İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Anayasa Mahkemesi ve AİHM Başvuruları

Din ve Vicdan Özgürlüğü: İnanç, İbadet, Hak İhlalleri ve Başvuru Yolları

Din ve Vicdan Özgürlüğü — koruma alanı
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 12 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Özet

Din ve vicdan özgürlüğünün kapsamı ve sınırları; inanç, ibadet ve kamu uygulamalarında AYM kararlarıyla hak ihlalleri ve başvuru yolları.

Din ve vicdan özgürlüğü; inanmayı, inanmamayı, inancı değiştirmeyi ve açıklamaya zorlanmamayı korur. İnancın ibadet, öğretim veya davranışla dışa vurulması da güvence altındadır; ancak bu dışa vurum belirli koşullarla sınırlanabilir. İnancın iç dünyadaki varlığı ile başkalarının haklarını etkileyen uygulamalar aynı değerlendirmeye tabi değildir. İhlal iddiasında müdahalenin kanuni dayanağı, amacı ve somut gerekliliği ayrı incelenir. [1; 2]

Bu yazı genel bilgilendirme niteliğindedir. Eğitim, çalışma, ceza infazı ve kamusal hizmetlerde uygulanacak özel mevzuat ile olayın tarihi dosya üzerinde değerlendirilmelidir.

Koruma alanı yalnız çoğunluğun inancıyla sınırlı değildir

Anayasa’nın 24. maddesi ve AİHS’nin 9. maddesi, çoğulcu toplumda farklı din ve inançları korur. Ateist veya agnostik yaklaşım ve dinî aidiyet taşımama da koruma bakımından önemlidir. Devletin görevi, hangi inancın doğru olduğuna karar vermek değildir. Bununla birlikte her kişisel tercih, din veya vicdan özgürlüğü kapsamında bir inanç iddiası olarak kabul edilmez; tutarlılık, ciddiyet ve önem gibi ölçütler değerlendirilir. [2; 7] Dinî toplulukların lider seçme özgürlüğü ve devletin tarafsızlığı dinî topluluklar ve lider seçimi yazısında ele alınmıştır.

Kişinin inancını açıklamaması, belirli bir ibadete katılmaması veya dinî uygulamayı benimsememesi yüzünden baskıya uğramaması gerekir. Bir kamu hizmetinden yararlanmanın gereksiz biçimde dinî aidiyet açıklamasına bağlanması da sorun yaratabilir. Başvuru, hangi bilginin hangi yetkiye dayanılarak istendiğini ve açıklamamanın sonucunu göstermelidir.

Laiklik ve tarafsızlık

Laiklik, bireyin din ve vicdan özgürlüğünü ortadan kaldıran bir gerekçe olarak kullanılamaz. Kamu makamlarının farklı inançlar karşısındaki tarafsızlığı ve eşit yaklaşımı önemlidir. Tarafsızlığın somut göreve nasıl uygulanacağı ise hizmetin niteliği, başkalarının hakları ve kanuni düzenlemelerle birlikte değerlendirilir. Bütün meslekler, kurumlar ve faaliyetler için tek bir kıyafet veya ibadet sonucu çıkarılamaz. [5]

İnancın dışa vurulması hangi koşullarla sınırlanabilir?

Sınırlama erişilebilir ve öngörülebilir bir hukuki temele dayanmalıdır. Anayasa’nın 13 ve 24. maddeleri ile AİHS 9/2’nin kendi kapsamları birlikte gözetilir. Kamu güvenliği, kamu düzeni, sağlık, ahlak veya başkalarının hakları yönünden ileri sürülen amaç, müdahalenin somut gerekçesiyle ilişkilendirilmelidir. Soyut kaygı veya çoğunluğun hoşnutsuzluğu yeterli değildir. [1; 2]

Ölçülülük incelemesinde aynı amaca daha hafif bir önlemle ulaşma imkânı önem taşır. Örneğin güvenlik kontrolünün yapılması gerekebilir; fakat kontrolün yeri, yöntemi, mahremiyeti ve alternatifleri ayrıca değerlendirilir. Başvurucunun önerdiği uygulanabilir çözümün hiç tartışılmaması, yargısal denetimde açıklanması gereken bir eksikliktir.

Karşı taraf; hizmetin sürekliliği, iş güvenliği veya kurum düzenini ileri sürebilir. İddianın gerçek bir risk gösterip göstermediği, farklı kişilere eşit uygulanıp uygulanmadığı ve kısıtlamanın süresi araştırılmalıdır. Başvurucu da inançla davranış arasındaki bağlantıyı ve kendisine yüklenen külfeti somutlaştırmalıdır.

Tuğba Arslan kararı: kanuni dayanak ve başvurucu sıfatı

Tuğba Arslan, B. No: 2014/256, 25/6/2014 kararında başörtülü avukatın duruşmaya katılımının engellenmesi incelenmiştir. AYM, din ve vicdan özgürlüğüne müdahalenin kanunilik koşulunu sağlamadığına ve ayrımcılık yasağının da ihlal edildiğine karar vermiştir. Buna karşılık avukatın kendi adına ileri sürdüğü, müvekkiline ait savunma ve mahkemeye erişim şikâyetleri kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. [5]

Karar iki yönden yol gösterir: önceki yargı kararına veya genel uygulamaya gönderme yapmak her zaman kanuni dayanak yerine geçmez; ayrıca avukatın kişisel hakkı ile temsil ettiği kişinin hakkı ayrı gösterilmelidir. Kararın gerekçesi, bütün kurumlarda her dinî davranışın sınırsız biçimde kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmez. Somut müdahalenin kendi koşulları incelenir.

Güvenlik kontrolü ve ceza infazında inanç

Esra Nur Özbey kararı

Esra Nur Özbey, B. No: 2013/7443, 20/5/2015 kararında adliye güvenlik kontrolündeki uygulama değerlendirilmiştir. AYM, kişinin herkesin görebileceği yerde ve başka tedbirler alınmadan pardösüsünü çıkarmasının neden zorunlu olduğunun açıklanmadığını belirterek din ve vicdan özgürlüğünün ihlaline karar vermiştir. Kötü muamele iddiası ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. [6, §§ 91–99 ve hüküm]

Bu ayrım, tek olayın farklı haklar yönünden farklı olağan yollar gerektirebileceğini gösterir. Din özgürlüğü şikâyetinin incelenmesi, aynı olaya ilişkin bütün diğer şikâyetlerin de usulen hazır olduğu anlamına gelmez.

Kutsal kitap ile genel yayın kotası

Guvanch Saparmadov, B. No: 2020/26196, 11/6/2025 kararında AYM, ceza infaz kurumunda kutsal kitap ve mealinin genel yayın sayısı sınırlamasına tabi tutulmasını din ve vicdan özgürlüğü yönünden ihlal saymıştır. Aynı başvurudaki genel kitap sayısı sınırlamasına ilişkin ifade özgürlüğü şikâyeti ise açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur. [8, §§ 12–27]

Karar, dinî ihtiyacın özel niteliğinin değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyar; kurumun her türlü yayın ve güvenlik düzenlemesinin geçersiz olduğu sonucunu doğurmaz. Başvuruda talep edilen eserin niteliği, talebin reddi ve kişiye sunulan alternatifler belgelenmelidir.

Eğitim ve çalışma hayatındaki uyuşmazlıklar

Din eğitimi bakımından Anayasa 24’teki düzenleme ile AİHS Ek 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesinde ebeveynlerin dinî ve felsefi kanaatlerine saygı güvencesi birlikte değerlendirilir. Eğitim programının nesnel ve çoğulcu sunumu, muafiyet usulünün işleyişi ve kişilerin inanç açıklamasına zorlanması önem taşır. Bir dersin adı, içeriğinin anayasal denetime uygunluğunu tek başına belirlemez. [1; 2]

Çalışma hayatında kamu görevlisi ile işçi statüsü ayrılmalıdır. Kamu görevlisine verilen disiplin cezası genellikle idari yargıda; özel iş ilişkisindeki fesih veya ayrımcılık ise iş hukuku yollarında incelenir. İşçinin ileri sürdüğü ihtiyacın iş güvenliği veya hizmet gerekleriyle nasıl bağdaştırılabileceği araştırılır. Dinî inanç gerekçesi, iş ilişkisinin bütün yükümlülüklerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz; işveren de somut değerlendirme yapmadan ayrımcı sonuç doğuran işlem uygulayamaz.

Başvuru yolu nasıl seçilir?

Müdahale Öncelikli hukuki inceleme Gerekli belgeler
Kamu kurumu kararı veya disiplin cezası Özel itiraz yolu ve idari dava İşlem, gerekçe, tebligat, önceki talepler
İş ilişkisindeki ayrımcılık veya fesih Arabuluculuk ve iş mahkemesi koşulları İş sözleşmesi, fesih bildirimi, karşılaştırılabilir uygulamalar
İnfaz kurumu uygulaması İnfaz hâkimliği şikâyeti Kurum kararı, dilekçe ve cevaplar
Tehdit, cebir veya suç oluşturan engelleme Savcılık başvurusu ve ilgili koruma yolu Mesaj, tutanak, tanık ve hukuka uygun kayıt

İdari davada genel süre yazılı bildirimden itibaren altmış gündür; özel süreler ve idari başvurunun etkisi ayrıca incelenir. İnfaz hâkimliği şikâyetinde genel olarak öğrenmeden itibaren on beş gün ve her hâlde işlemden itibaren otuz gün sınırı vardır. İşe iade taleplerinde ise fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvuru ve anlaşmama son tutanağından itibaren iki hafta içinde dava açma kuralı önemlidir. Bir alandaki süre diğerine uygulanmaz. [9; 10; 11]

Ayrımcılık boyutu bulunan olaylarda TİHEK yolu da değerlendirilebilir; ancak bu yolun kapsamı, ön başvuru koşulları ve derdest yargılamaya ilişkin sınırları ayrıca incelenmelidir. TİHEK’e başvurmanın bütün dava sürelerini her durumda koruduğu varsayılmamalıdır. [12]

AYM’ye etkili başvuru ve giderim

Başvurucu önce uygun olağan yolları usulüne uygun kullanmalıdır. Müdahalenin inançla bağlantısı, hukuki dayanağı, sonuçları ve daha hafif çözüm önerileri bu aşamada ileri sürülmelidir. AYM’ye yalnız ilk kez yeni bir temel şikâyet taşımak tüketme sorunu doğurabilir. Nihai kararın öğrenilmesinden itibaren kural olarak otuz günlük süre uygulanır. [3]

Avukatın UYAP Avukat Portalı üzerinden başvuru yapması mümkündür. Form, temsil belgesi, ilgili kararlar ve öğrenme kayıtları tamamlanmalıdır. Kısa bir inanç açıklamasının yanında reddedilen talep ve kararın gerçek etkisi gösterilmelidir. Hassas din veya sağlık verileri gereksiz ölçüde kamuya açıklanmamalıdır. [4]

Talep, ihlalin kaynağına uygun olmalıdır: kararın sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama, devam eden kısıtlamanın değerlendirilmesi veya koşulları varsa tazminat istenebilir. AYM’nin ihlal kararı her zaman belirli miktarda tazminat sağlamaz. AİHM yolu için de ortak koruma alanı, iç hukuk yolları ve dört aylık genel süre ayrıca incelenir. [2; 3]

Usul hazırlığı için kabul edilebilirlik kriterleri, süre hesabı için AYM başvuru süresi yazıları tamamlayıcıdır.

İnanç özgürlüğü dosyasında hangi ayrımlar sonucu belirler?

İnancı açıklamaya zorlama ile inancı dışa vurma farklıdır

Kişinin inancını benimsemesi, değiştirmesi veya hiçbir inanca sahip olmaması ile kıyafet, ibadet ve eğitim yoluyla bunu dış dünyaya yansıtması ayrı değerlendirilir. İlk alan üzerinde baskı kurulmasıyla, dışa vurulan davranışa yönelik kanuni ve ölçülü sınırlama aynı değildir. Kamu makamına yapılan başvuruda kişinin dinini ayrıntılı biçimde açıklamasının istenmesi de bağımsız sorun yaratabilir. Hukuki inceleme için gerçekten gerekli bilgi ile inancı gereksiz yere ifşa ettiren belge talebi birbirinden ayrılmalıdır. [1; 2; 7]

İleri sürülen davranışın inançla bağlantısı açıklanmalıdır; fakat kamu makamı kişinin inancının doğruluğunu veya bir mezhebin dinî bakımdan meşruluğunu belirleyen makam gibi hareket edemez. Devletin tarafsızlığı, çoğunluğun inancını ölçü kabul edip diğerlerini daha az korumak anlamına gelmez. Başvuru metni bu nedenle yalnız kişisel incinmeyi değil, yapılan kamu işlemini ve bu işlemin özgürlüğe etkisini göstermelidir.

Okulda muafiyet talebi hangi belgelerle desteklenir?

Din kültürü öğretimi ile belirli bir inancın benimsetilmesini amaçlayan din eğitimi arasındaki ayrım önemlidir. Uyuşmazlıkta dersin adıyla yetinilmemeli; ilgili eğitim yılındaki program, kullanılan kitap, sınav içeriği, muafiyet koşulları ve öğrencinin fiilen yaşadığı durum incelenmelidir. Geçmiş müfredata ilişkin bir karardan, sonraki bütün yıllar için otomatik sonuç çıkarılamaz. Ebeveynin dinî ve felsefi kanaatlerine saygı istemi ile çocuğun eğitim ve inanç özgürlüğü de başvurucu sıfatı yönünden doğru kurulmalıdır. [1; 2; 7]

Muafiyet isteyen dilekçe, ret cevabı ve tebliğ kaydı korunmalıdır. Sadece sözlü görüşme yapılması, dava konusu işlemin ve öğrenme tarihinin gösterilmesini güçleştirebilir. Eğitim yılı devam ediyorsa geçici koruma gereksinimi ayrıca değerlendirilir. Talep, öğrencinin eğitimden bütünüyle uzaklaşmasına yol açacak belirsiz bir çözüm yerine somut müdahalenin giderilmesine yöneltilmelidir.

İşyerinde güvenlik gerekçesi nasıl tartışılır?

İşverenin güvenlik, hijyen veya hizmetin yürütülmesi gerekçesi ileri sürmesi incelemeyi bitirmez. Yapılan iş, gerçek risk, uygulamanın bütün çalışanlara etkisi ve daha hafif seçeneklerin bulunup bulunmadığı araştırılır. Bununla birlikte inanç özgürlüğü işin bütün gerekliliklerinden koşulsuz muafiyet sağlamaz. Avukat, benzer görevlerde uygulanan kuralları ve farklı işlem yapıldığı iddiasını somutlaştırmalıdır. Kamu görevlisinin idari işlemine karşı açılacak davayla özel işverenin feshi nedeniyle kullanılacak yollar ayrıdır. [1; 2; 9; 11]

Ayrımcılık şikâyetinde karşılaştırılabilir durum ve farklı muamele gösterilir; din özgürlüğü müdahalesi ise kendi koşullarıyla incelenir. Aynı olayda iki hak ileri sürülmesi mümkündür, ancak iki ayrı incelemenin olguları açıklanmalıdır. TİHEK gibi kurumsal başvuruların dava süreleri üzerindeki etkisi, ilgili özel düzenleme incelenmeden varsayılmamalıdır. [12]

Üç AYM kararı birlikte nasıl okunmalıdır?

Tuğba Arslan, Esra Nur Özbey ve Guvanch Saparmadov kararlarında ortak konu din özgürlüğü olsa da müdahalenin biçimi farklıdır. İlkinde mesleğin icrası sırasında dini kıyafet, ikincisinde güvenlik kontrolünün uygulanma yöntemi, üçüncüsünde ceza infaz kurumunda dini yayına erişim tartışılmıştır. Bu nedenle bir karardaki sonucu diğer olaya yalnız “din özgürlüğü” başlığı üzerinden aktarmak yeterli değildir. Başvurucu, kendi olayındaki sınırlamanın hangi gerekçeyle uygulandığını ve emsal karardaki hukuki soruna hangi yönden benzediğini açıklamalıdır. [5, 6, 8]

Kanuni dayanak ile uygulama yöntemi ayrı sorunlardır

Tuğba Arslan kararının kanuni dayanak incelemesi, bir mesleğin icrasına müdahale eden kuralın hangi yetkiye dayandığını sorgulamanın önemini gösterir. Esra Nur Özbey kararında ise güvenlik kontrolünün amacı yanında nasıl uygulandığı ve daha az sınırlayıcı bir yöntemin açıklanıp açıklanmadığı önem kazanır. Böylece “güvenlik için yapıldı” şeklindeki genel açıklamanın incelemeyi bitirmediği görülür. Hukuki değerlendirme, amaç ile somut yöntem arasındaki bağı araştırır. [5, 6]

Örneğin kimliğin veya güvenlik riskinin kontrolü gerektiğinde, işlemin mahremiyeti daha fazla koruyan bir ortamda yapılmasının mümkün olup olmadığı tartışılabilir. Ancak her alternatifin kurum tarafından her koşulda uygulanabilir olduğu peşinen kabul edilmez. Alternatifin pratik imkânı, hizmetin niteliği ve somut risk açıklanmalıdır. Başvurucunun önerdiği çözümün neden yetersiz bulunduğu da kararın gerekçesinde görülebilmelidir. Böyle bir dosyada yalnız yasak kararını eklemek yerine alternatif yöntem talebi ve verilen cevap birlikte sunulmalıdır.

Kutsal kitaba erişim ile bütün yayınlara erişim aynı değildir

Guvanch Saparmadov kararındaki farklı şikâyet sonuçları, başvurunun her talebini ayrı nitelendirme gereğini gösterir. Dini hayatla doğrudan bağlantılı yayın talebi ile genel yayın kotasına yönelik şikâyet aynı incelemenin konusu olarak görülmemiştir. Bu ayrım, başvurucunun istediği yayının niteliğini, dini hayatındaki işlevini ve ret gerekçesini açıklamasını gerektirir. Her kitabın dini özgürlük kapsamında ayrıcalıklı bir konumu bulunduğu sonucu çıkarılamaz. [8]

Ceza infaz kurumu bakımından talebin yazılı yapılması, kitabın adının ve baskısının belirtilmesi, ret kararının alınması ve uygun şikâyet yoluna başvurulması önemlidir. Yalnız kitabın kuruma gönderildiğini gösteren belge, idarenin hangi gerekçeyle erişimi engellediğini her zaman açıklamaz. Dosyada yasak, kota, teslim usulü veya güvenlik incelemesinden hangisinin uygulandığı belirlenmelidir. Böylece başvurunun konusu, gerçekleştiği belgelenmeyen varsayımsal bir yasak hâline gelmez.

Ayrımcılık iddiası ne zaman ayrıca kurulmalıdır?

Din özgürlüğüne müdahale ile ayrımcılık iddiası bağlantılı olabilir; ancak ikisinin açıklaması aynı değildir. Ayrımcılık ileri sürülüyorsa hangi farklı muamelenin uygulandığı, bunun din veya inançla ilişkisi ve karşılaştırılan durumların ilgili yönlerden neden benzer olduğu gösterilmelidir. Aynı kurumda farklı kıyafetlere veya benzer ihtiyaçlara nasıl yaklaşıldığı bu bakımdan önem taşıyabilir. Bununla birlikte yüzeysel benzerlik yeterli değildir; görev, güvenlik şartları ve talebin niteliği de değerlendirilmelidir. [1, m.10 ve 24; 5]

Tuğba Arslan kararında din özgürlüğü yanında ayrımcılık boyutunun da değerlendirilmesi, başvurucunun somut farklı muameleyi görünür kılmasının önemini ortaya koyar. Buna karşılık her din özgürlüğü ihlalinde ayrıca ayrımcılık bulunduğu varsayılamaz. Eşit biçimde uygulanan bir kuralın etkileri de incelenebilir; fakat bunun açıklaması yalnız “herkese aynı kural uygulandı” veya “bana haksızlık yapıldı” ifadeleriyle tamamlanamaz. Kuralın kişiye getirdiği yükün ve kurumun açıklamasının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Özel işyerindeki müdahale AYM önüne nasıl taşınır?

Özel bir işverenin davranışından kaynaklanan uyuşmazlıkta bireysel başvurunun yapısı farklıdır. İşverenin işlemi doğrudan bir kamu makamının işlemi gibi sunulmaz. Önce uyuşmazlığı incelemeye yetkili yargı yolları kullanılır; anayasal aşamada mahkemelerin çatışan menfaatleri gereği gibi değerlendirip değerlendirmediği tartışılır. İşin gerekleri, çalışan üzerindeki etki, başvurucunun önerdiği düzenlemeler ve işverenin bunlara cevabı bu nedenle önemlidir. [1, 3]

Örneğin çalışma koşullarına ilişkin bir talebin reddinde sözleşme, işyeri kuralı ve fiili uygulama birlikte okunmalıdır. Kuralın yalnız belirli bir çalışan için mi işletildiği, daha önce nasıl uygulandığı ve hizmetin yürütülmesine ilişkin gerekçelerin somut olup olmadığı araştırılır. Başvurucu, olağan yargıda ileri sürmediği temel olguları ilk kez AYM önünde ortaya koyarak eksik dosyayı tamamlayabileceğini varsaymamalıdır. Hak iddiası, olayın en başından itibaren uygun başvuru ve yargılama aşamalarında görünür tutulmalıdır.

Başvurucu sıfatı da özellikle mesleki uyuşmazlıklarda önem taşır. Kişi kendi dini özgürlüğünü ileri sürerken hizmet verdiği kişinin savunma veya eğitim hakkını otomatik olarak kendi adına kullanamaz. Her hakkın sahibi, temsil ilişkisi ve doğrudan etkilenme ayrı belirlenmelidir. Tuğba Arslan kararındaki farklı kabul edilebilirlik değerlendirmeleri bu sınırı gösterir. Güçlü bir başvuru, hakların sayısını artırmaktan çok başvurucunun kendi hakkıyla müdahale arasındaki bağı doğru kurar. [5]

Konunun ayrıntıları için AYM kararlarıyla nitelikli haklar yazımıza da bakabilirsiniz. Büromuzun bu alandaki çalışmaları için Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvuruları sayfasına bakabilirsiniz.

Sonuç

Din ve vicdan özgürlüğü uyuşmazlığında belirleyici olan, kişinin inancını genel ifadelerle savunması değil, somut müdahaleyi ve ona karşı mümkün çözümleri göstermesidir. Kanuni dayanak, eşit uygulama, daha hafif araç ve doğru başvurucu sıfatı birlikte incelendiğinde hak iddiası denetlenebilir hâle gelir.

Sıkça Sorulan Sorular

İnanmama hakkı da korunur mu?

Evet. Din veya inanç taşımama ve inancı açıklamaya zorlanmama da güvencenin kapsamındadır.

İnanç gerekçeli her davranış sınırsız mıdır?

Hayır. İnancın dışa vurulması, uygulanabilir anayasal ve sözleşmesel koşullarla sınırlanabilir.

Laiklik tek başına yasak gerekçesi olabilir mi?

Somut kanuni dayanak ve gerekli değerlendirme olmadan genel laiklik vurgusu yeterli değildir.

Avukat müvekkilinin hakkını kendi adına ileri sürebilir mi?

Kişisel mağduriyet ile temsil ayrılmalıdır. Müvekkilin hakkı için usulüne uygun temsil gerekir.

Cezaevindeki her kitap sınırlaması din özgürlüğünü ihlal eder mi?

Hayır. Kutsal kitap ve dinî ihtiyacın niteliği ile genel yayın sınırlamaları ayrı değerlendirilir.

İhlal kararı mutlaka para ödenmesi anlamına gelir mi?

Hayır. Uygun giderim yeniden yargılama veya başka bir sonuç olabilir; tazminat ayrıca değerlendirilir.

Kaynakça

1 — Anayasa, m. 10, 13, 24, 42. Metin.

2 — AİHS, m. 9, 14, 35; Ek 1 No.lu Protokol, m. 2. Metin.

3 — 6216 sayılı Kanun, m. 45–50. Metin.

4 — AYM, UYAP Avukat Portal başvuru kılavuzu. Kılavuz.

5 — AYM Genel Kurulu, Tuğba Arslan, B. No: 2014/256, 25/6/2014. Karar.

6 — AYM, Esra Nur Özbey, B. No: 2013/7443, 20/5/2015. Karar.

7 — Jim Murdoch, Düşünce, Vicdan ve Din Özgürlüğü Hakkının Korunması, Avrupa Konseyi insan hakları el kitabı; koruma alanı ve inancın dışa vurulması bölümleri. Türkçe yayın.

8 — AYM, Guvanch Saparmadov, B. No: 2020/26196, 11/6/2025. Karar.

9 — 2577 sayılı Kanun, m. 7, 11. Metin.

10 — 4675 sayılı Kanun, m. 5. Metin.

11 — 4857 sayılı İş Kanunu, m. 20. Metin.

12 — 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu, m. 17. Metin.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları