi merciine yöneltilirken, suçlu ilan eden açıklama ve bunun sonuçları da uygun başvuru yolunda gösterilmelidir. Basın açıklamasının kaldırılması tahliye kararı yerine geçmez; tahliye de tek başına itibarın onarılmasını sağlamaz.

Kamu açıklamalarında hangi ifadeler ihlal doğurabilir?

Bilgilendirme ile suçlu ilan etmenin sınırı

Kamu makamları, yürütülen soruşturma hakkında kamuyu ölçülü biçimde bilgilendirebilir. Fakat açıklama, iddiayı kesinleşmiş gerçek veya kişiyi suçun faili gibi göstermemelidir. “Hakkında soruşturma yürütülüyor” biçimindeki doğru bir bilgi ile “suçu işlediği ortaya çıktı” biçimindeki kesin hüküm aynı hukuki etkiyi taşımaz. Açıklamaya “iddia” sözcüğünün eklenmiş olması da bütün metni kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez. Başlık, görsel, açıklamanın bütünü ve makamın otoritesi birlikte değerlendirilir. [24; 28]

Allenet de Ribemont/Fransa kararında üst düzey polis görevlileri, başvurucuyu herhangi bir çekince belirtmeden cinayetin azmettiricilerinden biri olarak tanıtmıştı. AİHM, bu açıklamanın kamuoyunu suçluluğa inandırdığını ve yetkili yargı makamının değerlendirmesini peşinen etkileyen bir nitelik taşıdığını belirterek Sözleşme’nin 6/2. maddesinin ihlal edildiğine karar verdi. Karar, yalnız hâkimlerin değil diğer kamu makamlarının açıklamalarının da denetlendiğini gösterir. [24, §§ 35–41]

İhlal iddiası nasıl somutlaştırılır?

Başvuruda açıklamanın tamamı, tarihi, konuşan kişinin sıfatı, yayımlandığı mecra ve kişiyi belirlenebilir kılan unsurlar bulunmalıdır. İsim verilmemiş olsa bile görev, fotoğraf, olay veya başka ayrıntılar kişiyi tanınabilir kılabilir. Buna karşılık genel bir açıklamanın başvurucuyla bağlantısı gösterilemiyorsa kişisel ve doğrudan etkilenme koşulu tartışmalı kalır.

Açıklamanın yapılma anındaki ceza dosyası durumu da belgelenmelidir. Daha sonra verilen bir mahkûmiyet, daha önceki her peşin suçluluk açıklamasını geriye dönük olarak haklı hâle getirmez. İnceleme, sözlerin söylendiği zamanki hukuki durum ve bağlam üzerinden yapılır. Kamu makamının soruşturma hakkında bilgi verme ihtiyacı ise göz ardı edilmeden tartışılmalıdır. [21, § 39; 24; 28]

Beraat ve HAGB disiplin veya idari işlemleri nasıl etkiler?

Ceza sorumluluğu ile disiplin sorumluluğunun ayrılması

Bir davranışın ceza hukuku bakımından suç oluşturması ile kurumun çalışma düzenine aykırı olması farklı sorunlardır. Bu nedenle ceza davası devam ederken disiplin soruşturması yürütülebilir. Beraat, takipsizlik veya HAGB de her durumda disiplin yaptırımını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Fakat idari makam kendi değerlendirmesini yapmalı; suçluluğu kesinleşmemiş kişiyi cezai anlamda suçlu kabul ederek sonuca ulaşmamalıdır. [18, §§ 45–55]

Galip Şahin başvurusunda AYM, ceza davası devam ederken yürütülen disiplin sürecini inceledi. İdari makamlar, iletişim kayıtlarını hizmet gerekleri ve disiplin davranışları açısından değerlendirmiş; başvurucunun ceza dosyasındaki örgüt suçunu işlediği sonucuna varmamıştı. Mahkeme masumiyet karinesinin ihlal edilmediğine karar verdi. Uygulamadaki ölçüt, ceza dosyasından hiçbir bilgi kullanılmaması değil, bu bilginin hangi sorumluluk kapsamında ve nasıl değerlendirildiğidir. [18, §§ 49–55]

HAGB kararı kesin mahkûmiyet gibi kullanılamaz

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kesinleşmiş mahkûmiyetle özdeş değildir. CMK 231’in 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun’la düzenlenen güncel metni de müsadere hükümleri dışındaki hukuki sonuç doğurmama ilkesini içerir. Eski HAGB kararları incelenirken kararın tarihi, uygulanacak geçiş hükümleri ve kanun yolu ayrıca belirlenmelidir. Güncel kanunun öngördüğü istinaf yolu ile eski kararların tabi olduğu itiraz rejimi birbirine karıştırılmamalıdır. [3, m. 231 ve geçici m. 6]

Eyüp Erdem kararında arabuluculuk siciline kayıt talebi reddedilmişti. İdare mahkemesi, HAGB kararına dayanarak suçun kesinleşmiş yargı kararıyla işlendiği izlenimini veren bir gerekçe kurmuş; ilgili olguları irtibat veya iltisak yönünden ayrıca değerlendirmemişti. AYM, masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ve yeniden yargılamaya karar verdi. Kararın anlamı, başvurucunun sicile mutlaka kaydedilmesi değildir; uyuşmazlığın anayasal güvenceye uygun gerekçeyle yeniden incelenmesidir. [19, §§ 14–22]

Karara katılmayan Ömer Çınar, arabuluculuk mevzuatındaki irtibat veya iltisak şartının kesin mahkûmiyetten ayrı olduğunu ve bu çerçevede HAGB ile sonuçlanan sürece değinilmesinin ihlal oluşturmadığını savundu. Çoğunluk ise somut gerekçenin bağımsız değerlendirme içermemesini ve suçluluk yükleyen dilini belirleyici gördü. Bu görüş ayrılığı, başvurunun yalnız HAGB bulunduğunu belirtmekle sınırlanmaması gerektiğini gösterir. [19, karşıoy]

