Adli kontrol ne kadar sürer? CMK 110/A uyarınca yetişkinlerde olağan süre, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde iki, ağır cezalık işlerde üç yıldır. Gerekçeli uzatmayla toplam sınır sırasıyla üç ve altı yıla ulaşabilir. Kanunda ayrıca belirtilen suç grubunda toplam sınır yedi yıldır. Çocuklar bakımından bu süreler yarıya iner. Bu üst sınırlar, tedbirin o tarihe kadar her durumda devam ettirilebileceği anlamına gelmez.
Süre hesabında ilk kararın tarihi, isnadın niteliği, geçerli uzatma kararları ve kanun yolunda geçen zaman birlikte incelenmelidir. Anayasa Mahkemesinin Veysel Kuşçu kararı, özellikle yurt dışına çıkış yasağında istinaf ve temyiz aşamalarının hesaptan çıkarılamayacağını ortaya koymaktadır. Süresi dolmuş bir tedbirin ihlal edildiği gerekçesiyle tutuklama yapılması da bu nedenle ayrı bir hukuka uygunluk sorunu doğurur.12
Adli kontrol nedir hangi yükümlülükleri kapsar
Adli kontrol, ceza soruşturması veya kovuşturması sırasında uygulanan bir koruma tedbiridir. CMK 109, tutuklama sebeplerinin bulunduğu durumlarda şüpheli veya sanığın tutuklanması yerine belirli yükümlülüklere tabi tutulmasına olanak tanır. Kanunda tutuklama yasağı bulunan hâllerde de adli kontrol uygulanabilir. Her durumda tedbirin kanuni dayanağı, somut amacı ve kişinin yaşamına etkisi değerlendirilmelidir. Bu konuyla bağlantılı olarak adli kontrol ve diğer koruma tedbirlerinde ifade özgürlüğü yazısı da okunabilir.
Yurt dışına çıkamamak, belirli yerlere düzenli başvurmak, konutu terk etmemek, belirli bir yerleşim bölgesinden ayrılmamak veya belirlenen yerlere gitmemek yaygın örneklerdir. Tedaviye tabi olmak, araç kullanmamak, silah bulundurmamak ve güvence yatırmak gibi yükümlülükler de aynı kurum içinde düzenlenir. Bir kişiye birden fazla yükümlülük yüklenebilir; her birinin gerekli olduğu ayrıca açıklanmalıdır.
Adli kontrol, mahkûmiyet hükmünün infazı sırasında uygulanan denetimli serbestlikle aynı kurum değildir. Kolluk biriminde imza atılması veya elektronik izleme kullanılması, uygulanacak süre rejimini tek başına belirlemez. Önce işlemin hangi kanun maddesine ve hangi mahkeme kararına dayandığı saptanmalıdır. Bu yazı, CMK kapsamındaki adli kontrolün azami süresini incelemektedir.
Yetişkinlerde adli kontrol en fazla kaç yıl sürer
Olağan süre ile uzatma süresi birbirinden ayrılmalıdır
CMK 110/A, olağan süreyi ve istisnai uzatma olanağını ayrı düzenler. Olağan sürenin sonuna gelinmesi, uzatma süresinin kendiliğinden işlemeye başlaması demek değildir. Uzatma için zorunluluk bulunmalı ve gerekçe gösterilmelidir. Aşağıdaki toplamlar, usulüne uygun uzatma kararı bulunduğunda erişilebilecek en yüksek sınırları gösterir.1
| İşin niteliği | Olağan süre | En fazla uzatma | Toplam üst sınır |
|---|---|---|---|
| Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler | 2 yıl | 1 yıl | 3 yıl |
| Ağır ceza mahkemesinin görevine giren genel suç grubu | 3 yıl | 3 yıl | 6 yıl |
| Ağır cezalık işlerde CMK 110/A/2'de ayrıca belirtilen suç grubu | 3 yıl | 4 yıl | 7 yıl |
Bu nedenle, örneğin ağır cezalık olmayan bir dosyada yalnızca “üç yıl henüz dolmadı” denilmesi yeterli değildir. İki yıllık olağan sürenin sonunda uzatmanın hukuki dayanağı ve zorunluluğu incelenmelidir. Aynı şekilde altı veya yedi yıllık toplam sınır, başlangıçta bu uzunlukta bir adli kontrol kararı kurulmasına dayanak oluşturmaz.
Yedi yıllık sınır hangi suçlarda uygulanır
Özel uzatma olanağı, Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerindeki suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar için öngörülmüştür. Bu düzenleme, CMK 110/A/2'nin ağır cezalık işlere ilişkin yapısı içinde uygulanır.
Her ağır ceza dosyası yedi yıllık gruba girmez. “Örgütlü suç” veya “toplu suç” şeklindeki genel bir nitelendirme de tek başına yeterli değildir. İsnat edilen suçun maddesi ve kanundaki özel gruba girip girmediği belirlenmelidir. Tutukluluğa ilişkin CMK 102'nin farklı ayrımları, adli kontrol düzenlemesine aynen taşınamaz.
Görev ve suç vasfı konusunda değişiklik yaşanmışsa, dosyanın ilk açıldığı mahkemenin adıyla yetinilmemelidir. İddianame, görevsizlik kararları ve son hukuki nitelendirme birlikte ele alınmalıdır. Süre hesabındaki uyuşmazlık, çoğu kez takvim hesabından önce hangi satırın uygulanacağına ilişkindir.
Çocuklarda azami adli kontrol süreleri
CMK 110/A/3, aynı maddede belirtilen sürelerin çocuklar bakımından yarı oranında uygulanacağını düzenler. İndirim yalnız toplam süreye değil, olağan süre ve uzatma sınırına da yansır.
| İşin niteliği | Olağan süre | En fazla uzatma | Toplam üst sınır |
|---|---|---|---|
| Ağır cezalık olmayan işler | 1 yıl | 6 ay | 1 yıl 6 ay |
| Ağır cezalık genel suç grubu | 1 yıl 6 ay | 1 yıl 6 ay | 3 yıl |
| CMK 110/A/2'deki özel suç grubu | 1 yıl 6 ay | 2 yıl | 3 yıl 6 ay |
Çocuk dosyasında yetişkinlere ait üç, altı veya yedi yıllık toplamların kullanılması sonucu doğrudan değiştirir. Yaş bilgisi ve çocuklara özgü usul hükümleri dosya üzerinden denetlenmelidir. Tutukluluk sürelerindeki yaş grubu ayrımlarından hareketle adli kontrol için kanunda bulunmayan başka oranlar oluşturulmamalıdır.
Çocuğun okula devamı, tedavi ihtiyacı, aile ortamı ve sosyal gelişimi tedbirin ölçülülüğü açısından ayrıca önem taşır. Azami süre henüz dolmamış olsa bile, eğitim veya sağlık üzerindeki somut etkiler kaldırma, değiştirme ya da geçici muafiyet talebine dayanak olabilir.
Adli kontrol süresi hangi tarihten başlar
İlk karar ve önceki dönemler hesaba katılır
Kesintisiz uygulanan adli kontrolde hesap, tedbirin ilk kez uygulandığı tarihten başlatılır. Soruşturmanın kovuşturmaya dönüşmesi, dosyanın başka mahkemeye gönderilmesi veya yeni bir devam kararı verilmesi, geçmiş zamanı kendiliğinden silmez. Hesap yapılırken yalnız son kararın tarihi esas alınmamalıdır.
CMK 110/A, 7331 sayılı Kanun ile getirilmiş ve 1 Ocak 2022'de yürürlüğe girmiştir. Bu tarih, daha önce başlamış bütün adli kontroller için yeni bir başlangıç değildir. Veysel Kuşçu kararında AYM, 2016'da başlayan tedbiri esas almış; önceki dönemi hesabın dışında bırakmamıştır.2, §§ 38–41
Uygulamada ilk karar, yükümlülüğün bildirildiği evrak, devam ve uzatma kararları, kaldırma kararları ve bunların uygulanmasına ilişkin kayıtlar yan yana konulmalıdır. Özellikle tarih çelişkisi varsa, tek bir UYAP ekran görüntüsünden sonuç çıkarılmamalıdır. Kararın kapsamı ve yükümlülüğün hukuken devam ettiği dönem gerekçelendirilmelidir.
İstinaf ve temyizde geçen süre sayılır mı
AYM Genel Kurulunun 16 Aralık 2025 tarihli Veysel Kuşçu kararında, yurt dışına çıkış yasağının uygulandığı dosyanın kanun yolunda bulunduğu dönemler de azami süreye dahil edilmiştir. Karar, 16 Nisan 2026 tarihli ve 33226 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Başvurucunun yurt dışına çıkış yasağı 21 Ağustos 2016'da başlamıştır. Yerel mahkeme mahkûmiyetinden sonra da devam eden tedbir bakımından yedi yıllık sınır 21 Ağustos 2023'te dolmuştur. AYM, CMK 110/A'da soruşturma ve kovuşturma arasında veya hüküm öncesi ve sonrası bakımından ayrı bir süre hesabı öngörülmediğini vurgulamıştır. Tutuklamadaki “mahkûmiyete bağlı tutma” değerlendirmesinin yurt dışına çıkış yasağına taşınmasını kabul etmemiştir.2 Konuya ilişkin ayrı bir değerlendirme için haksız tutuklama ve gözaltı tazminatı yazısına göz atılabilir.
Şen ve Duymaz da kanun yolu dönemine ilişkin değerlendirmelerinde, CMK 110/A'nın metninde bulunmayan bir ayrımın yorum yoluyla oluşturulmasını eleştirmektedir.5 Başvuruda bu görüşün anılması, ilk karar ve devam dönemlerinin belgelenmesi ihtiyacını ortadan kaldırmaz; hukuki yorum ile olayın kronolojisi birlikte sunulmalıdır.
Örneğin ağır cezalık olmayan bir işte 10 Mayıs 2023'te başlayan kesintisiz yurt dışına çıkış yasağında olağan iki yıllık süre 10 Mayıs 2025'te dolar. Kanuni koşullara uygun bir yıllık uzatma yapılmışsa toplam üst sınır 10 Mayıs 2026'dır. Arada ilk derece mahkûmiyeti verilmesi ve dosyanın istinafa gitmesi, bu örnekte başlangıcı değiştirmez. Örnek, başka bir dosyadan bağımsız tedbir bulunmadığı varsayımına dayanır.
Yükümlülüğün değiştirilmesi veya dosyada birden fazla suç bulunması
İmza yükümlülüğünün kaldırılıp aynı süreçte yurt dışına çıkış yasağının sürdürülmesi, devam eden adli kontrol için yeni bir tam süre yaratıldığı anlamına gelmez. CMK 110/A, her yükümlülük değişikliğinde yeniden kullanılacak ayrı süreler düzenlememektedir. Aksi yorum, yükümlülüğün adı değiştirilerek üst sınırın etkisiz bırakılmasına yol açar.
Aynı dosyada birden fazla suç isnadının bulunması da toplam sınırın suç sayısıyla çarpılmasını haklı kılmaz. Buna karşılık farklı soruşturma veya kovuşturmalardaki bağımsız kararlar ayrı ayrı incelenmelidir. Bir dosyadaki yasağın kaldırılması, diğer dosyanın yasağını kendiliğinden kaldırmaz.
Tedbirin gerçekten kaldırıldığı ara dönemler, geçici muafiyet kararları ve sonradan verilen yeni kararlar aynı hukuki nitelikte değildir. Bu durumlarda dosya kronolojisi kurulmadan bütün takvim aralığının sayıldığı veya önceki sürenin tamamen sıfırlandığı söylenemez. İncelenen AYM kararı, kesintisiz yurt dışına çıkış yasağına ilişkindir; her kesinti biçiminin hesabını çözmüş gibi sunulmamalıdır.
Ev hapsinde süre hesabı ve anayasal inceleme
Konutunu terk etmeme yükümlülüğü, gündelik dilde ev hapsi olarak adlandırılır. Bu tedbir de CMK 109 kapsamındadır; CMK 110/A'da ev hapsini azami süre düzenlemesinin dışında bırakan bir hüküm bulunmamaktadır. Bununla birlikte ev hapsinin temel haklara etkisi, imza yükümlülüğü veya yurt dışına çıkış yasağından daha ağırdır.
AYM, E. E. kararında konutu terk etmeme yükümlülüğünü kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında değerlendirmiştir. Mahkûmiyet sonrasındaki dönemi ise anayasal inceleme bakımından mahkûmiyete bağlı tutma olarak ele almıştır. Bu nitelendirme, hangi şikâyetin hangi döneme ilişkin olduğu ve bireysel başvuru süresinin ne zaman başlayacağı açısından önemlidir.3
E. E. kararı, CMK 110/A'daki azami sürenin kaldırıldığı veya ev hapsinde kanun yolunun mutlaka hesaptan çıkarılacağı yönünde bir karar değildir. Veysel Kuşçu kararının somut tedbiri de yurt dışına çıkış yasağıdır. İki karar birlikte okunurken anayasal özgürlükten yoksun bırakma değerlendirmesi ile kanundaki süre sınırı birbirine karıştırılmamalıdır.
Bu yazıda benimsenen yorum, CMK 110/A'nın metninde bulunmayan bir istisnanın ev hapsi aleyhine oluşturulmaması gerektiğidir. Ancak somut ev hapsi dosyasında mahkûmiyet öncesi ve sonrası dönemlere ilişkin başvuruların ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Yurt dışına çıkış yasağı hakkındaki kararın bütün adli kontrol türlerini aynı kapsamda kesin olarak çözdüğü ileri sürülmemelidir.
Dört aylık inceleme ile azami süre arasındaki fark
Birbirinden farklı dört süre
| Süre türü | Ne işe yarar? | Tek başına doğurmadığı sonuç |
|---|---|---|
| Olağan süre | Uzatma gerekmeksizin uygulanabilecek kanuni sınırı gösterir. | Tedbirin bu süre boyunca zorunlu olarak sürmesi |
| Uzatma ve toplam üst sınır | Gerekçeli uzatmanın ulaşabileceği son sınırı belirler. | Otomatik uzama veya geçmişteki eksik gerekçenin giderilmesi |
| En geç dört aylık inceleme | Tedbirin halen gerekli olup olmadığını denetler. | Yeni bir üç, altı veya yedi yıllık sürenin başlaması |
| Cezadan mahsup | Belirli tedbirlerde geçen zamanın hapis cezasına etkisini belirler. | Azami süre hesabının aynı oranda azaltılması |
CMK 110/4 uyarınca devam gereği, soruşturmada Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi; kovuşturmada ise mahkeme tarafından kendiliğinden en geç dört aylık aralıklarla değerlendirilir. Bu denetim, kişinin ayrıca dilekçe vermesine bağlı bir hak olarak düzenlenmemiştir.
Dört aylık incelemenin gecikmesi, kanunda belirtilen toplam üst sınırın dolmasıyla aynı olay değildir. Gecikme başvuruya konu edilebilir; fakat her gecikmenin bütün adli kontrol yükümlülüklerini otomatik olarak kaldırdığı şeklinde genel bir sonuç kurulamaz. E. E. kararındaki inceleme de gecikmenin somut süreç ve şikâyetle birlikte ele alınması gerektiğini göstermektedir.
Gerekçe ve ölçülülük neden her aşamada önemlidir
Azami süre, devletin kullanabileceği zorunlu bir bekletme dönemi değildir. Kaçma veya delilleri etkileme tehlikesi bakımından ileri sürülen olgular değişebilir. Delillerin toplanması, düzenli katılım, sabit ikamet, çalışma ve aile durumu değerlendirmeyi etkileyebilir. Buna karşılık somut kaçma hazırlığı veya yükümlülüklere ilişkin davranışlar tedbirin sürdürülmesi yönünde tartışılabilir.
Savunma, yalnız “uzun zamandır uygulanıyor” demekle yetinmemelidir. Tedbirin hangi ihtiyaca artık hizmet etmediğini ve daha hafif bir yükümlülüğün neden yeterli olacağını göstermelidir. Mahkemenin değerlendirmesi de yalnız suçun adı veya dosyanın derdest olmasıyla sınırlı kalmamalıdır. Uzatma bakımından kanunun aradığı zorunluluk ayrıca ortaya konulmalıdır.
Ev hapsinin öğretide ele alınışında da süre sınırı, belirsiz devamı önleyen bir güvence olarak değerlendirilmekte; tedbire ihtiyaç kalmadığında üst sınır beklenmeden sona erdirilmesi gerektiği belirtilmektedir.6, s. 163–165
Süre dolunca adli kontrol kendiliğinden kalkar mı
Hukuki sınır ile uygulama kayıtları ayrı değerlendirilmelidir
Kanuni azami sürenin dolması, aynı tedbirin o sınırın ötesinde sürdürülmesine hukuki dayanak bırakmaz. Mahkemenin veya uygulayıcı birimin sistemdeki kaydı henüz güncellememesi, kanuni süreyi uzatmaz. Bununla birlikte sınır kaydı, kolluk bildirimi veya denetimli serbestlik işlemleri fiilen devam edebilir.
Bu nedenle süre hesabını içeren bir başvuruyla kaldırma ve ilgili birimlere bildirim istenmesi önemlidir. Talepte ilk karar, uzatma kararları, kanun yolu dönemleri ve hesaplanan bitiş tarihi açıkça gösterilmelidir. Yurt dışı seyahati gibi somut bir işlemden önce kararın ilgili kayıtlara işlendiğinin denetlenmesi, hukuki durumla uygulama arasındaki uyuşmazlığı önler.
Süre dolduğu düşüncesiyle yükümlülüğü kişisel değerlendirmeyle bırakmak, ihlal tutanağı ve yeni bir uyuşmazlık doğurabilir. Hukuka aykırı devamın giderilmesi, usulüne uygun başvuru ve kararın uygulanmasının izlenmesiyle sağlanmalıdır. Bu, süresi dolmuş tedbirin hukuken geçerli olduğu anlamına gelmez.
Kesinleşme kovuşturmaya yer olmadığı ve ihtiyaç kalmaması
Adli kontrol yalnız azami sürenin dolmasıyla sona ermez. CMK 103/2, soruşturmada savcının tedbiri gereksiz görmesi hâlindeki yetkisini ve kovuşturmaya yer olmadığı kararının sonucunu düzenler. Tedbirin devam koşullarının ortadan kalkması da kaldırma değerlendirmesi gerektirir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 10 Şubat 2025 tarihli, E. 2024/9285, K. 2025/2304 sayılı kararında, mahkûmiyetin kesinleşip infaz aşamasına geçildiği dosyadaki yurt dışına çıkış yasağının devamı hukuka uygun bulunmamıştır. Karar, adli kontrolün infaz boyunca kendiliğinden süren bir ek yaptırım gibi ele alınamayacağını göstermektedir.4
İlk derece mahkûmiyeti ile hükmün kesinleşmesi farklıdır. Henüz kanun yolu açıkken, yalnız mahkûmiyet verildiği gerekçesiyle bütün adli kontrol kararlarının sona erdiği söylenemez. Ayrı bir dosyadan veya başka bir kanuni düzenlemeden doğan sınırlama varsa onun da ayrıca incelenmesi gerekir.
Adli kontrol ihlali ve tutuklama
Kasıtlı ihlal ile her uyumsuzluk aynı değildir
CMK 112, yükümlülüğünü isteyerek yerine getirmeyen kişi hakkında, öngörülen hapis cezasının süresinden bağımsız olarak tutuklama kararı verilebilmesine olanak tanır. Düzenleme tutuklamayı zorunlu kılmaz. İhlalin gerçekleşip gerçekleşmediği, kişinin iradesi, açıklamaları ve somut olayın koşulları incelenmelidir.
Örneğin imza yükümlülüğüne ilişkin hastane yatışı, belgelenmiş sağlık engeli veya bildirim uyuşmazlığı ile bilerek yükümlülükten kaçınma aynı değerlendirmeye tabi tutulamaz. Mazereti destekleyen belgenin gecikmeden dosyaya sunulması önemlidir. Sonradan açıklama yapılabileceği düşüncesi, önceden izin veya muafiyet istenmesi gereken hâlleri ortadan kaldırmaz.
Süresi dolan tedbirin ihlali tutuklama nedeni olabilir mi
Veysel Kuşçu kararındaki temel sorun, azami süresi dolmuş yurt dışına çıkış yasağının ihlal edildiği kabul edilerek tutuklama yapılmasıdır. AYM çoğunluğu, kanuni dayanağı kalmamış tedbirin ihlalinin CMK 112 kapsamında tutuklamaya dayanak oluşturamayacağını kabul etmiştir. Kanun yolu aşamasındaki somut olayda, ilk derece mahkemesinin CMK 100'e de atıf yapması bu sorunu gidermemiştir.2, §§ 37–43
Karşıoyda, somut kaçma olguları ile CMK 100 ve 101 çerçevesinde değerlendirme yapılabileceği savunulmuştur. Çoğunluk ise o aşamada ilk derece mahkemesinin yetkisini ve süresi biten tedbire dayanan işlemin kanuniliğini esas almıştır. Bu görüş ayrılığı, dilekçede yalnız bitiş tarihinin değil, tutuklama kararının hangi yetkiye ve hangi olgulara dayandığının da tartışılması gerektiğini gösterir.
Karar, azami adli kontrol süresi biten kişinin hiçbir nedenle ve hiçbir dosyada tutuklanamayacağı anlamına gelmez. Yeni bir suç isnadı, bağımsız bir karar veya kanunen yetkili merci önündeki farklı bir durum ayrıca değerlendirilir. Karardan çıkarılacak sonuç, süresi bitmiş adli kontrolün ihlalini geçerli bir tutuklama dayanağı gibi kullanmamaktır.
Tutukluluk sınırı nedeniyle tahliyeden sonraki özel durum
CMK 109/7, tutukluluğun azami süresi dolduğu için serbest bırakılanlar hakkında adli kontrol uygulanmasına izin verir. Bu şekilde verilen adli kontrolün isteyerek ihlali üzerine CMK 112/2 kapsamında tutuklama gündeme gelirse süre, ağır cezalık işlerde dokuz ayı, diğer işlerde iki ayı geçemez.
Dokuz ve iki aylık süreler, CMK 110/A'daki adli kontrol sınırlarına eklenen yeni adli kontrol süreleri değildir. Bunlar, tutukluluk sınırı nedeniyle tahliye sonrasındaki özel ihlal durumuna ilişkin tutuklama sınırlarıdır. Süresi dolmuş adli kontrolü canlandıran genel bir düzenleme olarak kullanılamaz.
Adli kontrolün kaldırılması ve karara itiraz
Talep hangi mercie sunulur
Soruşturma evresindeki hâkim kararları ile kovuşturma evresindeki mahkeme kararları aynı dosya düzeni içinde değerlendirilmez. Başvuruda soruşturma veya esas numarası, mevcut aşama ve son kararı veren merci belirlenmelidir. Kanun yolundaki dosyalarda ise ilk derece mahkemesinin her konuda genel yetkili olduğu varsayılmamalıdır.
CMK 110 ve 111 çerçevesinde yükümlülüğün kaldırılması, değiştirilmesi veya belirli bir dönem için geçici muafiyet istenebilir. CMK 111/1, şüpheli veya sanığın istemi üzerine savcı görüşü alındıktan sonra beş gün içinde karar verilebilmesini düzenler. Beş günün geçmesi talebin kabul edildiği veya tedbirin ortadan kalktığı anlamına gelmez.
CMK 111/2, adli kontrol kararlarına itiraz yolunu açar. Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına itirazı, CMK 268/3-b uyarınca ilgili asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler. Asliye ve ağır ceza mahkemelerinin kararları ile kanun yolu aşamasındaki kararlar için CMK 268'deki kendi merci düzeni uygulanır. Her adli kontrol itirazının “bir sonraki sulh ceza hâkimliğine” gideceği bilgisi güncel değildir.
Güncel itiraz süresi iki haftadır
CMK 268/1'deki genel itiraz süresi, kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. 7499 sayılı Kanunla değişen bu süre, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar bakımından uygulanır. Eski kaynaklardaki yedi günlük bilgi, güncel kararlar için kullanılmamalıdır.1
İtiraz, kararı veren mercie sunulur. Merci itirazı yerinde görmezse en çok üç gün içinde incelemeye yetkili mercie gönderir. CMK 269 uyarınca itiraz, kararın yerine getirilmesini kendiliğinden durdurmaz; gerekiyorsa yerine getirmenin geri bırakılması ayrıca istenmelidir. Konunun ayrıntıları için tutuklamaya itiraz ve tahliye talebi yazısına bakılabilir.
Kaldırma talebi ile belirli bir karara karşı itiraz birbirinden farklıdır. Tedbir sürerken yeni olgulara veya süre dolmasına dayanan kaldırma talebi sunulabilir. Ancak yeni dilekçe verilmesi, önceki bir karara ilişkin kaçırılmış itiraz veya bireysel başvuru süresini kendiliğinden yeniden başlatmaz.
Dilekçede hangi bilgi ve belgeler bulunmalıdır
Başvurunun denetlenebilir olması için şu belgeler önem taşır:
- İlk adli kontrol kararı ve mevcut yükümlülüklerin açık listesi.
- Devam, uzatma, değiştirme, muafiyet ve kaldırma kararları.
- İddianame, görev kararları, hüküm ve kanun yolu aşamasını gösteren kayıtlar.
- Başlangıçtan itibaren dönemleri ve uygulanan üst sınırı gösteren süre çizelgesi.
- İtiraz edilecek kararın öğrenilme tarihini gösteren tebligat veya UYAP kaydı.
- Sağlık, eğitim, çalışma veya ailevi ihtiyacı ortaya koyan somut belgeler.
- Kaldırmanın ilgili kolluk, denetimli serbestlik veya sınır birimlerine bildirilmesine ilişkin açık talep.
Talep sonucu da belirgin olmalıdır. Azami süre dolmuşsa kaldırma; henüz dolmamışsa gereksizlik, ölçüsüzlük, yükümlülük değişikliği veya geçici muafiyet gerekçeleri ayrı kurulabilir. Birbiriyle çelişmeyen alternatif talepler, mahkemenin değerlendireceği seçenekleri somutlaştırır.
Adli kontrolde geçen süre cezadan düşülür mü
CMK 109/6'nın genel kuralı, adli kontrolde geçen zamanın cezadan mahsup edilmemesidir. Kanun, CMK 109/3-e kapsamındaki tedavi yükümlülüğü ile 109/3-j kapsamındaki konutu terk etmeme yükümlülüğünü bu genel kuraldan ayrı tutar. Konutu terk etmeme bakımından her iki gün, mahsupta bir gün olarak değerlendirilir. Ayrıntılı bilgi için tutukluluk ve gözaltı sürelerinin cezadan mahsubu başlıklı yazıya başvurulabilir.
Örneğin altmış gün ev hapsinde kalınmışsa, kanuni koşulları içinde hapis cezasından otuz günlük mahsup gündeme gelir. Buna karşılık CMK 110/A bakımından geçen adli kontrol zamanı altmış gündür. Mahsup oranı, azami süre hesabındaki günü yarıya indirmez.
İmza veya yurt dışına çıkış yasağında geçirilen zamanın ev hapsiyle aynı şekilde cezadan düşüleceği söylenemez. Tedavi yükümlülüğünün uygulanış biçimi ve mahsup hesabı da kendi kayıtları üzerinden incelenmelidir. Süre sınırı, cezanın infazına etkisi ve tazminat, üç ayrı hukuki sorudur.
Hukuka aykırı adli kontrol ve hak arama yolları
Tazminat her tedbir için aynı koşullara bağlı değildir
CMK 141/1-k, adli kontrol işlemine karşı kanuni başvuru olanaklarından yararlandırılmamayı tazminat nedenleri arasında sayar. CMK 141/1-l ise konutu terk etmeme veya kanunda belirtilen tedavi yükümlülüğü uygulandıktan sonra kovuşturmaya yer olmadığına ya da beraate karar verilmesi durumunu ayrıca düzenler. Bu başlıkla ilgili ayrıca ev hapsi ve adli kontrol yazısı incelenebilir.
Bu nedenle, yalnız beraat edilmiş olmasından hareketle her imza yükümlülüğü veya her yurt dışına çıkış yasağı için CMK 141/1-l kapsamında tazminat doğduğu söylenemez. Tedbirin türü, başvurunun hukuki sebebi, kararın kesinleşmesi, zarar ve uygulanacak usul ayrı ayrı belirlenmelidir.
CMK 142'deki genel süre, karar veya hükmün kesinleşmesinin ilgiliye tebliğinden itibaren üç ay ve her durumda kesinleşmeden itibaren bir yıldır. CMK 141/1-e, f ve l kapsamındaki istemler bakımından Tazminat Komisyonu yolu; diğer sebepler bakımından kanundaki görevli ağır ceza mahkemesi düzeni dikkate alınmalıdır. Farklı hukuki sebeplerin birlikte ileri sürüldüğü istemlerde kanundaki ayırma ve gönderme hükümleri de önem taşır.1
2024 değişikliklerinin geçiş hükümleri gözden kaçırılmamalıdır. CMK geçici 6/3, 141. maddedeki değişikliklerin 1 Haziran 2024'ten sonra kesinleşen karar veya hükümler yönünden uygulanmasını düzenler. Geçici 6/4 ise 142. maddedeki görev değişikliğini 1 Haziran 2024 ve sonrasında yapılan istemlerle ilişkilendirir. Kesinleşme tarihi ile başvuru tarihinin aynı işlevi gördüğü varsayılmamalıdır.
Bireysel başvuruda tedbirin türü ve süre belirleyicidir
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, etkili olağan başvuru yollarının tüketilmesi ve ilgili kabul edilebilirlik koşullarıyla bağlantılıdır. Genel başvuru süresi, başvuru yollarının tüketildiği; yol bulunmuyorsa ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gündür. Her durumda ceza davasının kesinleşmesini beklemek doğru bir yaklaşım değildir.8
E. E. kararı, mahkûmiyet öncesi ev hapsine ilişkin şikâyetin zamanında ileri sürülmemesi riskini somutlaştırır. Tedbirin devam etmesi, geçmiş döneme ilişkin her şikâyetin süresiz ileri sürülebileceği anlamına gelmez. Veysel Kuşçu kararı ise süresi dolan yurt dışı yasağının ihlaline dayalı tutuklama üzerinden kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını incelemiştir. Her yurt dışına çıkış yasağının aynı hak kapsamında ele alınacağı sonucu çıkarılmamalıdır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuruda genel süre, etkili iç hukuk yolları tüketildikten sonra nihai iç hukuk kararından itibaren dört aydır. Ancak ilgili hakkın Sözleşme kapsamı, başvuru yollarının etkililiği ve süre başlangıcı somut olayda ayrıca incelenir.9 Dosyadaki bildirim ve öğrenme kayıtlarının baştan düzenli tutulması bu yollar bakımından da önemlidir.
Sonuç
Azami adli kontrol süresi, yalnız üç, altı veya yedi yıllık bir takvim hesabına indirgenemez. Uygulanacak suç grubu, çocuklara ilişkin indirim, olağan sürenin bitimi, gerekçeli uzatma, dört aylık inceleme ve tedbirin halen gerekli olup olmadığı birlikte değerlendirilmelidir.
Veysel Kuşçu kararı, yurt dışına çıkış yasağında kanun yolunda geçen zamanı hesap dışı bırakan yaklaşımın ve süresi biten tedbirin ihlaline dayalı tutuklamanın hukuki sorununu açıkça göstermektedir. Ev hapsinde ise kanuni azami süre ile anayasal incelemedeki dönem ayrımı özenle ele alınmalıdır.
Doğru başvurunun temeli, ilk karardan itibaren hazırlanmış bir kronoloji ve hangi hukuki sonucun istendiğini belirten gerekçeli taleptir. Konunun daha geniş savunma süreciyle ilişkisi için ceza hukuku alanındaki çalışma başlıkları incelenebilir. Bu yazı genel hukuki bilgi verir; somut dosyanın tarihleri ve kararları üzerinden yapılacak incelemenin yerini tutmaz. Yakın bir konu olarak ceza davasında ilk duruşma yazısı da değerlendirilebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Adli kontrol en fazla üç yıl mı sürer
Her dosyada değil. Yetişkinlerde ağır cezalık olmayan işlerde uzatmayla toplam üç yıl; ağır cezalık genel grupta altı yıl; CMK 110/A/2'deki özel suç grubunda yedi yıl sınırı vardır. Çocuklarda süreler yarıya iner. Uzatma kendiliğinden gerçekleşmez.
İmza yükümlülüğünün ayrı bir azami süresi var mı
CMK 110/A, imza yükümlülüğü için bağımsız bir toplam süre belirlememiştir. Adli kontrole ilişkin sınır, işin niteliğine göre uygulanır. İmzanın haftada kaç kez verildiği veya başka bir yükümlülükle birlikte uygulanması yeni bir tam süre yaratmaz.
İstinaf ve temyiz sırasında yurt dışına çıkış yasağı süresi işler mi
Evet. AYM'nin Veysel Kuşçu kararında, yurt dışına çıkış yasağının hükümden sonra kanun yolunda devam ettiği dönem de azami süreye dahil edilmiştir. İlk derece mahkûmiyeti hesabı sıfırlamaz.
1 Ocak 2022'den önceki adli kontrol zamanı hesaba katılır mı
Veysel Kuşçu kararında, azami süre düzenlemesinin yürürlüğünden önce başlayan tedbirin önceki dönemi de hesaba katılmıştır. 1 Ocak 2022, devam eden bütün tedbirler için yeni bir başlangıç olarak alınamaz.
Dört aylık inceleme yapılmazsa tedbir otomatik kalkar mı
Dört aylık inceleme yükümlülüğüne uyulmamasıyla toplam azami sürenin dolması farklıdır. Gecikme için başvuru yapılabilir; ancak her gecikmenin otomatik kaldırma sonucu doğurduğu söylenemez. Tedbirin devamı ve gecikmenin etkisi somut olayda incelenmelidir.
Güncel adli kontrol itiraz süresi kaç gündür
1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar bakımından genel süre, kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. Kaldırma istemine ilişkin beş günlük düzenleme itiraz süresi değildir. Eski yedi günlük bilgi güncel kararlar için kullanılmamalıdır.
İtiraz edince imza veya ev hapsi yükümlülüğü durur mu
İtiraz, kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. CMK 269 kapsamında yerine getirmenin geri bırakılması ayrıca değerlendirilebilir. Karar değişmedikçe veya kaldırılmadıkça başvurunun tek başına muafiyet sağladığı düşünülmemelidir.
Mahkûmiyet kararı verilince adli kontrol sona erer mi
İlk derece mahkûmiyeti ile kesinleşme farklıdır. Kanun yolu devam ederken adli kontrol de kanuni sınırları içinde sürebilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin incelenen kararı, hüküm kesinleşip infaz aşamasına geçilen dosyada yurt dışı yasağının devamına ilişkindir.
Ev hapsinin her günü cezadan düşer mi
CMK 109/6 uyarınca konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, mahsupta bir gün sayılır. Azami adli kontrol süresinde ise geçen günler yarıya indirilmez. Mahsup ile azami süre hesabı farklıdır.
Süresi bitmiş yurt dışı yasağının ihlali tutuklamaya neden olur mu
Veysel Kuşçu kararına göre, kanuni dayanağı kalmamış tedbirin ihlali CMK 112 kapsamında tutuklamaya dayanak oluşturamaz. Bu sonuç, farklı bir dosya veya bağımsız hukuki sebeple hiçbir tutuklama yapılamayacağı anlamına gelmez.
Beraat eden herkes adli kontrol için tazminat alabilir mi
Hayır. Tedbirin türü ve ileri sürülen tazminat sebebi önemlidir. CMK 141/1-l, konutu terk etmeme ve kanunda belirtilen tedavi yükümlülüğüne ilişkin özel düzenlemedir. Her imza veya yurt dışı yasağı aynı bent kapsamında değildir.
Başka bir dosyada da adli kontrol varsa tek kaldırma kararı yeterli mi
Her bağımsız karar kendi dosyası içinde incelenmelidir. Bir dosyada süre dolması veya tedbirin kaldırılması, diğer dosyadaki kararı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Özellikle yurt dışı yasağında bütün aktif kararların ve bildirimlerin kontrolü gerekir.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — Adalet Bakanlığı konsolide metni. Özellikle m. 2, 100, 103, 109–112, 141–142, 268–269 ve geçici m. 6. Azami süre düzenlemesi: 7331 sayılı Kanun m. 17 ve yürürlük hükmü; 2024 başvuru yolu değişiklikleri: 7499 sayılı Kanun.
- AYM Genel Kurulu, Veysel Kuşçu, B. No: 2023/95649, 16.12.2025. Resmî Gazete: 16.04.2026, sayı 33226. Özellikle §§ 37–43 ve karşıoy.
- AYM İkinci Bölüm, E. E., B. No: 2022/94010, 30.04.2025. Özellikle §§ 14–26.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2024/9285, K. 2025/2304, 10.02.2025. Kesinleşme ve infaz aşamasında yurt dışına çıkış yasağı.
- Ersan Şen ve Erkan Duymaz, “Adli Kontrol Tedbirinde Azami Sürenin Belirlenmesi ve Kanun Yolları Bakımından Tutukluluk Tedbiri ile Karşılaştırmalı Değerlendirme”, 18.04.2026. Kanun yolu döneminin hesabına ilişkin öğretideki değerlendirme.
- Berna Ayşen Yılmaz, “Adli Kontrol Tedbiri Kapsamında Konutunu Terk Etmeme Yükümlülüğü: Ev Hapsi”, Ankara Barosu Dergisi, 80(2), 2022, s. 101–187; bu yazı bakımından s. 163–165. DOI: 10.30915/abd.1141942.
- Önder Yaman, “Azami Adli Kontrol Süreleri”, Hukuki Haber, 13.10.2026. Konunun belirlenmesinde esas alınan kaynak yazı; değerlendirme güncel mevzuat ve kararlarla genişletilmiştir.
- Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru — Süre Aşımı; 6216 sayılı Kanun, m. 47.
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Başvuru bilgileri. Dört aylık başvuru süresi ve kabul edilebilirlik çerçevesi.