İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Anayasa Mahkemesi ve AİHM Başvuruları

Suç ve Cezaların Kanuniliği İlkesi: Öngörülebilirlik, Geriye Yürüme Yasağı ve Başvuru Yolları

Suç ve cezaların kanuniliği makalesi için hazırlanmış açıklayıcı grafik: koruma alanını kanuni temel, belirlilik ve geriye yürüme yasağı başlıkları altında üç kutuda gösterir.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 12 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Suç ve cezaların kanuniliği, öngörülebilirlik, kıyas ve geriye yürüme yasağı; gerçek AYM kararlarıyla savunma ve başvuru yolları.

Suç ve cezaların kanuniliği ilkesi, kişinin işlendiği tarihte suç sayılmayan bir fiilden cezalandırılmamasını ve o tarihte öngörülenden daha ağır cezaya tabi tutulmamasını güvence altına alır. Kuralın yalnız kanunda bulunması yetmez; uygulanması erişilebilir ve öngörülebilir olmalıdır. İdarenin veya yargının yorum yoluyla yeni suç yaratması, kıyas ve geçmişe etkili ağırlaştırma anayasal sorun doğurabilir. [1–3]

Bu yazı genel bilgilendirme niteliğindedir. Fiil tarihi, normun yürürlük tarihi, yaptırımın niteliği ve lehe değişiklikler dosya üzerinde birlikte incelenmelidir.

Kanunilik hangi güvenceleri içerir?

Anayasa’nın 38. maddesi, TCK’nın 2 ve 7. maddeleri ile AİHS’nin 7. maddesi temel dayanaklardır. Kişi, davranışını hukuka göre yönlendirebilmelidir. Bu nedenle suçun unsurları ve yaptırımın sınırları önceden anlaşılabilir olmalıdır. Kanunilik yalnız sanığın yararına teknik bir usul kuralı değil, cezalandırma yetkisinin sınırıdır. [1–3]

TCK 2 uyarınca idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz; suç ve ceza hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Kıyas yasağı, kıyasa yol açacak geniş yorumlara da engeldir. Bununla birlikte kanundaki her kavramın bütün olası olayları tek tek sayması beklenmez. Yargısal yorumun sınırı, normun özü ve makul öngörülebilirlik üzerinden değerlendirilir.

Belirlilik ile yorum ihtiyacı

Kanunda genel bir kavram kullanılması tek başına ihlal değildir. Uzmanlık gerektiren alanlarda kişinin hukuki yardım alarak sonucu öngörebilmesi de dikkate alınabilir. Ancak belirsizlik, uygulayıcının istediği her fiili cezalandırabileceği genişliğe ulaşamaz. İdarenin uygulama kolaylığı, kanuni dayanak eksikliğini gidermez. [5, §§ 40–44]

Savunmada yalnız “madde belirsizdir” denmemeli; hangi unsurun hangi yorumla değiştirildiği gösterilmelidir. Fiilin kanundaki tanıma neden girmediği, önceki uygulamanın ne olduğu ve yeni yorumun olay tarihinde neden öngörülemez bulunduğu açıklanmalıdır.

Geriye yürüme yasağı ve lehe kanun

TCK 7, fiil tarihinde suç olmayan davranış için ceza verilemeyeceğini düzenler. Sonradan yürürlüğe giren kanun fiili suç olmaktan çıkarmışsa veya daha lehe sonuç doğuruyorsa kanunun öngördüğü değerlendirme yapılır. Önceki ve sonraki hükümler somut olaya uygulanarak sonuçları karşılaştırılır. [2]

Lehe kanun belirlenirken farklı düzenlemelerin yalnız avantajlı parçaları seçilerek yeni bir birleşik kanun yaratılamaz. Suçun unsurları, ceza, indirimler ve ilgili sonuçlar uygun yöntemle bütün olarak değerlendirilir. Geçici veya süreli kanunlar ile infaz rejimine ilişkin düzenlemelerin kendine özgü kuralları vardır; her yeni hüküm otomatik biçimde geçmişe uygulanmaz.

Usul değişikliği ile maddi ceza kuralı

Bir düzenlemenin “usul” başlığı altında yer alması onun gerçek etkisini tek başına belirlemez. Suçun oluşumunu veya cezanın ağırlığını değiştiren etki ile yargılamanın yürütülmesine ilişkin değişiklik ayrılmalıdır. Anayasa 38, dava ve ceza zamanaşımı ile mahkûmiyet sonuçları bakımından da güvence içerir. Somut değişikliğin geçiş hükümleri mutlaka okunmalıdır. [1; 2]

Ceza infazındaki her değişiklik aynı kanunilik sonucunu doğurmaz. Hükmedilen cezanın kapsamı ile infazın uygulanma biçimi arasında ayrım yapılır. Yalnız düzenlemenin yürürlük tarihini karşılaştırmak yeterli değildir; kişiye fiilen hangi hukuki yükün getirildiği gösterilmelidir.

İdari para cezalarında kanunilik

İdari yaptırım adı verilmesi, cezai güvencelerin tamamen dışlandığı anlamına gelmez. Yaptırımın niteliği, amacı ve ağırlığı değerlendirilir. Kabahatler alanındaki kanuni çerçeve ve idari düzenleme yetkisi, suç ihdas etme yasağıyla aynı biçimde sınırsız değildir. İdarenin teknik ayrıntıyı düzenlemesi ile kanunda bulunmayan bir cezalandırma nedeni yaratması ayrılmalıdır. [5] İdari para cezasının toplantı duyurusu içeren afişler nedeniyle verildiği örnekler için afiş asma cezası ve toplantı hakkı yazısına bakılabilir.

Karlis A.Ş., B. No: 2013/849, 15/4/2014 kararında kanunda tanınan takograf muafiyetinin genelgeyle ek bildirim koşuluna bağlanması incelenmiştir. AYM, kanunda bulunmayan yükümlülük nedeniyle para cezası uygulanmasını kanunilik ilkesine aykırı bulmuştur. Karar, muafiyetin idari işlemle daraltılmasının da fiilen yeni kabahat yaratabileceğini gösterir. [5, §§ 40–44]

Bu sonuç bütün teknik yönetmelik hükümlerinin geçersiz olduğu anlamına gelmez. Asıl soru, kanunun çizdiği alan içinde ayrıntı mı düzenlendiği, yoksa kanunun öngörmediği cezai sorumluluk mu yaratıldığıdır.

Kişisel fiil yerine varsayıma dayanılması

Mehmet Güzeloğlu, B. No: 2014/3134, 7/5/2015 kararında AYM, kanuni düzenlemenin kapsamının varsayıma dayalı biçimde genişletilmesini incelemiştir. Fiil ile başvurucu arasındaki bağlantının kanunun sınırları içinde açıkça değerlendirilmemesi kanunilik ihlaline yol açmıştır. [6, §§ 32–38]

Karar, kanunilik savunmasının bazen kişisel sorumluluk ve fiilin isnadıyla birlikte ele alınması gerektiğini gösterir. Buna rağmen delilin yetersizliği ile normun öngörülemez genişletilmesi aynı iddia değildir. AYM’ye “suçu işlemedim” demek yerine, mahkemenin hangi kanuni unsuru nasıl değiştirdiği açıklanmalıdır. Kişisel sorumluluk ve fiilin isnadı bakımından örgüt üyeliği dosyalarındaki delil değerlendirmesi için ifade ve toplantı faaliyetleri örgüt üyeliği suçunda nasıl değerlendirilir yazısına bakılabilir.

Etkili savunma için zaman ve norm tablosu

İncelemeGerekli kayıtHukuki soru
Fiil tarihiİddianame, tutanak, sözleşme veya işlem kayıtlarıDavranış ne zaman gerçekleşti?
İlk düzenlemeOlay tarihinde yürürlükteki normFiil ve yaptırım açıkça düzenlenmiş miydi?
Sonraki değişiklikDeğişiklik ve yürürlük hükmüLehe veya aleyhe etki var mı?
Mahkeme yorumuGerekçeli karar ve ilgili içtihatYorum öngörülebilir sınırlar içinde mi?
SonuçCeza ve infaz hesaplarıSomut ağırlaştırma veya lehe hükmün uygulanmaması var mı?

Tabloya yalnız yürürlükteki bugünkü metin konulmamalıdır. Eski fiil için eski normun resmî metni de dosyaya alınır. Değişikliğin kabul, yayım ve yürürlük tarihleri farklı olabilir. AYM iptal kararlarında yürürlüğün ertelenmesi ve iptalin etkisi ayrıca incelenir; iptal kararı her geçmiş hükmü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Karşı savunma, uygulamanın uzun süredir aynı olduğu veya kişinin mesleki konumu nedeniyle sonucu öngörebileceği yönünde olabilir. Bu durumda önceki kararların olayla benzerliği, yorumun erişilebilirliği ve kanunun lafzıyla bağlantısı tartışılmalıdır. Tek bir eski kararın bulunması, bütün uygulamanın öngörülebilir olduğunu otomatik kanıtlamaz.

Olağan başvuru yolları ve AYM

Kanunilik itirazı, soruşturma ve yargılama sırasında açıkça ileri sürülmelidir. İddianamedeki fiille norm karşılaştırılmalı, lehe kanun talebi somutlaştırılmalı ve gerekçeli karardaki cevap denetlenmelidir. Uygulanabilir istinaf ve temyiz yollarında aynı temel sorun sürdürülmelidir. İdari yaptırımlarda ise özel kanuna göre görevli merci belirlenir. [7]

Ceza yargılamasında güncel istinaf ve temyiz süreleri bakımından gerekçeli kararın tebliği ve geçiş hükümleri önemlidir. İdari para cezasında aynı sürelerin geçerli olduğu varsayılamaz. Kanun yolu bildirimi okunmalı, fakat bildirimin hatalı olabileceği de norm üzerinden denetlenmelidir.

AYM’ye başvuru ilgili etkili yollar tüketildikten sonra kural olarak otuz gün içinde yapılır. Başvurucu; fiil, norm, zaman ve yorum bağlantısını açıkça kurmalıdır. Bireysel başvuru, kanuna karşı soyut iptal davası değildir; kişisel ve güncel müdahale gösterilmelidir. AYM de olağan mahkemenin her hukuk yorumunu yeniden yapan bir temyiz mercii değildir. [8]

Avukatlar UYAP Avukat Portalını kullanabilir. Olay tarihindeki norm, değişiklik metni, gerekçeli karar, kanun yolu dilekçeleri ve öğrenme kaydı eklenmelidir. Başvuru formundaki iddia, yalnız ekler içinden anlaşılması beklenen bir husus olarak bırakılmamalıdır. [9]

İhlal kararının sonuçları

İhlal mahkeme kararından kaynaklanmışsa yeniden yargılama önemli bir giderimdir. İlgili mahkeme, AYM’nin belirlediği ihlal nedenini ortadan kaldıracak değerlendirmeyi yapmalıdır. Bireysel başvuru kararı bütün kişiler için norm iptaliyle aynı etkiye sahip değildir. Tazminat isteniyorsa zararın ihlalle ilişkisi ayrıca açıklanır. [8, m. 50]

AİHM bakımından AİHS 7 güvencesi, iç hukuk yolları ve dört aylık genel süre çerçevesinde değerlendirilebilir. AYM’ye usulüne uygun başvurmamak, sonraki aşamada da kabul edilebilirlik sorunu doğurabilir. [3]

Ceza davasında temyiz ve AYM ihlal kararı sonrası yeniden yargılama yazıları süreci tamamlar.

Kanunilik güvencesi yalnız metnin varlığından ibaret değildir

Alaaddin Egemenoğlu ve Mustafa Eren Güçarslan’ın karşılaştırmalı incelemesi, kanunilik ilkesinin erişilebilirlik, belirlilik ve öngörülebilirlik yönlerini birlikte ele almaktadır. Bu yaklaşımın dosyaya yansıması, yalnız bir kanun maddesinin mevcut olup olmadığını sormakla yetinmemektir. Fiil tarihinde kişinin davranışının cezai sonucunu makul biçimde öngörüp öngöremeyeceği ve mahkeme yorumunun normun sınırlarını aşıp aşmadığı somutlaştırılmalıdır. [10]

Kanunilik iddiası somut hüküm üzerinden nasıl kurulmalıdır?

Fiil tarihinde neyin yasak olduğu gösterilmelidir

Savunmada önce fiilin gerçekleştiği tarih ve o tarihte yürürlükte olan düzenleme belirlenir. Daha sonra iddianame veya yaptırım kararında hangi davranışın hangi hüküm kapsamında kabul edildiği gösterilir. “Kanunda suç yok” şeklindeki genel ifade yerine, düzenlemenin unsurları ile kişiye yüklenen somut davranış yan yana incelenmelidir. Bir unsurun mahkeme tarafından varsayımla tamamlandığı veya idari düzenlemeyle genişletildiği ileri sürülüyorsa değişiklik açıkça gösterilmelidir. [1; 2]

Kanuni metnin varlığı tek başına yeterli değildir; kişinin fiil tarihinde davranışının cezai sonucunu makul biçimde öngörebilmesi de önemlidir. Ancak her yorum farklılığı öngörülemezlik oluşturmaz. Yargısal yorumun hükmün özüyle ilişkisi, önceki uygulama ve olayın niteliği birlikte değerlendirilir. Savunma, kendisi için elverişsiz olan her yorumu kıyas saymak yerine, yorumun kanuni sınırı neden aştığını açıklamalıdır. [3; 10]

Lehe kanun karşılaştırmasında seçici birleştirme yapılmamalıdır

Suç tarihinden sonra değişen düzenlemelerin lehe olup olmadığı yalnız hapis cezasının alt sınırına bakılarak belirlenmez. İlgili düzenlemenin uygulanması sonucunda ortaya çıkacak hukuki durum bütünüyle değerlendirilmelidir. Eski hükmün bir bölümünü yeni hükmün başka bir bölümüyle birleştirerek kanunda bulunmayan yeni bir yaptırım düzeni oluşturmak doğru değildir. Geçiş hükümleri ve değişikliğin maddi ceza kuralı mı, usul kuralı mı olduğu ayrıca incelenir. [2, m. 7]

Avukat, değişiklik tarihlerini ve her düzenlemenin somut dosyada doğuracağı sonucu kısa bir karşılaştırma tablosuyla gösterebilir. Mahkemenin yaptığı karşılaştırmanın eksik olduğu ileri sürülüyorsa hangi sonucun gözden kaçırıldığı belirtilmelidir. İtirazın istinaf veya temyiz aşamasında açıkça ileri sürülmesi, AYM önündeki ikincillik değerlendirmesi bakımından da önemlidir. [7; 8]

Kabahat ve disiplin yaptırımları aynı kategori değildir

Bir yaptırımın iç hukukta idari olarak adlandırılması, anayasal güvencelerin hiçbir biçimde uygulanmayacağı anlamına gelmez. Buna karşılık bütün disiplin işlemlerinin TCK’daki suçlarla tamamen aynı rejime tabi olduğu da söylenemez. Yaptırımın niteliği, ağırlığı, kanuni düzenleme ve ilgili hakkın özel koruması belirlenmelidir. Eğitimden çıkarma işleminde eğitim hakkının kanuni dayanak güvencesiyle, idari para cezasında suç ve cezaların kanuniliği incelemesi aynı cümlede eritilmemelidir. [1; 3; 5]

Karlis A.Ş. kararının somut katkısı, idari uygulamanın kanuni muafiyetin sınırlarını değiştirmesinin anayasal denetime konu olabilmesidir. Karar, her genelge veya uygulama talimatının kendiliğinden geçersiz olduğu şeklinde aktarılmamalıdır. Sorun, kanunun tanıdığı alanın kişinin aleyhine hangi işlemle daraltıldığıdır. [5]

AYM talebi, yeni bir kanun yazılması veya bütün benzer cezaların topluca kaldırılması yönünde kurulmaz. Başvurucunun kendi yaptırımı, kullanılan etkili yollar ve ihlalin sonuçlarını giderebilecek karar açıklanır. İhlal iddiasının esasına ilişkin güçlü bir norm incelemesi, süre ve başvuru yolu eksikliklerini kendiliğinden gidermez.

Öngörülebilirlik, her uyuşmazlığın önceden çözülmüş olması demek değildir

Ceza normunun öngörülebilir olması, uygulanabileceği bütün olayların kanunda tek tek sayılmasını gerektirmez. Genel kavramlar kullanılabilir ve mahkemeler bu kavramları yorumlayabilir. Anayasal sorun, kişinin davranışının cezai sonucunu makul biçimde öngörmesine imkân veren sınırın aşılıp aşılmadığıdır. Başvurucu, yalnız kendisinden önce aynı olay hakkında karar bulunmadığını söylemekle yetinmemeli; verilen yorumun normun metni ve uygulamasıyla neden bağdaşmadığını açıklamalıdır. [1–3]

Özellikle mesleki veya teknik faaliyetlerde kişinin ilgili düzenlemeyi öğrenme imkânı da değerlendirmeye dâhil olabilir. Bununla birlikte uzmanlık sahibi olmak, idarenin veya mahkemenin sonradan oluşturduğu her genişletici yorumu önceden bilme yükümlülüğü doğurmaz. Mevcut kanun, ilgili ikincil düzenleme ve uygulama arasındaki ilişki gösterilmelidir. İleri sürülen belirsizlik, somut davranışın hangi unsur bakımından cezalandırılacağını etkiliyorsa anayasal iddia daha açık hâle gelir.

İdari düzenleme kanundaki yaptırım alanını genişletebilir mi?

Teknik ayrıntıların idari düzenlemelerle belirlenmesi ile suç veya yaptırımın kapsamına yeni bir unsur eklenmesi birbirinden ayrılmalıdır. Kanunun verdiği yetkinin sınırı, idari metnin işlevi ve kişiye uygulanan yaptırım birlikte incelenir. Başvuruda sadece yönetmelik veya genelge bulunduğunun belirtilmesi yeterli değildir. Kanunun düzenlediği alan ile idari metnin getirdiği ek koşul karşılaştırılmalıdır. Özellikle muafiyetin daraltılması, yeni yükümlülük veya yeni yaptırım sonucunun ortaya çıkması tartışılıyorsa bu değişikliğin nasıl gerçekleştiği gösterilmelidir. [1, 2, 5]

Karlis AŞ kararında takograf muafiyetine ilişkin düzenleme ile genelge üzerinden getirilen koşul arasındaki ilişki bu bakımdan önemlidir. Kararın değeri, idari işlemin adından çok yaptırımın kanuni dayanağına odaklanmasıdır. Her genelgenin hukuka aykırı olduğu veya idarenin hiçbir teknik açıklama yapamayacağı sonucu çıkarılamaz. Esas soru, somut yaptırımın kanunda öngörülen çerçevede kalıp kalmadığıdır. Emsal karar kullanılırken başvurucunun olayında aynı türden bir kapsam genişlemesi bulunup bulunmadığı açıklanmalıdır. [5]

Lehe kanun karşılaştırması nasıl anlaşılır hâle getirilir?

Lehe düzenleme iddiasında yalnız yeni kanunun ceza miktarını göstermek bazen yeterli değildir. Suçun unsurları, yaptırımın türü, alt ve üst sınır, özel indirim veya diğer ilgili hükümler birlikte değerlendirilmelidir. Eski ve yeni düzenlemenin somut olaya ayrı ayrı uygulanmasıyla ortaya çıkan sonuç karşılaştırılır. Farklı dönemlerin avantajlı hükümlerini seçerek kanunda bulunmayan karma bir uygulama oluşturulması, lehe kanun incelemesiyle aynı şey değildir. [2, m.7]

Dilekçede hangi değişikliğin hangi sonucu doğurduğu açık yazılmalıdır. Örneğin yaptırımın azalması, davranışın suç olmaktan çıkması ve yalnız usulde değişiklik yapılması farklı hukuki sorunlardır. “Yeni kanun daha lehedir” şeklindeki soyut ifade, mahkemenin değerlendirmesi gereken somut noktayı göstermeyebilir. Normların yürürlük tarihleri, olay tarihi ve hüküm tarihi bu nedenle birlikte izlenmelidir. Bir değişikliğin yalnız başlığının veya basın açıklamasının aktarılması yerine Resmî Gazete ve yürürlük hükümleri kontrol edilmelidir.

Maddi ceza kuralı ile usul kuralını karıştırma hatası

Her usul değişikliği, daha önceki olaylar bakımından cezanın kaldırılması veya azaltılması sonucunu doğurmaz. Başvuru süresinin, görevli merciin veya yargılama yönteminin değişmesi ile suçun kapsamının değişmesi ayrı incelenir. Kuralın kanunda hangi bölümde bulunduğu kadar fiilen neyi düzenlediği de önemlidir. Somut dosyada geçiş hükmü varsa bunun ayrıca uygulanması gerekir. Genel bir “geriye yürümezlik” cümlesiyle bütün zaman bakımından uygulama sorunları çözülemez. [1, 2, 7]

Olağan kanun yolunda anayasal sorun nasıl gösterilir?

İstinaf veya temyiz başvurusunda kanunilik iddiası, hükmün hangi bölümünün tartışıldığı belirtilerek kurulmalıdır. Mahkeme davranışı hangi kavram kapsamına sokmuştur? Bu kapsam daha önce hangi biçimde açıklanmıştır? Sanığın fiili ile normun unsurları arasında hangi bağ kurulmamıştır? Soruların cevapları, yalnız delil değerlendirmesine itiraz ile kanunilik sorununu ayırır. AYM, ceza mahkemesinin her yorum hatasını yeniden inceleyen genel bir temyiz mercii değildir. [6–8]

Mehmet Güzeloğlu kararının kullanılmasında da ihlal sonucunu aktarmak yeterli olmaz; normun uygulanma sınırına ilişkin anayasal gerekçe esas alınmalıdır. Başvurucu kendi olayındaki genişletmenin veya öngörülemezliğin ne olduğunu açıkça göstermelidir. Mahkemenin aynı davranışı farklı nitelendirmesi, tek başına kanunilik ihlali sonucu doğurmaz. İddia edilen sorunun suçun veya cezanın kanuni çerçevesini nasıl etkilediği açıklanmalıdır. [6]

Son olarak talep, tespit edilen soruna uygun olmalıdır. Anayasal ihlal kararı her dosyada doğrudan beraat hükmü yerine geçmez. Yeniden yargılama gerekiyorsa ilgili mahkeme ihlalin nedenini gidererek karar vermelidir. Başvuru formunda sonuç talebi ile ihlal açıklaması arasında bağ kurulması, norm tartışmasının soyut bir hukuk görüşü olarak kalmasını önler. Güncel ve kişisel etki, kararın başvurucu bakımından doğurduğu sonuçlarla gösterilmelidir. [8]

Konunun ayrıntıları için aynı fiilden iki kez yargılanmama hakkı, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı ve terör propagandası ile ifade özgürlüğü arasındaki sınır yazılarımıza da bakabilirsiniz. Büromuzun bu alandaki çalışmaları için Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvuruları sayfasına bakabilirsiniz.

Sonuç

Kanunilik savunmasının merkezinde dört soru vardır: fiil ne zaman işlendi, o tarihte hangi norm vardı, norm nasıl yorumlandı ve kişiye hangi yaptırım uygulandı? Bu bağlantı kurulduğunda sıradan delil itirazı ile anayasal kanunilik sorunu ayrılabilir. Güncel norm kadar olay tarihindeki metnin korunması da hak aramanın temelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Yönetmelikle suç oluşturulabilir mi?

TCK 2 uyarınca idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz. Teknik ayrıntı düzenlemesi ayrıca değerlendirilir.

Yeni kanun her zaman geçmişe uygulanır mı?

Hayır. Aleyhe geriye yürüme yasağı, lehe kanun ve özel geçiş hükümleri ayrılmalıdır.

Her geniş yorum kanunilik ihlali midir?

Hayır. Yorumun normun özüyle ilişkisi ve öngörülebilirliği incelenir; kıyasa varan genişletme yasaktır.

İdari para cezaları güvencenin dışında mıdır?

Otomatik olarak değildir. Yaptırımın niteliği ve kanuni dayanağı değerlendirilir.

AYM bütün delilleri yeniden değerlendirir mi?

Hayır. Kanunilik şikâyeti, mahkemenin normu anayasal sınırlar dışında uyguladığı iddiasına odaklanmalıdır.

AYM ihlali kanunu herkes için iptal eder mi?

Bireysel başvuru kararı norm denetimiyle aynı değildir; başvurudaki ihlalin giderilmesine yöneliktir.

Kaynakça

[1] Anayasa, m. 38. Metin.

[2] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 2, 7. Metin.

[3] AİHS, m. 7, 35. Metin.

[5] AYM, Karlis A.Ş., B. No: 2013/849, 15/4/2014. Karar.

[6] AYM, Mehmet Güzeloğlu, B. No: 2014/3134, 7/5/2015. Karar.

[7] 5271 sayılı CMK, m. 273, 291. Metin.

[8] 6216 sayılı Kanun, m. 45–50. Metin.

[9] AYM, UYAP Avukat Portal başvuru kılavuzu. Kılavuz.

[10] Alaaddin Egemenoğlu ve Mustafa Eren Güçarslan, “Öngörülebilirlik ve Güvence Fonksiyonu Çerçevesinde Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesinin Türk ve Alman Ceza Hukuku Açısından Değerlendirilmesi”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 17/1, 2026, s. 1–19. Çalışma.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları