İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Ceza Hukuku ve Ceza Yargılaması

Adli Kontrolde İmza Yükümlülüğü: İmza İhlali, Mazeret ve Değişiklik Talepleri

Belirlenen başvuru defterini imzalayan temsili kişinin eli
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 12 dakika okuma

Hukuki inceleme ve kontrol: Av. Umut Güneş

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Adli kontrol kapsamında imza yükümlülüğü, şüpheli veya sanığın hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmasını ifade eder. Gün, saat ve başvuru yeri kişinin tercihine göre değiştirilemez. İmzaya gidilememesi hâlinde olayın nedeni ve belgeleri gecikmeden sunulmalı; devam eden iş, sağlık veya eğitim sorunu varsa yükümlülüğün ileriye dönük değiştirilmesi ayrıca istenmelidir.

İmzanın bir kez kaçırılması her durumda otomatik tutuklama sonucu doğurmaz. Buna karşılık adli kontrolde herkesin kullanabileceği “üç kez imzaya gitmeme hakkı” da yoktur. CMK m.112'deki isteyerek yerine getirmeme ölçütü ile Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin adli kontrole özgü mazeret ve bildirim hükümleri birlikte uygulanır. 1, 2

İmza yükümlülüğünün hukuki niteliği nedir?

CMK m.109/3-b, hâkimin belirlediği yerlere belirtilen süreler içinde düzenli başvurmayı bir adli kontrol yükümlülüğü olarak düzenler. Uygulamada buna çoğunlukla “karakola imza verme” denilse de esas olan kararın gösterdiği yer ve başvuru biçimidir. Yükümlülük bir ceza veya mahkûmiyet kararı değildir; muhakemenin yürütülmesine hizmet eden koruma tedbiridir.

Adli kontrolün tutuklamaya göre daha hafif olması, her dosyada gerekçesiz uygulanabileceği anlamına gelmez. CMK m.109'un koşulları ve ölçülülük ilkesi gözetilmelidir. Başvuru sıklığı, ulaşım mesafesi, çalışma düzeni ve kişinin sağlık durumu, tedbirin somut ağırlığını belirler. Haftada bir yakın birime gitmek ile her gün uzun yolculuk yapmak aynı etkiyi doğurmaz.

Bu farklılıklar, ilk kararın hukuka uygunluğu değerlendirilirken de tedbirin devamı incelenirken de önemlidir. Kişinin dosyadaki yükümlülüklere düzenli uyması, kaçma ihtimalinin azalması ve soruşturmadaki gelişmeler, kaldırma veya hafifletme talebinin gerekçeleri arasında yer alabilir.

Adli kontrol, infazdaki denetimli serbestlikle aynı mıdır?

Hayır. Kesinleşmiş hapis cezasının denetimli serbestlik tedbiri altında infazı, CMK kapsamında uygulanan adli kontrolden farklı bir hukuki rejimdir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına bağlı yükümlülükler de kendi hükümlerine tabidir. Hepsinde denetimli serbestlik müdürlüğünün görev alabilmesi, ihlal ve başvuru kurallarının aynı olduğu anlamına gelmez.

Bu ayrım özellikle internette görülen “üç ihlal”, “ikinci uyarı” veya “dosyanın kapatılması” açıklamalarında önem kazanır. Bir infaz dosyası için geçerli kural, adli kontrol dosyasına doğrudan aktarılamaz. Karar incelenirken kişinin şüpheli, sanık veya hükümlü olarak hangi düzenlemeye tabi olduğu belirlenmelidir.

İmza günü, saati ve yeri nasıl belirlenir?

Karar ve uygulama bildirimi birlikte okunmalıdır. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m.57/1; tedbirin türünün, nasıl ve ne zaman yerine getirileceğinin, uyulacak kuralların ve aykırılığın sonuçlarının bildirilmesini öngörür. Bildirimde yükümlülüğün gereklerinin derhal yerine getirilmesi gerektiği de açıklanır. 2

İlgilinin elinde yalnızca “haftada bir imza” şeklinde belirsiz bir bilgi bulunuyorsa, gün ve saat aralığı uygulayıcı birimden ve gerektiğinde kararı veren merciden açıklığa kavuşturulmalıdır. Belirsizlik, yükümlülüğün kişinin istediği zaman yerine getirilebileceği şeklinde yorumlanmamalıdır.

Kararın duruşmada veya sorguda bildirilmiş olması da dikkate alınır. Sonradan ayrıca yazı geleceği düşüncesiyle bilinen yükümlülük ihmal edilmemelidir. Buna karşılık ihlal değerlendirmesinde, hangi yükümlülüğün ne zaman ve nasıl bildirildiği, kişinin bunu bilme ve yerine getirme olanağı bulunup bulunmadığı somut olarak incelenmelidir.

Resmî tatil, hafta sonu veya şehir değişikliği imza gününü değiştirir mi?

İtiraz süresinin son gününün tatile rastlamasına ilişkin usul kuralı, belirlenmiş imza takvimine otomatik olarak uygulanmaz. İmza gününün hafta sonu veya resmî tatile denk gelmesi hâlinde hangi birime ve hangi saatlerde başvurulacağı önceden doğrulanmalıdır. Kişi kendi kararıyla bir sonraki iş gününü seçmemelidir.

Adres veya işyeri değişikliği de imza yerini kendiliğinden değiştirmez. Yeni yere taşınılacaksa değişiklik belgelenerek gerekli başvuru yapılmalıdır. Başka bir karakolun başvuruyu kaydetmiş olması, belirlenen yer dışındaki işlemin her durumda usulüne uygun kabul edileceği güvencesini vermez.

İmzaya gidilmezse veya geç kalınırsa ne olur?

CMK m.112, adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun yetkili yargı merciinin tutuklama kararı verebileceğini düzenler. Kanundaki ifade, tutuklamanın mümkün olduğunu gösterir; her eksik imzada zorunlu tutuklama öngörmez. 1

Değerlendirmede ihlalin gerçekleşip gerçekleşmediği, bildirimin içeriği, kişinin fiilî imkânı, davranışın iradî niteliği ve ileri sürülen mazeret önemlidir. İhlal tutanağı, kişinin açıklama ve belge sunmasını gereksiz kılmaz. Tutuklama bakımından kararın somut gerekçesi ve ölçülülüğü de denetlenmelidir.

Belirlenen saat aralığı dışında atılan imza, o günkü yükümlülüğün kesin olarak yerine getirildiği anlamına gelmez. Öte yandan gecikmenin süresi ve nedeni, isteyerek uyulmama değerlendirmesinde önem taşıyabilir. Sonradan başvurmak önceki eksikliği kendiliğinden silmez; olayın doğru kaydedilmesine ve yükümlülüğe devam edildiğinin gösterilmesine yardımcı olabilir.

Adli kontrolde önce uyarı yapılması zorunlu mudur?

Yönetmelik m.44/6, adli kontrol tedbirinin gereklerini mazeretsiz ve kasıtlı olarak ihlal eden kişinin uyarılmayacağını, varsa mazeretinin komisyon tarafından değerlendirileceğini belirtir. M.57/2 ise ilgili dosyanın uyarı yapılmaksızın Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla yetkili yargı merciine gönderilmesini düzenler. 2

Dolayısıyla adli kontrol hakkında genel bir üç ihlal veya iki uyarı güvencesi bulunduğu söylenemez. Bunun tersi de doğru değildir: Dosyanın bildirilmesi, mahkemenin mutlaka tutuklama kararı vereceğini göstermez. Uygulayıcı birimin ihlal tespiti ile yargı merciinin vereceği karar farklı işlemlerdir.

Geçerli mazeret nasıl ortaya konulur?

Her mazeret kendi koşullarında değerlendirilir. Hastaneye yatış, gözaltında bulunma, ulaşımı fiilen engelleyen olağanüstü durum veya kişinin kontrolü dışında gelişen başka bir olay önem taşıyabilir. Ancak olayın varlığını göstermek kadar, imza saatinde başvuruyu nasıl engellediğini açıklamak da gerekir.

İleri sürülen durumİncelenecek hususSunulabilecek kayıt
Sağlık sorunuBaşvuru saatinde hareket veya ulaşım olanağıMuayene, yatış, taburcu ve hekim değerlendirmesi
Gözaltı veya başka bir zorunlu tutulmaÖzgürlüğün kısıtlandığı tarih ve saatResmî işlem, giriş ve çıkış kayıtları
Ulaşım kesintisi veya olağanüstü olayOlağan seçeneklerle ulaşmanın mümkün olup olmadığıResmî duyuru, iptal belgesi, saatli ulaşım kaydı
Birime zamanında gidildiği hâlde kayıt sorunuBaşvurunun yapıldığı yer, saat ve görevli işlemBaşvuru kaydı, tutanak ve mevcut diğer doğrulanabilir kayıtlar
Sürekli iş veya eğitim çakışmasıTek seferlik engel mi, öngörülebilir devamlı sorun mu?Vardiya çizelgesi, işyeri yazısı, ders veya sınav takvimi

Hastane belgesi sunulması her durumda yeterli kabul edileceği anlamına gelmez. Örneğin başka bir saatteki kısa muayenenin bütün imza aralığında başvuruyu engelleyip engellemediği araştırılabilir. Belgenin tarih, saat ve olayla bağlantısı bu nedenle önemlidir.

Unutma, yoğunluk veya sıradan günlük güçlükler de otomatik olarak kabul edilen mazeretler değildir. Bu açıklamalar ileri sürülecekse olay gerçeğe uygun anlatılmalı; önceki uyum ve gecikme sonrası davranışla birlikte değerlendirme istenmelidir. Sonradan oluşturulmuş gerçeğe aykırı belge veya anlatımdan kaçınılmalıdır.

Mazeret dilekçesi nereye verilir?

İhlal veya mazeret işleminin bulunduğu denetimli serbestlik müdürlüğü ve dosyanın aşamasına göre yetkili yargı mercii belirlenmelidir. Yönetmelik, mazeretin komisyon tarafından değerlendirilmesini öngörür. İlgili yargı merciine bildirim yapılmışsa, açıklama ve belgelerin o dosyaya da ulaşması takip edilmelidir.

Dilekçede dosya numarası, yerine getirilemeyen yükümlülük, ilgili tarih ve saat, engelin başlangıcı ve sonu, eldeki belgeler ve istenen değerlendirme açıkça yazılmalıdır. Başvurunun yapıldığını gösteren alındı veya elektronik kayıt saklanmalıdır. Telefonla bilgi vermek, açıklamanın dosyaya girdiğini gösteren yazılı kaydın yerini güvenle tutmaz.

İmza kaçırıldığında hangi adımlar izlenmelidir?

  1. Karar ve imza takvimi kontrol edilerek hangi tarih veya saatin kaçırıldığı belirlenmelidir.
  2. Engel ve olay sırası, gerçeğe uygun biçimde kaydedilmeli; mevcut belgeler temin edilmelidir.
  3. Uygulayıcı birime gecikmeden bilgi verilmeli ve mazeret, kayıt altına alınan bir başvuruyla sunulmalıdır.
  4. İhlal dosyası yargı merciine gönderilmişse açıklamaların bu dosyaya ulaştığı izlenmelidir.
  5. Devam eden sorun için gün, saat, yer değişikliği veya geçici muafiyet ayrıca talep edilmelidir.
  6. Yeni karar verilene kadar mevcut yükümlülüklere uyulmalıdır.

Bu adımlar, geçmiş ihlalin mazur görülmesini garanti etmez. Amaç, olayın eksik veya yanlış kayıtla değerlendirilmesini önlemek ve daha sonra meydana gelebilecek ihlalleri azaltmaktır. Mazereti belgelemek ile yükümlülüğü ileriye dönük değiştirmek ayrı taleplerdir; biri diğerinin yerine geçmez.

Yönetmelik m.57/2, ilgili yargı merciinden karar gelene kadar adli kontrolün infazına devam edilmesini açıkça öngörür. “Dosyam mahkemeye gönderildi, artık imza vermeyeceğim” düşüncesi bu nedenle hatalıdır.

İmza günü, sıklığı veya başvuru yeri değiştirilebilir mi?

CMK m.110/2 ve 111, yükümlülüklerin tamamen veya kısmen kaldırılmasına, değiştirilmesine ve bazılarından geçici muafiyet verilmesine olanak tanır. Her gün başvurunun haftada belirli günlere indirilmesi, saat aralığının çalışma düzenine göre değiştirilmesi veya taşınma sebebiyle uygun başvuru yerinin belirlenmesi bu kapsamda istenebilir. 1

Talep, önerilen düzenin tedbirin amacını nasıl koruyacağını açıklamalıdır. Yalnızca “imza vermek zor geliyor” demek yerine, mevcut ulaşım süresi, iş kaybı, vardiya çakışması veya sağlık durumu somutlaştırılmalıdır. Alternatif gün ve saat belirtilmesi, talebin değerlendirilebilir olmasını sağlar.

Soruşturmada sulh ceza hâkimi, kovuşturmada görevli ve yetkili mahkeme esas alınır. Uygulayıcı birimin dosyayı yürütmesi, yargısal karardaki yükümlülüğü her durumda kendi takdiriyle kaldırabileceği anlamına gelmez. Kararda belirlenen esaslı içeriği değiştiren talepler için gerekli yargısal karar takip edilmelidir.

Geçici muafiyet ne zaman daha uygun olabilir?

Kısa süreli ameliyat, zorunlu seyahat, sınav veya belirli tarihlerdeki başka bir engel için sürekli kaldırma yerine geçici muafiyet istenebilir. Muafiyetin başlangıcı ve bitişi, hangi imza günlerini kapsadığı ve sonrasında nasıl devam edileceği açık olmalıdır.

Yurt dışı seyahati söz konusuysa ayrıca çıkış yasağı bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir. İmzadan muafiyet, yurt dışına çıkış yasağını kaldırmaz; yurt dışı izni de imzadan muafiyet yaratmaz. Birden fazla dosyada adli kontrol varsa her dosyanın kararına göre işlem yapılır.

İmza kaydında hata varsa hangi başvuru yapılır?

Yükümlülüğün içeriğine karşı çıkmak ile uygulama kaydının yanlış tutulduğunu ileri sürmek farklıdır. Kişi belirtilen zamanda başvurduğunu fakat imzasının kaydedilmediğini söylüyorsa tarih, saat, birim ve varsa tutanak bilgileriyle düzeltme ve inceleme istemelidir. Mevcut kamera veya elektronik kayıtların korunması talebi, somut olayın özelliğine göre değerlendirilebilir.

Yönetmelik m.48, müdürlüğün işlem ve eylemlerine karşı müdürlüğe itiraz veya infaz hâkimliğine şikâyet yolunu düzenler. Hâkimliğe şikâyet için öğrenmeden itibaren on beş gün ve her hâlde işlemden itibaren otuz günlük süreler öngörülmüştür. Bu yol, adli kontrolü koyan mahkeme kararına karşı CMK m.111 ve 268 kapsamında yapılacak itirazdan farklıdır. 2

Şikâyet veya itirazın hangi işleme yöneltildiği açıkça belirlenmelidir. Mahkeme kararının değiştirilmesi için yalnızca idari kayıt itirazı yapmak ya da kayıt hatasını sadece genel bir kaldırma dilekçesinde anlatmak, gerekli incelemenin zamanında yapılmasını güçleştirebilir.

İmza yükümlülüğüne itirazda süre ve gerekçe nasıl belirlenir?

Adli kontrole ilişkin kararlara CMK m.111/2 uyarınca itiraz edilebilir. Güncel genel süre, kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır; bu kural 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar için uygulanır. Kaldırma talebindeki beş günlük karar düzenlemesi, itiraz süresi değildir.

İlk karara itiraz süresi geçmiş olsa da devam eden tedbirin kaldırılması veya değiştirilmesi talep edilebilir. İtirazda kararın verildiği tarihteki hukuka aykırılık; yeni talepte ise güncel gereklilik, değişen koşullar ve ölçülülük açıklanmalıdır. Önceki yükümlülüklere düzenli uyulduğunu gösteren kayıtlar önemlidir, ancak tek başına zorunlu kaldırma sonucu yaratmaz.

İtiraz veya kaldırma başvurusu, yükümlülüğü kendiliğinden durdurmaz. CMK m.269 kapsamındaki geri bırakma kararı veya açık bir muafiyet bulunmadıkça mevcut takvime uyulmalıdır. Ayrıntılı merci ve süre açıklamaları, serinin “Adli Kontrol Kararına İtiraz ve Kaldırma Talebi” yazısında yer almaktadır.

İmza yükümlülüğü ne kadar sürer ve cezadan düşülür mü?

CMK m.110/4'e göre devam gereği en geç dört aylık aralıklarla incelenir. Bu süre, tedbirin dört ay sonra kendiliğinden biteceği anlamına gelmez. M.110/A'daki temel süreler, gerekçeli uzatma şartları ve azami sınırlar ayrıca uygulanır; çocuklarda süreler yarı oranındadır.

Temel süre ağır ceza görevine girmeyen işlerde iki yıl, ağır ceza işlerinde üç yıldır. Uzatma, birinci grupta en çok bir yıl; ikinci grupta kural olarak toplam üç yıl, kanunda belirtilen belirli suçlarda dört yıldır. En uzun sınırın henüz dolmaması, daha önce kaldırma veya hafifletme istenmesini engellemez. 1

İmza yükümlülüğü altında geçirilen süre, sırf imzaya gidildiği için hapis cezasından düşülmez. CMK m.109/6'daki mahsup istisnaları başka yükümlülüklere ilişkindir. Bu nedenle ev hapsiyle ilgili hesap kuralları imza yükümlülüğüne taşınmamalıdır.

İbrahim Aydoğan kararı her imza yükümlülüğünü hukuka uygun mu saymıştır?

Hayır. AYM İkinci Bölümünün 19 Ocak 2022 tarihli, 2019/36711 başvuru numaralı İbrahim Aydoğan kararında; haftada iki gün, 08.00–21.00 aralığında başvuru yükümlülüğünün somut yoğunluğu incelenmiştir. Mahkeme, bu uygulamayı Anayasa m.19 anlamında özgürlükten yoksun bırakma olarak değerlendirmemiş ve ilgili şikâyeti konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulmuştur (§§37–42). 3

Bu sonuç, bütün imza kararlarının hukuka uygun olduğu veya kaldırma başvurusu yapılamayacağı anlamına gelmez. İncelenen hakkın kapsamı ile tedbirin kanuna ve ölçülülüğe uygunluğu aynı soru değildir. Kişinin sosyal, ailevi veya mesleki hayatına ciddi etki iddiası varsa bunun ayrıca somutlaştırılması gerekir.

Öğretide de adli kontrolün farklı temel haklara müdahale edebileceği vurgulanmaktadır. Hak değerlendirmesi yapılırken yalnızca “imza” adı değil, tedbirin fiilî koşulları dikkate alınmalıdır. 4

Çocuklar bakımından hangi ayrımlara dikkat edilmelidir?

Çocuklarda CMK m.110/A süreleri yarı oranında uygulanır. Bunun yanında eğitim, aile ilişkileri, ulaşım güvenliği ve gelişim ihtiyaçları başvuru hazırlanırken özellikle ele alınmalıdır. Yönetmelik m.44/6, ihlal bildirimi yapılırken çocukla yürütülen rehberlik ve iyileştirme çalışmalarına ilişkin bilgilerin de sunulmasını öngörür.

Yönetmelik m.57/7'de, Çocuk Koruma Kanunu kapsamındaki rehberlik çalışmasına katılmamanın belirli koşullarda uyarı ve ihlal işlemine yol açmayacağı ayrıca düzenlenmiştir. Bu özel hüküm, çocuğun hâkim tarafından belirlenen imza yükümlülüğüne uymamasıyla özdeş değildir. Rehberlik programına katılmama ile yargısal yükümlülüğü ihlal etme birbirine karıştırılmamalıdır. 2

Sonuç

İmza yükümlülüğünde doğru yaklaşım, kararın içeriğini baştan açıklığa kavuşturmak, takvime uymak ve doğan engeli belgeleriyle gecikmeden sunmaktır. Geçmiş bir eksikliğin mazeret kapsamında değerlendirilmesi ile gelecekteki gün, saat veya yerin değiştirilmesi ayrı işlemlerdir.

Adli kontrolde otomatik bir ihlal kotası yoktur; her eksiklik de zorunlu tutuklama anlamına gelmez. Somut olay, isteyerek uyulmama ölçütü ve geçerli mazeret birlikte değerlendirilir. Başvuru sonuçlanana kadar yükümlülüğün devam ettiği göz önünde bulundurulmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

İmzaya bir kez gitmezsem kesin tutuklanır mıyım?

Hayır. CMK m.112 tutuklama olanağı tanır, otomatik sonuç öngörmez. İhlalin koşulları, isteyerek uyulmama ve mazeret değerlendirilir. Bununla birlikte tek bir ihlalin önemsiz olduğu da varsayılmamalıdır.

Üç kez imza ihlali yapma hakkım var mı?

Hayır. Adli kontrole özgü yönetmelik hükümleri, mazeretsiz ve kasıtlı ihlalde önceden uyarı yapılmaksızın bildirim yapılmasını düzenler. İnfazdaki başka denetimli serbestlik rejimleriyle karıştırılmamalıdır.

Hastane raporu sunarsam mazeretim mutlaka kabul edilir mi?

Hayır. Belgenin tarihi, saati ve imzaya gitmeyi nasıl engellediği incelenir. Yatış veya tedavi kaydıyla olay arasındaki bağlantı açıkça kurulmalıdır.

İmzayı unuttuğumu söylemem yeterli olur mu?

Unutma kendiliğinden kabul edilen mazeret değildir. Olay gerçeğe uygun anlatılmalı, mevcut açıklama ve belgeler sunulmalıdır. Sonraki yükümlülüklere uyum sürdürülmelidir.

İmza saatini kaçırdıktan sonra karakola gitmem yararlı olur mu?

Durumu gecikmeden bildirmek ve kayıt altına almak önemlidir. Ancak geç başvuru, önceki eksikliği kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Mazeretin dosyaya sunulması ayrıca gerekir.

İmza günü resmî tatile denk gelirse ertesi gün gidebilir miyim?

Kendi kararınızla gün değiştirmemelisiniz. İmza takvimi ve birimin çalışma düzeni önceden açıklığa kavuşturulmalıdır. Usule ilişkin süre uzaması kuralı, imza gününe otomatik uygulanmaz.

İş nedeniyle imza gününü değiştirebilir miyim?

Değişiklik istenebilir. Vardiya veya çalışma düzeni belgelenerek uygun gün, saat veya sıklık önerilmelidir. Talep kabul edilene kadar mevcut karar dikkate alınır.

Başka şehre taşınınca oradaki karakolda imza verebilir miyim?

Başvuru yeri kendiliğinden değişmez. Adres değişikliği bildirilerek gerekli uygulama ve karar işlemleri takip edilmelidir. Herhangi bir birimde imza atmanın yeterli olduğu varsayılmamalıdır.

İhlal dosyası mahkemeye gönderilince imza vermeye devam edilir mi?

Evet, yeni bir karar verilmedikçe yükümlülük sürer. Yönetmelik m.57/2, ilgili yargı merciinden karar gelene kadar infaza devam edilmesini öngörür.

Yurt dışı seyahati için imzadan muafiyet almam yeterli midir?

Ayrıca yurt dışına çıkış yasağı veya seyahati engelleyen başka bir yükümlülük bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Her yükümlülük için kararın kapsamı ayrı değerlendirilir.

İmza kaydının yanlış tutulduğunu düşünüyorsam ne yapmalıyım?

Başvuru tarihi, saati, yeri ve mevcut kayıtlarla düzeltme ve inceleme istenmelidir. Müdürlük işlemine karşı başvuru yolu ile mahkemenin adli kontrol kararına itiraz farklıdır; süreler ayrı takip edilmelidir.

İmza yükümlülüğünde geçen süre cezadan düşer mi?

Sırf imza yükümlülüğü uygulanmış olması mahsup hakkı doğurmaz. CMK m.109/6'daki istisnalar farklı yükümlülüklere ilişkindir. Ev hapsinin mahsup kuralı imzaya uygulanmaz.

Kaynakça

1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m.109/3-b, 109/6, 110, 110/A, 111, 112, 268, 269 ve geçici m.6. Adalet Bakanlığı mevzuat kaydı.

2. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği, RG 10.11.2021, Sayı 31655; özellikle m.44, 48, 56 ve 57. Adalet Bakanlığı biriminde yayımlanan metin.

3. AYM İkinci Bölüm, İbrahim Aydoğan, B. No: 2019/36711, 19.01.2022, özellikle §§37–42; RG 09.04.2022, Sayı 31804. Karar kaydı.

4. Kaya Göçmen, Özen, “Adli Kontrol Koruma Tedbirinin İnsan Hakları Işığında Değerlendirilmesi”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 65(4), 2016, s.1749–1814, özellikle s.1749–1750 ve 1771–1773. Yalnızca temel haklar çerçevesi için kullanılmıştır; güncel süre ve ihlal usulü sonraki mevzuata göre açıklanmıştır. Tam metin.

YAZAR

Av. Yusuf Saykın

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları