Araştırma tarihi: 11 Ekim 2026
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda başarı, yalnızca süresinde form teslim etmeye bağlı değildir. Hangi hakkın, hangi kamu gücü işlemiyle, nasıl ihlal edildiği; bu şikâyetin hangi mercilere sunulduğu ve hangi belgelerle doğrulandığı birlikte açıklanmalıdır. Mahkemenin esas incelemesine geçebilmesi için kabul edilebilirlik koşullarının da bulunması gerekir. Bu nedenle güçlü bir başvuru, son mahkeme kararına duyulan itirazın ötesinde, incelenebilir bir anayasal sorun ortaya koyar.
Ceza yargılamasında savunma hakkının kısıtlanması, belirleyici bir tanığın dinlenmemesi veya sonuca etkili bir savunmanın gerekçeli kararda tartışılmaması anayasal denetimi gerektirebilir. Ancak bu iddiaların dosyada nerede yer aldığı gösterilmezse, başvuru ihlalin esasına girilmeden sonuçlanabilir. Bu yazı, kabul edilebilirlik koşullarını gerçek AYM kararları üzerinden açıklamakta; başvuru yollarının tüketilmesi ve ihlal iddiasının somutlaştırılması yanında temsil, başvuru kanalı, eksik belge, mükerrer başvuru ve başvurudan sonraki takip yükümlülüklerini birlikte ele almaktadır.
Kabul edilebilirlik incelemesi neyi belirler?
Kabul edilebilirlik, ileri sürülen şikâyetin AYM tarafından esas yönünden incelenebilmesinin koşullarını ifade eder. Kabul edilebilir bulunan her başvuru ihlalle sonuçlanmaz. Buna karşılık, kabul edilemezlik kararı da derece mahkemesindeki bütün işlemlerin hukuka uygun bulunduğu anlamına gelmez. Örneğin başvuru yolları tüketilmemişse, ileri sürülen ihlalin varlığı konusunda değerlendirme yapılmasına gerek kalmayabilir. Anayasa’nın 148. maddesi ve 6216 sayılı Kanun’un 45–48. maddeleri bu ayrımın temelini oluşturur. [1] [2]
İnceleme tek bir bütün hâlindeki dosyadan çok, dosyada ileri sürülen her bir şikâyetin koşulları üzerinde ilerler. Aynı başvuruda bir hak yönünden ihlal kararı verilirken başka bir şikâyet kabul edilemez bulunabilir. Ahmet Kartalkuş kararında mahkemeye erişim hakkı ihlal edilmiş; makul sürede yargılanma şikâyeti ise Tazminat Komisyonu yolu tüketilmediği için kabul edilemez bulunmuştur. [6, §§ 18–24, 25–42]
| İncelenen koşul | Başvuruda açıklanacak husus | Muhtemel sorun |
|---|---|---|
| Yetki ve mağdur sıfatı | Korunan hak, kamu gücüne atfedilen davranış ve kişisel etkisi | Konu, kişi, yer veya zaman bakımından yetkisizlik |
| Başvuru yollarının tüketilmesi | Etkili yol, kullanılan aşamalar ve şikâyetin bu aşamalarda ileri sürülmesi | Başvuru yollarının tüketilmemesi |
| Süre ve usul | Nihai kararın öğrenilmesi, başvuru tarihi, form ve ekler | Süre aşımı veya niteliğine göre idari ret |
| İddianın dayanağı | Somut olay, anayasal güvence ve destekleyici belgeler | Açıkça dayanaktan yoksunluk |
| Anayasal ve kişisel önem | Sorunun anayasal önemi ve başvurucu üzerindeki etkisi | İki koşul birlikte mevcutsa önemden yoksunluk |
Bu tablo, incelemenin her dosyada değişmez bir sırayla yapılacağını göstermez. Hazırlık sırasında birbirinden farklı ret nedenlerini ayırt etmeye yarayan bir çalışma aracıdır. Özellikle şekil eksikliği, iddianın temellendirilememesi ve önemli zarar bulunmaması aynı kavramlar değildir.
Rehber ile güncel mevzuat birlikte nasıl okunmalıdır?
AYM’nin Bireysel Başvuru Kabul Edilebilirlik Kriterleri Rehberi, kabul incelemesini yalnız süre ve form üzerinden ele almaz; kişi, konu, yer ve zaman bakımından yetkiyi, yolların tüketilmesini, dayanaksızlığı, önem ölçütünü, mükerrerliği ve başvurunun sonradan sona ermesini birlikte açıklar. Bununla birlikte eser Haziran 2017 tarihlidir. Buradaki karar örnekleri, sonraki mevzuat ve içtihat gelişmelerinden bağımsız bir güncel işlem talimatı gibi kullanılmamalıdır. [19]
Örneğin günümüzde avukatların elektronik başvuru yapabildiği UYAP kanalı ile 2024’te oluşturulan sürekli Tazminat Komisyonu yolu, 2017 rehberinin zaman bakımından kapsamı dışındadır. Buna karşılık doğru başvurucunun belirlenmesi, olayların dürüstçe sunulması ve ihlal iddiasının belgelenmesi hakkındaki temel ayrımlar güncel hazırlık bakımından da önemini korur. Eski bir kararı kullanırken önce olay tarihindeki usul, ardından bugünkü dosyada uygulanacak düzenleme belirlenmelidir. [14] [16] [19]
Kimler, hangi haklar için bireysel başvuru yapabilir?
Başvurucu, kamu gücünün işleminden, eyleminden veya ihmalinden dolayı güncel ve kişisel bir hakkının doğrudan etkilendiğini göstermelidir. Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz. Özel hukuk tüzel kişileri ise yalnızca kendilerine ait haklar bakımından başvurabilir. Bir şirketin veya derneğin üyeleri adına genel bir hak ihlali şikâyeti ileri sürmesi ile tüzel kişiliğin kendi mülkiyet hakkını savunması bu nedenle farklıdır. Yalnız Türk vatandaşlarına tanınan haklar bakımından yabancıların başvuru hakkı bulunmaz. [2, m. 46]
İhlal edildiği ileri sürülen hak, Anayasa ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin ortak koruma alanında bulunmalıdır. Her hukuka aykırılık iddiası bu alanın içine girmez. Yasama işlemleri ve düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamaz; ancak bunların kişiye uygulanmasıyla ortaya çıkan somut kamu gücü işlemi, diğer koşullar da varsa inceleme konusu olabilir. AYM kararları ile Anayasa’nın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler bakımından da kanundaki sınırlamalar gözetilmelidir. [1, m. 148] [2, m. 45]
Temsil, başvurucunun ölümü ve kimliğin gizlenmesi
Bireysel başvuru bizzat, kanuni temsilci veya avukat aracılığıyla yapılabilir; avukatla temsil zorunlu değildir. Temsil yoluyla başvuruda yetkiyi gösteren belge eklenmeli, başvurucu ile temsilcinin kimlik ve iletişim bilgileri birbirinden ayrılmalıdır. Şirket adına başvuran kişinin imza yetkisi ile bir gerçek kişinin vekâlet ilişkisi aynı belge düzenine dayanmaz. Başvuru formunu imzalayan kişinin yetkisi ve başvurucunun başvuru tarihindeki hukuki durumu ayrıca kontrol edilmelidir. [3, m. 59, 61]
Abdurrehman Uray, B. No: 2013/6140, 5/11/2014 kararında, başvurudan önce vefat etmiş kişi adına başvuru yapılmış ve ölüm bilgisi açıklanmamıştır. AYM o dosyada kişi yönünden yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiş; yanıltıcı başvuru nedeniyle avukat hakkında ayrıca disiplin para cezasına hükmetmiştir. Karar, ölümden önce alınan bir vekâletnamenin sonraki her işlem için yeterli sayılmasının ve başvurucunun güncel durumunun kontrol edilmemesinin sonuçlarını gösterir. Bu tarihsel karardaki ret türü, sonraki bütün dosyalarda aynı kararın verileceği anlamına gelmez; güncel kötüye kullanım düzenlemesi de ayrıca uygulanır. [20, §§ 28–39]
Ölen kişi adına yeni başvuru yapılması, yakınların kendi mağduriyetlerine dayanması ve usulüne uygun açılmış başvurunun ölümden sonra sürdürülmesi farklı meselelerdir. Yaşam hakkı şikâyetlerinde yakınların dolaylı mağdur sıfatı; mirasçılara geçebilen haklarda ise başvuruya devamdaki hukuki yarar değerlendirilebilir. Ölüm inceleme sırasında gerçekleşmişse bu durum bildirilmeli; başvuruyu sürdürmek isteyenler sıfatlarını, menfaatlerini ve iradelerini açıklamalıdır. Her ölüm olayı kendiliğinden aynı usul sonucunu doğurmaz. [19, s. 165–170]
Kimliğin kamuya açık belgelerde gizlenmesi talebi de kimliksiz başvuru hakkı değildir. Mahkemeye kimlik ve temsil bilgileri sunulur; kamuya açıklanmaması istenen bilgiler ve gizlilik gerekçesi ayrıca belirtilir. Hassas sağlık kayıtları veya çocuklara ilişkin bilgiler, şikâyeti açıklamak için gerekli kapsamda ve ilgili taleple birlikte sunulmalıdır. [3, m. 59]
Şikâyetçi olmak, her durumda adil yargılanma hakkının mağduru olmak değildir
Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013 kararında, üçüncü kişinin cezalandırılmasını istemekle sınırlı şikâyet adil yargılanma hakkının koruma alanında görülmemiştir. Karar konu bakımından yetkisizlikle sonuçlanmıştır. Mahkeme, başvurucunun kendi medeni haklarıyla ilgili uyuşmazlığını veya kendisine yöneltilen suç isnadını esas alan korumayla, başkasının cezalandırılması talebini ayırmıştır. [5, §§ 18–27]
Bu sonuç, suçtan zarar görenlerin AYM’ye hiçbir şekilde başvuramayacağı anlamına gelmez. Başvurucunun kendi yaşam hakkı, kötü muamele yasağı veya özel hayatı gibi bir hakkı bakımından devletin koruma ya da soruşturma yükümlülüğü gündeme gelebilir. Doğru hazırlık, dosyadaki sıfatı belirtmenin yanında hangi kişisel hakkın korunmasının istendiğini de açıklar. Onurhan Solmaz kararını bütün mağdur başvurularını dışlayan bir kurala dönüştürmek isabetli olmaz.
Zaman bakımından yetki de ayrıca incelenir. 6216 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin sekizinci fıkrası, 23 Eylül 2012’den sonra kesinleşen nihai işlem ve kararları esas alır. Olayın başladığı tarih ile şikâyet edilen işlem veya devam eden durumun niteliği birbirinden ayrılmalıdır. Yalnız olayın eski tarihli olması üzerinden değerlendirme yapmak yeterli değildir. [2]
Zaman ve yer bakımından yetkide hangi hatalardan kaçınılmalı?
Geçmişte tamamlanmış bir müdahalenin etkilerinin bugün hissedilmesi ile ihlale yol açan durumun hâlen sürmesi aynı değildir. Örneğin yalnız eski bir nihai karara karşı yıllar sonra olağanüstü yol talebinde bulunulması, ilk uyuşmazlığı kendiliğinden AYM’nin zaman bakımından yetkisine taşımaz. Yeni işlemden kaynaklanan bağımsız bir şikâyet varsa onun konusu ve başvuru yolları ayrıca gösterilmelidir. Rehberin zaman bakımından yetki açıklamaları bu ayrımın somut hak ve işlem üzerinden yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır. [19, s. 65–84]
Yer bakımından yetkide asıl soru yalnız başvurucunun nerede yaşadığı değildir; şikâyet edilen işlem veya ihmalin Türkiye Cumhuriyeti’nin kamu gücüne atfedilip atfedilemediği de incelenir. Yurt dışında yaşamak Türkiye’deki bir kamu gücü işlemine karşı başvuruyu kendiliğinden engellemez. Buna karşılık sırf Türk vatandaşı olunması, yabancı bir devletin işlemini AYM denetimine sokmaz. Başvuruda işlemi yapan makam ve Türkiye’nin sorumluluğunu doğurduğu ileri sürülen somut bağlantı açıklanmalıdır. [2, m. 45] [19, s. 87–90]
Başvuru yollarının tüketilmesi ne anlama gelir?
Bireysel başvuru ikincil bir hak arama yoludur. İhlalin giderilmesi için ilk sorumluluk ilgili idari ve yargısal mercilerdedir. AYM’ye gitmeden önce, somut şikâyeti inceleyip uygun giderim sağlayabilecek ulaşılabilir ve etkili başvuru yollarının usulüne uygun kullanılması gerekir. Bir yolun mevzuatta yazılı bulunması tek başına yeterli olmadığı gibi, olumlu sonuç çıkmayacağına ilişkin kişisel kanaat de o yolu atlamayı haklı kılmaz. [4, §§ 16–17] [6, §§ 26–29]
Etkili bir yolun bulunmadığı veya somut olayda erişilemez olduğu ileri sürülüyorsa, bunun nedenleri ve belgeleri başvuruda gösterilmelidir. “Zaten sonuç değişmez” veya “mahkemeler uzun sürüyor” gibi genel ifadeler yeterli açıklama değildir. Olağan yolun henüz açık olduğu bir aşamada başvurup eksikliği ileride tamamlayacağını varsaymak da güvenilir bir yöntem değildir. Asıl yargılamadan ayrı değerlendirilebilen bir müdahaleye ilişkin şikâyet varsa, hangi kararın o şikâyet bakımından nihai olduğu ayrıca belirlenir. [4, §§ 16–21] [6, §§ 26–29]
Şekli tüketme ile şikâyetin özü itibarıyla ileri sürülmesi
İstinaf veya temyiz dilekçesi vermiş olmak, her ihlal iddiası için tüketme koşulunun sağlandığını göstermez. Başvurucunun, daha sonra AYM’ye taşıdığı sorunun özünü yetkili mercilere zamanında sunmuş olması gerekir. Bunun için her dilekçede aynı anayasa maddesinin yazılması şart değildir; önemli olan, hakkı etkileyen olayın ve itirazın ilgili makamın incelemesine elverişli biçimde ileri sürülmesidir. [4, § 17]
Örneğin mahkûmiyet hükmüne karşı yalnız cezanın fazla olduğu belirtilmişse, sonradan ileri sürülen belirleyici savunma tanığının dinlenmemesi şikâyeti ayrıca araştırılmalıdır. Tanığın kim olduğu, hangi olguyu aydınlatacağı, dinlenmesi talebinin ne zaman yapıldığı ve ret kararının kanun yolu incelemesine taşınıp taşınmadığı gösterilmelidir. İhlalin ancak nihai kararla ortaya çıktığı durumlarda ise daha önce ileri sürme imkânı bulunup bulunmadığı ayrıca açıklanır.
Dilekçede kullanılabilecek pratik yöntem, her ihlal başlığının altında kısa bir usul geçmişi vermektir: ilk talep, ret veya cevapsızlık, ilgili kanun yolu dilekçesi ve son karar. Her aşama bir belge numarasına bağlandığında, Mahkeme şikâyetin ne zaman ve nasıl ileri sürüldüğünü takip edebilir. Bu yöntem aynı zamanda unutulan bir başvuru aşamasının son gün beklenmeden fark edilmesini sağlar.
Ayşe Zıraman kararı hangi sınırlar içinde kullanılmalı?
Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013 kararında, başvurucuların hukuk davasındaki karar düzeltme talebi henüz sonuçlanmamıştı. AYM, olayda uygulanmakta olan usul hükümleri ve yapılmış başvurunun durumu nedeniyle yolların tüketilmediğine karar verdi. [4, §§ 18–21]
Kararın kalıcı önemi ikincillik ve usule uygun başvuru yükümlülüğüdür. Buradan, günümüzde bütün hukuk veya ceza dosyalarında mutlaka karar düzeltme istenmesi gerektiği sonucu çıkarılamaz. Somut dosyada hangi kanun yolunun açık olduğu, karar tarihi ve geçiş hükümleri üzerinden belirlenmelidir. Karardaki tarihsel usul sisteminin güncel sisteme doğrudan taşınması yanlış bir başvuru takvimine yol açabilir.
Ceza dosyasında her şikâyetin başvuru yolu aynı mıdır?
Bir ceza dosyasındaki bütün şikâyetleri mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesine bağlamak doğru değildir. Hükmün kuruluşuna ilişkin savunma şikâyeti, tutukluluğa ilişkin bir itiraz ve yargılamanın uzunluğuna ilişkin tazminat talebi farklı yollar gerektirebilir. Bu nedenle önce şikâyet edilen müdahale ve istenen giderim belirlenmeli, ardından o müdahaleye ilişkin yol ve süre incelenmelidir.
| Şikâyetin konusu | Önce incelenecek başvuru yolu | Dosyada görünür olması gereken kayıt |
|---|---|---|
| Mahkûmiyete etkili savunma veya gerekçe eksikliği | Hükme karşı somut dosyada açık olağan kanun yolları | Savunma talebi, tutanak, gerekçeli karar, istinaf/temyiz dilekçesi |
| Yargılamanın makul sürede bitirilmemesi | 6384 sayılı Kanun kapsamında Tazminat Komisyonu ve ilgili itiraz yolu | Süreç çizelgesi, Komisyon kararı, tebliğ ve itiraz kararı |
| Koruma tedbiri nedeniyle tazminat | İstemin dayanağına göre CMK ve 6384 sayılı Kanun’daki görev ayrımı | Tedbir kararları, kesinleşme/tebliğ kayıtları, tazminat başvurusu |
| Devam eden özgürlük kısıtlaması | Tedbirin niteliğine göre açık itiraz ve giderim yolları ayrıca değerlendirilir | Tedbir ve itiraz kararları, tarih ve gerekçeler |
Koruma tedbirleri konusunda özellikle görev ayrımı gözden kaçırılmamalıdır. 7499 sayılı Kanun’la yapılan düzenleme, CMK’nin 141. maddesinin birinci fıkrasının (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemleri Tazminat Komisyonu sistemine bağlamıştır. Diğer istemlerde ağır ceza mahkemesinin görevi ve geçiş hükümleri ayrıca incelenir. Her tutukluluk şikâyetinin otomatik olarak Komisyona götürüleceği söylenemez. Devam eden kısıtlamanın sona erdirilmesi ile geçmiş tedbir nedeniyle tazminat istenmesi farklı amaçlardır. [14, m. 2, 5/B] [15, m. 12–13, 22]
Olağanüstü kanun yolu talebi beklenmeli mi?
CMK’nin 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından itiraz yetkisinin kullanılmasını istemek, kural olarak bireysel başvurudan önce tüketilmesi gereken olağan bir yol değildir. Bu talebin yapılması, kendiliğinden yeni bir AYM başvuru süresi doğurmaz. Talebin reddini bekleyerek olağan nihai karara ilişkin sürenin geçirilmesi ciddi bir usul riski yaratır. [12, §§ 44–45]
Bununla birlikte Ali Önal [GK], B. No: 2015/11798, 25/5/2017 kararında, Başsavcılığın gerçekten itiraz yetkisini kullanarak dosyayı yeniden incelemeye açması farklı değerlendirilmiştir. Sadece başvurucunun istemde bulunması ile yetkili makamın itiraz yolunu işletmesi aynı değildir. Karardan alınacak pratik ders, olağanüstü başvuru dilekçesinin varlığına değil, dosyada hangi işlemin gerçekleştiğine bakılmasıdır. [12]
Makul süre şikâyetinde Tazminat Komisyonu nasıl değerlendirilir?
12 Mart 2024’te yürürlüğe giren düzenleme ile 6384 sayılı Kanun’a eklenen 5/A maddesi, ceza soruşturması ve kovuşturması ile özel hukuk ve idare hukuku yargılamalarının makul sürede sonuçlanmadığı iddiasına dayalı manevi tazminat istemleri için sürekli bir başvuru yolu oluşturmuştur. Müracaat süreç devam ederken veya kesin kararla sonuçlandığının öğrenilmesinden itibaren en geç bir ay içinde yapılabilir. Buradaki “bir ay”, AYM’ye bireysel başvurudaki “otuz gün” ile aynı süre birimi olarak kullanılmamalıdır. [14, m. 2/3-a, 5/A]
Komisyon kararına karşı tebliğden itibaren on beş gün içinde, Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir. Giderilmediği ileri sürülen anayasal şikâyet bakımından, Komisyon ve ilgili yargısal yol tüketildikten sonra AYM’ye başvuru gündeme gelebilir. Kesinlik, koşulları varsa anayasal denetim imkânının ortadan kalktığı anlamına gelmez. [14, m. 7/4] [6, §§ 38–40]
Sürekli yol ile geçiş hükümlerini ayırmak gerekir
Veysi Ado [GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023 kararı, 9 Mart 2023 itibarıyla AYM önünde derdest başvurulara ilişkin geçiş düzenlemesi bağlamındadır. Ahmet Kartalkuş, B. No: 2019/39635, 19/3/2024 kararı ise 2024’te oluşturulan yolu ve o tarihte AYM’de bekleyen başvuruların durumunu değerlendirmiştir. İki karar aynı gelişim çizgisindedir; ancak dayandıkları başvuru grupları ve kanun düzenlemeleri birebir aynı değildir. [7] [6]
Geçici 3. madde kapsamına giren belirli eski başvurular için öngörülen üç aylık Komisyona müracaat imkânı, yeni bütün başvurular için genel süre değildir. Örneğin 12 Mart 2024 itibarıyla AYM’de incelemesi süren kapsam içi başvurularda, yolların tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliği esas alınır. Düşme kararları ve AİHM’e gitmiş bazı başvurular için maddede ayrıca düzenlemeler vardır. Dosyanın hangi grupta bulunduğu saptanmadan üç aylık süreye dayanılmamalıdır. [14, geçici m. 3]
Güncel uygulama bakımından Bilgin Yelkanat, B. No: 2022/49859, 9/4/2026 kararı da önemlidir. AYM, Ahmet Kartalkuş yaklaşımını izleyerek makul süre şikâyetini başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuş; aynı dosyada mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Karardaki geçiş düzenlemesine ilişkin üç aylık açıklama, 5/A maddesindeki sürekli yolun bir aylık süresini değiştirmez. [8, §§ 27–29 ve hüküm]
İhlal iddiası nasıl gerekçelendirilir?
Başvuru, olay anlatımını anayasal güvenceye bağlamalıdır. “Mahkeme yanlış karar verdi”, “deliller dikkate alınmadı” veya “savunmam kısıtlandı” ifadeleri tek başına hangi işlemin hangi hakkı etkilediğini göstermez. Sorunun somutlaştırılması için ilgili işlem, başvurucunun talebi, mercinin tutumu ve bunun yargılama üzerindeki etkisi anlatılmalıdır. [9, §§ 19–26]
Veli Özdemir: Dosyanın hacmi, iddianın açıklığının yerini tutmaz
Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014 kararında başvurucu, yokluğunda ileri sürülen suçlamaları tartışamadığını savunmuştur. Ancak hangi sanığın hangi isnatta bulunduğunu, bunun mahkûmiyetle ilişkisini ve ilgili itirazların yargılamada ileri sürüldüğünü gösterecek kayıtları yeterli biçimde sunmamıştır. AYM, ihlal iddialarının temellendirilmediği gerekçesiyle başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur. [9, §§ 24–27]
Karar, bütün ceza dosyasının açıklamasız biçimde eklenmesinin yeterli olmadığını gösterir. Okuyucunun hangi tutanağın hangi cümlesinin başvuruyu desteklediğini kendi başına bulması beklenmemelidir. Aynı şekilde bir belgeye ulaşılamıyorsa, belgenin ne olduğu, kimde bulunduğu ve neden elde edilemediği açıklanmalı; gerekli görülmesi hâlinde getirtilmesi istenmelidir. Mahkemenin bilgi ve belge isteme yetkisi, başvurucunun açıklama yükünü bütünüyle ortadan kaldırmaz. [3, m. 59] [9, § 22]
Olay, hak, belge ve talep nasıl birleştirilir?
Aşağıdaki çalışma örneği varsayımsaldır; gerçek bir dosyanın dilekçesi veya kesin ihlal sonucu değildir. Savunmanın, hükme esas alınan dijital belgenin oluşturulma tarihine ilişkin teknik bir rapor sunduğu, raporun belirleyici olduğu iddiasını kanun yollarında da açıkladığı, buna rağmen yeterli yanıt alamadığı varsayılmıştır.
| Başvurunun unsuru | Örnekte yazılacak açıklama | Belge bağlantısı |
|---|---|---|
| Olay | Teknik raporun hangi tarihte, hangi savunmayla sunulduğu | Ek 1: rapor; Ek 2: sunma dilekçesi |
| İhlal iddiası | Kararın sonucuna etkili tarih çelişkisine gerekçede yanıt bulunmadığı | Ek 3: gerekçeli kararın ilgili sayfaları |
| Tüketme | Aynı çelişkinin istinaf ve varsa temyiz aşamasında ileri sürüldüğü | Ek 4–5: kanun yolu dilekçeleri ve kararlar |
| Etki | Tartışılmayan hususun suç isnadının dayandığı zaman veya aidiyet kabulünü neden etkilediği | Hüküm ile raporun ilgili bölümlerinin birlikte açıklanması |
| Talep | İhlalin tespiti; uygun ise yeniden yargılama; gerekçeli ve belgeli giderim istemi | İhlalin giderilmesi için gereken işlem ve varsa zarar belgeleri |
Bu yapı mekanik bir şablon gibi kullanılmamalıdır. Örneğin gerekçeli kararda rapora gerçekten cevap verilmişse “hiç değerlendirilmedi” denilemez; verilen cevabın neden yetersiz olduğu açıklanır. Rapordaki çelişki hükmün sonucuna etkili değilse, yalnız teknik bir farklılık bulunması anayasal ihlal için yeterli olmayabilir. Dosyanın başvuruya elverişliliği, lehte ve aleyhte gerekçeler birlikte okunarak değerlendirilmelidir.
Kanun yolu şikâyeti ile anayasal ihlal arasındaki sınır
AYM, derece mahkemelerinin delil değerlendirmesini her yönüyle yeniden yapan bir temyiz mercii değildir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların bireysel başvuruda incelenemeyeceğini belirtir. Bununla birlikte delile erişim, savunmayı sunabilme, iddia makamıyla usuli denge ve belirleyici savunmalara gerekçeli yanıt verilmesi gibi güvenceler anayasal denetimin konusudur. [1] [10, §§ 31–39, 78–80]
Bu ayrım, başvurudaki talebi de belirler. AYM’den yalnızca aynı delillere farklı ağırlık vererek beraat kararı oluşturması istenemez. Buna karşılık, belirleyici bir delilin savunmadan saklandığı veya sonuca etkili itirazın incelenmediği ileri sürülebilir. İkinci durumda başvurucu, yargılama sürecindeki somut eksikliği ve bunun hakkı üzerindeki etkisini göstermek zorundadır.
Sencer Başat: Belirleyici savunmaya makul yanıt verilmesi
Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014 kararında AYM, dijital delillerin güvenilirliğine ilişkin rapor ve uzman görüşlerinin değerlendirilmesini incelemiştir. Mahkeme, sonuca etkili savunma delillerinin yeterli gerekçeyle ele alınmamasını gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği bakımından sorunlu bulmuş; ayrıca tanık dinletme taleplerine ilişkin değerlendirme yaparak adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. [10, §§ 55–72, 73–85]
Karar, mahkemelerin her savunmaya aynı ayrıntıyla cevap vermesini gerektirmez. Asıl ölçüt, açık ve somut biçimde ileri sürülen iddianın davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olup olmadığıdır. Başvuruda “gerekçe kısa” demek yerine, yanıtsız bırakılan savunmanın ne olduğu ve neden belirleyici olduğu anlatılmalıdır. Tanık dinletme şikâyetinde de tanığın hangi olguyu açıklayacağı ve dinlenmesinin neden gerekli olduğu gösterilmelidir. [10, §§ 35–39, 77]
Öğretide Bülent Algan, açıkça dayanaktan yoksunluğu yalnız bir biçim incelemesi olarak görmemekte; bu ölçütün başvurunun özüyle ilişkisine dikkat çekmektedir. Bu yaklaşım, formun doldurulması ile anayasal sorunun gerekçelendirilmesinin farklı yükümlülükler olduğunu anlamaya yardımcı olur. Çalışmanın 2014 tarihli olması nedeniyle elektronik başvuru veya güncel Komisyon yolu gibi sonraki gelişmeler bakımından güncel mevzuat ayrıca esas alınmalıdır. [17, s. 250–251]
Açıkça dayanaktan yoksunluk yalnız kanun yolu şikâyeti midir?
Hayır. Rehber, ihlal iddiasının kanıtlanamamasını, yalnız kanun yolunda incelenecek itirazları, açıklanabilir bir hak ihlali sorunu ortaya koymayan karmaşık veya zorlama şikâyetleri ve ihlal bulunmadığının açık olduğu durumları ayrı örnekler olarak ele alır. Dolayısıyla çok sayıda karar ve anayasa maddesi eklenmiş olması tek başına bu engeli aşmaz. Hak, müdahale ve ihlal gerekçesi arasındaki bağ kurulmalıdır. [19, s. 229–232]
Öte yandan delillerin değerlendirilmesine ilişkin her şikâyeti peşinen denetim dışı saymak da doğru değildir. Açık keyfilik veya bariz takdir hatasıyla anayasal güvenceyi etkileyen bir durum ileri sürülüyorsa, bunun somut kararda nerede ve nasıl ortaya çıktığı açıklanmalıdır. “Keyfî karar” nitelemesini tekrar etmek yerine, karardaki kabul ile dosyadaki belirleyici kayıt arasındaki çelişki gösterilir. Sencer Başat kararındaki usuli güvencelere ilişkin değerlendirme de bu somutlaştırmanın neden önemli olduğunu göstermektedir. [10] [19, s. 231–232]
Anayasal ve kişisel önem koşulu nasıl uygulanır?
6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin ikinci fıkrasındaki ölçüt iki unsuru birlikte içerir: Başvurunun anayasal yorum veya temel hakların kapsamı bakımından önem taşımaması ve başvurucunun önemli bir zarara uğramamış olması. Bu iki unsurdan yalnız birini esas alan değerlendirme eksik olur. Açıkça dayanaktan yoksunluk ise aynı hükümde yer alan ayrı bir kabul edilemezlik nedenidir. [2] [11, §§ 55–58]
K.V. [GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016 kararında AYM, başvurunun tahsil işlemleriyle ilgili bölümünü anayasal ve kişisel önemden yoksun bulmuştur. Mahkeme, ileri sürülen maddi etkileri ve başvurucunun kendi koşulları bakımından bunların önemini değerlendirmiştir. Kararda kullanılan tutarlar, bütün sonraki başvurular için sabit bir parasal sınır oluşturmaz. Önemli zarar yalnız para kaybına da indirgenemez. [11, §§ 64–79]
Bu nedenle başvurucu, etkilenmeyi yalnız “mağdur oldum” ifadesiyle bırakmamalıdır. Kaybın geçim koşullarına, mesleğine, özgürlüğüne, aile hayatına veya kişisel durumuna etkisi, ilgili hak ve olayın niteliğine göre açıklanmalıdır. Benzer şekilde anayasal önem, yalnız “emsal olacaktır” denilerek kurulmaz; sorunun yerleşik ilkeler karşısındaki özelliği veya uygulamadaki tekrar eden yönü ortaya konulmalıdır.
Süre, UYAP ve form eksiklikleri bakımından son kontrol
AYM’ye bireysel başvuruda genel süre otuz gündür. Nihai kararın öğrenilmesi ve varsa daha önceki öğrenme kayıtları dikkatle değerlendirilmelidir. UYAP üzerinden gerekçeli nihai karara erişilmiş olması, somut olayda öğrenmenin kanıtı olabilir. Hüseyin Aşkan kararında da UYAP kaydı bu yönden değerlendirilmiştir. Bu nedenle yalnız sonraki tebligat tarihine dayanarak daha önceki öğrenmeyi yok saymak güvenli değildir. Haklı mazerette, mazeretin kalkmasından itibaren on beş günlük başvuru imkânı ve belgelendirme koşulları ayrıca incelenir. [2, m. 47/5] [3, m. 64] [13]
1 Ekim 2025’ten itibaren avukatlar UYAP Avukat Portalı üzerinden elektronik bireysel başvuru yapabilmektedir. Bu, başvurunun iletilmesine ilişkin bir kanaldır; tüketme, süre ve gerekçelendirme koşullarını değiştirmez. AYM’nin duyurusu, doğrudan müracaat ile mahkemeler, ceza infaz kurumları ve yurt dışı temsilcilikleri aracılığıyla başvuruyu da belirtmektedir. Elektronik başvuruda gönderimin tamamlandığını gösteren kayıt ve sunulan eklerin okunabilir kopyaları saklanmalıdır. [16]
Başvuru nereye ve nasıl sunulmalıdır?
Fiziksel başvuru, güncel başvuru formu ve gerekli eklerle AYM’ye doğrudan ya da kabul edilen aracı merciler üzerinden yapılır. Başvuru, ihlal kararını vermesi istenen makamın Anayasa Mahkemesi olduğu açıkça gösterilerek düzenlenmelidir; bir mahkemeye teslim edilmesi o mahkemede yeni bir esas davası açılması anlamına gelmez. Teslim tarihini ve evrakın alındığını gösteren kayıt korunmalıdır. Avukatlar bakımından UYAP Avukat Portalındaki bireysel başvuru işlemi tamamlanmalı; yalnız mevcut derece mahkemesi dosyasına evrak yüklemek AYM başvurusu yapılmış kabul edilmemelidir. [2, m. 47] [3, m. 63] [16]
E-posta, faks, CİMER şikâyeti veya internet formunu yalnız doldurup kaydetmek, belirlenmiş başvuru kanalında tamamlanmış bireysel başvuru yerine geçmez. Başvuru formunu elektronik ortamda hazırlamak ile hukuken kabul edilen elektronik sistem üzerinden göndermek farklı işlemlerdir. Yanlış mercie yapılan bir başvurunun kendiliğinden süreyi koruduğu varsayılmamalı; teslim edilen evrakın hangi işlem kapsamında kaydedildiği kontrol edilmelidir. [3, m. 59–63] [16]
Form okunaklı ve özlü olmalı; ekler tarih sırasına göre numaralandırılıp açıklayıcı bir dizi pusulasına bağlanmalıdır. İçtüzüğün 60. maddesine göre formun ekler hariç on sayfayı geçmesi hâlinde olayların özeti ayrıca eklenir. Bu düzenleme, on sayfadan uzun her başvurunun yasak olduğu anlamına gelmez. Kararlar, öğrenme belgeleri, temsile ilişkin belgeler ve her iddianın dayanağı, metindeki açıklamayla eşleştirilmelidir. [3, m. 59–60]
Başvuru harca tabidir. Harç belgesi eklenmeli; ödeme gücü bulunmadığı ileri sürülüyorsa adli yardım talebi mali durumu gösteren belgelerle gerekçelendirilmelidir. Avukatla temsil, tutukluluk veya bir hak ihlali iddiasının varlığı tek başına harçtan muafiyet doğurmaz. Ödeme yapılması da süre veya kabul edilebilirlik eksikliğini ortadan kaldırmaz. Yıllık harç tutarı işlem tarihindeki resmî tarifeden kontrol edilmelidir. [2, m. 47/2] [3, m. 62]
Eksik belge ve mazeret: Mehmet Encu kararı
Formda veya eklerde eksiklik bulunması hâlinde tamamlama için on beş günü geçmeyen süre verilebilir. Bu imkân, açıklanmamış ihlal iddialarını sonradan sınırsız biçimde oluşturma veya kaçırılmış başvuru süresini yeniden başlatma hakkı değildir. İdari ret kararına karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde Komisyona itiraz edilebilir; kabul edilemezlik kararının kesinliği ise farklı bir düzenlemeye dayanır. İdari ret ile kabul edilemezlik aynı karar türü değildir. [2, m. 47/6, 48/4] [3, m. 66] [9, §§ 21–23]
Mehmet Encu ve diğerleri, B. No: 2014/11864, 24/2/2016 kararında, eksikliklerin verilen kesin süreden sonra tamamlanması ve mazeretin de gecikmeli bildirilmesi değerlendirilmiştir. Çoğunluk, sunulan sağlık raporunun işlemi yapmayı engelleyen ağırlıkta bir hastalığı ortaya koymadığını; başvuruda başka avukatların da bulunduğunu belirtmiş ve başvuruyu reddetmiştir. Dolayısıyla her istirahat raporu kendiliğinden geçerli mazeret oluşturmaz. Engel ile yapılamayan işlem arasındaki bağ ve mazeretin ne zaman sona erdiği belgelenmelidir. [24, §§ 31–40]
Karar oyçokluğuyla verilmiştir. Karşıoyda, yaşam hakkına ilişkin ağır iddialar, elde edilebilir belgeler ve iki günlük gecikme karşısında usul kurallarının bu kadar katı uygulanması eleştirilmiştir. Bu karşı görüş, biçim kurallarının hak aramayı orantısız sınırlamaması gerektiği yönündeki tartışmayı gösterir; ancak çoğunluğun somut dosyada verdiği ret sonucunu değiştirmez. Uygulamada mazereti sonradan açıklamaya güvenmek yerine, engelin ortaya çıktığı aşamada belge ve süre takibi yapılmalıdır. [24, karşıoy]
Başvuruyu teslim etmeden önce dosya denetimi
Başvuru öncesinde şu dosya kontrolü yapılabilir:
- Her ihlal iddiası için ilgili kamu gücü işlemi, kişisel etki ve anayasal güvence belirlenmiş mi?
- Şikâyetin yetkili mercilere sunulduğu dilekçe ve kararlar ek numaralarıyla gösterilmiş mi?
- Süre hesabında nihai karar, öğrenme, tebliğ ve elektronik erişim kayıtları birlikte incelenmiş mi?
- İhlal açıklaması ile eklenen belgenin ilgili bölümü arasında açık bir bağlantı var mı?
- Temsil belgesi, harç belgesi veya dayanaklarıyla adli yardım talebi ve gerekli form ekleri mevcut mu?
- Talep edilen giderim, ileri sürülen ihlal ve varsa zararla ilişkilendirilmiş mi?
- Aynı konuda daha önce yapılmış başvurular ve dosyanın sonucunu etkileyen yeni gelişmeler doğru biçimde belirtilmiş mi?
Başvuru sonrasında da dosya takip edilmelidir. Başvurunun değerlendirilmesini etkileyen gelişmelerin veya lehine verilen bir kararın gizlenmesi, davranışın niteliğine göre başvuru hakkının kötüye kullanılması sorununu doğurabilir. İçtüzüğün 83. maddesi istismar edici veya yanıltıcı davranışlara ilişkin yaptırım öngörür. Her eksiklik kötüye kullanım değildir; ancak olguların doğru ve güncel sunulması başvurunun güvenilirliği için zorunludur. [3, m. 59, 83]
İdari ret, kabul edilemezlik ve düşme arasındaki farklar
Bir kararın yalnız “ret” olarak anılması, kullanılabilecek yolun ve kararın anlamının yanlış anlaşılmasına neden olabilir. Kararın hüküm bölümü, gerekçesi ve hangi merci tarafından verildiği birlikte okunmalıdır. Aşağıdaki ayrımlar başvuru takibini doğrudan etkiler. [2, m. 47–51] [3, m. 66, 80, 83]
| Karar veya sorun | İncelemenin konusu | Başvurucu açısından sonuç |
|---|---|---|
| İdari ret | Süre ve şekil yönünden ön incelemedeki, İçtüzük m. 66 kapsamındaki durumlar | Tebliğden itibaren yedi gün içinde Komisyona itiraz mümkündür; bu itiraz kararı kesindir. |
| Kabul edilemezlik | Yetki, yolların tüketilmesi, süre, dayanaksızlık veya önem gibi koşullar | Kabul edilemezlik kararı kesindir; idari rete özgü yedi günlük yol uygulanmaz. |
| Mükerrer başvurunun reddi | Aynı başvurucu, aynı olay ve aynı ihlal iddiaları | Aynı uyuşmazlık için ikinci bir inceleme oluşturulamaz. |
| Kötüye kullanım nedeniyle ret | İncelemeyi yanıltan veya başvuru hakkının amacına açıkça aykırı davranış | Başvurunun reddi yanında ayrıca disiplin para cezası gündeme gelebilir. |
| Düşme | Feragat, takipsiz bırakma, ihlal ve sonuçlarının giderilmesi veya incelemeyi sürdürme nedeninin kalmaması | İnceleme sona erer; anayasal yorum ve insan haklarına saygı gerektiriyorsa devam edilebilir. |
Süre aşımı, kararın verildiği aşamaya göre idari ret veya kabul edilemezlik bağlamında görülebilir. Bu nedenle yalnız gerekçede “süre” sözcüğü bulunmasına bakılarak itiraz yolu belirlenmemelidir. Kesin bir kabul edilemezlik kararına karşı aynı iddialarla yeniden form sunmak da bu kararın olağan itiraz yolu değildir. [2, m. 48/4] [3, m. 66]
Aynı konuda yeniden başvuru: mükerrerlik sorunu
Türkiye İş Bankası A.Ş. (3), B. No: 2015/356, 22/9/2016 kararında, birleştirilen iki başvurunun aynı şube tarafından aynı vergilendirme dönemindeki aynı işlemler ve ihlal iddiaları için yapıldığı belirlenmiştir. AYM, sonraki başvuruyu mükerrerlik nedeniyle reddetmiş; incelemeye alınan diğer başvurularda ise mülkiyet hakkı yönünden ihlal kararı vermiştir. Böylece anayasal şikâyetin esaslı olması, aynı konuda ikinci başvuru açılmasını haklı kılmamıştır. [22, §§ 19–29, 44 ve hüküm]
Başvurunun adını değiştirmek, vekili değiştirmek veya aynı olaylara yeni bir hukuki nitelendirme eklemek, tek başına farklı bir başvuru konusu oluşturmaz. Buna karşılık sonraki bağımsız bir işlem veya yeni yargılama sonunda ortaya çıkan ayrı bir ihlal iddiası varsa bunun önceki başvurudan hangi yönden ayrıldığı açıklanmalıdır. Önceki dosya numarası gizlenmemeli; tekrar ihtimali, gerekirse dosyaların ilişkisini gösteren kısa bir açıklamayla ortaya konulmalıdır. İlk başvurunun yollar tüketilmeden yapılmış olması da sonraki başvurunun koşulları değerlendirilirken karar gerekçesiyle birlikte incelenir. [19, s. 27–29] [22]
Yanıltıcı bilgi ve başvuru hakkının kötüye kullanılması
Mehmet Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015 kararında başvurucu, Yargıtayın tarafların talebi olmadan karar düzeltme incelemesi yaptığını ileri sürmüştür. Dosyada ise karşı tarafın karar düzeltme dilekçesi, bunun başvurucuya tebliği ve başvurucunun verdiği cevap bulunmaktaydı. AYM, iddianın yanıltıcı olduğu sonucuyla başvuruyu kötüye kullanım nedeniyle reddetmiştir. Başvurucu lehine görünen bir anlatım kurmak için aleyhe usul işlemlerini saklamak, ihlal iddiasının bütününü inceleme dışına çıkarabilir. [21, §§ 25–35]
Her yanlış hukuki görüş, eksik belge veya başarısız başvuru kötüye kullanım değildir. Burada belirleyici olan, somut davranışın incelemeyi yanıltması veya başvurunun amacına açıkça aykırı olmasıdır. Meşru eleştiri ile hakaret ve tehdit de birbirinden ayrılmalıdır. Olaylar doğrulanabilir biçimde anlatılmalı; başvurudan sonra verilen tazminat, kaldırılan karar veya yeniden başlayan yargılama gibi önemli gelişmeler bildirilmelidir. [21, §§ 31–34] [3, m. 59/5, 83]
Güncel İçtüzük m. 83 kötüye kullanım hâlinde ret öngörürken, yargılama giderleri dışında 2.000 TL’yi aşmayan disiplin para cezası verilebilmesini de düzenlemektedir. 6216 sayılı Kanun’un 51. maddesi de bu yaptırımı içerir. Para cezası, her ret kararında otomatik doğan bir sonuç değildir. Rehberde aktarılan eski İçtüzük ifadesi ile 6 Kasım 2018 değişikliği sonrasındaki güncel ifade ayrılmalıdır. [2, m. 51] [3, m. 83] [19, s. 15–20]
Başvurudan sonra giderim sağlanırsa: S.Ö. kararı
S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014 kararında, uzun yargılama şikâyetiyle ilgili Tazminat Komisyonunca ihlal tespiti yapılarak tazminata hükmedilmişti. AYM, somut olayda ihlal ve sonuçlarının giderildiğini kabul ederek başvurunun düşmesine karar verdi. Başvurucunun diğer müracaatı ve sonradan verilen tazminat kararını bildirmemesi nedeniyle ayrıca disiplin para cezası uyguladı. Bu karar, düşme ile yanıltıcı bilgiye ilişkin yaptırımın aynı dosyada ayrı meseleler olabileceğini gösterir. [23, §§ 23–30 ve hüküm]
Bir kararın kaldırılması, ödeme yapılması veya tedbirin sona ermesi her dosyada bütün ihlal sonuçlarını gidermiş sayılmaz. Başvurucu, yeni gelişmeyi bildirirken devam eden mağduriyet varsa bunu da somutlaştırmalıdır. AYM, feragat veya giderim gibi bir gelişme bulunmasına rağmen anayasal yorum, temel hakların kapsamı veya insan haklarına saygı gerektiriyorsa incelemeye devam edebilir. Bu nedenle dosyayı sessizce takipsiz bırakmak yerine güncel durum ve devam talebi açıkça sunulmalıdır. [3, m. 80] [19, s. 53–62]
İhlal tespitinden sonra hangi giderim istenebilir?
Talep bölümü, dosyada anlatılan ihlalin nasıl giderilebileceğini göstermelidir. İhlalin tespiti, uygun durumda yeniden yargılama, maddi veya manevi tazminat ve yargılama giderleri birbirinden ayrılarak gerekçelendirilir. Yeniden yargılama talebinde hangi usul eksikliğinin giderilmesi gerektiği; maddi tazminatta ise zarar ile ihlal arasındaki ilişki ve belgeler açıklanmalıdır. [2, m. 50] [6, §§ 43–45]
AYM’nin ihlal kararı otomatik beraat veya belirli tutarda tazminat garantisi vermez. Ahmet Kartalkuş ve Bilgin Yelkanat kararlarında yeniden yargılama yeterli giderim olarak görülmüş ve tazminat talepleri reddedilmiştir. Başvurunun hazırlanmasında istenen sonucun, anayasal ihlalin giderilmesiyle bağlantısı bu nedenle önem taşır. Bireysel başvuru yapılması da tek başına kararın icrasını veya cezanın infazını durdurmaz. [6] [8] [18]
Tedbir istemi, başvurunun kabul edilebilirliği ve esas incelemesinden ayrı gerekçelendirilmelidir. İçtüzüğün 73. maddesinin 5 Ağustos 2025 değişikliği sonrasındaki düzenlemesi, başvurucunun temel haklarına, özellikle yaşamına veya maddi ya da manevi varlığına yönelik ciddi tehlikeyi esas alır. Acil tehlike, yakınlık ve tedbir verilmezse doğabilecek sonuçlar güncel belgelerle gösterilmelidir. Yalnız “infaz durdurulsun” denilmesi veya başvuru numarası alınması kendiliğinden durdurucu etki yaratmaz. [3, m. 73]
Konunun ayrıntıları için AYM kararlarıyla nitelikli haklar yazımıza da bakabilirsiniz.
Sonuç
AYM bireysel başvurusunda kabul edilebilirlik, dilekçenin sonunda kısaca geçilecek bir formalite değildir. Hazırlık, her şikâyet için doğru başvuru yolunun belirlenmesiyle başlamalı; bu yolun zamanında ve usulüne uygun kullanıldığını gösteren kayıtlarla sürdürülmelidir. İhlal iddiasının özü ilgili mercilere sunulmadan veya belirleyici belgeler açıklanmadan yapılan başvurular, esas incelemesine ulaşamayabilir.
Etkili bir başvuru, olayları gereksiz ayrıntıya boğmadan anlatır; anayasal güvenceyi somut sorunla ilişkilendirir; belgeyi ilgili iddianın yanına yerleştirir ve uygun giderimi ister. Başvurunun kalitesini belirleyen, sayfa sayısından çok bu unsurlar arasındaki tutarlılıktır. Özellikle ceza dosyalarında savunma taleplerinin ve bunlara verilen kararların baştan itibaren düzenli kaydedilmesi, sonraki anayasal başvurunun temelini oluşturur.
Başvuru teslim edildikten sonra da aynı özen sürmelidir. Eksiklik yazılarının zamanında yanıtlanması, temsil durumunun izlenmesi, önceki başvuruların açıklanması ve önemli yeni gelişmelerin bildirilmesi, hazırlığın devamıdır. İdari ret, kabul edilemezlik, mükerrerlik, kötüye kullanım ve düşme arasındaki ayrımları bilmek; yanlış itiraz yoluna başvurulmasını ve aynı dosyada yeni usul kayıpları doğmasını önler.
Sıkça Sorulan Sorular
AYM’ye başvurmak için yalnızca kararın kesinleşmesi yeterli mi?
Hayır. Şikâyete ilişkin etkili yolların usulüne uygun tüketilmesi, süre, yetki ve gerekçelendirme koşulları birlikte incelenir. Aynı dosyadaki farklı şikâyetler farklı sonuçlanabilir. Kabul edilebilirlik incelemesi bölümüne bakınız.
İstinaf ve temyiz dilekçesinde anayasa maddesini yazmak şart mı?
Esas olan şikâyetin özünün ilgili mercie sunulmasıdır. Yalnız madde numarası yazılması yeterli olmadığı gibi aynı numaranın bulunmaması da tek başına belirleyici değildir. Başvuru yollarının tüketilmesi bölümünde açıklanmıştır.
Her dosyada karar düzeltme istenmesi gerekir mi?
Hayır. Dosyada açık olan yollar karar tarihi, yargılama türü ve geçiş hükümlerine göre belirlenir. Ayşe Zıraman kararındaki tarihsel usul durumu genelleştirilemez. Ayşe Zıraman kararı bölümüne bakınız.
Başsavcılığa itiraz talebi AYM süresini yeniden başlatır mı?
Salt talep, kural olarak yeni süre doğurmaz. Yetkili makamın itiraz yetkisini gerçekten kullanması ayrıca değerlendirilir. Olağanüstü kanun yolu bölümünde ayrım gösterilmiştir.
Dava sürerken makul süre şikâyeti yapılabilir mi?
6384 sayılı Kanun’un 5/A maddesi uyarınca süreç devam ederken Tazminat Komisyonuna müracaat edilebilir. Bunun doğrudan AYM’ye gitmekle aynı işlem olmadığı gözetilmelidir. Tazminat Komisyonu bölümüne bakınız.
Komisyona başvuru süresi bir ay mı, üç ay mı?
Sürekli yol ile geçiş hükümleri ayrılmalıdır. 5/A maddesinde kesin sonuçlanmanın öğrenilmesinden itibaren bir ay; belirli eski başvurulara ilişkin geçiş düzenlemelerinde üç ay söz konusudur. Sürekli yol ve geçiş hükümleri bölümüne bakınız.
Bütün dava dosyasını eklemek yeterli olur mu?
Belgelerin hangi iddiayı desteklediği de açıklanmalıdır. İlgili sayfa, tutanak ve kararın somut ihlalle ilişkisi gösterilmelidir. Veli Özdemir kararı bu yükümlülüğü örneklemektedir.
Mahkemenin her savunmaya cevap vermemesi ihlal midir?
Her iddiaya ayrıntılı cevap zorunlu değildir. Açık ve somut biçimde ileri sürülen, sonuca etkili savunmanın makul gerekçeyle değerlendirilmesi gerekir. Sencer Başat kararı bölümüne bakınız.
Düşük tutarlı zararlar her zaman kabul edilemez mi?
Hayır. Sabit bir genel parasal sınır yoktur. Anayasal önem ve başvurucunun önemli zarar görüp görmediği birlikte değerlendirilir. Anayasal ve kişisel önem bölümünde açıklanmıştır.
UYAP’tan başvuru yapmak kabul edilebilirliği etkiler mi?
UYAP Avukat Portalı elektronik iletim imkânı sağlar; hukuki koşulları değiştirmez. Başvurunun tamamlanması ve eklerin doğru sunulması ayrıca kontrol edilir. Süre, UYAP ve form bölümüne bakınız.
İdari ret kararına itiraz ile kabul edilemezlik aynı mı?
Hayır. İdari ret için İçtüzükte yedi günlük Komisyona itiraz yolu bulunur. Kabul edilemezlik kararları ise 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesi uyarınca kesindir. Form eksiklikleri bölümüne bakınız.
AYM ihlal kararı verdiğinde mutlaka tazminat ödenir mi?
Hayır. Giderim ihlalin niteliğine göre belirlenir; yeniden yargılama yeterli görülebilir. Tazminat talebi ihlal, zarar ve uygun giderim bağlantısıyla açıklanmalıdır. Giderim talepleri bölümüne bakınız.
Avukatın sağlık raporu her gecikmeyi haklı kılar mı?
Hayır. Rahatsızlığın ilgili işlemi yapmayı neden engellediği, süresi ve sona erme tarihi gösterilmelidir. Mazeretin zamanında ileri sürülmesi de önemlidir. Mehmet Encu kararı çoğunluk ve karşıoyuyla birlikte açıklanmıştır.
Aynı dosya için ikinci kez AYM’ye başvurabilir miyim?
Aynı olay ve ihlal iddialarının yeniden sunulması mükerrerlik nedeniyle ret doğurabilir. Sonraki bağımsız işlem veya ihlal iddiasının önceki başvurudan farkı açıklanmalıdır. Mükerrer başvuru bölümüne bakınız.
Başvurudan sonra kazanılan tazminat AYM’ye bildirilmeli mi?
Evet. Başvurunun değerlendirilmesini etkileyen giderim ve diğer önemli gelişmeler bildirilmelidir. Devam eden mağduriyet varsa ayrıca anlatılır. S.Ö. kararı bu yükümlülüğün sonucunu göstermektedir.
Başvurucunun ölümü her zaman dosyayı sona erdirir mi?
Hayır. Başvurudan önce ve sonra ölüm, yakınların kendi mağduriyetleri ve mirasçıların devamdaki hukuki yararı farklı değerlendirilir. Ölüm ve temsil durumu bildirilmelidir. Temsil ve ölüm bölümüne bakınız.
Kaynakça
[1] Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, özellikle m. 36, 148 ve 153. AYM mevzuat sayfası.
[2] 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, m. 45–51 ve geçici m. 1/8. Resmî metin.
[3] Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü, özellikle m. 59–66, 73, 80 ve 83. Resmî metin.
[4] AYM, Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013. Karar.
[5] AYM, Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013. Karar.
[6] AYM, Ahmet Kartalkuş, B. No: 2019/39635, 19/3/2024. Karar.
[7] AYM, Veysi Ado [GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023. Karar.
[8] AYM, Bilgin Yelkanat, B. No: 2022/49859, 9/4/2026. Karar.
[9] AYM, Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014. Karar.
[10] AYM, Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014. Karar.
[11] AYM, K.V. [GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016. Karar.
[12] AYM, Ali Önal [GK], B. No: 2015/11798, 25/5/2017. Karar.
[13] AYM, Hüseyin Aşkan, B. No: 2017/15649, 21/7/2020. Karar.
[14] 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun, m. 2, 5/A, 5/B, 7 ve geçici m. 2–3. Bakanlığın yayımladığı metin.
[15] 7499 sayılı Kanun, özellikle m. 12–13, 22–32; RG 12/3/2024, sayı 32487. TBMM kabul metni.
[16] AYM, “Bireysel Başvurular UYAP Avukat Portalı Üzerinden Alınmaya Başlandı”, 1/10/2025. Resmî duyuru.
[17] Algan, Bülent (2014), “Bireysel Başvurularda ‘Açıkça Dayanaktan Yoksunluk’ Kriterinin Anayasa Mahkemesi Tarafından Yorumu ve Uygulanması”, AÜHFD, 63(2), s. 247–284; özellikle s. 250–251. DOI ve yayın kaydı.
[18] AYM, Sıkça Sorulan Sorular, bireysel başvuru ve başvurunun icraya etkisine ilişkin açıklamalar. Resmî sayfa.
[19] Anayasa Mahkemesi (2017), Bireysel Başvuru Kabul Edilebilirlik Kriterleri Rehberi, ed. Muharrem İlhan Koç ve Recep Kaplan, Ankara, Haziran 2017; özellikle s. 3–29, 33–37, 53–90, 93–94, 123–170, 175–181, 229–232, 367–370. Rehber.
[20] AYM, Abdurrehman Uray, B. No: 2013/6140, 5/11/2014, §§ 28–39. Karar.
[21] AYM, Mehmet Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, §§ 25–35. Karar.
[22] AYM, Türkiye İş Bankası A.Ş. (3), B. No: 2015/356, 22/9/2016, §§ 19–29, 44 ve hüküm. Karar.
[23] AYM, S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, §§ 23–30 ve hüküm. Karar.
[24] AYM, Mehmet Encu ve diğerleri, B. No: 2014/11864, 24/2/2016, §§ 31–40 ve karşıoy. Karar.