İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Ceza Hukuku ve Ceza Yargılaması

Ev Hapsi ve Adli Kontrol 2026: Güncel Mevzuat, İtiraz, Uygulama ve Tazminat

Ev ortamında koltukta oturan, ayak bileğinde elektronik kelepçe bulunan kişi.
Yazar: Yayın tarihi: Yaklaşık 36 dakika okuma

Kurumsal hukuki inceleme ve kontrol: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Yayımlayan: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Kısa cevap

“Ev hapsi” kanundaki teknik ad değil, CMK 109/3-j’deki konutunu terk etmeme adli kontrol yükümlülüğünün uygulamadaki adıdır. Kişiyi ceza infaz kurumuna koymasa da hareket alanını konutla sınırladığı için Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale sayılır. Bu nedenle yalnızca suçlamanın ağırlığı veya “mevcut delil durumu” gibi kalıp sözler yeterli değildir; kuvvetli suç belirtisi, kaçma ya da delillere/tanıklara müdahale tehlikesi, zorunluluk, daha hafif tedbirlerin neden yetersiz olduğu ve tedbirin ölçülülüğü somutlaştırılmalıdır.

2026 itibarıyla temel usul şöyledir:

  • Adli kontrol kararına karşı genel itiraz süresi, kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. İki haftalık süre, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar için geçerlidir. İnternette hâlen yer alan “yedi gün” bilgisi güncel değildir.
  • Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına yapılan itirazları 1 Ocak 2026’dan itibaren aynı yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler. Eski “bir sonraki sulh ceza hâkimliği” anlatımı bu kararlar bakımından güncelliğini yitirmiştir.
  • İtirazdan ayrı olarak, şüpheli veya sanık CMK 111 uyarınca adli kontrolün kaldırılmasını, daha hafif bir yükümlülükle değiştirilmesini veya geçici muafiyet verilmesini isteyebilir. Hâkim veya mahkeme, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra bu istem hakkında beş gün içinde karar verebilir.
  • Kararda günlük bir saat aralığı gösterilmemişse “konutunu terk etmeme” uygulamada, kaldırılıncaya veya değiştirilinceye kadar günün tamamını kapsar. Denetimli serbestlik müdürlüğü kendiliğinden çalışma izni veya saat aralığı yaratamaz.
  • Buna karşılık hâkimlik veya mahkeme, kararda açıkça yazmak suretiyle yalnızca belirli saatlerde konutta bulunma, iş/okul/tedavi için belirli saatlerde ve güzergahta dışarı çıkma ya da geçici muafiyet düzenleyebilir. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin elektronik izlemeyi “kararda belirtilen zaman dilimi” üzerinden düzenlemesi, saatli uygulamanın teknik ve hukuki olarak mümkün olduğuna ilişkin önemli dayanaklardan biridir; ancak bu, herkese otomatik çalışma izni verildiği anlamına gelmez.
  • Kararın bağlayıcılığı elektronik kelepçenin takılmasına bağlı değildir. Karar kendisine bildirilen kişi, teknik kurulum yapılmadığı gerekçesiyle konuttan çıkmamalı; karar, tefhim/tebliğ ve denetimli serbestlik kayıtlarındaki başlangıç bilgilerini aynı gün kontrol etmelidir.
  • Konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, olası mahkûmiyet cezasından mahsupta bir gün sayılır.
  • Tedbirden sonra kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilirse, 1 Haziran 2024 sonrası kesinleşen kararlar bakımından CMK 141/1-l ve 6384 sayılı Kanun uyarınca Tazminat Komisyonuna maddi ve manevi tazminat başvurusu gündeme gelebilir.
Bu makalenin kapsamı

Kapsam ve kritik uyarı: Bu rehber, Türkiye’de ceza soruşturması ve kovuşturması sırasında CMK 109/3-j uyarınca uygulanan “konutunu terk etmemek” yükümlülüğünü inceler. Süre, görevli merci ve talep stratejisi karar tarihi ile dosyanın evresine göre ayrıca denetlenmelidir. İtiraz, kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.

1. Ev hapsi nedir? Kanundaki adı neden önemlidir?

Günlük dilde “ev hapsi” denilen tedbir, CMK 109/3-j’de “konutunu terk etmemek” şeklinde düzenlenmiş bir adli kontrol yükümlülüğüdür. Bir ceza değildir; soruşturma veya kovuşturma sürerken muhakemenin amacını güvenceye almak için uygulanan geçici bir koruma tedbiridir. Masumiyet karinesi devam eder.

Kanundaki adın kullanılması üç nedenle önemlidir:

  1. Başvurunun doğru hukuki dayanağı CMK 109–112 ve 267–271’dir.
  2. “Ev hapsi” ile kesinleşmiş hapis cezasının konutta infazı birbirine karıştırılmaz.
  3. Elektronik kelepçenin ayrı bir tedbir değil, bu yükümlülüğün denetlenmesinde kullanılabilen bir yöntem olduğu görülür.

1.1. Birbirine karıştırılmaması gereken kurumlar

KurumHukuki aşamaAmaçTemel dayanak
Konutunu terk etmeme adli kontrolüSoruşturma/kovuşturmaKaçmayı veya delillere/kişilere müdahaleyi önlemekCMK 109/3-j
TutuklamaSoruşturma/kovuşturmaAynı muhakeme amaçları için ceza infaz kurumunda özgürlükten yoksun bırakmaCMK 100–108
Cezanın konutta infazıKesinleşmiş mahkûmiyet sonrasıHapis cezasının belirli koşullarda evde çektirilmesi5275 sayılı Kanun
Elektronik izleme/kelepçeÇeşitli evrelerVerilen kararın teknik araçla izlenmesi5402 sayılı Kanun m.15/A ve Yönetmelik
Yurt dışına çıkış yasağıSoruşturma/kovuşturmaÜlke dışına kaçma riskini sınırlandırmakCMK 109/3-a
İmza yükümlülüğüSoruşturma/kovuşturmaBelirli aralıklarla hazır bulunmayı ve takibi sağlamakCMK 109/3-b

Bu ayrım, başvuru yolunu da değiştirir. CMK 109/3-j kapsamındaki şüpheli veya sanık tedbirinde kaldırma ve değiştirme CMK 110–111’e, itiraz ise CMK 267–271’e tabidir. Kesinleşmiş mahkûmiyet sonrasındaki konutta infaz veya infaz aşamasındaki denetimli serbestlik yükümlülüklerinde ise 5275 sayılı Kanun ile 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’ndaki karar ve şikâyet rejimi uygulanır. Aynı “evde bulunma” görüntüsü farklı kanun yolu doğurur; kararın başlığı, verildiği evre ve kanuni dayanağı görülmeden dilekçe türü seçilmemelidir. Konuya ilişkin ayrı bir değerlendirme için konutta, hafta sonu ve gece infaz yazısına göz atılabilir.

2. Ev hapsinin hukuki niteliği: “hafif tedbir” etiketi yeterli değildir

Adli kontrol, tutuklamaya alternatif olduğu için tutuklamadan görece daha hafif kabul edilir. Ancak konutu terk etmeme, diğer adli kontrol türlerinden çok daha yoğundur. Kişinin işe, okula, sağlık kuruluşuna, sosyal yaşama ve aile yükümlülüklerine erişimini doğrudan etkiler.

AYM, Esra Özkan Özakça kararında tedbirin:

  • kişinin fiziksel özgürlük alanını konutla sınırladığını,
  • elektronik izlemeyle uygulanabildiğini,
  • kaldırılıncaya kadar gün boyunca kesintisiz devam edebildiğini,
  • ihlali hâlinde tutuklama sonucuna yol açabildiğini

belirterek müdahaleyi Anayasa’nın 19. maddesindeki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında değerlendirmiştir. AİHM’nin Guzzardi, Mancini, Nikolova (No. 2) ve Buzadji kararları da önlemin adına değil, fiilî yoğunluğuna bakar.

Bu nitelendirme, her ev hapsinin hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez. M.S. kararı, somut kuvvetli belirti, kaçma veya mağdura zarar verme riski ve ölçülülük bulunduğunda tedbirin anayasal olabileceğini gösterir. Doğru soru “Ev hapsi ağır mıdır?” değil; “Bu kişi ve bu dosya yönünden, bu kapsam ve sürede zorunlu mudur?” sorusudur.

3. Karar verilebilmesinin maddi şartları

CMK 109/1, adli kontrolü CMK 100’deki tutuklama nedenlerinin varlığına bağlar. Bu nedenle konutu terk etmeme kararı için aşağıdaki zincirin somut dosyada kurulması gerekir.

3.1. Somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesi/kuvvetli belirti

Kişinin soruşturma dosyasında adının geçmesi, bir şüpheliyle akrabalığı, belirli kişilerle irtibatı, görev unvanı veya soyut değerlendirmeler tek başına yeterli değildir. İsnat edilen fiil ile kişi arasında:

  • yer, zaman ve hareket bağlantısı,
  • kast veya iştirak iddiası,
  • belge, iletişim, tanık anlatımı, görüntü, finans hareketi ya da başka doğrulanabilir olgu,
  • bu olgunun suçun hangi unsurunu gösterdiğine ilişkin açıklama

bulunmalıdır.

AYM’nin Esra Özkan Özakça ve Şahin Alpay (3) kararları, suçlamaya dayanak gösterilen genel olaylarla başvurucunun kişisel eylemi arasındaki bağ kurulmadan ev hapsi uygulanamayacağını vurgular.

3.2. Meşru muhakeme amacı

Kuvvetli suç şüphesinin bulunması tek başına yeterli değildir. Ayrıca aşağıdaki tehlikelerden en az biri somutlaştırılmalıdır:

  • kaçma veya saklanma,
  • delilleri yok etme, gizleme ya da değiştirme,
  • tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı kurma girişimi.

Tuğba Geyik kararının güncel önemi buradadır. AYM, kanuni dayanak ve kuvvetli belirti bulunduğunu kabul ettiği hâlde, kaçma ve delillere müdahale riskleri tartışılmadığı için ihlal sonucuna varmıştır. “Suçun vasıf ve mahiyeti”, “mevcut delil durumu” veya “dosya kapsamı” ifadeleri, kişiye özgü olgu gösterilmediğinde yeterli gerekçe değildir.

3.3. Elverişlilik, gereklilik ve orantılılık

Tedbir:

  • hedeflenen riski azaltmaya elverişli olmalı,
  • aynı sonucu sağlayan daha hafif bir araç yoksa seçilmeli,
  • kişiye ve topluma yüklediği külfet, sağladığı muhakeme yararıyla orantılı olmalıdır.

Hâkimlik veya mahkeme özellikle şu alternatifleri tartışmalıdır:

  • yurt dışına çıkış yasağı,
  • belirli günlerde imza,
  • belirli kişi veya yerlerle temas yasağı,
  • belirli bölgeyi terk etmeme,
  • güvence,
  • elektronik izlemeli fakat saatle sınırlı konutta bulunma,
  • iş, okul, tedavi veya bakım sorumluluğu için açık muafiyet.

Soyut biçimde “diğer tedbirlerin yetersiz kalacağı” yazılması yerine, hangi riskin neden yalnız tam gün ev hapsiyle önlenebileceği açıklanmalıdır.

3.4. Kişisel durumların değerlendirilmesi

Ölçülülük incelemesinde yalnız suç isnadı değil, kişinin:

  • sabit ikametgâhı,
  • düzenli işi ve kamu görevi,
  • geçmişte çağrılara uyumu,
  • sağlık durumu,
  • çocuk, yaşlı veya engelli bakım sorumluluğu,
  • delillere fiilî erişiminin bulunup bulunmaması,
  • soruşturma delillerinin toplanmış olması,
  • tedbir süresince ihlalsiz davranışı

birlikte değerlendirilmelidir. Uzun yıllara yayılan düzenli kamu hizmeti tek başına dokunulmazlık sağlamaz; fakat kaçma riski, sabit yaşam düzeni ve tedbirin işe etkisi yönünden güçlü bir ölçülülük verisidir.

3.5. Ev hapsi hangi suçlarda uygulanabilir?

CMK, konutu terk etmeme tedbiri için kapalı bir suç listesi öngörmez. Tedbir belirli suç adlarına değil, CMK 109/1 yoluyla CMK 100’deki koşullara ve somut ölçülülük değerlendirmesine bağlıdır. CMK 109/2, kanunda tutuklama yasağı bulunan hâllerde de adli kontrol uygulanabilmesini sağlar. Bu nedenle yalnız adli para cezasını gerektiren veya tutuklama yasağı bulunan bir dosyada adli kontrol bütünüyle dışlanmış değildir.

Ancak “her suçta verilebilir” cümlesi tek başına yanıltıcıdır. Her dosyada ayrıca:

  • somut delillere dayanan kuvvetli şüphe,
  • kaçma veya delillere/kişilere müdahale biçimindeki güncel muhakeme riski,
  • ev hapsinin bu riski azaltmaya elverişliliği,
  • daha hafif tedbirlerin neden yetersiz olduğu,
  • kişi üzerindeki yükün izlenen amaçla orantısı

ayrı ayrı incelenmelidir. İsnadın katalog suçlardan birine ilişkin olması da otomatik ev hapsi gerekçesi değildir.

4. Kararı kim verir?

4.1. Soruşturma evresi

CMK 110/1’e göre şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararıyla adli kontrol altına alınabilir. Savcı doğrudan konutu terk etmeme kararı veremez. Uygulamada tutuklama talebiyle sevk edilen şüpheli hakkında, tutuklama yerine adli kontrol kararı verildiği sık görülür.

Kanun metnindeki savcı istemi koşulu ile tutuklama talebini reddeden hâkimin kendiliğinden adli kontrole karar verme pratiği arasında doktrinde tartışma bulunmaktadır. Bu nedenle somut olayda savcının sevk yazısının sonucu, alternatif adli kontrol talebi içerip içermediği ve sorgu tutanağı ayrıca incelenmelidir. Salt genel uygulama, yetki ve usul itirazını gereksiz kılmaz.

4.2. Kovuşturma evresi

İddianamenin kabulünden sonra görevli mahkeme, kovuşturmanın her aşamasında adli kontrolü uygulayabilir, değiştirebilir veya kaldırabilir. Dosya istinaf ya da temyiz aşamasındaysa karar yetkisi, dosyanın bulunduğu görevli yargı merciine göre ayrıca belirlenir.

CMK 109/4 ayrıca, hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve hükme karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuş kişi yönünden, hükmü veren ilk derece mahkemesinin UYAP kayıtlarını inceleyerek adli kontrol kararı verebilmesini öngörür. Bu özel yetki, kanun yolu merciinin genel yetkisini ortadan kaldıran sınırsız bir paralel yetki olarak değil, kanunun tanıdığı somut karar imkânı çerçevesinde uygulanmalıdır. Başvuru yapılırken dosyanın fiziken ve elektronik olarak nerede bulunduğu ile kişinin güncel tutuklama/adli kontrol statüsü kontrol edilmelidir.

4.3. Karar gerekçeli olmalıdır

Anayasa m.141 ve CMK 34 uyarınca hâkim ve mahkeme kararları gerekçeli olmalıdır. Etkili denetime elverişli ve uygulanabilir bir ev hapsi kararında şu hususlar açıkça gösterilmelidir:

  1. isnat edilen somut fiil,
  2. kuvvetli şüpheyi gösteren somut deliller,
  3. kaçma veya delillere/kişilere müdahale riskini gösteren olgular,
  4. daha hafif adli kontrollerin neden yetersiz olduğu,
  5. konut adresi,
  6. varsa başlangıç-bitiş süresi ile günlük zaman aralığı,
  7. izin ve zorunlu ihtiyaç rejimi,
  8. elektronik izlemenin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin karar veya infaz bilgisi,
  9. kanun yolu, süre ve merci

açıkça gösterilmelidir.

5. Kararda saat belirtilmemişse uygulama 7/24 müdür?

Kural olarak evet. Yargı kararı yalnız “CMK 109/3-j uyarınca konutunu terk etmemesine” diyorsa, belirli saatlerde serbestlik tanımıyor demektir. AYM’nin Esra Özkan Özakça kararında da klasik konutu terk etmeme tedbiri, kaldırılıncaya kadar gün boyunca kesintisiz devam eden bir yükümlülük olarak tanımlanmıştır.

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m.56/1-ç, yükümlülüğü “yargı mercii tarafından belirlenen konutu mazereti olmaksızın veya izin almaksızın terk etmemek” biçiminde açıklar. Yönetmelik m.57, müdürlüğün kararın türünü, nasıl ve ne zaman yerine getirileceğini bildirmesini; m.103/3-a ise elektronik izlemenin kararda belirtilen zaman dilimi içinde kişinin konutta bulunup bulunmadığı izlenerek yapılmasını düzenler.

Buradan çıkan sonuçlar şunlardır:

  • Kararda bir zaman dilimi varsa denetim o zaman dilimine göre kurulabilir.
  • Kararda zaman dilimi yoksa denetimli serbestlik müdürlüğü kendiliğinden saat üretemez.
  • Günlük saat gösterilmemesi, CMK 110/A’daki toplam azami süreleri veya dört aylık inceleme zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.
  • Kararda ayrıca bir bitiş tarihi bulunmaması, tedbiri otomatik olarak hükümsüz hâle getirmez; fakat belirsiz ve uzun uygulama ölçülülük denetimini ağırlaştırır.

6. Saatli veya yalnız gece uygulanan ev hapsi mümkün müdür?

Hukuken ve teknik olarak mümkündür; otomatik bir hak değildir. CMK 110/2, yükümlülüklerin kısmen kaldırılmasına, değiştirilmesine ve geçici muafiyete imkân verir. CMK 111, şüpheli veya sanığın bu yönde talepte bulunabileceğini düzenler. Yönetmelik m.103/3-a, evde bulunmanın “kararda belirtilen zaman dilimi” içinde izlenmesini öngörür.

Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde hâkimlik veya mahkeme örneğin:

  • her gün 20.00–06.00 arasında konutu terk etmeme,
  • hafta içi resmî çalışma saatleri ve makul ulaşım süresinde işe gidip gelme,
  • yalnız belirli işyeri, güzergâh ve saatlerle sınırlı çıkış,
  • okul veya sınav saatlerinde muafiyet,
  • düzenli tedavi günlerinde sağlık kuruluşuna gidiş,
  • çocuk/engelli/yaşlı bakım yükümlülüğü için sınırlı izin

kararı verebilir.

Ancak kararın uygulanabilir olması için saatler ve coğrafi sınırlar belirsiz bırakılmamalıdır. “İşe gidebilir” cümlesi yerine şu unsurlar yazılmalıdır:

  • konutun açık adresi,
  • işyerinin/kurumun açık adresi,
  • çalışma günleri ve saatleri,
  • konuttan çıkış ve dönüş için makul ulaşım payı,
  • kullanılacak olağan güzergâh,
  • resmî görev nedeniyle değişen saatlerin nasıl bildirileceği,
  • sağlık acili ve planlı tedavinin usulü,
  • elektronik izleme sisteminin bu saatlere göre ayarlanması,
  • yükümlünün denetimli serbestlik birimine bildirim yükümlülüğü.

Bağlayıcı emsal uyarısı: Kamuya açık yüksek mahkeme kararlarında herkes için uygulanacak belirli bir “20.00–06.00 standardı” yoktur. Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin okul saatleri muafiyetine ilişkin 2021/313 sayılı örneği, hakemli bir çalışmada aktarılan bağlayıcı olmayan bir uygulamadır. Talebin başarısı dosyanın riski, işin niteliği, delillerin durumu ve önerilen denetimin somutluğuna bağlıdır.

7. Denetimli serbestlik müdürlüğünün rolü ve yetkisinin sınırı

Denetimli serbestlik müdürlüğü yargı kararını uygular; kararın kapsamını yeniden belirlemez. Başlıca işlevleri:

  • kararın kaydı ve dosyanın açılması,
  • yükümlünün hak, yükümlülük ve ihlal sonuçları hakkında bilgilendirilmesi,
  • gerekiyorsa elektronik izleme ünitesinin kurulması,
  • uyum ve ihlallerin izlenmesi,
  • izin/nakil talebinin Cumhuriyet başsavcılığı üzerinden yargı merciine iletilmesi,
  • karar sona erdiğinde elektronik cihazların tutanakla sökülmesidir.

Yönetmelik m.43/7 açıkça, adli kontrol altındaki şüpheli veya sanığın izin ya da nakil talebinin ilgili yargı merciine gönderilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına iletileceğini düzenler. Bu nedenle denetimli serbestlik personelinin sözlü değerlendirmesi, hâkimlik kararının yerini tutmaz. Çıkış yapılmadan önce yazılı kararın UYAP ve infaz birimine ulaştığı doğrulanmalıdır.

8. Elektronik kelepçe zorunlu mudur?

Hayır. 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu m.15/A, şüpheli, sanık ve hükümlülerin toplum içinde izlenmesi, gözetimi ve denetiminin elektronik cihazla da yerine getirilebileceğini söyler. Yönetmelik m.57/5 de belirli adli kontrol türlerinin elektronik cihazla izlenebileceğini düzenler. “Uygulanabilir” ifadesi, her ev hapsinde kelepçenin zorunlu olduğu anlamına gelmez.

Elektronik kelepçe:

  • bağımsız bir mahkûmiyet veya ceza değildir,
  • ev hapsinin kapsamını kendiliğinden genişletemez,
  • yargı kararındaki adres ve saatlere göre yapılandırılmalıdır,
  • cihazı sökmek, etkisizleştirmek veya çalışma düzenini bozmak ihlal olarak değerlendirilebilir.

AYM, M.S. kararında elektronik izlemenin kanuni dayanağının bulunduğunu kabul etmiştir. Buna rağmen uygulamanın somut olayda gerekliliği, özel hayat ve kişisel veriler üzerindeki etkisi ile kararın kapsamı ayrıca ölçülü olmalıdır.

8.1. Kararın başlangıcı ve cihaz kullanımında güvenli yaklaşım

Adli kontrol kararının bağlayıcılığı, elektronik izleme ünitesinin fiziksel olarak kurulmasıyla doğan bir sonuç değildir. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m.57/1, tedbirin gereklerinin derhal yerine getirilmesi gerektiğinin yükümlüye açıklanmasını öngörür. Bu nedenle karar kendisine bildirilen kişi, cihaz henüz takılmadı veya denetimli serbestlik müdürlüğünden çağrı gelmedi düşüncesiyle konutu terk etmemelidir. Kararın tefhim/tebliğ tarihi, müdürlük kayıt tarihi ve fiilî denetimin başlangıcı ayrı ayrı belgelenmelidir.

Yönetmelik, tek bir kelepçe markası, radyo frekansı standardı, batarya/şarj yöntemi veya IP su geçirmezlik sınıfı belirlemez. Elektronik izleme kapasitesi ve kullanılan cihazlar zaman içinde değişebilir. Yükümlü bakımından güvenli yol şudur:

  • kurulumda verilen yazılı kullanım ve yasaklar belgesini almak,
  • cihazı usulüne uygun kullanmak, korumak ve çalışır durumda bulundurmak,
  • elektrik, internet, sinyal veya cihaz arızasını gecikmeden izleme merkezi ve müdürlüğe bildirmek,
  • bildirim saati, kayıt numarası, ekran uyarısı, fotoğraf ve servis kaydını saklamak,
  • duş, su teması, şarj, seyahat veya tıbbi cihaz uyumluluğunda yalnız somut cihaz için verilen talimata göre hareket etmek.

Yönetmelik m.42/2 ve m.101/3, cihazı usulüne uygun kullanma, koruma ve çalışır durumda bulundurma yükümlülüğünü düzenler; m.98/5 ile m.99 ise arıza ve ihlal durumlarının kayıt altına alınmasını öngörür. Cihazın kasten tahrip edilmesi ayrıca hukuki veya cezai sonuç doğurabilir; ancak TCK 152 veya 6183 sayılı Kanun’un her cihaz hasarında otomatik uygulanacağı şeklinde genel bir sonuç kurulamaz. Somut fiil, kusur, zarar ve ilgili kanunun unsurları ayrıca değerlendirilmelidir.

9. Sağlık, acil durum, iş, eğitim ve bakım ihtiyaçları

9.1. Planlı ihtiyaçlar

Planlı muayene, ameliyat, tedavi, çalışma, resmî görev, sınav veya bakım ihtiyacı için önceden:

  1. CMK 111 ve 110/2 dayanaklı yazılı talep hazırlanmalı,
  2. tarih, saat, adres ve ulaşım süresi açıkça gösterilmeli,
  3. hastane randevusu, görev yazısı, çalışma belgesi, ders/sınav programı veya bakım raporu eklenmeli,
  4. gerekirse talep denetimli serbestlik müdürlüğü üzerinden başsavcılığa iletilmeli,
  5. yazılı karar gelmeden konut terk edilmemelidir.

9.2. Hayati acil durum

Gerçek ve önceden izin alınamayacak bir sağlık acilinde öncelik yaşam ve beden bütünlüğünün korunmasıdır. Bununla birlikte sonradan “mazeret” değerlendirmesi yapılacağından:

  • 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalı,
  • mümkün olan ilk anda denetimli serbestlik müdürlüğü ve Cumhuriyet başsavcılığı bilgilendirilmeli,
  • ambulans kaydı, hastane kabul belgesi, epikriz ve saat kayıtları saklanmalı,
  • mümkünse müdafi aracılığıyla aynı gün yazılı bildirim yapılmalıdır.

Bu öneri otomatik bir hukuka uygunluk garantisi değildir. Yönetmelik, mazeretsiz ve kasıtlı ihlali esas aldığından acil durumun gerçekliği ve belgelendirilmesi belirleyicidir.

9.3. Çalışma ve kamu görevi

Ev hapsi, tek başına memuriyetten çıkarma veya görevden uzaklaştırma kararı değildir. Ancak 24/7 uygulama fiilen işe devamı engelleyebilir ve ayrı idari sonuçlara yol açabilir. Bu yüzden kamu görevlisi bakımından talebe:

  • hizmet ve görev belgesi,
  • resmî çalışma saatleri,
  • görev yerinin açık adresi,
  • amirlikçe düzenlenmiş devam zorunluluğu yazısı,
  • uzaktan çalışma veya izin seçeneklerinin bulunup bulunmadığı,
  • konut-işyeri güzergâhı ve yol süresi,
  • görevin isnat edilen olayla bağlantısızlığı,
  • görev sırasında delile veya soruşturma kişilerine erişim bulunmadığı

eklenmelidir. Amaç “işim var” demek değil; çalışmanın devamının muhakeme riskini artırmadığını ve saatli tedbirin yeterli olduğunu göstermektir.

9.4. 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma kararıyla ev hapsinin çatışması

Kişinin ev hapsini yerine getirdiği konut hakkında sonradan 6284 sayılı Kanun uyarınca müşterek konuttan uzaklaştırma ve konutun korunan kişiye tahsisi kararı verilmesi mümkündür. Böyle bir durumda kişi iki karardan birini kendi değerlendirmesiyle uygulamama yoluna gidemez. Uzaklaştırma kararına rağmen konutta kalmak da ev hapsi adresinden izinsiz ayrılmak da yeni hukuki riskler doğurabilir.

Güvenli işlem sırası şöyledir:

  1. 6284 sayılı Kanun kararının örneği derhal müdafiye ve denetimli serbestlik müdürlüğüne iletilmeli,
  2. alternatif konutun açık adresi ve bu adreste kalma imkânını gösteren belge hazırlanmalı,
  3. CMK 110/2 ve 111 uyarınca ev hapsi adresinin değiştirilmesi veya tedbirin daha hafif bir adli kontrolle değiştirilmesi istenmeli,
  4. talebin Cumhuriyet başsavcılığı üzerinden görevli yargı merciine gecikmeksizin iletilmesi sağlanmalı,
  5. kolluk, aile mahkemesi kararı, ceza hâkimliği kararı ve denetimli serbestlik uygulaması arasında yazılı koordinasyon kurulmalıdır.

6284 sayılı Kanun m.5/1-b müşterek konuttan uzaklaştırmayı; Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m.43/7 ise adli kontrol altındaki kişinin izin ve nakil talebinin yargı merciine iletilmesini düzenler. Bu çatışmada standart bir “otomatik adres değişikliği” yoktur; yeni adresin yargı kararıyla açıklaştırılması gerekir.

9.5. Tahliye, afet veya zorunlu taşınma nedeniyle adresin kullanılamaması

Kira ilişkisinin sona ermesi, icra yoluyla tahliye, binanın hasar görmesi, afet, sağlık veya güvenlik nedeniyle konutun kullanılamaması kişiye kendiliğinden başka adreste ev hapsi uygulama yetkisi vermez. Durum önceden biliniyorsa tahliye/taşınma tarihinden önce; ani ise mümkün olan ilk anda:

  • tahliye emri, kira sözleşmesinin sona erdiğini gösteren belge, hasar veya sağlık raporu,
  • yeni adresin tapu/kira/muvafakat belgesi,
  • taşınma günü, güzergâhı ve süre planı,
  • elektronik cihazın sökülmesi ve yeni yerde kurulmasına ilişkin koordinasyon talebi

sunulmalıdır. Yönetmelik m.43/1–4 uyarınca adres değişikliği önceden yazılı ve gerekçeli bildirilir; adli kontrolde karar yetkisi ilgili yargı merciindedir. Yeni karar verilinceye kadar mevcut yükümlülüğün sürdüğü kabul edilerek hareket edilmelidir.

9.6. Duruşma, savcılık çağrısı ve cezaevinden konuta geçiş

Mahkeme, savcılık veya kolluk çağrısı, ev hapsinden kendiliğinden çıkış izni anlamına gelmez. Çağrı belgesi müdafi aracılığıyla görevli yargı merciine ve denetimli serbestlik müdürlüğüne iletilerek; tarih, çıkış-dönüş saati, ulaşım süresi ve güzergâhı kapsayan açık bir muafiyet veya sevk düzeni oluşturulmalıdır. Mümkünse SEGBİS veya başka bir uzaktan katılım seçeneği de değerlendirilmelidir.

Tutuklu kişi konutu terk etmeme yükümlülüğüyle salıverilmişse, ceza infaz kurumundan konuta geçişin nasıl yapılacağı tahliye kararında ve ilgili birimlerin talimatında netleştirilmelidir. Yazılı bir serbestlik bulunmadıkça doğrudan belirtilen adrese gidilmeli, zorunlu olmayan duraklardan kaçınılmalı ve varış denetimli serbestlik birimine belgelendirilebilir biçimde bildirilmelidir. Bu, kanunda adı konulmuş ayrı bir “transit infaz” kurumu değil; kararın derhal uygulanması ve yanlış ihlal kaydını önleme bakımından güvenli uygulama yöntemidir.

Kalp pili, insülin pompası, nörostimülatör veya MR incelemesi gibi tıbbi durumlarda da cihazın uygunluğu hakkında genel varsayım kurulamaz. Uzman hekim raporu, yapılacak işlemin teknik gereklilikleri ve kullanılan elektronik izleme ünitesinin üretici/kurum talimatı birlikte değerlendirilerek önceden yazılı koordinasyon sağlanmalıdır. Hayati acilde ise § 9.2’deki bildirim ve belgelendirme adımları uygulanmalıdır.

10. Ev hapsi ne kadar sürer?

CMK 110/A, tüm adli kontroller için üst sınırlar belirler:

Dosyanın görev alanıKural süreZorunlu hâlde uzatma
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerEn çok 2 yılGerekçeyle 1 yıl
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerEn çok 3 yılToplam 3 yıl; kanunda sayılan devlet/terör suçlarında toplam 4 yıl
ÇocuklarYukarıdaki sürelerin yarısıYarı oran uygulanır

Bu süreler, ev hapsinin her somut dosyada bu kadar devam edebileceği anlamına gelmez. Azami süre, ölçülülük süresi değildir. Tedbirin dayanağı bir hafta sonra ortadan kalkmışsa üst sınıra kadar sürdürülmesi hukuka uygun olmaz. Bu başlıkla ilgili ayrıca azami tutukluluk süreleri yazısı incelenebilir.

