Nafaka artırım davası, daha önce belirlenmiş yoksulluk veya iştirak nafakasının değişen ekonomik ve kişisel koşullara göre yeniden değerlendirilmesini sağlar. Yoksulluk nafakasında Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 176/4; iştirak nafakasında ise TMK m. 182, 330 ve 331 başlıca hukuki dayanaklardır. Enflasyon, çocuğun eğitim ve sağlık giderleri ile tarafların ödeme güçleri birlikte incelenir; bütün davalara uygulanacak otomatik bir artış yüzdesi yoktur. Ayrıca Anayasa Mahkemesinin yoksulluk nafakasındaki “süresiz olarak” ibaresini iptal eden 04.06.2026 tarihli kararı 30.06.2027'de yürürlüğe gireceğinden, mevcut artırım talepleriyle gelecekteki nafaka süresi tartışmasının birbirine karıştırılmaması gerekir.
Nafaka artırım davası nedir, hangi sorunu çözer?
Boşanma sırasında veya daha sonraki bir yargılamada nafakaya hükmedilmesi, o miktarın yaşam boyunca hiç değiştirilemeyeceği anlamına gelmez. Nafakanın belirlendiği tarihte makul olan ödeme, aradan geçen sürede paranın satın alma gücünün azalması, çocuğun büyümesi, kira ve eğitim giderlerinin yükselmesi ya da tarafların gelir ve malvarlığının değişmesi nedeniyle yetersiz kalabilir. Nafaka artırım davasının konusu, önceki boşanma hükmünün bütününün yeniden yargılanması değil, önceden belirlenmiş sürekli ödeme yükümlülüğünün sonraki koşullar karşısında yeniden belirlenmesidir.
Artırım isteminin amacı bir tarafı cezalandırmak veya diğerine mevcut yaşam koşullarından bağımsız bir ekonomik üstünlük sağlamak değildir. Hukuki değerlendirme, nafaka alacaklısının korunmaya değer ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsünün gerçek ödeme gücü arasında hakkaniyete uygun bir denge kurulmasına yöneliktir. Çocuk bakımından bu dengeye çocuğun üstün yararı ve anne ile babanın bakım yükümlülüğü eklenir. Bu nedenle yoksulluk nafakasıyla iştirak nafakasını tek bir hesap formülüne indirgemek doğru değildir.
Önceki nafaka kararının kesinleşmiş olması, geçmiş döneme ilişkin hükmün bağlayıcılığını ortadan kaldırmaz. Ancak sonradan ortaya çıkan değişiklikler, yeni döneme ilişkin yeni bir dava sebebi oluşturabilir. İlk karar tarihindeki koşullar ile yeni dava tarihindeki koşulların somut biçimde karşılaştırılması, başarılı bir hukuki incelemenin başlangıç noktasıdır.
Nafaka türleri neden birbirinden ayrılmalıdır?
Yoksulluk nafakası
Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek ve diğer eşten daha ağır kusurlu olmayan tarafın, karşı tarafın mali gücü oranında talep edebildiği nafakadır (TMK m. 175). Yoksulluk nafakasının irat, yani dönemsel ödeme şeklinde belirlenmesi hâlinde tarafların mali durumlarındaki değişiklik veya hakkaniyet gereğince artırılması ya da azaltılması mümkün olur (TMK m. 176/4). İlk nafakaya hak kazanma koşulları ile daha önce hükmedilen nafakanın artırılması koşulları ayrı meselelerdir.
İştirak nafakası
İştirak nafakası, velâyet kendisine bırakılmayan anne veya babanın çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmasıdır (TMK m. 182/2). Miktar, çocuğun ihtiyaçları, anne ve babanın yaşam koşulları, ödeme güçleri ve çocuğun varsa gelirleri dikkate alınarak belirlenir (TMK m. 330). Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine miktarı yeniden belirleyebilir veya kaldırabilir (TMK m. 331). İştirak nafakasının kaynağı eski eşe yardım değil, anne ve babanın çocuğa karşı süregelen bakım yükümlülüğüdür.
Tedbir ve yardım nafakasından farkı
Boşanma yargılaması sürerken TMK m. 169 çerçevesinde geçici önlem olarak tedbir nafakasına hükmedilebilir. Ayrı yaşama veya diğer kanuni durumlarda farklı tedbir nafakası talepleri de bulunabilir. Devam eden davadaki geçici nafakanın değiştirilmesi ile kesinleşmiş boşanma kararından sonra bağımsız artırım davası açılması aynı usulî işlem değildir. Yardım nafakası ise TMK m. 364 ve devamındaki koşullarla, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek aile bireyleri arasında gündeme gelir; bu kurum da eş için yoksulluk nafakası veya çocuk için iştirak nafakasıyla özdeş değildir.
Nafaka artırımının temel kanuni dayanakları
TMK m. 176/4, irat şeklindeki yoksulluk nafakasının artırılmasını tarafların mali durumlarının değişmesine veya hakkaniyetin bunu gerektirmesine bağlar. Bu iki dayanağın kanun metninde alternatifli biçimde düzenlenmesi önemlidir: yalnızca olağanüstü, belgelenmiş bir maaş artışı yok diye artırım talebi peşinen reddedilemez. Bununla birlikte hakkaniyet gerekçesi, tarafların gerçek ihtiyaç ve ödeme güçlerinin araştırılmasından vazgeçilebileceği anlamına da gelmez.
TMK m. 330 ve 331, çocuk nafakası yönünden ayrı bir değerlendirme sistemi kurar. Çocuğun gelişim dönemi, eğitim ve sağlık ihtiyaçları, ana babanın yaşam koşulları ve ekonomik gücü birlikte dikkate alınır. Çocuğun ihtiyaçları okul öncesinden ilkokula, ortaöğretime ve sonraki aşamalara geçerken niteliksel olarak da değişir.
TMK m. 176/5 ve 330/3, istem hâlinde gelecekteki yıllarda nafaka miktarının nasıl belirleneceğine ilişkin hüküm kurulmasına olanak tanır. TMK m. 177, boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılar. Genel yetki kuralı ve bu özel düzenlemenin birlikte uygulanması aşağıda ayrıca açıklanmıştır. 4787 sayılı Kanun m. 4 ise bu uyuşmazlıkların kural olarak aile mahkemesinde görülmesinin dayanağıdır.
Enflasyon, TÜFE ve ÜFE nafaka artırımına nasıl yansır?
Aynı nominal nafaka miktarı farklı tarihlerde aynı satın alma gücünü ifade etmez. Kira, gıda, enerji, ulaşım, sağlık ve eğitim harcamalarındaki yükselme, hükmedilmiş nafakanın gerçek ekonomik katkısını azaltabilir. Mahkemenin incelemesi, ilk nafaka miktarını bugünkü paraya çevirmekten ibaret olmamalı; eski kararın kurduğu ekonomik denge ile tarafların bugünkü durumunu değerlendirmelidir.