Her HAGB veya ceza dosyası atfı ihlal değildir

Kürşat Eyol kararında AYM, idari yargı gerekçesini bütün olarak inceledi; ilişik kesme işleminin yalnız HAGB kararına dayanmadığını, bağımsız disiplin durumunun da değerlendirildiğini belirledi. Başvuru açıkça dayanaktan yoksun bulundu. Bu karar, HAGB’nin idari uyuşmazlıkta anılmasının otomatik ihlal olmadığını gösterir. Eski karardaki personel mevzuatı ve kanun yolları bugünkü tüm işlemlere taşınamaz. [17, §§ 26–33]

Recep Aslan kararında da AYM, idari yargılamada cezai suçluluk yerine idare hukuku ölçütleriyle değerlendirme yapıldığını gözetti. Üst mahkeme, kesinleşmeyen mahkûmiyetten başvurucu aleyhine sonuç çıkarılamayacağını ayrıca belirtmişti. Masumiyet karinesi şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun sayıldı. Bu sonuç, kararın tamamı ve üst mahkemenin düzeltici gerekçesi incelenmeden tek cümleden ihlal çıkarılamayacağını ortaya koyar. [20, §§ 30–33]

Basın ve internet yayınlarında hangi yollar kullanılabilir?

Basın özgürlüğü ile itibarın korunması birlikte değerlendirilir

Devam eden bir soruşturmanın haberleştirilmesi başlı başına yasak değildir. Kamusal tartışmaya katkı, yayının olgusal temeli, kullanılan dil, kişinin kamusal konumu, görsellerin etkisi ve yargılamanın aşaması önem taşır. Başlıkta kişiyi kesin suçlu göstermek ile isnadı ve savunmayı bağlamı içinde aktarmak farklıdır. Haberin yayımlandığı tarihteki doğruluk değerlendirmesi de sonraki gelişmelerin hiç önem taşımadığı anlamına gelmez. [1, m. 17, 26, 28; 23]

Özel bir yayıncının eylemi, AYM’ye doğrudan o yayıncı aleyhine başvuru yapılmasını sağlamaz. Önce uygun hukuk yolları kullanılır. Bireysel başvuruda, kamu makamlarının kişinin itibarını koruma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği ve çatışan haklar arasında denge kurup kurmadığı tartışılabilir. Ceza isnadıyla yeterli bağlantı bulunmayan yayınlarda incelemenin esas dayanağı masumiyet karinesinden ziyade şeref ve itibar veya özel hayat olabilir. [13, m. 45; 23, §§ 53–75]

İçerik kaldırma ile özel hayat tedbiri farklı yollardır

5651 sayılı Kanun’un eski 9. maddesine dayanılarak kişilik hakkı ihlali için sulh ceza hâkimliğine başvuru yapılması, güncel genel yol değildir. AYM’nin E.2020/76, K.2023/172 sayılı iptal kararı 10 Ekim 2024’te yürürlüğe girmiştir; incelenen güncel konsolide metinde madde iptal edilmiş durumdadır. Şeref ve itibara saldırılarda TMK 24–25, TBK 58 ve koşulları varsa HMK 389 ve devamındaki ihtiyati tedbir hükümleri değerlendirilir. [5; 6; 7; 10; 30]

Özel hayatın gizliliğini ihlal eden internet içerikleri için 5651 m. 9/A ayrı bir mekanizmadır. 31 Temmuz 2026’dan itibaren kanundaki başvuru mercii Siber Güvenlik Başkanlığıdır. Bu, her hakaret veya itibar şikâyetinin aynı mercie gönderilebileceği anlamına gelmez. Başvuruda tam internet adresi, özel hayat ihlalinin açıklaması ve kimliği doğrulayan bilgiler gerekir. Başvuran, talebi başvuru saatinden itibaren 24 saat içinde sulh ceza hâkiminin kararına sunmalıdır. Hâkim en geç 48 saat içinde kararını açıklar; kanundaki koşullar gerçekleşmezse geçici tedbir kendiliğinden kalkar. [10, m. 2, 9/A]

Birden fazla yolun bulunması, bunların birbirini gereksiz kıldığı anlamına gelmez. İçeriğin kaynaktan kaldırılması, Türkiye’den erişimin engellenmesi, adla yapılan aramalarda sonuçtan çıkarılması ve tazminat farklı sonuçlardır. Talep, hukuka aykırı kısmı ve istenen teknik sonucu gösterecek biçimde kurulmalıdır. Bütün bir siteyi veya arşivi hedefleyen ölçüsüz istekler, ifade özgürlüğü yönünden ayrıca sorun yaratabilir. [7, m. 389–391; 10; 16; 23]

Eski haberler ve unutulma hakkı

N.B.B. kararında AYM, uzun yıllar önceki ceza yargılamasına ilişkin haberlerin internet arşivinde kolayca erişilebilir tutulmasını inceledi. Haberlerin ilk yayımlandığında gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülmüyordu. Aradan geçen süre, başvurucunun kamusal bir kişi olmaması ve güncel kamu yararının zayıflaması birlikte değerlendirildi; şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiğine karar verildi. Bu, masumiyet karinesi yönünden verilmiş bir ihlal kararı değildir. [23, §§ 67–75]

Karar bütün eski haberlerin silinmesini gerektirmez. Tarihsel değer, bilimsel amaç, güncel kamusal ilgi, kişinin toplumsal rolü ve daha sınırlı araçların yeterliliği önemlidir. Anonimleştirme, haberin sonuç bilgisiyle güncellenmesi veya adla yapılan arama sonucundan çıkarma bazı olaylarda yeterli olabilir. N.B.B. kararında kullanılan dönemin usulü, eski 5651 m. 9 yolunun bugün kullanılabileceği şeklinde okunmamalıdır. [23, §§ 50–52, 70–74; 10]

Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 2020/481 sayılı kararı, ad ve soyadla arama motorlarında çıkan sonuçların indeksten çıkarılması taleplerini ele alır. Önce veri sorumlusuna başvuru gerekir; sonuca göre Kurula şikâyet yolu kullanılabilir. Veri sorumlusunun cevap süresi ile Kurula şikâyet süresi farklıdır. Kurul tazminat mahkemesi değildir; kişilik hakkından doğan tazminat talebi genel hükümlere göre ayrıca ileri sürülür. KVKK’nın istisnaları ve ifade özgürlüğü boyutu da değerlendirilmelidir. [12, m. 13–15, 28; 16]