CMK 110/4 gereğince devam gerekliliği en geç dört aylık aralıklarla:

  • soruşturmada Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimince,
  • kovuşturmada mahkemece kendiliğinden

incelenir. Dört aylık inceleme, şüpheli veya sanığın daha önce kaldırma/değiştirme istemi yapmasına engel değildir.

11. Ev hapsi kararına itiraz: 2026’da süre, merci ve usul

11.1. İtiraz süresi yedi gün değil, iki haftadır

7499 sayılı Kanun’la CMK 268/1’deki “yedi gün” ibaresi “iki hafta” olarak değiştirilmiştir. Yeni süre, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar için uygulanır. Bu nedenle 2026 tarihli bir ev hapsi/adli kontrol kararına karşı itiraz süresi, kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır.

Süre hesabında:

  • öğrenme veya tefhim günü hesaba katılmaz,
  • süre hafta olarak belirlendiğinden son haftada başlangıç gününün adına karşılık gelen günün mesai bitiminde sona erer,
  • son gün resmî tatile rastlarsa süre tatili izleyen ilk iş günü biter,
  • elektronik başvuruda UYAP kaydının zamanında ve doğru dosyaya düşmesi güvence altına alınmalıdır.

CMK 35/2, koruma tedbirlerine ilişkin kararları, hazır bulunmayan ilgiliye tebliğ edilmesi gereken kararlar bakımından istisna tutar. Bu nedenle süre her zaman resmî tebligatla başlamayabilir. Tefhim ve sorgu tutanağı, kollukça bildirim, karar örneğinin teslimi, UYAP’ta kararın görüntülendiği tarih, denetimli serbestlik bildirimi ve elektronik izleme kurulum tutanağı öğrenme tarihinin belirlenmesinde önemlidir. Birden fazla muhtemel tarih varsa, en erken tarih esas alınarak ihtiyatlı davranılmalı ve öğrenme biçimi belgeye bağlanmalıdır.

Kararda kanun yolu, süre, merci veya başvuru şeklinin hiç ya da doğru gösterilmemesi, CMK 34 bakımından hukuka aykırıdır. Kusursuz biçimde süre kaçırılmışsa CMK 40 ve 41 uyarınca eski hâle getirme gündeme gelebilir. Buna güvenilmemeli; itiraz mümkün olan en erken tarihte yapılmalıdır.

11.2. İtiraz nereye verilir?

İtiraz dilekçesi, kararı veren hâkimlik veya mahkemeye verilir. Zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak düzenlettirmek de kanunen mümkündür. Kararı veren merci itirazı yerinde görürse kararını düzeltebilir; görmezse dosyayı en çok üç gün içinde inceleme merciine gönderir.

1 Ocak 2026’dan itibaren önemli değişiklik: Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrol kararlarına yapılan itirazlar, artık kural olarak aynı yerdeki başka bir sulh ceza hâkimliğince değil, sulh ceza hâkimliğinin yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından incelenir. Sulh ceza hâkimliği işlerinin asliye ceza hâkimi tarafından görüldüğü yerlerde itiraz, ağır ceza mahkemesi başkanına yapılır.

Kovuşturma evresinde mahkemenin verdiği adli kontrol kararlarında merci, karar veren mahkemenin türüne ve CMK 268/3’teki sıralamaya göre belirlenir. Bu nedenle başlık hazırlanırken kararın soruşturma mı kovuşturma mı evresinde, hangi yargı mercii tarafından verildiği mutlaka kontrol edilmelidir.

Dilekçenin yanlış kanun yolu merciine verilmesi hâlinde CMK 264, kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılmanın başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağını ve başvurunun görevli ve yetkili mercie gecikmeksizin gönderileceğini düzenler. Bu koruma, süre aşımını, başvurunun belirsizliğini veya dosya/karar numarası hatasını otomatik olarak iyileştirmez. Ev hapsinin her günü sonuç doğurduğundan, doğru merci ve doğru dosyaya baştan sunum esas olmalıdır.

11.3. Kim itiraz edebilir?

Tedbirin muhatabı şüpheli veya sanık bizzat itiraz edebilir. Müdafi, açıkça vazgeçme iradesiyle çelişmediği sürece onun adına kanun yoluna başvurabilir. Kanuni temsilci ve eşin kanun yolu yetkisi CMK 262 çerçevesinde ayrıca değerlendirilir. Uygulamada itirazın müdafi tarafından, karar ve dosya bilgileri açıkça gösterilerek yapılması hak kaybı riskini azaltır.

11.4. İtiraz infazı kendiliğinden durdurur mu?

Hayır. CMK 269 gereğince itiraz, kararın yerine getirilmesini kendiliğinden geri bırakmaz. Ancak:

  • kararı veren merci,
  • itirazı inceleyecek merci

infazın geri bırakılmasına karar verebilir. Bu yüzden dilekçede, özellikle telafisi güç sağlık, çalışma, bakım veya kamu hizmeti sonuçları varsa, CMK 269/2 uyarınca infazın inceleme sonuna kadar geri bırakılması ayrı bir istem olarak gerekçelendirilmelidir. Böyle bir karar verilmeden konutun terk edilmesi ihlal riski taşır.

11.5. İnceleme nasıl yapılır ve karar ne zaman kesinleşir?

İtiraz kural olarak dosya üzerinden incelenir; duruşma yapılması zorunlu değildir. CMK 270 kapsamında gerekli görülürse Cumhuriyet savcısı ve diğer tarafların görüşü alınabilir. CMK 270/2 uyarınca Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir ve üç gün içinde görüş bildirme hakkı tanınır. Aleyhe yeni olgu veya değerlendirme içeren görüş bildirilmeden karar verilmesi, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama bakımından ayrıca tartışılmalıdır.

CMK 271/3, itirazın mümkün olan en kısa sürede karara bağlanmasını öngörür; ancak itiraz incelemesi için herkese uygulanacak sabit bir toplam gün sayısı belirlemez. Kararı veren merciin itirazı yerinde görmediğinde dosyayı en çok üç gün içinde inceleme merciine göndermesi ile inceleme merciinin karar süresi birbirine karıştırılmamalıdır.

İtiraz mercii itirazı yerinde görürse yalnızca bozma kararı vermekle yetinmez; itiraz konusu hakkında da karar verir. CMK 271 uyarınca itiraz üzerine verilen kararlar, kanunda aksi yazılı olmadıkça kesindir. Bu kesinlik:

  • koşullar değiştiğinde CMK 111 uyarınca yeni kaldırma/değiştirme istemini,
  • devam kararlarına karşı yeni itirazı,
  • şartları varsa Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruyu

engellemez.

11.6. İtiraz için kısa işlem sırası

AşamaYapılacak işlemKritik nokta
1Karar ve tefhim/tebliğ kaydını edinmeİki haftalık başlangıç tarihi
2Dosyadaki isnat, delil ve risk gerekçesini ayırmaSoyut şüphe ile somut delili karıştırmama
3Daha hafif tedbirleri belirlemeHer alternatifin neden yeterli olduğunu açıklama
4İtirazı kararı veren mercie sunmaDoğru dosya ve karar numarası
5Gerekirse infazın geri bırakılmasını istemeİtiraz tek başına infazı durdurmaz
6Dosyanın doğru inceleme merciine gönderilmesini izleme2026’da sulh ceza kararı için asliye ceza hâkimi
7Ret hâlinde yeni olguları belgeleyip CMK 111 yolunu değerlendirmeAynı metni tekrarlamak yerine değişikliği gösterme

11.7. Harç, gider ve avukatlık ücreti

Ceza muhakemesindeki adli kontrol itirazı için ayrıca başvuru harcı veya teminat öngörülmemiştir. Dilekçenin sunulması bu nedenle harca bağlanmaz. Buna karşılık:

  • özel müdafi ücreti, avukat ile müvekkil arasındaki sözleşme ve yürürlükteki asgari ücret tarifesi çerçevesindedir,
  • noter, tercüme, sağlık raporu, kayıt örneği ve benzeri belge giderleri doğabilir,
  • itirazın kabulü üzerine karşı taraftan otomatik avukatlık ücreti tahsiline ilişkin genel bir kural yoktur.

Ekonomik durum nedeniyle müdafi yardımından yararlanma ve zorunlu müdafilik koşulları CMK 150 ile baro görevlendirme düzenine göre ayrıca incelenmelidir. Ücret ve görevlendirme bilgisi, başvuru tarihindeki resmî tarife ve baro uygulamasından doğrulanmalıdır.

12. İtiraz ile kaldırma/değiştirme istemi aynı şey değildir

İki yolun amacı yakın görünse de hukuki işlevleri farklıdır:

YolDayanakOdakSüreKarar zamanı
İtirazCMK 111/2, 267–271Verilmiş kararın hukuka uygunluğuÖğrenmeden itibaren iki haftaMerciin iş yüküne göre; kanunda genel kesin gün yoktur
Kaldırma/değiştirme/geçici muafiyetCMK 110/2 ve 111/1Mevcut veya değişen koşullarda tedbirin gerekliliğiTedbir sürdükçe yapılabilirHâkim/mahkeme beş gün içinde karar verebilir
Dört aylık incelemeCMK 110/4Devamın periyodik denetimiEn geç dört ayda birSoruşturma/kovuşturma merciine göre

CMK 111 istemi soruşturmada, Cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra sulh ceza hâkimince; kovuşturmada davaya bakan mahkemece karara bağlanır. CMK 110/2, hâkim veya mahkemeye şu seçenekleri verir:

  • yükümlülüğü tamamen kaldırma,
  • kısmen kaldırma,
  • değiştirme,
  • bazı yükümlülüklere uymaktan geçici olarak muaf tutma.

Bu yapı, kademeli istem kurulmasına elverişlidir:

  1. Öncelikle adli kontrolün tamamen kaldırılması,
  2. bu kabul edilmezse ev hapsinin yurt dışına çıkamama, imza veya belirli kişilerle temas kurmama gibi daha hafif bir yükümlülükle değiştirilmesi,
  3. bu da kabul edilmezse yalnızca belirli gece saatlerinde konutta bulunma yükümlülüğü uygulanması,
  4. en azından çalışma, sağlık, eğitim veya bakım ihtiyacı için belirli gün-saat-güzergâh kapsamında geçici muafiyet verilmesi.

Kademeli istem, her basamak için ayrı gerekçe kurulmadığında etkisini kaybeder. Örneğin “yurt dışına çıkış yasağı yeterlidir” deniyorsa sabit ikamet, pasaport ve seyahat geçmişi, aile ve iş bağları ile kaçma riskinin neden bulunmadığı somutlaştırılmalıdır. “Gece uygulaması yeterlidir” deniyorsa gündüz çalışma saatleri, güzergâh, işyerinde delile erişim bulunmadığı ve gece saatlerinin hangi riski nasıl kontrol ettiği açıklanmalıdır.

13. Etkili dilekçe nasıl kurulmalıdır?

Başarılı bir başvuru, yalnızca kişinin mağduriyetini anlatmaz; isnat–delil–risk–tedbir bağını sınar.

13.1. Dört sütunlu hukuki test

SoruDilekçede gösterilecek husus
Somut isnat nedir?Kişiye atfedilen fiil, tarih, yer, işlem ve rol
Kuvvetli şüpheyi hangi somut delil destekliyor?Delilin kişiyle bağlantısı; yalnızca başka kişiler veya genel olay anlatımı olup olmadığı
Hangi muhakeme riski var?Kaçma, delil karartma veya tanık/mağdur üzerinde baskı ihtimalinin kişiselleştirilmiş olgusu
Neden daha hafif araç yetmez?Yurt dışı yasağı, imza, temas yasağı, saatli uygulama veya geçici iznin yetersizliğine dair somut gerekçe bulunup bulunmadığı

Kişinin mesleği, unvanı veya başka şüphelilerle akrabalığı tek başına suç şüphesi değildir. Fiille bağ kurulmamışsa dilekçe açık biçimde “hangi yetki, hangi işlem, hangi talimat, hangi menfaat, hangi temas?” sorularını sormalıdır. Dosyada yalnızca bilgi veren konumunda bulunması gereken kişinin şüpheli kabul edildiği savunuluyorsa, bu iddia retorikle değil; soru ve cevap tutanaklarında kendisine yöneltilen somut fiilin bulunmadığı, işlem belgelerinde imza/yetki/katkısının olmadığı ve tanık anlatımlarının kişiyi suçlamadığı gösterilerek kurulmalıdır.

13.2. Toplanması yararlı belgeler

  • adli kontrol kararı ve sorgu tutanağı,
  • tutuklamaya sevk yazısı veya savcılık talebi,
  • kolluk ve savcılık ifade tutanakları,
  • mevcutsa kısıtlama kararının kapsamı ve erişilebilen dosya belgeleri,
  • nüfus ve sabit ikamet kayıtları,
  • görev/hizmet belgesi, çalışma saatleri ve işyeri yazısı,
  • kişinin isnat edilen işlemde yetkisinin bulunmadığını gösteren mevzuat, görev dağılımı ve imza yetkisi belgeleri,
  • tapu, banka, iletişim ve kamera kayıtlarından lehine olanlar,
  • delillerin toplandığını veya koruma altına alındığını gösteren el koyma, arama ve inceleme tutanakları,
  • sağlık, bakım veya eğitim ihtiyacını gösteren güncel belgeler,
  • önerilen çalışma izni için adres, saat ve güzergâh çizelgesi,
  • kaçma riskinin bulunmadığını gösteren aile, iş, malvarlığı ve geçmiş çağrılara uyum bilgileri.

Belge kalabalığı yerine her ekin hangi hukuki önermeyi kanıtladığı açıklanmalıdır. Ek listesinde tarih, düzenleyen kurum ve dilekçedeki ilgili paragraf gösterilmesi incelemeyi kolaylaştırır.

13.3. Soruşturma gizliliği ve kısıtlama kararı

CMK 153 uyarınca müdafi kural olarak soruşturma dosyasını inceleyebilir ve örnek alabilir. Kanunda sayılan suçlarda, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürecekse hâkim kararıyla bu yetki kısıtlanabilir. Ancak şüphelinin ifade tutanağı, bilirkişi raporları ve müdafiin hazır bulunmaya yetkili olduğu işlemlere ilişkin tutanaklar kısıtlamanın dışında kalır.

Kısıtlı dosyada etkili başvuru için:

  1. erişilebilen karar, sevk yazısı, ifade ve sorgu belgeleri üzerinden somut çelişkiler gösterilmeli,
  2. savunmadan saklı kalan delillerin tedbirin dayanağı yapıldığı belirtilmeli,
  3. kısıtlama kalktığında veya yeni belge öğrenildiğinde ek dilekçe sunma hakkı saklı tutulmalı,
  4. en azından tedbirin sürmesi için zorunlu olan isnat ve risk özünün savunmaya bildirilmesi istenmelidir.

Kısıtlama kararı, gerekçesiz ev hapsini meşrulaştırmaz. Yargı mercii, dosyanın gizliliğini korurken kişinin tedbire etkili biçimde karşı çıkabilmesine yetecek bilgiyi sağlamalıdır.

13.4. Sık görülen karşı gerekçeler ve cevap yöntemi

GerekçeYetersiz cevapEtkili cevap yaklaşımı
“Suçun niteliği”“Müvekkil suçsuzdur.”Suçun adı dışında kişiselleştirilmiş kaçma/delil riski gösterilmediğini açıklama
“Deliller henüz toplanmadı”“Deliller toplanmıştır.”Hangi delilin toplandığını, kalan delile kişinin neden erişemeyeceğini belgeyle gösterme
“Kuvvetli şüphe var”Genel inkârHer delilin isnat edilen fiil ve kişiyle bağlantısını ayrı inceleme
“Tedbir ölçülüdür”Sadece iş/aile mağduriyetiAynı amacı sağlayacak daha hafif tedbirleri ve uygulanabilir denetim planını sunma
“Kaçma ihtimali”Sadece sabıkasızlıkSabit ikamet, uzun süreli iş, aile, çağrılara uyum, pasaport ve seyahat davranışını birlikte gösterme

14. Mahkemenin verebileceği kararlar ve sonraki adım

KararSonuçDeğerlendirilecek sonraki işlem
Tam kaldırmaEv hapsi ve belirtilen adli kontrol sona ererYazılı kararın denetimli serbestliğe ulaştığını doğrulama; cihazın sökülmesi
Daha hafif tedbire çevirmeYurt dışı yasağı, imza veya başka yükümlülük başlarYeni yükümlülüğün gün, yer ve sıklığını öğrenme
Kısmi/saatli uygulamaKararda yazan saatlerde konutta bulunmaElektronik izleme planının kararla uyumunu kontrol etme
Geçici muafiyetBelirli gün, saat, amaç ve güzergâhta çıkışİzin belgesini yanında bulundurma; sınırları aşmama
RetMevcut tedbir sürerYeni olgu ve belgelerle CMK 111; periyodik inceleme; şartları varsa bireysel başvuru
Usulden ret/göndermeEsas incelenmeyebilir veya doğru mercie sevk edilirSüreyi ve kayıtları koruyup eksikliği tamamlama

Kararın yalnızca UYAP’a yüklenmesi ile fiilî denetim sistemine yansıması arasında zaman farkı olabilir. Kaldırma veya değişiklik kararı öğrenilmiş olsa dahi denetimli serbestlik müdürlüğüyle teyit yapılması, özellikle elektronik kelepçede yanlış ihlal kaydını önler.

15. Yükümlülüğün ihlali ve tutuklama riski

CMK 112’ye göre adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii tutuklama kararı verebilir. Tutuklama otomatik değildir; fakat ciddi bir olasılıktır.

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği uyarınca kasıtlı ve mazeretsiz uymama veya ihlal, ayrıca uyarı yapılmaksızın Cumhuriyet başsavcılığı üzerinden ilgili yargı merciine bildirilir. Yeni karar verilinceye kadar tedbirin infazı devam eder.

Riskli davranışlara örnekler:

  • yazılı izin olmadan konuttan ayrılma,
  • izin verilen saat, güzergâh veya amaç dışına çıkma,
  • elektronik cihazı sökme, kapatma, etkisizleştirme veya kuruluma direnme,
  • adres değişikliğini usulüne uygun bildirmeme,
  • teknik arıza uyarısını görmezden gelme.

Elektrik/internet kesintisi veya cihaz arızası her zaman kişinin kusuru değildir. Buna rağmen olay anında çağrı merkezi ve denetimli serbestlik birimi aranmalı, kayıt numarası alınmalı, fotoğraf/video ve servis kaydı saklanmalıdır. Mazeretin sonradan kabul edileceği varsayılarak sessiz kalınmamalıdır.

16. Tedbirin sona ermesi ve elektronik cihazın sökülmesi

Ev hapsi şu hâllerde sona erebilir:

  • hâkimlik veya mahkemece kaldırılması,
  • başka bir adli kontrolle değiştirilmesi,
  • kovuşturmaya yer olmadığı ya da beraat kararının kesinleşmesiyle tedbir dayanağının ortadan kalkması,
  • azami sürenin dolması,
  • hüküm ve infaz rejimine geçiş nedeniyle yeni hukuki durum oluşması.

Sona erme kararı alınır alınmaz:

  1. kararın kesin örneği veya UYAP çıktısı edinilmeli,
  2. infaz savcılığı/denetimli serbestlik müdürlüğüne ulaşıp ulaşmadığı doğrulanmalı,
  3. elektronik cihaz personel tarafından tutanakla sökülmeli,
  4. başlangıç ve bitiş tarih-saatlerini gösteren kayıtlar saklanmalıdır.

Kişinin cihazı kendisinin sökmesi uygun değildir. Teknik söküm tamamlanıncaya kadar birimin talimatına uyulmalıdır.

17. Ev hapsinde geçen sürenin cezadan mahsubu

CMK 109/6’ya göre konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır. AYM, Burhan Yaz (3) kararında bu 2:1 oranını anayasal bakımdan ölçüsüz bulmamıştır.

Uygulamada:

  • tedbirin başladığı ve bittiği tarih-saat,
  • varsa geçici izin ve saat değişiklikleri,
  • elektronik izleme ve denetimli serbestlik kayıtları,
  • kaldırma kararının fiilen uygulandığı tarih

saklanmalıdır. Yalnız gece saatlerinde uygulanan kısmi tedbirde gün hesabının nasıl yapılacağı karar ve kayıtlarla açıklaştırılmalı; tam gün tedbir için düzenlenmiş mahsup kuralının saatli uygulamaya hangi yöntemle uygulanacağı varsayıma bırakılmamalıdır.

Mahsup, tedbirin baştan hukuka uygun olduğu anlamına gelmez ve haksız tedbir nedeniyle tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Somut hükümde mahsup hesabı ayrıca mahkemeden istenmelidir.

18. Haksız ev hapsi için tazminat yolu

7499 sayılı Kanun’la CMK 141/1’e eklenen (l) bendi, hakkında konutu terk etmeme veya kanunda belirtilen hastaneye yatma adli kontrolü uygulanıp da sonradan kovuşturmaya yer olmadığına ya da beraatine karar verilen kişiye maddi ve manevi zararını Devletten isteme olanağı tanımıştır.

CMK 141/2 uyarınca birinci fıkranın (e), (f) ve (l) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakkı bulunduğunu bildirmeli ve bu hususu karara geçirmelidir. Bildirimin yapılmaması hakkı ortadan kaldırmaz; ancak süre hesabı ve etkili başvuru bakımından bu eksiklik belgelenmelidir. Bildirimin yapılmış olması da tazminatın kendiliğinden ödeneceği anlamına gelmez.

1 Haziran 2024 sonrasında kesinleşen kararlar bakımından bu başvuruların Tazminat Komisyonu tarafından incelenmesi esastır. 6384 sayılı Kanun m.5/B uyarınca başvuru:

  • kesinleşme kararının tebliğinden itibaren üç ay,
  • her durumda kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl

içinde yapılmalıdır. Yanlış yargı merciine süresinde yapılan başvurunun Komisyona gönderilmesine ilişkin koruyucu düzenleme bulunmakla birlikte, baştan doğru merci ve usul izlenmelidir.

Talepte şu zararlar belgelendirilebilir:

  • ücret, prim, serbest meslek geliri ve iş kaybı,
  • sağlık ve bakım giderleri,
  • ulaşım/tedavi düzeninin bozulmasından doğan giderler,
  • mesleki ve sosyal yaşam üzerindeki etkiler,
  • özgürlük kısıtlamasının süresi ve yoğunluğuna bağlı manevi zarar.

Kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat, her kalem bakımından otomatik ve istenen miktarda tazminat garantisi vermez. Zarar, nedensellik, süre ve belgeler ayrı ayrı incelenir. Mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı gibi farklı sonuçlarda uygulanacak yol somut kararın niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Tarihsel not: AYM’nin E.Y. kararında tespit ettiği etkili tazminat yolu eksikliği, 7499 sayılı Kanun öncesindeki hukuk durumu içindir. Güncel başvuruda yeni CMK 141/1-l ve Tazminat Komisyonu düzenlemesi dikkate alınmadan eski kararın sonucu doğrudan aktarılamaz.

19. Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvurusu

19.1. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

Ev hapsi kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ediyorsa, etkili olağan başvuru yolları tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru değerlendirilebilir. Genel kural, nihai kararın öğrenilmesinden itibaren 30 gündür.

Başvuru dosyasında:

  • tedbir kararları ve itiraz sonuçları,
  • tebliğ/öğrenme tarihleri,
  • her aşamada ileri sürülen anayasal şikâyetler,
  • somut isnat ve muhakeme riskinin bulunmadığına ilişkin belgeler,
  • tedbirin aile, sağlık, iş ve özel yaşama etkisini gösteren kayıtlar

yer almalıdır. Bireysel başvuru, ev hapsini kendiliğinden durdurmaz. Tedbir kararı ancak yaşam veya maddi/manevi bütünlük bakımından ağır ve yakın risk gibi istisnai koşullarda ayrıca tedbir istemine konu edilebilir.

AYM’nin güncel ölçütleri şunlardır:

  1. kanuni dayanak,
  2. suç işlendiğine ilişkin kuvvetli belirti,
  3. kaçma veya delillere etki gibi meşru amaç,
  4. ev hapsinin gerekli ve daha hafif araçlara göre ölçülü olması,
  5. devam kararlarında güncel ve kişiselleştirilmiş gerekçe.

Tuğba Geyik kararında AYM, sosyal medya paylaşımlarına ilişkin kanuni dayanak ve kuvvetli belirti bulunduğunu kabul etmiş; buna rağmen kaçma veya delillere müdahale riskinin somutlaştırılmaması ve genel gerekçelerle tedbirin sürdürülmesi nedeniyle ihlal kararı vermiştir. Bu karar, “şüphe varsa ev hapsi uygulanabilir” yaklaşımının eksik olduğunu gösterir.

19.2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

İç hukuk yolları tüketildikten sonra, nihai iç hukuk kararından itibaren kural olarak dört ay içinde AİHM başvurusu yapılabilir. Tam zamanlı ve yoğun ev hapsi, AİHM içtihadında Sözleşme m.5 kapsamında özgürlükten yoksun bırakma sayılabilir. Buna karşılık yalnız belirli gece saatlerindeki sınırlamanın sınıflandırılması; süre, yoğunluk, sosyal temas ve hareket alanı gibi somut etkenlere bağlıdır.

Guzzardi, Vittorio ve Luigi Mancini, Nikolova (No. 2) ve Buzadji kararları şu ilkeleri öne çıkarır:

  • tedbirin adı değil, fiilî yoğunluğu belirleyicidir,
  • ev hapsi de kişi özgürlüğü güvencelerine tabidir,
  • devam eden kısıtlama için ilgili ve yeterli gerekçeler gerekir,
  • daha hafif tedbirlerin neden yetersiz olduğu incelenmelidir,
  • zaman geçtikçe gerekçelendirme yükü ağırlaşır.

AİHM, ulusal hâkimliğin yerine geçerek delilleri yeniden tartışan olağan bir istinaf mercii değildir. Şikâyetin özü ve ilgili hak ihlali iç hukukta zamanında ileri sürülmelidir.

20. Özel durumlar

Çocuklar

Adli kontrol süreleri çocuklarda yarı oranında uygulanır. Çocuk Koruma Kanunu m.20, CMK 109’daki tedbirlere ek olarak çocuk hakkında:

  • belirlenen çevre sınırları dışına çıkmama,
  • belirli yerlere gidememe veya ancak belirli yerlere gidebilme,
  • belirli kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmama

seçeneklerini öngörür. ÇKK 20/2 uyarınca ancak bu tedbirlerden sonuç alınamaması, sonuç alınamayacağının anlaşılması veya tedbirlere uyulmaması durumunda tutuklama kararı verilebilir. ÇKK 21’e göre on beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında, üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiil nedeniyle tutuklama kararı verilemez.

Bu özel rejim ev hapsini otomatikleştirmez. Eğitim, aile yanında gelişim, çocuğun üstün yararı ve daha hafif çocuk odaklı tedbirlerin yeterliliği öncelikle incelenmelidir.

Ağır hastalık, engellilik ve gebelik

CMK 109/4; ağır hastalık veya engellilik nedeniyle 5275 sayılı Kanun m.16/3 uyarınca ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği tespit edilen şüpheli ile gebe veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş kadın şüpheli hakkında tutuklama yerine adli kontrol kararı verilebilmesine ilişkin özel düzenleme içerir. Bu hüküm otomatik olarak ev hapsi uygulanacağı anlamına gelmez; seçilecek yükümlülük sağlık, bakım ve güvenlik ihtiyaçlarına gerçekten uygun olmalıdır.

Tedavinin sürekliliği, erişilebilirlik, refakat ihtiyacı ve acil risk tıbbi raporlarla gösterilmelidir. Evde bulunmanın sağlık için güvenli olduğu varsayılmamalıdır. Tedavi planı değiştikçe izin veya tedbir değişikliği güncellenmelidir.

Bakım veren kişiler

Çocuk, yaşlı veya engelli yakının bakımını tek başına sağlayan kişinin sorumluluğu; bakım raporu, velayet/vesayet belgesi, alternatif bakımın bulunmadığına ilişkin kayıt ve somut saat planıyla ortaya konulmalıdır.

Sabit konutu bulunmayan kişiler

Ev hapsi belirli bir konut adresi gerektirir. Barınma güvencesizliği, tedbiri fiilen uygulanamaz veya eşitsiz sonuç doğurur hâle getirebilir. Uygun adresin değişmesi hâlinde kendiliğinden taşınılmamalı; adres değişikliği için yargı merciinden karar alınmalıdır.

Kamu görevlileri ve düzenli çalışanlar

Görevle isnat arasında bağ bulunmaması, uzun hizmet süresi, disiplin/soruşturma geçmişi, sabit görev yeri ve kamu hizmetinin aksaması ölçülülük değerlendirmesinde önemlidir. Ancak meslek tek başına imtiyaz yaratmaz; kişinin soruşturmadaki delillere veya diğer kişilere erişimini neden kolaylaştırmadığı da gösterilmelidir.

Yabancılar ve uluslararası hareketlilik

Yabancı vatandaşlık veya yurt dışı bağlantısı tek başına kaçma tehlikesi sonucunu doğurmamalıdır. Türkiye’deki düzenli ikamet, aile, çalışma izni, iş, eğitim, geçmiş giriş-çıkış davranışı ve çağrılara uyum birlikte değerlendirilir. Buna karşılık Türkiye’de kalıcı bağların bulunmaması, çoklu vatandaşlık, fiilî çıkış hazırlığı veya önceki çağrılara uymama somut risk değerlendirmesinde ağırlık taşıyabilir.

Yabancı kişi yönünden karar ve yükümlülükler anlayabildiği dilde açıklanmalı, gerektiğinde tercüman ve konsolosluk bildirim hakları gözetilmelidir. Pasaport teslimi, yurt dışı yasağı veya ikamet adresiyle ilgili idari kayıtlar ev hapsinden ayrı işlemler olabilir; birinin kaldırılması diğerinin kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez. Uluslararası seyahat zorunluluğu varsa geçici izin talebi, sınır geçişi ve geri dönüş planı nedeniyle olağan iş izninden daha ayrıntılı gerekçelendirilmelidir.

21. Yaygın yanlış bilgiler

Yanlış bilgi2026 itibarıyla doğru yaklaşım
“Ev hapsine itiraz süresi 7 gündür.”1 Haziran 2024 sonrası kararlar için iki haftadır.
“İtirazı başka sulh ceza hâkimliği inceler.”1 Ocak 2026’dan itibaren sulh cezanın tutuklama/adli kontrol kararında kural olarak asliye ceza hâkimi inceler.
“İtiraz edince evden çıkılabilir.”İtiraz infazı kendiliğinden durdurmaz.
“Süre yazmayan karar kendiliğinden gece uygulamasıdır.”Saat aralığı yoksa uygulama kural olarak kesintisizdir.
“Denetimli serbestlik iş için sözlü izin verebilir.”İzin veya değişiklik yargı kararını gerektirir; müdürlük talebi iletir ve uygular.
“Her ev hapsinde elektronik kelepçe zorunludur.”Elektronik izleme bir uygulama aracıdır; her dosyada zorunlu değildir.
“Dört ay dolmadan kaldırma istenemez.”CMK 111 istemi tedbir sürerken yapılabilir; dört ay azami periyodik inceleme aralığıdır.
“Beraat edilince tazminat otomatik ödenir.”Süresinde başvuru, zarar ve nedensellik incelemesi gerekir.
“Ev hapsindeki her gün cezadan bir gün düşer.”CMK 109/6’da iki güne bir gün oranı vardır.
“Suç ağırsa somut risk aranmaz.”Kuvvetli belirti, meşru amaç ve ölçülülük ayrı ayrı somutlaştırılmalıdır.
“Ev hapsi adli sicile mahkûmiyet olarak işler.”Adli kontrol mahkûmiyet değildir ve 5352 sayılı Kanun m.4 kapsamındaki adli sicil kaydı değildir; UYAP ve soruşturma/kovuşturma kayıtları ayrı sistemlerdir.
“Konutun bahçesi, garajı veya ortak alanları her zaman serbesttir.”Konut sınırı karar, bildirilen adres ve varsa elektronik izleme haritasına göre belirlenir; belirsizlik yazılı olarak giderilmeden varsayımla hareket edilmemelidir.
“Suçun adı ev hapsi için yeterlidir.”Kapalı suç listesi yoktur; fakat kuvvetli şüphe, somut risk, gereklilik ve orantılılık her kişi yönünden ayrıca gösterilmelidir.

22. Uygulama takvimi

ZamanYapılacaklar
Kararın verildiği günKarar metni, adres/saat, elektronik izleme ve tebliğ kaydı kontrol edilir.
İlk 24 saatDenetimli serbestlik talimatları öğrenilir; açık hata varsa yazılı kayıt oluşturulur.
İlk günlerİsnat–delil–risk–alternatif tedbir analizi ve ekler hazırlanır.
İki hafta dolmadanİtiraz kararı veren mercie sunulur; gerekliyse infazın geri bırakılması istenir.
Tedbir devam ederkenYeni olgu, çalışma/sağlık ihtiyacı veya delillerin toplanması hâlinde CMK 111 istemi yapılır.
En geç dört ayda birDevam gerekliliğinin CMK 110/4 uyarınca incelenmesi izlenir.
Her izin/değişiklikteYazılı kararın denetim sistemine işlendiği doğrulanır.
Tedbir sona erinceCihaz söküm tutanağı ve başlangıç-bitiş kayıtları alınır.
KYOK/beraat kesinleşinceTazminat süreleri ve Tazminat Komisyonu başvurusu değerlendirilir.

23. Sık sorulan sorular

Ev hapsi bir ceza mıdır?

Mahkûmiyet cezası değil, ceza muhakemesi koruma tedbiridir. Bununla birlikte kişi özgürlüğünü çok ağır biçimde sınırlar ve AYM/AİHM güvencelerine tabidir.

Kararda bitiş tarihi yoksa karar geçersiz midir?

Tek başına bu nedenle geçersiz sayılmaz. Tedbir kaldırılıncaya, değiştirilinceye veya kanuni azami süre doluncaya kadar sürebilir; devamı en geç dört ayda bir incelenmelidir.

Saat yazmıyorsa işe gidebilir miyim?

Hayır. Açık saat veya izin bulunmadığında konutu terk etmeme kesintisiz uygulanır. İş için hâkimlik veya mahkemeden yazılı değişiklik/muafiyet gerekir.

Mahkeme yalnız gece ev hapsi verebilir mi?

Evet. Mevzuat, kararın belirli zaman dilimi içinde uygulanmasına teknik ve hukuki olarak elverişlidir. Ancak herkes için geçerli standart bir 20.00–06.00 aralığı yoktur; saatler somut kararda yazmalıdır.

Ev hapsine kaç gün içinde itiraz edilir?

2026 tarihli karar için öğrenmeden itibaren iki hafta içinde. İnternetteki yedi günlük açıklamalar güncel değildir.

İtirazı hangi merci inceler?

Soruşturmadaki sulh ceza hâkimliği kararında, 1 Ocak 2026’dan itibaren kural olarak sulh ceza hâkimliğinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi. Özel yer düzeni ve kovuşturma kararlarında CMK 268 ayrıca kontrol edilmelidir.

İtiraz sonuçlanana kadar tedbir durur mu?

Hayır. İnfazın geri bırakılması ayrıca istenebilir ve bu konuda karar gerekir.

İtiraz reddedilirse tekrar başvuru yapılabilir mi?

Koşullar değiştiğinde veya yeni belge ortaya çıktığında CMK 111 uyarınca kaldırma/değiştirme istenebilir. Aynı gerekçeleri belgesiz biçimde tekrarlamak etkili değildir.

Dört aylık inceleme otomatik kaldırma sağlar mı?

Hayır. Bu, devamın zorunlu periyodik denetimidir. Hâkimlik tedbirin sürmesine, değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verebilir.

Denetimli serbestlik müdürlüğü iş izni verebilir mi?

Kendi başına tedbirin kapsamını değiştiremez. İzin talebini başsavcılık üzerinden ilgili yargı merciine iletir; verilen kararı uygular.

Hastane acilinde ne yapılır?

Yaşam ve beden bütünlüğü önceliklidir; 112 aranmalı, ilgili birimler mümkün olan ilk anda bilgilendirilmeli ve tüm sağlık/saat kayıtları saklanmalıdır. Acil durumun sonradan mazeret sayılması otomatik değildir.

Elektronik kelepçe her dosyada takılır mı?

Hayır. Kanun ve Yönetmelik elektronik izlemeye imkân verir; zorunluluk somut uygulamaya bağlıdır.

Cihaz arızası ihlal sayılır mı?

Kişinin kusurundan kaynaklanmayan gerçek arıza otomatik olarak kasıtlı ihlal değildir. Ancak hemen bildirim ve belge gerekir; cihazla oynanmamalıdır.

Adres değiştirilebilir mi?

Yargı kararında belirlenen konut kendiliğinden değiştirilemez. Yeni adres için önceden karar ve uygulama birimiyle koordinasyon gerekir.

Ev hapsi süresi cezadan düşer mi?

Evet. CMK 109/6 uyarınca her iki gün bir gün olarak mahsup edilir.

Beraat eden herkes tazminat alır mı?

CMK 141/1-l tazminat isteme hakkı tanır; fakat süresinde başvuru, zarar ve nedensellik incelenir. Miktar otomatik değildir.

Avukatsız itiraz edilebilir mi?

Şüpheli veya sanık bizzat başvurabilir. Bununla birlikte doğru merci, süre, dosya erişimi ve kademeli istemlerin kurulması teknik olduğundan müdafi yardımı önemli olabilir.

Ev hapsi kamu görevini kendiliğinden sona erdirir mi?

Hayır. Adli kontrol kararı tek başına memuriyetten çıkarma kararı değildir. Ancak işe gidişi engelleyebilir ve kurum mevzuatına göre ayrı idari değerlendirmeler doğabilir.

Elektronik kelepçe takılmadıysa konuttan çıkılabilir mi?

Hayır. Adli kontrol kararının bağlayıcılığı cihazın takılmasına bağlı değildir. Karar ve bildirim kayıtları kontrol edilmeli; yazılı değişiklik veya izin olmadan konut terk edilmemelidir.

Duruşma veya savcılık çağrısı otomatik çıkış izni verir mi?

Hayır. Çağrı belgesiyle birlikte tarih, saat, yol süresi ve güzergâhı kapsayan yazılı muafiyet/sevk düzeni istenmeli; denetimli serbestlik birimi önceden bilgilendirilmelidir.

Ev hapsi adresi hakkında 6284 uzaklaştırma kararı verilirse ne yapılır?

Kararlardan biri kendiliğinden yok sayılmaz. Alternatif adres gösterilerek görevli yargı merciinden ev hapsi adresinin değiştirilmesi veya daha hafif tedbir talep edilmeli; aile mahkemesi, kolluk, savcılık ve denetimli serbestlik arasında yazılı koordinasyon kurulmalıdır.

Ev hapsi hangi suçlarda verilebilir?

Kanunda konutu terk etmeme tedbiri için kapalı bir suç listesi yoktur. Tutuklama yasağı bulunan hâllerde dahi adli kontrol uygulanabilir. Bununla birlikte suçun adı veya katalog suç niteliği yeterli değildir; kuvvetli şüphe, somut muhakeme riski, daha hafif tedbirlerin yetersizliği ve orantılılık her dosyada ayrıca gösterilmelidir.

Ev hapsinde telefon ve internet kullanılabilir mi?

Ev hapsi kararı tek başına telefon veya internet kullanımını yasaklamaz. Ancak ayrıca verilmiş iletişim, belirli kişilerle temas veya elektronik haberleşmeye ilişkin bir tedbir varsa buna uyulmalıdır. Delil karartma veya tanığa baskı niteliğindeki iletişimler, ayrıca yasak yazmasa da yeni koruma tedbirlerine ve ceza sorumluluğuna yol açabilir.

Ev hapsi adli sicil kaydına işler mi?

Ev hapsi bir mahkûmiyet hükmü değildir. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.4 esas olarak kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerini ve maddede sayılan sonuçları kayda bağladığından, ev hapsi “sabıka kaydı” olarak adli sicile işlenmez. Buna karşılık soruşturma/kovuşturma ve tedbir bilgileri UYAP ile adli birimlerin kendi kayıtlarında görülebilir; adli sicil belgesiyle UYAP kaydı aynı şey değildir.

Ev hapsi adli para cezasına çevrilebilir mi?

Hayır. Ev hapsi ceza değil koruma tedbiri olduğundan “paraya çevirme” kurumu uygulanmaz. Koşulları varsa tedbirin tamamen kaldırılması veya yurt dışına çıkış yasağı, imza, temas yasağı ya da saatli uygulama gibi daha hafif bir adli kontrolle değiştirilmesi istenir.

Balkon, bahçe, garaj ve apartman ortak alanları konuta dâhil midir?

Tek bir cevap yoktur. Yargı kararındaki adres, denetimli serbestlik bildirimi ve varsa elektronik izleme sisteminde tanımlanan güvenli alan belirleyicidir. Müstakil bahçe, balkon, bina girişi, otopark ve ortak alanlar hakkında yazılı açıklama alınmadan serbest olduğu varsayılmamalıdır; teknik sınır ile tapusal sınır aynı olmayabilir.

Karar tebliğ edilmediyse itiraz süresi başlamaz mı?

Her zaman değil. Koruma tedbirlerine ilişkin kararlarda CMK 35/2 nedeniyle öğrenme, resmî tebligattan önce tefhim, karar örneğinin teslimi, UYAP görüntüleme kaydı veya denetimli serbestlik bildirimiyle gerçekleşebilir. Bu nedenle en erken muhtemel öğrenme tarihine göre hareket edilmeli ve tarih belgeyle gösterilmelidir.

İtiraz yanlış mahkemeye verilirse ne olur?

CMK 264, kabul edilebilir başvuruda merci veya kanun yolu yanılmasının hakkı ortadan kaldırmamasını ve dilekçenin görevli/yetkili mercie gönderilmesini öngörür. Yine de bu hüküm süre aşımını veya belirsiz başvuruyu otomatik düzeltmez; doğru dosya ve merciye baştan sunmak en güvenli yoldur.

İnfaz aşamasında evde kalma yükümlülüğü aynı “ev hapsi” midir?

Hayır. CMK 109/3-j soruşturma veya kovuşturma sırasında uygulanan adli kontroldür. Kesinleşmiş cezanın konutta infazı ve infaz aşamasındaki denetimli serbestlik yükümlülükleri 5275 sayılı Kanun ve infaz hâkimliği rejimine tabidir. Süre, merci ve kanun yolu buna göre değişir. Konunun ayrıntıları için azami adli kontrol süreleri yazısına bakılabilir.

Konuyla bağlantılı ayrıntılar için tutuklamaya itiraz ve tahliye talebi yazımıza da bakabilirsiniz.

24. Sonuç: 2026 için güvenli hukuki yaklaşım

Ev hapsi, “tutuklamadan hafif” olduğu için otomatik biçimde ölçülü sayılabilecek bir tedbir değildir. Kesintisiz biçimde uygulandığında kişi özgürlüğüne ağır müdahaledir. Hukuka uygunluk; somut fiil ve delil, kişiselleştirilmiş kaçma/delile etki riski, daha hafif tedbirlerin yetersizliği ve güncel gerekçe birlikte gösterildiğinde kurulabilir.

2026’da savunmanın üç ayrı aracı doğru sırada kullanması gerekir: iki haftalık itiraz, koşullar devam ederken CMK 111 kaldırma/değiştirme istemi ve en geç dört ayda bir devam incelemesi. Saatli/gece uygulaması, çalışma veya sağlık için geçici izin ve yurt dışı yasağına çevirme, soyut temenni olarak değil uygulanabilir denetim planıyla sunulmalıdır.

Bu çalışma genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Somut dosyanın suçu, evresi, tebliğ tarihi, kısıtlama kararı ve delil durumu görülmeden süre veya başvuru yolu hakkında kesin işlem yapılmamalıdır.


25. Mevzuat zaman çizelgesi ve güncelleme bilgisi

TarihDüzenlemeBu makaleye etkisi
5 Temmuz 20126352 sayılı KanunCMK 109/3’e konutu terk etmeme yükümlülüğünün eklenmesi
14 Temmuz 20217331 sayılı KanunAdli kontrolde azami süre, dört aylık inceleme ve sulh ceza kararları için dikey itiraz modelinin normatif temeli
12 Mart 20247499 sayılı Kanunİtiraz süresinin iki haftaya çıkarılması; ev hapsi sonrası KYOK/beraat için açık tazminat yolu
1 Haziran 20247499 geçiş hükümleriYeni itiraz sürelerinin bu tarih ve sonrasındaki kararlara; tazminat reformunun belirtilen kesinleşme/başvuru tarihlerine uygulanması
1 Ocak 2026Ertelenmiş dikey itiraz uygulamasının başlamasıSulh ceza hâkimliğinin tutuklama/adli kontrol kararına itirazın asliye ceza mahkemesi hâkimince incelenmesi

Bu çizelge bütün CMK değişikliklerinin listesi değildir; yalnız makalenin sonucunu doğrudan etkileyen dönüm noktalarını gösterir. Yayımlanacağı gün konsolide CMK metni ve yürürlük/geçiş hükümleri yeniden kontrol edilmelidir.

Akademik çalışmada yer verilen Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 2021/313 sorgu sayılı okul saatleri muafiyeti örneği, yayımlanmış bağlayıcı içtihat değildir. Uygulamanın saatli karara elverişli olduğunu gösteren sınırlı bir örnek olarak kullanılabilir; emsal karar gibi sunulmamalıdır.

26. Yazar ve kurumsal yayın bilgisi

Yazar ve hukuk denetimi: Av. Umut Güneş – Kurucu Avukat
Yayıncı: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu
Kurumsal geçmiş: Güneş & Güneş Hukuk Bürosu, 18 Mart 1999 tarihinde Antalya’da Av. Umut Güneş tarafından kurulmuştur. Büro, 1999’dan bu yana Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça dillerinde hukuki hizmet sunmaktadır.
Kurumsal internet sitesi: www.gunesgunes.com
Hukuki güncelleme veya düzeltme bildirimi: info@gunesgunes.com

Bu metin, ceza muhakemesi hukukuna ilişkin mevzuat, yüksek mahkeme kararları ve uygulama sorunları birlikte değerlendirilerek hazırlanmıştır. Makalede herhangi bir sonuç veya başarı vaadinde bulunulmamaktadır.

27. Editoryal güncelleme ve düzeltme politikası

  • Makalenin maddi hukuki sonuçları öncelikle güncel kanun metinleri, yürürlük ve geçiş hükümleri, Adalet Bakanlığı kaynakları ile AYM ve AİHM’in resmî karar veri tabanlarından denetlenmiştir.
  • İnternet yayınları hukuki kaynak olarak değil; kullanıcı sorularını ve güncellik risklerini belirlemek amacıyla incelenmiştir.
  • Metindeki süre, merci, mahsup ve tazminat bilgileri 2 Eylül 2026 tarihi itibarıyla kontrol edilmiştir. Sonraki kanun değişikliklerinde maddi içerik yeniden incelenecektir.
  • Düzeltme gerektiren bir husus bildirilirse resmî kaynak üzerinden yeniden kontrol yapılır; esaslı değişiklikler sürüm ve güncelleme tarihinde gösterilir.
  • Bu yayın genel hukuki bilgilendirme niteliğindedir. Somut dosyanın suçu, evresi, karar tarihi, tefhim/tebliğ biçimi, kısıtlama kararı ve delil durumu görülmeden kesin başvuru yolu veya süre hesabı yapılmamalıdır.

Sürüm: 2.1 – Genişletilmiş nihai web yayın sürümü
Son hukuk kontrolü: 2 Eylül 2026
Olağan yeniden inceleme tarihi: 2 Mart 2027 veya ilk mevzuat/içtihat değişikliği

Kaynakça

  1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu – Mevzuat Bilgi Sistemi — özellikle m.34–35, 40–41, 100, 109–112, 141–142, 153, 264 ve 267–271.
  2. 7499 sayılı Kanun – TBMM kanun sayfası — iki haftalık itiraz süresi ve tazminat değişiklikleri.
  3. 7331 sayılı Kanun – TBMM kanun sayfası — adli kontrol azami süreleri, dört aylık inceleme, mahsup ve CMK 268/3-b değişikliği.
  4. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun – Mevzuat Bilgi Sistemi — m.16/3, denetimli serbestlik ve özel infaz usulleri; CMK ev hapsinden ayrım.
  5. 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu – Mevzuat Bilgi Sistemi — infaz işlemlerine karşı şikâyet ve karar mercii.
  6. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu – Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü — özellikle m.4; adli kontrol ile mahkûmiyet kaydının ayrımı.
  7. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu – Mevzuat Bilgi Sistemi — özellikle m.20–21; çocuklara özgü adli kontrol ve tutuklama yasağı.
  8. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği – Adalet Bakanlığı — m.43, 56, 57 ve 101–103.
  9. Elektronik İzleme – Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü — elektronik izleme sisteminin kurumsal uygulaması.
  10. 1 Ocak 2026 dikey itiraz duyurusu – Adalet Bakanlığı — sulh ceza kararlarına karşı asliye ceza hâkimi incelemesi.
  11. 6284 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği – Adalet Bakanlığı — müşterek konuttan uzaklaştırma tedbiri ve ev hapsi adresiyle olası karar çatışması.
  12. Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği – güncel metin.
  13. Anayasa Mahkemesi, Esra, B. No: 2017/32052, 8.10.2020 — ev hapsinin kişi hürriyeti kapsamında niteliği; §§ 68–76, 83, 85–95.
  14. Anayasa Mahkemesi, Şahin Alpay (3), B. No: 2018/10327 — kuvvetli belirti ve tedbirin zamanı; §§ 51–55.
  15. Anayasa Mahkemesi, M.S., B. No: 2018/25505, 25.2.2021 — elektronik izleme ve ölçülülük; §§ 72, 74, 77, 82–83; ihlal bulunmayan karşı örnek.
  16. Anayasa Mahkemesi, E.Y., B. No: 2018/10482, 14.12.2022 — 7499 öncesi tazminat yoluna ilişkin tarihsel değerlendirme.
  17. Anayasa Mahkemesi, İslam Çapraz, B. No: 2021/16746, 28.2.2024 — meşru amacın somutlaştırılması.
  18. Anayasa Mahkemesi, Burhan Yaz (3), B. No: 2021/7919, 29.5.2024 — 2:1 mahsup oranı; §§ 44–49.
  19. Anayasa Mahkemesi, Tuğba Geyik, B. No: 2024/19895, 6.1.2026 — genel ve kişiselleştirilmemiş risk gerekçesinin yetersizliği; §§ 19–26.
  20. AİHM, Guzzardi/İtalya, B. No: 7367/76, 6.11.1980 — kısıtlamanın niteliğinde derece ve yoğunluk testi; §§ 92–95.
  21. AİHM, Vittorio ve Luigi Mancini/İtalya, B. No: 44955/98, 2.8.2001 — ev hapsinin özgürlükten yoksun bırakma niteliği; § 17.
  22. AİHM, Nikolova/Bulgaristan (No. 2), B. No: 40896/98, 30.9.2004 — ev hapsinin m.5 kapsamında değerlendirilmesi; § 60.
  23. AİHM, Buzadji/Moldova (Büyük Daire), B. No: 23755/07, 5.7.2016 — devam eden özgürlük kısıtlamasında ilgili-yeterli gerekçe ve alternatif tedbirler; §§ 91–104.
  24. Berna Ayşen Yılmaz, “Adli Kontrol Tedbiri Kapsamında Konutunu Terk Etmeme Yükümlülüğü: Ev Hapsi”, Ankara Barosu Dergisi, 80(2), 2022, s.101–187, DOI: 10.30915/abd.1141942.
  25. Hüseyin Turan, ev hapsi/adli kontrol incelemesi, Adalet Dergisi, 2024.

YAZAR

Av. Umut Güneş

Güneş & Güneş Hukuk Bürosu

Görüş veya düzeltme bildirin

Kaynak, tarih, içerik veya bağlantılarla ilgili görüş ve düzeltme önerilerinizi iletebilirsiniz.

Makalenin başlığını ve ilgili bölümü belirtmeniz yeterlidir. Kişisel dosya bilgisi veya belge göndermeyiniz.

GÜNEŞ & GÜNEŞ HUKUK BÜROSU

Büromuzla İletişim ve Görüşme

1999’dan bu yana faaliyet gösteren Antalya merkezli hukuk büromuz, Türkiye bağlantılı hukukî konularda Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça iletişim imkânı sunmaktadır.

Türkiye’de veya yurt dışında bulunmanızdan bağımsız olarak telefon, WhatsApp, e-posta, yüz yüze görüşme veya video konferans yoluyla iletişim kurabilirsiniz.

Görüşme süreci ve gerekli bilgiler

Hukukî durumunuzun değerlendirilmesi, planladığınız işlemin hukukî yönlerinin incelenmesi veya uygulanabilecek başvuru yollarının belirlenmesi için konunun kısa özetini, talebinizi ve tercih ettiğiniz dili paylaşabilirsiniz.

Varsa dosya veya işlem bilgilerini, süre içeren karar, tebligat veya bildirimleri ve bildiğiniz önemli tarihleri belirtmeniz yararlı olur. Hizmet kapsamı, gerekli belgeler ve ücretlendirme ayrıca değerlendirilir.

İlgili hizmet alanları