TÜİK tarafından yayımlanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), fiyat değişimlerinin anlaşılmasında yararlı göstergelerdir. Ancak bunlar bireyin bütün giderlerini veya nafaka yükümlüsünün fiilî gelirini birebir ölçmez. Uygulanacak oran incelenirken önceki hükümde artış kaydı bulunup bulunmadığı, hangi endeksin ve hangi dönemin öngörüldüğü, ilgili tarih aralığı ve önceki artışların gerçekten uygulanıp uygulanmadığı araştırılmalıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28.06.2021 tarihli E.2021/4645, K.2021/5308 sayılı kararı, olağanüstü ekonomik değişiklik ispatlanmayan bir yoksulluk nafakası uyuşmazlığında dahi önceki dengenin ÜFE dikkate alınarak korunması gerektiği gerekçesiyle ret kararını bozmuştur. Bunun anlamı, bütün artırım davalarında talep edilen yeni tutarın otomatik olarak ÜFE oranıyla sınırlandığı değildir. Farklı mali koşullar, sağlık sorunları, çocuğun artan eğitim giderleri veya ödeme gücündeki önemli değişiklikler somut miktarın ayrıca belirlenmesini gerektirebilir.
Ayrıca yıllık endeks güncellemesi ile mahkemenin koşulların değişmesi üzerine yeni ve daha yüksek bir ana nafaka miktarı belirlemesi farklı işlemlerdir. Bunların aynı dilekçede karıştırılması, dava konusu tutar ve artış başlangıcı bakımından infazda tereddüde yol açabilir.
Nafakanın üzerinden kaç yıl geçmesi gerekir?
TMK m. 176/4 ve 331, artırım davası açılması için genel bir bir yıl, iki yıl veya beş yıl bekleme zorunluluğu öngörmemektedir. Ölçüt, artırım isteminin dayandığı yeni koşulların oluşması ve ispatlanmasıdır. Önceki karardan kısa süre sonra açılan bir davada aynı olguların yalnızca tekrar edilmesi yeterli olmayabilir; buna karşılık çocuğun beklenmedik sağlık ihtiyacı veya gelir durumunda esaslı değişiklik kısa zamanda da ortaya çıkabilir.
Uzun süre geçmesi ise tek başına hak kazanmayı garanti etmez, fakat paranın satın alma gücü, yaş ve gelişim dönemindeki değişim, kira ve eğitim giderleri bakımından önemli bir olgudur. Her yeni artırım davasının dava tarihindeki koşullar çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
Önemli süre ayrımı: TMK m. 178'de boşanmanın sona ermesinden doğan belirli dava hakları için öngörülen bir yıllık zamanaşımı ile önceden hükmedilmiş nafakanın sonradan artırılmasını isteme hakkı birbirine karıştırılmamalıdır. İlk defa yoksulluk nafakası talebi, önceden kesin olarak feragat edilip edilmediği ve dava sebebinin niteliği ayrı hukuki inceleme gerektirir.
İştirak nafakasının artırılmasında çocuğun ihtiyaçları nasıl belirlenir?
Çocuğun bakım giderleri yalnızca asgari gıda ve giyim harcamalarından ibaret değildir. Barınma, okul ve servis, kitap ve kırtasiye, öğretim araçları, sağlık ve gerekli tedavi, yaşa uygun spor veya sosyal etkinlikler, ulaşım ve gelişim giderleri somut olayın koşullarına göre önem kazanır. Ancak giderlerin her biri çocuğun gerçek ihtiyaçları, yaşam koşulları ve anne ile babanın mali güçleriyle birlikte ele alınmalı; belgesiz veya sınırsız varsayımlar üzerinden otomatik yükümlülük kurulmaymalıdır.
Eğitim aşaması değiştiğinde nafaka yeniden belirlenebilir
Okul öncesi dönemde belirlenen nafaka, çocuğun yeni bir eğitim düzeyine geçmesiyle gerçek mali karşılığını kaybedebilir. Özel okul, servis, sınav hazırlığı, yabancı dil veya özel ders gibi giderlerde ise yalnız harcamanın yapılmış olması değil, seçimin çocuğun eğitim geçmişi, tarafların önceki mutabakatı, hayat koşulları ve ödeme kapasitesiyle ilişkisi araştırılır. Özel okul giderinin diğer ebeveyn tarafından her durumda sınırsız biçimde üstlenileceği kabul edilemez; aynı şekilde çocuğun yerleşik eğitim düzeni ve somut menfaati de yok sayılamaz.
Okul ücreti ile nafakanın aynı kapsamda iki kez hesaplanması riski
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04.03.2026 tarihli E.2025/10739, K.2026/2494 ve 15.06.2026 tarihli E.2025/8708, K.2026/6569 sayılı kararlarında, anlaşmalı boşanma protokollerindeki okul, sigorta ve eğitim giderleri ile iştirak nafakası arasındaki ilişkiyi ayrıntılı biçimde değerlendirmiştir. Kararlarda eğitim giderlerinin çocuğun bakım yükümlülüğünün içinde ele alınması, belirsiz ve ayrıca icra edilemeyen yükümlülükler yerine giderleri kapsayan, açıklığa kavuşturulmuş bir nafaka hükmü kurulması gereği vurgulanmıştır.
Bunun uygulamadaki sonucu şudur: Protokolde bir ebeveynin okul ücretini ödemesi ve ayrıca iştirak nafakası vermesi kararlaştırılmışsa mahkeme, mevcut hükmü, ödeme uygulamasını, hangi giderin daha önce karşılandığını ve yeni talebin kapsamını birlikte incelemelidir. Aksi takdirde aynı giderin iki ayrı kalemde değerlendirilmesi veya belirsiz okul ücreti hükmünün yeni icra uyuşmazlıklarına yol açması mümkündür.
Yoksulluk nafakasının artırılmasında hangi koşullar araştırılır?
Yoksulluk nafakasında mahkeme, nafaka alacaklısının güncel gelir kaynaklarını, barınma ve zorunlu yaşam giderlerini, çalışma gücünü, sağlık durumunu, varsa malvarlığı getirilerini ve nafaka yükümlüsünün ödeme kapasitesini değerlendirir. Kararın yıllar önceki mali dengeyi sürdürememesi hakkaniyet açısından artırım gerekçesi olabilir. Buna karşılık artırım, alacaklıyı zenginleştirme veya yükümlüye ceza verme yolu değildir.
Alacaklının ücretli bir işe başlaması, emekli aylığı alması veya malvarlığı edinmesi her durumda yoksulluğun sona erdiği anlamına gelmez. Gelirin düzenli ve yeterli olup olmadığı, zorunlu giderler ve önceki ekonomik koşullar birlikte incelenir. Benzer biçimde borçlunun yeni bir evlilik yapması veya başka bir çocuğunun bulunması da tek başına mevcut nafakayı kendiliğinden azaltmaz; bu durumlar gerektiğinde toplam ödeme gücünün somut incelemesine dâhil edilir.
Boşanmaya ilişkin kusur yeniden yargılanır mı?
Artırım davasında başlangıç noktası, daha önceki nafaka hükmünün varlığı ve sonraki olguların değişmesidir. Boşanmaya yol açan olaylar ve ilk hükümde değerlendirilen kusur, sırf daha yüksek nafaka isteniyor diye baştan yargılanmaz. Bununla birlikte önceki hükmün kesinleşme durumu, taraf sıfatı, protokoldeki hükümler ve nafakanın hukuken devam edip etmediği kontrol edilmelidir.
2026 Anayasa Mahkemesi kararı yoksulluk nafakasını nasıl etkiliyor?
Anayasa Mahkemesi 04.06.2026 tarihli, E.2025/156, K.2026/131 sayılı norm denetimi kararıyla TMK m. 175/1'deki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir. Karar 30.09.2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış; iptal hükmünün yürürlüğe girmesi, yayımından itibaren dokuz ay ertelenmiştir. Bu nedenle iptal hükmünün öngörülen yürürlük tarihi 30.06.2027'dir.
AYM, yoksulluk nafakası alacaklısının korunması ile nafaka yükümlüsünün temel hakları arasında makul denge kurulmasını; nafakanın süresi bakımından evlilik süresi, yaş, sağlık, eğitim ve kendi ihtiyaçlarını karşılama gücü gibi olguların öngörülebilir şekilde değerlendirilmesini gerekli görmüştür. Mahkeme, bazı somut durumlarda ömür boyu nafakanın da hukuken mümkün kılınabileceğini ifade etmiş; ancak bunun şartlarının kanuni çerçevede belirlenmesi gerektiğine işaret etmiştir.
Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Karşıoy kullanan üç üye, mevcut yoksulluk nafakası sisteminin ekonomik bakımdan korunmaya ihtiyaç duyan eş yönünden işlevini, sosyal devlet ve fiilî eşitlik ilkelerini ve TMK m. 176’daki indirim/kaldırma imkânlarını vurgulayarak iptal sonucuna katılmamıştır. İptal sonucuna farklı gerekçeyle katılan bir üye ise esas meselenin menfaatler arasında ölçülülükten önce, kuralın uygulanmasındaki belirlilik ve öngörülebilirlik sorunu olduğunu açıklamıştır. Çoğunluğun kabul ettiği sonuç ile karşıoylardaki anayasal değerlendirmeler farklı olup, bunlar birbirinin yerine geçirilemez.
Bu karar yoksulluk nafakasını tamamen ortadan kaldırmamış, iştirak nafakasını iptal etmemiş ve mevcut nafaka hükümlerini yayımlandığı anda kendiliğinden sona erdirmemiştir. İptal edilen ibare ile artırım miktarını düzenleyen TMK m. 176/4 de farklı kurallardır. Nafakanın süresi, sona ermesi ve gelecekteki yasama düzenlemeleriyle ilgili olası etkiler; 30.06.2027 öncesi ve sonrası dönem bakımından ayrıca değerlendirilmelidir. Yayımdan sonra yeni kanuni düzenleme yapılırsa mevcut rehber buna göre güncellenmelidir.
AYM'nin 27.03.2025 tarihli E.2025/91, K.2025/82 sayılı kararı, m. 175'teki “süresiz olarak” ibaresine ilişkin başka bir itirazı, bakılmakta olan artırım/kaldırma davasında o kuralın uygulanma imkânı bulunmadığı gerekçesiyle usulden ele almıştır. Bu ayrım, ilk nafakaya hükmedilmesi ile mevcut nafakanın artırılması/kaldırılması uyuşmazlıklarının farklı hukuki konular olduğunu ayrıca göstermektedir.
Gelirin gerçek ve sürdürülebilir düzeyi neden araştırılmalıdır?
Nafaka yükümlüsünün ödeme gücü yalnız bordrodaki ücret, sosyal ve ekonomik durum araştırmasındaki kısa bir kayıt veya tarafların karşılıklı tahminlerinden çıkarılamaz. Vergi ve SGK kayıtları, düzenli ticari kazanç, şirket ortaklıkları, araç ve taşınmaz kayıtları, kira gelirleri ve yaşam giderleri; hukuka uygun şekilde temin edilip olayla ilgili olduğu ölçüde birlikte değerlendirilebilir. Diğer tarafın ekonomik gücü hakkında soyut varsayımlar, delil yerine geçmez.
Özellikle bordro geliri ile fiilî ekonomik görünüm arasında önemli fark iddia ediliyorsa, mahkemenin değerlendirmesi gerekçeli ve denetlenebilir olmalıdır. Geçici veya olağandışı bir gelirin sürekli gelir sayılması, malvarlığının likit gelirle karıştırılması ya da kanıtlanmamış harcama kalemlerinin ödeme gücüne otomatik eklenmesi isabetli değildir.
Anayasa Mahkemesinin İbrahim Acar kararı
Anayasa Mahkemesi İbrahim Acar, B. No: 2016/3140, 07.11.2019 kararında; nafaka artırım davasında kişinin gerçek gelirine ilişkin belirleyici iddiasının araştırılmadan, elde ettiğini söylediği aylık gelirinden daha yüksek nafakaya hükmedilmesi nedeniyle Anayasa m. 17 kapsamında ihlal sonucuna ulaşmıştır. Kararın önemi, nafaka miktarının yalnız ihtiyaç üzerinden değil, yükümlünün ödeme gücü ve önemli itirazları gerekçeli biçimde araştırılarak belirlenmesi gerektiğini göstermesidir. Bir rakamın gelire oranla yüksek olması tek başına her olayda anayasal ihlal oluşturmaz; eksik araştırma ve sonuca etkili iddianın cevapsız bırakılması belirleyicidir.
İşsizlik, hastalık, gelir düşüşü ve yeni aile yükümlülükleri
Nafaka yükümlüsünün işsiz kalması, kalıcı gelir kaybına uğraması, ciddi sağlık harcamalarının oluşması ya da yeni kanuni bakım yükümlülüklerinin ortaya çıkması, artırım talebine karşı savunma veya koşullar varsa nafakanın azaltılması istemi bakımından önem taşıyabilir. Ancak hiçbir değişiklik yalnız iddia edilmekle mahkemece gerçekleşmiş sayılmaz. İddia edilen gelir kaybının tarihi, sürekliliği, kişinin mesleği, çalışabilme ve gelir elde etme kapasitesi, malvarlığı ve gider belgeleri incelenmelidir.
Diğer yandan nafaka alacaklısının zorunlu giderleri ciddi ölçüde artmışsa, borçlunun gelirindeki geçici dalgalanmanın artırım talebinin tamamen reddini gerektirip gerektirmediği de ayrıntılı tartışılmalıdır. Talebe karşı delillendirilmiş cevap verilmesi, yoksulluk nafakasının kaldırılması veya indirilmesi için gerekli maddi koşulların ayrı belirlenmesi ve gerekiyorsa usulüne uygun karşı dava/bağımsız dava yolunun incelenmesi önemlidir.
Anlaşmalı boşanma protokolünde yıllık artış varsa yeniden dava açılabilir mi?
Anlaşmalı boşanma protokolü veya mahkeme ilamı, nafakanın her yıl sabit bir oranda ya da belirli bir TÜİK endeksine göre artırılacağını öngörebilir. Böyle bir hüküm, uygulanabildiği ölçüde ayrıca dava açılmaksızın dönemsel güncellemeye dayanak oluşturabilir. Öncelikle protokolün mahkeme hükmüne nasıl geçirildiği, endeksin açık olup olmadığı, artışın hangi dönemde başladığı ve hesaplamanın gerçekten yapılıp yapılmadığı tespit edilmelidir.
Yıllık artış hükmü bulunması, sonraki koşullar önemli ölçüde değiştiğinde nafaka artırımına hiç başvurulamayacağı anlamına gelmez. Bununla birlikte daha önce gerçekleşmiş dönemsel artışlar hesaplanmadan, eski başlangıç miktarına doğrudan yeni bir oran eklenmesi yanlış bir karşılaştırma yaratabilir. Mahkeme, dava tarihinde fiilen ve hukuken ödenmesi gereken mevcut tutarı belirlemeli, ardından talep edilen yeni miktarı somut koşullara göre değerlendirmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.02.2026 tarihli E.2025/5925, K.2026/1465 sayılı kararı, talep edilmiş yıllık ÜFE artışı hakkında hüküm kurulmamasını bozma sebebi olarak ele almıştır. Bu karar, gelecek yıllar için artış isteminin talep sonucunda açıkça belirtilmesinin önemini göstermektedir.
Artırım davası hangi tarihten itibaren sonuç doğurur?
Nafakanın artırılmasına ilişkin hüküm, yerleşik yargısal yaklaşım uyarınca kural olarak dava tarihinden itibaren sonuç doğurur. Artırım isteyen kişi, davanın açılmasından önceki geçmiş bütün dönemler için artırılmış yeni nafakayı geriye dönük biçimde talep edebileceğini varsaymamalıdır. Buna karşılık önceki ilamdan kaynaklanan, geçmişte muaccel olmuş fakat ödenmemiş eski nafaka taksitlerinin icra takibiyle tahsili ayrı bir konudur.
Dava tarihinden sonraki dönem bakımından da dava dilekçesinin talep sonucu ve yargılama içinde yapılan geçerli usul işlemlerinin etkisi incelenir. Özellikle ıslah ile artırılmış talebin hangi dönemden itibaren dikkate alınacağı, somut dosyada ayrı belirlenmelidir. Yeni kararda artırılan nafakanın yürürlük başlangıcı, varsa gelecek yıllar artışının başlangıcı, ödeme günü ve eski hükümle ilişkisi infazda tereddüt yaratmayacak açıklıkta gösterilmelidir.
İştirak nafakası talebi yargılama sırasında ıslahla artırılabilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.03.2026 tarihli E.2025/10739, K.2026/2494 sayılı kararı bu konuda özel önem taşımaktadır. Daire çoğunluğu, bağımsız iştirak nafakası davasında talebin ıslah yoluyla artırılamayacağı görüşünü benimsememiş; çocuğun üstün yararı, değişen ihtiyaçlar ve usul ekonomisi bakımından ıslah talebinin değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir. Ayrıca ıslah öncesi dönem için dava dilekçesindeki, ıslah sonrası dönem için ıslah dilekçesindeki miktarların dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.
Karar oy çokluğuyla verilmiştir ve karşıoy içermektedir. Özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.11.2019 tarihli, E.2018/3-564, K.2019/1150 sayılı kararında, yoksulluk nafakasının artırılması ile ergin çocuk yararına TMK m. 328/2 çerçevesindeki bakım nafakasına ilişkin uyuşmazlıkta nafaka talebinin bölünebilir nitelikte olmadığı, kısmi dava veya ıslah yoluyla artırılamayacağı kabul edilmiştir. 2026 tarihli 2. Hukuk Dairesi çoğunluğu ise bağımsız iştirak nafakası davasının çocuk yararına özgü niteliğine dayanarak farklı sonuca ulaşmıştır. Dairenin karşıoyunda Hukuk Genel Kurulunun 2019 tarihli kararına açıkça atıf yapılması, ıslah meselesinin nafaka türü ve kararların somut kapsamı ayrılarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu içtihat farklılığı görülmeden, bütün nafaka davalarında ıslahın her durumda mümkün veya her durumda yasak olduğu yönünde kesin bir sonuca varılamaz.
Dolayısıyla dava dilekçesinin bilinçli biçimde yetersiz veya belirsiz hazırlanabileceği sonucu çıkarılamaz. HMK m. 176 ve devamındaki ıslah kuralları; usul işleminin zamanı, bildirimi ve harç ilişkisiyle birlikte incelenmelidir. Yoksulluk nafakası, tedbir nafakası ve iştirak nafakası farklı usulî nitelikler taşıyabildiğinden bu kararın kapsamı bütün nafaka taleplerine sınırsız biçimde genellenmemelidir.
Nafaka artırım davasını kim açabilir?
Yoksulluk nafakasında daha önce lehine hüküm kurulmuş alacaklı, koşulların değişmesine dayanan artırım talebinde bulunabilir. İştirak nafakasında ise küçüğe fiilen bakan ana veya babanın diğer ebeveyne karşı çocuk adına nafaka davası açabilmesi TMK m. 329 kapsamında düzenlenmiştir. Kanundaki temsil ve ayırt etme gücü ayrımları, çocuğun dava sürecindeki konumu ve velâyet durumuna göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Çocuk lehine nafakada anne veya babanın kendi kişisel alacağı ile çocuğun yararına ileri sürülen talep aynı kavram değildir. Talep sonucunun hangi çocuk için, hangi mevcut karar temel alınarak, aylık ne kadar tutarda ve hangi başlangıç tarihiyle ileri sürüldüğü açık olmalıdır. Birden fazla çocuk varsa her çocuk açısından ihtiyaç ve miktarın ayrı değerlendirilmesi gerekebilir.
Görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?
Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerde, 4787 sayılı Kanun uyarınca aile mahkemesi sıfatıyla görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi davaya bakabilir. Davanın önceki boşanma dosyasının görüldüğü mahkemede açılması genel bir zorunluluk değildir.
Boşanmadan sonraki nafaka davalarında TMK m. 177 uyarınca nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi, HMK m. 6'daki genel yetki ilkesi uyarınca ise davalının yerleşim yeri mahkemesi gündeme gelebilir. Yargıtay uygulamasında TMK m. 177'nin nafaka alacaklısına seçimlik yetki tanıdığı, kesin yetki kuralı olmadığı kabul edilmektedir. Usulüne uygun yetki itirazı bulunmadığında mahkemenin yetkisizliği kendiliğinden ileri süremeyeceği yönündeki uygulama da önemlidir.
Dava konusu taraf sıfatı veya yabancılık unsuru, yerleşim yeri ve uluslararası yetki değerlendirmesini değiştirebilir. Özellikle tarafların farklı ülkelerde ikamet ettiği uyuşmazlıklarda doğrudan yalnız TMK m. 177 ile yetinilmemeli; MÖHUK ve ilgili uluslararası metinlerin somut olayda uygulanıp uygulanmadığı ayrıca incelenmelidir.
Dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk gerekir mi?
Nafaka artırım davalarında, sırf bu talep nedeniyle genel bir dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk öngörülmemiştir. Bununla birlikte aile hukukunun bazı malvarlığı uyuşmazlıkları arabuluculuğa elverişli olabilir. İhtiyarî arabuluculuk veya taraflar arasında mutabakat yoluyla düzenleme yapılabilmesi, her aile hukuku uyuşmazlığının serbestçe ve çocuğun yararı gözetilmeksizin karara bağlanabileceği anlamına gelmez.
Çocukla ilgili anlaşmalarda çocuğun üstün yararı, temsil ve ilgili mahkeme kararının kapsamı önemlidir. Tarafların özel mutabakatı, kendiliğinden mevcut ve icra edilebilir mahkeme hükmünü değiştiriyormuş gibi kabul edilmemelidir. Nafaka talebinin kapsamı, başka bir dava şartına tabi farklı bir taleple birlikte ileri sürülmüşse o talebin koşulları ayrıca araştırılır.
Nafaka artırımında hangi deliller önemlidir?
Artırım isteyenin temel görevi yalnız giderlerin arttığını söylemek değil, önceki nafaka kararıyla bugünkü durum arasındaki değişikliği belgelerle açıklamaktır. Nafaka yükümlüsü de ödeme gücü, gerçek gelir ve zorunlu giderlere ilişkin savunmalarını somutlaştırmalıdır. Mahkemenin re'sen araştırmaya ilişkin yetkileri ile tarafların iddia, savunma ve delil sunma ödevleri birbirinin yerine geçmez.
Önceki karar ve ödeme kayıtları
- Önceki boşanma veya nafaka ilamı, kesinleşme şerhi ve varsa anlaşmalı boşanma protokolü.
- Daha önce açılan artırım/indirim/kaldırma davaları ve verilen kararlar.
- Gelecek yıllar artış hükmü, artış hesap çizelgesi, fiilen ödenmiş tutarlar ve banka dekontları.
- Devam eden icra takipleri, ödeme emirleri ve varsa eksik ödeme iddiaları.
Çocuğun ve alacaklının giderlerine ilişkin kayıtlar
- Okul kayıt ve ücret bilgileri, servis, kitap, kırtasiye, kurs ve eğitim araçlarına ilişkin belgeler.
- Sağlık harcamaları, tedavi belgeleri ve yalnız gerekli ölçüde kişisel veri içeren kayıtlar.
- Kira sözleşmesi, aidat, konut ve temel yaşam harcamalarını gösteren belgeler.
- Geçmiş ve güncel dönem giderlerini karşılaştırmaya yarayan tarihli ödemeler.
Ödeme gücüne ilişkin kayıtlar
- SGK hizmet ve ücret kayıtları, bordrolar, vergi beyanları, mesleki ve ticari gelir belgeleri.
- Taşınmaz, araç, kira geliri ve şirket ortaklığına ilişkin hukuka uygun elde edilmiş kayıtlar.
- İş kaybı, sağlık sorunu, zorunlu bakım yükümlülüğü ve fiilî giderleri gösteren belgeler.
- Somut uyuşmazlıkla bağlantısı açıklanan tanık beyanları ve diğer yasal deliller.
Gelir ve gider verilerinin elde edilmesinde kişisel verilerin korunması, ölçülülük ve yasal delil kuralları gözetilmelidir. Banka ve vergi kayıtları gibi erişimi sınırlı belgeler, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmeye çalışılmamalı; mahkemeden somut ve ilgili kayıtların müzekkereyle istenmesi değerlendirilmelidir.
Talep edilen yeni nafaka miktarı nasıl hesaplanır?
Kanunda bütün aileler için uygulanacak sabit bir artış yüzdesi yoktur. Hesaplamada önce mevcut ilam uyarınca dava tarihinde hukuken ödenmesi gereken tutar belirlenir. Önceden kararlaştırılmış yıllık artışın etkisi, mevcut giderlerin dönemi ve ödeme kayıtları ortaya konulur. Sonra alacaklının veya çocuğun güncel makul ihtiyaçları ile her iki ebeveynin ya da ilgili tarafların mali güçleri değerlendirilir.
| Değerlendirilecek konu | Sorulması gereken soru | Örnek delil |
|---|---|---|
| Mevcut nafaka | Eski ilamın bugünkü geçerli tutarı nedir? | İlam, artış hükmü, ödeme çizelgesi |
| Ekonomik değişim | İlk karar ile dava tarihi arasında ne değişti? | TÜİK endeksleri, tarihli gider kayıtları |
| Eğitim ve sağlık | Hangi yeni ihtiyaç hangi tarihte ortaya çıktı? | Okul ve sağlık kayıtları |
| Alacaklının koşulları | Gerçek geçim kaynakları ve giderleri nelerdir? | Ücret, kira, zorunlu harcama belgeleri |
| Yükümlünün gücü | Net ve sürdürülebilir ödeme kapasitesi nedir? | Gelir, malvarlığı ve gider kayıtları |
| Protokolün kapsamı | Okul ücreti gibi ayrı kalemler aynı gideri tekrar mı içeriyor? | Protokol ve ödeme belgeleri |
| Talep sonucu | Yeni aylık tutar ve gelecek yıllar artış sistemi açık mı? | Dava/ıslah dilekçesi |
Bu karşılaştırma, mahkemeye bir sonuç dikte eden otomatik hesap makinesi değildir. Benzer gelire sahip iki ailede çocuk sayısı, eğitim ihtiyacı, barınma koşulları, sağlık gideri ve bakım yükümlülükleri değiştiği için hakkaniyete uygun nafaka farklı olabilir. Bunun için salt internet ortamındaki “2026 nafaka hesaplama” tablolarına dayanılması güvenli değildir.
Dava dilekçesinde hangi hususlar açıkça belirtilmelidir?
Dilekçe, önceki ilamı ve varsa protokolün ilgili hükümlerini doğru tanımlamalı, eski ve güncel nafaka tutarını ayrı göstermeli, koşullardaki değişikliğin tarihini ve önemini açıklamalıdır. Talep edilen yeni aylık miktar, mevcut tutara göre artış miktarı, hangi nafaka türünün söz konusu olduğu ve artırımın kural olarak dava tarihinden itibaren istendiği açık yazılmalıdır.
Gelecek yıllar bakımından endekse bağlı artış talep ediliyorsa bu da ayrıca belirtilmelidir. Hangi endeksin, hangi dönemin ve hangi başlangıcın öngörüldüğü infaz bakımından anlaşılabilir olmalıdır. Birden fazla çocuk yönünden talepler ayrılmalı; okul ücreti veya sigorta poliçesine ilişkin önceden hükmedilen diğer edimlerin yeni iştirak nafakasına nasıl yansıyacağı açıklanmalıdır.
Yoksulluk nafakasında önceki mahkemenin kusur belirlemesini yeniden tartışmaya açmak yerine artırımın dayandığı yeni ekonomik ve sosyal olgular ortaya konulmalıdır. Hakimin taleple bağlılığına ilişkin usul kuralları ve iştirak nafakasının kamu düzeni niteliği göz önünde tutularak talep sonucundaki belirsizlikler önlenmelidir.
Nafaka yükümlüsü artırım talebine nasıl karşı çıkabilir?
Davalının savunması, yalnız “artış fazla” veya “gelirim yok” şeklinde genel bir itirazdan ibaret olmamalıdır. Mevcut nafakanın hangi yıllık artışlarla bugünkü seviyeye geldiği, talep edilen giderlerin önceki hüküm kapsamında ödenip ödenmediği, gerçek gelir ve zorunlu giderler, iddia edilen yeni ihtiyaçların varlığı ve mali güce uygunluğu araştırılmalıdır. Okul ücretinin zaten karşılandığına ilişkin belgeler ile aynı giderin yeniden istenip istenmediği özellikle önemlidir.
Yoksulluk nafakasında alacaklının yoksulluğunun ortadan kalktığı veya kanundaki sona erme sebeplerinden birinin gerçekleştiği iddiası bulunuyorsa, sırf artırım davasına karşı savunmayla yetinilip yetinilemeyeceği değil, nafakanın azaltılması veya kaldırılması için ayrı talep/dava gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir. Çocuğun nafakası bakımından ise ebeveynler arasındaki uyuşmazlığın, çocuğun korunmaya değer ihtiyaçlarını göz ardı eden bir hesaplaşmaya dönüşmemesi gerekir.
Nafakanın azaltılması ve kaldırılması artırım davasından nasıl ayrılır?
Artırım, devam eden mevcut ödemenin yükseltilmesidir; indirim mevcut ödemenin düşürülmesi; kaldırma ise hukuki yükümlülüğün ileriye dönük olarak sona erdirilmesiyle ilgilidir. TMK m. 176/3, irat şeklindeki yoksulluk nafakasının yeniden evlenme ve ölüm gibi sebeplerle kendiliğinden sona erdiği hâllerle, fiilen evliymiş gibi yaşama veya yoksulluğun ortadan kalkması gibi mahkeme kararı gerektiren hâlleri ayırır.
Bu farklılık pratikte önemlidir: Nafaka borçlusu, sadece indirim veya kaldırma davası açtığı gerekçesiyle yürürlükteki ilamdan doğan ödemeleri kendiliğinden durduramaz. İştirak nafakasında da TMK m. 331 çerçevesinde değişen durum ve çocuğun yararı birlikte araştırılmalıdır. Somut olayın hukuki nitelendirmesine göre dava ve kanun yolu tercihleri belirlenmelidir.
Çocuk ergin olunca iştirak nafakası ve eğitim giderleri ne olur?
TMK m. 328/1 uyarınca ana babanın bakım borcu kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuğun ergin olmasının mevcut iştirak nafakasına etkisi ile eğitimine devam eden ergin çocuğun TMK m. 328/2 kapsamındaki ana babadan destek isteme olasılığı ayrı değerlendirilmelidir. Eğitim sürüyorsa ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde eğitim sona erinceye kadar bakım yükümlülüğünü sürdürebilir.
Ancak erginlik sonrasında eski iştirak nafakasının aynı taraf sıfatı ve aynı hükümle kendiliğinden sınırsız biçimde devam edeceği kabul edilmemelidir. Ergin çocuğun kendi adına ileri sürebileceği talep ve gerekiyorsa yardım nafakası hükümleri, eğitim durumu, mali ihtiyaçlar, ebeveynlerin ödeme güçleri ve yargısal uygulama bakımından ayrıca ele alınmalıdır.
Nafaka artırım davasının giderleri, adli yardım ve vekâlet ücreti
Dava açılırken başvurma ve karar/ilam harcı, gider avansı, tebligat giderleri ve gerekli görülürse bilirkişi veya belge temin masrafları gündeme gelebilir. Harca esas değer ve varsa artırım farkı, dava türü ve talep sonucu üzerinden yürürlükteki tarife ve uygulamaya göre belirlenmelidir. Aynı tutarı bütün dosyalara uygulanacak sabit harç olarak yazmak veya eski yıl rakamlarını güncel ücret gibi sunmak doğru değildir.
Mahkeme, dava sonucuna göre yargılama giderleri ve vekâlet ücreti hakkında hüküm kurar. Talebin kısmen kabul veya reddinin mali sonuçları, nafakanın niteliği ve yürürlükteki tarife ile birlikte değerlendirilmelidir. Giderleri karşılayamayacak durumda bulunan ve kanuni şartları taşıyan kişiler HMK m. 334 ve devamı uyarınca adli yardım talebinde bulunabilir. Adli yardımın koşulları ayrıca incelenir; başvuru yapılması kendiliğinden kabul edildiği anlamına gelmez.
Karar sonrası ödeme ve icra takibi
Artırım hükmü kurulduğunda, yeni aylık tutarın hangi tarihten itibaren geçerli olduğu, önceki aylarda yapılmış ödemelerin dikkate alınması, geçmiş dönemde oluşan farkların hesabı ve gelecek yıllar artış oranı dikkatle belirlenmelidir. Eski ve yeni tutarların aynı dönem bakımından iki kez tahsil edilmemesi gerekir. İcra yoluna başvurulurken ilamın kapsamı ve somut kararın icra edilebilirliği ayrıca kontrol edilir.
Nafaka hükümlerinin yerine getirilmemesi hâlinde İcra ve İflas Kanunu m. 344 kapsamında belirli şartlarla tazyik hapsi gündeme gelebilir; ancak her eksik ödeme otomatik olarak tazyik hapsi doğurmaz. Takip, tebligat, cari nafaka borcu, şikâyet süreleri ve varsa açılmış indirim/kaldırma davasının etkisi gibi koşullar ilgili yargısal uygulamaya göre ayrıca değerlendirilmelidir. Nafaka borcunun para alacağı olarak takibi ile icra ceza şikâyeti farklı süreçlerdir.
İstinaf ve temyiz aşamasında nelere dikkat edilmelidir?
İlk derece mahkemesinin miktarı hangi delillerle belirlediği, önemli gelir/gider itirazlarını değerlendirip değerlendirmediği, hangi artış sistemini kullandığı, başlangıç tarihini açıkça gösterip göstermediği ve talep sonucunu aşıp aşmadığı kanun yolu incelemesi bakımından önemlidir. İştirak nafakasında çocuk yararının gerekçeye yansıması, okul masraflarının aynı anda iki kez hesaba katılmaması ve gerekiyorsa ıslahın değerlendirilmesi ayrıca önem taşır.
İstinaf veya temyiz imkânı somut kararın türüne, miktara, ilgili yılın parasal kesinlik sınırlarına ve usul hükümlerine göre belirlenir. Bütün nafaka artırım kararlarının mutlaka temyize açık olduğunu söylemek doğru değildir. Başvuru süresinin başlangıcı, usulüne uygun tebligat ve kararın kesinleşme/infaz durumu, somut dosya üzerinden ayrıca araştırılmalıdır.
Nafaka artırım davasında en sık yapılan hatalar
- Önceki hükümdeki yıllık artış uygulanmadan, ilk nafaka tutarını hâlen geçerli miktar saymak.
- TÜFE veya ÜFE oranını, çocuğun özel ihtiyaçlarını ve tarafların ödeme güçlerini incelemeye gerek bırakmayan otomatik karar formülü saymak.
- Okul, servis, sağlık sigortası veya kurs bedelini önceki protokoldeki edimlerle karşılaştırmadan yeniden istemek.
- Nafaka artırım davasını, ilk defa nafaka isteme veya nafakanın kaldırılması davasıyla karıştırmak.
- Anayasa Mahkemesinin 2026 tarihli iptal kararını, bütün nafakaların derhal ve kendiliğinden kalktığı şeklinde yorumlamak.
- Mahkemeden gelir ve malvarlığı araştırması istenirken soyut ve özel hayatı aşırı sınırlayan taleplerde bulunmak.
- Yeni aylık tutarı, artırım başlangıcını veya gelecek yılların artış yöntemini açık talep etmemek.
- Yargılama sırasında değişen çocuk giderleri veya ortaya çıkan gelir belgeleri karşısında ıslah ve diğer usul imkânlarını zamanında değerlendirmemek.
- Nafaka indirimi/kaldırılması davası açılmış olmasını, önceki hükme dayanan ödeme borcunun kendiliğinden sona ermesi saymak.
Nafaka artırım davası öncesi işlem ve belge kontrolü
Nitelikli bir değerlendirme için önceki nafaka kararı, protokol ve artış hükümleri tek dosyada toplanmalıdır. Dava tarihine kadar hukuken tahakkuk etmiş ve fiilen ödenmiş aylık miktarlar ayrı hesaplanmalı, çocuğun veya alacaklının zorunlu giderleri dönemlere göre sınıflandırılmalıdır. Tarafların gelirlerinde yaşanan değişiklikler ve bunların kaynakları gösterilmeli, önceden var olanla yeni ortaya çıkan harcama kalemleri ayrılmalıdır.
Ardından davanın konusunun mevcut nafakanın artırılması mı, yeni bir nafaka belirlenmesi mi, protokol hükmünün açıklığa kavuşturulması veya değiştirilmesi mi olduğu netleştirilmelidir. Talep sonucu, uygulanacak mahkeme/yetki, varsa önceki artırım davası, gerekli delil talepleri, gelecek yıllar artış talebi ve kanun yolu koşulları bu çerçevede hazırlanmalıdır. İyi düzenlenmiş bir gider tablosu, yalnız çok sayıda fatura sunmaktan daha anlamlı bir değerlendirme sağlar.
İlgili yazılar: Nafaka Türleri ve Şartları; Velayet Değişince Nafaka Ne Olur?; Dövizle Nafaka TL’ye Çevrilebilir mi?; Yabancı Nafaka Kararının Artırılması, Azaltılması veya Kaldırılması.
Sonuç
Nafaka artırımının belirleyici ölçütü, önceki kararda kurulan ekonomik dengenin değişen koşullar altında ne ölçüde korunabildiğidir. Yoksulluk nafakasında mali değişiklik ve hakkaniyet; iştirak nafakasında çocuğun gerçek ihtiyaçları, üstün yararı ve anne ile babanın ödeme güçleri ön plandadır. Enflasyon göstergeleri önemli olmakla birlikte tek başına nihai miktarı belirlemez. 2026 tarihli Yargıtay kararları özellikle eğitim giderlerinin nafaka kapsamına açıkça alınmasını ve iştirak nafakasının yargılama sırasında ıslahla güncellenebilmesini öne çıkarmaktadır. 2026 tarihli Anayasa Mahkemesi iptal kararının ertelenmiş yürürlüğü ise nafaka miktarının artırılması ile yoksulluk nafakasının gelecekteki süresi tartışmasının ayrı tutulmasını gerekli kılmaktadır. Bu nedenle dava öncesinde önceki ilam, değişen ihtiyaçlar, ödeme gücü, deliller ve talep sonucu birlikte değerlendirilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Nafaka artırım davası açmak için bir yıl beklemek zorunlu mu?
Hayır. TMK m. 176/4 ve m. 331'de genel bir bekleme süresi yoktur. Belirleyici olan, önceki karar sonrasında artırım gerektiren koşulların oluşması ve somutlaştırılmasıdır.
Nafaka her yıl kendiliğinden TÜFE veya ÜFE oranında artar mı?
Her zaman değil. Önceki mahkeme kararında veya hükme geçmiş anlaşmada uygulanabilir bir yıllık artış düzenlemesi bulunup bulunmadığına bakılır. Gelecek yıllar için hüküm kurulması isteniyorsa talep sonucunda açıkça belirtilmelidir.
Anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka miktarı yazılmışsa artırılabilir mi?
Kural olarak sonradan koşullar değiştiğinde, özellikle çocuk yararına iştirak nafakasında artırım veya yeniden belirleme gündeme gelebilir. Ancak protokolün kesin içeriği, önceki hüküm ve okul/sağlık gibi ayrı edimler birlikte incelenmelidir.
Özel okul ücreti iştirak nafakasından ayrı mı ödenir?
Bu sorunun cevabı somut ilam ve protokolün kapsamına bağlıdır. Yargıtayın 2026 tarihli kararları, eğitim giderlerinin iştirak nafakasının belirlenmesinde dikkate alınmasını ve infazda belirsiz yükümlülüklerden kaçınılmasını vurgulamaktadır.
Nafaka yükümlüsü işsiz kalırsa artırım davası mutlaka reddedilir mi?
Hayır. İşsizlik iddiasının gerçekliği, süresi, diğer gelir ve malvarlığı imkânları ile tarafların ihtiyaçları birlikte incelenir. Koşulları varsa indirim veya kaldırma talebi ayrıca değerlendirilebilir.
Nafaka artırım davasında hangi mahkeme yetkilidir?
Aile mahkemesi görevlidir. Boşanma sonrasındaki nafaka uyuşmazlıklarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi ile genel yetki çerçevesinde davalının yerleşim yeri mahkemesi seçimlik olarak gündeme gelebilir.
Artırılan nafaka geçmiş aylardan itibaren istenebilir mi?
Artırım hükmü kural olarak dava tarihinden itibaren sonuç doğurur; dava öncesindeki aylar için yeni artırılmış tutarın sınırsız geriye yürütülmesi beklenmemelidir. Önceki hüküm uyarınca ödenmemiş taksitlerin tahsili farklı bir konudur.
Dava sırasında istenen iştirak nafakası artırılabilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.03.2026 tarihli E.2025/10739, K.2026/2494 sayılı oy çokluğuyla verdiği karar, bağımsız iştirak nafakası davasında ıslah yoluyla artırımı kabul eden bir yaklaşım ortaya koymaktadır. Usul şartları ve zaman bakımından etkisi ayrıca incelenmelidir.
Nafaka ödeyenin yeniden evlenmesi mevcut nafakayı otomatik düşürür mü?
Hayır. Yeni evlilik ve doğan bakım yükümlülükleri ödeme gücü değerlendirmesinde önem taşıyabilirse de mevcut ilamın miktarını kendiliğinden değiştirmez.
Çocuk 18 yaşına geldiğinde iştirak nafakası ne olur?
Ana babanın bakım yükümlülüğü kural olarak erginliğe kadar sürer. Eğitimine devam eden ergin çocuğun belirli koşullarla destek istemesi TMK m. 328/2 kapsamında ayrıca değerlendirilir; eski iştirak nafakasının aynı şekilde süresiz devam ettiği varsayılmamalıdır.
Anayasa Mahkemesinin 2026 nafaka kararı mevcut nafakaları kaldırdı mı?
Hayır. AYM, TMK m. 175'teki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiş ancak yürürlüğü 30.06.2027'ye ertelemiştir. Karar iştirak nafakasını iptal etmez; mevcut nafaka borçları da kararın yayımlandığı anda kendiliğinden sona ermez.
Nafaka artırım kararı için zorunlu arabuluculuk gerekiyor mu?
Bu dava türü bakımından genel bir zorunlu arabuluculuk dava şartı bulunmamaktadır. Tarafların ihtiyarî uzlaşma seçenekleri ve çocuğun yararına ilişkin sınırlamalar ayrı değerlendirilir.
Nafaka artırım davası ne kadar sürer?
Kesin bir süre verilemez. Delillerin toplanması, sosyal-ekonomik durum araştırmaları, tanık veya uzman incelemesi, tebligat işlemleri ve kanun yoluna başvurulması süreci etkiler. Yargılama süresinin değişebilmesi, talep sonucundaki başlangıç tarihini doğru belirleme ihtiyacını artırır.
Kaynakça
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu, özellikle m. 4, 169, 175–178, 182, 328–331, 364 ve devamı; T.C. Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat ve İçtihat Bilgi Sistemi.
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, özellikle m. 2, 4 ve 7; Adalet Bakanlığı.
- Anayasa Mahkemesi, E.2025/156, K.2026/131, 04.06.2026; RG 30.09.2026/33386; TMK m.175'teki “süresiz olarak” ibaresinin iptali, dokuz ay ertelenmiş yürürlük.
- Anayasa Mahkemesi, İbrahim Acar, B. No: 2016/3140, 07.11.2019; gelir araştırması ve Anayasa m. 17.
- Anayasa Mahkemesi, E.2025/91, K.2025/82, 27.03.2025; artırım/kaldırma davası ile TMK m.175'in uygulanma koşullarının ayrılması.
- Yargıtay 2. HD, E.2021/4645, K.2021/5308, 28.06.2021; yoksulluk nafakası artırımında ÜFE ve önceki ekonomik denge (tam metin erişimi kaynak sağlayıcının giriş şartına tabi olabilir).
- Yargıtay 2. HD, E.2025/10739, K.2026/2494, 04.03.2026; iştirak nafakası, ıslah ve eğitim giderlerinin kapsamı; oy çokluğuyla karar.
- Yargıtay 2. HD, E.2025/8708, K.2026/6569, 15.06.2026; boşanma protokolündeki okul ve sağlık giderleri ile iştirak nafakası.
- Yargıtay 2. HD, E.2026/2775, K.2026/4877, 29.04.2026; okul ücreti ve iştirak nafakasının kapsamı.
- Yargıtay 2. HD, E.2025/5925, K.2026/1465, 10.02.2026; gelecek yıllar ÜFE artışının talep edilmesi ve hüküm kurulması.
- Yargıtay 20. HD, E.2016/8896, K.2016/8411, 04.10.2016; nafaka davalarında yetkinin kesin yetki olmaması.
- Yargıtay 2. HD, E.2023/9912, K.2024/339, 17.01.2024; nafaka ve artırım davalarının dava tarihinden itibaren hüküm ifade etmesi (İstanbul Barosu Dergisi'ndeki yayımlanmış karar).
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle genel yetki, ıslah, giderler ve adli yardım hükümleri; güncel mevzuat üzerinden birlikte okunmalıdır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 344; ayrıca Yargıtay 12. HD, E.2023/5923, K.2023/4875, 12.09.2023, cari nafaka, takip, tebligat ve şikâyet şartları.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2018/3-564, K.2019/1150, 07.11.2019; yoksulluk nafakasının artırılması, TMK m. 328/2 bakım nafakası, kısmi dava ve ıslah ayrımı.
- Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme; m. 3 ve çocuğun üstün yararı ilkesi.