Cevap ve düzeltme hakkı

5187 sayılı Basın Kanunu’nun 14. maddesi, şartları bulunan süreli yayınlar ve internet haber sitelerinde cevap ve düzeltme yolunu düzenler. Zarar gören kişi, yayım tarihinden itibaren iki ay içinde sorumlu müdüre uygun içerikte bir metin gönderebilir. İnternet haber sitesinde yayımlama yükümlülüğü kural olarak yazının alınmasından itibaren en geç bir gün içinde yerine getirilir; uygulanmama veya usulsüz yayımlama hâlinde kanundaki yargısal başvuru süreci değerlendirilir. [11, m. 14]

Bu yol, her sosyal medya hesabını Basın Kanunu kapsamına sokmaz. Ayrıca cevap ve düzeltme metni hakaret veya üçüncü kişilerin haklarını ihlal eden ifadeler içermemelidir. Tebliğ ve teslim belgesinin saklanması, sonraki başvuruda süre ile yükümlülüğün doğduğunun gösterilmesini sağlar. Yayının kaldırılması, cevap ve düzeltme ihtiyacını her durumda ortadan kaldırmaz; internet haber siteleri bakımından kanunun özel hükmü ayrıca gözetilir. [11]

Başvuru nereye yapılır ve ne talep edilir?

Özel kişiye veya yayıncıya karşı hukuk yolu

Kişilik hakkına hukuka aykırı saldırıda TMK 25 uyarınca saldırı tehlikesinin önlenmesi, sürmekte olan saldırının durdurulması veya etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti istenebilir. Kararın veya düzeltmenin yayımlanması ve şartları varsa maddi ya da manevi tazminat da gündeme gelir. Kural olarak görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir; uyuşmazlığın özel niteliği başka görev kuralları doğurabilir. TMK 25’te kişinin kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesine başvuru olanağı düzenlenir. [5, m. 24–25; 6, m. 49, 58; 7, m. 2]

Davalı, yalnız ekranda görünen hesap adı üzerinden gelişigüzel belirlenmemelidir. Yayını yapan, yöneten veya özel hüküm gereği sorumlu olan kişi ve kuruluşlar saptanmalıdır. İhtiyati tedbir isteniyorsa gecikmenin doğuracağı zarar, korunacak hak, hedef içerik ve talebin ölçüsü açıklanır. Yaklaşık ispat ve teminat hükümleri uygulanabilir. Tedbir, davanın esasının kesin olarak kazanıldığı anlamına gelmez. [7, m. 389–392]

Yargılama giderleri de başlangıçta değerlendirilmelidir. Harç, tebligat, bilirkişi veya delil tespiti giderleri ile karşı tarafa yüklenebilecek vekâlet ücreti aynı kalem değildir. Genel olarak aleyhine hüküm verilen taraf yargılama giderlerinden sorumlu tutulur; kısmen kabul ve özel hükümler sonucu değiştirebilir. Ödeme gücü bulunmayanlar bakımından adli yardımın koşulları incelenir. Kesin bir toplam maliyet, talep tutarı ve uygulanacak güncel tarife görülmeden verilemez. [7, m. 323, 326, 334–340]

Başvurucu kendi hakkındaki saldırıyı ileri sürmeli; avukatla veya kanuni temsilciyle yapılan işlemlerde temsil yetkisi ve gerekli belgeler sunulmalıdır. Özellikle çocuklara ilişkin başvurularda kanuni temsil ile kimliğin kamuya açıklanmaması ihtiyacı birlikte değerlendirilir. Bir yabancının Türkiye’deki kamu işlemi veya yayın nedeniyle etkilenmesi de mümkündür; yabancılara kapalı olmayan haklar yönünden vatandaşlık tek başına bireysel başvuru engeli değildir. Yabancı yayıncı veya yurt dışındaki kayıtlar söz konusuysa yetki, tebligat ve kararın uygulanabilirliği ayrıca incelenmelidir. Türkiye’de verilen bir kararın bütün ülkelerde kendiliğinden uygulanacağı varsayılamaz. [7, m. 51–54, 71–77; 13, m. 46]

Kamu makamının işlemi veya açıklaması

İdari işlemden kaynaklanan ihlallerde işlemin iptali ve gerektiğinde tam yargı davası; idari eylemden doğan zarar bakımından ise ilgili ön başvuru ve tam yargı kuralları değerlendirilir. Husumet, görev ve yetki; sözün kamu görevi kapsamında mı, kişisel davranış olarak mı ortaya çıktığına ve özel kanunlara bağlıdır. Kamu görevlisinin her açıklamasında doğrudan kendisine aynı tür tazminat davası açılacağı varsayılmamalıdır. [1, m. 40, 125; 8, m. 2, 7, 12, 13]

İdareye yapılan her dilekçe dava süresini durdurmaz. İYUK 11 kapsamındaki süreye etkili başvuru ile salt bilgi veya şikâyet dilekçesi ayrılmalıdır. İdari eyleme dayanan tam yargı davasında m. 13’teki ön başvuru ve öğrenme tarihleri önem taşır. İptal davasının açılması da işlemin yürütmesini kendiliğinden durdurmaz; şartları varsa ayrıca yürütmenin durdurulması istenir. [8, m. 11, 13, 27]

Ceza infaz kurumu kayıtları ve etkili inceleme

Ceza infaz kurumunda düzenlenen bir belge veya yapılan faaliyet masumiyet karinesini zedeliyorsa, işlemin niteliğine göre infaz hâkimliğine şikâyet gündeme gelebilir. 4675 sayılı Kanun; öğrenmeden itibaren 15 gün, her hâlde işlem veya faaliyetten itibaren 30 günlük süre öngörür. İnfaz hâkimi kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. Şikâyet kendiliğinden durdurucu etki doğurmaz; kanuni şartlarla durdurma veya erteleme istenebilir. [9, m. 5–6]

Emrah Karayazı kararında, kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmadığı dönemde kurumun bilgi formunda kullanılan “aktif örgüt üyesi” ifadesi şikâyet edilmişti. İnfaz hâkimliği, ortada kurum kararı bulunmadığı gerekçesiyle esasa girmemiş, dilekçeyi başka görevli mercie de göndermemişti. AYM, masumiyet karinesiyle bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Bu kararın hükmü, doğrudan ve bağımsız bir masumiyet karinesi ihlali tespitiyle karıştırılmamalıdır. [21, §§ 36–46]

Suç duyurusu hangi durumda anlamlıdır?

Somut olay hakaret, iftira, özel hayatın gizliliğinin ihlali, kişisel verilerin hukuka aykırı verilmesi veya soruşturmanın gizliliğinin ihlali gibi suçların unsurlarını taşıyabilir. Başvuru, Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa yapılabilir. Bununla birlikte “masumiyet karinesini ihlal” adı altında her olaya uygulanabilecek tek bir suç tipi yoktur. Hangi fiilin hangi suç unsurunu oluşturduğu açıklanmalıdır. [3, m. 158; 4, m. 125, 134, 136, 267, 285]

Bir şikâyetin takipsizlikle veya beraatle sonuçlanması, ilk şikâyetçinin iftira suçunu işlediğini kendiliğinden göstermez. TCK 267 bakımından kişinin işlemediğini bildiği hâlde hukuka aykırı fiil isnat etmesi gibi kanuni unsurlar ayrıca araştırılır. İyi niyetli hak arama ve araştırma talebi, sonuç alınamamış olması nedeniyle cezalandırılmamalıdır. Suç duyurusu da içeriği otomatik kaldırmaz ve tazminatı kendiliğinden sağlamaz. [4, m. 267; 5; 6]

Başvuru süreleri nasıl ayrılmalıdır?

Tek bir “lekelenmeme başvuru süresi” yoktur. Aynı yayın için cevap ve düzeltme, veri sorumlusuna başvuru, tazminat ve bireysel başvuru süreleri farklı olabilir. Aşağıdaki tablo genel başlangıç noktalarını gösterir; özel hükümler, geçiş kuralları ve tebligat durumu somut dosyada ayrıca incelenmelidir.

YolGenel süre veya başlangıçÖnemli ayrım
Basın Kanunu m. 14Yayım tarihinden itibaren iki ay içinde metnin gönderilmesiYayımlanmama veya usulsüz yayım için ayrıca 15 günlük yargısal başvuru süreci vardır
KVKK m. 13Veri sorumlusunun en geç 30 günde cevap vermesiKurula doğrudan ilk başvuru yerine ön başvuru gerekir
KVKK m. 14Cevabı öğrenmeden 30 gün; her hâlde ilk başvurudan 60 günCevapsızlıkta 30 günlük cevap süresi de gözetilir
5651 m. 9/ABaşkanlığa talepten itibaren 24 saat içinde hâkime sunmaHâkimin 48 saatlik karar süresiyle aynı değildir
İnfaz hâkimliğine şikâyetÖğrenmeden 15 gün; her hâlde işlemden 30 günKarara itiraz, tebliğden iki haftadır
İdari iptal davasıÖzel süre yoksa idare mahkemesinde 60 günBaşlangıç ve ön başvurunun etkisi ayrıca belirlenir
İdari eylemden tam yargıÖğrenmeden bir yıl; her hâlde eylemden beş yıl içinde idareye başvuruSonraki dava süresi ret veya kanuni cevapsızlık üzerinden hesaplanır
Haksız fiil tazminatıZarar ve sorumluyu öğrenmeden iki yıl; her hâlde fiilden on yılDaha uzun ceza zamanaşımı ve özel hükümler saklıdır
CMK m. 173 itirazıTebliğden iki haftaEski kaynaklardaki 15 gün, güncel kararlar için genel süre değildir
AYM bireysel başvurusuEtkili yolların tüketilmesi/ihlalin öğrenilmesi esasına göre 30 günNihai kararı daha önce fiilen öğrenme önem taşıyabilir
AİHM başvurusuKural olarak nihai iç hukuk kararından itibaren dört ayTürkiye yönünden etkili AYM yolu da tüketilmelidir

Tablonun dayanakları: Basın Kanunu m. 14; KVKK m. 13–14; 5651 m. 9/A; 4675 m. 5–6; İYUK m. 7, 13; TBK m. 72; CMK m. 173; 6216 m. 47/5; AİHS m. 35. [2; 3; 6; 8–13]

Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir alınmışsa HMK 397’deki esas davayı açma yükümlülüğü ayrıca izlenir. Kanun, tedbirin uygulanmasının talep edildiği tarihten itibaren iki haftalık süreyi esas alır. Bir başvuru yolunun kullanılması, başka bir başvurunun süresini kendiliğinden durdurmaz. Gün, hafta ve ayla belirlenen süreler birbirine çevrilerek yaklaşık hesaplanmamalıdır. [7, m. 397]

AYM ve AİHM başvurusu nasıl hazırlanır?

AYM’ye gitmeden önce hangi yollar tüketilir?

AYM, ilk başvuru mercii veya bütün mahkeme kararlarını yeniden inceleyen bir temyiz makamı değildir. Kullanılabilir, etkili olağan yollar usulüne uygun tüketilmeli; ihlalin özü bu makamlara zamanında sunulmalıdır. Bir idari karardaki suçluluk ifadesi için ilgili idari dava ve kanun yolları, özel yayın için uygun kişilik hakkı yolları, infaz kurumu faaliyeti için özel şikâyet yolu farklı değerlendirilir. CİMER veya disiplin şikâyeti, gerekli yargısal yolun yerini otomatik olarak almaz. [13, m. 45–48]

AYM’ye doğrudan, mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikleri aracılığıyla ve ilgili usule göre ceza infaz kurumundan başvuru imkânları yanında, avukatlar 1 Ekim 2025’ten beri UYAP Avukat Portalı üzerinden de bireysel başvuru yapabilir. Formu bilgisayarda doldurmak veya taslak kaydetmek başvurunun tamamlandığını göstermez; gönderim ve kayıt belgesi kontrol edilmelidir. Elektronik yol, kabul edilebilirlik şartlarını ve 30 günlük süreyi değiştirmez. [13, m. 47; 15; 29, m. 63]

Süre bakımından nihai kararın tebliği, UYAP’tan açılması veya başka biçimde öğrenilmesi belgelenmelidir. Tebliğ edilmesini beklemek, karar daha önce öğrenilmişse risk yaratabilir. Haklı mazeret iddiası da soyut olarak ileri sürülemez; 6216 m. 47/5’teki mazeret rejiminin koşulları ve 15 günlük süresi ayrıca gözetilir. Adli yardım isteniyorsa mali durum ve giderleri ödeme güçlüğü belgelenir; harç ödenmediği hâlde herhangi bir talep sunulmaması eksiklik doğurabilir. [13, m. 47; 29]

Hüseyin Aşkan kararında AYM, nihai Yargıtay kararının avukat tarafından UYAP üzerinden açılıp okunduğu tarihi evrak işlem kaydından belirledi. Başvuru bu öğrenme tarihinden itibaren 30 gün içinde yapılmadığından süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulundu. Dolayısıyla dosyaya yalnız tebligat belgesi eklemek, daha erken öğrenme kaydının etkisini ortadan kaldırmaz. [32, §§ 20–31]

İhlal iddiasında olay, ifade, belge ve sonuç bağlantısı

Başvuruda önce şikâyet edilen ifade veya işlem gösterilmelidir. Ardından o tarihteki ceza dosyasının durumu, ifadenin başvurucuyla bağlantısı, neden basit bir bilgi aktarımı olmadığı ve hangi zararı doğurduğu açıklanır. Gerekçenin yalnız bir bölümü seçilmemeli; bütün kararla birlikte değerlendirilmelidir. Önceki başvuru ve kanun yolu dilekçeleri, ihlalin ilgili mercilere sunulduğunu göstermelidir.

Ali Sunar kararında başvurucu, soruşturmanın uzun sürdüğünü ve bu dosyanın başka bir tutuklama ile kamu görevinden çıkarılmasına yol açtığını ileri sürdü. AYM, başka dosyadaki tutuklamayla bağın bilgi ve belgeyle gösterilmediğini; idari dava gerekçesinde de söz konusu yargılamaya dayanılmadığını belirledi. Masumiyet karinesi şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun, makul süre şikâyeti ise başvuru yolları tüketilmediği için kabul edilemez bulundu. [22, §§ 12–20]

Bu karar, uzun süren her soruşturmanın kendiliğinden suçlu ilan etme anlamına gelmediğini gösterir. Süre şikâyetinin ayrıca doğru yola yöneltilmesi gerekir. Güncel 6384 m. 5/A uyarınca makul süre müracaatı, süreç devam ederken veya kesin sonuç öğrenildikten itibaren bir ay içinde Tazminat Komisyonuna yapılabilir. Ali Sunar’daki eski başvurulara ilişkin geçiş düzenlemesinin üç aylık süresi bütün yeni başvurulara uygulanamaz. [14, m. 5/A; 22]

İstenen giderim ve AİHM aşaması

AYM’den ihlal tespiti, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama ve şartları varsa tazminat istenebilir. Maddi zararın tutarı ve ihlalle ilişkisi, manevi zarar talebinin gerekçesi açıklanmalıdır. İhlal kararı otomatik beraat, göreve dönüş, tahliye veya her durumda para ödenmesi anlamına gelmez. Emrah Karayazı’da yeniden yargılama yeterli giderim sayılmış ve tazminat talepleri reddedilmiştir. [13, m. 50; 21, §§ 44–46]

AİHM aşamasında Sözleşme kapsamındaki hak ve iç hukuk yollarının tüketilmesi ayrıca gösterilir. Genel dört aylık süre, başvurunun niteliğine uygun nihai iç hukuk kararı esas alınarak incelenir. AYM’ye geç veya usulsüz başvurunun AİHM bakımından da sorun yaratabileceği unutulmamalıdır. AİHM başvuru formunun eksiksizliği ve Mahkeme İçtüzüğü’nün 47. maddesindeki şartlar önemlidir; sıradan bir e-posta veya eksik şikâyet yazısı yeterli kabul edilmemelidir. [2, m. 34–35; 31]

Genel başvuru usulünde güncel resmî form doldurulur, çıktısı imzalanır ve gerekli eklerle Mahkemeye posta yoluyla gönderilir. AYM için UYAP üzerinden işlem yapılabilmesi, AİHM başvurusunun da aynı portaldan yapılabileceği anlamına gelmez. Başvurunun geçerli biçimde yapılması ile kabul edilebilir bulunması da ayrı aşamalardır. [31]

Allen/Birleşik Krallık kararında AİHM Büyük Dairesi, ceza mahkûmiyeti kaldırılan başvurucunun tazminat talebinin reddini inceledi. Kullanılan dil ve tazminat rejiminin bağlamı birlikte değerlendirilerek masumiyet karinesinin ihlal edilmediği sonucuna varıldı. Karar, beraatten sonra bütün tazminat taleplerinin kabul edilmesi gerektiği yönünde bir güvence bulunmadığını; buna rağmen ret gerekçesinin kişiye cezai suçluluk yükleyemeyeceğini gösterir. [25, §§ 123–134]

Nealon ve Hallam/Birleşik Krallık kararında Büyük Daire, mahkûmiyetleri kaldırılan kişilere uygulanan sınırlı tazminat rejimini 12’ye karşı 5 oyla Sözleşme’ye aykırı bulmadı. Çoğunluk, somut ret işlemlerinin başvuruculara cezai suçluluk yüklemediğini vurguladı. Karşıoylar ise tazminat için getirilen ölçütün beraat sonrası korumayı zayıflattığını savundu. Bu karar Birleşik Krallık’taki özel rejime ilişkindir; Türkiye’deki CMK tazminat koşullarının yerine geçirilemez. [26, §§ 168–183 ve karşıoylar]

Türkiye’de yakalama veya tutuklama gibi koruma tedbirlerinden doğan tazminat, ayrıca CMK 141–144 ve 6384 sayılı Kanun çerçevesinde incelenir. Beraat edilmiş olması tek başına “lekelenmeme tazminatı” adıyla otomatik ödeme doğurmaz. Talebin dayandığı bent, kesinleşme ve tebliğ tarihleri belirlenerek görevli ağır ceza mahkemesi veya Tazminat Komisyonu ayrımı yapılmalıdır. [3, m. 141–144; 14, m. 2, 5/B]

Deliller ve talepler nasıl düzenlenir?

Hukuki nitelendirme kadar olayın ispatı da önemlidir. Başvurucu, internetteki içeriğin tam adresini ve tamamını kaydetmeli; yalnız başlıktan alınmış, tarihi belirsiz bir ekran görüntüsüne dayanmamalıdır. Gerektiğinde noter tespiti veya mahkemeden delil tespiti istenebilir. Bu işlemler her dosyada zorunlu değildir; içeriğin değişme ya da silinme riski ve ispat güçlüğü değerlendirilir. [7, m. 400–405]

İleri sürülen sorunHazırlanacak belgeTalep ile kurulacak bağlantı
Kamu görevlisinin suçlu ilan eden açıklamasıAçıklamanın tamamı, tarih, görev sıfatı, kayıt veya resmî yayınSuçluluk ifadesinin düzeltilmesi, uygun dava ve giderim
Beraate rağmen suçluluk yükleyen kararBeraat ve kesinleşme kaydı, sonraki kararın tam gerekçesiİlgili cümle ile önceki ceza süreci arasındaki bağ
HAGB’ye dayanılarak tesis edilen işlemHAGB kararı, işlem, idari araştırma ve yargı kararlarıBağımsız olgu incelemesi bulunup bulunmadığı
İnternet yayınıTam URL, tarihli kayıt, içerik ve görselin bütünüHedef içerik, ölçülü tedbir ve yayın sorumlusu
Arama sonucuAdla arama çıktısı, sonuç bağlantıları, veri sorumlusu cevabıİndeksten çıkarılacak sonuç ve güncellik gerekçesi
Maddi veya manevi zararİş ve gelir kaybı belgeleri, olayla bağlantılı diğer kayıtlarİhlal, zarar ve nedensellik; gerekçeli tutar
Süre ve tüketme koşuluTebligat, UYAP öğrenme kaydı, dilekçeler ve teslim belgeleriBaşvurunun zamanında ve doğru sırayla yapılması

Varsayımsal örnek: Bir kişi hakkında takipsizlik verildiği hâlde işverene gönderilen kamu yazısında kişinin belirli bir suçu işlediği kesin dille belirtilmiş olsun. Başvuru, yalnız takipsizlik kararını eklemekle tamamlanmaz. Yazının içeriği ve gönderildiği tarih, ilgili kamu makamı, işverenin aldığı karar, önceki itirazlar ve istenen giderim birlikte açıklanmalıdır. İş kaybının başka bir sebepten doğduğu savunması varsa buna ilişkin belgeler de tartışılmalıdır. Böylece tazminat talebi varsayımsal zarar anlatımına dayanmaz.

Dosya hazırlanırken suçlama gereksiz yere yeniden yayılmamalıdır. Kişisel ve hassas bilgiler yalnız ilgili merciin ihtiyaç duyacağı ölçüde sunulmalı, kamuya açık paylaşım yapılırken üçüncü kişiler ve çocuklar korunmalıdır. AYM’de kimliğin kamuya açık belgelerde gizli tutulması talebi varsa gerekçesi formda belirtilmelidir. [12; 29]

Avukatların ve başvurucuların kaçınması gereken hatalar

  • Beraati bütün uyuşmazlıklar için otomatik sonuç saymak: Disiplin, özel hukuk ve kamu hukuku sorumluluğunun şartları ayrıca incelenmelidir. Ceza suçluluğuna ilişkin dil ile bağımsız sorumluluk gerekçesi ayrılmalıdır.
  • İhlali yalnız karar adlarıyla anlatmak: Emsal kararın olayla benzerliği, ilgili paragrafı ve hüküm sonucu gösterilmelidir. Galip Şahin ihlal bulunmayan; N.B.B. ise şeref ve itibar alanındaki bir karardır. Yanlış sonuç etiketi, başvurunun hukuki dayanağını zayıflatır.
  • Eski kanun yoluna veya süreye güvenmek: İptal edilen 5651 m. 9, değişen 9/A mercii, HAGB’nin farklı dönemlerdeki kanun yolları ve CMK 173’teki iki haftalık süre güncel metinden denetlenmelidir.
  • Yanlış taraf veya merci seçmek: Özel yayıncı, kamu idaresi, kamu görevlisinin kişisel fiili ve infaz kurumu faaliyeti aynı dava düzenine tabi değildir. Talebin muhatabı ve görevli merci somutlaştırılmalıdır.
  • Suç duyurusunu bütün giderim yollarının yerine koymak: Ceza şikâyeti, içeriğin durdurulması, cevap ve düzeltme veya tazminat talebini kendiliğinden sağlamaz. Süreler ayrı izlenmelidir.
  • Bağlamı keserek tek cümleyi sunmak: Kararın veya açıklamanın tamamı ile üst mahkeme gerekçesi eklenmeli; sözün başvurucuyla bağlantısı gösterilmelidir.
  • AYM başvurusunu yeni bir temyiz dilekçesine çevirmek: İhlal oluşturan kamu işlemi, anayasal güvence, etki ve giderim arasında bağlantı kurulmalıdır. Salt delillerin yanlış değerlendirildiğini söylemek yeterli değildir.
  • Talebi ölçüsüz veya belirsiz bırakmak: Hangi URL’nin, hangi kaydın veya hangi gerekçenin sorunlu olduğu; neyin düzeltilmesinin, durdurulmasının veya tazmin edilmesinin istendiği açık yazılmalıdır.

Bu kontroller, haklı bir iddianın usul veya ispat eksikliği nedeniyle sonuçsuz kalmasını önlemeye yöneliktir; başvurunun kabulünü garanti etmez.

Sonuç

Masumiyet karinesi, kişinin suçluluğu kesinleşmeden devlet tarafından suçlu muamelesine tabi tutulmamasını güvence altına alır. Lekelenmeme hakkı ise gereksiz isnatların ve itibar zedeleyen açıklamaların önlenmesini de içeren bir koruma alanına işaret eder. Bu güvencelerin etkili kullanılması, yalnız beraat veya takipsizlik kararına dayanmakla sağlanmaz; ihlali oluşturan söz, işlem ve sonuç somut olarak gösterilmelidir.

Başvuru stratejisinde belirleyici olan, müdahalenin kaynağı ile istenen giderimin doğru eşleştirilmesidir. Kamu işleminin iptali, özel yayının durdurulması, arama sonucundan çıkarma, cevap ve düzeltme, ceza şikâyeti ve tazminat birbirinden farklı işlevler görür. AYM ve AİHM yolları da bunların yerine geçen ilk başvuru seçenekleri değildir.

Etkili bir dosya; doğru merciye yöneltilmiş talebi, tarihleri doğrulanmış belgeleri, bağlamı korunmuş açıklamayı ve somut olayla gerçekten ilişkili içtihadı bir araya getirir. Korunması gereken yalnız ceza davasının sonucu değil, kişinin hukuk düzeni içinde suçluluk peşinen yüklenmeden değerlendirilme hakkıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Masumiyet karinesi yalnız sanıkları mı korur?

Hayır. Soruşturma aşamasındaki şüpheliler de korunur; Sözleşme anlamındaki suç isnadı her zaman iddianamenin kabulüyle başlamaz. Ayrıca mahkûmiyet dışındaki sonuçlardan sonra bağlantılı işlemlerde kişiye cezai suçluluk yüklenmemesi gerekir. Kişinin süreçteki sıfatı ve isnadın etkisi birlikte incelenir. Korumanın başlangıcı ve devamı bölümüne bakınız.

İlk derece mahkemesinde ceza verilince kişi suçlu ilan edilebilir mi?

Kesinleşmemiş mahkûmiyet, kesin suçluluk açıklamasının dayanağı yapılamaz. Kararın varlığı ve kanun yolu aşaması doğru biçimde aktarılabilir; kesinleşme durumu gizlenerek kişi kesin suçlu gibi sunulmamalıdır. Emrah Karayazı kararı bu ayrımı açıklar. Soruşturma ve kesinleşmeyen mahkûmiyet dönemi bölümüne bakınız.

Lekelenmeme hakkı soruşturma açılmasını engeller mi?

Her durumda engellemez. Somut suç şüphesinin araştırılması savcılığın görevidir. CMK 158/6’daki şartlarda ise soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir ve kişiye şüpheli sıfatı verilmez. Bildirimin soyutluğu ile somut fakat henüz doğrulanmamış olması ayrılmalıdır. Soyut ihbar ve SYOK bölümüne bakınız.

SYOK ve takipsizlik aynı karar mıdır?

Hayır. SYOK, kanunun belirlediği hâllerde soruşturmanın başlatılmamasına ilişkindir. KYOK veya yaygın adıyla takipsizlik, soruşturma sonunda kamu davası açılması için gereken koşulların bulunmaması üzerine verilir. İki kararın hukuki aşaması ve gerekçesi farklıdır; hiçbiri mahkûmiyet değildir. Soruşturma aşamasındaki koruma bölümüne bakınız.

Beraat disiplin cezasını kendiliğinden kaldırır mı?

Her durumda kaldırmaz. Disiplin fiilinin unsurları ve bağımsız delil değerlendirmesi incelenir. Bununla birlikte disiplin makamı veya idari yargı, beraati etkisizleştiren cezai suçluluk gerekçesi kuramaz. Fiilin işlenmediğini belirleyen karar ile ispat yetersizliği de aynı biçimde ele alınmamalıdır. Disiplin ve idari işlemler bölümüne bakınız.

HAGB kararına dayanılarak idari işlem kurulabilir mi?

HAGB kesin mahkûmiyet yerine geçirilemez. Ancak ceza dosyasındaki olayların, ilgili idari mevzuatın şartlarıyla bağımsız değerlendirilmesi mümkün olabilir. Sonuç, işlemin yalnız HAGB’ye dayanıp dayanmadığına ve gerekçede kişiye cezai suçluluk yüklenip yüklenmediğine bağlıdır. HAGB ve Eyüp Erdem kararı bölümüne bakınız.

Hakkımdaki her olumsuz haber kaldırılabilir mi?

Hayır. İtibarın korunması ile ifade ve basın özgürlüğü arasında denge kurulur. Haber değeri, olgusal temel, kişinin kamusal konumu ve kullanılan dil önemlidir. Yanlış veya ölçüsüz içerik için uygun giderim istenebilir; olumsuz olması tek başına kaldırma sebebi değildir. Basın özgürlüğü ve itibar bölümüne bakınız.

Beraat edince internet arşivindeki bütün haberler silinir mi?

Otomatik silme sonucu doğmaz. Haberin güncelliği, devam eden kamu yararı, sonraki gelişmeler ve daha sınırlı önlemler değerlendirilir. İçeriğin güncellenmesi, anonimleştirme veya adla yapılan arama sonuçlarından çıkarılması somut olayda yeterli olabilir. N.B.B. kararı da olayın özel koşullarına dayanır. Eski haberler ve unutulma hakkı bölümüne bakınız.

Kişilik hakkı ihlali için doğrudan sulh ceza hâkimliğine mi gidilir?

İptal edilen 5651 m. 9’a dayalı eski genel usul güncel yol değildir. Kişilik hakkına saldırılarda hukuk davası ve şartları varsa ihtiyati tedbir değerlendirilir. Özel hayatın gizliliği bakımından m. 9/A ayrı bir düzenlemedir ve yargısal denetim içerir. İçerik kaldırma ve özel hayat tedbiri bölümüne bakınız.

Özel hayat ihlali başvurusu hâlâ BTK’ya mı yapılır?

5651 m. 9/A’nın 31 Temmuz 2026’dan itibaren yürürlükteki metninde yetkili merci Siber Güvenlik Başkanlığıdır. Başvurunun 24 saat içinde sulh ceza hâkiminin kararına sunulması koşulu ayrıca izlenmelidir. Bu yol, her itibar veya hakaret şikâyetine uygulanmaz. Güncel merci ve usul bölümüne bakınız.

Arama motorundan çıkarma içeriği internetten siler mi?

Hayır. Belirli bir ad ve soyad aramasında sonucun gösterilmemesi, kaynak sayfanın silinmesiyle aynı değildir. Talep hangi bağlantıları kapsadığını ve neden gerekli olduğunu açıklamalıdır. Veri sorumlusuna başvuru ile Kurula şikâyet sırası ve süreleri ayrıca uygulanır. Unutulma hakkı ve KVKK bölümüne bakınız.

Haksız şikâyet eden kişi mutlaka iftiradan cezalandırılır mı?

Hayır. Beraat veya takipsizlik, iftiranın bütün unsurlarını kanıtlamaz. Şikâyetçinin işlemediğini bildiği bir fiili kişiye isnat edip etmediği ve diğer kanuni şartlar araştırılır. Hak arama özgürlüğü ile kötü niyetli isnat ayrılmalıdır. Suç duyurusunun koşulları bölümüne bakınız.

AYM’ye doğrudan gazete veya sosyal medya kullanıcısı aleyhine başvurulur mu?

Özel kişiye karşı doğrudan bireysel başvuru yapılmaz. Önce uygun iç hukuk yolu kullanılır. Sonrasında kamu makamlarının koruma yükümlülüğü ve yargısal incelemenin yeterliliği gündeme gelebilir. Somut olaya uygun yolun tüketilmemesi kabul edilemezlik riski yaratır. AYM’den önce tüketilecek yollar bölümüne bakınız.

AYM bireysel başvurusu UYAP üzerinden yapılabilir mi?

Evet, avukatlar 1 Ekim 2025’ten beri UYAP Avukat Portalı üzerinden başvuru yapabilir. Bu imkân, başvuru süresini veya form ve belge koşullarını değiştirmez. Taslak kaydıyla yetinilmemeli; başvurunun gönderildiği ve kayda alındığı doğrulanmalıdır. AYM başvuru usulü bölümüne bakınız.

İhlal kararı verilirse otomatik tazminat ödenir mi?

Hayır. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılama yeterli giderim sayılabilir. Tazminat isteniyorsa zarar, tutar ve ihlalle bağlantı gerekçelendirilmelidir. AYM ihlal kararı da otomatik olarak beraat veya göreve dönüş kararı yerine geçmez. Giderim ve tazminat bölümüne bakınız.

Başvuru için yalnız ekran görüntüsü yeterli olur mu?

Her dosyada yeterli olmayabilir. Tam internet adresi, tarih, içeriğin tamamı, yayını yapanın belirlenmesine yarayan bilgiler ve ceza dosyasının durumunu gösteren belgeler birlikte hazırlanmalıdır. Değişme veya silinme riski varsa uygun delil tespiti yöntemi düşünülebilir. Deliller ve talepler bölümüne bakınız.

Kaynakça

Mevzuat ve resmî başvuru kaynakları

[1] Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, özellikle m. 15, 17, 19, 20, 26, 28, 36, 38, 40, 125 ve 148. Güncel metin.

[2] Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, özellikle m. 6, 8, 10, 13, 34 ve 35. AİHM Türkçe metin.

[3] 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m. 100–109, 141–144, 153, 157–160, 172–173, 217, 223, 231 ve geçici m. 6. Güncel metin.

[4] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, özellikle m. 125, 134, 136, 267 ve 285. Güncel metin.

[5] 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 24–25. Güncel metin.

[6] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 49, 58, 72 ve 74. Güncel metin.

[7] 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 2, 51–54, 71–77, 323, 326, 334–340, 389–397 ve 400–405. Güncel metin.

[8] 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 2, 7, 11–13 ve 27. Güncel metin.

[9] 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu, m. 4–6. Güncel metin.

[10] 5651 sayılı Kanun, özellikle m. 2, iptal edilen m. 9 ve yürürlükteki m. 9/A; 7590 sayılı Kanun değişiklikleri. Güncel metin.

[11] 5187 sayılı Basın Kanunu, m. 14. Güncel metin.

[12] 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, özellikle m. 11, 13–15 ve 28. Güncel metin.

[13] 6216 sayılı Kanun, m. 45–50. Güncel metin.

[14] 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun, m. 2, 5/A ve 5/B. Güncel metin.

[15] Anayasa Mahkemesi, Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvurunun 13. Yıldönümü, 2025; UYAP Avukat Portalı üzerinden başvuru duyurusu. Resmî açıklama.

[16] Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 23/6/2020 tarihli, 2020/481 sayılı karar, ad ve soyadla arama sonuçlarının indeksten çıkarılması. Karar ve değerlendirme ölçütleri.

Anayasa Mahkemesi kararları

[17] AYM, Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, §§ 26–33. Karar.

[18] AYM, Galip Şahin, B. No: 2015/6075, 11/6/2018, §§ 37–55. Karar.

[19] AYM, Eyüp Erdem, B. No: 2022/109266, 7/1/2026, §§ 14–22 ve Ömer Çınar’ın karşıoyu. Karar.

[20] AYM, Recep Aslan, B. No: 2024/28913, 6/5/2026, §§ 30–33. Karar.

[21] AYM, Emrah Karayazı, B. No: 2021/37913, 28/1/2026, §§ 26–46. Karar.

[22] AYM, Ali Sunar, B. No: 2022/6674, 13/1/2026, §§ 12–20. Karar.

[23] AYM Genel Kurulu, N.B.B., B. No: 2013/5653, 3/3/2016, §§ 48–75. Karar.

[32] AYM, Hüseyin Aşkan, B. No: 2017/15649, 21/7/2020, §§ 20–31. Karar.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları

[24] AİHM, Allenet de Ribemont/Fransa, B. No: 15175/89, 10/2/1995, §§ 35–41. HUDOC.

[25] AİHM Büyük Daire, Allen/Birleşik Krallık, B. No: 25424/09, 12/7/2013, §§ 93–104, 123–134. HUDOC.

[26] AİHM Büyük Daire, Nealon ve Hallam/Birleşik Krallık, B. No: 32483/19 ve 35049/19, 11/6/2024, §§ 168–183 ve karşıoylar. HUDOC.

Öğreti ve tamamlayıcı kaynaklar

[27] Akıncı, Fatih, “Lekelenmeme Hakkı”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Yıl 11, Sayı 43, Temmuz 2020, s. 177–202. Tam metin.

[28] Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüğü, Key Theme – Article 6 (criminal): Presumption of innocence, güncelleme: 28/2/2026. Rehber.

[29] Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü, bireysel başvuru formu, ekler, temsil ve başvuruya ilişkin hükümler. Resmî metin.

[30] Anayasa Mahkemesi, E.2020/76, K.2023/172 sayılı, 11/10/2023 tarihli kararın 5651 sayılı Kanun’a ilişkin resmî duyurusu. İptal kararının açıklaması.

[31] Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvuruculara yönelik bilgiler ve Mahkeme İçtüzüğü m. 47. Başvuru bilgileri.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları