Ceza davasında Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, savunmanın dinlenmediği veya mahkûmiyet kararının hatalı olduğu düşüncesini yeniden açıklamaktan ibaret değildir. Başvurucu, hangi yargısal işlem veya eksikliğin hangi temel hakkı, nasıl ihlal ettiğini; bu şikâyeti yargılama sırasında nerede ileri sürdüğünü ve ihlalin hangi belgelerle ortaya konulduğunu göstermelidir. Savunmaya hazırlanma imkânının daraltılması, belirleyici tanığın sorgulanamaması, delile etkili biçimde itiraz edilememesi ve sonuca etkili savunmanın gerekçede cevapsız bırakılması bu incelemenin başlıca konularıdır.
Başvurunun esası kadar usulü de belirleyicidir. Kullanılabilir ve etkili başvuru yolları usulüne uygun tüketilmeli; kural olarak 30 günlük bireysel başvuru süresi korunmalıdır. Süresinden sonra yapılan veya olağan kanun yolundaki itirazları anayasal bir sorunla ilişkilendirmeyen başvuruda, ileri sürülen haksızlığın ağırlığı tek başına esas incelemesini sağlamaz. Bu rehber, ceza yargılamasında sanık ve müdafi bakımından bu bağlantının nasıl kurulacağını ele almaktadır. [1] [2] [3]
Bireysel başvurunun kapsamı: Temyiz denetiminden anayasal denetime
Anayasa’nın 148. maddesi ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesi uyarınca bireysel başvuru, Anayasa ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin ortak koruma alanındaki haklara ilişkin, kamu gücünden kaynaklanan ihlal iddiaları için kullanılabilir. Ceza yargılamasında adil yargılanma güvencelerinin temel dayanakları Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesidir. Gerekçeli karar bakımından Anayasa’nın 141. maddesi; hukuka aykırı bulgular bakımından 38. maddesi ayrıca önem taşır. [1] [2] [4]
AYM, kural olarak hangi tanığın doğru söylediğini yeniden belirlemez; suçun unsurlarını veya bütün delilleri bir temyiz mahkemesi gibi tekrar değerlendirmez. Buna karşılık delilin kullanılma biçimi savunmayı etkisizleştirmişse, belirleyici itiraz cevapsız bırakılmışsa ya da değerlendirme açık keyfîlik veya bariz takdir hatası düzeyindeyse anayasal inceleme gündeme gelebilir. Dilekçe, mahkûmiyet sonucuna duyulan itirazdan bu usulî soruna geçebilmelidir. [1] [2] [8]
| Başvuru yolu | İncelemenin odağı | Bireysel başvuru bakımından önemi |
|---|---|---|
| İstinaf ve temyiz | İlgili kanun yolunun kapsamına göre hükmün maddi ve hukuki denetimi | Kullanılabilir ve etkili olan yollar, hak şikâyetinin özü ileri sürülerek tüketilir. |
| AYM’ye bireysel başvuru | Kamu gücünün temel hakları ihlal edip etmediği | Yeniden bir suçluluk değerlendirmesi yerine somut anayasal eksiklik açıklanır. |
| CMK kapsamında yargılamanın yenilenmesi | Kesin hükümden sonra kanunda sayılan yenileme nedenleri | Yenileme talebi, kural olarak önceki nihai karara ilişkin AYM süresini durdurmaz. |
Bu yolların birbirini tamamlaması, aynı dilekçenin üç mercie verilmesi anlamına gelmez. Örneğin temyizde bir bilirkişi raporunun yanlış olduğu ileri sürülebilir. Bireysel başvuruda ise rapora erişimin engellenmesi, karşı görüş sunmak için yeterli zaman verilmemesi veya raporun güvenilirliğine yönelik belirleyici itirazın incelenmemesi somutlaştırılmalıdır. [2] [5]
Kabul edilebilirlik: Kim, hangi ihlal için başvurabilir?
Başvurucu, ileri sürdüğü ihlalden güncel ve kişisel olarak doğrudan etkilenmiş olmalıdır. Başka sanıkların haklarının ihlal edilmiş olması, kendi yargılamasına etkisi gösterilmeden yeterli değildir. Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz; özel hukuk tüzel kişileri ancak tüzel kişiliğe ait haklar bakımından başvurabilir. Yabancılar, yalnız Türk vatandaşlarına tanınmış haklar dışındaki ortak koruma alanından yararlanabilir. [2]
Ceza davasının şikâyetçisi bakımından farklı bir ayrım gerekir. Bir kişinin üçüncü kişinin cezalandırılmasını istemesi, tek başına adil yargılanma hakkı kapsamında bireysel başvuru hakkı doğurmaz. Yaşam hakkı veya kötü muamele yasağı kapsamında etkili soruşturma yükümlülüğü gibi ayrı güvenceler ise kendi koşulları içinde değerlendirilir. Sanığın savunma hakkına ilişkin bu rehber, bu ayrı başvuru türlerinin yerine geçmez. [1] [5]
AYM’nin zaman bakımından yetkisi yönünden 23 Eylül 2012 sınırı; konu, kişi ve yer bakımından yetki; başvuru yollarının tüketilmesi; süre ve iddianın yeterince temellendirilmesi birlikte incelenir. Ayrıca 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesindeki anayasal önem ve önemli zarar ölçütleri ile açıkça dayanaktan yoksunluk değerlendirmesi söz konusudur. Bu nedenle yalnız bir anayasa maddesinin yazılması kabul edilebilirlik için yeterli değildir. [2] [5]
Başvuru, olay ve belgeler seçilerek dürüstçe sunulmalıdır. Başvurucunun aleyhine olan gerekçenin saklanması, şikâyet edilen işlemin sonradan değiştiğinin bildirilmemesi veya yanlış bilgi verilmesi değerlendirmeyi olumsuz etkileyebilir; şartları oluştuğunda başvuru hakkının kötüye kullanılması gündeme gelebilir. Dosyada başvurudan sonra meydana gelen önemli gelişmeler ve iletişim bilgisi değişiklikleri de bildirilmelidir. [2] [3]
Açıkça dayanaktan yoksunluk: İhlalin adı kadar dayanağı da gösterilmelidir
AYM’nin resmî kabul edilebilirlik açıklamalarında ihlal iddiasının temellendirilmemesi ayrı bir ret riski olarak ele alınır. Başvuruda yalnız “savunma hakkım ihlal edildi” denilmesi veya tüm dosyanın eklenmesi yeterli değildir. Hangi talebin, hangi celsede, hangi gerekçeyle reddedildiği; savunmanın bundan nasıl etkilendiği ve hangi belgenin bu iddiayı doğruladığı açıklanmalıdır. Kanun yolu şikâyeti ile kanıtlanmamış hak şikâyeti birbirinden ayrılmalı; başvuru formu, eklerden hak ihlali aranmasını bekleyen bir belge yığınına dönüşmemelidir. [18]
Başvuru yollarının tüketilmesi: İhlalin özü önce ceza yargılamasında ileri sürülmelidir
İkincillik ilkesi gereğince olağan yargı mercilerine ihlali önleme veya giderme imkânı tanınmalıdır. Bu, yalnız istinaf ya da temyiz dilekçesi vermek değildir. Kullanılabilir ve etkili yolun süresinde ve usulüne uygun işletilmesi, ilgili şikâyetin özünün o mercie sunulması ve kural olarak sonucunun beklenmesi gerekir. Etkisiz olduğu somut biçimde gösterilebilen bir yolun tüketilmesi aranmayabilir; yalnız olumsuz sonuç çıkacağı düşüncesi bu istisnayı oluşturmaz. [2] [5]
Tanığın dinlenmesini isteyen müdafi, tanığın hangi olguyu aydınlatacağını açıklamalı; talebin reddi üzerine gerekçeli itirazını tutanağa veya dilekçeye geçirmeli; uygun kanun yolunda bu itirazı sürdürmelidir. AYM önünde ilk kez “tanık dinlenmedi” demek, önceki yargılama aşamalarında bu imkân kullanılmamışsa tüketme koşulu bakımından sorun yaratır. Buna karşılık ihlal yalnız nihai kararla doğmuşsa daha önce ileri sürülemeyeceği açıklanmalıdır.
Tutukluluk gibi yargılama sürerken ortaya çıkan bağımsız hak şikâyetlerinin başvuru yolları ve süreleri ayrıca ele alınmalıdır. Bu iddialar için her durumda mahkûmiyetin kesinleşmesini beklemek gerektiği söylenemez. Mahkûmiyetin adilliğine ilişkin şikâyetle tutukluluk şikâyetinin aynı dosyada bulunması, usul koşullarını birleştirmez. [2] [5]
Anayasa maddesinin numarasının her aşamada yazılmış olması tek başına belirleyici değildir; önemli olan şikâyetin esasının anlaşılır biçimde sunulmasıdır. “Rapora itiraz ediyoruz” şeklindeki genel ifade ile “raporun dayandığı dijital dosyalar verilmediği için tarih ve aidiyet denetimi yapılamıyor” açıklaması aynı değildir. İkinci anlatım hem mahkemenin değerlendirmesini mümkün kılar hem sonraki anayasal şikâyetin sınırını gösterir. [5] [8]
Makul süre şikâyeti için Tazminat Komisyonu ayrımı
Yargılamanın uzun sürmesi, tanık sorgulama veya gerekçeli karar şikâyetiyle aynı başvuru yoluna tabi kabul edilmemelidir. 6384 sayılı Kanun’un güncel 2. ve 5/A maddeleri kapsamında makul sürede sonuçlandırılmayan ceza soruşturması ve kovuşturması nedeniyle manevi tazminat için Tazminat Komisyonuna müracaat yolu bulunmaktadır. Müracaat, süreç devam ederken veya kesin kararla sonuçlandığının öğrenilmesinden itibaren en geç bir ay içinde yapılır. Komisyon kararı yönünden kanundaki itiraz yolu ve somut dosyaya uygulanacak geçiş hükümleri ayrıca değerlendirilir. Bu bir aylık süre, AYM’nin 30 günlük süresiyle özdeş değildir. [6]
Veysi Ado [GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023 kararında AYM, makul süre şikâyetini, sonradan getirilen Komisyon yolu tüketilmediği için kabul edilemez bulmuştur. Kararın konusu bir iş uyuşmazlığıdır; 9 Mart 2023 tarihinde AYM’de derdest başvurulara ilişkin o dönemin geçiş düzenlemesi uygulanmıştır. Ceza dosyası için çıkarılacak sonuç, bu tarihsel düzenlemeyi aynen kullanmak değil, her hak şikâyeti bakımından güncel giderim yolunu ayrı belirlemektir. [7]
Otuz günlük başvuru süresi ve öğrenme tarihinin ispatı
6216 sayılı Kanun’un 47/5. maddesine göre başvuru, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30 gün içinde yapılır. Süre hesabında dosyanın yalnız kesinleşme şerhine bakmak yeterli değildir. Nihai kararın içeriğinin başvurucu veya vekili tarafından hangi tarihte öğrenildiği, tebliğ belgeleri ve UYAP kayıtlarıyla birlikte değerlendirilmelidir. [2] [3] [9]
UYAP’tan öğrenme, sonraki tebligattan önce süreyi başlatabilir
Ümran Özkan [GK], B. No: 2019/13338, 8/3/2023 kararında başvurucunun nihai kararı UYAP üzerinden 27 Mart 2019 tarihinde öğrendiği kabul edilmiştir. Vekile daha sonra tebligat yapılmasına rağmen 30 Nisan 2019 tarihli başvuru süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. Karar, idari bir uyuşmazlığa ilişkindir; burada kullanılan ilke, bireysel başvuru süresinin öğrenmeye bağlı başlangıcıdır. [9]
Bu yaklaşım, kararın sisteme yüklenmesiyle her dosyada otomatik olarak sürenin başladığı anlamına gelmez. Somut öğrenme olgusu ve bunun kaydı önemlidir. Ancak resmî tebligat gelmediği düşüncesiyle beklemek de güvenli değildir. Başvurucu ve müdafi yönünden erişim, okuma, tebliğ ve dosya inceleme tarihleri birlikte çıkarılmalı; başlangıç hakkında tereddüt varsa başvuru hazırlığı ihtiyatlı olarak daha erken tarih üzerinden yürütülmelidir. Özen yükümlülüğü gereği, kararın öğrenilebileceği koşullar da göz ardı edilmemelidir. [9]
Elektronik tebligatta fiilen açma/okuma kaydı ayrıca incelenmelidir. AYM’nin süre aşımına ilişkin resmî emsal açıklamalarında, elektronik tebligatın açıldığı tarihin süreyi başlatabildiği belirtilir. Bu nedenle yalnız tebligatın kanunen yapılmış sayıldığı günü esas alan otomatik hesap güvenli değildir. UETS kaydı, UYAP evrak işlem kütüğü ve başvurucu ile vekilin öğrenme bilgileri birlikte değerlendirilmelidir. [19]
| Durum | Süre bakımından yaklaşım | Saklanması gereken kayıt |
|---|---|---|
| Olağan yolları sona erdiren karar | Öğrenme ve tebliğ olgularına göre 30 gün değerlendirilir. | Nihai karar, tebliğ mazbatası veya UETS kaydı, UYAP erişim bilgileri |
| Başvuru yolu bulunmayan ihlal | İhlalin öğrenilmesinden itibaren 30 gün | İşlem ve öğrenme tarihini gösteren belge |
| Haklı mazeret | Mazeretin kalkmasından itibaren 15 gün içinde, mazeret belgeleriyle başvuru | Engel oluşturan durumu ve sona erdiği tarihi gösteren kayıtlar |
| Olağanüstü kanun yolu istemi | Kural olarak önceki nihai karara ilişkin AYM süresini durdurmaz veya yenilemez. | İstem ve karar tarihleri; ayrı AYM süre hesabı |
| Adli tatil | AYM bireysel başvuru süresini kendiliğinden uzatmaz. | Tatil uzaması varsayılmadan hazırlanmış takvim |
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına itiraz yolunun işletilmesi için yapılan istem, kanun yararına bozma talebi veya yargılamanın yenilenmesi başvurusu, kural olarak beklenmesi gereken olağan yollar değildir. Bunlara başvurmak, eski nihai karara ilişkin süreyi yeniden başlatmaz. Sonradan gerçekten yeni bir yargısal süreç ve yeni bir ihlal doğması ise ayrı değerlendirilir; bu olasılık geçmiş süre kaybını kendiliğinden gidermez. [5]
Mazeret, başvuruyu fiilen engelleyen durumla bağlantılı ve belgeli olmalıdır. Ağır hastalık ileri sürülüyorsa yalnız tanı değil, başvurunun neden yapılamadığı ve engelin ne zaman kalktığı da açıklanmalıdır. On beş günlük mazeret süresi, bütün başvuruculara tanınmış ek süre değildir. Son gün hesabında tatil günü ve elektronik başvurunun tamamlanma koşulları ayrıca kontrol edilmeli; taslak kaydetmenin başvuru yapmakla aynı olmadığı unutulmamalıdır. [2] [3] [10]
Savunma hakkının kısıtlanması hangi koşullarda anayasal sorun oluşturur?
Savunmanın şeklen alınmış olması, etkili savunma imkânının sağlandığını tek başına göstermez. İsnadı öğrenme, dosyadaki belirleyici belgelere erişme, savunmayı hazırlamak için yeterli zaman ve kolaylıklardan yararlanma, müdafi yardımından yararlanma ve suçlamaya cevap verebilme güvenceleri, yargılamanın bütünü içinde incelenir. Kısıtlamanın niteliği, gerekçesi ve doğurduğu dezavantaj önemlidir. [1] [4]
Örneğin esas hakkında mütalaaya karşı süre verilmemesi ileri sürülüyorsa mütalaanın ne zaman sunulduğu, dosyanın hacmi, yeni bir suçlama veya değerlendirme içerip içermediği, müdafiin ne kadar süre istediği ve ret gerekçesi gösterilmelidir. Soyut biçimde “savunma için zaman verilmedi” denilmesi yerine, hazırlanamadığı ileri sürülen somut savunma işlemi açıklanmalıdır. Sonraki aşamada etkili giderim sağlanıp sağlanmadığı da değerlendirmeye katılmalıdır.
Mahkeme, talebin yargılamayı uzatma amacı taşıdığını veya istenen belgenin uyuşmazlıkla ilgisiz olduğunu ileri sürebilir. Etkili başvuru bu karşı gerekçeyi görmezden gelmez: Belgenin hangi suç unsuruyla ilgili olduğu, daha önce neden incelenemediği ve talep edilen sürenin niçin gerekli bulunduğu açıklanır. Sonuca etkisi bulunmayan her usul eksikliği otomatik olarak anayasal ihlal oluşturmaz; ancak her kısıtlamanın etkisiz olduğu da varsayılamaz.
Savunma hakkı şikâyeti için duruşma tutanakları, erişim talepleri, ara kararlar, müdafi görevlendirme veya hazır bulunma kayıtları ve kanun yolu dilekçeleri birlikte değerlendirilmelidir. Tutanakta bulunmayan bir talebin ileri sürüldüğünü sonradan kanıtlamak güçleşebilir. Bu nedenle talebin ve ret gerekçesinin yargılama sürerken kayda geçirilmesi önem taşır. [3] [5]
Tanık sorgulama hakkı: Beyanı okumak ile tanığı sorgulamak farklıdır
Sanığın aleyhine beyanda bulunan kişiye soru yöneltebilmesi, anlatımdaki çelişkileri gösterebilmesi ve güvenilirliği tartışabilmesi adil yargılanmanın temel güvencelerindendir. Tanığın önceki ifadesinin duruşmada okunması, her durumda bu imkânı sağlamaz. Bununla birlikte tanığın mutlaka aynı salonda bulunması da her dosyada zorunlu değildir; yeterli güvenceler sağlandığında görüntülü ve sesli bağlantı önem taşıyabilir. [4] [11] [12]
AYM, sorgulanmamış aleyhe tanık anlatımı bakımından birbiriyle ilişkili üç soruyu değerlendirir: Tanığın duruşmada hazır edilmemesi için geçerli neden var mı? Beyan mahkûmiyetin tek veya belirleyici delili mi? Savunmanın yaşadığı güçlüğü telafi edecek karşı dengeleyici güvenceler sağlandı mı? Bu değerlendirme mekanik değildir; bütün yargılamanın hakkaniyeti esastır. Geçerli neden bulunması tek başına yeterli olmadığı gibi, bulunmaması da tek başına her durumda ihlal sonucu doğurmaz. [11] [12]
Selçuk Arslan: Genel savunma imkânı tek başına yeterli güvence değildir
Selçuk Arslan [GK], B. No: 2020/19752, 6/2/2025 kararında mahkûmiyetin dayanağı olan tanıklar istinabe yoluyla dinlenmiş; başvurucu bu tanıkları sorgulayamamıştır. AYM, tanıkların yargı çevresi dışında bulunmasının, sorgulama imkânından yoksun bırakılmayı somut olarak gerekçelendirmediğini değerlendirmiştir. Beyanların tek delil olması ve yeterli telafi edici güvence bulunmaması nedeniyle ihlal sonucuna ulaşılmıştır. [12]
Kararda, sanığa kendi anlatımını sunma imkânı verilmesinin kendiliğinden yeterli bir dengeleme oluşturmadığı vurgulanır. Başvurucu açısından uygulanabilir yöntem, yalnız tanığın dinlenmediğini söylemek değil; sorulması gereken soruları, anlatımdaki çelişkileri, beyanın hükümdeki ağırlığını ve neden SEGBİS gibi bir yöntemle etkili sorgulama yapılamadığını göstermektir. Haktan feragat iddiası varsa bunun açık ve güvenceli olup olmadığı da incelenmelidir. [12]
Orhan Güleryüz: Geçerli mazeret, belirleyici beyanın sınanması ihtiyacını kaldırmaz
Orhan Güleryüz [1. B.], B. No: 2019/30221, 28/12/2021 kararı, iç hukukta idari para cezası olarak düzenlenen bir yaptırıma ilişkindir. Bu nedenle klasik ceza mahkûmiyeti örneği olarak sunulmamalıdır. AYM, suç isnadının anayasal anlamı çerçevesinde tanık sorgulama güvencelerini uygulamıştır. Tanığın yurt dışında bulunması geçerli neden kabul edilse de belirleyici anlatımın güvenilirliğini sınayacak yeterli güvenceler sağlanmadığından ihlal tespit edilmiştir. [11]
Lehe tanık gösterilmesi ise ayrı açıklama gerektirir. Savunma, tanığın hangi somut olguyu açıklayacağını ve bunun neden önemli olduğunu belirtmelidir. Mahkeme, ilgisiz veya tekrarlayan tanık taleplerini gerekçeyle reddedebilir. AYM başvurusunda bütün reddedilen tanıkların aynı ağırlıkta sıralanması yerine, sonucu etkileyebilecek tanığın önemi ve ret gerekçesinin yetersizliği ortaya konulmalıdır. [8]
Delillere itiraz: Hukuka aykırılık, güvenilirlik ve tartışma imkânı
Bir delilin hukuka aykırı elde edildiği iddiası ile içeriğinin güvenilir olmadığı iddiası farklıdır. Anayasa’nın 38/6. maddesi ve CMK’nın 206 ve 217. maddeleri hukuka aykırı delillere ilişkin güvenceler içerir. Delilin gerçekliği, aidiyeti veya teknik doğruluğu ise ayrıca tartışılabilir. Başvuruda bu itirazların birbirine karıştırılması, hangi güvencenin neden ihlal edildiğini belirsizleştirir. [1] [13] Toplantı ve ifade faaliyetlerinin örgüt üyeliği dosyasında delil olarak ele alındığı bir AYM kararı ifade ve toplantı faaliyetleri örgüt üyeliği suçunda nasıl değerlendirilir yazısında incelenmiştir.
AYM yönünden önemli olan, delile itiraz etme ve karşı görüş sunma imkânının gerçek anlamda bulunup bulunmadığıdır. Arama veya iletişimin denetlenmesinin hukuka aykırılığı, özel hayata saygı veya haberleşme özgürlüğü bakımından da ayrı bir şikâyet doğurabilir. Adil yargılanma hakkı kapsamında ise delilin hükümdeki ağırlığı, güvenilirliğinin sınanması ve yargılamanın bütününe etkisi açıklanmalıdır. Her hukuka aykırılık iddiasını, ayrıca incelemeksizin mahkûmiyetin anayasal bakımdan geçersiz olduğu sonucuna bağlamak doğru değildir.
Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014 kararında dijital delillerin güvenilirliğine ilişkin savunma iddiaları, teknik raporlar ve dinlenmesi istenen tanıklar değerlendirilmiştir. Savunmanın sunduğu raporlardaki sonuca etkili teknik itirazların yeterince tartışılmaması, gerekçeli karar ile silahların eşitliği güvenceleri bakımından önem taşımıştır. Karar, her özel uzman görüşünün mahkemece kabul edilmesini zorunlu kılmaz; belirleyici teknik itirazın incelenmesini ve reddediliyorsa bunun anlaşılır gerekçesini gerektirir. [8]
Dijital delile itiraz edilen varsayımsal bir dosyada, verinin sanığa aidiyetini tartışan uzman görüşü sunulduğu hâlde hüküm yalnız ilk rapora dayanıyorsa başvuruda iki raporun hangi somut konuda ayrıldığı gösterilmelidir. Dosya tarihleri, cihazla ilişki veya kayıt bütünlüğü gibi teknik meseleler genel bir “delil sahtedir” iddiası içinde bırakılmamalıdır.
Gerekçeli karar hakkı: Belirleyici savunmaya anlaşılır cevap verilmelidir
Gerekçeli karar hakkı, mahkemenin savunmanın her cümlesine tek tek cevap vermesini veya mutlaka savunmanın görüşünü benimsemesini gerektirmez. Mahkeme, sonucu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiayı incelemeli; hangi nedenle kabul veya reddettiğini kararın bütünü içinde anlaşılır kılmalıdır. Kararın uzunluğu ile gerekçenin yeterliliği aynı ölçüt değildir. [1] [8]
Bu şikâyetin hazırlanmasında üç nokta ayrılmalıdır: Savunmanın gerçekten ileri sürülmüş olması, uyuşmazlık bakımından belirleyici nitelik taşıması ve yargısal gerekçede yeterli cevap bulunmaması. Örneğin sanığın olay yerinde olmadığını gösterebilecek bir kayıt ileri sürülmüşse bunun sunulduğu dilekçe ve kayıt gösterilmeli; mahkemenin zaman ve yer değerlendirmesine nasıl etki edebileceği açıklanmalıdır. Başvurucu, yalnız lehine olan bölümü değil mahkemenin bu iddiaya cevap sayılabilecek açıklamalarını da değerlendirmelidir.
Sencer Başat ve diğerleri kararında dijital verilerin güvenilirliği hakkındaki savunmaların önem kazanmasının nedeni, mahkûmiyetin temelindeki delillerle doğrudan ilgili olmalarıdır. Buradan çıkarılacak yöntem, “gerekçe yetersizdir” demek yerine, savunmanın dayanağını ve hükmün bu dayanak karşısındaki eksikliğini yan yana koymaktır. [8]
Kanun yolu merciinin ilk derece gerekçesini benimsemesi tek başına ihlal değildir. Ancak ilk kararda yanıtlanmamış belirleyici bir itiraz, kanun yolu incelemesinde de cevapsız bırakılmışsa bu eksiklik ayrıca gösterilmelidir. İstinaf veya temyizde ilk kez doğan usulî sorunun sıradan bir onama cümlesiyle geçiştirilip geçiştirilmediği de somut karar üzerinden incelenir. AYM’den beklenen, savunmayı haklı bulması değil, anayasal olarak gerekli değerlendirmenin yapılıp yapılmadığını denetlemesidir. [8]
Etkili başvuru hazırlığı: Olay, ihlal, belge ve talep bağlantısı
Başvuru formu, uzun bir dosyanın rastgele özeti olmamalıdır. Her hak şikâyeti, onu doğuran olaydan başlayıp talep edilen giderime ulaşan açık bir anlatı içinde hazırlanmalıdır. Olay kronolojisi ile ihlal değerlendirmesinin ayrılması, aynı olayın farklı haklar üzerindeki etkisinin karışmasını önler. [2] [3]
| Şikâyet | Gösterilecek somut eksiklik | Bağlanacak belge | Açıklanacak anayasal sonuç |
|---|---|---|---|
| Savunmaya hazırlanma | Gerekli süre veya erişim talebinin reddi | Talep dilekçesi, duruşma tutanağı, ara karar | Hangi savunma işleminin neden yapılamadığı |
| Tanık sorgulama | Belirleyici beyanı sınama imkânının bulunmaması | Tanık ifadeleri, sorgulama talebi, ret kararı, hüküm | Beyanın ağırlığı ve eksik kalan güvenceler |
| Delile itiraz | Teknik görüşün sunulamaması veya etkili tartışılamaması | Bilirkişi raporları, erişim kayıtları, itirazlar | Savunmanın uğradığı somut dezavantaj |
| Gerekçeli karar | Esaslı savunmanın cevaplandırılmaması | Savunma dilekçesi, ilgili ek, kararın ilgili kısmı | İddianın neden sonucu etkileyebileceği |
Hazırlıkta izlenebilecek işlem sırası şöyledir:
- Nihai kararı ve öğrenme belgelerini belirleyerek süre hesabını ayrı bir kayda bağlayın.
- Her ihlal için olay tarihini, ilgili kamu gücü işlemini ve etkilenen hakkı yazın.
- Şikâyetin yargılama ve kanun yolu aşamalarında nerede ileri sürüldüğünü gösterin.
- Her iddiayı ilgili ekin adı, tarihi ve sayfasıyla eşleştirin; belgenin hangi hususu gösterdiğini açıklayın.
- Mahkemenin ret gerekçesini ve dosyadaki aksi verileri değerlendirerek ihlal gerekçesini kurun.
- İhlal tespiti, yeniden yargılama ve varsa tazminat taleplerini ayrı ve gerekçeli düzenleyin.
Varsayımsal bir başvuru anlatımı şu mantığı izleyebilir: Belirleyici tanığın sorgulanması belirli tarihli duruşmada istenmiş; talep, dosyadaki beyanın yeterli olduğu gerekçesiyle reddedilmiş; mahkûmiyetin belirleyici dayanağı aynı beyan olmuş; istinafta yapılan itiraz sonuçsuz kalmıştır. Başvurucu, sorulması gereken somut soruları ve mevcut belgelerle ortaya çıkan çelişkileri göstererek tanık sorgulama hakkının ihlalini ve giderim için yeniden yargılama yapılmasını talep eder. Bu anlatım tek başına yeterli bir form değildir; her öğesi dosyadaki gerçek belgeyle doğrulanmalıdır.
Emsal karar, somut ihlal iddiasıyla birlikte kullanılmalıdır
AYM’nin resmî sitesindeki iki karar grubu birlikte taranmalıdır: hak ihlaline ilişkin emsaller hangi güvencenin nasıl uygulandığını; kabul edilebilirlik emsalleri ise başvurunun hangi nedenle esas incelemesine ulaşamayabileceğini gösterir. Ceza dosyasında özellikle “adil yargılanma hakkı — suç isnadı” grubu seçilmeli; medeni uyuşmazlıklardaki örnekler ceza mahkûmiyeti kararı gibi sunulmamalıdır. [18] [20]
Karar değerlendirilirken başvuru adı, numarası ve tarihinin yanında ilgili paragraf, uyuşmazlık türü, ulaşılan sonuç ve mevcut dosyayla benzerlik veya farklılık belirtilmelidir. Örneğin tanık sorgulama konusunda ihlal bulunmuş olması, her tanık dinletme talebinin reddini kendiliğinden anayasaya aykırı kılmaz. Emsal, somut olayın yerine geçirilmeden gerekçeyi desteklemelidir. [8] [11] [12]
Başvuru formu ve ekleri: On sayfa kuralı nasıl uygulanır?
Başvuruda AYM’nin güncel resmî formu ve ilgili usul kuralları kullanılmalıdır. Kimlik ve temsil bilgileri, olaylar, hak şikâyetleri, başvuru yolları, süreyi gösteren bilgiler ve talepler tamamlanmalıdır. Nihai kararlar, ilgili dilekçe ve tutanaklar, öğrenme belgesi, harç makbuzu veya adli yardım belgeleri ile gerekiyorsa vekâletname eklenmelidir. Erişilemeyen zorunlu bir belge varsa neden sunulamadığı açıklanmalıdır. Ekler okunaklı ve formdaki atıflarla uyumlu olmalıdır. [3]
İçtüzük’ün 60/2. maddesine göre form, okunaklı ve esasa ilişkin özlü bilgilerle hazırlanır. Ekler hariç on sayfanın aşılması mutlak bir başvuru yasağı değildir; bu durumda olayların özeti ayrıca eklenmelidir. Hacmi azaltmak için belirleyici savunmayı veya tüketme bilgisini çıkarmak yerine, tekrarlar birleştirilmeli ve olay kronolojisi açık tutulmalıdır. [3]
Ek listesinde her belgeye bir sıra numarası verilmeli; formdaki açıklama, ilgili ek ve sayfayla ilişkilendirilmelidir. Örneğin tanığın sorgulanması talebi ile ret kararının aynı tutanakta hangi sayfalarda bulunduğu gösterilebilir. Belge veya onaylı örnek koşulları uygulanacak başvuru usulüne göre denetlenmeli; dosyada bulunan her belgenin AYM’ye kendiliğinden ulaşacağı varsayılmamalıdır. Bu düzenleme, başvurucunun iddiasını somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmesine hizmet eder. [3] [18]
PDF formunu doldurmak, elektronik başvuruyu tamamlamak değildir
AYM’nin Bireysel Başvuru Elektronik Formu sayfası, indirilebilir PDF formunun doldurulmasını, kaydedilmesini ve fiziki başvuru için imzalı çıktısının hazırlanmasını anlatır. Formu bilgisayarda doldurup kaydetmek Mahkemeye gönderim yapıldığı anlamına gelmez. Bu hazırlık işlemi, avukatların UYAP üzerinden gerçekleştirebildiği elektronik başvurudan ayrılmalıdır. [15]
Fiziki başvuru doğrudan AYM’ye, mahkemeler aracılığıyla veya yurt dışı temsilcilikleri vasıtasıyla yapılabilir. 1 Ekim 2025’ten itibaren avukatlar UYAP Avukat Portalı üzerinden elektronik bireysel başvuru yapabilmektedir. Bu imkân, e-Devlet üzerinden dosya durumunu görüntülemekle karıştırılmamalıdır. Elektronik işlemde gönderimin tamamlandığını gösteren kayıt; fiziki işlemde teslim ve kayıt belgesi saklanmalıdır. [3] [10]
Başvuru harcı ve adli yardım
2026 yılı için AYM bireysel başvuru harcı 6.024,10 TL’dir. Bu tutar, avukatlık ücreti veya diğer giderlerin toplamı değildir. Harcı ödeme gücü bulunmayan kişi, koşullarını ortaya koyan belgelerle adli yardım isteyebilir; talebin kabulü otomatik değildir. Harç her yıl değişebildiğinden başvuru tarihindeki resmî tarife kontrol edilmelidir. AYM’nin resmî açıklamalarında adli yardım bakımından mali durumu gösteren belgeler aranır; yalnız ödeme güçlüğünün ileri sürülmesiyle yetinilmemelidir. [3] [14] [16]
Eksiklik bildirimi ve idari ret: İtiraz süresi ayrıca korunmalıdır
Başvuru formunda veya eklerinde eksiklik tespit edilirse, bunun tamamlanması için on beş günü geçmemek üzere kesin süre verilir. Esas alınacak süre, eksiklik yazısında bildirilen süredir; her dosyada ayrıca on beş gün bulunduğu varsayılmamalıdır. Geçerli mazeret olmadan eksikliklerin tamamlanmaması idari ret sonucuna yol açabilir. İdari ret kararına tebliğden itibaren yedi gün içinde Komisyona itiraz edilebilir; bu itiraz hakkında verilen karar kesindir. İtirazda, bildirilen eksikliğin süresinde giderildiği veya ret gerekçesinin neden yerinde olmadığı ilgili kayıtlarla açıklanmalıdır. [17]
Bu yol, Komisyon veya Bölümün verdiği kabul edilemezlik kararına karşı genel bir itiraz hakkı değildir. Başvurunun ilk teslim süresi, eksiklik tamamlama süresi ve idari ret kararına itiraz süresi ayrı ayrı izlenmelidir. [2] [17]
Eksiklik bildirimi yapılması hâlinde verilen süreye uyulmalıdır. Bununla birlikte eksiklik tamamlama imkânı, süresinden sonra yeni bir hak şikâyeti eklemek veya başlangıçta temellendirilmeyen bütün iddiaları belirsiz bir geleceğe bırakmak için güvence sayılamaz. Başvuru başlangıçta anlaşılır ve belgeli kurulmalıdır. Kimliğin kamuya açıklanmaması isteniyorsa bunun somut gerekçesi ayrıca belirtilmeli; gizlilik talebiyle tüm dosyanın kendiliğinden gizli hâle geldiği varsayılmamalıdır. [3]
İhlal kararının sonucu: Yeniden yargılama, tazminat ve tedbir
AYM, ihlal tespit ettiğinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için gereken giderime hükmeder. İhlal mahkeme kararından kaynaklanmış ve giderim yeniden yargılamayı gerektiriyorsa karar ilgili mahkemeye gönderilir. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesine dayanan bu yeniden yargılama, CMK’daki olağanüstü yargılamanın yenilenmesi kurumuyla aynı usul olarak ele alınmamalıdır. İhlalin giderilmesi amacıyla yapılacak işlemler, AYM kararındaki gerekçeye göre belirlenir. [2] [11]
Tanık sorgulama ihlali tespit edilmesi, kendiliğinden beraat kararı verilmesi anlamına gelmez. İlgili mahkeme ihlalin sonuçlarını gidermeli ve anayasal güvencelere uygun yeni bir değerlendirme yapmalıdır. Gerekçeli karar ihlalinde de yalnız eski sonucun yeniden yazılması yeterli olmayabilir; eksik bırakılan belirleyici savunmanın gerçekten değerlendirilmesi gerekir. Yeniden yargılamanın somut kapsamı, ihlalin niteliği ve kararın gerekçesiyle sınırlı olarak belirlenir. [2] [8] [11]
Maddi tazminat isteniyorsa zarar ve ihlal arasındaki nedensellik bağı belgelenmeli; miktar ve hesap açıklanmalıdır. Manevi tazminat talebinin dayanağı ayrıca gösterilmelidir. AYM, yeniden yargılama veya ihlal tespitiyle yeterli giderim sağlandığını değerlendirebileceğinden tazminat her ihlalin otomatik sonucu değildir. Yargılama giderleri de talep sonucunda ele alınmalıdır. [2] [3]
Bireysel başvuru yapılması hükmün infazını kendiliğinden durdurmaz. İçtüzük’ün 73. maddesinin 5 Ağustos 2025 değişikliği işlenmiş hâli, temel haklara; özellikle yaşam ile maddi veya manevi varlığa yönelik ciddi tehlike hâlinde tedbir imkânı öngörür. Bu nedenle değerlendirme, eski metinlerdeki ifadelerle daraltılmadan güncel düzenlemeye göre yapılmalıdır. Tedbir, ciddi tehlikenin somutlaştırılmasını gerektiren istisnai korumadır. Cezaevinde bulunmak veya mahkûmiyetin hatalı olduğunu savunmak, tek başına tedbir verilmesini gerektirmez; risk, aciliyet ve belgeler ayrıca açıklanmalıdır. [3]
AYM’nin kabul edilemezlik kararı, ileri sürülen haksızlığın esas bakımından doğru bulunduğu anlamına gelmeyebilir; süre veya tüketme eksikliği nedeniyle esasa girilmemiş olabilir. Buna karşılık bu kararların kesin olması, dosya hazırlığında usul hatalarının önemini artırır. Başka bir uluslararası başvuru yolunun koşulları ise ayrıca incelenmeli; AYM’deki süre veya tüketme eksikliğinin sonraki başvuruda kendiliğinden giderileceği düşünülmemelidir. [1] [2]
Konunun ayrıntıları için CMK 308/A itirazı yazımıza bakabilirsiniz.
Sonuç
Ceza davasında etkili bireysel başvuru, mahkûmiyete yönelik itirazı belirli bir anayasal güvenceyle ilişkilendirir. Başvurucu; hangi savunma imkânından yoksun bırakıldığını, hangi belirleyici tanığı sorgulayamadığını, hangi delile etkili itiraz edemediğini veya hangi esaslı iddiasının cevapsız kaldığını belgeleriyle göstermelidir. Mahkemenin aksi gerekçesi de değerlendirilerek ihlalin yargılamanın bütününe etkisi açıklanmalıdır. Koruma tedbirlerine yönelik şikâyetlerin esas yargılamadan ayrı kurulması adli kontrol ve ifade özgürlüğü yazısında örneklendirilmiştir.
Bu hazırlık, nihai karar verildikten sonra başlamaz. Duruşma taleplerinin kayda geçirilmesi, itirazların uygun kanun yollarında sürdürülmesi ve öğrenme tarihlerinin belgelenmesi anayasal savunmanın temelini oluşturur. Süresi korunan, yolları usulüne uygun tüketilen ve her talebi somut ihlale bağlanan başvuru, AYM’nin incelemesi gereken anayasal sorunu görünür kılar.
İlgili yazılar: Açık Cezaevine Ayrılma; Cezaevi Nakil Talebi; Cezaevinde Disiplin Cezasına İtiraz ve Tahliyeye Etkisi.
Sıkça Sorulan Sorular
Ceza davasında AYM’ye bireysel başvuru süresi kaç gündür?
Kural olarak 30 gündür. Başlangıç, tüketilmesi gereken yolun sonucunun öğrenilmesi ve dosyanın özellikleri dikkate alınarak belirlenir. Tebligattan önce UYAP üzerinden öğrenme bulunması süre hesabını değiştirebilir. [2] [9]
Ceza davası sonuçlanmadan AYM’ye başvurulabilir mi?
Mahkûmiyetin adilliğine ilişkin şikâyetlerde kullanılabilir ve etkili olağan yolların sonuçlanması kural olarak beklenir. Tutukluluk gibi ayrı ihlal iddialarının yolları ve süreleri ise kendi koşulları içinde değerlendirilir; bütün şikâyetler için ceza davasının bitmesi gerektiği varsayılmaz. [2] [5]
Yargılamanın yenilenmesini istemek AYM süresini durdurur mu?
Kural olarak hayır. Eski nihai karara karşı yenileme veya diğer olağanüstü yol istemi, o karara ilişkin bireysel başvuru süresini durdurmaz ve yeniden başlatmaz. Yeni süreçte doğan bağımsız ihlal ayrıca değerlendirilir. [5]
Her dinlenmeyen tanık ihlal nedeni midir?
Hayır. Tanığın niteliği, anlatımın önemi, dinlenmeme nedeni ve savunmaya tanınan güvenceler incelenir. Lehe tanığın sonucu etkileyebilecek katkısı da somutlaştırılmalıdır. [8] [11] [12]
Mahkeme bütün savunmalara tek tek cevap vermek zorunda mıdır?
Her ayrıntıya ayrı cevap zorunlu değildir. Ancak sonuca etkili, esaslı bir iddianın neden kabul edilmediği kararın bütünü içinde anlaşılmalıdır. Başvuruda cevapsız kalan iddia ve belirleyici niteliği gösterilir. [8]
Avukat olmadan veya internet üzerinden başvuru yapılabilir mi?
Avukatla temsil zorunlu değildir. Fiziki başvuru yolları kullanılabilir. Avukatların UYAP Avukat Portalı üzerinden elektronik başvuru imkânı ise 1 Ekim 2025’ten beri bulunmaktadır; e-Devlet sorgulaması başvuru işlemiyle aynı değildir. [3] [10]
AYM ihlal kararı verirse ceza hemen ortadan kalkar mı?
Her ihlal kararı kendiliğinden beraat veya tahliye doğurmaz. Yeniden yargılama ve diğer giderimler, ihlalin niteliği ve AYM kararının gerekçesine göre uygulanır. Başvuru yapılması da infazı kendiliğinden durdurmaz. [2] [3] [11]
Makul sürede yargılanma şikâyeti doğrudan AYM’ye mi götürülür?
6384 sayılı Kanun kapsamındaki makul süre tazminatı için Tazminat Komisyonu yolu ve itiraz imkânı değerlendirilmelidir. Savunma veya gerekçeli karar şikâyetleriyle bu yolun aynı olduğu varsayılmamalıdır. [6] [7]
AYM’nin PDF formunu doldurmak başvuru yapmak için yeterli midir?
Hayır. Dosyanın doldurulup kaydedilmesi hazırlık işlemidir. Fiziki başvuruda usulüne uygun teslim; avukatın UYAP başvurusunda ise gönderimin tamamlanması gerekir. Başvuru kaydı saklanmalıdır. [10] [15]
İdari ret kararına itiraz edilebilir mi?
İdari ret kararına tebliğden itibaren yedi gün içinde Komisyona itiraz edilebilir; bu itiraz üzerine verilen karar kesindir. Kabul edilemezlik kararı için aynı yedi günlük itiraz yolunun bulunduğu düşünülmemelidir. [2] [17]
Kaynakça
[1] Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, özellikle m. 36, 38, 141, 148 ve 153. AYM resmî metni.
[2] 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, özellikle m. 45–51 ve geçici m. 1/8. AYM resmî metni.
[3] Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü, özellikle m. 59–66 ve 73. AYM resmî metni.
[4] Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, m. 6. AİHM, Sözleşme metni.
[5] Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru Kabul Edilebilirlik Kriterleri Rehberi; başvuru yollarının tüketilmesi, süre ve kanun yolu şikâyeti bölümleri. Resmî rehber. Ayrıca başvuru yollarının tüketilmemesi kararları.
[6] 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun, özellikle m. 2, 5/A, 7 ve geçiş hükümleri. Adalet Bakanlığı, güncel mevzuat.
[7] AYM, Veysi Ado [GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023, özellikle §§ 46–51. Resmî karar kaydı. Karar metni için yararlanılan ikincil tam metin aktarımı.
[8] AYM, Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, özellikle §§ 31–39, 44–72 ve 75–85. Resmî karar kaydı. Karar metni için yararlanılan ikincil tam metin aktarımı.
[9] AYM, Ümran Özkan [GK], B. No: 2019/13338, 8/3/2023, özellikle §§ 27–43. Resmî karar kaydı. Çoğunluk gerekçesi için yararlanılan ikincil karar aktarımı.
[10] Anayasa Mahkemesi, “Bireysel Başvurular UYAP Avukat Portalı Üzerinden Alınmaya Başlandı” ve UYAP Avukat Portalı başvuru kılavuzu; uygulama başlangıcı 1/10/2025. Resmî duyuru, resmî kılavuz.
[11] AYM, Orhan Güleryüz [1. B.], B. No: 2019/30221, 28/12/2021, özellikle §§ 33–50. Resmî karar kaydı. Karar metni için yararlanılan ikincil tam metin aktarımı.
[12] AYM, Selçuk Arslan [GK], B. No: 2020/19752, 6/2/2025, özellikle §§ 61–69 ve 85–96. Resmî karar kaydı. Karar metni için yararlanılan ikincil tam metin aktarımı.
[13] 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m. 180, 181, 201, 206, 217, 230 ve 311 vd. Adalet Bakanlığı, güncel mevzuat.
[14] Gelir İdaresi Başkanlığı, Harçlar Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 98), 31/12/2025 tarihli ve 33124 sayılı Resmî Gazete, 5. mükerrer; (1) sayılı Tarife, A/I/4, 2026 yılı bireysel başvuru harcı. Resmî tarife.
[15] Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru Elektronik Formu; PDF formunun indirilmesi, doldurulması ve imzalı çıktı açıklamaları. Resmî form sayfası.
[16] Anayasa Mahkemesi, Sıkça Sorulan Sorular; başvuru formu, ekleri ve mali duruma ilişkin belgeler. Resmî açıklamalar.
[17] Anayasa Mahkemesi, Kabul Edilebilirlik Kriterlerine Ait Emsal Kararlar — İdari Ret; 6216 m. 47/6 ve İçtüzük m. 66/3 açıklamaları. Resmî emsal ve usul sayfası.
[18] Anayasa Mahkemesi, Kabul Edilebilirlik Kriterlerine Ait Emsal Kararlar — Açıkça Dayanaktan Yoksunluk; iddiaların temellendirilmesi ve kanun yolu şikâyeti. Resmî açıklamalar.
[19] Anayasa Mahkemesi, Kabul Edilebilirlik Kriterlerine Ait Emsal Kararlar — Süre Aşımı; elektronik tebligat ve UYAP üzerinden öğrenme. Resmî açıklamalar.
[20] Anayasa Mahkemesi, Temel Hak ve Özgürlüklerin İhlaline Dair Emsal Kararlar — Adil Yargılanma Hakkı (Suç İsnadı), tüm liste. Resmî ilke ve karar derlemesi.